TBMM sitesinde 23.11.2006 tarihli tutanak için buraya, 28.11.2006 tarihli tutanak için buraya tıklayınız
Kolay görülebilmesi için aşağıdaki metinde karakterlerin bazıları tarafımızdan koyulaştırılmış veya farklı renkle yazılmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel
Kurul Tutanağı
22. Dönem 5. Yasama Yılı
23. Birleşim
23/Kasım /2006 Perşembe
7.X Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş'ın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu (2/775) (S. Sayısı: 1209)
BAŞKAN - Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
Bursa Milletvekili Şevket Orhan ile Balıkesir Milletvekili Ali Osman Sali'nin, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlıyoruz.
8. Bursa Milletvekili Şevket Orhan ile Balıkesir Milletvekili Ali Osman Sali'nin; 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (2/461) (S. Sayısı: 970'e 1 inci Ek) (Dağıtma tarihi: 27.1.2006)
BAŞKAN - Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir
9. Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri ve Adalet Komisyonu Rapo-ru (2/887, 2/891) (S. Sayısı: 1267) (x)
9'uncu sırada, Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın, Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.
Komisyon? Yerinde.
Hükûmet? Yerinde.
Komisyon Raporu 1267 Sıra Sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Teklifin tümü üzerinde söz isteyenleri bilgilerlinize sunuyorum: Adalet ve Kalkınma Partisi adına Ahmet Işık, Konya Milletvekili; Anavatan Partisi Grubu adına Süleyman Sarıbaş, Malatya Milletvekili; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mehmet Nuri Saygun, Tekirdağ Milletvekili.
Şahıslar adına, Mustafa Nuri Akbulut, Erzurum Milletvekili; Ramazan Can, Kırıkkale Milletvekili; Haluk Koç, Samsun Milletvekili; Ertuğrul Yalçınbayır, Bursa Milletvekili; Ümmet Kandoğan, Denizli Milletvekili; Mehmet Eraslan, Hatay Milletvekili.
Şimdi, ilk söz, Sayın Ahmet Işık'ta. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili.
Buyurun Sayın Işık. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz yirmi dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1267 sıra sayılı Kanun Teklifi'min geneli üzerinde Adalet ve Kalkınma Partimizin, Grubumuzun adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda -2 Mayıs 2001 tarih- 4667 sayılı Kanun'la değişiklik yapılarak avukat adaylarına staj sonrası zorunlu sınav ihdas edilmiştir. Aslında ilk defa 1969 yılında aynı sınav getirilmiş, sadece bir defa uygulanmış olan sınav 1979 yılında kaldırılmıştır. 23 Aralık 2006 tarihinde ilk defa yapılacak olan sınava 1.100 aday katılacaktır. Dört yılda altı sınav hakkına sahip adaylar başarı sağlayamadıklarında asla avukat olamayacaklardır.
Değerli milletvekilleri, 2001 tarihinde getirilmiş ve bugüne kadar da uygulanmamış olan sınavın adil olmadığı kanaatindeyiz. Mesleğine yönelik hukuk fakültesini bitirmiş, altı ayı adliyede, diğer altı ayı ise en az beş yıllık tecrübeli bir avukat gözetiminde stajını tamamlamış avukat adayının işbu mağduriyeti kanun önünde eşitliği ve çalışma ve sözleşme hürriyetini düzenleyen Anayasa'nın 10'uncu ve 48'inci maddesine aykırıdır.
Değerli milletvekilleri, sınav, hukuk fakültesi mezunu adayın hukuk bilgisini ölçen bir sınav olacaktır, ki, zaten yeni mezun adayın hukuk bilgilerinin ölçülmesi avukatlık mesleği kalitesinin artırılmasına hiçbir katkı sağlamayacaktır. Staj sürecinde görülen mahkemelerdeki fiziksel yetersizlik, maalesef birçok yerde yaşanan ilgisizlik, bölgesel gelişmişlik farklılıklarını da dikkate aldığımızda eşit şartların oluşmadığı açıkça görülmektedir.
Değerli milletvekilleri, hukukun ve demokrasinin olmazsa olmazı, temel hak ve hürriyetlerin varolması, korunması ve adaletin sağlanmasıdır. Temel hak ve hürriyetlerin zedelendiği ve adaletin sağlanamadığı yerde hukuk ve demokrasi örselenmekte ve bu örselenmekten sadece mağdur muhataplar değil, toplumun tamamı zararı görmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hukuk devletinin temelini oluşturan adil yargılama neticesinin alınmasında avukatlık, savunma vazgeçilmez unsurdur. Avukat, icra ettiği vekillik
42
sürecinde bir yandan hukuku yüceltip korurken, diğer taraftan da adaletin tecellisine vekâlet ilişkisi çerçevesinde katkı sağlamaktadır. Avukat, icra ettiği vekillik sürecinde başarı göstermek zorundadır. Başarılı avukat olmanın şartı iyi bir hukukçu olmaktır. İyi hukukçu olmanın şartı ise donanımlı hukuk bilgisiyle mesleki ve kişisel becerinin ortaya konmasıyla var olacaktır.
Değerli milletvekilleri, hukuk fakültesi diplomasının alınması hukuk bilgisi yeterliliğinin tescilini, avukatlık staj şartları ve süreci mesleki bilginin, mesleki becerinin tekâmülünü, bireyin kendisine olan inancıyla hayata atılması da kişisel kararlılığını ortaya koymaktadır. Aksi hal, doğal tasfiyeyi de beraberinde getirir.
Değerli milletvekilleri, mühendislere, doktorlara, eczacılara getirilmeyen ve getirilmesini de asla doğru bulmayacağımız sınav, maalesef, avukatlara getirilmiştir. Şayet imtihan mantığının gerekçesinde kalite endişesi varsa ve bu kaliteyi de sınav şartına bağlarsak, cumhuriyet tarihinde bir defa yapılan sınavı istisna tutacak olursak, hiçbir zaman sınav yapılmamış ki sınavla kalite yakalanmış olsun. Bugüne kadar sınav yapılarak gelinmedi ki kaliteden geri adım atılmış olsun. Bu kaliteyi yılda iki defa yapılacak ve ezberciliği öne çıkaracak imtihanlarda değil, ortaöğretimdeki eğitimde, hukuk fakültesi müfredatında, gerekirse yıl sayısının ve staj süresinin uzatılmasında, uygulamalı derslerde, branşlaştırmada, devlet üniversitelerinde 38'i bulan ve hemen hemen her özel üniversiteyle birlikte açılan hukuk fakültelerinin sayısının ve öğrenci sayısının sınırlanmasında, staj sürecindeki meslek içi eğitimlerde bu aranmalı ve gereği derhal hayata geçirilmelidir.
Değerli milletvekilleri, bir başka açıdan baktığımızda, avukat sayısının artması, hak arama arayışının ve standardının artmasına ve Türk demokrasisine ve hukuk sistemine katkı sağlayacaktır.
Şayet paylaşım endişesi duyanlar varsa, paylaşımdaki duyulan bu endişelerin yerine daha kaliteli hizmet sunumunu ikame ettiğinizde, kazanan, meslek mensuplarının tamamı olacaktır.
Değerli milletvekilleri, sınava girmeden avukatlık ruhsatını almış bir avukat milletvekili olarak, mesleğe ilk adımı atacak avukat adaylarına mevcut gerekçelerle sınavı reva görmemiz mümkün değildir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, işbu yasa teklifi, temel hak ve hürriyetlerinin, fırsat eşitliğinin ve çalışma hürriyetinin önündeki engelleri kaldırarak, adaletin tecillisine katkı sağlayacağı inancıyla, Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Anavatan Partisi Grubu adına, Süleyman Sarıbaş, Malatya Milletvekili… (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Sizin de süreniz 20 dakika Sayın Sarıbaş.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Avukatlık Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifi üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz aldım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, hukuk devleti önemli bir kavram. Yani, kanun devletinin üstünde bir hukuk devleti önemli bir kavram. Hukuk devletinin hâkim olacağı bir ülkede, olması gereken bir ülkede, yargı, önemli bir kavram ve yargının vazgeçilmez unsurlarından biri olan savunma ve avukatlık mesleği, en az savcı kadar, en az hâkim kadar önemli bir kavramdır.
Bu mesleği yirmi beş yıl yaptım. Bu mesleği, onuruyla, şerefiyle, haysiyetiyle, ulvi bir meslek olduğu zevkiyle ve idrakiyle yaptım. Bugün bir defa daha dünyaya gelsem, böyle bir imkân olsa yine hukukçu olurum, yine avukat olurum. Çünkü, ülkemizde hak kavramında savunulacak o kadar çok şey var ki. Hele bir de savunma makamı iseniz, bu mazlum, bu garip, bu hakkı yenilmiş, bu hukuku çiğnenmiş, bu yok sayılmış vatandaşı savunuyorsanız, işte, o zaman bu mesleğin hazzına ve zevkine varırsınız. Bırakınız para pul kazanmayı… Haksızlığa uğramış, hakkı elinden alınmış, horlanmış, aşağılanmış insanları, meslek adına, hukuk adına, hak adına, adalet adına savunmak kadar zevkli bir şey yok.
Hepimiz milletvekiliyiz, milletimizin vekiliyiz, milletimizin haklarını savunuyoruz; ama, avukatlık başka bir şey; avukatlıkta, bireysel olarak mağdur olmuş, haksızlığa uğramış insanın hakkını savunuyorsunuz ve bu kutsal meslek, hakikaten, nitelik olarak, hakikaten kalite olarak yüceltmemiz gereken, hukuk devleti için yüceltmemiz gereken, hak için yüceltmemiz gereken bir meslek. Kesinlikle ve kesinlikle iyi hukukçular yetiştirdiğimiz takdirde, hukuk devletini, hakkı, adaleti hakim kılacağız.
Değerli arkadaşlar, insanlık mücadelesi hak ve adalet mücadelesiyle başlamış bir mücadele. Hepiniz okumuşsunuzdur, hukuk fakültesinde okuyanlar. İlk insan, karnı acıktığı zaman ormanda avlanan, ormanda karnını doyuran, susadığı zaman nehirde su içen bir varlık. Ne olmuş? Hakkına tecavüz edildikçe, haksızlığa uğradıkça, adaletsizliğe uğradıkça; yani, avladığı avı elinden alındıkça, kendisine tecavüzler oluştuğunda bir otorite oluşturalım, daha iyi bir otorite olsun ve bu haksızlıkları, adaletsizliği önlesin diye devleti kurmuş. Jean Jacques Rousseau'nun "zımnî devlet sözleşmesi" bu değil mi? O hâlde, insanlık mücadelesi hak ve hukuk mücadelesinden geçer.
Şimdi, son zamanların söylemi: Efendim, milliyetçilik yükseliyor.
Elbette yükselir. Niye yükseliyor? İnsanlık mücadelesi, hak ve hukuk mücadelesi. Eğer, ülkenizin bazı haksızlıklara, bazı hukuksuzluklara maruz kaldığını, adaletsizliklere maruz kaldığını vatandaş görünce, vicdanından milliyetçiliğini yükseltiyor. En tabiidir. Bütün toplumlarda bu vardır.
Ülkemizde de hukuk, hak ve adalet kavramlarıyla gelişmiş, bugün geldiğimiz noktada en üstün seviyeye gelmesini arzu ettiğimiz, istediğimiz bir hukuk devleti olma anlayışına doğru süratle ilerliyoruz. O hâlde, hukuk devleti savını ortaya koyacak, hukuk devleti tezini güçlendirecek güçlü hukukçulara da, güçlü savunma avukatlarına da ihtiyacımız var.
Bir kere, kolaycılığa kaçmamamız lazım. Kolaycılığa şöyle kaçmamamız lazım: Bu işi… Bu, imtihan olur olmaz o ayrı bir şey, ama iyi hukukçular yetiştirmek zorundayız. Sayın Bakanım biliyor, 36 tane hukuk fakültesi olmuş. Yani, Türkiye'de 36 tane hukuk fakültesine eğitim-öğretim verecek, hakikaten kaliteli, nitelikli, bu mesleğe bihakkın dünya çapında hukukçular yetiştirebilecek öğretim elemanımız, profesörümüz var mı? Hayır, yok. En son zannediyorum Erzurum'a da kuruldu, Erzincan'da var.
Şimdi, bu kadar hukuk fakültesi lazıme midir? Evet lazımedir, insanlarımız hakkı, hukuku temsil eden bir bilim dalında tahsil yapabilmeliler. Ama, illa da hukuk fakültesini bitiren insanların hâkim olması, savcı olması, avukat olması da gerekmiyor. Dolayısıyla, baştan itibaren hukuk fakültelerini yeni bir eğitim reformuna tabi tutmamız lazım Sayın Bakanım, yani hukuk fakülteleri… Bir kere, yabancı dil bilmeyen bir hukukçu olmamalı. Avrupa Birliğine giriyorsak, Avrupa Birliğine girme iddiamız varsa, Avrupa müfredatı denilen 110 bin sayfalık müfredatın bu ülke müfredatına uyumunu sağlayacaksak, bütün hukukçularımızın o müfredatı çok iyi okuyup, anlayıp, toplumun aydınlanmayan noktalarında da topluma yol göstermeleri lazım. O halde, iyi bir yabancı dil bilmeleri lazım. Onun için, bir kere, kesinlikle bütün hukuk fakültelerinin bir yılı hazırlık sınıfı olarak tanzim edilmeli ve hukukçular yabancı dili mutlaka ve mutlaka öğrenmeli. Çünkü, eğer bu toplumu aydınlatacak hukukçularsa, hukukçuların, Avrupa Birliği noktasında, müfredat noktasında, mevzuat noktasında bunu anlamış, kavramış olmaları lazım.
Bir başka şey daha lazım: Kesinlikle son yıllarını pratiğe vermeliler. Ben, meslek hayatımda, fakülteyi bitirip, stajını tamamlayıp, dilekçe yazmasını bilmeyen avukatlar gördüm. Dilekçe yazmasını bilmeyen, hatta soruşturma nasıl yapılır bilmeyen savcılar gördüm. O halde, son bir yılını hukuk fakültelerinin, kesinlikle ve kesinlikle, pratiğe, uygulamaya yönelik, bu işleri bilen hukukçular yetiştirme tarzında yetiştirmemiz lazım. Eder altı yıl. Yani, hukuk fakültelerini kesinlikle altı yıl yapmamız lazım.
Altı yıl sonra bitiren hukukçu iyi bir hukukçu mudur? Hayır. Nasıl ki, askerin Harp Okulunu bitireni general olamıyorsa, Harp Akademisini bitireni general oluyorsa, Adalet Akademisini bitirmeyen bir hukukçuyu da biz hâkim yapmamalıyız. Hele hele Yargıtay üyesi, Danıştay üyesi asla yapmamalıyız. Nitelikleri gayet katı, nitelikleri gayet şeffaf, nitelikleri gayet belirgin hale getirip, öyle, torpille, tavassutla Yargıtay üyesi, Danıştay üyesi olma yolunu, hele hele siyasetin müdahale ettiği yolları kesinlikle kapatmalıyız.
Eğer bir ülkede insanlar hak tecavüzüne, adalet tecavüzüne uğradıklarında, yargıya gittiklerinde, hak ve hukuklarını alacakları kanaatini taşımıyorlarsa, o ülkede sosyal barışı da, o ülkede huzuru da, güveni de sağlamanız mümkün değil, devletin otoritesini sağlamanız mümkün değil. İnsanlar, devletin bireyleri, toplum haksızlığa uğradığında devletinin kendisinin haksızlığını idame ettirecek hukuksal yaptırımları, yargısal yaptırımları ortaya koyacağına inanmadığı takdirde, o ülkede sosyal barıştan, o ülkede devlete olan inançtan, güvenden bahsetmek mümkün mü?
Şimdi, bir Yasa getirdik. Bundan zannediyorum beş yıl evvel, o gün bir gece vakti çıkan bir Yasa'yla, çok da altyapısı düşünülmeden, nasıl olacağı, nasıl gerçekleşeceği, kimlerin yapacağı tartışılmadan, bir önergeyle -çok iyi hatırlıyorum, bir önergeyle- işte, avukatlık da imtihanla olsun… Fakat, ne zaman olsun? Şimdi, insanlar bir yıl, bir buçuk yıl staj yapıyorlar -bir yıl galiba- ondan sonra, ben seni imtihana tabi tuttum... Kazanamazsa stajda geçen süresini ne yapacaksınız bu vatandaşın, bu kardeşimizin, bu genç kardeşimizin?
Yani, bu sınav hükmü konulurken Kanun'a, çok da düşünülerek, tartışılarak konulmuş bir madde değildi. Ha, bunu kaldıralım... Doğru, ama, mutlaka, kısa dönemde, kısa sürede, sağlam, sağlıklı hukukçular yetiştirecek bir mevzuatı, bir müfredatı, bir uygulamayı da hayata geçirmemiz lazım. Bunu yapmaz isek, her meslekte olduğu gibi, avukatlık mesleğinde de, hâkimlik mesleğinde de kaliteye, performansa önem vermez isek, mutlaka ülke bundan yara alır.
Ben istiyorum ki, avukatlarımız, bütün mevzuatı bilen, hâkimin karşısına çıktığında dosyasına hâkim, davasına hâkim, ona güvenilir, o hakkı ve hukuku savunur bir teknik donanımla, bilgi donanımıyla baş başa olsun. Bizim istediğimiz bu. Yoksa, kardeşlerimiz avukatlık yapmasın, yapamasın, böyle bir imtihan yapalım… Hangi şartlarda yapılacağı belli değil, kimin yapacağı belli değil, hangi soruların sorulacağı belli değil. Uygulamadan mı? Hukuk bilgilerinden sorulacaksa o çok daha ayıp, çünkü, fakültelerin diplomalarına o zaman itibar etmemiş oluruz. Yani, fakülteler bu diplomaları verdiklerine göre hukuk bilgisi tam demektir.
Şimdi, dolayısıyla, bugün ne yaparsak yapalım, kısa dönemde mutlaka iyi hukukçular yetiştirmenin altyapısını, yollarını -mutlaka- bulmamız, mutlaka ülkenin hukuk sistemini emin ellere, yargısını emin ellere, adaletini emin ellere teslim etmemiz lazım diyorum.
Bu Kanun'dan fayda umacak veya bu Kanun'un bir an önce kanunlaştırılmasını isteyen genç kardeşlerimize de şunu söylüyorum: Biraz ders çalışsınlar. Yani, bu kanun kalkınca avukat olduk diye çok da öyle keplerini havaya atmasınlar. Lütfen, yargıçların karşısında, hâkimlerin karşısında bu mesleğin onurunu, saygınlığını en iyi temsil edecek bilgi donanımıyla kendilerini donatmaya çalışsınlar, onlara tavsiyem odur.
Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Bir saat ara veriyoruz.
Kapanma Saati: 18.27
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 19.32
BAŞKAN: Başkan Vekili Ali DİNÇER
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Harun TÜFEKCİ (Konya)
-----0-----
BAŞKAN - Sayısı az, ama, çok değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23'üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
1267 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
9.- Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri ve Adalet Komisyonu Raporu (2/887, 2/891) (S. Sayısı: 1267)---- (Devam)
BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.
Hükûmet?.. Burada.
Şimdi, teklifin tümü üzerinde söz sırası, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'da.
Buyurun Sayın Saygun.
Süreniz 20 dakika.
CHP GRUBU ADINA MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Avukatlık Yasası'nda değişiklikler içeren bir kanun teklifiyle ilgili olarak toplanmış bulunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi adına, bu değişikliğe yönelik iddialarımızı ve taleplerimizi sizlerle paylaşmak için söz almış bulunuyorum; bu vesileyle de yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, önce, izin verirseniz, bu mesleğin içinden gelen biri olarak, bu sancı ve sıkıntıları geçmişte yaşamış birisi olarak söyleyeceğim sözlerin, hem teorik anlamda hem de pratik anlamda ciddi geçerlilikleri olduğunu bilgilerinize sunmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, önce, bu kanun teklifiyle ilgili süreci, sizlerle kısaca bir paylaşmak istiyorum. Avukatlık Yasa Tasarısı'nda, staj sonrası getirilen sınavın kaldırılmasına yönelik iki kanun teklifi vardı. Bunlardan bir tanesi, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili Yılmaz Kaya'nın, bir diğeri de, Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili Ahmet Işık'ındı. Her iki teklifte aynı mealdeydi. Mevcut sınavın staj öncesine çekilmesi. Bunun da birtakım gerekçeleri vardı. Temelde yatan gerekçe: Stajyer avukat kardeşlerimizin sınav süresini bekleme dönemlerinde çok ciddi zaman kaybına uğruyor olmaları, mesleki açıdan staj yaptıkları sürede "stajyer avukat" ismi kullanılırken staj sonrası sınavı bekledikleri süreçte "stajyer" kimliğini bile kullanamıyor olmalarıydı.Stajda yeterli eğitim yoktu ve bütün bu iddialarla sınavın staj öncesine çekilmesi konusunda iki teklif geldi. Bu iki teklifi Adalet Komisyonu alt komisyona havale etmek üzere değerlendirmeye verdi. Alt komisyon üyelerinden bir tanesi benim. Alt komisyona bu teklif geldi ve Hükûmet görüşünü almak üzere komisyon üyeleri bir çalışma yaptık, Hükûmet de bir görüş sundu ve ondan sonra alt komisyon toplandık değerlendirme yaptık.
Değerli arkadaşlarım, bu değerlendirme sürecinde elimizde mevcut iki teklifi de yok saydık. Yani, gerek Sayın Yılmaz Kaya'nın gerek Sayın Ahmet Işık'ın vermiş oldukları bu konudaki teklifleri alt komisyonda ortadan kaldırdık, iradelerini aştık, çok farklı bir mecraya taşıdık. Çünkü, her iki teklifte de staj öncesi sınav isteniyordu. Biz, sınavı külliyen kaldıracak bir çalışma yaptık.
