|
Vekillikten Çekilme Halinde Vekillik Görevinin Devamı Süresinin HMK Ve Avukatlık Kanununda Farklı Düzenlenmesi Üzerine Bir Değerlendirme
Kemal Vuraldoğan
1136 Sayılı Avukatlık Kanununun Avukatın Vekaletten Çekilmesi başlıklı 41. maddesi, “Belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevi, durumu müvekkiline tebliğinden itibaren onbeş gün süre ile devam eder…” hükmüne yer vermektedir. Aynı konunun düzenlendiği 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Vekilin İstifası başlıklı 82/1. maddesi ise, “İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder.” hükmüne yer vermektedir. Aynı konunun düzenlendiği 2 kanunun çelişmesi nedeniyle avukatın vekâletten çekilmesi halinde vekillik görevinin ne kadar süreceğinin hukuksal yorum ilkeleri ile belirlenmesi gerekmektedir...
Yayın Tarihi:
07.11.2011
Metni görmek için
tıklayınız
HMK’ya Göre Yargılama Giderleri
Av. Ender Dedeağaç
HMK’nın 323. maddesi 1 fıkra ve 10 bentten oluşmuştur. Bu 10 bendin 9 tanesinde yasa koyucu nelerin yargılama giderli olduğunu tek tek saymıştır. Ancak yasa koyucu tek tek saymanın bir çözüm oluşturmayacağını da düşünerek, 10.Bentte “yargılama sırasında yapılan diğer giderler” hükmünü getirerek uygulamacıya doğabilecek teknik gelişmelere uyum açısından takdir hakkı bırakmıştır. HMK’nın karşılığı olan HUMK 423. Maddesine baktığımızda, HUMK 423. maddesinin uygulamacıya takdir hakkı bırakacak şekilde bir açık hüküm içermediğini ve yargılama gideri olarak belirtilen giderlerde de HMK dan daha sınırlı sayıda gideri, yargılama gideri olarak saydığını görmekteyiz...
Yayın Tarihi:
05.11.2011
Metni görmek için
tıklayınız
Belirsiz Alacak Ve Tespit Davası İle Kısmi Dava (2)
Av. Ender Dedeağaç
Öncelikle, gerek HUMK gerekse HMK da hükme bağlanan, kısmi davanın, temel vasfının eda davası olduğunu düşünüyorum, bunun HUMK içinde hükme bağlanmamış olmasına rağmen ilmi ve kazai içtihatların görüş birliğine dayanarak bu güne kadar uyguladığımızı hatırlatmakta yarar görmekteyim. Bu nedenle bundan sonraki anlatımlarımda konuyu daha iyi anlayabilmem için hiçbir yasal dayanağı olmayan, “kısmi eda davası” deyimini kullanmak istediğimi de belirtmek isterim.
Yayın Tarihi:
05.11.2011
Metni görmek için
tıklayınız
“Islah” “Kısmi Eda Davası” Ve “Belirsiz Alacak Ve Tespit Davası”nın Birlikte İncelenmesi
Av. Ender Dedeağaç
HMK nın yürürlüğe girmesini beklediğimiz günlerden bu güne kadar tartışılan konuların başında, “talebin ıslahla değiştirilmesi olanağı kalktı mı?”, “Islah olanağı varsa belirsiz alacak ve tespit davasına ne gerek var?”, “Kanunda yer alan tanım nedeniyle kısmi dava açmak olanağını nasıl kullanacağız?” şeklinde özetleyebileceğim konuların olduğunu gördüm... Bende çorbada tuzum olsun düşüncesi ile, bu yazıyı sizlerle paylaşmaya karar verdim... Bilindiği gibi ıslah, HUMK’un 83. vd maddelerinde düzenlenen bir kurumdur. Bu kurum ile taraflardan her hangi birinin usule ilişkin olarak yapmış olduğu hatayı düzeltmesine olanak tanınmak istenmiştir.
Yayın Tarihi:
16.10.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Dava Arkadaşlığı
Av. Ender Dedeağaç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı eski kanunda olduğu gibi dava arkadaşlığı konusuna yer vermiştir. Ancak ilk olarak dikkat çeken yeni kanunda 57. madde ve devamında yer bulan düzenlemenin, 1086 sayılı yasanın 43. ve 44. maddelerindeki düzenlemeye göre daha anlaşılır olduğudur. Ayrıca 1086 sayılı HUMK un aksine HMK dava arkadaşlığını mecburi ve ihtiyari olması koşuluyla iki şekilde de işlemiştir.
