|
Fakülteyi Bitir de! En Kötüsü, Bir Avukat Olursun...
M. Görkem Büyükgövez
Oysa kötüsü değil bence, avukat olmak. Ciddi bir süreç olan yargılamanın üçayağından biri avukat. Kırık ya da kısa ayak değil. Makamın üzerine oturtulmaması mı diğer ayaklardan kısa gösteriyor avukatı, yoksa avukat mı makama saygıyla mesleğine olan saygısını dengeleyemiyor? Belki de duruşmayı yöneten, uyuşmazlıklara çare bulan ve aslında yaptığı iş küçümsenmeyi hiç hak etmeyen yargıç, avukatın yaptığı işi ciddiye mi almıyor? Bunları düşünür oldum bu aralar...
Yayın Tarihi:
12.08.2008
Metni görmek için
tıklayınız
Hukukumuzda Kısa Karar Nedir? Baro Yönetim Kurulları Kısa Karar Verebilir mi?
Av. Kemal Vuraldoğan
Anayasanın 141/3. maddesi, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmüne yer vermektedir. Anılan hükme paralel şekilde usul kanunlarımızda hükümlerin gerekçeli olacağına ilişkin kurallara yer verilmiş, istisnai bazı durumlarda hüküm sonucunun önceden tefhim edilebilmesi mümkün kılınmıştır. Hüküm sonucunun duruşmada tefhim edilmesi dilimize "kısa karar"ın açıklanması olarak yerleşmiştir. Ancak mevzuatımızda "kısa karar" ibaresine yer verilmemiştir.
Yayın Tarihi:
13.06.2008
Metni görmek için
tıklayınız
İmarzede Avukatlar
Av. Kemal Vuraldoğan
Hikâyemiz Türkiye İmar Bankası A.Ş.’nin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasıyla başladı. Dönemin Bakanlar Kurulunun kimlere ödeme yapılacağına ilişkin kararı aynı zamanda İmar Bankasından hazine bonosu alanlara ödeme yapılmayacağının zımni beyanı olduğundan, kararın yayımlandığı tarih İmarzede vatandaşlarımızın avukatları aracılığıyla yargı sürecini başlatmasının miladı oldu.
Yayın Tarihi:
05.05.2008
Metni görmek için
tıklayınız
Vekâlet Ücreti; Avukatlık Kanunu Madde 163 ve 164
Av. Ender Dedeağaç
Bilindiği gibi, her işten ötürü iki ayrı kalemden oluşan vekâlet ücreti hakkımız bulunmaktadır. Bunlardan biri, vekil edenle aramızda kararlaştırdığımız vekâlet ücreti, diğeri ise davanın sonucunda mahkemece davanın kabul, ret ya da kısmen kabul kısmen ret kararına uygun olarak bir tarafa ya da iki tarafa birden verilen ve kararda hüküm altına alınan vekâlet ücretidir. Birincisine akdi vekâlet ücreti ikincisine de yargılama gideri olarak vekâlet ücreti ya da karşı taraf vekâlet ücreti denmektedir. “Terzi kendi söküğünü dikemez” deyişine hak verdirmek istercesine, her ikisinde de, hukuksal problemler yaşamak bir hukuk adamı olarak, çok zoruma gitmektedir. Bu nedenle,..
Yayın Tarihi:
31.03.2008
Metni görmek için
tıklayınız
Baro Denetçilerinin Raporları, Genel Kurulun Değerlendirmesi İçin Elverişli Olmalı mı?
inisiyatif.net
Başlıktaki sorunun cevabı, bundan önce belki hiç aranmadı. Olasılıkla birileri aramak istemişse bile bulanacak cevaptan hoşnut olmayacağını düşünenler tarafından engellenmiştir. Belki de, merak edip cevabı bulanlar olmuş ama, buldukları cevabı diğer meslektaşlarıyla paylaşamamıştır. Öyle ya, geçmiş yıllarda ne web siteleri, ne de bu siteleri takip eden izleyici kitlesi vardı. Yazılmayanı yazmayı hedeflediğimizi ve hedefleyeceğimizi açıklamıştık. Daha önce Baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin Denetimi başlıklı yazıyı yayınlamıştık. Bu yazımızda ise, bu güne kadar yazılmamış ya da yazılamamış bu konuyu, Ankara Barosundaki uygulamayı örnek alarak, baro denetçilerinin raporları açısından irdeleyeceğiz.