Şimdi, bir: İzmir Milletvekili Yılmaz Kaya, alt komisyona, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığından geçen bir dilekçeyle "irademin dışında bir uygulama yapılıyor, kanun teklifimi geri çekiyorum" dedi. Son derece de doğru bir düşünceydi. Gerek alt komisyon gerek komisyon gerekse Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu bu konuda yetkilidir: Yani, tekliflerle bağlı kalmak durumunda değildir, bu teklifleri aşabilir daha farklı bir düzenlemeye gidebilir. Ancak, gerek Adalet Komisyonunun gerekse Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun, kendisine gelen bir teklifle ilgili olarak, yapılan çalışmalar sonrası, teklifi veren kişilerin düşüncelerinden ve iddialarından uzaklaşılmışsa, o zaman bir şeye bakmak lazım değerli arkadaşlar. O zaman, bu teklifi ilgilendiren
kurumlarla bir görüşme yapmak lazım. Bu kurumların görüşü nedir, bunu almak lazım. E, şimdi, Avukatlık Kanunu'nda bir değişiklik içeren çalışma yapıyoruz. Gelen teklifleri çok farklı boyutlara taşıdık. Kiminle görüşeceğiz? Yani "bu doğru mudur, yanlış mıdır, bu uygulamayı biz bu şekilde çıkartırsak doğru mu yaparız" diye düşünmemiz gerekiyorsa, bizim muhatabımız, avukatlık mesleğinin kurumsal önderliğini yapan Türkiye Barolar Birliğidir. Eğer, Türkiye Barolar Birliğiyle bu konuda bir görüşme yapılsaydı, bugün, Meclis Genel Kuruluna böyle bir düzenleme gelemezdi. Çünkü, gerek alt komisyonda gerek Adalet Komisyonunda gerekse her fırsatta, Türkiye Barolar Birliği, bu işe sıcak bakmadığını, sınavın ortadan kaldırılmasının sağlıklı ve doğru bir yaklaşım olmayacağını, her platformda ifade ettiler. Diyeceksiniz ki: "Türkiye Barolar Birliği, barolarda yaşanan sancı ve sıkıntıları bilemiyor olabilir. Türkiye Barolar Birliği bir üst kurum niteliğindedir. Bunu taşrada yaşayan avukatlar daha iyi bilir, esasında onlardan bilgi almak gerekir." derseniz, e, o zaman da 78 tane baro var. Ben, bu 78 baro başkanının, bölgelere göre, mümkün olduğunca önemli bir çoğunluğunu aradım. Elimde listesi de var. 54 tane baro başkanını aradım. İçlerinde "evet, doğrudur, bu sınav kalkmalıdır" diyen bir tane baro başkanı yok. Hepsinin ortak fikri şu: Avukatlık mesleğinin saygınlığı ciddi bir şekilde erozyona uğruyor. Bu mesleği korumak zorundayız. Bu mesleği korumak için, bu mesleğin kalitesini artırmamız gerekir. Kaliteyi artırmak için, sınav, birinci şart değildir, temel şart da değildir, ama, sınav bir adımdır arkadaşlarım.
Şimdi, biz, sınavı kaldırdık. Olabilecek kaliteyi artırmaya yönelik bir şey üretilecekti, topyekûn lağvettik. Böyle mi kaldıracaksınız, böyle mi avukatlık mesleğinin kalitesini geliştireceğiz?
İçimizde bir sürü hukukçu arkadaşımız var, birçok hukukçu arkadaşımız var; tabiri hoş bulmadım. O arkadaşlarımla bir şeyi paylaşmak istiyorum: Ben, yirmi yedi sene avukatlık yaptım değerli arkadaşlarım. Yirmi yedi sene süre içinde, bu mesleğin bana verdiklerini saymakla bitiremem. Eğer, bugün, ben, bu kürsüde bir milletvekili olarak sizlerle paylaşabiliyorsam, hitap edebiliyorsam, şuna inanıyorum ki, avukatlık mesleğinin bana vermiş olduğu bilgi ve birikim, beni bu Meclisin çatısına kadar taşımıştır. Şimdi, bu duygularla hareket eden birisinin, evvelemirde, bu mesleğe saygı duyması, sahip çıkması, kucaklaması gerekir.
İki yıl Tekirdağ Baro Başkanlığı yaptım. Tekirdağ Baro Başkanlığı yaptığım süreç içinde, avukatların sancı ve sıkıntılarının hepsini onlarla birlikte yaşadım.
MEHMET NEZİR NASIROĞLU (Batman) - Kaldırın işte…
MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) - Elimizden ne geliyorsa, meslektaşlarımızın daha iyi şartlara kavuşması, Türkiye'de yargı sisteminin daha iyi gelişmesi için de koymaya çalıştık.
Şimdi, bir arkadaşımız sesleniyor "Kaldırın işte" diye. Az evvel söyledim. Eğer, çözüm sınavı kaldırmaksa, bu sınav kalksın.
Arkadaşlarım, bunların çözüm olması mümkün değil. Yani, bir iyileştirme çalışmasını yok ettiğinizde, biz, iyileştirmeyi sağladık diyorsanız, sizinle aynı mantığı paylaşmamızın mümkünü yok. Böyle bir iyileştirme olmaz. Yani, biz iyileştirme için bir adım atıldığını söylüyoruz. Siz de diyorsunuz ki "biz, bu adımdan vazgeçtik, bırakın böyle kalsın." Hiç kimsenin avukatlık mesleğinin kalitesini kaybetmesine, hiç kimsenin yargı erkinin zarar görmesine hak vermesi, destek vermesi doğru olamaz. Hele bu Meclis çatısında olup da, parlamenter sistemin benimsendiği bu ülkede, kuvvetler ayrılığı prensibinin var olduğunu kabul ettiğimiz bu ülkede üç erkten bir tanesi olan yargı erkinin önemli bir ayağı avukatlık mesleğinin kalitesinin düzeltilmesi, geliştirilmesi, bilgi ve birikimin daha ileriye taşınması yönündeki bir çalışmaya dur demeye hakkı yok. Eğer buna dur derseniz, yargı erki bir bölümünden yara alır değerli arkadaşlarım. Bu yara, yargının tümüne yansır. Eğer Anayasa'mızda belirtildiği gibi, bir hukuk devleti olarak varlığımızı koruduğumuzu iddia ediyorsak, hukuk devletine ve hukukun üstünlüğüne inanıyorsak, o zaman, hukuk dünyasının olabildiğince güçlü, olabildiğince sağlam olması için üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz.
Bakın, iki tane tipik örnek vermek istiyorum sizlere. Bunların bir tanesi, görevden alınan bir savcıyla ilgili basında okuduğumuz bir yazı. Basının, gazetenin birinci sayfasında manşet, ibare şu: "Görevden alınan savcı avukatlık bile yapamayacak."
Değerli arkadaşlarım, bunun ne anlama geldiğini çok uzun boylu anlatmanın gereği yok. "Avukatlık bile yapamayacak" demekle, avukatlık mesleğinin yargı erki içinde ne kadar basite alındığının, ne kadar ciddiye alınmadığının çok açık bir göstergesi bu. Bunu basında yazan bu arkadaşımızı ben kınamıyorum. Çünkü, bunu, son zamanlarda, meslek erozyona uğradıkça, her tarafta kullanır hâle geldiler zaten. O zaman, bizim üstümüze düşen, bu mesleğin erozyona uğramasının önüne geçmek.
Az evvel burada konuşan Anavatan Partisinin temsilcisi arkadaşım da ilginç bir laf söyledi. Biz, avukatlık mesleğinin kalitesini geliştirme mücadelesi verelim derken, arkadaşım dedi ki: "Akademiyi bitirmeyenler hâkim olmamalı, akademiyi bitirmeyenler Yargıtay üyesi de olmamalı." Ama, bunun mefhumu muhalifinden yola çıkarsanız, akademiyi bitirmeyen herkes avukat olabilir. Yani, bu işi bu kadar sığlarsanız, bu kadar basite alırsanız savunma dünyasını darma duman edersiniz. Savunma dünyasının göçtüğü bir yerde yargı da göçer.
Şimdi, ben bu konuda bazı öneriler getirmiştim. İzin verirseniz, sizlerle bunları paylaşmak istiyorum. Bir kere, staj sonrası sınavın bugün yapılmasının imkânlarının yok olduğunu kabul ediyorum, kabul edelim ya da hep birlikte kabul edelim. Staj sonrası bir sınav koyarsak, şartlar müsait değil bu nedenle şimdi olmaz diyorsanız, bunu makul bir şekilde algılamak mümkün olabilir. O zaman, yerine bir şey ikame etmek lazım. Yerine ikame etmek demek, sınavı yok etmek demek değil arkadaşlarım. Ne ikame edeceğiz? Sınavı alalım, staj öncesine çekelim. Staj öncesinde sınav yaparsak, öğrencilerin özellikle zaman yönünden mağduriyetlerinin önüne geçmiş olabiliriz. Ama, burada da bir şey tamamlamak lazım.
Türkiye Barolar Birliği staj eğitim merkezleri açmış. Türkiye'de 22 yerde, 22 baroda staj eğitim merkezi var. Bu 22 tane staj eğitim merkezinin bir bölümü muhtemelen kâğıt üstünde. O zaman, bizim üzerimize düşen görev Barolar Birliğine, barolara bu konuda katkı vermek, onların tüm Türkiye genelinde staj eğitim merkezlerini geliştirmesini sağlamak. Eğer bunu geliştirebilirsek, o zaman avukatlık stajının çok daha ciddi, çok daha sağlıklı, çok daha bilgi birikimini stajyer arkadaşlarımıza sunan bir yapısı olur. Önce buna bir çalışmak lazım. Haa, bunu yapamadığımız… Bunu yetiştiremedik. Bugün yetiştiremediysek, sınavı staj öncesine çekmek mümkün. O zaman, bunu bu şekilde yapalım.
Bir başka şey daha var. Üniversiteden mezun olan arkadaşlarımız mezuniyet süreçlerine göre staja başlıyorlar ve staj bittikten sonra da bugünkü uygulanması gereken pozisyona göre 23 Aralıkta sınava girecekler. İlk uygulama bu olacaktı, ama, Temmuz ayında stajını bitiren arkadaşlarımız vardı ve iyi kötü bir dört beş aydır bekliyorlar. Bu ciddi bir mağduriyettir, bunu kabul ederim. İnsanların bu kadar bir süre boşlukta kalmaları doğru değildir. Ee, buna bir düzenleme yapabiliriz. Ne yapabiliriz? Şimdi, hukuk fakültelerindeki mezuniyet eskiye döndü değerli arkadaşlarım. Yani, sadece temmuz ve ekim mezunu değil, bundan böyle şubat mezunları da var. Senede 3 defa mezun verilecekse ve staja başvuru süreci yaklaşık 45 gün gibi değerlendirilirse, bu sınavlardan sonrasındaki 45 günlere göre değerlendirme yapılır ve oralarda 3 tane sınav yapılma, senede 3 defa sınav yapılma imkânı sağlanır. Eğer bu sağlanırsa, öğrencilerin zaman yönünden, stajyerlerin zaman yönünden kaybı da ortadan kalkar, ama, şimdi, biz, bu ve benzeri çalışmaların hiçbirini yapmayı içimize sindiremedik ya da zor geldi, mesleğin sancı ve sıkıntılarını anlayamadık, tanıyamadık ve dedik ki: "Hayır, sınav kalksın."
Şimdi, değerli arkadaşlarım, 22'nci Dönemin suçu olmayabilir ama, Türk siyasetinin, bu üniversite mezunluğu konusunda birtakım sancı ve sıkıntıların doğmasında çok ciddi rolleri var. Popülist yaklaşımlarla, gerek duyulmayan yerlerde yıllardır üniversiteler açıldı. Bizim açtığımız üniversitelerin önemli bir bölümü, hele ki 4 tanesi, bu dönemin, zaten temel ihtiyaçtı, bütün fizibilitesi dolmuştu, hazırdılar, ama uzun bir süredir durmadan fakülteler açılıyor, üniversiteler açılıyor.
Türkiye'de kaç tane hukuk fakültesi var sorusuna, inanın herkes başka bir rakam veriyor. 35 civarından başlayın, 41'e kadar, herkes başka bir şey söylüyor. Kimisi 37 diyor, kimisi 39 diyor, kimisi 38 diyor, hâlâ Türkiye'de bunun bile netliğini yakalayamamış bir pozisyondayız. Niye? Ee, çünkü o kadar çok hukuk fakültesi açıldı ki.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, Türkiye'de herkesin üniversite mezunu olması gibi bir iddia içinde olmak, eğitim sistemimizin temel yanlışlığıdır. Türkiye'de ara elemanına ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, hiç ara elemanı üretmeden sadece üniversitelere öğrenci almak suretiyle, üniversite mezun
sayısını artırdık. Türkiye'de, işsizliğin tahsil yaşamına oranlandığında görülüyor ki, en fazla işsizlik çekenler üniversite mezunları. Şimdi, bu mantaliteyle yürüttüğümüz tablo bu. Şimdi, bu sancı ve sıkıntıları ne yazık ki, yeni üniversite mezunlarına da yaşatmak durumundayız. Onlara bunu yaşatmamak için yeni tedbirler alıyoruz. Aldığımız tedbirler de, onların herhangi bir denetimden geçmeden mesleğe dönmesi.
Şimdi, alt komisyon tutanaklarında iki iddia var. Anayasanın 10'uncu ve 48'inci maddelerine aykırılık.
Değerli arkadaşlarım, bu iddiada bulunmak için ille de hukukçu olmak gerekmiyor. Düz mantık bu Anayasaya aykırılık olup olmadığını çok açık bir şekilde ortaya koyar.
Şimdi, 10'uncu madde çok açık; kanun önünde eşitlik. Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, vesaire de ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Şimdi, avukatlık mesleğine gelecek olanlara sınav konulmasının şu 10'uncu maddeyle nasıl bir ilintisi vardır bunu anlamak mümkün değil.
Gelelim 48'e; 48'inci madde çalışma hürriyetini düzenliyor. Burada "herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir" şeklinde bir ifade var. Doğru. Şimdi "herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir" sözü buna çelişiyorsa, ee, o zaman, hukuk fakültesi mezuniyetine de pek ihtiyaç duymuyoruz gibi geliyor. Herkes istediği işi yapacaksa, bırakın, fakülteyi bitirmeyenlerden de avukat yapalım o zaman. Yani, bu maddeye dayanırsanız, Anayasaya aykırılığı bu yönden iddia ederseniz, bu doğru olmaz. Çünkü, çalışma hürriyeti herkese tanınacak ama, mesleğin gerekleri varsa o mesleğin gerekleri yerine getirilecek. Yani, birisinin avukat olması için hukuk fakültesini bitirmesi gerekiyorsa, hukuk fakültesini bitirmeyen bir insana siz bu konuda çalışma hürriyeti veremezsiniz. Hukuk fakültesini bitiren bir insanın sınava tabi olması veya staj yapması
47
konusunda çalışmalar varsa, bu çalışmaların Anayasaya aykırı olduğunu iddia edemezsiniz, böyle bir uygulama olamaz.
Bir de, bakın, burada, dört yıldır hep aynı şeyi paylaştık. Ne dediniz? Sizin iddialarınız… İktidar Partisi milletvekillerinin şu kürsüden dört yıldır iddia ettiği bir şey var: Gelen kanunları ilgili sivil toplum örgütleriyle, ilgili meslek odalarıyla paylaşıyoruz, onların görüşlerini alıyoruz, ondan sonra getirip, burada kanun yapıyoruz.
Beyler, Türkiye Barolar Birliğinin görüş ve düşüncelerini almadınız.
MUZAFFER KÜLCÜ (Çorum) - Aldık, aldık.
MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) - Daha doğrusu, dinlediniz, ciddiye almadınız, ciddiye almadınız.
Şimdi, kusura bakmayın ama, bir meslek odasının, o mesleğin sancı ve sıkıntılarını bizlerden daha iyi bilmesi kadar doğal bir şey olamaz. Kendinizi, Türkiye Barolar Birliğinden, bu konuda, bilgi olarak, mantalite olarak, barolara kayıtlı avukatların pozisyonları olarak daha yetkin, daha bilgili, daha etkin bir düzenlemeye getirdiniz…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Saygun, toparlayalım lütfen.
MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) - … ve dediniz ki, avukatların sancı ve sıkıntılarını, biz, Türkiye Barolar Birliğinden daha iyi biliriz. Böyle bir şey yok kardeşlerim. Eğer sizin kanun yapma mantaliteniz bu ise, o zaman, dört yıldır yaptığımız bu kanunların hepsi, külliyen, meslek odalarına da, sivil toplum örgütlerine de danışılmadan yapılmıştır, şu kürsüde söylediklerinizin hiçbir tanesi doğru değildir. Eğer doğruysa, o zaman, o doğruluğu getirin, bugün de uygulayın.
Değerli dostlarım, sonuç olarak, avukatlık mesleğine bir borcum var. O mesleğin üyelerinden bir tanesiyim. O mesleğin, ne olursa olsun, sağlıklı, düzgün, onurlu bir yaşam sürmesini istiyorum. O mesleğe üye olacak herkesin de bu duyguları benimle paylaştıklarına inanıyorum; buna, stajyer avukat arkadaşlarımız da dahil. Bugün, bu sınavın ertelenmesi mücadelesini veren o arkadaşlarımız dahi, bu mesleğin onurla, saygınlıkla yürütülmesinden yanalar. Bunun aksini düşünmeleri zaten mümkün değil, ama, böyle bir uygulamayla, bu işi yanlış yaparız. Biz, avukatlık mesleğinin daha saygın, daha onurlu olması için bir şeyler üretilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu yasada bir şeyler üretilmeli. Bunu üretmenin yolu yeni bir şeyler getirmek, denetim mekanizmalarını geliştirmek, eğitim mekanizmalarını geliştirmektir. Yoksa, sınavları külliyen iptal etmek değildir. Bizim bu konuda bir önergemiz var. Maddesi geldiğinde bu da görüşülecektir. Bu yönde bir destekleme yapılması halinde, sanıyorum, en azından, bugün doğabilecek bu külliyen sınavı kaldırma sancı ve sıkıntısından kısmen de olsa arınmış oluruz. Diğer altyapı çalışmalarını, bilahare, hep birlikte, meslek odalarının ve taşradaki baroların da görüşlerini alarak geliştiririz ve avukatlığı daha iyi, layık olduğu ortama taşırız diye düşünüyorum.
Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Şahısları adına söz isteyenler: İlk sırada Mustafa Nuri Bulut, Erzurum Milletvekili; ikinci sırada Ramazan Can, Kırıkkale Milletvekili; üçüncü sırada Haluk Koç, Samsun; dört, Ertuğrul Yalçınbayır, Bursa; beş, Ümmet Kandoğan, Denizli; altı, Mehmet Eraslan, Hatay.
İlk sırada Mustafa Nuri Akbulut, Erzurum Milletvekili.
Buyurun Sayın Akbulut.
Süreniz on dakika.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; Avukatlık Kanununda değişiklik yapılmasıyla ilgili kanun teklifi hakkında söz almış bulunuyorum; hepinize saygılar sunuyorum.
Öncelikle benden önce konuşan değerli Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşımın avukatlık mesleğini daha saygın ve daha onurlu yapılmasıyla ilgili düşüncelerine ve temennilerine yürekten katılıyorum. Gerçekten, Parlamentoda bulunduğumuz süre içerisinde, avukatlık mesleğine başlayacak stajyer arkadaşlarımızın olabildiğince donanımlı olarak mesleğe başlamaları noktasında, bu Parlamentoya getirilecek her türlü kanuna da destek vermeye hazır olduğumuzu belirtiyorum.
Şimdi, yapılan değişiklikle avukatlık stajından sonra yapılan sınav kaldırılıyor. Ben "Niye sınav kaldırılıyor?" şeklinde eleştiri yapan arkadaşların düşüncelerine hayret ediyorum. Çünkü, değerli milletvekilleri, bugüne kadar Türkiye'de avukatlık stajı yapılmış değildir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'muz 1969 tarihlidir.
BAŞKAN - "Stajı" değil, "sınavı yapılmamış" diyeceksiniz. Staj yapılıyor.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Evet, sınavı… Pardon. Tamam Değerli Başkanım.
Yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte olan 3499 sayılı Avukatlık Kanunu'nu yürürlükten kaldırmış ve 1969 yılında bir sınav sistemi getirilmiştir. 1136 sayılı Kanun'un düzenlemesinde avukatlık sınavı getirilirken staj da bir buçuk yıla çıkarılmış. Avukatın adliyede yaptığı altı aylık stajdan sonra da beş yıl kıdemli bir avukatın yanında bir yıl daha staj görmesi ve bu bir yıldan sonra Ankara'da yapılacak 5 kişilik sınav kurulu önünde de bir sınava tabi tutulması öngörülmüştü. Sınav kurulu, 3 kişisi Türkiye Barolar Birliğinden, 2 üyesi de Yargıtaydan seçilecek 5 kişilik bir kuruldu. Ancak, 69 yılında yürürlüğe giren bu Kanun'un geçici 7'nci maddesiyle avukatlık staj süresinin
uzatılması ve sınavla ilgili bölümünün yürürlüğü beş yıl ertelendi. Daha sonra yürürlüğe giren 2018 sayılı bir Kanun'la 1976 yılı sonuna kadar hukuk fakültelerinden mezun olan adayların üç yıl içerisinde staja başvurmaları hâlinde, hem bu bir buçuk yıla çıkarılan stajın altı aylık fazla bölümünden ve hem de sınava tabi olma zorunluluğundan kurtulmasına ilişkin bir kanun yürürlüğe girdi. Şimdi, 31/12/1976 tarihine kadar mezun olanlar, bu kez, hem kısa staj süresinden
yararlanacaklardı hem de sınava tabi olmaktan kurtulacaklardı. Ama, ondan hemen bir gün sonra mezun olmuş olan aday hem stajını birbuçuk yıl yapacaktı ve hem de sınava tabi olacaktı.
Burada isimlerini saygıyla yâd etmek istediğim Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Yusuf Özbaş ve Çorum Milletvekili Mehmet Irmak Beylerin verdiği bir kanun teklifiyle bu haksızlık dile getirildi ve avukatlık sınavının anlamsız olduğu, çünkü sınava tabi tutulacak olan adayların uzun yıllar eğitimden sonra hukuk fakültesinden mezun olduğu, her dersten o dersin profesörlerinden geçerlilik notu aldığı, bitirdikten sonra stajına başladığı, stajın altı aylık adliye döneminde savcılardan ve hakimlerden hem mesleki bilgi hem meslek kuralları ve hem de ahlaki durumu hakkında yeterlilik belgesi aldığı ve daha sonra avukat yanında, beş yıl kıdemli avukat yanında yaptığı staj sırasında da yine avukattan aldığı olumlu görüşler doğrultusunda mesleğe kabul edildiği, bu nedenle yeniden bu şekilde stajını tamamlamış olan bir avukat adayını tekrar sınava tabi tutmanın yerinde olmadığını, kaldı ki avukatın her gün sınavla baş başa olduğunu, asıl sınavı kendi mesleğini icra ederken müvekkillerine karşı verdiğini, meslekte başarısız olanların zaten elenerek bu meslekten gelir sağlama amacından uzaklaşacağını dile getirerek bir kanun teklifi vermişti; ki şimdi bugün konuştuğumuz ve tamamen kendisine katıldığımız haklı sebepler bunlar ve kanunun avukatlık sınavına zorunluluk getiren ve staj süresini, adliye dışındaki staj süresini bir yıla çıkaran 1136 sayılı Kanun'un ilgili 28, 29, 30 ve devamı maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin teklifi kabul edildi.
