|
Bölge Adliye Mahkemesi Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik HMK Ve YTTK Hükümlerine Aykırıdır
Av. Ender Dedeağaç
Kanunlara aykırı bir yönetmelikle karşılaştığımdan ötürü, gerek aykırı bulduğum hususları sizlerle paylaşmak gerekse kanun yapımı ile yürütme ve yargının yasamaya saygısı hakkındaki düşüncelerimi dile getirmek için bu yazıyı yazdım. Daha önceleri de değindiğim gibi, yasaların hazırlanmasında, hatta tüm emirlerin oluşumunda dikkat edilmesi gereken konulardan biri de, emrin uygulanabilirliğidir. Bu uygulanabilirliğin engeli bazen fiziki nedenler olabilmekte bazen de insan faktörü olabilmektedir.
Yayın Tarihi:
15.05.2012
Metni görmek için
tıklayınız
Bilirkişinin Hukuki Sorumluluğu Ve Yargılanacağı Mahkeme
Av. Ender Dedeağaç
Bilirkişinin hukuki sorumluluğunun doğabilmesi için; Düzenlenen raporun gerçeğe aykırı olması, Ağır kusur ya da kasten düzenlenmiş olması, Mahkemece hükme esas alınması, Zarar doğmuş olması, gerektiği HMK nın 285/1 maddesinde hükme bağlanmıştır. Eğer bu koşullar meydana gelmiş ise, zarar gören kişi, aynı madde hükmüne göre, devlete karşı tazminat davası açabilecektir... Açılacak bu tazminat davasının hangi mahkemede görüleceğine, HMK 286/1 maddesi gereği, bilirkişi raporunun hangi mahkemece hükme esas alındığı değerlendirilmesi yapılarak, karar verilecektir.
Yayın Tarihi:
28.04.2012
Metni görmek için
tıklayınız
HMK ya Göre Davayı Kabul ve İkrar
Av. Ender Dedeağaç
Bilindiği gibi gerek HMUK 92 maddesi ve gerekse HMK 308 maddesi kabul kurumunu düzenlemiştir. HMUK 92 maddenin yazılımında yer alan “iki tarafça” ifadesi sanki davacının da davayı kabulü mümkünmüş gibi bir kanı uyandırması dışında her iki madde arasında yazılım açısından ve doğurdu sonuç açısından bir fark bulunmamaktadır. Kabul ile davalı, davacının talep sonucunu kısmen ya da tamamen muvafakat etmektedir. Bu nedenle sadece davalı için kullanılabilecek bir hukuk kurumudur.
Yayın Tarihi:
01.03.2012
Metni görmek için
tıklayınız
Kısmi Dava ve Belirsiz Alacak ve Tespit Davası
Av. Ender Dedeağaç
Öncelikle belirtmek isterim ki pek çok meslektaşım hala kısmi davayı HUMK döneminde tarafımızdan dejenere edilmiş hali ile açıyor. Yani HUMK 4 maddesinin zorunlu kıldığı şekilde dava değerinin tamamını dava dilekçesinde belirtip içinden dava dilekçesinde ifade edilen bir kısmını istediğini belirtmiyor. Özellikle iş mahkemelerinde görülmekte olan davalarda, sembolik hatta sembolikten de öte minimize edilmiş bir değer yazarak dava açıyor.
Yayın Tarihi:
09.02.2012
Metni görmek için
tıklayınız
HMK ve Zamanaşımı İtirazı
Av. Ender Dedeağaç
Son günlerde HMK’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle, bu konudaki anlatıları, yazıları, tartışmaları izlerken gördüm ki, bizler, HMK ile ilgili problemlerden daha çok HMK da yer alan konu başlıklarını dikkate almaktayız. Ancak zaman içinde kalıpsal anlatıların yerine problemlere dayalı sorulardan kaynaklanan anlatı ve yazıların da ihtiyaç olarak başladığını görmekteyim.
Bunlardan bir tanesi, bu yazının konusunu oluşturan, zamanaşımına ilişkindir...
