|
Ceza Hukuku Düzeninde Devlet Sırrı
Prof. Dr. Zeki Hafızoğulları
Devlet sırrı, elbette hukukun diğer dallarının, özellikle Anayasa hukukunun, İdare hukukunun, hatta Özel hukukun konusudur... Ancak, yoğun tartışmalar, Ceza hukukunda yapılmaktadır... Bunun nedeni, sırrı açıklamanın suç, açıklamaya izin vermenin, hukuka uygunluk nedeni olmasıdır... Öncesinde yakınmalar olmakla birlikte, Devlet sırrı hakkındaki esaslı tartışmalar, Aydınlanma düşüncesi ile birlikte başlamıştır. Aydınlanma, Devletin organları, kurum ve kuruluşları yerindeki kişilerin, eylem ve işlemlerinin nüfuz edilebilir, denetlenebilir olmasıdır. Kısacası, insanın insana hesap vermesidir...
Yayın Tarihi:
06.03.2010
Metni görmek için
tıklayınız
Hukukumuzda Suçluların Geri Verilmesi
Necati Mercan (İstanbul Barosu Dergisi)
Yabancıların geri verilmesi, bir devletin ülkesinde bulunan ya da oraya kaçmış olan bir sanık veya hükümlünün, yargılanmak ya da cezasının çektirilmesi amacıyla yetkili Devlete iadesidir. YTCK’nın 18. maddesinin 1. fıkrasında yabancı bir ülkede işlenen veya işlendiği iddia edilen suç nedeniyle hakkında ceza kovuşturması başlatılan veya mahkûmiyet kararı verilmiş olan bir yabancının, talep üzerine, kovuşturmanın yapılabilmesi veya hükmedilen cezanın infazı amacıyla, geri verilebilmesi öngörülmüştür.
Yayın Tarihi:
03.05.2008
Metni görmek için
tıklayınız
Ceza Yargılama Sürecinde Son Soruşturma Döneminin İncelenmesi
Adil Korkmaz, Süleyman Günay
Faktör analizi, yargılamayı yavaşlatan etkenleri belirlemek bakımından uygun bir tekniktir. Somut değişkenlerden yola çıkarak soyut değişkenleri ölçen, çok karışık bir evreni yalınlaştıran, yalın parçalar arasında bağımsızlıklar da sağlayan ve böylece anlayıp açıklama çabalarına kolaylık sağlayan bu teknik, Türkiye’de ceza yargılama sürecine ilk kez bu çalışmada uygulanmış olmaktadır. Uygulama sonrasında on dört faktör çıkartılmış ve bunlardan dördünün son soruşturma döneminde etkili olduğu görülmüştür. En önemli faktör, savcının ön soruşturma dönemindeki çekinikliğidir. Onu Adli Tıp Kurumu eylemsizliği, suçtan zarar gören kişinin mesafe eğilimi ve sanık savunmasının soyutluğu izlemektedir.
Yayın Tarihi:
13.07.2007
Metni görmek için
tıklayınız
Hukuka Rahmet! “Terörle Mücadele Kanunu” Yenilendi...
Av. Münip Ermiş - Antalya Barosu
Ceza yargılamasında yaratacağı sorunlarla birlikte, özgürlükler alanında yaşanan kısmi iyileşmeleri de ciddi anlamda tehdit eden yeni TMK "HUKUKUN RUHUNA FATİHA OKUMAYA" hazırlanmaktadır... Tepkiye ve günlük olaylara yönelik yasa hazırlamak anlaşılabilir bir şeydir. Yalnız, yeni bir Ceza Kanununun yürürlüğe girmesinin üzerinden daha bir yıl geçmeden ve uygulama sonuçları ortaya çıkmadığı halde , yeni Yasanın "Terör" suçlarında yetersiz kaldığının keşfedilmesi de ilginçtir...
Yayın Tarihi:
03.10.2006
Metni görmek için
tıklayınız
Pratisyen Hekim Otopsi Yapabilir mi?
Prof. Dr. Ahmet Nezih Kök - Medimagazin
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun adli ölü muayenesi ve adli otopsi ile ilgili 86. ve 87. maddelerine baktığımızda, çağdaş bilgi toplumunda çok önemli olan, uzman görüşü alınması ile ilgili hususun göz ardı edildiği görülmektedir... Kanun maddelerinin yorumundan bu işlemlerin pratisyen hekim başta olmak üzere herhangi bir uzman hekim tarafından da yapılabileceği anlaşılmaktadır. Uygulamaya bakıldığında ise adli ölü muayenesi ve adli otopsi işlemlerinin yerine getirilmesi görevini pratisyen hekim üstlenmiştir...
