|
BAROMUZDA YENİLİK YAPMAK ARTIK YAŞAMSAL BİR İHTİYAÇTIR
ÖYLE İSE!
DEMOKRATİK BİRLİK Düşünceniz kendisini hangi siyasal kategoriye koyarsa koysun, bizim için farketmez; ötekini reddetmeyen, boş sözle yetinmeyen, akla ters düşmeyen, sorun çözen, kendine masal anlatmayan, bizi ezen ideolojik tabakayı delip geçerek adeta maddesel bir temas kurar gibi gerçeği yakalayan her düşünce ve eylem bizi ilgilendirir. Değerli Meslektaşlarımız, Türkiye uzunca bir süredir yüksek ve giderek hızlanan bir enflasyon, yavaşlayan büyüme hızı, yüksek faiz oranları, savaş boyu tundaki terör, birdenbire tırmanan radikal dinci akımların tehdidi altındadır. Bizi aşmak zorunda olduğumuz bu eşiğe, Baromuzda kendilerini Demokratik Sol, Çağdaş Hukukçular ve Meslekte Birlik olarak isimlendiren grupların Türk siyasetindeki partilerinin; laikliği kuru kuru savunmaktan öte becerisi olmayan, politikayı devlet rantını paylaşmak için yapan, toplumun iktisadi ve politik alanda gerek sinim duyduğu radikal demokratlaşma taleplerini karşılamayan, değişimin ve yeniliğin önünü tıkayıp durağanlığı savunan ve böylece sağlanan çıkarları toplumun bir kesimine aktaran, yenilikçi her görüşü yıllarca "komünizm geliyor" diye bastırarak, düşüncenin zenginleşmesini ve aklın özgürleşmesini engelleyen ufuksuz ve öngörüsüz siyasetçileri getirdi. Laiklik karşıtı radikal dinci akımlar ile terörün ve ekonomideki tıkanmanın karşısında çözümsüz olan, laiklikten, devletçilikten, ekonomide korumadan başka söylemi bulunmayan, "böyle devlet olmaz" diye gürleyerek ortaya çıkmak yerine, liderlik ve iktidar hırsının küçük taktikleri ile vakit geçiren sözde solcu partilerin Baromuzdaki irtibat bürosu olan ve kamu avukatlarının sorunlarının çözümünde olsun, yeminli mali müşavirlik konusunda olsun, yeni ve ihtiyacı karşılayacak bir Avukatlık Yasası'nın çıkartılmasında olsun hiçbir sonuç elde edemeyen, iki yıldır rutin işlerin dışında yeni ve farklı olarak herhangi bir şey yapmayan, iki yıl önce yapmayı vaad edip de yapamadıkları için şimdi sorumluluğu, Parlamentoya, siyasi iktidara, Anayasa Mahkemesi'ne yükleyen Demokratik Sol Grup; Ankara Barosu Genel Kurulu'nun iradesini, korkuyu propaganda aracı olarak kullanmak, bu bağlamda "sağ geliyor, anti-laikler geliyor, marjinal sol geliyor" sloganları ile gaspetmek sureti ile kendisini dayatıyor. Günümüzde ve özellikle sanayi ötesi toplumlarda üretim araçları ve sermaye, toprak, makine ve emek olmayıp, bilgidir. Bilinen ekonomik kuralların öngördüğünün aksine şimdi "artık değer" verim ve yenilikle yaratılmakta, verim ve yenilik ise bilginin işe uygulanması ile elde edilmektedir. Böyle bir çağda ayakta kalabilmenin ve gelişmenin yolu, ezberlenenleri tekrarlamaktan değil, hayata karşı bir tavır olan yaratıcılıktan, yeniliğe açık olmaktan, değişime uyum sağlamaktan ve yüzümüzü evrenselliğe çevirmekten geçiyor. İşte yeni yüzyıl geliyor ve başkaca toplumlara olduğu gibi bize de müthiş fırsatlar sunuyor. Bu fırsatları değerlendirebilmenin temel koşulu ise; uygitsinciliğin, işe ve üretime dönüştürülemeyen sloganların, yaratıcılığımızı kısırlaştıran ve