|
Borçlar Kanunundan Türk Borçlar Kanununa
-
T.C. Adalet Bakanlığı
- [195]
Metni görmek için
tıklayınız
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundan Hukuk Muhakemeleri Kanununa
-
T.C. Adalet Bakanlığı
- [194]
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda Görev
-
Yasin Köse (Dinar Hakimi)
- [193]
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun getirdiği yeniliklerden bir de görev ile ilgili yeniliklerdir. Aşağıda inceleneceği gibi HMK’da görevleri düzenlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Sulh Hukuk Mahkemeleri arasındaki görev ayrımı daha da belirginleşmiştir. Bu mahkemeler arasındaki görev ayrımı kanunun yürürlüğe gireceği 01.10.2011 tarihinden sonra dava konusunun değerine göre değil de niteliğine göre belirlenecektir.
Metni görmek için
tıklayınız
Ön İnceleme Formu (HMK)
-
- [192]
(Türkiye Adalet Akademisi web sitesinden)
Metni görmek için
tıklayınız
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı’nın 1 İlâ 122. Maddelerinde Yer Alan Temel Düzenlemeler Ve Bunların Genel Çerçevede Değerlendirilmesi
-
Prof. Dr. Süha Tanrıver
- [191]
2004 yılında Adalet Bakanlığınca olusturulan bir Komisyon, yargı
reformu çerçevesinde olmak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda uygulamadan kaynaklanan aksaklıkları gidermek, davaların hızlı, basit, en az giderle ve etkin bir biçimde görülmesi ve bir kısım uyusmazlıkların çekismesiz yargı, sulh, uzlasma gibi yöntemlerle çözümünü sağlamak amacıyla yeni bir Kanun Tasarısı hazırlamakla görevlendirildi. Bu çerçevede hazırlanan “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı”, yürütülen
çalısmalar sonucunda 2008 yılında son halini aldı. İste, bu çalısmada, söz konusu Tasarı’nın 1 ilâ 122. maddelerinde yer alan temel düzenlemeler incelenmis ve bunların genel çerçevede değerlendirilmesi yapılmıstır.
Metni görmek için
tıklayınız
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Çerçevesinde Tensip Tutanağında Ve Ön İnceleme Tutanağında Yer Alacak Hususlar
-
- [190]
6100 sayılı HMK’da (HUMK döneminde uygulanan ancak o dönemde de Kanunda açıkça düzenlenmemiş) “tensip tutanağı” hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Tensip tutanağı düzenlemek bir kanunî zorunluluk olmasa da, gerek yargısal alışkanlıklarımız gerekse yargılamanın yol haritasını çizmesi bakımından yararlı bir uygulamadır. 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdiğinde eskisi kadar ayrıntılı olmayan daha basit bir tensip tutanağı düzenlenecektir... Tensip tutanağı dışında, ayrıca “ön inceleme” aşamasının sonunda bir ön inceleme tutanağı düzenlenmelidir. Bu ön inceleme tutanağı bir tensip tutanağı değildir; ayrı bir tutanaktır. Aşağıda her iki tutanakta yer alması gereken hususlar kısaca açıklanacaktır. (Türkiye Adalet Akademisi web sitesinden)
Metni görmek için
tıklayınız
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Çerçevesinde Senetle İspat Kuralları ve Bunların İstisnaları
-
Dr. Mustafa Göksu
- [189]
1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda bulunan senetle ispat kuralları, 6100 sayılı Kanunda da bulunmaktadır. Ancak bu kuralların istisnalarında bazı değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Bunlardan en önemlisi delil başlangıcıdır. Artık bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için yazılı olması şartı bulunmamaktadır. Kanunda belge tanımına giren ispata elverişli her türlü araç, diğer iki şartı taşıması halinde delil başlangıcı olabilecektir. Bu çerçevede elektronik belgeler de delil başlangıcı olabilirler. Yeni Kanun çerçevesinde, karşı tarafın delil gösterme hakkını ortadan kaldıran veya aşırı derecede kısıtlayan delil sözleşmeleri