Şimdi, Anavatan Partisi Grubu adına konuşan arkadaşımız da söyledi, 2001 yılında, gerçekten gerekli hazırlık da yapılmadan, bu sınav tekrar getirildi. Şimdi, buna göre, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte hukuk fakültesinde öğrenci olanlar, bu sınava tabi tutulmaktan muaf tutuldular. Aradan beş yıl geçti, sınavla ilgili doğru dürüst bir hazırlık yapılmadı. Avukatlık stajını yapan avukat adaylarının hem mesleki bilgi hem hukuki bilgi hem uygulamayla ilgili pratik bilgilerini elde etmesi için, yürürlükteki Avukatlık Yasası'ndaki stajla ilgili hükümler, kanaatimce, sıkı bir şekilde uygulanmadı. Çünkü, hepimiz biliyoruz, şu anda avukatlık stajı yapan adaylar, özellikle staj sayısının da biraz fazla olmasından dolayı, belki duruşma salonlarında oturacak yer bulamıyorlar. Bu avukatlara sicil verecek, onlar hakkında kanaatlerini belirtecek hâkim ve savcılar, neredeyse, belki stajyerleri tanımıyorlar ve adliye dışında yapılan stajda da avukatlar, gerektiği gibi, avukat stajyerleri üzerinde denetim yetkilerini kullanmıyorlar veya kullanamıyorlar. Bu nedenle, avukat adaylarının amaçlanan şekilde donanımlı hale getirilmesi için, Barolar Birliğinin, bu konuda biraz daha titiz, biraz daha sıkı bir şekilde, avukat stajyerlerini takip edecek şekilde davranması, bence, amaca uygun bir davranış olacaktır.
Değerli arkadaşlar, şu anda, stajyer avukatlar, okulu bitirdikten sonra, staj yapmak istediği yerdeki baroya müracaat ediyorlar. Baro tarafından bir muhakkik görevlendiriliyor ve avukatın ahlaki durumuyla ilgili olarak bir rapor veriliyor. Bunun üzerine, stajyer avukat, avukat stajyerler listesine kaydediliyor ve stajı başlatılıyor. Daha sonra adliye içerisinde stajyer avukatlar savcılıkta ve her bir mahkemede onbeş gün, birer ay süreyle mahkemelerde staj yapıyorlar. Hangi mahkemede staj yapıyorlar ise veya hangi savcının yanında görev yapıyorlarsa o savcı veya hâkim avukatla ilgili olarak, mesleki yeterliliği, ahlaki durumuyla ilgili bir rapor düzenliyor ve daha sonra altı aylık staj tamamlandıktan sonra bu kez, yine meslekte deneyimli, en az beş yıllık süreyle avukatlık yapmış olan bir avukat yanında bu sefer adliye dışındaki stajına başlıyor avukat. Burada, yanında staj gördüğü avukattan avukatlık mesleğini, meslek kurallarını, mesleğin inceliklerini öğreniyor ve hatta bu altı aylık sürenin son üç aylık kısmında o avukat adına icra mahkemelerinde ve sulh hukuk mahkemelerinde duruşmalara da girebiliyor ve bizzat avukatlığı fiilî olarak yapıp, bu konudaki tecrübe eksikliğini de gideriyor. Bütün bu sicilleri bir araya getiren ilgili baro, verilen sicillere göre stajyer avukatın staj yapmasını yeterli görürse staj bitim belgesi veriyor; eğer yeterli görmezse, Avukatlık Kanunu'na göre staj süresinin altı ay daha uzatılmasına karar verebiliyor.
Şimdi, Avukatlık Kanunu'na göre bir sınav mecburiyeti…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - …Kanun'un yürürlüğe girdiği 2001 yılında öğrenci olanlar sınava tabi tutulmayacak, ama daha sonra girenler, işte bir yılla diyelim kaybedenler şimdi sınava tabi tutulacak. Sınavın aralık ayında yapılması düşünülmüş, halbuki haziranda mezun olanlar temmuzdan itibaren altı aydır bu sınavı bekliyorlar. Sınavda ne yapılacak, hangi konularda staj yapılacak, avukatın hukuki bilgisinin, hukuk kurallarının olaylara tatbik kabiliyeti ve mesleki bilgisi ölçülecek. Bu sınavda başarılı olamayan da, avukatlık hakkını, dört yıl içerisinde gireceği altı sınavda da elde edemezse, kazanamazsa, avukatlık yapamayacak.
Ben, demin de belirttiğim sebeplerle, tarihinde hiç uygulanmamış avukatlık stajının…
RECEP ÖZEL (Isparta) - Sınavının.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - …sınavının, avukatlık mesleğine başlayacak avukat adayları için bir ölçü olamayacağı kanaatindeyim, bunu komisyonda da söyledim. Belki okulu çok zor bitiren meslektaşlarımızın, hukuk fakültesinden zorlukla mezun olan meslektaşlarımızın mesleği icra ederken çok çok başarılı olduğuna hepimiz şahidiz. Ee, tabii ki her zaman bu böyle olmayabilir, ama, söylemek istediğim, sınavda başarılı olamamanın meslekte başarı anlamına gelmeyeceğidir. Sınavı ben de anlamsız buluyorum ve sınavı kaybedecek olan avukat adaylarının da mesleki veya hukuki bilgilerinin eksik olduğu kanaatine asla katılmıyorum, bunun için başka yollar vardır. Müteakip maddelerde bunları anlatma fırsatı bulacağım.
Hepinizi yeniden saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - İkinci kişisel söz hakkı, Ramazan Can, Kırıkkale Milletvekili.
Buyurun Sayın Can. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sizin de süreniz 10 dakika.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1267 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlarım.
Avukatlık Yasası'na sınav ne zaman girmiştir, tarihi süreci bir incelememiz gerekiyor. Avukatlık Yasası'na sınav 1969 yılında getirilmiştir. 1969 yılı ile 1979 yılı arasında geçen on yıllık süreçte herhangi bir sınav yapılmamıştır, yapılmışsa da başarı elde edilememiştir. 1979 yılında, haklı olarak, kanun koyucu, Anayasa'nın o zamanki 40'ıncı, şimdi 48'inci maddesine tekabül eden meslek seçme hürriyetine ve eşitlik maddesine aykırılıktan dolayı 1979 yılında sınavı kaldırmıştır. 1979 yılında sınavın kaldırılma gerekçesi, Anayasa'ya aykırılıktır. Gerçekten yerinde bir gerekçedir. 2001 yılına geldiğimizde ise kanun koyucu sınavı getirirken gerekçesini müsaadenizle okumak istiyorum: "Mesleğe kabul için sınav zorunluluğunun getirilmesi, avukatlığın bilgi düzeyi yüksek kişilerce icra edilmesini temin edecektir. Ayrıca, artan hukuk fakültesi sayısı ve bunun neticesinde avukat sayısının denetimsiz olarak artmasının önüne geçilecek, belirli bir kalite elde edilebilecektir. Bununla birlikte bir gerçek daha var ki -değerli milletvekilleri, dikkatinizi çekmek istiyorum- o da, dava konusu olayların aynı oranda artmadığıdır. Durum böyle olunca da, avukatlar arasında rekabet aşırı oranda artmakta, bir kısım meslektaşlarımız hiçbir avans ve ücret almadan davaları kabul etmektedir. Avukatlar işsizlik sorunu yaşamakta, gelir sıkıntısı içerisinde bulunmaktadır. Getirilmek istenilen sınav bu adaletsizlikleri düzeltecek mahiyette olup, bu vesileyle avukatların sık sık yakındığı bir adaletsizlik giderilmiş olacaktır." demektedir.
Şimdi iki gerekçeyi birbiriyle karşılaştırdığımızda, birinci gerekçe, sınavın kaldırılış gerekçesi, Anayasa'ya aykırılık. Peki, konuluş gerekçesine baktığımızda -maalesef üzülerek söylüyorum- pastanın küçülmesi meselesi. Yani, sınavın konulması gerekçesi hukuki olmaktan ziyade, hatta, siyasi de değil, ticari bir gerekçedir.
Şimdi burada her iki gerekçeyi birbirine vurduğumuzda, nüfusumuzun 75 milyona vurduğu bir yerde avukat sayısının arttığından, iş hacminin daraldığından bahsedilmektedir. Halbuki, hak arayışının ülkemizde bu kadar önemli olduğu bir yerde, hak arama arayışını gerçekleştiren müessesenin önünü tıkamak maalesef demokratik bir tavır değildir.
Diğer taraftan, serbest meslek olduğunu kabul ettiğimiz avukatlık, aynı zamanda kamu hizmeti ifa etmektedir. Kamu hizmeti ifa eden diğer meslekleri incelediğimizde -örneğin, mühendislik, eczacılık ve doktorluk- bu mesleklerde herhangi bir sınav yok. Tıp fakültesini bitiren öğrenci, diplomasını alır almaz yazıhane açabiliyor. Keza mühendisler de aynı, eczacılar da aynı. Peki, deniliyor ki: "Avukatın yapmış olduğu hata, telafisi güç ve imkânsız zararlar doğurabilir mi?" Tabii ki doğurabilir. Ancak, yasa koyucu bunu da düşünmüştür; kanun yolları vardır, itiraz yolları vardır, Yargıtay vardır, Danıştay vardır. Peki, soruyorum ben: Acemi bir doktorun yapmış olduğu hata, insan bedenine, insan hayatına mal olmaz mı? Bu gerekçe de yerinde değildir.
Kanun koyucunun sınavı kaldırmasının gerekçesi, daha tutarlı gözükmekle birlikte bizim amacımız, tabii ki buradaki bütün arkadaşlarımızın amacı, başarılı bir hukukçu, kaliteli bir avukat yetiştirmektir. Bunun için de gereken şeyleri yapmamız lazım. Peki, burada deniliyor ki: "Efendim, diğer mesleklerde, örneğin kaymakamlıkta, hâkimlikte sınav var, avukatlıkta bu sınav niçin olmasın?"
Değerli arkadaşlar, kaymakamlıkta ve hâkimlikteki sınav bir yarışma sınavıdır. Devletin kadrosu sınırlıdır, talep fazla olduğundan bahisle mecburen burada bir seçme sınavı yapılmaktadır. Avukatlıktaki sınavın ise bir yarışma sınavı olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Nitekim, 1970'li yıllarda hukuk fakültesini bitiren arkadaşlarımız hâkimlik mesleğine, direkt staja, imtihana girmeden, başlayabiliyordu; çünkü, o zaman 2 hukuk fakültesi vardı, arz-talep dengesinde ise devletin arzı fazla olduğundan bahisle sınav yapılmamıştır. Bu gerekçe de yerinde değildir. 38 tane hukuk fakültesinin olduğu bir yerde, hukuk fakültesinin bulunduğu şehirlerdeki sosyal ve içtimai durumlar değerlendirildiğinde, gerek akademik kariyer gerekse içtimai durumlar bunun altyapısının hazır olmadığını, öğrencilerin iyi yetiştirilmediği bir gerçektir.
Diğer taraftan, test tekniğinin, bir avukatın ölçülmesinde başarılı bir sınav olmayacağı ve sınavda sorulacak soruların hangi alanda çıkacağı; diğer taraftan, staj öncesi hukuk fakültesinin
50
müfredatları değerlendirildiğinde eşitsizliklerin olduğu, buradan bahisle sınavın altyapısının hazırlanmadığı bir gerçektir. Sınavın altyapısının hazırlanmadığı, stajyerlerin dönem dönem sınava alınabileceği bir ortamda stajyerlerin mağdur olduğu da bir gerçektir. Buradan hareket ederek diyoruz ki biz: Barolar Birliği bunun altyapısını oluşturmalıdır. Bu teklif bu fırsatı sağlamıştır. Bundan dolayı bu teklifi veren arkadaşlara da teşekkür ediyorum ben. Bizler, eğer kaliteli avukat, başarılı bir avukat yetiştirmek istiyorsak, önce hukuk fakültelerinden başlamamız gerekmektedir, eğitim müfredatlarını değiştirmemiz gerekmektedir.
Dışarıda, örnek veriyorum ben, Kıbrıs'ta hukuk fakülteleri var. Herhangi bir yeterlilik sınavı yapılmadan, yeterli bir ölçüt, kriter aranmadan hukuk fakültesini bitiren arkadaşlarımız denklik alabilmektedir. Burada YÖK'ün üzerine ciddi görevler düşmektedir.
Bir anımı da burada paylaşmak istiyorum: Dışarıdan gelen, hukuk fakültesini bitirmiş bir arkadaşımıza ceza kürsüsü, ceza hukuku, kamu hukuku, idare hukuku, anayasa hukuku anlamında birtakım sorular sorduğumuzda, örnek vereceğim ben, Dönmezer'i, Faruk Erem'i bilmediklerini, duymadıklarını görüyorum.
Saygıdeğer arkadaşlar, avukatlık mesleğinde, tıp mesleğinde olduğu gibi ihtisaslaşmaya gidilmesi gerekmektedir. Yani, ihtisaslaşmayla kastım, ceza alanında, hukuk alanında, medeni hukuk alanında, idare hukuku alanında, iş hukuku alanında avukatlar ihtisaslaşmaya gidebilmelidir. Bununla ilgili çalışmaları hep birlikte yapmak durumundayız.
Avukatlık stajı çok önemli bir aşamadır. Peki -gerekli disiplinle- gerektiği gibi stajdan verim alınabilmekte mi? Onu da, maalesef, kabul edemiyorum ben. Biliyorum ki, avukatların mahkemelerdeki iş yoğunluğundan dolayı stajyerler gerektiği gibi yetişememekte. Bununla ilgili de önlemlerin alınması gerektiğine inanıyorum ben.
Çok değerli arkadaşlar, yabancı bir ülkede imzasına güvenilen iki meslek vardır, biri avukatlık, biri de emlak komisyonculuğu. Ama, Türkiye gerçeğine baktığımızda böyle bir durum göremiyoruz.
Peki, bu durum, bu realite sınavla düzeltilebilir mi? Sınav bunun tek başarısı, tek ölçüsü değil. Peki, ne yapmamız lazım? O zaman, Barolar Birliği özellikle bir çalışma yapmalı, Adalet Komisyonu ve hukukçu milletvekillerimiz ve bu konuya ilgi duyan bütün arkadaşlarımız, bir paket hâlinde, avukatların itibarını artırma anlamında, gerek hukuk fakültelerinin eğitim müfredatı anlamında, kalitesini artırması anlamında gerekse stajın disipline edilebilmesi anlamında çalışmalar yapılmalıdır.
Bu konuda Adalet Bakanımıza teşekkür ediyorum ben. Adalet Akademisinin kurulması anlamında Meclisin de desteğiyle bir yasa geçirdik. Hâkimler, Adalet Akademisinden gerektiği gibi yararlanıyor. Hâkimler, hizmet içi eğitim seferberliği başlatıldı, her konuyla ilgili hukuk alanlarında bilgilendiriliyor. Peki, Barolar Birliği, Allah aşkına, ne yapıyor? Bu konuda Adalet Akademisiyle herhangi bir çalışması var mı? Efendim, staj... Avukatların eğitim komisyonları var barolarda. Peki, bunlarla ilgili herhangi bir ciddi çalışma var mı? Benim bildiğim kadarıyla, üç tane merkez var, onlar da kâğıt üzerinde. Ciddi manada bir çalışma, ciddi manada bir uygulama göremiyoruz.
Bütün bu hadiseleri birlikte değerlendirdiğimizde, sınavın, Anayasaya, özellikle 48 inci ve 10 uncu maddeye aykırı olduğundan dolayı kaldırılması gerektiğine inanıyorum ben.
Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Şimdi, yirmi dakikalık soru-yanıt bölümüne geldik.
İlk soru Sayın Orhan Eraslan...
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakana iki soru yöneltmek istiyorum.
Bilindiği gibi, mühendislik fakülteleri mühendis mezun eder. Diplomalarında "Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde mühendislik yapmaya yetkili kılınmıştır" denilir. Eczacılık fakültesi mezunları eczacı mezun eder. Ama, hukuk fakültesi mezunları avukat mezun etmez, hâkim mezun etmez. Şimdi, yargı, yine çok bilindiği gibi, sav-savunma-yargı üçleminden oluşur. Burada son gelişmeler, Avrupa'daki de, dünyadaki de gelişmeler, şu doğrultuda olduğunu biliyoruz: Fakültede verilen anahtarın üzerine hukuk bilgisini koyup geliştirme doğrultusundadır. Şimdi, hâkimler ve savcılarla ilgili, Adalet Akademisi, yerinde bir kararla oluşturulmuştur ve yerinde bir şeyle açılmıştır. Yani, hâkim ve savcı adayları, sınavla alındıktan sonra, Adalet Akademisinde de eğitim görmektedirler. Yargının iki bacağı olan hâkim ve savcıların, bu eğitimi görürken, yargının önemli bacağı olan savunma… Ki, avukatlık mesleği muhalif bir meslektir doğası gereği, yani, var olan erke karşı tersinden bakmayı, dürbünün tersinden bakmayı gösteren bir meslektir. Mahiyeti itibariyle bir yarışma sınavı olmayan, yeterlilik sınavı olan sınavın kaldırılması suretiyle avukatlık mesleğinde kalite düşmesini doğru buluyor musunuz? Birinci sorumuz bu.
İkincisi: Bir mesleğin kuralları değiştirilirken meslek kuruluşlarının demokratik katılımının esas olması gerekir. Bu yasa teklifinin görüşülmesi sırasında avukatların meslek kuruluşları olan barolardan herhangi birisinin bu doğrultuda olumlu görüşü alınmış mıdır?
Bunları öğrenmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın İbrahim Özdoğan…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Ben de birkaç soru sormak istiyorum Sayın Bakanımıza.
Birinci sorum: Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının 27 Ekim 2006'da Hükûmetinize iletmiş oldukları üzere, hazırladığınız bu tasarıda CMK'nın 153'üncü maddesindeki istem aranmaksızın müdafi vekil görevlendirmesini gerektiren suçların alt sınırını beş yıl hapis cezası gerektiren suçlar olarak sınırlayan ve yönetmelik çıkarma yetkisini Türkiye Barolar Birliğinden alan 609'uncu maddesi, devamla, CMK Yürürlük Yasası'nın 13'üncü maddesinde yapılacak görevlendirmeler ile Türkiye Barolar Birliğine aktarılan ödeneğin dağıtım ve denetim usullerine belirlemek üzere yönetmelik hazırlama görev ve yetkisinin Türkiye Barolar Birliğinden alınarak Adalet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığına verilmesine ilişkin 628'inci maddesi ve yine devamla, Avukatlık Yasası'nın 188'inci maddesinde belirtilen adli yardım ödeneğinin dağıtımı ve denetlenmesine ilişkin yönetmeliği hazırlama görev ve yetkisinin Türkiye Barolar Birliğinden alınarak Adalet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığına verilmesine ilişkin 364'üncü maddesi şikâyete konu olmuştur. Hükûmetiniz her çeşit kurum özerkliğine müdahale etmeyi alışkanlık haline getirmiştir. Bugün Genel Kurula gelen tasarıda, söz konusu maddelere ilişkin şikayetler tarafınızca dikkate alınarak bir değişikliğe gidilmiş midir ve önergelerle değiştirmeyi düşünüyor musunuz?
İkinci sorum: Hazırladığınız bu tasarıya göre Avukatlık Yasası avukatlık sınavının kaldırılmasını öngörüyor. Hâkim ve savcılara sınav getirip, avukatlara uygulanan sınavı kaldırmak yargıdaki toplam kaliteyi olumsuz yönde etkilemez mi?
Üçüncü sorum: Hazırladığınız bu tasarının CMK kapsamında müdafi vekil görevlendirmelerinde yaşanan sorunlara çözüm getirmeyeceği sivil toplum kuruluşları tarafından dile getirilmiştir. Niçin bu yasa tasarısını hazırlarken, sivil toplumun ilgili birimlerini, bu tasarının hazırlama sürecine çok daha aktif bir şekilde katılımını sağlamadınız?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Feridun Ayvazoğlu.
FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana şu soruyu yöneltmek istiyorum:
Yargının vazgeçilmez unsuru olarak kabul etmiş olduğumuz ve Anayasada yerini bulan ve her zaman hepimiz, siyasiler olarak bir yerde konuşmaya başlayınca savunma hakkını hiç ağzımızdan düşürmediğimiz, savunmanın temsilcisi avukatların esaslı sorunlarının bir tarafa bırakılmak suretiyle, mesleğe, başlangıca adımı olarak kabul ettiğimiz fakülteden mezuniyet sonrası staj ve meslek süreci öncesi bir sınavın tamamen kaldırılmasını öngören teklifin hazırlanmasında ve devamında Bakanlığınızın katkısı, baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin katkıları ne derecede olmuştur? Bunu hukukçu kimliğinizle, siyasi irade temsilcisi olarak ne şekilde cevaplandıracaksınız?
Bu konuyu açıklığa kavuşturmanızda, sanıyorum, gerek şu anda bizleri izlemekte olan değerli meslektaşlarımız ve mesleğe adım atacak olan arkadaşlarımız, sizden, cevaplarını açıklıkla beklemekteler.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Mehmet Küçükaşık. Daha sonra Muharrem Kılıç.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Sayın Bakanım, verilen her iki yasa teklifinde de Avukatlık Yasası'nın ertelenmesi vardı. Alt komisyonda ise, Hükûmetin düşüncesine uygun olarak bu sınavın kaldırılması kararı verildi ve komisyon teamüllerine aykırı olarak, hiç teklifte olmayan bir teklif alt komisyonda görüşüldü ve ertesi gün de Adalet Komisyonunda bu teklif tekrar verdirilerek, avukatlık sınavının kaldırılmasına karar verildi. Bu görüşü, gerçekten içtenlikle paylaşıyor musunuz?
Türkiye'de 40 tane hukuk fakültesinin olduğu göz önüne alındığında, bu öğrencilerin direkten direkte avukatlık mesleğine girişinde yasal bir düzenleme, sınavın olmaması, bir boşluk doğuracak mı, doğurmayacak mı?
Ve son olarak, hâkimler ve savcılar hakkında açılacak sınav, bildiğiniz gibi, Danıştay tarafından iptal edildi. Danıştay kararına rağmen Bakanlığın yayınladığı ilk gün Bakanlık sayfasında, sınavın, Danıştayın kararı kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle yapılacağı yazılmasına rağmen, sonradan… Ki, yargının kararına rağmen Bakanlık sınav yapmakta direnmiştir.
BAŞKAN - Soruya gelelim.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Sonradan vazgeçerek sınava uyuldu. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?