Yayın Tarihi:
03.03.2008
Metni görmek için
tıklayınız
Avukatlıktan Ömür Boyu Yoksun Bırakılma Yolundaki Yeni Düzenleme Üzerine
Av. Kemal Vuraldoğan
5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 326. maddesiyle Avukatlık Kanununun 5/a maddesinde değişikliğe gidilmiş, fıkra, “a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak,” şeklinde yeniden düzenlenmiştir...
Yayın Tarihi:
24.02.2008
Metni görmek için
tıklayınız
Baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin Denetimi
inisiyatif.net
Bilindiği gibi 2008 yılının son çeyreğinde tüm baroların, 2009 yılının ilk çeyreğinde ise Türkiye Barolar Birliğinin olağan genel kurulları ve organlarının seçimi yapılacak. Bu genel kurullarda baro yönetimlerinin faaliyet raporu ve hesapları görüşülüp yönetimler ibra edilecek. Yönetimlerin ibra edilmelerine ise, hiç kuşkusuz, denetleme kurullarının verecekleri raporlardaki bilgi ve görüşler temel olacak. Çünkü, bir güne (çoğu kez günün yarısına) sıkıştırılmış genel kurul görüşmeleri sırasında baro yönetimini mali açıdan incelemek olası değil...
Yayın Tarihi:
03.02.2008
Metni görmek için
tıklayınız
Avukatlık Kanununun 35. Maddesiyle TTK 272. Maddesini Birlikte Yorumlamak
Av. Ender Dedeağaç
Türk Ticaret Kanunu’nun 272. maddesine baktığımızda; bu maddenin 24.06.1995 tarihinde 559 sayılı KHK ile değiştirildiği ve anonim şirketlerin sermayesinin en az 5 milyar lira olarak belirlendiğini, yasa tarafından belirlenen bu sermaye miktarının Bakanlar Kurulunca 10 kat arttırılabileceğinin de aynı madde ile hüküm altına alındığı görülmektedir... Bakanlar Kurulu yasanın kendisine vermiş olduğu yetkiye dayanarak 22.12.2001 tarih ve 2001/3500 sayılı kararının 1. maddesi ile bu yetkisini kullanmış ve anonim şirketlerin en az sermaye miktarını 10 kat arttırarak 50 milyar liraya çıkarmıştır...
Yayın Tarihi:
01.02.2008
Metni görmek için
tıklayınız
Mesleğe Yeni Başlayan Avukatlar İçin TBB Forumları
Av. H. A. Tansu
17 Kasım 2007 Cumartesi günü Ankara Hilton otelinde, Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen, "Mesleğe Yeni Başlayan Avukatların Sorunları ve Çözüm Yolları Forumu" yapıldı. Sabah 09.00'da başlayan program, öğle yemeği ikramından sonra 18.00'a kadar devam etti. Kokteyl sonrasında saat 24.00'a kadar zengin açık büfeli yemek, müzik dinletisi ve maç seyri vardı. Yani, ikramı çok zengin bir programdı. Hatta, ikram açısından şimdiye kadar yapılanların en başarılısıydı. Peki, başka ne vardı?..
