|
Akademik Felsefenin Sefaleti
Alkım Saygın / Son Baskı
Amacım: zamanımızda Felsefe’nin en önemli sorunlarından biri olarak gördüğüm akademik felsefenin sefaletine karşı kamuoyunu uyarmak ve bu sefaleti yıkmaya çalışmak için olanaklı çözüm yolları geliştirmektir. Bu yazıda ülkemizdeki eğitim kurumlarına ilişkin sorunları irdeleyip bu sorunların Felsefe eğitimine ne şekilde yansıdığı incelemeye çalışmayacağım, bu ayrı bir çalışmanın konusu olabilecek bir iş. Ben bunun yerine felsefe tarihi boyunca zaten hep bir biçimde varolmuş olagelen akademik felsefenin bugün itibariyle ülkemizde ve dünyada yaratmış olduğu sorunları masaya yatıracağım. Bu bakımdan bu yazı akademik felsefenin bizzat kendisinin sahip olduğu ve yol açtığı sefaleti göstererek onun saltanatını yıkmaya çalışmak için kaleme alınan bir manifesto olarak da okunabilir.
Sitemizden bağlantı:
24.04.2005
Metni görmek için
tıklayınız
Etik Üzerine
Alkım Saygın / Son Baskı
Zamanımızın moda kavramlarından biri de etik. Değişik alanlarda değişik kullanıcılar etik’i ağızlarına sakız yapmış durumda. Etik’le ilgili haklı haksız bir sürü şey söyleniyor. Hal böyle olunca da insanların kafası karışıyor, hangi soruların cevaplarını hangi alanlar içerisinde aramaları gerektiği konusunda çıkmaza düşüyorlar. Tüm bu kafa karışıklıklarını çözümlemek ve gidermek de durumdan vazife çıkartan benim gibi kişilere düşüyor:
Sitemizden bağlantı:
08.03.2005
Metni görmek için
tıklayınız
Felsefenin Sonu mu Geldi..
Alkım Saygın / Son Baskı
“Felsefenin sonu”nu ilan edenler eğer nesnesine uygun bir “felsefe” tanımıyla iş görmüş olsalardı tüm bu tartışmaların anlamsız olduğunu görmüş olacaklardı. Ancak bu noktada bana şöyle bir karşı çıkış yapılabilir: iki bin beş yüz yıldır neliği araştırılıp da ortaya konamamış pek bir şey kalmamıştır. Yani “felsefenin sonu”nun gelmiş olması, aslında “felsefe”den anlaşılan şeylerin sonunun gelmesinden değil, bizatihi neliği araştırılacak bir objenin artık mevcut bulunmamasından kaynaklanmaktadır; Hegel’in de dediği gibi, “güneşin altında söylenmedik bir şey yoktur”.. Ne var ki,...
Sitemizden bağlantı:
17.01.2005
Metni görmek için
tıklayınız
Hümanist Etik ve İlerleme Sorunu Üzerine
Alkım Saygın / Son Baskı
Bu derginin son üç sayısında yayınlanan yazılarıma ilişkin olarak, yani hümanist etik ve akademik felsefenin sefaleti hakkındaki analizlerime dair, sizlerden mailler gelmeye devam ediyor. Gösterdiğiniz ilgiden dolayı, sizlere burada bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Mailler arasında olumlu eleştiriler de var, olumsuz eleştiriler de. Daha çok, geçen sayıda yayınlanan Kapitalist Sistem İçinde Hümanist Etiğin Rolü Üzerine isimli yazım hakkında, bazı olumsuz eleştiriler aldım. Bu eleştirilerin ortak noktası, hümanist etiğin ortaya koyduklarının, şu yaşlı dünyamızı daha ileriye götürme amacına hizmet ettiği ve bunların, Felsefe’de müthiş bir ilerleme sağladığı yönündeydi. Bana karşı böyle bir eleştiri yapan dostlar, ilerleme kavramı ve Felsefe’de ilerlemenin ne demek olduğu üzerinde düşünmemi sağladılar. Bunları düşünmeden, bu eleştirilere bir cevap veremezdim, kuşkusuz. Bunları düşününce de, ortaya şunlar çıktı:...