Yayın Tarihi:
28.01.2012
Metni görmek için
tıklayınız
Yürürlükten Kalkan TCK Ve CMUK’a Göre Kurulan Hükmün Eleştirisi
Av. Ender Dedeağaç
Eğer kuvvetler ayrımına inanıyorsak, yargının vazgeçilmez bir güç olduğunu yaşadığımız topluma inandırmak zorundayız. Toplumun buna inanabilmesi için ise, bu alanda akademik boyutta yapılmış inceleme ve tartışmalara gereksinimi yoktur. Toplum, bu inanca ulaşmak için, günlük yaşamında elle tutulur bir şeylerin varlığını aramaktadır. Toplum için, ciltler dolusu yazılmış bir akademik araştırmadan çok toplumun vicdanını tatmin edecek bir yargı kararı daha önemlidir. Hele hele bu yargı kararı, adil olduğu kadar işin doğası gereği bir yoksulun hakkını bir itibarlı/güçlü haksız kişiden alarak yoksula/güçsüz ancak haklı bir kişiye teslim ediyorsa o zaman toplumun yargıya olan güveni artacak ve onu bir güç olarak kabul edecektir.
Yayın Tarihi:
05.11.2011
Metni görmek için
tıklayınız
HMK’ya Göre Yargılama Giderleri
Av. Ender Dedeağaç
HMK’nın 323. maddesi 1 fıkra ve 10 bentten oluşmuştur. Bu 10 bendin 9 tanesinde yasa koyucu nelerin yargılama giderli olduğunu tek tek saymıştır. Ancak yasa koyucu tek tek saymanın bir çözüm oluşturmayacağını da düşünerek, 10.Bentte “yargılama sırasında yapılan diğer giderler” hükmünü getirerek uygulamacıya doğabilecek teknik gelişmelere uyum açısından takdir hakkı bırakmıştır. HMK’nın karşılığı olan HUMK 423. Maddesine baktığımızda, HUMK 423. maddesinin uygulamacıya takdir hakkı bırakacak şekilde bir açık hüküm içermediğini ve yargılama gideri olarak belirtilen giderlerde de HMK dan daha sınırlı sayıda gideri, yargılama gideri olarak saydığını görmekteyiz...
Yayın Tarihi:
05.11.2011
Metni görmek için
tıklayınız
Belirsiz Alacak Ve Tespit Davası İle Kısmi Dava (2)
Av. Ender Dedeağaç
Öncelikle, gerek HUMK gerekse HMK da hükme bağlanan, kısmi davanın, temel vasfının eda davası olduğunu düşünüyorum, bunun HUMK içinde hükme bağlanmamış olmasına rağmen ilmi ve kazai içtihatların görüş birliğine dayanarak bu güne kadar uyguladığımızı hatırlatmakta yarar görmekteyim. Bu nedenle bundan sonraki anlatımlarımda konuyu daha iyi anlayabilmem için hiçbir yasal dayanağı olmayan, “kısmi eda davası” deyimini kullanmak istediğimi de belirtmek isterim.
Yayın Tarihi:
05.11.2011
Metni görmek için
tıklayınız
Yargıtay’ın Bir Kararında Yer Alan Kesin Hüküm/Kesin Delil Uygulamasına Eleştiri
Av. Ender Dedeağaç
Yargıtay 19 Hukuk Dairesi’nin 13.07.2011 gün 2010/14558 E ve 2011/10013 K sayılı kararına baktığımızda, “Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı F Ltd. şti ne kiraladığı aracın arızalandığını, anılan dava dışı şirket aleyhine onarım için açılan dava sonucunda aracın kullanımından kaynaklanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, bu hükmün kesinleştiği, bu sefer onarım bedelinin davalı imalatçı T A.Ş. den tahsili için yapılan icra takibinin haksız itiraz nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.” Denilerek dava dosyasında yer alan iddia ve savunmayı özetlediğini görmekteyiz...
Yayın Tarihi:
16.10.2011
Metni görmek için
tıklayınız
“Islah” “Kısmi Eda Davası” Ve “Belirsiz Alacak Ve Tespit Davası”nın Birlikte İncelenmesi
Av. Ender Dedeağaç
HMK nın yürürlüğe girmesini beklediğimiz günlerden bu güne kadar tartışılan konuların başında, “talebin ıslahla değiştirilmesi olanağı kalktı mı?”, “Islah olanağı varsa belirsiz alacak ve tespit davasına ne gerek var?”, “Kanunda yer alan tanım nedeniyle kısmi dava açmak olanağını nasıl kullanacağız?” şeklinde özetleyebileceğim konuların olduğunu gördüm... Bende çorbada tuzum olsun düşüncesi ile, bu yazıyı sizlerle paylaşmaya karar verdim... Bilindiği gibi ıslah, HUMK’un 83. vd maddelerinde düzenlenen bir kurumdur. Bu kurum ile taraflardan her hangi birinin usule ilişkin olarak yapmış olduğu hatayı düzeltmesine olanak tanınmak istenmiştir.