Yayın Tarihi:
16.12.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Av. Kemal Vuraldoğan'ı Azil Kararı Üzerine Düşünceler (3)
Av. Kemal Vuraldoğan
Ankara Barosu’nun 2 Mayıs 2007 tarihli azil ararında, “Baromuz yönetiminin bilgisi ve onayı dışında Genel Kurmay’a izafeten Milli Savunma Bakanlığı’na tazminat davası açması, davayı basına bildirmesi suretiyle reklam yasağına aykırı davranması ve bu suretle oluşan güven bunalımı nedeniyle vekalet ilişkisinin feshine, vekilin azline oy birliğiyle karar verildi” ifadesine yer verilerek, avukat VURALDOĞAN azledilmiş, daha sonra yazılan ve postayla avukat VURALDOĞAN’a gönderilen azil kararıyla gerekçe genişletilmiş, ilk kararda yer verilmeyen ve/veya yer verilmesi mümkün olmayan maddi vakıalara dayanılmış, VURALDOĞAN’ın Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Birinci Kısmın 4. Bölümüne dayanarak başlattığı ilamsız takipte de genişletilmiş azil kararına atıf yapılmış, Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki yargılamada azil sebepleri daha da genişletilmiştir...
Yayın Tarihi:
11.12.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Tarihimizde Avukatın Eğitimi [3]; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu Dönemi (1969-bugün)
Av. H. A. Tansu
Önceki iki yazımızda merhum Ali Haydar Özkent'ten alıntı yapıp sadece bir kaç küçük paragraf ekleyerek 1921-1938 tarih aralığını anlatmamız kolay olmuştu. 1969 yılından bu güne kadar gelen 1136 sayılı kanun dönemini özetleyebilmek o kadar kolay değil. Mutlaka eksiklerimiz olacak. Çünkü, 1969 sonrasında, baro üye sayıları hızla arttı ve Türkiye'deki avukat sayısı birkaç sene sonra 60 binli rakamlarla ifade edilecek. Avukatla ilgili mevzuat geçen süre içerisinde çok kez değişti. Gerçi eğitim ile ilgili çok fazla değişiklik olmadı ama, diğer değişikliklerin getirdikleri ya da sonuçları, hiç kuşkusuz eğitim uygulamalarını etkiledi...
Yayın Tarihi:
16.11.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Tarihimizde Avukatın Eğitimi [2]; 3499 sayılı Avukatlık Kanunu Dönemi (1938-1969)
Av. H. A. Tansu
Yeni kanunun yürürlüğe girmesinden sonra staja başlayanlar, avukat yanındaki stajlarını tamamladıktan sonra Adliye Vekaletinin (Adalet Bakanlığının) uygun göreceği bir mahkemede bir sene hakimler kanunu hükümlerine tabi olarak çalışacaklardır. 3499 sayılı kanunun eğitim anlayışı yine stajla sınırlıdır. Ancak, bu kanunla getirilen "staj konferansları" teriminin avukatın eğitimine yeni bir boyut getirdiğini kabul etmek ve üzerinde durmak gerekir...
Yayın Tarihi:
02.11.2007
Metni görmek için
tıklayınız
375 Seri No’lu VUK Genel Tebliğinde Devam Edilen İdarenin “Hatalı” Israrı: İcra Dairelerince Karşı Tarafın Avukatına Ödenen Bedellerin Belgelendirilmesi Sorunu
Özgür Biyan
Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesi kapsamında mükellefiyet kaydı bulunan serbest meslek erbabı bir avukat, mahkemelerce hükmolunan avukatlık ücreti elde etmesi halinde serbest meslek kazancı elde etmiş sayılmaktadır ve elde ettigi bu tür gelirleri içinde serbest meslek makbuzu düzenlemek zorundadır. Ancak vekâlet ilişkisine dayanarak çalışan bir avukatın, davayı kaybeden taraftan aldığı bedelin vergi kanunları karşısındaki durumu ve hukuki mahiyeti yoruma açık bir durum aksettirdiğinden uygulamada tartışmalara neden olmaktadır...