Yayın Tarihi:
31.07.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da İhbar
Av. Ender Dedeağaç
Görülmekte olan bir davada, taraflardan biri, davanın kaybedilmesi halinde, kaybeden tarafın, kayıpla oluşan sonuçları, davada taraf olmayan bir kişiye karşı ileri sürebileceğini yani rücu hakkının doğacağını düşünüyorsa, davanın tarafı olan kişi, davayı bu üçüncü kişiye ihbar edebilir. Bu husus HMK 61/1 maddesinde yer alan HUMK 49/1 maddesinin tekrarıdır. HMK 61/1 maddesi HUMK 49/1 maddesini tekrar etmenin yanı sıra, maddeye yeni bir içerik de kazandırarak, “taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde,…..üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa…” hükmünü getirmiştir.
Yayın Tarihi:
23.07.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Süreler
Av. Ender Dedeağaç
HMK süreler açısından HUMK’da yer alan ilkeleri benimsemiştir. HMK’da da süreler kanundan belirlenen süreler ve hakim tarafından verilen süreler olarak ikiye ayrılmaktadır. HMK 90/1 maddesi hükmüne göre, kanunda yer alan istisnalar dışında, hakim, kanun tarafından verilen süreleri arttıramaz ve eksiltemez. Bu hüküm, usul hukukuna ait bir hüküm olduğundan ve aynı zamanda maddenin yazılımından da açıkça anlaşıldığından ötürü emredici nitelikte bir hükümdür. Üstelik HMK 94/1 maddesinde yer alan hüküm de bu görüşü güçlendirmektedir. Söz konusu hükme göre “Kanunun belirttiği süreler kesindir.”.
Yayın Tarihi:
23.07.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Davanın Tarafları ve Davaya Vekalet
Av. Ender Dedeağaç
HUMK da benzer bir hüküm bulunmayan HMK’nın 50. maddesine göre, “Medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine sahiptir.”. Bilindiği gibi, gerçek kişilerde, medeni haklardan yararlanma ehliyeti, MK’nun 8 vd. maddelerinde hükme bağlanmıştır. Eğer bir insan, MK 10 maddesinin hükme bağladığı gibi, ergin, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı değilse, fiil ehliyeti bulunmaktadır. Bu kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu için, MK 9 maddesine göre, “…kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.”...
Yayın Tarihi:
23.07.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK Açısından Sözlü Yargılama Ve Avukatlar Açısından Bir Kayıp
Av. Ender Dedeağaç
Sözlü yargılama HUMK 375 vd. maddelerinde yer alan bir kurum olmasına rağmen uygulanmaması nedeniyle pek çoğumuz tarafından hatırlanmamaktadır. Hatta özellikle asliye mahkemelerinde yapılan yargılamada varlığını inkar ettiğimiz bir hukuki düzenleme haline gelmiştir. HUMK’da yer alan hükümlere rağmen, birilerinin, asliye mahkemelerinde yazılı yargılamanın, sadece dilekçeleri değil tüm yargılamayı kapsadığı yolundaki, yalan yanlış beyanına inanarak ve iş yoğunluluğunu da bahane ederek, yargılamanın özünde yer alan ve kanun tarafından korunan, tarafların yararına olan bir hakkı uygulanmaz hale getirdik.
Yayın Tarihi:
24.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Bilirkişi ve Uzman Görüşü
Av. Ender Dedeağaç
Bilirkişilik konusunda, yaşananları dikkate alan kanun koyucu, HMK 266. maddesini HUMK 275. maddesinden daha açık daha anlaşılır bir şekilde kaleme almaya çalışmıştır. Maddenin gerekçesine baktığımızda, kanun koyucunun yıllardır süren bir problemimizi ortadan kaldırmayı amaçladığını görmekteyiz. Bazı düşünürler için istisnai olarak uygulanmasında sakınca olmamakla birlikte bizim de katıldığımız daha geniş bir grup için hukuk bilirkişisi uygulaması yasaya aykırı bir uygulamadır...
