DEMOKRATİK SOL AVUKATLAR SEÇİM BİLDİRGESİ 2004-2006
Sadece kendimiz için Yaşayamayız. Diğer insanları bize bağlayan binlerce bağ var; bu bağların arasında en anlamlı irfanı duygu, düşünce ve davranışlarımızın bir amaç taşıması ve bunların bir etki olarak bize geri dönmesidir.
Av. Vedat Ahsen Coşar 1949 yılında Samsun Vezirköprü'de doğdu. 1968 yılında Konya Maarif Koleji'nden, 1974 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. 1975 yılından bu yana Ankara Barosu'na kayıtlı olarak serbest avukatlık yapan Coşar evli ve iki çocuk sahibidir. Ankara Barosu Yönetim Kurulu, Türk Hukuk Kurumu Yönetim Kurulu, Türkiye Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu ve Hukuk Kurulu Üyeliği ile Şike Tahkik Kurulu Başkanlığı yapan Coşar, 1998-1999, 1999-2000, 2000-2001, 2001-2002, 2002-2003, 2003-2004 akademik yıllarında öğretim görevlisi olarak çalıştığı Bilkent Üniversitesi İktisadi idari ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde İngilizce okutulan Introduction To Law ve Public Law derslerini verdi. Ankara Barosu'nun ve Türkiye Barolar Birliği'nin değişik kurullarında görev yapan, ulusal ve uluslararası sempozyumlarda hukukla ilgili tebliğler sunan, resmi ve özel kuruluşlarca düzenlenen sertifika programlarında özel hukukun değişik konuları ile ilgili dersler veren Coşar'ın, pek çok dergi ve gazetede yayınlanmış makaleleri, ders verdiği öğrencileri için hazırlayıp bastırdığı Türkçe ve İngilizce ders notları, Çek Cumhuriyeti Anayasası, Rusya Federasyonu Anayasası, ABD Anayasası, Insider Trading, Hasta Hakları isimli yayınlanmış tercümeleri ve yine Equality Of Sexes in Turkish Law isimli çalışmaları vardır. Değerli Meslektaşlarımız, Cumhuriyet ile onun kurucu değerleri ve kazanımları, gerek yurttaş, gerekse avukat ve Baro olarak varlığımızı borçlu olduğumuz vazgeçilmez en temel değerdir. Bu temel değerden soyutlanması mümkün olmayan diğer referanslarımız ise; üniter yapımız, ulusal bağımsızlığımız, demokrasi, sivil özgürlükler ve hukuk devletidir. Hiç kuşku yok ki laiklik, bütün bu değer ve kabullerimizin omurgası, Cumhuriyetimizin üzerinde yükseldiği temel ve vazgeçilmez ilkemizdir. Laiklik; sadece düzene, rejime ve sisteme ilişkin alanda biçimsel demokrasinin işlemesi ve hukukun şeklen var olması ile sınırlı değildir. Aksine, laiklik toplumsal yaşamı bir arada tutan, toplumun demokrasi, hukuk ve özgürlükler temelinde bir arada yaşaması ile varlığını sürdürmesini sağlayan temel kabul ve ortak değerimizdir. Onun için gerek yurttaş, gerekse Baro olarak hem bu değerleri korumak, hem de siyaseti özgürlük vizyonu ile buluşturamayanların, yerel değerler ile evrensel değerler arasında uyum sağlayamayacak kadar dünyalı olmaktan ve evrensel açılımlara uzak duranların karşısına, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da demokratik solun ahlaki, eşitlikçi, özgürlükçü ve dayanışmacı ilkelerini koymak zorundayız. Zira demokratik sol bir Baroya, tüm bu değerlerin önderliğini yapmak, toplumsal dayanışmayı, kendi kurucu değerleri ile örtüşen yurttaş girişimlerini, en geniş siyasal katılımı, küreselleşmeden mağdur olan kesimlerin haklarını, çevre koruma bilincini savunan akımların içinde yer almak, insan merkezli Avrupa toplumunun kuruluşuna eşit ve aktif güç olarak katkı yapmak düşer. Tüm insanların dünyevi güçlerden/ülkelerden özgürlük ve adalet konusunda doğru dürüst davranış standartları beklemeye, insan haklarına saygılı olmalarını istemeye hakları vardır. Bu standartların, hukukun ve insan haklarının kasti veya gayri ihtiyari ihlallerine karşı koymak biz hukukçuların ve Baroların en önde gelen görevidir. Güçlülerin zayıflara, siyasetin hukuka ve adalete, hiyerarşinin yeteneğe, gizli ilişkilerin hak ve hukuka egemen olmadığı bir toplum ve devlet yapısının oluşturulmasına; ancak