Yayın Tarihi:
29.10.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Tarihimizde Avukatın Eğitimi [1]; 1921-1938 Dönemi
Av. H. A. Tansu
3 Nisan 1924 tarihli "Muhamat Kanunu", avukat olabilme koşullarını sayarken "6— müddeti mülâzemeti ikmal etmiş olmak lâzımdır. Mülâzemet müddeti tarihî müracaattan itibaren üç senedir. Bu müddet zarfında mülâzemeti mahsusu cinayet mahkemesi bulunan şehir ve kasabalarda bir memuriyeti adliyede istihdam suretiyle ifa ettirilir, işbu kanunun tarihi neşrinden mukaddem bilfiil üç sene müddetle Hidematı adliye veya dâva vekâletinde bulunmuş olanlar, kaydı mülâzemetten varestedirler. Müddeti hizmet ve vekâletleri üç seneye baliğ olmıyanlar fıkrai sabıkaya tevfikan bakıyei müddeti mülâzemeti ikmale mecburdurlar" düzenlemesini getirmektedir...
Yayın Tarihi:
29.10.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Uzlaştırmacı (Arabulucu) ve Avukat
Av. Ender Dedeağaç
5560 sayılı yasanın 24 maddesi ile değiştirilen 5271 sayılı yasanın 253 maddesine göre uzlaştırmacılık görevi, savcılar, avukatlar ve hukukçular tarafından yapılabilmektedir. Yönetmelik çıkmadan evvel, yasanın bu yazılımı ile “hukukçu” deyiminden, benim anladığım, bir iş sahibi olsun ya da olmasın Türk hukuk fakültelerinden birini bitirmiş veya yurt dışında bitirmiş olduğu hukuk fakültesinin Türkiye’de eşitliği tanınmış olan kişileri anlamakta idim. Ancak, yönetmelik çıktıktan sonra bunun bir yanılgı olduğunu gördüm. Çünkü...
Yayın Tarihi:
11.10.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Av. Kemal Vuraldoğan'ı Azil Kararı Üzerine Düşünceler (2)
Av. Kemal Vuraldoğan
Bu yazımızda Avukatlık Kanunu ışığında baro başkanının talimat verme yetkisini irdeledikten sonra, baro başkanının baro üyesi avukatın veya baronun sözleşmeli avukatının şahsi davasına ilişkin talimat verip veremeyeceği konusu irdelenecektir. Ancak azil kararında sık sık etik olmaması, meslek kurallarına aykırı olması ifadesine yer verilmesine rağmen, neden etik olmadığı, hangi meslek kuralına aykırı olduğu konusunda açıklama yapılmadığı için afaki olan, dayanağı gösterilmediği için dayanaksız olduğu açık olan bu iddialar değerlendirilmeyecektir...
Yayın Tarihi:
16.09.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Şaka Gibi!!! Avukat Vuraldoğan'ın Azli ve Sonrası...
inisiyatif.net
Avukat Kemal Vuraldoğan, 2 Mayıs 2007 tarihine kadar Ankara Barosu davalarını takip eden serbest avukattı. Düzenlediği serbest meslek makbuzu karşılığı, Ankara Barosunca kendisine aylık belli bir ücret ödeniyordu. 27 Nisan 2007 günü gece yarısı Genel Kurmay web sitesinde yayınlanan bildiriye tepki olarak dava açan Vuraldoğan, Ankara Barosu yönetim kurulunun 2 Mayıs 2007 tarihli kararı ile görevinden azledildi. Basında çıkan doğru/yanlış bir çok haber ya da olayın siyasi görüşlerle ilgili boyutu, bu yazının konusu değil. Biz, baro ve TBB ile sınırlı siyaset açısından olaya bakacak ve değerlendireceğiz. Baronun istihdam ettiği ya da vekalet akdiyle kendisine iş verdiği avukatın baro ile ilişkisi açısından olayı değerlendirmeyi, taraflar arasındaki çekişme halen devam ettiğinden, sonraya bırakıyoruz.
Yayın Tarihi:
05.09.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Şeytanın Gör Dediği...