Yayın Tarihi:
24.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’ya Göre Keşif Delili
Av. Ender Dedeağaç
HMK ile ilgili tüm açıklamalarımızda dile getirdiğimiz gibi, tahkikatın amacı, hakimin davayı yeterince anlamasını sağlamaktır. İşte bu nedenle HMK 288/1 maddesi, HUMK 363’de yer alan ifadeden daha açık bir şekilde bunu dile getirerek keşif deliline ne zaman ve nasıl gereksinim olacağını hükme bağlamıştır... HMK 288/1 maddesine göre, “Hakim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla…bilgi sahibi olmak…” amacında ise keşif deliline başvurulur. Ancak, HMK 288/2 maddesine göre keşif ancak sözlü yargılama aşamasına kadar gerçekleştirilmelidir.
Yayın Tarihi:
08.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’ya Göre Tahkikat Aşaması
Av. Ender Dedeağaç
HMK’nın 143. vd. maddeleri, HUMK’nın 213. vd. maddelerinde yer alan tahkikat aşaması ile ilgili hükümleri içermektedir. HUMK’nın aksine, tahkikattan önce yapılması gerekenler, HMK da açıkça hükme bağlanmıştır. Söz konusu hükümlere göre, hakim, taraf dilekçeleri tamamlanmadan ön incelemeye başlayamaz. Hakim ön inceleme sırasında (HMK 140), ilk dava şartlarını karara bağlamak zorundadır. Bu nedenle tarafları dinler, tarafların anlaşabildikleri ve anlaşamadıkları hususları saptar. Tarafları sulhe teşvik eder gerekirse sulh için süre verir ve bir defaya mahsus olmak üzere sulh nedenine dayalı olarak ön inceleme duruşmasını erteler...
Yayın Tarihi:
08.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Yemin Delili
Av. Ender Dedeağaç
“Kişinin kendisinden kaynaklanan bir vakıa” nın kanıtlanması için, karşı tarafın bir başka delili yoksa ya da sunmuş olduğu delil, mahkemece yeterli görülmez ise, karşı taraf, bu kişiye yemin teklif edebilir. Kesin delil diye nitelendirdiğimiz yemin delili HMK’nın 225 vd maddelerinde hükme bağlanmıştır... HMK 225/1 maddesi yeminin ancak kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar için edilebileceğini hükme bağlamıştır. Aynı madde, son cümlesinde “Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır” hükmüne yer vererek, yeminin sınırlarını belirlemeye çalışmıştır...
Yayın Tarihi:
08.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Tanık
Av. Ender Dedeağaç
Tarafların davalarını kanıtlamak için başvurdukları delil türlerinden birisi de tanık delilidir. HMK 240/1, 244/1.c, 259/1 vb. hükümlere baktığımızda, tanığın ancak bir vakıayı aydınlatmak için dinlenebileceğinin hükme bağlandığını görmekteyiz. Bu nedenle, tanık ancak bizzat beş duyusu yolu ile algıladığı bir olay hakkında bildiklerini mahkemeye sunmakla görevlidir. Tanığın beş duyusu ile bilgi sahibi olduğu vakıalar dışında, örneğin yorumları açısından, dinlenmesi söz konusu olamaz...
Yayın Tarihi:
08.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Belge ve Senetle İspat
Av. Ender Dedeağaç
HUMK’da yer alan senetle ispat kuralı, HMK tarafından da benimsenmiş ancak “senet” sözcüğü yerine “belge ve senet” sözcüklerinin birlikte kullanılması tercih edilmiştir. Belge sözcüğünün HMK’da ilk kez yer alması nedeniyle, HMK’nın 199/1 maddesinde belgenin tanımı yapılmıştır. Madde gerekçesinde yer alan açıklamalara göre, bu tanım yapılırken, sınırlayıcı bir tanım olmasından kaçınılmış ve gelişen şartlara uyum sağlaması amaçlanmıştır. Gerekçeye göre, belgenin tanımlanması yapılırken, belgenin “bilgi taşıyıcısı” olduğu ilkesi dikkate alınmıştır. Ancak, ...