geçersiz olacaktır. Yargıtay’ın geçtiğimiz yıllarda senetle ispat kurallarına yeni istisnalar getirebilecek yöndeki
içtihatları kanuna dâhil edilmemiştir. Senetle ispat zorunluluğunun sınırı, mevcut sınıra oranla yaklaşık dört kat
arttırıldığı için, senetle ispatı gereken davalarda gözle görülür bir azalmanın gerçekleşmesi olasıdır. (HHF Dergisi)
Metni görmek için
tıklayınız
Ceza Yargılamasında ve Karşılaştırmalı Hukukta İstinaf
-
Prof. Dr. Veli Özer Özbek
- [188]
İstinaf kelime anlamı itibariyle "yeniden başlamak", "sözün başı" anlamlarına gelmektedir. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı, hem hukuki, hem de maddi inceleme yapılması amacıyla başvurulan kanun yoluna istinaf denir... Henüz kesin hüküm ortaya çıkmadan, daha önce verilmiş olan bir kararın yargısal denetimi olması bakımından istinaf olağan bir yasa yoludur. CMUK döneminde var olmayan bu kanun yolu, CMK’da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. İstinaf yolu aynı
zamanda ikinci derece bir kanun yoludur. Burada da istinaf yolunun aktarma etkisi ortaya çıkmaktadır. Nitekim asıl mahkemece daha önce verilmiş olan karar hem maddi olguların içeriğinin değerlendirilmesi ve hem de hukuka uygun karar verilip verilmediğinin denetlenmesi bakımından istinaf suretiyle yetkilendirilmiş makam tarafından incelenir... (Sunu, İzmir Barosu web sitesindedir)
Metni görmek için
tıklayınız
Hukuk Yargılamasında İstinaf
-
Prof. Dr. Muhammet Özekes
- [187]
İstinaf, genel anlamda (tercih edilen sisteme göre geniş ya
da dar şekilde) maddî (vakıa) ve hukukî denetim yapan bir
kanun yoludur... (Sunu, İzmir Barosu web sitesindedir)
Metni görmek için
tıklayınız
Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Staj ve Bitirme Ödevi İlkeleri
-
Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi
- [186]
Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin 34. maddesi gereğince hazırlanmış olan bu düzenlemenin amacı lisans eğitimi sırasında verilen teorik bilgilerin eğitim öğretim programlarına göre istenen seviyeye ulaşıp ulaşmadıklarını tespite yarayan bitirme ödevi ile pratik bilgi ve becerilerini arttırmayı amaçlayan staj çalışmalarının tabi olduğu usul ve esasları belirlemektir.
Metni görmek için
tıklayınız
Moğol Kanunları
-
Dr. Jur. Curt Alinge (Çeviri: Pdof. Dr. Coşkun Uçok, AÜHF Dergisi 1952)
- [185]
Ortaasyalı göçebe bir milletin hukuku olmak bakımından Moğol hukukunun eski Türk hukuku ile müşterek bir çok noktaları olduğu muhakkaktır. Ayrıca Cengiz'in kurmuş olduğu büyük imparatorluğun sınırları içinde bir çok Türk boyları ve devletleri de kalmış olduğundan bu hukuk bundan sonraki Türk hukukuna doğrudan doğruya tesir de etmiştir. Bundan ötürü bu hukukun temelini teşkil eden kanunlardan şimdiye kadar ele geçenleri Dr. Curt Ahnge'nin içinde sistematik bir şekilde
toplamış ve incelemiş olduğu ve Leipzig'de 1934 yılında yayınlanmış bulunan «Mongolische Gesetze, Darstellung des geschriebenen mongolischen Rechts» adlı eserini Türkçeye çevirmekle Türk hukuk tarihi araştırmaları yolunda faydalı bir iş yaptığımız kanaatinde bulunuyoruz. (C. Üçok)
Metni görmek için
tıklayınız
Fıkıh ve Medeni Kanun
-
Ord. Prof. Vasfi Raşid Seviğ (AÜHF Dergisi 1951)
- [184]
İrticaın iddia eylediği gibi fıkhı Cumhuriyet kaldırmadı; Cumhuriyet öldürmedi, buna tarih şahittir. Malûmdur ki hukuk ile tarih birbirini tamamlayan iki ilimdir; frrbirne karşılıklı yardımda bulunmağa mecburi iki bölüm koludur. Kanunlar hukuk ile hukuk da kanunlar ile izah edilebilir. Fıkhın doğuşuna ve gelişmesine o zamanın olayları ve adetleri âmil olduğu gibi inhitatına ve kalkmasına da zamanın olayları ve adetleri âmil olmuştur.
