Çağdaş Avukatlar Grubunun
Ankara Barosu'nun 58. Olağan Genel Kurulu
için çıkardığı son broşürden alınmıştır
|
"En iyi tanıyanların" Kaleminden Demokratik Sol Grup Değerlendirmeleri Demokratik Sol grup hakkında fikir edinmenin en sağlıklı yolu, bizzat başkan adayından, yönetim kurulu adaylarından veya delegasyonundan sormaktan geçiyor. Meslektaşlarımız Av. Vedat Ahsen COŞAR (Başkan Adayı), Av. Tacar ÇAĞLAR (Yönetim Kurulu üyesi Adayı) ve Av. Uğur UZER'in (Delegasyon Adayı) ortak imzalı bazı bildirilerinden alıntılarla öğrenelim... Demokratik Sol Grup kimdir ? Değerlendirme 1: "Laiklik karşıtı dinci akımlar ile terörün ve ekonomideki tıkanmanın karşısında çözümsüz olan, laiklikten, devletçilikten, ekonomide korumadan başka söylemi bulunmayan, "böyle devlet olmaz" diye gürleyerek ortaya çıkmak yerine, liderlik ve iktidar hırsının küçük taktikleri ile vakit geçiren sözde solcu partilerin baromuzdaki irtibat bürosu olan grup..." (Her ne kadar "böyle devlet olmaz diye gürleyerek ortaya çıkmak" lafı hepimizde heyecan yaratsa da kimse üstüne alınmasın, "sözde solcu parti derken" Cumhuriyet Halk Partisi kastediliyor...) Değerlendirme 2: "İki yıldır rutin işlerin dışında yeni ve farklı olarak herhangi bir şey yapmayan, iki yıl önce yapmayı vaad edip de yapamadıkları için şimdi sorumluluğu Parlamentoya, siyasi iktidara, Anayasa Mahkemesi'ne yükleyen Demokratik Sol grup..." Değerlendirme 3: "Ankara Barosu Genel Kurulu'nun iradesini korkuyu propaganda aracı olarak kullanmak, bu bağlamda 'sağ geliyor, anti-laikler geliyor, marjinal sol geliyor' sloganları ile gaspetmek suretiyle kendisini dayatan..." grup, Değerlendirme 4: "...gelir ve servet dağılımındaki aşın eşitsizliğin ve bozukluğun doğrudan emek-sermaye çatışmasın dan çok, bireyi kendisi için var kabul eden koyu devletçilikten doğduğunu görmeden, devletçiliği, yeniliğin ve değişimin yerine statükoyu savunan solun büromuzdaki temsilcileri olan Demokratik Sol..." (Gelir dağılımındaki aşırı eşitsizliğin ve bozukluğun doğrudan emek-sermaye çatışmasından kaynaklandığı "gafleti" Çağdaş Avukatlarda da var ama meslektaşlarımız buradan benzediğimizi tahmin edip iki grup karışmasın diye sona açıkça yazıvermişler. Ellerine sağlık) Alıntılar yukarıda adını saydığımız kıymetli aday meslektaşlarımızın başını çektiği Demokratik Birlik grubunun seçim bildirgelerinden. Yıllar 1994-96. Yine aynı gruptan bir başka meslektaşımızın Sayın Avukat Erden ARISOY'un 2000 yılında, bu grubun kimliğini daha iyi ifade eden "Meslekte Demokratik Birlik" adıyla başkan adayı olduğunu hatırlamakta yarar var. Dönelim; bugünün Demokratik Sol Avukatlar Grubu başkan adayının kaleminden grup analizine; Çağdaş Avukatlar'ın otuz yıllık "muhalefet" metinlerinde dahi tercih edilmeyen bir dille karşı karşıyayız. Gergin ve sert bir dil bu... Meslektaşlarımızı, Demokratik Sol Gruba karşı asabi yorumlar yapmaya mecbur bırakan teorik ve pratik durum ayrı ayrı incelenmeyi hak etmektedir. Pratik durum anlaşılabilir; Demokratik Sol Grup o seçimde meslektaşlarımızı aday göstermemiş... Büyük gaflet. Aday gösterilince bu kadar asabi olmadıklarını biliyoruz çünkü bugün hepsi aday ve gayet güler yüzlü insanlar. Ayrıca yeni broşürlerden takip edebildiğimiz kadarıyla kullandıkları dilde ve belagatte büyük gelişmeler olmuş. Dil zenginleşmiş. Evlerden uzak olsun, önseçimi bugün kaybetmiş olsalardı yeni ve zengin dilleriyle durumu ne şekilde "ifade edeceklerini" hayal