Yayın Tarihi:
16.10.2011
Metni görmek için
tıklayınız
Yeni TTK ve Ticari Defterler
Av. Ender Dedeağaç
Yeni TTK‘nın, ticari defterlere ilişkin maddelerini yasanın 64-88 maddeleri arasında görmekteyiz. Yasa koyucu bu konuya ilişkin hükümleri oluştururken, ticari defterlerin işletmenin temel ögelerinden biri olduğunu ve sermaye kadar vazgeçilmez niteliği bulunduğunu da belirtmeye çalışmıştır. Yasa koyucu, tacirin defter tutmaktaki ihmalini dikkate alarak, defter tutmanın sorumluluğunun tacire ait olduğunu, defterlerin yasanın görevlendirdiği kişilerce tutulmasının taciri sorumluluktan kurtaramıyacağını da, 6762 sayılı yasada olduğu gibi, açıkça dile getirmiştir. Unutulmadan söylenmesi gereken, yasa koyucuya göre, defter tutmak, muhasebe düzeninin bir parçasıdır...
Yayın Tarihi:
08.10.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6102 Sayılı YTTK’ya göre Ticaret Unvanı ve İşletme Adı
Av. Ender Dedeağaç
ETTK’nın 41. vd. maddelerinde düzenlenen “Ticaret Unvanı ve İşletme Adı”na ilişkin hükümler, YTTK’nın 39. vd. maddelerinde yer almaktadır. Temelde birbirinin aynı nitelikte olan bu maddeleri incelediğimizde gelen yeniliklerin, şirketlerin daha iyi tanınmasına yardımcı olacak olan internet sitesi kurmak, şirkete ait sermaye bilgilerinin yanı sıra yöneticilerinin de kamu oyuna duyurulması şeklinde olduğunu görmekteyiz... Ticaret unvanı kullanılması zorunluluğunu düzenleyen YTTK’nın 39. maddesi yasalaşırken, yukarıda belirttiğim amaca uygun bir şekilde, şirketlerin daha iyi tanınmasını sağlamak için tasarıda yer almayan bir şekilde, şirketin basılı kağıtlarında şirket yöneticilerinin de tanıtılmasına ilişkin hüküm konulmuştur...
Yayın Tarihi:
08.10.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Ticaret Sicili
Av. Ender Dedeağaç
Ticaret sicil teşkilatının kuruluş ve çalışma esasları YTTK’nın 24. vd. maddelerinde düzenlenmektedir. YTTK 24/1 maddesine baktığımızda bu maddenin ETTK’nın 26. maddesinde 1995 yılında 559 sayılı KHK ile yapılan değişiklikte olduğu gibi, ticaret sicilinin tutulmasının, ticaret ve sanayi odaları tarafından yapılmasının hükme bağlandığını görmekteyiz. Hatırlanacağı gibi, 1995 öncesinde ticaret sicil memurlukları, asliye ticaret mahkemelerine bağlı olarak görev görmekteydi ve burada görev yapan kişiler Adalet Bakanlığı’na bağlı devlet memurları idi. Bu değişiklik ile ticaret sicil teşkilatı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın gözetim ve denetimi altında olmak üzere sanayi ve ticaret odalarının bünyesine taşınmıştır.
Yayın Tarihi:
08.10.2011
Metni görmek için
tıklayınız
Yargıtay ve Yargıtay Kanunu
Av. Ender Dedeağaç
Tüm toplumsal kurallar gibi hukuk kuralları da toplumun gereksinimlerinden doğan ve toplumda kaosu önlemeyi amaçlamış kurallardır. Üstelik bu kuralların oluşumunda toplumda bulunan değişik menfaat gruplarının menfaatleri arasındaki denge de dikkate alınmıştır. Ayrıca hukuk kuralları uyulması zorunlu yaptırımlar da getirmektedir. Bu yaptırımlardan biri iptal edilebilirlik bir diğeri ise yokluktur... Tüm hukukçuların bildiği, hukuka giriş derslerinde anlatılan bu konuları tekrar etmek istemiyorum... Ancak, bir menfaat grubunun kendi bindiği dalı kesmesini ve aynı zamanda kendisine yakın bir menfaat grubunun yararlarını hiçe saymasını anlamam mümkün değil...