Metni görmek için
tıklayınız
Türk Hukuk Tarihi Bakımından Devlet Arşivinden İstifade İmkanları
-
Prof. Dr. Coşkun Üçok (AÜHF Dergisi 1951)
- [183]
Henüz emekleme devrine yeni girmiş bulunan Türk Hukuk Tarihi
araştırmaları için Başbakanlık Devlet Arşivinin sinesinde sakladığı evrak, ve vesikalar sınırsız bir kaynak teşkil etmektedir. Arşivdeki tasnif işi tasvir etmekte fakat bu teşkilâtın nasıl işlediğine dair, kaynaklara dayadan
uzak bulunmakla beraber, şimdiye kadar tasnif edilip istifadeye açılmış olan kısımlar bile Hukuk tarihimizin birçok karanlık ve meçhul yerlerini aydınlatacak bilgiyi ihtiva etmektedirler
Metni görmek için
tıklayınız
Dünyanın En Eski Kanunnameleri (Eski Şarkta Yeni Buluntular)
-
Ernst WEIDNER (Çeviri: Hasan SEVİMCAN) (AÜHF Dergisi 1950)
- [182]
Milâttan önce 18. Yüzyılda yaşamış olan eski Babil Kiralı Hammurabi'nin kanunnamesi, Susa Fransız hafriyatında keşfedileli, hemen hemen elli yıl oldu. İlim âlemi bu suretle eskilik ve şümul itibariyle eski doğuda eşi bulunmayan bir hukuk anıtını tanımş oluyordu. Kısaca, Kodeks Hammurabi
adını taşıyan bu eser, pek eski devirlerden kalma kanunname olmak şerefini son keşiflerden ötürü kaybetmiştir.
Metni görmek için
tıklayınız
Osmanlı Kanunnamelerinde İslâm Ceza Hukukuna Aykırı Hükümler – III
-
Doç. Dr. Coşkun Üçok (AÜHF Dergisi 1947)
- [181]
Öncekinin devamıdır.
Metni görmek için
tıklayınız
Osmanlı Kanunnamelerinde İslâm Ceza Hukukuna Aykırı Hükümler – II
-
Doç. Dr. Coşkun Üçok (AÜHF Dergisi 1946)
- [180]
Önceki yazının devamıdır
Metni görmek için
tıklayınız
Osmanlı Kanunnamelerinde İslâm Ceza Hukukuna Aykırı Hükümler
-
Doç. Dr. Coşkun Üçok (AÜHF Dergisi 1946)
- [179]
3. Kasım 1839 (26. Şaban 1255) tarihli Hattı Humayun'un
Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane'de okunmasının üzerinden
tam altı ay geçtikte Tanzimat'ın ilânından sonra çıkarılan kanunların ilki olan 3 Mayıs 1840 (1. Rebi I. 1256 tarihli «Kanun-i Ceza» çıkarılmıştı. Bir mukaddime on üç fasıl ve bir hatimeden ibaret olan bu kanun, esas itibariyle İslâm hukukundan pek ayrılmazsa da İslâm hukukunda bulunmıyan birçok yenilikleri de içine almaktadır...
Metni görmek için
tıklayınız
Osmanlı İl Kanunnamelerinden Örnekler
-
Dr. Neşat Çağtay (AÜHF Dergisi 1944)
- [178]
Osmanlı kanunnamelerinden bahsedilince genel olarak akla Tarihi Osmani Encümeni Mecmuasına 1329-1330 yıllarında ek olarak çıkmış olan Fatih ve Süleyman Kanunnameleri ile Müteilungen sur osmanischen Geschchte cilt 1, 1, 21, s. 13 - 48 de yayınlanmış olan Fatih Kanununamesi ve Millî Tetebtbüler Mecmuasının 1-3. sayılarında (1331) yayınlanmış olan Osmanlı kanunnameleri gelmektedir. Ancak...
Metni görmek için
tıklayınız
Osmanlı Devleti Teşkilatında Tımarlar
-
Doç. Dr. Coşkun Üçok (AÜHF Dergisi 1944)
- [177]
Tımarlar?, hukuki bakımdan incelerken, tımar sahiplerinin reayanın önüne her şeyden önce, Devletin bir çok malî haklarmdan İ3tif ade salâhiyeti gene Devlet tarafından
kendilerine verilmiş birer memur sıfatiyle çıktıklarını gördük. Şimdi bu malî hakların nelerden ibaret olduğunu, vergilerin miktarlarını ve tahsil zamanlarını tetkik
edeceğiz. Ancak her şeyden önce söyliyelim ki, Osmanlı devletinde bütün imparatorluğa şamil olan, malî kanunlar cari değildir...
Metni görmek için
tıklayınız
Osmanlı Devleti Teşkilatından Tımarlar
-
Doç. Dr. Coşkun Üçok (AÜHF Dergisi 1943)
- [176]
Alman tarihçilerinin en büyüğü olduğunda artık bütün ilim âleminin ittifak ettiği Leopold von Ranke «16 ve 17 nci asırlarda Osmanlılar ve İspanya» adlı eserinde Osmanlı devletinin asırlarca Avrupayı titreten kudret ve kuvvetinin esaslarını ve amillerini araştırırken, bu devletin üç büyük, kuvvetli temele dayandığını söyler: 1) Tımar sistemi, 2) Yeniçerilik müessesesi, 3) Devlet reisinin şahsiyeti ve durumu. İşte bu üç temelin zamanla ve muhtelif sebepler tesiriyle bozulması neticesindedir ki bu büyük imparatorluk yavaş yavaş çökmüş ve nihayet 1914 - 1918 dünya savaşında son nefesini vererek yerini yeni ve sağlam başka temellere dayanan bir devlete bırakmıştır...