BAŞKAN - Sayın Muharrem Kılıç. Daha sonra, Mustafa Özyurt.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
İzninizle, Sayın Bakana iki soru yönelteceğim: Malumunuz, devlet sistemimiz, yasama, yürütme, yargı erki üzerine kurulu ve bu yargıyı oluşturan da, üç ana unsurdan bir tanesi avukatlık mesleği. Bu anlamda, yargının iyi işlemesinde savunma mesleğinin çok büyük önemi var.
Sayın Bakan, bildiğimiz üzere, basına yansıdığı üzere, siz Adalet Bakanlığına şoför alırken bile sınav açıyorsunuz ve üstelik de, o sınavda hukuk mezunlarına da öncelik tanınacağı -bu, basına
yansıdı- hukuk fakültesi mezunlarına öncelik tanınacağı belirtiliyor. Yani, şimdi avukatlık mesleği şoförlük mesleğinden daha mı az önemli ki sınavsız geçilebiliyor? Bu bir.
İkinci husus Sayın Bakanım: 1999 yılında, malumunuz, siz Fazilet Partisinden milletvekili olarak seçildiniz ve bu kanun sizin zamanınızda çıktı Sayın Bakanım ve ben o tutanakları getirttim. O tutanaklarda, bu kanun çıkarken, bu kanunun beş partinin ortak teklifiyle çıktığını ve bu kanunu çok olumlu bulduğunuzu belirtiyorsunuz Sayın Bakan. Sizin beyanlarınız Sayın Bakanım. Şu anda da bu Hükûmetin Bakanı olarak, bu, sizin zamanınızda çıkan, sizin çok olumlu bulduğunuz kanunu değiştirmek için yeni bir kanun getiriyorsunuz. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Mustafa Özyurt…
MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) - Sayın Başkanım, aracılığınızla Sayın Bakanıma bir iki sorum var. Bunlardan bir tanesi: Evvela bir genel bilgi vermek istiyorum Sayın Bakanım. Şu anda Türkiye'de 28 tane hukuk fakülteniz var arkadaşlar, 22.116 öğrencimiz okumaktadır. Bu sene 5.004 öğrenci hukuk fakültesinden mezun olmuştur ve bu yıl, yani 2007 yılında hukuk fakültelerimize 4.190 öğrenci alınacaktır, kontenjan da budur. Yüksek Öğretim Kurulu bunu rasgele yapmamıştır. Hukuk mezununun çoğaldığını ve hukuk fakültelerinin kalitesinin giderek düştüğünü görerek bu kararı almıştır ve ayrıca şunu da söyleyeyim. Yüksek Öğretim Kurulu, son bir kararla, hiçbir şekilde yeni hukuk fakültesi açılmasına onay vermemektedir.
Arkadaşlarımdan bazıları dediler ki: "Efendim, doktor mezun oluyor doktorluk yapıyor, eczacı mezun oluyor yapıyor da mühendis yapıyor da niye hukukçu yapmasın?" Arkadaşlarım lütfen diplomalarını şöyle alıp bir baksınlar. Tıp doktorlarının diplomasında şöyle yazar: "Şu şu kanunun verdiği yetkiye göre kendisine tıp doktoru unvanı verilmiştir." Yine "şu şu maddeye göre yüksek mühendis unvanı verilmiştir" der.
BAŞKAN - Soruya gelelim.
MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) - Sorum şu: Halbuki, hukuk fakültelerinde böyle bir olay yoktur. Sayın Bakanım, acaba, diplomanızı şöyle okuyup da ne yazdığını bana söyler misiniz?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Çorbacıoğlu.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Süremiz de bitti.
Ben, kısa bir soru sormak istiyorum: 1136 sayılı Avukatlık Yasası 1969 yılında yürürlüğe girdiğinde sınav vardı; 79'da kaldırıldı, 2001 yılında tekrar avukatlık sınavı konmuş idi. 2001 yılından bugüne kadar beş yıl içerisinde ve Hükûmetiniz döneminde, yaklaşık dört yılı aşkın süre içerisinde, bu sınavın kaldırılması yönünde, Hükûmet olarak veya Bakanlık olarak bir çalışma yaptınız mı? Bugüne kadar sınavın kaldırılmasıyla ilgili bir tasarı Bakanlığınızda oluşturulmuş mudur?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakan.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; evvela, görüşmekte olduğumuz konu, teklif olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmiştir. O nedenle, görüştüğümüz bu teklifi tasarı olarak kabul edip "niye şunun görüşünü almadınız" tarzındaki bir kısım beyanlar, belli ki, bunun teklif mi tasarı olduğu henüz iyice incelenmeden bize soru yöneltilmiş oluyor. O nedenle, burada bir eksik değerlendirme var, onu ifade etmek istiyorum. Bu bir tekliftir, teklif olarak gelmiştir.
MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - Hükûmet görüşüne göre çıktı.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Hayır…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Hükûmet görüşüne göre çıktı Sayın Bakan.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Bir dakika… Evvela teklif olarak gelmiştir, tasarı değil. Şimdi, tasarı hazırlanırken…
BAŞKAN - Müdahale etmeyelim arkadaşlar.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - …tasarı hazırlanırken, ilgili kuruluşların görüşleri alınır, bakanlıkların görüşleri alınır, ondan sonra, Bakanlar Kurulunda görüşülür, imzaya açılır, o usulle Meclise gelir. Buradaki bir şeyi ifade ediyorum. Ha, benim açımdan, teklif olarak gelmiş, tasarı olarak gelmiş, ne söyleyeceksem onu söylerim ama, tasarı olarak kabul edip, ona göre "şunlar oldu mu olmadığı mı" derseniz, orada bir eksiklik var, onu ifade etmek istiyorum. Müsaade ederseniz, bu kadarını da söyleme imkânım olsun. Dolayısıyla, konu, bir teklif olarak Genel Kurul gündemine kadar geldi.
İkincisi, ümit ediyorum ki, önümüzdeki hafta, Meclis karar verirse ya da gündemindeki konuları sırayla götürdüğü takdirde, Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu -Sayın Özdoğan'ın söylediği- zorunlu müdafilik ve bunlarla ilgili düzenlemeler orada görüşülecek, müzakere edilecek. Müsaade ederse Sayın Özdoğan, o konularla ilgili görüşlerimizi önümüzde hafta, eğer, imkân varsa önümüzdeki hafta, değilse, daha sonraki hafta görüşülme ihtimali bulunan Ceza Kanunu'na uyum çerçevesindeki tasarı üzerinde bunlara daha ayrıntılı görüş serdetme imkânı hiç şüphesiz olabilecektir.
Şimdi, hiçbir meslekte kalite düşüklüğünü anlayışla karşılamak, bunu doğru bulmak mümkün değildir. Türkiye'deki temel problem, her meslekte, her işte kalite problemidir. Ama, kalite problemini çözmek, bunun sihirli bir tek formülü de yoktur. Yani, sadece imtihan usulüyle, eğer, bir mesleğe kalite kazandıracağız diyorsak, bu, bana göre kesinlikle doğru değil. Ama, bir yerden başlamak adına, hani bir adım atma anlamındaki kısmen doğru kabul edilebilecek bir husus olarak değerlendiriyorsak, tabii, buna "evet" de diyebileceğimiz konu da olabilir, "hayır" da diyeceğimiz. Çünkü, bu konu ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine bugün gelmiyor. İmtihan konulduğunda da bu konular tartışılmış, kaldırılırken de tartışılmış, tekrar konurken de tartışılmış. Denilmiştir ki, bulunduğunuz konuma göre, pozisyona göre, onun lehinde de görüş serdetmek mümkün, aleyhinde de görüş serdetmek mümkün. Nitekim, bugün, burada olan da budur.
Şimdi, bir kısım mesleklerde üniversiteyi bitiriyor, yirmi katlı, elli katlı binayı yapıyor, o projenin altına imza atıyor. Herhangi bir yerden, bir sınavdan filan geçme durumu da yoktur. Onlar için, eczacılar için, doktorlar için, bunlar da son derece hayati ve saygın mesleklerdir. Buralarda imtihan söz konusu değilken, avukatlık için niçin söz konusu olsun denilmiştir. Tutanaklara baktığımızda, vakit kaybetme adına onları okumak istemem. Buna karşılık, aynen, bugün bir kısım arkadaşlarımızın dile getirdiği gibi, bu bir başlangıçtır, buradan başlasak da olur mu diye.
Ama, şunu kabul edelim. Belki, bazı arkadaşlarımız hatırlayacak. Ben göreve geldikten sonra, Cumhuriyet Halk Partisinden iki değerli arkadaşımız, bizim AK Partiden iki değerli arkadaşımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, bendeniz ve Adalet Komisyonu Başkanımızla bir toplantı yaptık. Barolar Birliğinin Sayın Başkanı ve bazı yöneticileri de vardı. Neresinden bakarsak bakalım, çağdaş bir avukatlık yasasına ihtiyaç var. Gelin, bu yasayı getirin, elbirliğiyle çıkaralım dedik. Belli ki, bu mesleğin birçok sorunları var. Kalite sorunu da bunlardan bir tanesidir.
Şimdi, bir bütünlük anlayışı içerisinde, bu yasa tekrar Meclis gündemine gelebilir, sizlerle mutabakat içerisinde bunları çıkarabiliriz. Ama, bir kısım mağduriyetlerin de -bu imtihan sebebiyle- olduğu ortada. Bir kısım arkadaşlarımız burada bekliyor, bir kısmı dışarıda bekliyor, gruplar hâlinde geldiler, gruplarımızı ziyaret ettiler. Onun için, ortada bir sancının, bir sıkıntının olduğu da muhakkak. Acaba imtihan koymuş olsak bunu çözmüş olabilir miyiz? Bu noktada da herkes, açık yüreklilikle, tamam, bu iş bu sorunu çözüyor deme imkânı yok. Bu mesleğin, gerçekten, burada dile getirilen getirilmeyen birçok sorunları var. Ben de Barolar Birliğinden... Müteaddit defalar ifade ettim, şimdi bizi dinleyenler de var, bakın dördüncü senemiz bitti, beşinci seneye girdik, doğrusu, tamamı hukukçulardan oluşan ve bu mesleğin sıkıntısını çekmiş insanlardan müteşekkil barolardan da, dördüncü sene bitmiş olmasına, iktidarıyla muhalefetiyle, bu mesleğe olabildiğince daha fazla imkân ve itibar kazandırmak adına, mevcut durumundan daha ileri bir noktaya götürmek adına, her türlü çabayı göstereceğimizi söyledik, ama, şu ana gelinceye kadar da, bizim önümüze, Bakanlığa gelmiş bir teklif yok. Sizlere geldi mi onu da bilmiyorum. Belki bu bir vesile olur. Bunun arkasından, bu Meclis, görevini bitirmeden düzgün bir avukatlık yasasını çıkarabiliriz. Bunu buradan ben taahhüt ediyorum Hükûmet adına. Ama, bize de bir çalışmanın gelmiş olması lazım. Yani, meslek kuruluşlarının esas birinci öncelikli görevi, kendilerinin konumlarını daha teminatlı hâle getirecek, daha güçlü hâle getirecek, daha çağdaş hâle getirecek -ki, çağdaşlık adına söylemediğimiz laf yok- bir yasa tasarısı, dördüncü yıl bitmiş olmasına rağmen gelmedi. O nedenle biz, avukatlarla ilgili, Bakanlık olarak hiçbir çalışma yapmadık. Daha evvel çıkardığımız, sandık kurulması da dâhil, bütün konular teklif olarak geldi. Teklif olarak gelince de -iki taraftan- biz de bunlara olumlu baktık. Dolayısıyla, konu teklif olarak geldiği için de, Bakanlık olarak resmen yazıp, bir görüş alma durumu olmadı. Ancak, bu teklif Bakanlığa gelince, Bakanlıkta, Barolar Birliği adına da Sayın Avukat Özcan Çine, bizden bazı genel müdür ve Bakanlık görevlilerinin katıldığı, zannediyorum gayri resmî olarak da bazı milletvekillerimizin katıldığı bir toplantı yapıldı. Orada da, ne burada dile getirilen şekliyle ne de teklif şekliyle, daha farklı bir kısım şeyler düzenlenmiş. Mesela denilmiş ki: "Eğitimde fırsat eşitliği sağlanamadığı için..." Yani, görüş bildirmek yerine, o günkü toplantıda ortaya çıkan görüşü bildirmiştir: "Eğitimde fırsat eşitliği sağlanamadığı için sınav şartının sosyal mülahazalarla kaldırılması gerektiği…" Sadece sınav yapmakla meslekte kalitenin sağlanamayacağı, sınav yapılacaksa stajdan sonra yapılmasının gerektiği -o günkü toplantıda da böyle bir sonuç çıkmış- sınavın yılda üç kez yapılması gerektiği, ki, bazı arkadaşlarımız da eğer bu yılda bir defa yapılırsa mağduriyetlere sebebiyet veriyor…… Demek ki, bakın, bu konuyla kimi 2 defa yapalım, kimi 3 defa yapalım…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - 6 defa yapalım.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - … önce yapalım, sonra yapalım, eşitliği sağlar, sağlamaz… Demek ki, rivayet muhtelif. Neticede, ortaya gelmiş bir teklif var. Bu teklif konusunda yüce Meclis bir karar verecek…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sizin görüşünüz ne efendim?
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Siz ne düşünüyorsunuz?
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - … ama, şunu yapmamız lazım, bakınız: Parça parça yapmayalım. Buradan hiç şüphesiz değerli baro mensuplarımız, baro başkanlarımız, Barolar Birliğinin yöneticileriyle bir toplantıyı süratle yapalım.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sizin görüşünüz ne?
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Hayır… Hayır…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Bakan, sizin görüşünüz ne? Adalet Bakanısınız Sayın Bakanım.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Müsaade ederseniz, söylüyoruz yani. Gayet açık söylüyoruz. Bakın, ben görüş olarak diyorum ki, bu düzenlemelerle ister kaldırın ister koyun avukatlık mesleğinin hiçbir sorununu çözemiyorsunuz. Onun için, düzgün, çağdaş bir Avukatlık Yasası var. Ben, bunu, göreve başlayışımın hemen akabinde söyledim. Dört yıl geçti, bize bir avukatlık teklifi en azından barolarımızdan gelmediğine göre imtihanı koysanız ne olacak koymasanız ne olacak? Bir şeyi çözmüyorsunuz, onu söylemeye çalışıyorum. Bu da bir cevaptır.
MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - Gelmediğine göre cezayı kesin.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Hayır.. Yani, biz burada bir anket çalışması yapmıyoruz.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Bu konudaki görüşünüz nedir efendim?
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Yani, anket çalışması yapmıyoruz, evet mi hayır mı? Kusura bakmayın, ne siz anket yapansınız ne de ben ankete cevap verme durumundayım.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Adalet Bakanısınız, görüşünüzü öğrenelim efendim.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Neticede, sorduğunuz sorular karşısında ben kendi görüşümü gayet net ve açık, yeni bir teklifle karşınıza…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Hiç net değil, anlayamadık efendim.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Gayet açıktır.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Biz anlamadık, gerçekten anlamadık.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Orhan Bey, senin söylediğini…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Anlayamadık efendim.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Şimdi, sizin anlayıp anlamamanıza göre değil…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Anlayamadık, özür dileriz.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - …ben kendi düşüncelerimi söylemeye çalışıyorum.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sorunun cevabı bu değil.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Diğer konularla ilgili, süremiz doldu, yazılı cevap vereceğim. Bazı konularda da tümüyle yanlış bilgiler var. Çünkü, Meclis tutanaklarına da bakmamız lazım. Bunları inceleyip, diğer konulara da daha sonra yazılı cevap vereceğim.
Teşekkür ederim.
CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Dengir Mir Fırat Konuşmuş efendim, siz konuşmamışsınız.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Tutanaklar elimde, beyefendi. Gelişigüzel konuşmuyoruz yani.
CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Dengir Fırat Bey konuşmuş, Bakan konuşmamış.
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Karar yeter sayısı istiyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağız.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Sayın milletvekilleri, oyların sayımında Divan üyeleri arasında anlaşma sağlanamadığından, oylamayı elektronik cihazla yapacağım.
Oylama için üç dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine oylama için öngörülen üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN - Karar yeter sayısı bulunamadı.
Beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 20.46
BEŞİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 20.51
BAŞKAN: Başkan Vekili Ali DİNÇER
KÂTİP ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Harun TÜFEKCİ (Konya)
-----0-----
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23'üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.
1267 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
9.- Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri ve Adalet Komisyonu Raporu (2/887, 2/891) (S. Sayısı: 1267)---- (Devam)
BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.
Hükûmet?.. Burada.
Teklifin maddelerine geçilmesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, teklifin maddelerine geçilmesini tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.
Teklifin maddelerine geçilmesini kabul edenler… Kabul etmeyenler… Şimdi, kılı kılına karar yeter sayısı var. Teklifin maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, süremiz dolmak üzere.
Şimdi, değerli milletvekilleri, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 28 Kasım 2006 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati: 20.54
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel
Kurul Tutanağı
22. Dönem 5. Yasama Yılı
24. Birleşim
28/Kasım /2006 Salı
BAŞKAN - Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
3'üncü sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Yayılmanın Önlenmesi Amaçlarına Yönelik Yardım Sağlanmasının Kolaylaştırılması İçin İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1115) (S. Sayısı: 1147)
BAŞKAN - Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
4'üncü sırada yer alan Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın Avukatlık Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri ve Adalet Komisyonu Raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
4.- Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri ve Adalet Komisyonu Raporu (2/887, 2/891) (S. Sayısı: 1267) (x)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Geçen birleşimde teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmış ve maddelerine geçilmesi kabul edilmişti.
Şimdi 1'inci maddeyi okutuyorum:
AVUKATLIK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
MADDE 1- 19/3/1969 tarihli 1136 sayılı Avukatlık Kanununun, 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Avukatlık sınavını başarmış olanlar veya" ibaresi, 28 inci, 29 uncu, 30 uncu, 31 inci maddeleri, 121 inci maddesinin birinci fıkrasının (20) numaralı bendi, geçici 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ve sınav" ibaresi ve geçici 20 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Artvin Milletvekili Sayın Yüksel Çorbacıoğlu; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avukatlık Yasası'nda Değişiklik Yapan Teklif'in 1'inci maddesi üzerinde söz talebim oldu. Parti adına ve şahsım adına görüşlerimi açıklamak üzere huzurunuza geldim. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
1136 sayılı Avukatlık Yasası 1969 yılında yürürlüğe girdi. Yürürlüğe giren bu Yasa'nın ilk halinde avukatlık sınavı vardı. 1979 yılında bu sınav şartı kaldırıldı. 2001 yılında yapılan değişiklikle tekrar sınav şartı getirildi. Ancak, bugüne kadar uygulanmayan bu sınav şartı, şimdi bu teklif ile tekrar kaldırılıyor.
Tabii, sınavın kaldırılmasına yönelik gerekçeler var; haklı veya haksız tarafları var; sınavın devam ettirilmesi yönünde gerekçeler var. Bunları birazdan sizlerle paylaşacağım.
Ben şahsen ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak sınavın yapılmasından yana olduğumuzu sözümün başında söylemek istiyorum. Ancak, bundan önce, avukatlık mesleğinin temel sorunlarıyla ilgili bazı şeyleri söylemekte fayda var.
Bilindiği üzere yargı, üç ayaktan oluşmaktadır: iddia makamı, savunma makamı ve yargı makamı olarak. Yargısal faaliyet; avukat, savcı ve hâkim üçlüsü tarafından yürütülmektedir.
Bugüne kadar, ne yazık ki, bu üç ayağın bir ayağı, savunma ayağı, hep topal kalmıştır. Bu anlayış, acı olan şudur: Yargı üyeleri tarafından da ne yazık ki ortaya konmaktadır. Yani yargının diğer unsurları, hâkim ve savcılık makamı, avukatlık makamını, avukatlık ayağını kendileriyle eşit görmemekte, yargının aslî unsuru olarak kabul etmemektedirler. Bunu burada açık ve net olarak söylemek istiyorum. Bu, yargılama sırasında, ceza hukuku konusunda, hazırlık aşaması sırasında sadece hukukçular tarafından değil, hazırlık aşamasında görevli olan, yargıya yardımcı olan güvenlik görevlileri tarafından da, ne yazık ki, bu davranış sergilenmektedir. Hazırlık aşamasında bir avukat, eğer, bir müvekkili ile veya bir sanık veya bir şüpheli ile görüşmek isterse -ben, size bir örnek olayı vereceğim- bu kişinin görüşüp görüşmeyeceğine bir hukukçunun karar vermesi gerekirken, emniyet veya jandarma teşkilatı tarafından buna karar verilebilmektedir. Bu, benim başıma geldi. Nasıl geldi? Dendi ki: "Bu suç, Terörle Mücadele Yasası kapsamında kalmaktadır, o nedenle görüşemezsiniz" ve bu nitelemeyi güvenlik görevlisi yapıyor. Oysa ki, bu nitelemeyi savcı veya hâkim yapmalı, yani bir hukukçu yapmalı.
Şimdi, hukukçuluk kavramını çok önemsemek lazım. Hukuk fakültesinden hukukçu mezun olur, hukuk fakültesinden avukat, hâkim, savcı mezun olmaz. Bu nitelikler, bu görevler belli aşamalardan sonra, sınav veya stajdan sonra elde edilebilir. Hukuk fakülteleri hukukçu mezun eder. Bazı arkadaşlar, mesleğe kabul açısından -bu konuda da görüşümü açıklayacağım- diyorlar ki: "Efendim, mühendis istediği gibi mesleğini yapabiliyor, avukat da yapsın." Mühendislik fakülteleri mühendis mezun eder -bakın burada ayrım bu- hukuk fakülteleri hâkim, avukat, savcı mezun etmez, hukukçu mezun eder. O neden, hâkim ve savcılıkta olduğu gibi,
avukatlık mesleğinde de bu sınav olmalı.
Değerli arkadaşlar, avukatlık mesleğinin bir yığın sorunları var. Kamu avukatlarının durumu hakkında bir şeyler söylemek isterim: Geçen yasama yılı sonunda hâkim ve savcılarımızla ilgili -özlük hakları, özellikle maaş ve ödenekleriyle ilgili- ciddi düzenlemeler yaptık. Doğru yaptık, ama, yargının kamu avukatı -serbest avukat olarak da demiyorum- hâkim, savcı değil, ama, kamu da avukat olarak görev yapan avukatlarımız, şu anda hâkim ve savcılarımızın üçte 1'i oranında maaş almaktadır. Bu bir bakış açısı sayın milletvekilleri, eğer siz, maddi olarak bu kadar fark uyguluyorsanız bu demektir ki, bu üç ayağın arasında da, maddiyatta da, görüleceği üzere, fark vardır. Siz bunu söylüyorsunuz, bunu kabul ediyorsunuz. Kamu avukatlarının çalışma, özlük hakları mutlaka elden geçirilmeli, bir hukukçuya, bir avukat mesleğine layık olacak düzeye getirilmelidir.