bile etmek istemeyiz, Demokratik Sol Grup önseçimleri için diyorlar ki; "...Demokrasiyi sadece yarışmacı bir seçim sisteminden ibaret saydıkları için birkaç hedefleri var; seçimleri kazanmak, istediklerini istedikleri yere getirmek, istemediklerinin önünü kesmek..." Kendileri o zaman "önleri kesilenlerden" olduğu için önseçime bile kızgınlar. Biz gayet anlaşılabilir bulduk. Önlerini kesenler utansın. Teorik Durum ise bir parça daha karışık. "Uzman Gözünden" alıntı yapmaya devam edelim; "Değişimin küresel ideoloji haline geldiği, ülkelerarası savaşın ekonomik platformlara taşındığı dünyada; üretim, rekabet, kalite, piyasa, pazarlama, ticaret, bunlara bağlı olarak avukatlık mesleğinin yeniden yapılandırılması, meslek alanlarının genişletilmesi, şirketleşme vs. gibi kavramlar onlara fazla geliyor. Onun için daha hala sosyal devlet, adil gelir dağılımı, Laikçilik, Atatürkçülük, Adalet devletin; savunma adaletin temelidir, bağımsız baro, özgür savunma vs. gibi içini dolduramadıkları ve içselleştiremedikleri sloganlar ve tabular ile Baro siyaseti yapıyorlar..." Demek ki asabiyetin sadece "pratik" değil teorik sebepleri de var. Bu meslektaşlarımız, Demokratik Sol Grup'un -DAHA HALA- "Laikçilik ve Atatürkçülük" yapmasına, Çağdaş Avukatlar'ın "sosyal devlet, adil gelir dağılımı" falan demesine hatta ikisinin birden "savunma adaletin temelidir, bağımsız baro" gibi perspektiflerine kızgınlar. Bunların hepsi biz gafillerin "tabusu". Meslektaşlarımız da "tabu deviren". Teslim etmek lazım; onların alternatif kavramları kulağa daha şık geliyor; "üretim, rekabet, kalite, piyasa, pazarlama, ticaret, şirketleşme!.." Buna "vizyon" deniyor. İşte Demokratik Sol Grup'ta olmayan şey bu vizyon; "Tarihten biliyoruz ki; her çağda ve her toplumda sanatta olsun siyasette olsun düşleri gerçeklerle, hayalleri yaşamla birleştiren insanlar ve liderler çıkmıştır. Ama onlar insanlara önce, örgütlenme enerjisi, pozitif hedefler, mücadele isteği ve coşkusu vermişlerdir. Siyaset dilinde buna vizyon diyorlar. İşte o yok..." Anlıyoruz ki; Demokratik Sol Grubun 2004 ön seçimleri tarihsel değere sahip. Nihayet "düşleri gerçeklerle" birleştiren "LİDER" (önseçimde önü kesilmeden) çıkmış. Tabuları devirecek. Ama sıkıntı bitmiyor. Broşürden okumaya devam edelim; "İşte böyle bir Türkiye'de, siyasi iktidarla tek farklılığı seçim hükümeti olan göstermelik muhalefetin Büromuzdaki uzantılarının (bu uzantılar her halde Demokratik Sol; çünkü bizi hemen peşinden ayrıca takdis etmiş) ve bir de artık iyice marjinalleşen ve grup olmaktan çıkıp abideleşen Çağdaş Avukatlar Grubu'nun seçim için yarışacakları bir genel kurula hazırlanıyoruz" Haydi bakalım. Lideri bulduk, kazasız belasız ön seçimden çıkardık, ama dert bitmedi. "Göstermelik muhalefetin barodaki uzantıları" (CHP'nin hala muhalefette olması sadece kötü bir tesadüf) ve "Abide" grup Çağdaş Avukatlar beklenen "vizyonu" gerçekleştirmenin önüne dikildiler. Ya da daha doğrusu, o vakit dikilmişlerdi herhalde bugün de dikilirler. En azından, ister "Abide" deyin ister "ANIT"; Çağdaş Avukatların 2004 genel kurulunda da her türlü anlamdan yoksun "vizyonun" karşısına dikileceğinin kefili biziz. O zaman elde var bir engel; Çağdaş Avukatlar. Vizyonu oluşturmanın önündeki ikinci büyük engel ise bizden daha tehlikeli tarif edilmiş. "Bizim Baro'muzu yıllardır yönetip de, bütün bunları yapamayan, toplumun kültürünü aşmak, yeniliğe ve değişime öncülük etmek