Yayın Tarihi:
08.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na Göre Ticari Defterlerin Delil Olma Özelliği
Av. Ender Dedeağaç
6762 sayılı ETTK’nın 82 vd maddelerinde yer alan, ticari defterlerin delil olma şartları ve ispat kuvvetine ilişkin hükümler, YTTK’da yer almamaktadır. Bu konuya ilişkin hükümler bundan böyle, HMK’da düzenlenmektedir. Ancak, YTTK’nın yürürlük tarihi ile HMK’nın yürürlük tarihi birbirinden farklıdır. Önce HMK yürürlüğe girecektir. Üstelik HMK kamu düzenine ilişkin hükümlerden oluşmuştur. Bu durumda Ekim 2011 - Temmuz 2012 tarihleri arasında ETTK 82 vd maddeleri mi uygulanacaktır? Yoksa HMK’nın 222. maddesi mi uygulanacaktır? Eski kanun yeni kanun genel kanun özel kanun arasında hangisinin uygulanması gerektiğine hakim karar vereceğine göre, bu soruya tek bir cevap vermek mümkün olamayacaktır...
Yayın Tarihi:
28.05.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK'ya Göre Hakimin Yasaklılığı ve Reddi
Av. Ender Dedeağaç
Hakimin davaya bakmamasını gerektiren iki ayrı hukuki kurumumuz bulunmaktadır. Bunlardan biri hakimin yasaklılığı hali diğeri ise hakimin reddi halidir. HUMK’da da var olan bu iki kurum HMK’nın 34. vd. maddelerinde düzenlenmiştir... HMK 34/1 maddesinde 7 bent halinde sayılan hususlardan her hangi birinin varlığı halinde, hakim davadan çekilmek zorundadır. HMK 35/1 maddesine göre yasaklama sebebinin doğduğu andan itibaren, hakimin vermiş olduğu hüküm ve kararlar üst mahkeme tarafından zorunlu olarak iptal olunur...
Yayın Tarihi:
28.05.2011
Metni görmek için
tıklayınız
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Ön İnceleme
Av. Ender Dedeağaç
Hukuk Muhakemeleri Kanun Tasarısı (HMKT) ile ÖN İNCELEME diye bir kavramla tanışmıştık. Bu kavram, HMKT’nın 142 vd maddelerinde yer almaktadır ve madde gerekçesine göre,”…yeni kabul edilen bir yargılama aşamasını düzenlemektedir.” Bu kurum HMK’ya hemen hemen tasarının aynısı olarak yansımıştır... HMK’nın 137. maddesine baktığımızda; Ön incelemenin başlangıç zamanı olarak dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinin tamamlanmasının gösterildiği görülmektedir. Burada belirtilen dilekçelerden kasıt bugüne kadar uyguladığımız HUMK da yer alan ve tasarı ile aynen korunan dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleridir...
Yayın Tarihi:
28.05.2011
Metni görmek için
tıklayınız
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na Göre Dava Çeşitleri
Av. Ender Dedeağaç
HMK’nın 105 vd. maddelerine baktığımızda, 9 ayrı dava çeşidinin tanımlandığını görmekteyiz. Yapılan bu tanımlamalar, 1086 sayılı HUMK da yer almamaktadır ve tasarının 111 vd. maddelerinde yer alan dava çeşitlerinden de çok farklıdır... Dava çeşitlerine ilişkin bir sınıflandırma ve buna ilişkin hüküm HUMK’da yer almadığı için, öğretide ve yargı kararlarında değişik gruplandırmalar ve tanımlamalar yapılmıştır. HMK bu farklılıkları önlemek açısından bu hükümleri getirmiş ve dava çeşitleri açısından da ilk kez sistematik bir düzen konulmuştur...
Yayın Tarihi:
28.05.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na Göre Görev ve Yetki
Av. Ender Dedeağaç
HMK 1/1 maddesinde de Anayasamızın 142. maddesine uygun olarak mahkemelerin görevlerinin kanunla belirlenebileceği ve görevle ilgili kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu ilkesi benimsenmiştir... HMK Asliye ve Sulh Hukuk Mahkemesi ayrımını devam ettirmekle beraber Asliye Mahkemeleri’nin adından anlaşılacağı gibi asıl mahkemeler olduğunu hükme bağlamıştır. HMK’nın 2/1 maddesinin gerekçesine göre bunun amacı, davaların görevsizlik kararları nedeni ile uzamalarını önlemektir. Söz konusu maddeye göre, davanın değer ve miktarına bakılmaksızın, mal varlığına ve şahıs varlığına ilişkin tüm davalarda Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir...