Avukatlarımız yeşil pasaport alamıyor. Artvin'in Avukatlarından -ismini de söyleyeceğim- Mustafa Bayraktar Avrupa'ya gittiğinde -iki pasaportu var- yeşil pasaportuyla işlemde yine zorlanıyor. Yanında, avukat olarak, mavi pasaport taşıyor. Çok ilginçtir, Fransa'da mavi pasaportunu gören gümrük görevlisi, oradaki yetkili, orada -sanıyorum "lawyer" yazıyor, hukukçu, avukat daha doğrusu- avukat mesleğini gördüğünde, hiçbir muayene veya sınırlama yapmadan Fransa'ya girişini sağlıyor. Bu, çok önemli bir ayrıntı. İşte, Avrupa'nın avukata bakış açısı bu. Avrupa'nın avukata bakış açısını, şimdi kaldırıyoruz ya sınavı, bu sınavlarla ilgili bakış açısını da sizlerle paylaşmak istiyorum. Hukuk açısından, hukuk devleti açısından ne yazık ki, üzülerek söylemek durumundayız bizden daha ileri olan Avrupa'da, Almanya'da staj mutlaka var, iki sınav yapılıyor, Avusturya'da iki sınav, Fransa'da iki sınav, İtalya'da -yazılı, sözlü- iki sınav, Amerika'da üç aşamalı sınav, Bulgaristan'da -yazılı, sözlü- iki sınav. Avrupa uygulaması bu.
Şimdi, ben, stajyer avukatlarımızın sıkıntılarını anlıyorum, ama, avukatlık mesleğinin temsilcisi olan, yetkilisi olan, sorumlusu olan Barolar Birliği ve 78 baro "bu sınav kalsın" diyor. Şimdi, Barolar Birliğinin görüşüne katılmayacağız, sınavı kaldıracağız. Yani, bunu anlamakta biraz zorlanıyorum.
Değerli arkadaşlar, benim ilimin Baro Başkanı da, Sayın Avukat Bedrettin Kalın da bu konuyla ilgili görüşlerini, Artvin Barosunun görüşünü iletmiş; burada da benim biraz önce size anlatmaya çalıştığım bir yığın sorundan bahsettikten sonra sınavla ilgili şunu söylüyor: "Bütün bu bilinen nedenlerle bir zorunluluk sonucu 2001 yılında Avukatlık Yasası'na eklenen avukatlık sınavının kaldırılmasına kesinlikle karşıyız." Bu Yasa bu şekilde çıkar, çıkmaz, ama, bence, sınavın kalması, sınav belki öne alınabilir, stajdan önceye alınabilir, bu konuda bir düzenleme yapılabilirdi. Bunun olması gerekir kanaatindeyim.
Stajyer avukatlarımız "biz, stajı bitirince sınava kadar stajyer görevini bile yapamıyoruz" gerekçesini ileri sürmüşlerdi. Bunu, ya sınavı staj öncesine alarak bu sorunu çözersiniz veya onun başka yolu var, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 26'ncı maddesinin ikinci fıkrasında bir düzenleme yaparsanız, orada staj görevinin ne zaman sona erdiğini söylüyor: "Bu yetki, -yani staj yetkisi- staj bitim belgesi verilmesi veya staj listesinden silinmeyle sona erer." Bunu sınava kadar devam ettirirseniz bu sorunu da çözersiniz. Yani, söylemek istediğim bu da çok önemli sorun değil.
Şimdi değerli arkadaşlar, sonuç olarak… Sanıyorum, söz sürem bitti, kısa bir şey söyleyeceğim.
Cumhuriyet…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bir de bir şey söylemek isterim: Şimdi, avukatların, bir günde, özellikle mesela ceza yargılamasında bir ağır ceza mahkemesinde bir duruşmaya girersiniz sanık avukatı olarak, orada sanığın beraatını istersiniz. Aynı gün, aynı mahkemede, aynı avukat ikinci bir mahkemeye gider, orada da müdahil avukatı olabilir. Orada da müdahil olarak sanığın cezalandırılmasını istersiniz. Bu bir çelişki değildir, bu avukatlık görevinin gereğidir. Yani, bir tarafta… Hatta benzer olay olabilir, beraat isterken, bir taraftan da ceza isteyebilirsiniz. Yalnız, aynı davada, önce sanık avukatı olarak beraatını isteyip, sonra oradan ayrıldınız, müvekkille aranız, efendim ilişkiniz kesildi, aynı davada tutup müdahil avukatı olarak giremezsiniz. Avukatlık Yasası…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Son cümlenizi rica edeyim, ek süre verdim.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Teşekkür ediyorum.
Bu yapılamaz…
Şimdi ben, bu teklifi veren değerli milletvekili arkadaşımın -buradan nereye geleceğim- önce "sınavın stajdan önce yapılması gerekir" diyerek Adalet Komisyonunda sınavı savunurken -ki, gerekçelere bakarsanız elinizdeki sıra sayısında, burada sınavın yapılmasını söylüyor- daha sonra ne olduysa, Hükûmetten gelen görüş doğrultusunda, sınavın kaldırılması yönünde Genel Kurula hitap etmesini, ben, bir avukat olarak, aynı davada önce savunma avukatı, sonra da müdahil avukatı nasıl olamaz ise, burada değerli teklif sahibi arkadaşımızın aynı konuda farklı görüş savunmasını da avukatlık mesleğiyle çok bağdaştırmadığımı söylüyorum.
Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AHMET IŞIK (Konya) - İncelememişsin, biraz sonra cevabını alacaksın.
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Çorbacıoğlu.
Anavatan Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Özdoğan.
Buyurun. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1267 sıra sayılı, Sayın Konya Milletvekilimiz Ahmet Işık'ın, Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde, Anavatan Partisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi ve bizi dinlemekte olan genç avukat adaylarımızı en derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, burada, sadece, ben bir hukukçu olmadığım için -ben bir eczacıyım- fakat bir vatandaş gözüyle olayı değerlendirmek istiyorum. Yalnız, genç avukat arkadaşlarımızı, aday arkadaşlarımızı rahatlatmak adına da şunu bildirmek istiyorum: Tabii ki, AK Parti Grubunun, Hükûmetimizi oluşturan AK Parti Grubunun çoğunluğu var, bu yasa çıkacaktır. Biz de Anavatan Partisi Grubu olarak bu yasaya, bu teklife destek vereceğiz. Ama, burada eleştirilerimi de yapmak istiyorum. Gelecekte bu nedenle şu anda bizleri dinlemekte olan genç avukat arkadaşlarımız, aday arkadaşlarımız bizi hatırlayacaklardır.
Değerli arkadaşlar, hepimiz davacı veya davalı durumuna düştüğümüzde etrafımızdaki insanlardan, yakınlarımızdan, hukuktan anlayan insanlardan iyi bir avukat var mı, bu davamı kim iyi savunur diye soruyor muyuz sormuyor muyuz? Bu nedenle, baktığımız zaman, olaya bir vatandaş gözüyle baktığımız zaman, aslında, sınav sistemi kalkmasaydı daha iyi olurdu.
Ama, burada şu özeleştiriyi de yapmak istiyorum: Tabii ki sınav Türkiye Barolar Birliği tarafından değil de başka bir sistemle yapılsaydı daha iyi olurdu.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Barolar Birliği yapmıyor, ÖSYM yapıyor.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - ÖSYM yapıyorduysa, ona diyeceğimiz yok, çok fazla inceleyemedim.
Bu da Hükûmetin bir göreviydi. Dolayısıyla, popülizm üzerinde çok fazla uğraşırsak, diğer alanlarda olduğu gibi, hukuk alanında da, maalesef, kaybeden bir ülke oluruz.
Değerli arkadaşlar, bizden önce çıkan Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü arkadaşımız, tabii ki, hukukun üç ayağından bahsetti, savunma ayağı, yargı ayağı, bir de iddia makamı. Benim kanaatime göre, bu üç ayaktan en önemlisi savunma ayağıdır değerli arkadaşlar. Eğer, bir insan, davalı veya davacı durumuna düşen bir insan, iyi bir avukat tuttuğu takdirde, genellikle, davayı kazanır duruma düşmüştür. Türkiye'de ve dünyada çok ünlü avukatların nice davaları, kazanılmaz görünen davaları kazandığını biz yakinen biliyoruz. Dolayısıyla, bu üç ayaktan en önemli ayak olarak savunma ayağını, ben, bir vatandaş olarak -hukukçu değilim- savunmak istiyorum.
Diğer önemli bir husus değerli arkadaşlarım, hukukun iyi işlemesi ve demokrasinin gelişmesi için de mutlaka bu sınavın, avukatlık sınavının olması gerekirdi diye düşünmekteyim. Bunun nedenlerini biraz sonra açıklamak istiyorum.
Ayrıyeten, Türkiye'de, genç bir demokrasimiz var. Demokratik bilincin fertlerde gelişmesi için mutlaka bu avukatlık sınavının da olması gerekirdi diye düşünüyorum.
Bugün bizi burada izleyen avukat adayı genç kardeşlerimiz, yarın avukat oldukları zaman, yıllar sonra benim bu sözlerimin ne kadar haklı olduğunu savunacaklardır. Bunları da belleklerinin bir tarafında tutsunlar diye düşünüyorum değerli arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, kalitesiz bir savunma, üst yargının da işini çoğaltır. Çünkü, yanlış verilen kararlar, üst yargıya gider, üst yargının işi çoğalır ve oradan tekrar alt mahkemelere dönünce, diğer alt mahkemelerin de işi çoğalır. Bunun anlamı nedir değerli arkadaşlar? Vatandaşların, mağdur olan vatandaşlarımızın, gerçekten, mağduriyetlerinin daha artması anlamına gelmektedir.
Herkes şunu çok iyi biliyor: Ağır yürüyen adalet topaldır, gecikmiş bir adalet ise, değerli arkadaşlar, kör bir adalettir. Dolayısıyla, mahkemelerde hâkim ve savcılar bazında -kaliteli, sınavla- sınav sistemiyle buralara geldikleri için bu kalite olduğu gibi, savunmanın da çok kaliteli olması kanaatindeyim.
Değerli arkadaşlar, burada, geçen hafta bu kanun teklifi görüşüldüğü zaman eczacılıktan, tıp eğitiminden, mimarlık ve mühendislikten örnekler verildi. Değerli arkadaşlar, ben bir eczacıyım. Neden eczacılıkta eczacılık yapabilmek için imtihanın olması şarttır neden hukukta olması şarttır, bunu açıklamak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, eczacılık eğitiminde bir laboratuvar imtihanları vardır bir de teorik derslerin imtihanları vardır. Laboratuvar imtihanını geçmemiş bir öğrenci, eczacılık eğitiminde teorik derslerin sınavına giremez değerli arkadaşlar. Ayrıyeten şunu da söylemek istiyorum: Tabii ki tıp eğitimi de böyledir, mimarlık da böyledir. Ayrıyeten dört-beş senelik eczacılık eğitimi içerisinde her yaz ikişer ay olmak üzere, staj dönemi de vardır, ikişer aylık dönemlerde yapılır. Demek ki, pratiklerini, eczacı, doktor, mimar fakültede yaparak geliyor. Peki, hukuk fakültelerinde böyle bir durum var mı? Yok. Dolayısıyla, bu sınavın olması ve tatbikatın yapılması şarttır diye düşünüyorum değerli arkadaşlar, bir vatandaş olarak bunu anlatıyorum.
Bir de, bir kanaatimi söylemek istiyorum. Tabii ki, burada, geçen hafta avukat arkadaşlardan sayın milletvekili arkadaşlarımız hukuk eğitiminin en az altı yıla çıkarılması gerektiği konusunda fikirler söylediler. Hiç olmazsa, hukuk eğitiminin en az beş yıl olması gerektiğini ben düşünüyorum. Çünkü, bu hukuk o kadar önemli ki, az önce söylediğim gibi, demokratik bilincin gelişmesi için, insanların haklarını daha kolayca araması için kaliteli bir savunma sisteminin olması şarttır. Genç avukat adayı arkadaşlarımıza da, ben, buradan seslenmek istiyorum ve bir büyükleri olarak bir tavsiyede bulunmak istiyorum, hakikaten yarın öbür gün staja başlayacaklar: Bu hukuku iyi öğrensinler. Mesleklerinde en ileri derecelere gelecek şekilde avukatlık stajlarını tamamlamalarını kendilerinden gerçekten rica ediyorum.
Ama, ben, şu kanaatteyim: İleride, herhalde, bu avukatlık sınavı çıkarılacaktır, ama çok adaletli bir sisteme bağlanacağına inanıyorum. Bugün burada avukatlık sınavının kalkmasını isteyen genç arkadaşlarım hiçbir zaman unutmasınlar, yarın bu sınav geldiği zaman böyle bir kanun teklifine destek vereceklerine ben kesinlikle inanıyorum ve "şarttır" diyeceklerdir.
Değerli arkadaşlar, Adalet Akademisi var ve bu, hâkim ve savcı adaylarımız için çalışıyor. Ben diyorum ki: Bu akademinin sahasının biraz daha genişletilerek avukat adaylarımız için de işlevsel hâle gelmesi, Türkiye'de hukukta savunma sisteminin daha kaliteli olması anlamına gelecektir. Bunu da, Yüce Meclisten ve bilhassa Hükûmetten gerçekten rica ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, Meclise çok önemli katkıları olan Sayın Konya Milletvekilimiz Ahmet Işık Bey'in, hakikaten, bu kanun teklifine -kendisine olan sevgimden dolayı da- gerçekten yürekten destek vereceğiz, ama bir şeyi söylemek istiyorum. Burada, tabii… Şimdi, Türkçemizde bir atasözü var: "Emir demiri keser." Emir yukarıdan gelmiştir, ama tekrar anmadan geçemeyeceğim, Meclis çalışmalarına Ahmet Işık Beyefendi, Sayın Konya Milletvekilimiz çok önemli katkılarda bulunuyor dört yıldır.
AHMET IŞIK (Konya) - Sağ ol.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Kendisini, bu nedenle, hem bu kanun teklifi nedeniyle genç kardeşlerimizi rahatlattığı için hem de Meclise verdiği katkılardan dolayı bir kez daha kutluyorum. Bu çıkacak kanun teklifinin gençlerimize, ülkemize, vatanımıza hayırlı, uğurlu olmasını Cenabı Allah'tan diliyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özdoğan.
Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.
Şahısları adına söz isteği var madde üzerinde.
İlk söz, Çorum Milletvekili Sayın Muzaffer Külcü…
Buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
MUZAFFER KÜLCÜ (Çorum) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Avukatlık mesleğine başlayacak olan genç hukukçuların bir sınava tabi tutulup tutulmamasına ilişkin bir kanun teklifini görüşüyoruz. Esasında, konuya ilişkin söylenmesi gereken birçok şey teknik anlamda belki de söylendi. Bunlara ilave olarak, benim öncelikle, belki de sonundan giderek biraz, Türkiye Barolar Birliğinin, yapması gerekenleri, avukat arkadaşlarımız adına, avukatlık camiası adına şu ana kadar yapması gerekenleri acaba yaptı mı, yapmadı mı; yapmadıysa, bunları yapmamak için niye bir direnç gösteriyor, bu konulara ilişkin birkaç şey söylemek istiyorum.
Öncelikle ifade etmek istiyorum ki, Türkiye Barolar Birliği, avukatlık yaptığım dönemden de hatırladığım ve şimdi de takip edebildiğim kadarıyla, ne yazık ki, avukatlık mesleğinin ve avukatlarımızın sorunlarını takip etmek ve ona ilişkin, gerek kendi kurumlarında gerekse hükûmet nezdinde yapacakları bazı girişimlerle ne gibi açılımlar getirebiliriz, ne gibi kazanımlar elde edebiliriz noktasından çok daha uzak, âdeta tarafsızlığını yitirmiş ve çok olumsuz bir imaj içerisindedir. Özellikle Barolar Birliğinin Başkanının şahsında ortaya çıkan belli bir düşünceye ve ideolojiye mensup olma anlayışı çok açık, net bir şekilde kendisini göstermektedir ve bu… (CHP sıralarından gürültüler)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Ayıptır ya!
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Ayıp, ayıp!
ATİLA EMEK (Antalya) - Ayıp, ayıp, ayıp!
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Utan orada! Ayıp!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, niye rahatsız oluyorsunuz?
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Ayıp!
ATİLA EMEK (Antalya) - Ayıp, ayıp!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Ayıp, ayıp!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Niye rahatsız oluyorsunuz?
ATİLA EMEK (Antalya) - Sen niye rahatsız oluyorsun?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Ayıp!
ATİLA EMEK (Antalya) - Ayıp!
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Mahcup olacaksınız!
BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, lütfen…
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - O belli bir ideoloji acaba sizi ideolojiniz olabilir mi?
ATİLA EMEK (Antalya) - O ideoloji sende var, kafanda var!
BAŞKAN - Siz konuşmanıza devam edin Sayın Hatip.
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - O sizin ideolojiniz olabilir mi acaba?
ATİLA EMEK (Antalya) - O senin kafanda var!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Niye bağırıyorsunuz?
ATİLA EMEK (Antalya) - İtham edemezsin!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Sayın Milletvekili…
ATİLA EMEK (Antalya) - Bir mesleğin mensubunu böyle itham edemezsin!
BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, beğenmeyebiliriz, ama, o şekilde davranmayın.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - O zaman, sen Barodan ayrıl! Ayıp be!
ATİLA EMEK (Antalya) - Ayıp! Ayıp ya!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Ayıp ya!
ATİLA EMEK (Antalya) - Ayıp!
BAŞKAN - Siz devam edin efendim konuşmanıza.
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, elimde Barolar Birliği Başkanının…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - 81 baroya laf atıyorsun ya! Ayıp ya!
BAŞKAN - Devam edin efendim siz.
ATİLA EMEK (Antalya) - Sen o mesleğin mensubu olamazsın!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Ayrıl o Barodan, ayrıl!
BAŞKAN - Devam edin efendim siz.
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu, sizin bildiğinizden çok daha iyi Türkiye Barolar Birliğini ve avukatlık camiasını tanıyorum, çok daha fazla söz söyleme hakkım var...
ATİLA EMEK (Antalya) - Sözünü söyle, sözünü… Yasa üzerinde konuş, Barolar Birliğini konuşma!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - …ve elimdeki belgeler, bilgiler Barolar Birliği Başkanının basın açıklamasıdır.
ALİ CUMHUR YAKA (Muğla) - Bir sivil toplum örgütü hakkında böyle konuşamazsınız!
ATİLA EMEK (Antalya) - Sen o mesleğin sayesinde buradasın.
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Şimdi, okuyorum ben buradan. Hiç kimsenin savunma yapmasına gerek yok.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Ayıp, ayıp!
ATİLA EMEK (Antalya) - Yaptığın çok ayıp!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Bakınız…
ALİ CUMHUR YAKA (Muğla) - Senin bürokratın koruyamıyor tarafsızlığını!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, müsaade edin...
Sayın Başkanım, bu şartlarda konuşma yapma imkânımız yok.
BAŞKAN - Efendim, siz Genel Kurula hitap ederseniz olur.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Ayrıl Barodan, ayrıl!
ATİLA EMEK (Antalya) - Ayıp!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakınız, bir Barolar Birliği Başkanına yakışan şey…
ATİLA EMEK (Antalya) - Sana yakışanı yaptı!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - …o ülkenin Başbakanına gerekli nezaket ve gerekli hassasiyet içerisinde hitap etmektir. O içine sindirse de sindirmese de, hazmetse de hazmetmese de, Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin Başbakanıdır. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ATİLA EMEK (Antalya) - Çok mu oturdu içine! Çok mu oturdu!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Bakınız, buradaki ifadeyi okuyacağım size…
ATİLA EMEK (Antalya) - Çok mu oturdu içine!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - AKP Hükûmetinin Başbakanı değildir, Türkiye Cumhuriyetinin 59'uncu Hükümetinin Başbakanıdır. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ATİLA EMEK (Antalya) - Kinini kusma!
ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Yağ çekme!
MEHMET IŞIK (Giresun) - Tamam, tamam… Seçim yaklaşıyor.
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Niye rahatsız oluyorsunuz Allah aşkına? Niye rahatsız oluyorsunuz? Müsaade edin konuşalım.
ATİLA EMEK (Antalya) - Senden mi izin alacak konuşmak için?
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Benden izin almayacak.
ATİLA EMEK (Antalya) - Senden mi izin alacak?
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Benden izin almayacak, ama, biz de sizden izin alacak değiliz.
ATİLA EMEK (Antalya) - Sen mesleğine yakışan gibi hareket et!
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Niye randevu alamadığını ifade etmek, izah etmek zorundadır.
Bakınız, biz Barolar Birliği Başkanını aradık. Sayın Çalışma Bakanımızla görüşerek bir teklif hazırladık. Bütün avukat arkadaşlarım bilir ki, avukatların en büyük problemi sosyal güvenlik meselesidir. Avukatlarımızın topluluk sigortasından BAĞ-KUR'a geçmesi için bir teklifi hazırladık, Barolar Birliğine götürdük. Barolar Birliğini üç kez aramamıza rağmen… Avukatlarımızı topluluk sigortasından BAĞ-KUR'a geçirelim diye teklif hazırladık, Bakanımız "evet" dedi. Size "görüşünüzü bildirin" dediğimiz halde, arkadaşlar ne yazık ki alaka göstermemiştir. Neyi savunacağız şimdi biz?
ATİLA EMEK (Antalya) - Barolar Birliği mi verecek?
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - Başka, biz, pul parası diye bir uygulama başlattık. Onu başlatırken ne dedik? Genç arkadaşlarımız orada, hepsi avukat adayları. Onların avukatlık mesleğine daha iyi hazırlanabilmesi için, âdeta hâkim, savcılarımızın, adalet akademisi gibi bir staj eğitim merkezî kurulmasını öngördük. Ama, ne yazık ki, orada toplanan paralar, işte, o staj eğitim merkezlerinin kurulması ve o mesleğe hazırlanan genç kardeşlerimizin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ CUMHUR YAKA (Muğla) - Bravo, bravo! Tribünlere oynuyorsun, çok güzel!
BAŞKAN - Buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayın lütfen.
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - …onların mesleğe hazırlanması için ne yazık ki kullanılamamıştır.
Başka bir şey, başka bir şey, avukatlıktaki vekalet ücreti meselesi. Barolar Birliği, nereden aklına düştüyse, şimdi, yeni bir uygulamayla "200 milyon liralık icra takibi yapan avukat 20 milyon para alsın" diyor. "100 milyon yaptıysa, 10 milyon alsın" diyor. Kime böyle bir icra takibini yaptırabilirsiniz? Bir asgarî hizmet ücreti vardır. Adalet Bakanlığı reddettiği halde, Barolar Birliği bunda ısrar etmektedir. Bizim beklentimiz, Barolar Birliğinin avukatların sorunlarını takip etmesidir.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Feshedin, feshedin… Feshedin Barolar Birliğini.