Yayın Tarihi:
03.10.2006
Metni görmek için
tıklayınız
Ceza Muhakemesinde Hukuka Aykırı Delilleri Değerlendirme Yasağı
Yrd. Doç. Dr. Mahmut Koca
Hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin ceza muhakemesinde kullanılıp kullanılamayacağı önemli bir sorundur. Delil elde edilirken yapılan bir hukuka aykırılık, otomatik olarak o delilin kullanılmaması sonucunu doğurur mu? Bu soruya Amerikan hukukunun verdiği cevap “evet”dir. Delil elde edilirken yapılacak hukuka aykırılık, elde edilen delili değerlendirme yasağına tabi tutar... Alman hukukunda ise, yasak sorgu yöntemleri dışında, diğer hukuka aykırılıkların sanığın haklarını ne ölçüde ihlal ettiğine bakılmaktadır. Şayet yapılan hukuka aykırılık, sanığın temel, anayasal haklarını ihlal etmekteyse, bunun sonucu elde edilen delillerin kullanılmaması gerektiği belirtilmektedir...
Yayın Tarihi:
17.01.2006
Metni görmek için
tıklayınız
Olay Yeri İnceleme Çalışmalarında Bilimsellik ve Hukukilik
Ziyaettin Kaygusuz / Polis Dergisi
Ceza yargılamasında hukuk sitemimiz serbest delil sistemini kabul etmiştir. Bu nedenle olay yerinde, yakın çevresinde, şüpheli kişiler ve eşyaları üzerindeki her şey delil olabilmektedir. Yapılacak arama ve araştırma işlemlerinde, suçun iz ve delillerinin elde edilmesine çalışılır. Olay yeri inceleme görevlilerince elde edilecek bu deliller, Anayasamızın 138/1 ve CMUK-217/1 maddesinde belirtildiği gibi vicdanı delil sistemine göre hakim bunları değerlendirecektir... Hazırlık soruşturması içerisinde delillerin toplanması, suçun işlendiği yerin kentsel veya kırsal alan olup olmamasına bağlı olarak Polis veya Jandarma tarafından yapılmaktadır. Soruşturmanın etkin ve verimli olarak yapılabilmesi için arama, elkoyma gibi bir takım yetkilerle kolluğun donatılması kaçınılmaz olmaktadır
Yayın Tarihi:
15.10.2005
Metni görmek için
tıklayınız
Ceza yasası kabusumuz olacak
Av. Turgut Kazan / Günışığı
Ceza yasasıyla ilgili tartışmalar bir işe yarayacağa benzemiyor. Siyasal iktidar hep bilinen yöntemi uyguluyor. Bir konuyu tartışmaya açarmış gibi yapıyor. Kişilere ve kuruluşlara yazılar gönderip görüş istiyor. Ama, kendi dediğinden çıkmıyor. Ceza yasasını iyileştirme çalışmalarında da aynı durum yaşandı. Bir kere, basın özgürlüğü dışındaki eleştiriler için neler yapıldığını bilen yok. 5. maddenin yaratacağı sorunlarla ilgilenilmediği gibi, temel yanlışlar konuşulmuyor, tartışılmıyor. Kapalı kapılar ardında bazı toplantılar yapılıyor. Hangi maddeler için, nasıl bir değişiklik düşünüldüğü açıklanmıyor. Çalışmaların sadece basın özgürlüğüyle ilgili bölümü kamuoyuna yansıdı. Orada da, yalnız 84, 125, 218, 288, 289 ve 305. maddelerde, hiç suya/sabuna dokunmayan, çok basit değişiklikler gündeme getirildi. Örneğin,...
Yayın Tarihi:
13.09.2005
Metni görmek için
tıklayınız
Ateşli Silahlarla Mücadelede Teorik Yaklaşımlar
Mustafa T. Yücel, LLM, JSD / Polis Dergisi
Şiddet, yaşamın doğal bir öğesi olma eğilimi gösterirken; karşılıklı konuşma ve diyalogun yerini alma yolunda; kendisini “bağırma” biçiminde de (yönetim ile diyalog kuramayan/toplu işten çıkarılan/ hak kaybına uğrayan ve suskunların bağırması olarak) göstermektedir. Bu süreçte kişilerin ateşli silah ve bıçağa artan ölçüde sarıldığına da tanık olunmaktadır: 2003 yılı Adalet İstatistiklerine göre, 100.000 nüfustaki adam öldürme ve müessir fiil suçlardan açılan kamu dava oranları sırasıyla 30 ve 178; sanık sayısı oranları ise 47 ve 282 gibi yüksek bir seviyede bulunmaktadırlar. Öte yandan, intiharların da % 21’inde ateşli silah kullanıldığı görülmektedir...