kendisinden emin bir toplumun gerçekleştirebileceği demokratik haklar düzeninin inşasına katkı yapmak, demokrasiyi, her gün ve herkes tarafından katkı yapılması gereken değer olarak görmek temel hedefimizdir. Bu hedefin ve mesleğimizin bize yüklediği sorumluluk; sıkıntı veren, unutulan ya da saklanan soruları/sorunları kamunun gündemine getirmek, slogan ve dogma üretmektense bunlara karşı çıkmak, hükümetlerin, kimi cemaatlerin adamı olmamak, topluma ait maddi değerlerin soyulmasına, evrensel nitelikteki ahlaki kabullerin yozlaşmasına izin vermemek, özgül, özgür, bireysel ve mesleki sesimizi yükseltmek ile varlığımızı hissettirmek görevlerini de yükler. Günümüzde aracı kuruluşlar ile sivil yapılar, güce dayalı yapıdan, bilgiye ve sorumluluğa dayalı yapıya dönüşmüşlerdir. O nedenle günümüz yapılarında, kuruluşun amaçları, katkıları, davranışları, performansı konusunda herkesin sorumluluk alması gerekir. Bundan çıkan anlama göre, meslektaşlarımız, adalete, hukuka ve Baromuza yapacakları katkılarını düşünecekler ve her ikisi için de sorumluluk alacaklardır. Zira, Baromuzda birbirine eşit ve birlikte çalışan meslektaşlarımız vardır. Onun için bütün üyelerimizin kendilerine; Baroma yapabileceğim katkım nedir diye sorması, karar yetkilisi olarak çalışması, hedeflerinin Baromuzun ve mesleğimizin yararına ve işlevlerine uygun olmasını sağlaması gerekir. Baro olarak bize düşen sorumluluk, çağdaş yönetim anlayışının gerektirdiği kurumsal yönetim kurallarını uygulamak, en önemli kaynağımız olan meslektaşlarımızı verimli ve başarılı kılacak sistemi oluşturmak, değişimin çok hızlı, çok yönlü olduğu bugünün dünyasında, mesleki ve kurumsal fırsatları erken yakalayıp iyi değerlendirmektir. Baromuz, geleceğimiz olan genç meslektaşlarımızın sorunlarına karşı duyarlı olmak, bu amaçla onların geleceğine yatırım yapmak, sorun çözücü bir yaklaşımla onları rahatlatmak, geleceğe güvenle bakmalarını sağlamak zorundadır. Bu zorunluluk bize, mesleğin alanını genişletecek projeksiyonlar ve projeler geliştirip uygulamak görevini yüklemektedir. Bütün bunları başarabilmek için, hep beraber el ele vererek daha etkin çalışmamız gerekir. Ancak bu yolla yaratacağımız sinerji sonucu Baromuzu ve mesleğimizi yüksek değer yaratan bir topluluk haline getirebiliriz. Unutmamak gerekir ki; her şey size bağlıdır. Bir ormanı bir ağaç başlatabilir. Bir sözcük bir amacı belirleyebilir. Bir adım her yolculuğu başlatabilir. Bir oy bir ulusun, bir kuruluşun geleceğini değiştirebilir. O nedenle 'ben olsam ne olur, olmasam ne olur' demeyin, zira sizin çok büyük anlamınız var. Bugüne kadar sizlerin değerini ve anlamını bilen, gündemi takip eden değil, gündem yaratan bir meslek kuruluşu olmanın onurlu sorumluluğunu taşıyan Demokratik Sol Avukatlar, güçlü, dinamik kadroları, sağlam değerleri ve tutarlı ilkeleri ile sizlerin sesi, vicdanı ve temsilcisi olmaya taliptir. Desteğiniz dün olduğu gibi gelecekte de bizi başarılı kılacaktır. Saygılarımızla. TASARIM VE HEDEFLER (Not: Aslı numaralı değildir. Sayısı ve sırası bilinsin diye biz numaraladık) İnsana, mesleğe ve topluma ait sorunların çözümünde öncelikli olan işin eylemsel yönüdür. Tasarımlar, eylemli olarak yaptıklarımızın dürtüsü, hedefler ise bir tasarım rehberliğinde gerçekleştireceğimiz zor ama anlamlı tercihler ve görevlerdir. Tasarımlarımız uzak olsa da, hedeflerimiz ulaşılabilir uzaklıktadır.
farklı türlerden farklı işlerin zirveleri dağların tepeleri gibidir, alt kısımlarından bir farkı yoktur, yalın ilkeler çoğunlukla aynıdır; alt kültürlerin birbirlerine tezat oluşturan, zengince renklendirilmiş ayrıntısından ibarettir. Ancak zirvelerin aynı olduklarını görebilmek için oralara gidip bakmak gerekir. Dağlarda yaşayanlar ise, kendi dağlarının başka hiçbir dağa benzemediğine inanır |