Av. Ender Dedeağaç
Gelen avukatlar, genelde, işlemlerine esas olarak kullandıkları vekâletname asıllarına ya da örneklerine baro pulu yapıştırmamaktadırlar. Kendilerinden baro pulu talep edildiğinde ilk cevapları, yanlarında baro pulu olmadığı bu nedenle bu işlemin pulsuz yapılmasında bir sakınca görmedikleri, olmaktadır. Bu istemlerinin yasaya aykırı olduğu anlatıldığında hatta unutkan avukatlar için alınmış baro pulu bulunduğu, istedikleri takdirde kendilerine baro pulu verilebileceği söylendiğinde ise, anlamsız tepkiler ortaya koymaktadırlar. Kendilerine TBB’nin bu konuda noterlere gönderilmiş yazısı hatta yasa maddesi gösterildiğinde ise, bu tepkileri daha da artmaktadır...
Yayın Tarihi:
25.07.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Av. Kemal Vuraldoğan'ı Azil Kararı Üzerine Düşünceler (1)
Av. Kemal VURALDOĞAN
Ankara Barosu Başkanlığı 2 Mayıs 2007 tarihli kararıyla, “Baromuz yönetiminin bilgisi ve onayı dışında Genel Kurmay’a izafeten Milli Savunma Bakanlığı’na tazminat davası açması, davayı basına bildirmesi suretiyle reklam yasağına aykırı davranması ve bu suretle oluşan güven bunalımı nedeniyle vekalet ilişkisinin feshine, vekilin azline oy birliğiyle karar verildi” diyerek Ankara Barosu'nun vekili Av. Kemal VURALDOĞAN’ı görevinden azletmiş, 24 Mayıs 2007 tarihli üst yazıyla gerekçeli azil kararını Av. VURALDOĞAN’a göndermiştir. 4 Sayfalık gerekçeli azil kararında avukat müvekkil, avukat baro, avukat baro başkanı ilişkileri konusunda çok farklı tespitlere yer ver verilmiştir. Kararın uzunluğu ve karardaki irdelenen hukuksal ilişkilerin fazlalığı nedeniyle karara yönelik eleştirilerimiz tek makaleye sığdırılmayacak, “Av. Kemal Vuraldoğan’ın Azil Kararı Üzerine Düşünceler” üst başlığı altında azil kararının eleştirisi yapılacaktır...
Yayın Tarihi:
12.07.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Emeklilik ya da İstifa Gibi Sebeplerle Görevlerinden Ayrılan Hakim ve Savcıların Avukatlık Kanunundaki Sınırlı Yasakları İki Buçuk Senedir Yok!
Av. Ender Dedeağaç
Anayasa Mahkemesinin 15.10.2002 günlü (ve Esas 2001/309 Karar 2002/91 sayılı) kararı ile “19.3.1969 günlü, 1136 sayılı 'Avukatlık Kanunu'nun 14. maddesinin 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen birinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE” karar verilmiş, kararın Resmi Gazetede yayınlandığı 12.12.2003 tarihinden 1 yıl sonra yani 12.12.2004 tarihinde 1136 sayılı yasanın 14üncü maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kalkmıştır. Bir başka deyişle 12.12.2004 tarihinden itibaren emeklilik ya da istifa ederek görevlerinden ayrılan hakim ve savcıların avukatlık yapmaları için hiç bir sınır kalmamış, eski hakim ya da savcının avukatlık ruhsatı aldığı gün her mahkemede avukatlık yapabilmesi mümkün olmuştur...
Yayın Tarihi:
24.06.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Ceza Yargılamasında Vekâletname ve Müdafi
Av. Münip Ermiş
Müdafilik sıfatı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 9.12.1974 tarih ve 272 es. 447 karar sayılı kararında da belirtildiği gibi avukat sanıkla birlikte duruşmaya gelerek hâkim huzurunda
onu müdafi olarak kabul ettiğini bildirdiği anda kazanılacak, başkaca bir usul ve merasime gerek olmayacaktır. Zaten gerek CMUK 136 ve devamında gerekse de, CMK 149 ve devamında müdafilik için her hangi bir usul veya merasim öngörülmemiştir. Başka bir ifadeyle her hangi bir kurum veya organdan belge düzenlettirmesine gerek bulunmadığı
gibi, gerek CMUK gerekse CMK da müdafi sıfatına haiz olmak için noterden vekâletname çıkartmanın şart olduğuna ilişkin bir en küçük bir hüküm bulunmamaktadır...