Metni görmek için
tıklayınız
Kamuda Çalışan Avukatlar
-
Prof. Dr. Ejder Yılmaz - AÜHF Dergisi 2008
- [175]
Kamu avukatları, kamu gücü kullanan kurum ve kurulusların her türlü hukukî iliskilerine yön veren ve ortaya çıkan uyusmazlıklarda da onları temsil eden meslek mensuplarıdır. Bu meslek mensupları da, Avukatlık Kanununa ve Meslek Kurallarına göre faaliyette bulunurlar. Bunun yanı sıra, kamu avukatlarının statülerinin tâbi olduğu mevzuat bakımından, çesitli yasal düzenlemelerin varlığından da söz edilebilir. Bu makalede, ayrı baslıklar altında ele alınıp incelendiği gibi, kamuda çalısan avukatlar, uzun süreden beri uygulamada çesitli sorunlarla karsı karsıya bulunmaktadırlar.
Metni görmek için
tıklayınız
Bir Meslek Olarak Dünden Yarına Doğru Avukatlık
-
Prof. Dr. Ejder Yılmaz - AÜHF Dergisi 1995
- [174]
Eski Yunan'da önceleri, taraflar hâkim önüne bizzat gitmeye
mecburdular. Solon Kanunu'nda da, kural olarak bu ilke geçerli idi; ancak, hâkim önüne giden tarafa bir akrabası veya arkadaşının yardım etmesi ve tarafın açıklamasını tamamlaması imkânı da tanınmakta idi. Daha sonraki zamanlarda, taraflara önceden savunma hazırlayan ve "logographes" (logograf lar) (yazıcılar/arzuhalciler) adı verilen yardımcılar ortaya çıktı.
Metni görmek için
tıklayınız
Avukatlık Ortaklığı
-
Doç. Dr. Asuman Turanboy - AÜHF Dergisi 2001
- [173]
Bu çalışmada, "ortaklık" olarak nitelendirilen ve kendisine "tüzel kişilik" atfedilen bu sujenin, Ticaret Hukuku yönünden nasıl bir ortaklık olabileceği anlatılacaktır. Elbette bu sonuçlara varılırken, "avukat" olması gereken ortaklar, bunların hak ve sorumlulukları, paylarının nitelikleri ve avukatlık ortaklığının hak ve sorumlulukları anlatılacaktır. Bu hususlar izah olunurken, Almanya ve Amerika Birleşik Devletlerindeki avukatlık ortaklıklarına ilişkin düzenlemelere de değinilecektir. Böylece, yapılacak
değerlendirme sonucu "avukatlık ortaklığı"nın Ortaklıklar Hukuku içerisindeki yeri bulunmaya çalışılacaktır. Bu ortaklığın son bulması sebepleri de, son paragrafta dikkate alınacaktır.
Metni görmek için
tıklayınız
Hukuki ve Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuğun Belirli Yönlerine İlişkin 21.05.2008 Tarihli Avrupa Parlementosu ve Konseyi Yönergesi 2008/52/EC
-
Yrd. Doç. Dr. Mustafa Özbek - arabulucu.com
- [171]
“Hukukî ve Ticarî Uyuşmazlıklarda Arabuluculuğun Belirli Yönlerine İlişkin 21 Mayıs 2008 Tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Yönergesi” (2008/52/EC), 24 Mayıs 2008 tarihli Avrupa Birliği Resmî Gazetesinde yayımlanarak 13 Haziran 2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Arabuluculuk Yönergesinde Üye Devletlerin, Yönergeyi en geç 21 Mayıs 2011’de iç hukuklarına aktarmaları ve 21 Kasım 2010’da, arabuluculuk sonunda yapılan anlaşmaların iç hukuklarında cebrî icra yoluyla icra edilebilmesi için başvurulacak yetkili mahkeme ve merciler hakkında Avrupa Komisyonuna bilgi vermeleri öngörülmüştür (Yönerge m. 12,1; 6,3). Komisyon, Üye Devletlerce bildirilen yetkili mahkeme ve mercilerle ilgili bilgileri kamuoyuna ilân edecektir (Yönerge m. 10).
Metni görmek için
tıklayınız
100 Soruda Felsefe
-
Düşündüren Sözler
- [170]
Bu sayfada 100 soru ve cevaplarını bulabileceksiniz. Sayfa biraz geç açabilir. Ama beklemeye değer. Sayfanın bulunduğu blogda başka bilgileri de bulabiliyorsunuz.
Metni görmek için
tıklayınız
|