Yayın Tarihi:
28.05.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa Göre Hüküm
Av. Ender Dedeağaç
Bize göre, muhakemenin sonunda tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilerek uyuşmazlığa son vermek üzere, hakim tarafından varılan “nihai karara” yani sonuca hüküm denmektedir. Hüküm esasa ve usule ilişkin olabilir. Bazen hakim hükmünü vermeden önce taraflar kendilerince gerçekleştirilen bazı işlemlerden ötürü de yargılamaya son vererek uyuşmazlığı çözebilmektedir. Bunlara HMK’ya göre “davaya son veren taraf işlemleri” denmektedir. İşte bu konu HMK’nın 294 vd. maddelerinde incelenmektedir. HMK’nın 294/2 maddesine göre, hüküm yargılamanın sona erdiği duruşmada tefhim olunur. Hüküm HMK 294/3 maddesine göre iki kısımdan oluşur. Bunlardan biri hüküm kısmı diğeri ise sonuç kısmıdır.
Yayın Tarihi:
14.05.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı Yasada Yer Alan Taraf Dilekçeleri
Av. Ender Dedeağaç, Stj. Av. Can Sanal
Bilindiği gibi 1086 sayılı HUMK’un 72. maddesine göre bir uyuşmazlığa ilişkin yargılamanın başlayabilmesi için, yargıya yapılmış bir talep gerekmektedir. Bu husus HMK tasarısı hazırlanırken de dikkate alınmış ve tasarının 30/1 maddesinde hükme bağlanmıştır. 6100 sayılı HMK ya baktığımızda tasarruf ilkesi başlığıyla kanunun 24/1 maddesinde aynı ilkenin hükme bağlandığını görmekteyiz... HMK’nın 24. maddesi bir bütün halinde değerlendirildiğinde, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda, tarafa kimsenin baskı yapmaya hakkı olmadığı gibi hiçbir yargı merciinin yasanın belirttiği istisnalar dışında tarafın kendi serbest iradesiyle başvurusu olmaksızın herhangi bir uyuşmazlığı çözemeyeceği de hüküm altına alınmıştır.
Yayın Tarihi:
14.05.2011
Metni görmek için
tıklayınız
Yeni (6100 sayılı) Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Sulh
Av. Ender Dedeağaç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu, onaylanmak için, Cumhurbaşkanı’na sunulan kanunlar arasında yer almaktadır. Büyük bir olasılıkla da onaylanarak 2011 senesinin 10. ayında yürürlüğe girecektir. Bu nedenle bir an evvel, kanunun irdelenmesi ve uygulamada karşılaşılması olası problemlerin nasıl çözüleceğinin tartışılarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir diye düşünüyorum.(Kanun, bu yazının kaleme alınmasını takiben onaylanarak 04.02.2011 tarihli, 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır)... Daha önce, tasarı hakkındaki çalışmalarımı, kişisel düşüncelerimi de içerecek şekilde sizlerle paylaşmıştım.
Yayın Tarihi:
12.02.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6110 Sayılı Torba Yasa İle Hakimlerin Hukuki Sorumluluğuna İlişkin Olarak Getirilen Yeni Düzenlemeler
Av. Ender Dedeağaç
Bilindiği gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu adlı yasa da TBMM tarafından kabul edilmiş ve onaylanmak için Cumhurbaşkanlığı’na sunulmuştur. Cumhurbaşkanı tarafından onaylanması beklenilen bu yasa 2011 yılının Ekim ayında yani 8 ay sonra yürürlüğe girecektir. Ancak bu 8 aylık süre beklenmeksizin, torba yasa olarak adlandırılan 6110 sayılı yasa kabul edilmiştir. Kabul edilen bu yasa ile, şu anda yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK un hakimlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin maddelerinde değişiklik yapılmıştır.
Yayın Tarihi:
12.02.2011
Metni görmek için
tıklayınız
|