korkularımızın kaynağını oluşturan tabular ile boş gururun arkasına sığınmaktan vazgeçip, rekabetin; emek, yaratıcılık isteyen ve her türlü adaletin temelini oluşturan koşullarını kabul etmektir. Görünen o ki, sanayi toplumundan çıkmış olan liberalizm ile sosyalizm gibi ideolojiler artık günümüzde pek fazla gerçekliği sahip dğiller. Pek çok durumda ve belli bağlamlarda sağ ve sol ayrımı İçinde aynı şey söylenebilir. Asıl Önemlisi 19. yüzyıla ait birtakım siyasi kavramlar çerçevesinde düşünmekten vazgeçmemizdir. Çünkü, 19. yüzyılda sorunların daha çok iktisadi ve toplumsal olduğu düşünülüyordu. Oysa bugün daha çok kültürel ve ulusal olduğu gözleniyor. Bununla birlikte; eşitliğin ve halkın yararına olan düşüncenin partisi olarak anlaşılan solla, statükonun savunucusu olarak kabul edilen sağın arasındaki mücadelenin halen sürdüğü ve gelecekte de süreceği görülüyor. Şu kadar ki; 19. yüzyılın büyük bir bölümü boyunca sağ ve sol olarak isimlendirilen ideolojik kavramların kullanıldıkları orijinal anlamlar az yukarıda vurgulanan çerçevede iken, bugün eski komünist ülkelerde "sol kanat" ve "liberal" deyimleri devlet bürokrasisinin iktidarını azaltmaya çalışan serbest piyasa ve demokrasi savunucularını tanımlamakta, "sağ kanat" ve "muhafazakar" deyimleri ise devlet denetimini, komuta ekonomisini ve bürokrasinin iktidarını savunanları kapsamaktadır. Nitekim, 17 yıl süren muhalefetten sonra, şimdi yapılan kamu oyu yoklamalarına göre gelecek yıl yapılacak seçimlerin olası galibi olarak gösterilen Britinya İşçi Partisi'nin lideri Tony Blair, The Observer'da yayınlanan 23.04.1995 tarihli makalesinde; "...eğer sosyalizm belirli bir dönem için uygun görülebilecek bir ekonomik reçete, yani komuta ekonomisi ve toptan devletleştirme demek ise, sosyalizm bir süre önce gerçekten öldü. Ama eğer sosyalizm, benim inandığım gibi, zamanla aşınmayan bazı ahlaki değerlerin savunulması demek ise, o takdirde sosyalizm dipdiri yaşıyor ve ülkemize önderlik etmeye tam olarak hazır" demek suretiyle bizim tesbitlerimizi de doğruluyor. Onun için gelir ve servet dağılımındaki aşırı eşitsizliğin ve bozukluğun doğrudan emek - sermaye çatışmasından çok, bireyi kendi için var kabul eden koyu devletçilikten doğduğunu görmeden; devletçiliği, yeniliğin ve değişimin yerine statükoyu savunan solun Baro'muzdaki temsilcileri olan Demokratik Sol ve Çağdaş Hukukçular Gruplarının solculuğu kendilerinden menkuldür. Dahası bu kadar kocamış fikirleri solcu, ilerici ve çağdaş olarak takdim etmek, farkına varılmayan bir tutuculuğu da ele vermektir. Savunduğu ve sahip çıktığı kimi değerler itibariyle, dünyada hak ettiğimiz yerin ilahi bir veri olmayıp, sürekli ve yeniden kazanılması gereken bir pozisyon olduğunun bilincinde olmayan ve düşüncelerini meslekle örten Meslekte Birlik Grubu için demek gerekir ki; ırk, din ve tarih insan olarak bizlerin dışında olan değerler olmayıp, bizim anlam kattığımız ve yaşattığımız değerlerdir. Onun için ırksal, dinsel veya tarihsel temelimize dayandırdığımız kendimizle ilgili kanaatler bize bu dünyada hakkettiğimiz yeri vermez. İnsan olarak bize