inisiyatif.net bilgiweb uygulama avukatın tarihi kültür

hukuk müzesi

forum

KÖY ENSTİTÜLERİ

VILLAGE INSTITUTES (PEASANT COMMUNITIES)

Links other than Turkish

Köy Enstitüsü Sistemine Toplu Bir Bakış

Dr. Niyazi Altunya / Eğitimciler Derneği

17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü ve "kuruluş bayramı" günü. Köy enstitülerinin temelleri 1935'lerde atılmış, 17 Nisan 1940 tarihinde kabul edilen Köy Enstitüleri Kanunu ile yasal temele oturtulmuştur. 1946 iktidar değişikliği ile özgün ilkelerinden saptırılmaya çalışılan Köy enstitüsü sistemi, 1950 iktidar değişikliğinden sonra iyiden iyiye yozlaşmış, 1953 yılında programları klasik ilköğretmen okullarının ki ile birleştirilmiş, 1954/6234 S. yasa ile de hukuksal varlığı sona ermiştir. Temellerinin atılışı ellibir yılı, yasalaşışı kırkaltı yılı, bozulmaya başlayışı kırk yılı, yasal varlığının kaldırılışı otuziki yılı bulduğu halde, üzerine yapılan tartışmalar süren köy enstitüleri olgusu, en çok siyasal platformda ele alınmış, yıkılışından sonra eğitim sistemi ve ilkeleri açısından pek fazla incelenmemiştir...

Sitemizden bağlantı: 14.04.2005

Metni görmek için tıklayınız


 

Sitemizden bağlantı: 14.04.2005

Atatürk'ün Türk Eğitimine Getirdikleri ve Köy Enstitüleri

Onur Fidaner

Atatürk, vatanımızdaki düşman işgaline son verdiğinin hemen ertesinde, 29 Ekim 1922’de bir öğretmenler toplantısında şu sözleriyle eğitime ne denli önem verdiğini ortaya koymuştur: “Öğretmenler, ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız ortam hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacak ve yaşatacaksınız ve mutlaka başarıya ulaşacaksınız.”

Metni görmek için tıklayınız


Sitemizden bağlantı: 14.04.2005

Köy Enstitüleri

Dr. Niyazi Altunya / Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi

Hazırlıkları 1935’te başlatılıp 1937’de denemesine girişilen ve 1940’ta yasallaşan Köy Enstitüsü sistemi; Cumhuriyet aydınlanmasının eğitim alanındaki en özgün ve en çok ses getiren bir uygulamasıdır. 17 nisan 1940’ta kabul edilen, 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu’na göre “Köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabını yetiştirmek üzere, ziraat işlerine elverişli arazisi bulunan yerlerde Maarif Vekilliğince [MEB’ce] köy enstitüleri açılır.” (m.1) Bu yasa hükmüne göre enstitülerin görevi sadece köy öğretmeni yetiştirmekle sınırlı olmayıp öğretmenle birlikte sağlık görevlileri, teknisyenler vd. meslek elemanları yetiştirmektir.

Metni görmek için tıklayınız


Sitemizden bağlantı: 14.04.2005

Köy Enstitüleri ve Sağlık Eğitimi (PDF)

Cemal Hüseyin Güvercin, Murat Aksu. Berna Arda

İlk Türkiye Hükümeti Kurtuluş Savaşı (1919-1922) sırasında kurulduğunda, eğitim konusu dikkate alınan temel önceliklerden birisiydi. Türkiye’nin eğitim yapısının yenilenmesinde ve çağdaş duruma getirilmesinde ülkenin kendine özgü sosyal ve kültürel nitelikleri de göz önüne alınarak planlanmıştır. Savaşın en kritik dönemlerinde bile eğitime ilişkin sorunlar ihmal edilmemiştir. Zaferden sonra yeni ülkenin kurucuları doğal olarak eğitim sorununa da oldukça yoğun çaba harcamış ve öncelik vermişlerdir. Bu muazzam çabanın en önemli deneyimlerinden birisi, hiç kuşkusuz “Köy Enstitüleri”dir. Bu proje “Cumhuriyet Ruhu” nun devrimci karakterini de yansıtmaktadır. Bu enstitülerin eğitim yaklaşımı “yaparak- yaşayarak öğrenme” temeli üzerinde yükselmektedir. Bu makalede söz konusu enstitülerin sağlık eğitimi yaklaşımları tıp tarihi ışığında ele alınmıştır.

Metni görmek için tıklayınız


Sitemizden bağlantı: 14.04.2005

Köylere Öğretmen Yetiştirme Meselesinin Tarihçiği

Aziz Bakay

Cumhuriyet devrine gelinceye kadar köylere öğretmen yetiştirerek köyü de modern anlamda ilkokula kavuşturmak meselesi önemli bir iş olarak ele alınmadığı için köylerde açılan dinsel karakterli okulların çoğu medresede yetişmiş hocalar tarafından idare edilirdi. Tanzimat hareketi, medreseye ek olarak okullar açarakyeni hamleler yapmayı hedefliyordu. 1848 tarihinde İstanbul`da ilk kez açılan Darülmuallimin bu anlayış ve hareketin doğurduğu sonuçlardan biridir. Fakat bu kuruluşlar da öğretmen açığını kapatma ve sonuca ulaşma bakımından başarılı olamadı. Köylere öğretmen yetiştirme meselesi, sık sık gündeme gelmesine rağmen Trablusgarp, Balkan ve 1. Dünya Savaşının yol açtığı kargaşa ortamından dolayı konuya zaman ayrılamadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin kuruluşundan sonra bu mesesle zaman zaman tekrar ele alınmış,...

Metni görmek için tıklayınız


Sitemizden bağlantı: 05.06.2005

Ülkemizin Kaçırdığı En Büyük Eğitim Projesi Köy Enstitüleri

Prof. Dr. İbrahim Ortaş

Cumhuriyetin bu ulvi projesinin amacı köyden gelen yetenekli çocukların tam donanımlı olarak yetiştikten sonra tekrar köylerine dönerek geride kalan ve okuma fırsatı veya olanağı bulmamışları eğiterek ülkenin okuryazar düzeyini yukarı taşımayı amaçlıyordu. Köy Enstitülerinin o günkü eğitim yöntemi gününün en ileri eğitim yönteminden daha donanımlıydı.

Metni görmek için tıklayınız


page top

added to our DB: 14.04.2005

The Social Structure of Turkish Peasent Communities

Thesis by Paul Stirling

This work is a report on field work in a village near Kayseri, on the Anatolian plateau, carried out between November 1949 and August 1950. In view of the lack of any such systematic account of village life in English, it has been my aim simply to present an analytical description of the village.

Click here to view


added to our DB: 14.04.2005

Turkish Village

by Paul Stirling

In less than twenty years, between the late nineteen-thirties and the fifties the views of Western intellectuals on the future of mankind underwent an extraordinary revolution. Between the wars, most Western people took for granted the gulf in way of life and standard of living between Western Europe and its emigrants and trainees, and the poverty-stricken rest of the world. If not eternal, the difference was fundamental and apparently unchanging. Only the Japanese had succeeded in demonstrating that industrial society could be transplanted without a European ruling class, and this was regarded as a special case - almost unfair. No one dreamt of hundreds of millions of Asians and Africans driving their own cars to work in their own industrial cities. It was not yet customary to measure national success in terms of the annual rate of economic growth, and few had thought of arguing that a completely industrialised world, far from rivalling Western industry, would provide that industry with vastly increased markets.

Click here to view