Yayın Tarihi:
29.06.2005
Metni görmek için
tıklayınız
Yeni Türk Ceza Kanununda Düzenlenen Bilişim Suçları ve Bu Suçlarla Mücadelede Alınması Gereken Önlemler
Av. Murat Volkan Dülger / Çağın Polisi Dergisi
Bu tebliğin konusunu 5237 sayılı YTCK’da bilişim suçlarına ilişkin olarak yapılan düzenlemeler ve bu suç tipleriyle mücadelede alınması gereken önlemler oluşturmaktadır. Aslında bilişim suçları ve bunlarla mücadele yöntemleri çok geniş bir incelemeyi ve öncesinde bu konuyla ilgili çeşitli kavram ve tanım sorunlarının belirtilmesini ve bunların açıklanmasını gerektiren geniş bir konudur. Ancak bu çalışmanın bir tebliğ olması dolayısıyla, öğretide bu konuyla ilgili olarak yer alan tartışmalara ve ilgili suç tiplerinin ayrıntılı olarak açıklamasına yer verilmeden, konu hakkında kısa bir bilgi edinilmesi amacıyla açıklamalar yapılacak ve böylelikle, çalışmanın geniş kapsamlı ve ayrıntılı olmasından olabildiğince kaçınılacaktır.
Yayın Tarihi:
15.06.2005
Metni görmek için
tıklayınız
İnternet Bankacılığında Çalınmadan Kim Sorumlu?
Av. Ali Osman Özdilek / turk.internet
Bu soru son zamanlarda bana en çok yöneltilen sorulardan biri. Çünkü internet bankacılığı yaygınlaştıkça, internet bankacılığını kullanan kişilerin hesaplarından para çalınması vakaları da çoğalmaya başladı. Her yazımda belirttiğim gibi, internet bir yandan yaşamımızı kolaylaştırırken, diğer yandan da klasik suçlulara göre yakalanmaları daha zor, suç işlemeleri ise daha kolay olan siber suçluları ortaya çıkardı.
Yayın Tarihi:
21.02.2005
Metni görmek için
tıklayınız
Yeni Türk Ceza Kanununun genel hükümleri üzerine kısa bir değerlendirme
Yrd.Doç.Dr. Ümit Kocasakal / Günışığı
Bilindiği üzere 5237 Sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu, 26.9.2004 tarihinde kabul edilmiştir ve 1.4.2005 tarihinde yürürlüğe girecektir. Böylesine önemli ve temel bir kanunun genel hükümleri ile ilgili tam bir değerlendirme yapmak, kuşkusuz bu kadar kısıtlı bir yer içinde mümkün değildir. Hele ki yeni Kanunun bir sistem değişikliği getirdiği, bir takım önemli kurum ve kuralları esaslı ölçüde değiştirdiği dikkate alındığında bu daha da güçtür. Bu nedenle bizim burada ortaya koyacağımız hususlar bir değerlendirmeden ziyade kısa saptamalardan ibaret olabilecektir.
Yayın Tarihi:
10.12.2004
Metni görmek için
tıklayınız
Cezaevi yerine üniformalı “ucuz işçi pazarı”: Yeni Ceza İnfaz Kanunu Tasarısı iyileştirir mi?
Av. Ozan Gülhan-Stj.Av. Sevcan Turkan / Günışığı
Ceza Hukuku “devrim”ine, Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Hakkında Kanun (Yeni Ceza İnfaz Kanunu) Tasarısı ile devam ediliyor. Görüldüğü kadarıyla “devrim”, yeniden oluşturulan üç yasa üzerinden temelleniyor: Kanunlaştırılan Yeni TCK, tasarı halindeki CMUK ve CİK... Yeni TCK “dışarısı”nın güvenliğini, Yeni İnfaz Yasası da “içerisi”nin güvenliğini sağlama misyonu üzerinden şekilleniyor. Saç ayağının en hassas bacağını oluşturan Yeni Ceza İnfaz Kanunu Tasarısı da diğerlerini aratmayan gerici-baskıcı hükümler ihtiva ediyor.
Yayın Tarihi:
10.12.2004
Metni görmek için
tıklayınız
|