Sitemizden bağlantı:
22.06.2005
Metni görmek için
tıklayınız
Kapitalist Sistem İçinde Hümanist Etiğin Rolü Üzerine
Alkım Saygın / Son Baskı
...nice kavramlar vardır ki, onların arkasına saklanılarak nice kötülükler, şirin gösterilmeye çalışılmamış olsun. “Özgürlük şunu gerektiriyor”, “demokrasi bunu gerektiriyor”, “laiklik şunu gerektiriyor”, “çağdaşlık bunu gerektiriyor” vs.. diyerek türümüzün, hem kendi üyelerine, hem de doğaya yapmadığı zulüm, vermediği zarar kalmadı. Böyle bir durum karşısında, şöyle bir yol ayrımıyla kalakalıyoruz: ya bu tür kavramların içinin boş olduğunu, her isteyenin, istediği biçimde bunları kullanabileceğini kabul edeceğiz, ya da bunların, nesnel bir biçimde ve spesifik bir amaç gözetmeksizin ne olduklarını dillendirmeye çalışıp, bunları anlamsız hâle getirenlere karşı savaşım vereceğiz. Ben ikincisinden yanayım...
Sitemizden bağlantı:
18.05.2005
Metni görmek için
tıklayınız
Marksizm ve Hukuk
Dr. Onur Karahanoğulları
Marksizm ve hukuk dendiğinde yapılabilecek temel saptama, dünyanın hukukçu bakış açısıyla açıklanıp anlamlandırabileceğinin reddedilmesidir. İkinci temel tez ise, hukukun kaynağının salt iradede aranmaması gerektiğidir. Marx, dünyanın açıklanmasında hukukun temel araç olarak kullanılmasının yanlışlığını saptadıktan sonra, burada derinleşmemiş ve hukuk üzerinde daha fazla durmadan ilerlemiştir. Çalışmanın ilk bölümünde, hukuk eğitiminin ve hukuk çalışmalarının Marx'ın entelektüel oluşumundaki yeri değerlendirilecektir. İkinci bölümde Marksizmin hukuk konusundaki temel tezi aktarıldıktan sonra, hukukun kaynağına, incelenme yöntemine, hukukun tarihselliğine, hukukun geleceğine ve siyasal faaliyetteki işlevine ilişkin tezler ele alınacaktır. Çalışma sadece Marx ve Engels'in yazılarıyla sınırlanmıştır.
Sitemizden bağlantı:
06.02.2005
Metni görmek için
tıklayınız
Popüler Felsefe
Alkım Saygın / Son Baskı
Günümüzde “felsefe” (!?) oldukça popüler; pek çok yerde karşımıza bir felsefe adı çıkagelir oldu. Bugünlerde sosyal bilimcilerden fizikçilere, iktisatçılardan biyologlara, sporculardan iş adamlarına, haber spikerlerinden “köşe yazarları”na varıncaya kadar pek çok kişi, “felsefe”siz bir iş yap(a)maz hâle geldi. Bundan yıllar önce bir kimse, “derin mevzularda fikir beyanı”nda bulunacak olursa “edebiyat yapma” denerek küçümsenirdi; daha sonraları bu edebiyat, yerini felsefeye bıraktı ve “felsefe yapanlar”a hoş gözle bakılmamaya başlandı. Oysa günümüzde “felsefe yapmak” (!?), çok önemli bir şey olarak görülmekte.
Sitemizden bağlantı:
10.12.2004
Metni görmek için
tıklayınız
Ronald DWORKIN: Hart'ın Hukuk Anlayışının Eleştirisi
Kasım Akbaş / Toplumsal Hukuk
Son birkaç yüzyıllık hukuksal düşünceler tarihi, doğal hukuk ile hukuksal pozitivizm arasında salınmaktaysa da, kuşkusuz, bu iki düşünce okuluna da mesafeli duran isimlere rastlamak mümkündür. Çok iddialı olmamakla birlikte, Dworkin de, bu isimlerden biri olarak kabul edilebilir. Dworkin, bir taraftan doğal hukuku eleştirirken, öte taraftan kendi kuramını, Hart özelinde, hukuksal pozitivizm eleştirisi üzerine kurmuştur. Nitekim John Mackie'nin, Dworkin'in kuramına ilişkin makalesinin ismi "Üçüncü Hukuk Kuramı"dır.
Sitemizden bağlantı:
14.05.2005
Metni görmek için
tıklayınız
Tarih Felsefesine Giriş
Alkım Saygın / Son Baskı
Fukuyama’nın ortaya koyduğu “tarihin sonu” düşüncesi yakın dönemde tarih felsefesi alanına olan ilgiyi epeyce arttırmış gibi görünüyor. Fukuyama bu düşüncesiyle SSCB sonrası sosyalizmsiz bir dünyada kapitalizmi mutlak doğru olarak nitelendiriyordu. Fukuyama bu düşüncesini, Hegel’in ve Marx’ın tarih görüşlerine dayandırır: Hegel’e göre tarihte, tinin amacına hizmet eden sürekli bir ilerleme vardır; bu ilerleme devlet aracılığıyla en yüksek noktasına eriştirilir...
Sitemizden bağlantı:
16.02.2005
Metni görmek için
tıklayınız
|