yerine, Baro'yu bir devlet dairesi haline getirip devlete eklemleyen ve kimilerinin siyasete sıçramalarının aracı konumuna sokan, ülke hukuku ile evrensel hukuka hiçbir katkı yapmayan, meslek sorunları karşısında çözümsüz olan, demokratlığı ve solculuğu ise kendinden menkul bulunan Demokratik Sol Grup kendisini yeniden iktidar olarak dayatıyor..." Engelin hiç şakası yok. Bu kadar "çarpık zîhniyet" değil Ankara Barosunu, New York Barosunu bile iflah etmez. Tabii bu arada "Göstermelik Muhalefetten" Milletvekili, Belediye Başkanı, il Başkanı, Genel Sekreter olan "uzantı" meslektaşlarımızın kulağı çınlasın. Bizi nasıl "sıçrama tahtası" olarak kullandığınız "uzman gözünden* kaçmamış. Günahı boynunuza. Böyle bir önderliğe karamsarlık yakışmaz ama, bugün başında oldukları grubu o sıralar herhalde iyice tanımaya başladıkları için, aday meslektaşlarımız "demokratlığı ve solculuğu kendinden menkul" dedikleri Demokratik Sol Grubun değişeceğinden ümitsizler; "Sovyet imparatorluğu dağıldı, ideolojiler anlam değiştirdi, ulus-devlet sınırları içerisinde mücadeleye girişen iki sınıf üzerine kurulu yapılar; etnik, dinsel, cinsel ve kültürel kimliklerin talepleri ile sarsılıyor. Ama kendisini sosyal demokrat olarak takdim eden Demokratik Sol Avukatlar Grubu'nun savunduğu fikirler ve icraat alışkanlıkları hep aynı kaldı" Bir yandan piyasanın diğer yandan etnik, dinsel, cinsel ve kültürel kimliklerin talepleri ile sarsılan şu bedbaht Birinci Cumhuriyetin "kendini sosyal demokrat olarak takdim eden Demokratik Sol Avukatları" dışında her şey değişir, bunlar değişmez. Israra bak. Bu lider kızmasın da kim kızsın? Koca Sovyet İmparatorluğu dağıldı, "ideolojiler anlam değiştirdi" siz hala "LAİKCİ, ATATÜRKÇÜ, SOSYAL DEVLETÇİ, SAVUNMA ADALETİN TEMELİDİRCİ..." kumunda oynuyorsunuz. Yani diyorlar ki "uyanın, dünyaya bakın". Aslında önemli bir kusurumuzu kabul etmek durumu anlamamızı kolaylaştırır. Bizim meslekte yabancı dil merakı yok. Eh, dil olmayınca da CNN International News seyretmek yerine Discovery'den "timsah belgeseli" seyretmeyi alışkanlık haline getirmişiz. Elbet koca dünyada neler olup bittiğini ecnebiyata hakim liderlik bizden evvel kavrayacak. Liderlerin işi her zaman zor olmuştur. Vizyonun bir sınırı, liderin bir kapasitesi vardır; "Heyhat... Artık sizin için yapılacak bir şey kalmamış." diyebilirlerdi. Ama meslektaşlarımız böyle yapmadılar! Onlar çalıştı, çabaladı, "önseçimden çıktılar" ve vizyonunuzu değiştirip sizi kurtarmaya kararlılar. Eğer onlar, kendilerini aday yapmamakta ısrarcı olduğunuz yıllarda yaktıkları gemilerden hiç değilse "bir tanesini" saklayıp dönmeselerdi geri, yani eğer "papaza kızıp orucu bozsalardı" haliniz ne olacaktı? İşte tam şöyle kalakalmışınız; "Ortaya koydukları hiçbir pozitif hedef yok. Baro'daki demokratik işleyişin önünü tıkamışlar. İdeolojilerinin dayandığı zemin kaymış. Bunun ve yeni dünyayı algılamalarının şart olduğunun bilincinde olmadıkları gibi; bu dünya için, bu ülke için, hukuk için, meslek için, Baro için en uygun çıkış yolunun ne olduğunu araştırmaya gereksinme duymuyorlar..." Evet sevgili "ideolojilerinin dayandığı zemin kaymış" meslektaşlarımız. Ne kadar dua etseniz, böyle bir "kurtuluşun" kefareti ödenmez. Siz en iyisi kurban kesin. Gerçi, otuz yılını, şu "dayandığı zemin kaymış" ideolojiyi savunmakla geçirmiş "sosyal demokrat" grup üyelerinin düştüğü durum, "kurban kesmek" sayılmasa da "kurban vermek" sayılır. Ne demişler