Yayın Tarihi:
19.06.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Karşı Taraf Vekalet Ücreti (2) ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Bir Kararı
Av. Ender Dedeağaç
Bilindiği gibi,Avukatlık Yasasında yapılan değişiklik ile, davada hüküm altına alınan karşı taraf vekalet ücretinin avukata ait olduğu belirlenmiştir. Yasada meydana gelen bu değişiklikten sonra yerel mahkemeler hatta Yargıtay’ın değişik daireleri arasından farklı görüşler oluşmuş, dairelerin kararlarının bir kısmında karşı taraf vekalet ücretinin avukata ait olduğu dikkate alınarak avukat adına hüküm kurulması belirtilmiş; bir kısmında ise Avukatlık Kanununda yapılan bu değişikliğin vekil ile vekil eden arasındaki ilişki açısından geçerli olduğu, avukatın davanın tarafı olmaması nedeni ile hüküm kurulurken söz konusu karşı taraf vekalet ücretinin davanın tarafı adına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir...
Yayın Tarihi:
14.06.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları Değişiyor mu?
inisiyatif.net
İstanbul Barosu web sitesinde 10 Mayıs 2007 tarihinde yayınlanan haberle Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının günün koşullarına uygun hale getirme amacıyla yapılan güncelleştirme çalışmalarının sona erdiği ve komisyonca hazırlanan taslağın TBB yönetim kurulunca görüşüldükten sonra 26-27 Mayıs 2007 tarihinde yapılacak TBB genel kurulunda gündeme alınacağı duyuruldu. On gün sonra Ankara Barosu web sitesinde TBB komisyonunca kabul edilen taslak metni ile birlikte Ankara Barosu temsilcilerinin savunduğu taslak metni yayınlandı. Her iki yayının arasında TBB web sitesinde 29. Genel Kurul gündemi yayınlandı. Ve fakat gündemde Meslek Kurallarının görüşülmesi yer almıyordu...
Yayın Tarihi:
23.05.2007
Metni görmek için
tıklayınız
HMUK ve Tasarıya Göre Davada Yer Alan Dilekçeler
Av. Ender Dedeağaç
Tasarı, yasada yer alan dilekçe sayısını değiştirmemiştir. Tasarıya göre de tarafların davanın başlangıcında verebileceği dilekçeler yasada olduğu gibi, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap ve davalının ikinci cevabı olmak üzere dört dilekçeden oluşmaktadır... Tasarıda da belirtildiği gibi, hâkimin bir uyuşmazlığa bakabilmesi HMUK 72 maddesinde hükme bağlandığı gibi, kendisine bir başvurunun yapılması gerekmektedir...
Yayın Tarihi:
22.05.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Avukatlara Açık Mektup
Av. Ender Dedeağaç
Avukatlık Kanununda yer alan, 55 madde ve 48 madde, avukatın, iş aramasını reklam yapmasını yasaklamaktadır. Hatta, avukatın tanıtım yapmasını bile engellemektedir. Halbuki, avukattın çalışma alanından bu örnekte olduğu gibi yasaya aykırı olmayan şekilde ya da patent bürolarının yaptığı gibi yasaya aykırı şekilde elinden iş alan kişi yada kuruluşların reklam yapmak, iş aramak olanağı bulunmaktadır. İşte bu olanak çalışma konularımızın sınırlanmasına, mesleğin ekonomik açıdan zayıflamasına neden olmaktadır...
Yayın Tarihi:
14.05.2007
Metni görmek için
tıklayınız
|