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - İfade ettiği gibi hasımhane bir tavır içerisinde değiliz. Onu bekliyoruz. Sadece sınav kazanma özelliği edinilerek iyi avukat olunmaz. ÖSS'yi çok başarılı çocuklar, çok zeki çocuklar, iyi bir temel eğitim almış çocuklar değil bir yıl oturup evlerinde çok iyi ezber yapan çocuklar o sınavları kazanıyorlar ve ne yazık ki, üniversite sonrasında da çok başarılı olamıyorlar. Öyleyse, yapmamız gereken şey, hukuk fakültelerinin kalitesini tartışmaktır. O fakülteleri tartışılır hale getiren eğitim modelini tartışmaktır, konuşmaktır…
BAŞKAN - Sayın Külcü, son cümlelerinizi rica ediyorum.
MUZAFFER KÜLCÜ (Devamla) - ...ve onların standardını yükseltmektir. Avukatlık sınavının, bu mesleğe hiçbir şey kazandıracağını düşünmüyorum. Hikmet Sami Türk, Sayın Bakanın ifade ettiği gibi, hâkimlik, savcılıkta bir istihdam ilişkisi vardır, doğrudan bir kamu görevi vardır. Dolayısıyla, rekabete açık bir alan değildir. Davalının veya sanığın tercih etme hakkı olmadığı için, orada, elbette, devlet bazı kriterler getirebilir, arayabilir. Avukatlık mesleğinde buna ihtiyaç yoktur. Dolayısıyla, sınavın kaldırılmasının uygun olduğunu düşünüyorum.
Bu düşüncelerle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Külcü.
Şahsı adına ikinci söz isteği, Isparta Milletvekili Sayın Recep Özel.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifi hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Avukatlık Kanunu'na eklenen 2001 yılındaki bir öneriyle avukatlık sınavı konmuş. Konmasında iki ana temel amaç var: Birincisi, avukatlık mesleğinin, o günkü, 2001 yılındaki gerekçeye bakılırsa, avukat sayısının artmış olması, ticari amaçların olduğu, yani, pastadan, avukat sayısının
artması nedeniyle alınacak payın azalması. Bir diğer gerekçe de, avukatların kalitesinin düşmesi, avukatlık meslek ilkelerine aykırı avukatların piyasada bulunması.
Burada daha önceki konuşmacılar, şimdi, staj yapan arkadaşlarımızın, staj bittikten, mesleğe atıldıktan bir müddet sonra "keşke imtihan olsaydı, keşke imtihan konması gerekliydi" iddiasında, savunmasında bulunacakları söylendi. Şöyle bir cümle koyalım: Biz avukat olalım, bizden sonrakiler olmasın. Böyle bir anlayışın olması, özellikle serbest meslek kabul ettiğimiz avukatlık…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Dengir Fırat öyle diyor, Dengir Fırat… Tutanaklara bak…
RECEP ÖZEL (Devamla) - Avukatlık bir serbest meslek midir? Bir serbest meslektir.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Genel Başkan Yardımcısı öyle söylüyor, Meclis Başkanı da öyle söylüyor.
RECEP ÖZEL (Devamla) - Diğer serbest meslekler de olduğu gibi de, burada herhangi bir imtihana tabii tutulması… (CHP sıralarından gürültüler)
MEHMET KILIÇ (Konya) - Soda için, soda… Hazımsızlık niye?
RECEP ÖZEL (Devamla) - Çünkü, piyasa, bunu, avukatın başarılı başarısız olduğunu, zaten, müşterisiyle, müvekkiliyle her zaman için imtihana tabi. Buradaki asıl sorun, hukuk fakültelerinin kalitesi.
Türk Ceza Kanunu'nun komisyondaki görüşmelerinde, bütün hukuk fakültelerine görüş bildirmesi noktasında tasarı metni gönderildiğinde, bir kısım hukuk fakültelerinden gelen cevabi yazı.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Kaç gün verdin? 28 gün kardeşim…
RECEP ÖZEL (Devamla) - Ben, süreyi konuşmuyorum.
"Fakültemizde ceza hukuku kürsüsü bulunmadığından, ceza hukuku hocası da
bulunmadığından, ceza hukuku hocası da bulunmadığından cevap verilememiştir, görüş bildirilememiştir." Bu, gerçekten acınılacak bir durum.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Nasıl avukat yapacaksın onu?
RECEP ÖZEL (Devamla) - Bunun çözümü, yeterli öğretim elemanı bulunmayan, yeterli miktarda öğretim görevlisi bulunmayan hukuk fakültelerinin kontenjanlarını... YÖK, ihtiyaç yoktur diye bir kısım fakülteleri neredeyse kapanma derecesine getirdi, kontenjan vermiyor. Yeterli altyapısı olmayan, öğretim elemanı olmayan hukuk fakültelerinde kontenjanı vermez. Yoksa, kontenjanı vereceksin, kitapçığa koyacaksın, öğrenci tercih edecek, gelecek orada dört yıl okuyacak, ondan sonra stajını da yaptıracaksın, daha sonra sen buna, imtihana tabi ol... Ne olacak bunların?.. Geçende bir CHP sözcüsü burada konuşmasında "dışarıda bir dünya diplomalı işsiz gençler vardı ya"... Yani, bu diplomalı işsiz gençlere, bunların önüne birtakım engeller koyarak da, ticareti... Birtakım, pastadan pay alma küçülüyor diye de engeller koymanın, herhâlde anlamı yok.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Bu ticaret değil.
RECEP ÖZEL (Devamla) - Piyasa bunları başarılı veya başarısız anlamında değerlendirir.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Senin avukat olman bile, bu sınavın ne kadar doğru olduğunu gösteriyor!
RECEP ÖZEL (Devamla) - Bir diğer konu da, meslek ilkelerine eğer aykırı bir durum varsa, başarılı bir avukatın ya da bu testi... Hukuk fakültesini başarıyla bitirmiş bir avukatın, bütün avukatların da meslek ilkelerine sadık olduğunu da söylemek mümkün mü? Meslek ilkelerine, eğer bir aykırılık varsa, meslek ilkelerine uymayan davranış, tutum içerisindelerse, barolarımız, ne olsunlar, birazcık, disiplin kurullarını daha aktif çalıştırsınlar, bu baroya kayıtlı avukatların üzerindeki denetim görevlerini, disiplin hükümlerini daha fazla işletsinler, meslek kurallarına daha çok bağlantılı bir şekilde olmasını temin etsinler.
Adalet Akademisi görüşmeleri sırasında, avukatların meslek içerisinde eğitime tabi tutulmaları noktasında da Bakanlığın bir görüşü olmuştu. Barolar Birliği ve barolarımız, maalesef buna da sıcak bakmadı. Avukatların Adalet Akademisinden faydalanmaları noktasında, Hükûmetin, Bakanlığın talebine olumlu cevap, barolarımızdan, maalesef verilmemişti.
Bir diğer konu da, hukuk fakültesinden mezun olanların diplomalarında, evet, avukat yazmıyor, savcı yazmıyor, hâkim yazmıyor, hukuk fakültesi mezunu yazıyor. Mühendisliklerde ise, biliyorsunuz mühendisliklerde öğrenim süresi içerisinde staja tabiler. Onun için, onlar stajını öğrenim süresi içinde yaptıklarından dolayı... Biraz önce Anavatan Grubu adına konuşan da, eczacılar stajını okulda yaptıklarından dolayı, onların diplomalarında... Mühendislik unvanını ve eczacılık unvanını alabiliyorlar. Hukuk fakülteleri içerisinde, belki bunun eğitimi altı yıla çıkarılıp, stajın öğrenim süresi içerisinde olması, avukat, hâkim veya savcının burada ayrışması noktasında birtakım hukuk fakültesinin eğitimin altyapısının, eğitiminin konuşulması gerekir, onların ayrı tartışılması gerekir. Biz, bu dönemde… Bu avukatlık imtihanı birçok kişiyi mağdur etmiştir. Çoğu öğrenci, hukuk fakültesi mezunu arkadaşlarımız beş aydan beri bu sınavı beklemekte. Stajyer unvanı da kalmadığından dolayı stajyerlikte elde etmiş oldukları birtakım hak ve yetkileri…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
RECEP ÖZEL (Devamla) - Daha doğrusu, lafın kısası, bunlar mağdur olmuştur. Bunların mağduriyetinin giderilmesi anlamında da bu yasa teklifi gelmiştir. Herkese ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Teşekkür ediyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ATİLA EMEK (Antalya) - Mesleği bitiriyorsunuz, başka bir şey değil.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özel.
Sayın milletvekilleri, 19.45'te toplanmak üzere birleşime ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.51
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 19.56
BAŞKAN: Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
------ 0 ------
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 24'üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
1267 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
4. Konya Milletvekili Ahmet Işık'ın Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri ve Adalet Komis-yonu Raporu (2/887, 2/891) (S. Sayısı: 1267) ------ (Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Teklifin 1'inci maddesi üzerindeki soru-cevap işlemini başlatıyoruz.
Soru-cevap süremiz on dakika. Bundan önceki oturumda cihaza girmek suretiyle soru sormak isteyen arkadaşlarımızın isimlerini Başkanlık Divanınca belirlemiştik. Şimdi, soruları bu sıraya göre soracağız.
Sayın Ayvazoğlu, buyurun efendim.
Sorunuzu kısa ve öz sormanızı rica ediyorum.
FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana şu soruları yö-neltmek istiyorum.
Yargının vazgeçilmez bir ayağını oluşturan avukatlığın meslek kuruluşu olan barolar ve Türkiye Barolar Birliği mensuplarını yakından ilgilendirmesine rağmen görüşlerinin aksine getirilen böyle bir teklifle 10/5/2001'den sonra öğrenci olanlara sınavın yapılmasının kaldırılması. Beş yıldır sınava şartlanan genç hukukçularımızın sınavdan çekinen, korkan, kendilerine güveni olmayan bir sıfatla görülecekleri anlayışıyla onurları rencide edilmiş olmaz mı?
Hükûmet olarak, bu gibi geçici popülist çözümler dışında, avukatların serbest çalışanıyla, kamuda çalışanıyla, özlük hakları, sağlık ve sosyal güvenlik, zorunlu müdafilik, özellikle 1980 sonrası üniversitelerdeki eğitim ve öğrenim seviyesi sorunları gibi hukuk fakültelerindeki sorunlar da temel sorunlar olarak kabul edilip, bunları gidermek amacına dönük olmak üzere köklü bir çalışmanız var mıdır?
Cevaplandırmanızı arz ediyoruz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ayvazoğlu.
Sayın Saygun, buyurun.
MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, delaletinizle Bakanımızdan üç sorum olacak.
Önce, sorularımın bir tanesi -ilgili bakanımızın orada olmaması tabii bir talihsizlik. Bunu da, Avukatlık Yasasına ve mesleğe gösterdiği ilgi ve değer olarak değerlendiriyorum.- efendim, avukatlık sınavının kaldırılmasıyla ilgili olarak Barolar Birliği ile görüşme yapıldı mı? Bugüne kadar Hükûmet hep aynı iddialarda bulundu. Böyle bir görüşme yapılmış ise, Barolar Birliğinin görüşüyle uyum sağlanarak bu düzenleme ve bu çalışma yapılmış mıdır?
Bu bir Kanun Teklifi olsa dahi, Hükûmetin tabii ki, bu Teklifle ilgili bir dahli, bir katkısı, bir görüşü olması gerekir düşüncesiyle bu soruyu soruyorum.
İkinci sorum; biraz önceki İktidar Partisi milletvekilinin konuşmasına dayalı bir soru. Türkiye Barolar Birliğinin Cumhuriyet Halk Partisi düşüncesine daha yakın olduğu iddiasıyla bu sınavın kaldırılmasının uygun olacağı yönünde bir açıklamada bulundu İktidar Partisi milletvekili arkadaşımız.
BAŞKAN - Sayın Saygun, hiç konuyla ilgisi yok, o Bakanı da hiçbir surette ilgilendirmez. Şahsın…
MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - Efendim, ilgisi var da, izin verirseniz, sorumu tamamlayayım.
BAŞKAN - Efendim, milletvekilimiz şahsı adına söz aldı. O bakımdan…
MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - İşte, soracağım soru da öyle efendim.
BAŞKAN - O bakımdan, bu soruyu, soru olarak kabul etmiyoruz. Başka bir sorunuz varsa, devam edin.
MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - Efendim, bitirmedim. İzin verirseniz, söyleyeceğim şu: Bu konuşmacıyla Bakanlık aynı görüşleri mi paylaşıyor?
Bu bir soru efendim, gayet net bir soru.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Ünlütepe…
HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakana şu soruyu yöneltmek istiyorum: Bilindiği gibi, avukatlık mesleği nitelik itibarıyla bir kamu hizmetidir ve yargının kurucu unsurlarından da biridir. Avukatlık sınavı, 2001 yılında Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikle getirildi, sınav bu yıla ertelendi. Yani, sınav hiç yapılmadı. Bakanlık olarak, sınav yapılmadan, bunun sakıncaları ya da yararı olup olmadığı anlaşılmadan, sınavın kaldırılmasına katılıyor musunuz?
İki, sınava kaç stajyer avukat girecektir?
Üç, avukat stajyerlerinin adliye stajını yeterince takip edemedikleri, yargıçların iş yükü nedeniyle stajyerlerle ilgilenmedikleri, bilinen bir gerçektir. Bu durumda yetişen elemanlara kamu hizmetini vermenin faydalı olacağına inanıyor musunuz?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ünlütepe.
Sayın Kepenek.
YAKUP KEPENEK (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Aracılığınızla, bu yasayla ilgili olarak iki sorum var.
Birincisi, avukatın bilgili, birikimli olmasının adaletin düzgün dağıtılmasında önemi bilinmektedir. Sınav yapılmamasıyla, adalet sistemimizin yara alacağı, zayıflayacağı ve adalet dağıtımının kalite kaybına uğrayacağı düşünülmekte midir? Birinci sorum bu.
İkincisi, ülkemizde, toplumumuzda avukatlık mesleğinin kötüye kullanıldığının acı örneklerini hep birlikte yaşadık. Şimdi, sınavın bu tür kalite yükseltmede ve mesleği düzeltmede önemi bilindiğine göre, bu sınavın yok sayılmasıyla, bu durum, yani, mesleğin kalitesinin kaybı nasıl engellenecektir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kepenek.
Sayın Özdoğan…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkanım, bir sorum var Sayın Bakanımıza.
Şimdi, stajyer hâkim ve savcılarımız adalet akademisinden faydalanıyorlar. Acaba, Hükûmetimizin, stajyer avukatlarımızın da adalet akademisinin işlevsel durumu biraz daha, işlevsel kapsamı biraz daha genişletilerek stajyer avukatlarımızın da bu adalet akademisinden faydalanması hususunda bir projesi var mı, bir çalışması var mı? Bunu öğrenmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.
Sayın Eraslan…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, aracılığınızla birkaç soru sormak istiyorum.
Başta Sayın Bakan olmak üzere, Sayın Cemil Çiçek olmak üzere -ne yazık ki, kendisi şimdi yok; avukatlığa, demek ki, verdiği önem bu- her söz aldığında Barolar Birliğine ve YÖK'e bir şeyle başlanıyor. Avukatlıkla bunun ilgisi nedir, onu, avukatlık mesleğiyle anlamaya çalışıyorum. Onu sormak istiyorum. Niye, avukatlık sınavı denilince, Barolar Birliğine saldırılıyor? Sınavı oysa Barolar Birliği yapmıyor.
İkincisi, Avrupa Birliği ülkelerinde -Hükûmetinizce sık sık Avrupa'ya uyumdan söz ediliyor- sınav durumu nedir, hangi ülkede ne durumdadır; sınav yapılmıyor mu, yapılıyor mu?
Üçüncüsü, Almanya'da stajyerlere sınavın yanı sıra, staj süresi içerisinde 1 000 euro veriliyor. Siz de Avrupa Birliğine uyumu düşündüğünüze göre 1.000 euro muadili bir para vermeyi düşünüyor musunuz stajyerlere?
Üçüncüsü, sosyal güvenlik yönünden -belki bugün sıkıntı yaratan şeylerden birisi de odur- avukatlık stajı SSK kapsamında değildir. Oysa, 31/12/2006 tarihinden sonra yeni bir dönem başlıyor. Bunu -geriye dönük- avukatların stajyerliğini SSK kapsamına almayı düşünüyor musunuz?
Üçüncüsü, Avukatlık Kanunu'nda sınavla ilgili maddeler görüşülürken ve yasa yapılırken Grubunuzdan Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat, Sayın Bülent Arınç, Sayın Cemil Çiçek ve Sayın Yahya Akman konuşmacı olarak katılmışlar. Her biri de bugün altına imza atacağım derecede hararetli bir biçimde sınavı savunmuşlardır. Sınav yapılmadı. Şimdi görüş değişikliğinizin nedeni nedir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Eraslan.
Cihaz kapandı, tamamını kullandık. Sayın Yıldırım'a, ne yazık ki, söz veremeyeceğim.
Sayın Bakan, zamanımız bitti sayılır, ama, bir cevap vermek istiyor musunuz?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli 6 milletvekilimiz soru sordu. Tabii, çok ayrıntılı, detaylı sorular. Bunları not aldık. Yazılı olarak cevap vereceğiz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri, madde üzerinde bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
1267 Sıra Sayılı Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 1. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Orhan Eraslan M. Nuri Saygun Muharrem Kılıç
Niğde Tekirdağ Malatya
Yüksel Çorbacıoğlu Mehmet Küçükaşık Feridun Ayvazoğlu
Artvin Bursa Çorum
Madde 1.- 19.3.1969 tarih ve 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 6. maddesinde yer alan "avukatlık sınavını başarmış" ibaresi "avukatlık sınavını başararak staja başlamış ve staj sonunda staj bitim belgesi almış" şeklinde değiştirilmiştir.
BAŞKAN - Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECEP ÖZEL (Isparta) - Hayır, katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Sayın Hükûmet katılıyor mu?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Önerge sahibi Sayın Eraslan, buyurun.
5 dakika süremiz efendim, buyurun.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; çok önemli bir yasayı görüşüyoruz, avukatlıkla ilgili bir yasa. Avukatlık Yasası'nda değişiklik yapıyoruz, değişiklik yapılıyor.
Şimdi, avukatlık yargının üç unsurundan biri, üç kurucu unsurundan birisi. Sav, savunma, yargı. Yani, bir ülkede hukuk devleti vardır diyebilmenin ölçüsü avukatların sahip olduğu güçtür, avukatların sahip olduğu kalitedir, yetenektir, yeterliliktir. Hukuk devletinin bekçisi, bir anlamda savunmanın timsali olan avukatlardır. Savunma zayıflatılarak avukatlık güçlü kılınamaz. Savunmanın kalitesi düşürülerek hukuk devleti güçlü kılınamaz.
Değerli arkadaşlarım, bu bir süre önce Avukatlık Yasası'nda değişiklik yapan 4667 sayılı Yasa'yla sınav konuldu. O dönem Parlamentoda bulunan -Cumhuriyet Halk Partisi Parlamentoda değildi- MHP, DSP, ANAP, DYP ve Fazilet Partisi gruplarının beşi oy birliğiyle, tam bir mutabakat içerisinde bu yasayı çıkardılar. O zaman Fazilet Partisi olan, şu anda sizin aranızda olan çok değerli milletvekilleri, hepsini, isimlerini ve konuşmalarını elimdeki tutanaktan okuyabilirim. Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat -konuşmasının altına imzamı atıyorum, imzamı atıyorum- "Sınav şarttır" diyor, "Hatta iki defa sınav olmalıdır" diyor; "Bir, staja başlayışta…" İsterseniz okuyayım. "Bir de daha sonra" diyor. Arkasından, bugün Meclis Başkanımız olan Sayın Bülent Arınç, aynı şekilde. Şimdi Adalet Bakanı olan Sayın Cemil Çiçek. Her ne kadar geçen oturumdaki benim soruma "Anketlere cevap vermiyorum" diyorsa da ben anketör değilim, kendisi de herhangi bir vatandaş değil, Adalet Bakanıdır. Sayın Yahya Akman.
Değerli arkadaşlar, gerçek bu. Bu olduğu halde şimdi ne değişti? Sınav uygulanmadı… Sınav uygulanmadı…
MÜCAHİT DALOĞLU (Erzurum) - Parti değişti Orhan Bey.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Şimdi, ne değişti, ben, size söyleyeyim: Ortada, yasa teklifi sınavın önce yapılması doğrultusundaydı, değiştirildi. Sayın Başbakan, popülist bir biçimde, stajyerlerin oyunu alırım hesabıyla oynadı; ama, bu doğru değildir.
Şimdi, bakınız, her stajyer sınavı kaldırdınız diye size oy vermeyeceği gibi, bugün, stajyer arkadaşlarımızı yanlış bir biçimde sınavdan kaçıyor pozisyonuna düşürmek de doğru değildir. Avukatlık bir meslektir, hukuksa bir öğretidir, hukuk teorik bir eğitimdir. İçinizde belki hem hukuk hem mühendislik eğitimi alan nadir arkadaşlarınızdan biriyim. Nasıl fizik lisans mezunu inşaat mühendisi, makine mühendisi olmazsa, hukuk mezunu avukat, hâkim olmaz; ayrı yetişmesi gerekir, o mesleğe tabi olması için. Yani, kimya lisans mezunu nasıl kimya mühendisi olmazsa, eczacı olmazsa, ayrı yetişmesi gerekirse, hukuk mezununun diplomasında avukat yazmaz. Yani, bu sınav, bir yeterlilik sınavıdır, bir yarışma sınavı değil. 5 bin kişi girdi, 1 500'ünü alacağız değil, 5 bin kişi de yeterli olursa 5 bini de alınacaktır. Yani, bu, tıpkı, berberliğe başlarken, berberlik dükkânı açarken, Berberler Federasyonunun yaptığı bir sınav gibi bir sınavdır. Tıpkı, bu, araç kullanabilmek için, otomobil aldıktan sonra, ehliyet gibi sınavdır. Yani, bunu yok sayarak mesleği güçlendiremezsiniz. Avukatlık mesleğini yargının diğer unsurları karşısında zayıflatarak hukuk devletini güçlendiremezsiniz. Şimdi, burada atacağınız bir yanlış adım beş yıl sonra düzeltilebilecektir.