tarihin ve yaşamın sunduğu anlam dünyalarını ancak ve ancak seçerek ve değiştirerek yaşatabiliriz. Liberal demokrasinin ekonomik sıkıntıları aşabilme olanağını, siyasal özgürlükler ile temel hak ve özgürlükleri tehlikeye uğratmadan sağlayabilecek tek çerçeve olduğuna inanan ve açık toplumu savunan Demokratik Birlik Grubu; Ankara Barosu'nda var olanın ve denenmişin çevresini aşan, yeniliği ve değişimi savunan meşru bir ayrılmanın ve her alanda gereksinim duyulan arınmanın adıdır. Laikliğin temel öğesi olan din ve vicdan özgürlüğünü içerme yen bir demokrasinin olamayacağına, her demokratın laik olması gerektiğine ve fakat her laik'in demokrat olmadığına inanan Demokratik Birlik Grubu; laikliği demokrasiden ayrı tutmanın doğal sonucu olan laik - anti laik kavgası yapanları demokrat olmaya çağırmaktadır. Baro dar anlamı ile kamu kurumu niteliğinde bir meslek Örgütü, daha geniş anlamı İle bir sivil toplum kuruluşu ve hatta kamu nün avukatı olmakla, var olan sivil toplum örgütlerinin içinde en önemlisi ve önde gelenidir. Bu niteliği itibariyle, "toplum, cemaat, aile" gibi toplumsal birimlerden farklıdır. Zira toplum, cemaat ve aile kendi içine kapalıdır ve sadece kendileri için vardırlar. Statükoyu sürdürmeye çalı şırlar ve bunun için de değişimi yavaşlatırlar. Onların sınırı performans değil, kendi varlığını sürdürmektir. Oysa ki, sivil toplum örgütlerinin tümü dışarıda bir takım sonuçlar elde etmek için vardırlar. O nedenle statükoyu bozucu olmak durumunda ve bunun için de; kurulu olan, alışılmış olan, bilinen, rahat şeyleri, insani ve toplumsal ilişkileri sürekli sorgulamak zorundadırlar. Sivil bir toplum örgütü olarak Barolar, kendilerini toplumun içine batırıp, kendilerini topluma teslim edemezler, toplumun kültürünü aşmaları, yeniliğe öncülük etmeleri gerekir. Aksi halde topluma katkı yapmaları mümkün olamaz. İşte Demokratik Birlik Grubu sizlere; gerek mesleğimizin ve Baromuzun, gerekse hukukumuzun yeniden yapılanması için aşağıda yer alan programın takipçisi olmayı, bunların gerçekleştirilmesi için kamuoyu oluşturmayı, kendi yapabileceklerini yapmayı, değişime ve yeniliğe Öncülük etmeyi vaad ve taahhüt ediyor. Şöyle ki; A- HUKUK İÇİN:
B-BAROMUZ İÇİN:
C- MESLEĞİMİZ İÇİN:
D-ABAYS İÇİN:
Bütün bunları ve başkaca şeyleri yapabilmek için kahramana, dahiye, karizmaya ve tek boyutlu oyuncuya değil, sizin ve bizim gibi insanlara gereksinim vardır. Dünya gittikçe artan bir hızla değişiyor. Bu değişim ortamında başarılı olabilmek için, bizim de kendimizi sık sık değiştirip, yenilememiz gerekir. Bunu İse ancak yaratıcı zekâ ile yapabiliriz. İnsanlık önceden tasarlanmış bir geleceğe doğru ilerlemiyor. Gelecek pek çok belirsizliklerle dolu. Belirsiz olan bu geleceğe kendimizi, Baromuzu ve ülkemizi hazırlamamız, bunun için de kendimize, Baromuza ve ülkemize emek vermemiz gerekir. Çalışmadan, kendimize, Baromuza ve ülkemize emek vermeden başarılı olmayı ve kazanmayı ummak hayata karşı kurnazlık yapmaktır. Gelecek uzun sürer ve geleceği kurnazlar değil, akıllı ve ahlaklı olanlar kazanır. Birlikte olursak, mutlaka başaracağız. Saygılarımızla
|