az veren candan... Bu kadar "yakın" geçmiş yeter. Şimdi "yakın" gelecek. Demokratik Sol Avukatlar Grubu'nun 2004 yılı Genel Kurul Bildirgelerini ve bu grubun başkan adayının ön seçim broşürünü dikkatle okuyun. Asabiyet geçmiş. Demokratik Sol Gruba "püskürülen" ateş sönmüş. İsabet, çünkü artık buradan adayız. Ancak bindiğimiz dalı kesmeyi bırakmış olmaktan başka hiçbir değişiklik yok. Yine piyasa, rekabet, kalite yine miadını doldurmuş ideolojilerden şikayet yine Dünya Ticaret Örgütü yine değişim. Aslında yazılmayanları da söylemek lazım; yine yabancı sermaye, yine tahkim... Bu yüzden meslektaşlarımızı takiye ile suçlamak haksızlık olur. Onlar hep LİBERAL, onlar hep "ortanın sağı" zaten açıkça söylüyorlar; "Liberal demokrasinin ekonomik sıkıntıları açabilme olanağını, siyasal özgürlükler ile temel hak ve özgürlükleri tehlikeye uğratmadan sağlayabilecek tek çerçeve olduğuna inanan ve açık toplumu savunan Demokratik Birlik grubu..." Dün söylediklerinin arkasında bugün duruyorlar. "ARKASINDA" durmakla da iyi ediyorlar, çünkü, eğer bir gün alıcı gözle okuyan olursa, Demokratik Sol Gruba edilen bunca yenilmez yutulmaz laftan sonra, bir şeylerin arkasında durmak, "açıkta durmaktan" daha güvenli olurdu normal şartlarda. Belki; LAİKLİK konusu takiye meselesinin dışında tutulabilir. Demokratik Sol Grup'tan başkan adayı olmanın, laiklik tarifinde "küçük" bir redaksiyon yapmayı gerektirdiğini fark etmişler. Yeni broşürlere göre "LAİKLİK REJİMİN DİREĞİ". Klasik grup oyunu almaya da bu kadarı yeter. Bir de eski tanıma bakalım, aslında eski tanım "dışarıdan da" iyi oy alırdı; "Laikliğin temel öğesi olan din ve vicdan özgürlüğünü içermeyen bir demokrasinin olamayacağına, her demokratın laik olması gerektiğine ve fakat her laikin demokrat olmadığına inanan Demokratik Birlik Grubu; laikliği demokrasiden ayrı tutmanın doğal sonucu olan bir laik-antilaik kavgası yapanları demokrat olmaya çağırmaktadır." Çağrı "demokrat olmayan laiklere". Eh; "Çağıranlar" aday, "çağrılanlar" da geldiyse yola çıkıp hep birlikte vizyona varalım. "Laik olmayan demokratlara" da bu seçimlik başkası vizyon yapsın. Eski dost düşman olmaz. Sıkıntımızı anlayıp anlayış göstersinler. Bunlar ilginç metinler. Her birisi birer ibret vesikası. Herhalde müellifleri bu metinlere sahip çıkacaktır. Zira "düne ait gibi dursa da cancağızlarım"; bu kadar yakın geçmişine sahip çıkamayanların geleceği olmaz. Unutmadan; meslektaşlarımızın alıntı alışkanlığında bir değişiklik yok. Her üç metinde de "bakın adam ne kadar güzel söylemiş" ibareleri eşliğinde bol bol Tony BLAİR alıntısı var. Herhalde Irak İşgali, yakışıklı esas oğlanımızın solcu imajını "hafiften" kararttığı için, Blair alıntılarından kurtulmuşuz. İsabet olmuş; artık alıntılarımız daha sanatsal... Yeni broşürlerin sadece baskı kalitesi değil şiirsel altyapısı da zenginleşmiş. Octavia Paz'dan "ideoloji dersleri" yerine Mesnevi'den üç beş dize bizim bile kulağımıza daha hoş geldi. Başladığımız yerden bitirelim. Bir grubu tanımanın en iyi yolu, onu başkan adayından, yönetim kurulu adayından, delegasyon adayından sormaktır. Sorduk söylediler. Belki bir de şu sorulabilir. Ey Demokratik Sol Grup! Başınıza gelen bu nice haldir? Biz solda yalnız kalmaya alışkınız ama bu kadar ıssızlık düşman başına. Dostlar, meslektaşlar, kardeşler: Bir kere daha düşünün! Bizce bu sol değil, Bizce bu "SİZ" değilsiniz, yahut Hoca'nın sorduğu gibi; BU KEDİYSE CİĞER NEREDE?
|