Sayın milletvekilleri, ucuz popülizmle bir sonuç elde edilemez. Bakınız, değerli arkadaşlarım, evet, iki mağduriyet vardır. Birincisi şu: Sınav adedi az olmuştur. Sınav adedini çoğaltabiliriz "yılda dört defa yapılabilir" diyebiliriz. İki, stajyerler…
Arkadaşlar, yeni Sosyal Güvenlik Yasası çıktı, 31.12.2006'dan sonra yürürlüğe giriyor. Bu yasaya göre, şimdi, stajyerlerimiz, cansiparhane biraz da gayretleri ondan, işte emeklilik girişi yapamıyorlar, sigortalı girişi yapamıyorlar, süreleri uzuyor. Avukatlık stajı yaparken de başka bir iş yapamıyorlar.Buna imkân tanıyabiliriz geriye dönük giriş olarak.
Bakınız, avukatlık mesleğine kıymayalım. Avukatlık mesleğine kıymak, hukuk devletine bir darbe atmaktır. Yanlış yapılıyor… Yanlış yapılıyor… Tutarlı olmuyorsunuz. Dün başka bir şey söylüyorsunuz -burada, tutanaklarda; bu, ibretlik bir durumdur- bugün başka bir şey söylüyorsunuz. Ha, bunu, Barolar Birliğine duyduğunuz alerjiyle telafi edemezsiniz, Barolar Birliğine yaptığınız saldırıyla…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ORHAN ERASLAN (Devamla) - …Barolar Birliğine yapılan saldırıyla telafi edemezsiniz. Düşmanlık duyuyor olabilirsiniz, ama, o, bir mesleğin mensuplarının demokratik biçimde seçilmiş yönetimleridir. Sizin güdümünüze girmeyebilir.
Her çıkan arkadaşım… Bu gayriahlakidir, bu kürsüde kendini savunamayacak insanı suçlamak gayriahlakidir, etik dışıdır, moral değerler dışıdır.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bu doğru bak.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Bu kürsüde kendini savunabilecek adamlar suçlanır.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bu sözünüzü unutmayın.
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Bunu, arkadaşlarımın dikkatine sunuyorum.
Bakınız, Avrupa ülkelerindeki uygulamaları gösteren notlar elimde.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ömer Dinçer hakkında söyledikleriniz de dahil mi buna?
ORHAN ERASLAN (Devamla) - Avrupa'nın her ülkesinde avukatlık mesleğine sınav yapılıyor. Bizim stajyerlerimiz de sınavdan korkmuyorlar, sınavdan kaçmıyorlar. Bana ulaşanlar "Biz bunu maksat edinmemiştik, biz sınavın önceye alınmasını arzu ediyorduk, mesleğimizin yok edilmesine seyirci kalmayacağız." diyor. Bu nedenle, önergemize desteğinizi bekliyoruz.
Teşekkür ederim.
Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Eraslan.
Sayın milletvekilleri, Hükûmetin ve Komisyonun katılmadığı…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar yeter sayısı…
BAŞKAN - …ve gerekçesini biraz önce dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Efendim, Divan kâtibi arkadaşlarımız oylamada anlaşamadığından elektronik cihazla yapacağım oylamayı.
Dört dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, önerge kabul edilmemiştir ve karar yeter sayısı vardır.
Şimdi, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1'inci madde kabul edilmiştir.
2'nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Adana Milletvekili Sayın Ziya Yergök.
Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 2'nci maddesiyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüş ve düşüncelerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi ve yüce milletimizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlıyorum.
Biraz önce konuşan AKP sözcülerinin konuşmalarından, bu kanun teklifinin gerçek gerekçesinin ne olduğu açıkça ortaya çıktı. Zaten, teklifin yazılı gerekçesinin inandırıcılığı yoktu. AKP sözcülerinin konuşmalarından anlaşılıyor ki, Türkiye Barolar Birliğini hedef alan, Türkiye Barolar Birliği Başkanının şahsını hedef alan talihsiz konuşmalar, bu teklifin gerçek gerekçesini oluşturmuştur. Bir dönem mensubu olmaktan, 3 Kasım seçimlerine kadar da yönetici olarak bulunmaktan onur duyduğum Türkiye Barolar Birliği, avukatlık mesleğini ve hukuku şerefle, onurla temsil eden bir meslek örgütüdür. Türkiye Barolar Birliğinin Sayın Başkanı da meslek ilkelerini, hukuk devletini, Atatürk ilke ve devrimlerini, laik cumhuriyeti, şerefle, onurla, inançla savunan bir meslek
adamıdır. Öyle anlaşılıyor ki, Barolar Birliğinin bu çizgisi, Barolar Birliği Başkanının bu tutumu, bu hedef almanın başlıca gerekçesini oluşturmaktadır.
AHMET YENİ (Samsun) - Ne alakası var?
MEHMET ZİYA YERGÖK (Devamla) - Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin Adalet Komisyonundaki görüşmeleri sonucunda, avukatlık sınavının kaldırılması kararlaştırılmıştır. Avukatların meslek örgütü olan baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin avukatlık sınavının yasada yer alması ve kalması gerekliliği yönündeki görüş birliğine rağmen, gelinen nokta, avukatlık mesleğinin geleceği açısından kaygı verici bir durumu ortaya koymaktadır.
Burada bir gerçeği belirtmekte yarar görüyorum. 10 Mayıs 2001'de yürürlüğe giren 4667 sayılı Avukatlık Yasası değişikliğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen ve yasalaşan sınav düzenlemesi, Türkiye Barolar Birliğinin önerdiği sınav düzenlemesi değildir. Türkiye Barolar Birliği, staj öncesi staja kabul sınavı ve staj sonrası avukatlığa kabul sınavı yapılmasını önermiş ve bunların da oluşturulacak avukatlık sınav komisyonlarınca yapılmasını önermiştir. Ancak, Adalet Komisyonunda ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde çeşitli sübjektif ve politik gerekçelerden söz edilerek, sınavların ÖSYM tarafından yapılması kabul edilmiş, biraz önce Değerli Milletvekilimizin belirttiği gibi, o dönem, 21'inci Dönem Parlamentoda bulunan tüm partiler ki, onların bir kısım mensubu bugün AKP milletvekili olarak, bakan olarak aramızda bulunmaktadır, onlar da bu sınav konusuna destek vermişlerdir. Belki, bugün tartışılması gereken konu, sınavın kaldırılması değil, bu yönü olmalıdır. Yani, sınavın nasıl ve ne şekilde yapılırsa daha yararlı, daha verimli olacağı tartışılıp buna göre bir düzenleme belki düşünülebilir, bunun üzerinde tartışılabilirdi. Ancak, ne var ki, bugün, sınavın kaldırılmasını değil, yapılacak sınavın staj öncesine alınmasına dönük bir kanun teklifinden yola çıkılarak ve bu amaçtan da tamamen uzaklaşılarak, sınavın kaldırılması noktasına gelinmiştir ki, bu çok yanlış bir adımdır.
Burada yeri gelmişken hatırlatmakta yarar var. Bugün gelinen nokta, avukat stajyerlerin de talebini aşan bir noktadır. Bu süreçte parti gruplarını ve biz milletvekillerini ziyaret eden stajyerler, söze "biz kesinlikle sınava karşı değiliz, ancak sınavın stajdan sonra değil, stajdan önce yapılmasını istiyoruz…" Bunda da samimi olduklarını düşünüyorum. İnanıyorum ki, gelinen aşamada, bu genç hukukçu arkadaşlarımız da mesleğin geleceği açısından rahatsızlık duymuşlardır. Bugün, avukat stajyerlerinin de ezici çoğunluğunun sınava karşı olmadığını biliyoruz.
Değerli milletvekilleri, hepimiz, her fırsatta hukuk devletinden söz ediyoruz; ancak, hukuku üstün ve egemen kılmak, hukuk devletini bütün kurum ve kurallarıyla yaşama geçirmek, en başta yargıcıyla, savcısıyla, avukatıyla, nitelikli, donanımlı, iyi hukukçular yetiştirmekle mümkündür. Son yıllarda, özellikle hukuk fakültelerinin sayısı hızla artmış, hukuk eğitiminin kalitesi düşmüş, bu durum avukatlık mesleğini de çok olumsuz etkilemiştir; hâkimlik ve savcılık sınav sonuçları bunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Bugün, sadece kamu kurum ve kuruluşlarına değil, özel sektör kuruluşlarına da ciddi sınavlarla personel alınmaktadır. Avukatlık sınavı, mesleki yeterlilik bakımından tek çözüm olmasa da, yine de mesleğe bir ciddiyet getirecektir, bir kalite getirecektir, bir saygınlık kazandıracaktır. Yine; serbest bir meslek olan mali müşavirler, sınavı, meslek örgütleri aracılığıyla yıllardır başarılı bir şekilde uygulamaktadırlar. Sınav konusunun bir paylaşım konusu olarak görülmesi son derece yanlış, son derece haksız bir yaklaşımdır. Hele sınava karşı olmanın gerekçesinin, Anayasa'nın kanun önünde eşitlik ile çalışma ve sözleşme hürriyetine aykırılık olarak takdim edilmesinin hiçbir haklı, hukuku, mantıki temeli bulunmamaktadır. Sınav eşitlik ilkesine aykırı değildir, eşit olmayana eşit muamele yapmak eşitlik ilkesine aykırıdır.
Hiçbir zaman dilimizden düşürmüyoruz, adliye duvarlarına yazıyoruz "adalet mülkün temelidir, devletin temelidir" diye. Doğrudur; adalet nasıl ülkenin ve devletin temeliyse, savunma da adaletin temelidir. Bunun içindir ki, yaşamın temel kavramlarından olan hakların kusursuz savunulması, bu hakları savunacak avukatların mesleğine kusursuz hazırlanması gerekir.
Avukatlık, yasada da belirtildiği gibi bir kamu hizmetidir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı temsil eder. Avukat, hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını sağlayan, bu amaçla, hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine tahsis eden kişidir; bunun için de, birikimli olması, donanımlı olması, yeterli olması gerekir.
Bunu sağlayacak gerekli koşullardan birisi de, kuşkusuz, ciddi bir staj ve sınav sürecidir. Bilinmelidir ki, mesleki eğitimle biçimlenmeyen, tamamlanmayan üniversite eğitimi, savunma mesleğinin uygulanmasında asla yeterli değildir. Bugün aday üye olarak müzakere sürecinde bulunduğumuz ve tam üye olmayı hedeflediğimiz Avrupa Birliği ülkelerinde çok ciddi ve çok çetin bir staj ve sınav süreci bulunmaktadır. Almanya, Fransa ve İtalya'da meslek öncesi eğitimin özel bir önemi vardır. Danimarka, Avusturya, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Finlandiya'da birbuçuk yıldan yedi yıla varan staj ve meslek sınavı vardır. Bu durumu, Avrupa Birliğinden müzakere tarihi alma öncesi temel ceza yasalarımızı Meclisimizden -yeterince de tartışmadan- hızlı bir şekilde geçirilmesinin gerekçesini açıklarken "Avrupa Birliği bir medeniyet projesi. Biz de bu medeniyet projesi içerisinde yer almak istiyoruz. Bu nedenle, hızlı hareket etmek durumundayız." diyen Sayın Adalet Bakanının dikkatine
özellikle sunuyorum. Bir yandan Avrupa Birliği normlarına uyum çağrıları yapacaksınız, diğer yandan Türk avukatlarını bu standartlar dışında bırakacak bir düzenlemeye destek vereceksiniz. Böyle bir çifte standart kabul edilemez. "Bu, kanun teklifidir, Hükûmet tasarısı değildir" diye de kendinizi taca atamazsınız Sayın Adalet Bakanı.
Diğer taraftan, Sayın Adalet Bakanının bir açıklamasına da değinmek istiyorum. Sayın Bakan, barolarla ve Barolar Birliğiyle yapılan görüşmelerde çağdaş bir avukatlık yasasına ihtiyaç bulunduğunu belirterek "Teklif getirin, elbirliğiyle çıkaralım dedim; ama, bugüne kadar bir teklif gelmedi." diyor. Ancak, avukatlık mesleğinden gelen Sayın Bakanın çağrısını ihtiyatla karşıladığımı ve içtenlikli bulmadığımı belirtmek istiyorum. Barolarımızın, Barolar Birliğimizin elinde yeni bir avukatlık yasası için her türlü birikim vardır, taslak da vardır. Ancak, baroların ve avukatların yeni ceza kanunlarının, CMK'nın uygulamasından kaynaklı bir kısım yasal düzenleme de gerektirmeyecek çözüm bekleyen sorunları bulunmaktadır ve bu sorunlar da Bakanlıkça bilinmektedir. Bunlara da bugüne kadar hiçbir çözüm getirilmemiştir. Türkiye Barolar Birliği ve baro başkanları 10 Ağustos 2006'da İstanbul'da Sayın Adalet Bakanının da bulunduğu toplantıda Sayın Başbakan'la görüşerek sorunlarını iletmişler; ancak, bugüne kadar hiçbir çözüm çıkmamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kesildi)
MEHMET ZİYA YERGÖK (Devamla) - Şimdi, bütün bu gerçekler ortada iken Sayın Adalet Bakanının, barolara, Barolar Birliğine "Teklif getirin, çağdaş bir avukatlık yasası çıkaralım." sözlerini içtenlikli ve inandırıcı bulabilir miyiz? Bana kalırsa iyi ki getirmemişler. Getirselerdi sınav olayında olduğu gibi, mevcut Avukatlık Yasası da yaz boz tahtasına çevrilerek daha geriye götürülecekti. Bugünkü anlayıştan açıkçası ben başka bir yaklaşımı beklemiyorum.
Sınav konusuyla, başlı başına bu, işin turnusol kâğıdı olmuştur. Sınavla ilgili girişim başlatan stajyerler, sınavın kaldırılmasını değil, sınavın staj öncesine alınmasını istiyor. Kanun teklifleri bu yönde veriliyor; ama, basına da yansıdığı gibi, Başbakanın talimatıyla siz bu durumu, sınavı toptan kaldırmanın bir fırsatı olarak kullanıyorsunuz. Bu doğru bir yaklaşım değildir, bu güven veren bir tutum değildir. Başbakanın bu müdahalesi ve talimatı ise parlamenter demokrasinin ruhuna açıkça aykırıdır. Bu durum ancak başbakancı bir yönetim anlayışıyla izah edilebilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Efendim, son cümlenizi rica edeyim. Süre verdim.
MEHMET ZİYA YERGÖK (Devamla) - Sayın milletvekilleri, açıkladığımız nedenlerle avukatlık sınavının kaldırılmasının yanlış olacağını ve avukatlık mesleğine çok büyük bir darbe olacağını düşünüyor, bu teklifin yasalaşmamasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yergök.
Madde üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Güler; buyurun efendim.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; Avukatlık Kanunu üzerine Anavatan Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Aslında konu o kadar ince bir noktada tartışılır hale geldi ki, burada, sadece, mantık, günü kotarmaktan öteye gitmeyen bir anlayış. Sorunu sistemde aramak lazım. Eğitim ve sistemde yapılanma, istihdam… Burada genç avukatlarımız için uygun öneri şu: Nasıl olsa pratik hayat herkesi eler, ayakta kalan kalır, yani kalan sağlar bizim olur. Böyle bir mantıkla bu ülkede bir kanun çıkartılmaz.
Evet, Türkiye'nin temel sorunları çok, yargının da. Aslında, sisteme baktığımızda sistemin temel iki unsuru var. Birincisi, hukukun üstünlüğü, ikincisi demokrasi; ikisi de birbirinden ayırt edilmeyecek bir unsur. Ama, bugünlerde asıl önemli unsur, katılımcı demokrasi dediğimiz bir unsur. Ama, gördüğüm kadarıyla, AK Partinin ne böyle bir derdi var ne bir kaygısı. Elimizde, İstanbul Barosunun notu, Kâzım Kolcuoğlu ve Barolar Birliği Başkanlığının, kanun üzerindeki görüşleri. Sormak istiyorum: Hani katılımcı demokrasiydi, sivil toplum örgütleriyle el ele, iç içe bu kanunlar çıkacaktı? Ama, gördüğümüzde, pratikte en ufak böyle bir somut adım yok. Tam tersine, günah keçisi aradığınızda size iki tane kurum; biri YÖK, diğeri ise Barolar Birliği. Sormak gerekir… İktidar olduğunuzu tekrar hatırlatalım. Türkiye'nin sorunlarını çözmek için geldiniz buraya; günah keçisi bulmaya değil, mazeret üretmeye değil.
Genç arkadaşlarıma buradan şunu seslenmek isterim: Staj, eğitimin bir parçasıdır. Bilimsel formatlarla hazırlanmış, eğitimin bir parçasında insanı ayrıcalıklı kılan tek bir unsur vardır, o da bilgisidir, onun karşılığı kalitedir. Şu anda barolara kayıtlı yaklaşık 53.600 avukat var. Her yıl yaklaşık 6.000 öğrenci mezun olmakta, yaklaşık 22.000 öğrenci de eğitim süreci içerisinde hayatını idame etmekte. Sormak istiyorum: Bu kadar beyin göçünü israf etmeye, beyin göçünü bu kadar hovardaca harcamaya ne hakkınız var? O genç arkadaşlarımıza nasıl umut vereceğiz? Yoksa,
bakkalların süpermarketlere kaybettiği gibi, yarın, hukuk bürolarında, sadece emekçi olmaktan öteye gitmeyecek bir anlayış mı olacak?
Bugün, bizim sürecimizde, eğer bu gençlerimize, bu beyinlerimize değer veriyorsak onların yarınlarını da düşünmek zorundayız.
"Adalet mülkün temelidir" deriz. Avukatlığın temel unsuruna baktığımızda bir şey gözünüze dikkat ediyor mu? Hâkim, savcı yan yana, ayrı platformda ve avukat alt zeminde… Yargının burada başladığı bir travmayı burada çözmek hepimizin görevi. Eğer toplumsal baskı psikolojisini yargıda hissettirirsek, sağlıklı adaletten bahsetmek mümkün değil. O zaman, avukatların başta özlük hakları, yapılandırması, kurgulanmasını da göz ardı etmeyelim.
Eğer avukat arkadaşlarımızın staj sonrası staj altyapısı yaratılmaz ise bunun için çözüm bulun. Çözüm belli "Avrupa Birliği, Avrupa Birliği" buyurun Avrupa Birliği standartları ortada. Amerika'yı yeniden keşfedilmeye gerek yok. Buyurun aynı standardı getirin. Gençlerimiz ona göre yarınları için özellikle bilimden yoksun olmayacak şekilde, tam tersine, bilimin her türlü akılcı ve çağdaş normlarda bir entegrasyonu sağlaması gerekir.
Hukukçunun kimliğini bir hekim olarak hep şöyle algıladım: "Sağlık bir bütündür" dedik ve adalet de mülkün temeli olduğuna göre, bu sistem içerisinde, adalet mekanizması içerisinde hataya asla yer yok. Hepimiz yaşıyoruz sıkıntıları. Özellikle CMUK'dan dolayı avukat tahsis edilen ceza süreçlerinde aksayan yönleri göz ardı etmeyin. Baroların da CMUK'tan dolayı görevlendirdiği avukatlarla ilgili alacakları var. Sayın Bakan yok -Adalet Bakanı- neden yok? Merak ettim. Herhalde Sayın Papa'yla görüşüyor herhalde, bilemiyorum. Sayın Başbakan da görüşmek istemedi; son anda görüşmeye karar verdi. Şimdi, adaletin tartışıldığı bir kanun teklifinde Sayın Adalet Bakanı yok. Sadece Sayın Bakan var! Sorulara da yanıt, ister istemez, yazılı verilecek. Peki, sorular niye sorulur. Milletin adına soruyorsak bunlara yanıt vermek başta Bakanlığın temel görevidir. Zaten diğer görüşmelerde sorularımıza altı aydan önce cevap verilmiyor. Gündem yitiriliyor, geçiştiriliyor ondan sonra sorulara cevap…
Burada yazarız "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir." Ben genç arkadaşlarıma burada şunu seslendirmek isterim: Türkiye'nin temel sorunu sistem sorunu. Bu kadar beyin göçünün verildiği bir ülkede, gençlerimiz arasında yapılan araştırmada, kamuoyunda, maalesef, umutlarını, hayallerini yurt dışında aramanın arayışı içerisinde. Genç arkadaşlarımız umutlarını yitirmesin. Eğitimin bir bütünlüğü içerisinde, keşke bu aşamaya kadar gelmeden, eğitimi bir bütünlük içerisinde çözümlenmiş olsaydı, bugün arkadaşlarımız da bu saatte buralarda olmazdı. Ama, yapılan tek bir şey var, yumurta hikâyesi, hep, maalesef, Türk halkının bir toplumsal psikolojisi, kapıya dayanmadan bir çözüm bulma unsuru yok. O da palyatif tedavi dediğimiz, yani hastanın yarasına derman olmak değil, sadece bir pansuman gibi bir görev almak. Yani, Avukatlık Kanunu'nun sadece stajı kaldırıldığında sorunları çözümlenecek mi? Mümkün değil, hepimiz çok iyi biliyoruz; kendinize itiraf edin. Gençlerimizin, özellikle bugün eğitim sürecinde yaşadığı sıkıntıları hep beraber biliyoruz. Yaklaşık 31 tane hukuk fakültesinin olduğu bir ülkede, halen de açılması önerilen ve gecekondu üniversiteleri diyebileceğimiz eğitim sürecinde, başta eğitmenden yoksun, sonra uluslararası entegrasyondan yoksun bir eğitim sürecinde, maalesef, yetişiyoruz. Hepimiz o yılların içerisinden geldik, öğrencilik yıllarımızda. Ama, dört yıl boyunca yaptığınız tek bir şey var, sadece günü kotarmak. Genç arkadaşlarımız burada umutlarını yitirmesinler. Söyleyeceğimiz tek bir şey var: Evet, bugün, staj, aslında eğitimin önemli bir parçasıdır. Teorinin yanında pratiğin geliştirildiği ve bunun da bilimsel formatlarla aslında tartılması gerekir, çünkü herkesin aynı kefede olmaması gerekir. Farklılıklar, ancak artı değerleri olan bilgiyle ölçülür, bilimsel metot olan yöntemlerle ölçülür. Ama gördüğümüz kadar, herkesi aynı kefeye koyma gibi bir süreç yaşanıyor. Sistemde sadece travma yaşanıyor. Biz de diyoruz ki, bugün hepimizin söylediği bir süreç var, sistem bir bütün, hukukçusu da tıbbiyesi de mülkiyesi de, süreçte, aslında hukukçular, arkadaşlarımız bir şeyi not etsinler lütfen. Düne kadar Sayın Başbakan "bu ülkede hekim sayısı yetersiz, hekim ithal edeceğiz" dediler, yani yabancı hekimlere çalışma izni. Sonra o yetmedi, arkasından, yabancı mühendis ve mimarlara çalışma izni. Arkadaşlar üzgünüm, herhalde yakında da yabancı hukuk mezunlarına Türkiye'de çalışma izni verilecek. Niye? Türkiye'de de dağılım, hukuk içerisinde Türkiye'yi bir yapılandırdığımız zaman üç ilde toplanmış; İstanbul, İzmir, Ankara. Diğer illerin homojen ve ihtiyacı olan avukat sayısı maalesef homojen değil, yani yeterli değil. O zaman, bu gençlerimizin önümüzdeki süreç içerisinde, özellikle 2007 yılından sonra yeni çıkacak Sosyal Güvenlik Kanunu çerçevesi içerisinde özlük haklarındaki o yaralar nasıl sarılacak, maalesef yaşayarak öğreneceğiz. Yani, bir nasihat yerine bir musibeti kendimize referans edinmişiz.