Yayın Tarihi:
09.09.2011
Metni görmek için
tıklayınız
Doğru Ve Güvenli Yargı Özlemi Ve Yeniden Yapılanma
Av. Ender Dedeağaç
Yazının başlığı aslında Sayın Çetin Aşçıoğlu tarafından yayınlanmış bir kitaba ait. Sayın yazar bu kitabında, yargıyı ve yargıyı oluşturan hâkim, savcı ve avukat üçlüsünün yaşanmış fakat olmaması gereken olaylarını dile getirmekte ve gerek toplum tarafından gerekse ve özellikle siyasi iktidar tarafından eleştirilen yargının günümüzdeki durumunu gözler önüne sermeye çalışmaktadır...
Yayın Tarihi:
09.09.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Dava Arkadaşlığı
Av. Ender Dedeağaç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı eski kanunda olduğu gibi dava arkadaşlığı konusuna yer vermiştir. Ancak ilk olarak dikkat çeken yeni kanunda 57. madde ve devamında yer bulan düzenlemenin, 1086 sayılı yasanın 43. ve 44. maddelerindeki düzenlemeye göre daha anlaşılır olduğudur. Ayrıca 1086 sayılı HUMK un aksine HMK dava arkadaşlığını mecburi ve ihtiyari olması koşuluyla iki şekilde de işlemiştir.
Yayın Tarihi:
31.07.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da İhbar
Av. Ender Dedeağaç
Görülmekte olan bir davada, taraflardan biri, davanın kaybedilmesi halinde, kaybeden tarafın, kayıpla oluşan sonuçları, davada taraf olmayan bir kişiye karşı ileri sürebileceğini yani rücu hakkının doğacağını düşünüyorsa, davanın tarafı olan kişi, davayı bu üçüncü kişiye ihbar edebilir. Bu husus HMK 61/1 maddesinde yer alan HUMK 49/1 maddesinin tekrarıdır. HMK 61/1 maddesi HUMK 49/1 maddesini tekrar etmenin yanı sıra, maddeye yeni bir içerik de kazandırarak, “taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde,…..üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa…” hükmünü getirmiştir.
Yayın Tarihi:
23.07.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Süreler
Av. Ender Dedeağaç
HMK süreler açısından HUMK’da yer alan ilkeleri benimsemiştir. HMK’da da süreler kanundan belirlenen süreler ve hakim tarafından verilen süreler olarak ikiye ayrılmaktadır. HMK 90/1 maddesi hükmüne göre, kanunda yer alan istisnalar dışında, hakim, kanun tarafından verilen süreleri arttıramaz ve eksiltemez. Bu hüküm, usul hukukuna ait bir hüküm olduğundan ve aynı zamanda maddenin yazılımından da açıkça anlaşıldığından ötürü emredici nitelikte bir hükümdür. Üstelik HMK 94/1 maddesinde yer alan hüküm de bu görüşü güçlendirmektedir. Söz konusu hükme göre “Kanunun belirttiği süreler kesindir.”.
Yayın Tarihi:
23.07.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Davanın Tarafları ve Davaya Vekalet
Av. Ender Dedeağaç
HUMK da benzer bir hüküm bulunmayan HMK’nın 50. maddesine göre, “Medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine sahiptir.”. Bilindiği gibi, gerçek kişilerde, medeni haklardan yararlanma ehliyeti, MK’nun 8 vd. maddelerinde hükme bağlanmıştır. Eğer bir insan, MK 10 maddesinin hükme bağladığı gibi, ergin, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı değilse, fiil ehliyeti bulunmaktadır. Bu kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu için, MK 9 maddesine göre, “…kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.”...
Yayın Tarihi:
23.07.2011
Metni görmek için
tıklayınız
Baro İle İlgili Düşüncelerim
Av. Ender Dedeağaç
Öncelikle belirtmek isterim ki, hukuk toplumsal sorunları çözmek için vardır. Bu nedenle her hangi bir toplumsal sorunla karşılaştığımızda, bu soruna ilişkin yasa maddelerini, özellikle olumsuz olanları, sayarak, olayı çözümsüz göstermek, kanımca doğru bir yaklaşım değildir. Doğru olan, sorunu çözmektir. Zaten ülkemiz de dahil pek çok ülkenin yazılı hukuk kuralları da bu gerçek üzerine kurulmuştur. Kuvvetler ayrılığı dediğimiz sistemin temel taşı olan ve kanımca gerçek iradeyi/toplumsal gücü içinde barındıran, yasama erkine tanınan yasa yapma - yasama yetkisinin, çözümü için yazılı hukukta kural bulunmaması koşulu ile somut uyuşmazlıkları çözmekle sınırlı da olsa, yargıya devredilmiş olması, hukukun çözüm üretmek için var olduğunun toplumsal olarak kabul edildiğinin bir kanıtıdır...
Yayın Tarihi:
24.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6102 Sayılı Yeni TTK’ya Göre Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu
Av. Ender Dedeağaç
Anonim şirketlerin yönetim kuruluna ilişkin hükümler, yeni Türk Ticaret Kanununun (YTTK) 359 vd maddelerinde yer almaktadır... YTTK 359/1 Maddesine baktığımızda, bu maddenin YTTK 365/1 maddesi ile aynı yapıya sahip olduğunu ve her iki maddeye göre, yönetim kurulunun, şirketi yönetmenin yanı sıra şirketi temsil görevi ile de görevlendirildiğini görmekteyiz. Bu nedenle YTTK 359/1 maddesi, yönetim kurulu üyeleri arasında,“…temsile yetkili en az bir üyenin..” bulunmasını zorunlu tutmuştur...
Yayın Tarihi:
24.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK Açısından Sözlü Yargılama Ve Avukatlar Açısından Bir Kayıp
Av. Ender Dedeağaç
Sözlü yargılama HUMK 375 vd. maddelerinde yer alan bir kurum olmasına rağmen uygulanmaması nedeniyle pek çoğumuz tarafından hatırlanmamaktadır. Hatta özellikle asliye mahkemelerinde yapılan yargılamada varlığını inkar ettiğimiz bir hukuki düzenleme haline gelmiştir. HUMK’da yer alan hükümlere rağmen, birilerinin, asliye mahkemelerinde yazılı yargılamanın, sadece dilekçeleri değil tüm yargılamayı kapsadığı yolundaki, yalan yanlış beyanına inanarak ve iş yoğunluluğunu da bahane ederek, yargılamanın özünde yer alan ve kanun tarafından korunan, tarafların yararına olan bir hakkı uygulanmaz hale getirdik.
Yayın Tarihi:
24.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Bilirkişi ve Uzman Görüşü
Av. Ender Dedeağaç
Bilirkişilik konusunda, yaşananları dikkate alan kanun koyucu, HMK 266. maddesini HUMK 275. maddesinden daha açık daha anlaşılır bir şekilde kaleme almaya çalışmıştır. Maddenin gerekçesine baktığımızda, kanun koyucunun yıllardır süren bir problemimizi ortadan kaldırmayı amaçladığını görmekteyiz. Bazı düşünürler için istisnai olarak uygulanmasında sakınca olmamakla birlikte bizim de katıldığımız daha geniş bir grup için hukuk bilirkişisi uygulaması yasaya aykırı bir uygulamadır...
Yayın Tarihi:
24.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Belge ve Senetle İspat
Av. Ender Dedeağaç
HUMK’da yer alan senetle ispat kuralı, HMK tarafından da benimsenmiş ancak “senet” sözcüğü yerine “belge ve senet” sözcüklerinin birlikte kullanılması tercih edilmiştir. Belge sözcüğünün HMK’da ilk kez yer alması nedeniyle, HMK’nın 199/1 maddesinde belgenin tanımı yapılmıştır. Madde gerekçesinde yer alan açıklamalara göre, bu tanım yapılırken, sınırlayıcı bir tanım olmasından kaçınılmış ve gelişen şartlara uyum sağlaması amaçlanmıştır. Gerekçeye göre, belgenin tanımlanması yapılırken, belgenin “bilgi taşıyıcısı” olduğu ilkesi dikkate alınmıştır. Ancak, ...
Yayın Tarihi:
08.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı HMK’da Tanık
Av. Ender Dedeağaç
Tarafların davalarını kanıtlamak için başvurdukları delil türlerinden birisi de tanık delilidir. HMK 240/1, 244/1.c, 259/1 vb. hükümlere baktığımızda, tanığın ancak bir vakıayı aydınlatmak için dinlenebileceğinin hükme bağlandığını görmekteyiz. Bu nedenle, tanık ancak bizzat beş duyusu yolu ile algıladığı bir olay hakkında bildiklerini mahkemeye sunmakla görevlidir. Tanığın beş duyusu ile bilgi sahibi olduğu vakıalar dışında, örneğin yorumları açısından, dinlenmesi söz konusu olamaz...
Yayın Tarihi:
08.06.2011
Metni görmek için
tıklayınız
|