Söylediğimiz tek unsur var: Bu ülkede hukukçularımız bu ülkenin temel dinamiklerinden bir unsur. Savunma kutsal olduğuna göre yapılması gereken tek şey var: Savunmanın koşullarını adaletin yanında, o adaletin terazisi dediğimiz bir süreçte eşit dağıtmak. Bir yanda iddia makamı, öbür yanında savunma mekanizması ve hâkim, ama gördüğümüz kadarıyla, biraz önce de söylemeye çalıştığım, o terazi maalesef iddia ve yargı makamının lehinde, yani savunma lehinde değil. Bunlar çözümlenmeden, sistemde gelir dağılımı düzenlenmeden, her insanın artık avukat gibi kutsal olan danışma hakkından dahi yoksunken adaleti nasıl dağıtacağız? Adaletle ilgili yargıda uzayan süreci gördüğümüzde, maalesef, iki yılda, beş yılda alabildiğine süreç hızla devam ediyor ve yargı adaletsiz bir şekilde
hayatına devam ediyor ve Türkiye'deki kanunlar maalesef, masum insanlarımıza, bu ülkenin yurttaşlarına, vatandaşlarına, milletime… Çünkü, ülkemin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.
Teşekkür ediyorum.
Bu ülkemin yargının bağımsızlığı olabilmesi için adalet ve mülkün temeli olabildiğine biz Anavatan Grubu olarak sonuna kadar inanıyoruz ve bunun ancak tek bir çözümü olduğuna inanıyoruz, katılımcı demokrasi. Sivil toplum örgütlerini yıpratarak bir şey elde edemezsiniz. Bugün, Barolar Birliği, bu avukatlarımızın temsilcisi ve bir kamu görevi yapıyor, meslek odası. Onları hırpalamayın. Hepimize lazım olacak. Bu yüzden, Türkiye'deki sistemi sorgularken bu dengeleri göz ardı etmeden genç arkadaşlarımıza umutlar ve hayaller vermek istiyoruz. Çünkü, bu kadar bilgi ve deneyimi haiz gençlerimizin standardına uygun, insanca yaşayabileceği, mesleğini icra edebileceği bir ülke hayal ediyoruz.
Biz, Anavatan olarak, tüm gençlerimizi başta siyasete davet ediyor, duyarlılığından dolayı teşekkür ediyoruz.
Bu kanunun hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Güler.
AK Parti Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Ahmet Işık.
Buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1267 sıra sayılı kanun teklifinin 2'nci maddesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 1136 sayılı Avukatlık Kanununda, 2 Mayıs 2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunla avukat adaylarına staj sonrası ihsas edilmiş olan sınavın kaldırılmasına yönelik kanun teklifini görüşüyoruz.
Değerli milletvekilleri, yanlış yorumlara sebebiyet vermemek için kanun teklifiyle ilgili açıklamada bulunmak istiyorum.
Birinci kanun teklifim, 18.10.2006 tarihli ve sınavın kaldırılmasına yöneliktir. Kanun teklifinin ikinci sayfasında açıkça görülmektedir. İkinci teklifimiz ise, 6.11.2006 tarihli olup, bu teklifte muradım, şayet sınav kaldırılmazsa, eğer irade bu şekilde gerçekleşmezse, hiç olmazsa, sınav staj öncesine alınarak, hâlihazır muhataplar ve hukuk fakültesi öğrencilerinin kapsam dışında bırakılmasıydı. Hatta bununla ilgili Adalet Komisyonundaki tutanaklardan şu ifadem de çok net ortadadır: Özet olarak ifade etmek istiyorum ki, Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; aslında, felsefe olarak, bendeniz, bu sınav sistemine karşıyım, sınava karşıyım. Zira, Anayasa'nın 48'inci maddesi, çalışma ve sözleşme hürriyetinden bahsetmektedir. Yine, bu sınav, aslında, fırsat eşitliğine, temel hak ve hürriyetlerine aykırıdır ibarem Adalet Komisyonunun tutanaklarında mevcuttur. Bilgilerinize arz ederim.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Berber de dükkân açamıyor sınavsız.
AHMET IŞIK (Devamla) - Değerli milletvekilleri, adil olmayan işbu sınav kaldırılmadığında, 23 Aralık 2006 tarihinde ilk defa yapılacak olan sınava, hâlihazır muhataplarıyla birlikte, bundan sonraki her aday aynı muameleye tabi tutulacaktır.
Anayasa'nın 5'inci maddesinde, devletin temel amaç ve görevleri arasında, bireyin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasi, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırılma sayılmıştır.
Değerli milletvekilleri, on altı yıl eğitim-öğretim gören, buna ilaveten, bir yıl da staj yaparak, toplam on yedi yıllık süreç yaşayan avukat adayı, sosyoekonomik felaketle birlikte sürecek olan ezberciliği öne çıkaracak; dört yıllık altı sınav hakkında da başarılı olamadığında, yirmi bir yıllık meslek edinme serüveni hüsranla sonuçlanmış olacak; yirmi yedi yaşındaki genç avukat adayı toplumda meslekî yer edinememiş, yaşamın boşluğuna düşerek hayalleri sona ermiş…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Seni şimdi sokmak lazım sınava.
AHMET IŞIK (Devamla) - …başkaca meslek edinebilme şansını da kaybetmiş olacak; kurumuş yaprak misali, hayatın acımasız rüzgârıyla savrulmaya başlayacaktır. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, bu sonuç, sadece adayların kendilerini değil, ebeveynlerini, yakınlarını, çevrelerini ve sevdiklerini ve toplumun tamamını da büyük zarara uğratacaktır.
Değerli milletvekilleri, 1,5-2 milyon kişiyle yarışarak hukuk fakültesini kazanan öğrenciler, fakültelerinde dört yıl da zorunlu ve seçimli dersler dahil toplam 85 ders almaktalar, yine, vize, final ve bütünleme dahil, yaklaşık 170 sınavda da başarı sağlayarak mezun olmaktadırlar. Mezuniyet sonrası adliye stajına başlayan avukat adayı bir ay cumhuriyet savcılığında bir ay icra tetik merciinde, on beş gün sulh hukuk mahkemesinde, on beş gün asliye hukuk mahkemesinde, bir ay ticaret mahkemesinde, on beş gün sulh ceza mahkemesinde, on beş gün asliye ceza mahkemesinde ve bir ay ağır ceza
mahkemesinde stajını yaparak, her mahkemenin hâkiminden de yeterlilik belgesi alan aday, ayrıca da altı ay olmak üzere tecrübeli bir avukat gözetiminde staj yaparak üç ayda da bir yeterlilik belgesi almakta, son üç ay kala ise, staj yaptığı avukatın gözetiminde ve muvafakatıyla bir kısım davalara girerek stajını tamamlamaktadır.
Değerli milletvekilleri, geliniz, kaliteyi, idealist genç avukat adaylarımızın mesleği elde etme sürecini tamlayıp hayata atılacakları anda değil, ortaöğretimdeki eğitimde, hukuk fakültesinin tüm aşamalarında, stajın nitelik ve niceliğinde, fakülte ve öğrenci sayısı sınırlamasında, hazırlık bölümünün oluşturulmasında, kısacası her şeyin başlangıcında ve devamında arayarak, gereğini de derhal hayata geçirebilmenin süreçlerini başlatmalıyız.
Değerli milletvekilleri, onlarca il, yüzlerce ilçede yeni adlî binalarla yüzümüzü ağırtan, mesleki donanımı ve büyük siyasi tecrübesiyle avukatlık mesleğine ve meslektaşlarımıza pozitif yaklaşımda bulunan Adalet Bakanımızın çağrısına kulak verelim, yeni ve çağdaş Avukatlık Yasası'nı hayata geçirelim.
Değerli milletvekilleri "ateş düştüğü yeri yakar" atasözüne, bugün, bu Parlamentonun geçit vermemesini arzu ediyoruz, müsaade etmemesi inancındayız. İş bu yasa teklifinin, başta muhatapları olmak üzere, milletimize hayırlı olmasını dilerken…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Meclis Başkanı aksini savunuyor.
AHMET IŞIK (Devamla) - …evrensel hukuk ölçütlerinin yakalandığı, ulusal tam kalkınmışlık şartlarının gerçekleştiği, temel hak ve hürriyetlerin ve fırsat eşitliğinin ideal anlamda hayata geçtiği süreçlerin sonlanması temennisi ve dileğiyle, yasanın, başta muhataplarına, genelde de milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ATİLA EMEK (Antalya) - Bizlere hayırsız olacak, hayırsız bir iş yaptın. Çok hayırsız bir iş yaptın Ahmet.
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.
FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Sayın Başkan, kaç tane adliye binası kapattı burada bir söyler mi kendileri.
BAŞKAN - Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.
Şimdi, şahısların söz isteği var.
Şahsı adına Erzurum Milletvekili Sayın Mustafa Nuri Akbulut. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Akbulut buyurun, 5 dakika süreniz.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce kürsüye gelen Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlar, bazı soru soran arkadaşlar da dahil olmak üzere "eğer, avukatlık sınavı kaldırılırsa, adalet sistemimiz yara alacak, bundan sonra avukatlar kaliteli olarak yetişmeyecek, donanımlı avukatlar meslekte azalacak" dediler. Ben bunlara katılmıyorum.
Değerli arkadaşlar, öncelikle, hepimiz şunu çok iyi bilelim ki, bugüne kadar Türkiye'de avukatlık sınavı yapılmamıştır. Cumhuriyetin seksen üçüncü yıldönümünü kutluyoruz. Geçen seksen üç yıl içerisinde yetişen avukatlarımızdan da, ben milletvekili seçilmeden önce on dokuz yıl avukatlık yapan birisi olarak, yetişmiş olan avukatlardan, mesleğini icra eden avukatlardan onur duyduğumu, huzurlarınızda beyan etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, elimde 1938 tarihli, 3499 sayılı Avukatlık Kanunu var. 38 tarihli, demin söyledim. Burada şimdikinden farklı, sadece Türk olmak, 23 yaşını bitirmiş olmak, Türk hukuk fakültesinden veya siyasaldan mezun olup hukuk ders farkını vermek, bir de avukatlık stajını yapmış, hâkim muavinliği imtihanında ehliyet de göstermiş olmak yeterliydi. Avukatlık bu şekilde mesleğe kabulle başlıyordu. 68 yıl geçmiş, demin de söyledim. Bir kez dahi avukatlık sınavı yapılmamış.
Şimdi, arkadaşlar "hukuk sistemimiz yara alacak" diyor, "ülke perişan olacak" diyor. Ben, Cumhuriyet Halk Partili bir milletvekili arkadaşımızın, Adalet Komisyonundaki Avukatlık Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin teklifinden okuyorum. Şimdi, biliyorsunuz, 2001'de sınav mecburiyetini getiren yasada beş yıllık erteleme öngörülmüştü. Yani, 2001'de üniversiteye, hukuk fakültesine girmiş olan öğrenciler sınavdan muaf tutulmuştu. Bu değerli arkadaşımızın verdiği teklif de aynen şöyle, ilgili maddede şu değişiklik yapılıyor: "5 Ekim 2006 tarihinden önce hukuk fakültesi öğrencisi olanlar avukatlık sınavına girmezler." Yani, bu demektir ki, bu yılın aralık ayında yapılacak olan sınavı beş yıl daha o tarafa erteliyoruz.
Şimdi, nasıl bir samimiyetsiz… Beş yıl daha, madem ki, adalet sistemimiz yara alacak, ülke sarsılacak, işte donanımlı avukatlar yetişmeyecek. Nasıl gönlünüz razı oluyor? Bu açık bir samimiyetsizlik örneğidir diye düşünüyorum.
Şimdi, değerli arkadaşlar, 2001 yılında Avukatlık Kanunu'nda çok köklü değişiklikler yapıldı. Sınav haricindeki değişikliklere ben de yürekten katılıyorum. Gerçekten, avukatlık mesleği, gerçekten onurlu bir hale getirildi ki, burada avukatların kamu kurumlarından, özel ve kamu bankalarından, vakıflardan, noterlerden ve diğer resmî kurumlardan takip ettiği işlemlerle ilgili olarak bilgi ve belge
isteme hakkı getirilmişti. Yine, şirket olarak avukatlık mesleğinin ifasıyla ilgili düzenlemeler getirilmişti. Stajyerlere kredi verilmesiyle ilgili düzenlemeler getirilmişti. daha birçok düzenleme, hakikaten yerinde düzenlemelerdi.
Şimdi, 2001 yılında sınav getirilsin denilirken şu hususlar ileri sürüldü gerekçe olarak, denildi ki: Piyasada zaten avukat sayısı yeterli, hukuk fakülteleri adedi fazla, çok sayıda öğrenci mezun ediyor. Pasta büyümüyor, ama kazanç bölünüyor. Ben bu görüşe katılmıyorum. Eleştirilerden biri şuydu: Yeni yetişen avukatlar peşin ücret almadan, avans almadan, masraf almadan işlem yapıyorlar. Bu nedenle diğer avukatların işleri, kazançları azalıyor. Hatta gerekçe olarak, avukatların işsizlik sorununun ve gelir sıkıntısının çözülmesi, giderilmesi gösterilmişti. Arkadaşlar, bu sınav, ne yazık ki avukatların işsizlik sorununu gidermeyecek, yetişmiş insan gücümüzü heba etmiş olma anlamına gelecek. Bir taraftan hukuk devletinin bekçisi avukatlardır diyeceğiz, diğer taraftan avukatların yetişmesini engelleyeceğiz.
Değerli arkadaşlar, avukat sayısının fazla olması Türkiye için bir övünçtür. Türkiye, Avrupa Birliğiyle müzakere eden ülkedir. Pasta büyümüyor değildir. Her geçen gün nüfusumuz hızla çoğalıyor, ilişkiler hızla artıyor, yani, yeni yeni suçlar, yeni yeni hukuki ilişkiler hukuk düzenimize giriyor. Mesela bilişimle ilgili ilişkiler yepyeni, elektronikle ilgili, yine telekomünikasyonla ilgili ilişkiler yepyeni, uluslararası ticaretimiz artıyor. Geçen gün Adalet Komisyonunda konuşan Uluslararası Nakliyeciler Derneği Başkanımız, Türkiye'nin, uluslararası nakliyecilik alanında, Avrupa'nın bu alanda söz sahibi en önemli ülkesi hâline geldiğini söyledi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Bu sadece uluslararası nakliyat işinde değil, bizim deniz ticaretimiz artıyor, kara ticaretimiz artıyor. Yani her alanda, hukuk anlamında, avukatlara gerçekten büyük ihtiyaç duyuluyor.
Değerli arkadaşlar, donanımlı avukat yetiştirilmesinin sağlanması sınavla olmaz.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Neyle olur?
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Bugün avukat stajyerleri mahkemelerde, savcılıklarda, kalemlerde oturacak yer bulamıyorlar, neredeyse birbirlerini sıkıştırarak ancak, belki duruşmaları izleyecek yer buluyorlar. Şimdi, bir yıllık staj dönemini değerlendirmeden, Türkiye Barolar Birliği, bu bir yıllık staj süresini, avukatların gerçekten mesleğe hazırlanabilecekleri şekilde, donanımlı hale getirecek şekilde takip etmesi, uygulamayı denetlemesi gerekir. Bir yandan, geçecek bir yıllık süre içerisinde stajyerler ne yapıyorlar, nerelerde vakit geçiriyorlar? Bunları takip etmeden, bilmeden, onların gerek meslek kurallarını gerek hukuk ilkelerini gerek hukuki bilgilerini tazelemesi anlamında, eğitimlerini takip…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Akbulut, son cümlenizi rica ediyorum.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sadece pasta küçülecek, kazanç bölünecek diye sınav sistemini öngörmek kanaatimce yerinde değil. Kaldı ki, Türkiye Barolar Birliği, hâlen Yasadaki sınav sistemi bizim önerdiğimiz sınav sistemi değil, biz staja kabul sınavı, avukatlığa kabul sınavı olarak iki aşamalı bir sınav öngörüyoruz diyorlar. Ayrıca, avukatlık sınavını ÖSYM yapmasın, Türkiye Barolar Birliğinin oluşturacağı komisyonlar yapsın diyorlar. Yani, bu sınav, ne Türkiye Barolar Birliğinin dediği sınav ne avukatlık mesleğine gerçekten donanımlı avukatlar yetişmesine sebep olacak bir sınavdır. Bugüne kadar uygulanmamıştır, bundan sonra uygulanmasının da kanaatimce bir yararı yoktur. Avukat her gün müvekkiline karşı sınav vermektedir, halka karış sınav vermektedir.
Bu nedenle, hazırlanan bu Yasanın hayırlı, uğurlu olmasını diliyor; hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Akbulut.
Şahsı adına ikinci söz isteği, Isparta Milletvekili Sayın Recep Özel.
Buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
RECEP ÖZEL (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin 2'nci maddesi hakkında söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
2001 yılında getirilen sınav neticesinde, bu beş yıllık süre içerisinde, maalesef, Barolar Birliği sınavın hiçbir altyapısını yerine getirmemiş, sadece 13 baromuzda staj eğitim merkezleri kurulmuş, ücra köşelerdeki illerimizin barolarında hiçbir staj eğitim merkezi kurulmamış. Şimdi, biz, onlarla Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de, staj eğitim merkezi kurulmuş olan bölgelerdeki gençlerimizi aynı sınava tabi tutacağız. En azından Barolar Birliği şu andaki bu itirazını yapmadan önce, keşke 2001 yılında çıkmış Yasa'dan, bugüne kadarki kendi vazifesini yerine getirseydi, bu sınavın altyapısını gerçekleştirseydi.
Şimdi, Türkiye'de 50 bine yakın avukat var. Ne siz ne de biz, avukat olan milletvekillerimiz, hiçbirimiz sınava tabi olmadık. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Acaba kaliteli bir avukat sınavla mı olacak? Soruyorum şimdi: Sınavı isteyenler, sadece avukatlık sınavla kaliteli olacak diyen arkadaşlarımız kalitesiz birer avukatlar mı?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Hâkimlere niye staj yapıyorsunuz?
ATİLLA KART (Konya) - Şu söylediğinin bir mantığı var mı?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Hâkimlik sınavını da kaldırın!
RECEP ÖZEL (Devamla) - Şimdi, teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde, Anavatan Partisi Grup Başkan Vekili bu teklifi desteklediğini söyledi, ama sözcüleri gelip buraya, teklifin aleyhine, gerekirse eczacılıkta bile imtihan olması gerektiğini söyleyerek, bir çelişki içerisine girmişlerdir.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Yalan, öyle bir şey yok!
RECEP ÖZEL (Devamla) - CHP'nin Sözcüsü de "Siz, bunu, popülist bir yaklaşımla, oy kaygısıyla bu sınavı kaldırıyorsunuz." diyor.
AK Partinin hangi bir icraatında oy kaygısı vardır? Biz, seçim dönemine, seçim takvimine girmiş olmamıza rağmen, seçim ekonomisi uygulamayan tek partiyiz, tek Hükûmetiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi, avukatlığın elbette ki çok sorunları var, kamu avukatlarının özellikle sorunları var. Dört yıl öncesinde, Sayın Adalet Bakanımız Cemil Çiçek, Barolar Birliği'ne, gelin, şu Avukatlık Kanunu'nu baştan getirin, Adalet Komisyonunda ve Mecliste geçirelim diye, dört yıl önce açık çek verilmiş olmasına rağmen, bugüne kadar Barolar Birliğinden tek bir teklif dahi gelmemiştir. Şu önümüzdeki süreçte getirsinler, avukatlığın sosyal güvenlikle ilgili sorunları var, sağlık sorunları var, kamu avukatlarının sorunları var. Tüm avukatlık, hukuk fakültesi eğitimini de içine alacak bir tasarıyı, teklifi getirsinler, birlikte Komisyonda bu dönemde yetiştirmeye çalışalım. Tabii ki her birimizin amacı, hedefi kaliteli bir hukuk eğitimi vermek, daha da ötesinde Türkiye'deki yargının kalitesini artırmak.
Türkiye'de, bu dönemdeki kadar, yargının, gerek mekân anlamında gerekse altyapı anlamında, bizim dışımızdaki gelmiş geçmiş, hükûmet konaklarının alt katında, zemin, bodrum katlarında olan, adliye binalarının fiziki koşullarından tutun, hakim, savcılarımızın ücretlerinden tutun, gelmiş olduğumuz teknoloji anlamında, bilgisayar anlamındaki destekler kadar kimin yargıya daha çok önem verdiğini göreceksiniz. Bütün kamuoyu buna şahit.
Böyle Barolar Birliği de, bizim, avukat olarak hepimizin meslek örgütü. Sadece bir kesimin meslek örgütü değil. Sadece birtakım yanlış cümlelerle, birtakım kişilere kimse de kanalize etmesin. Tüm avukatların sorunlarını ortak bir platformda… Bunlar, siyasete bile alet edilemeyecek meslek sorunlarımızı lütfen, kimse tekelinde görerek meslek taassubu içerisinde, siyasi arenasında çözmesin diyorum.
Bu geç vakitte fazla sözü uzatmak istemiyorum. Çünkü, genç arkadaşlarımız bu teklifin bir an önce yasalaşmasını ve önlerinin açılmasını arzu etmektedirler.
Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özel.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sayın Başkan, 69'uncu maddeye göre söz istiyorum.
BAŞKAN - Efendim, zabıtlara bakacağım; ne dediğinizi karşılıklı bilmiyorum.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sayın konuşmacının Anavatan Partisine yönelik…
BAŞKAN - Grup Başkanı ne konuştu, siz ne konuştunuz bakacağım. Eğer, hakikaten öyle bir şey varsa, elbette ki, bir açıklama hakkınız var.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Kamuoyu da duysun…
BAŞKAN - Şimdi, değerli arkadaşlar, konuşmalar tamamlandı.
Soru-cevap kısmına geçiyoruz.
YILMAZ KAYA (İzmir) - Sayın Başkan, benim talebimle ilgili de zabıtlarımı bekliyorsunuz?
BAŞKAN - Evet.
YILMAZ KAYA (İzmir) - Açıkça söyledi ama. Kanun bittikten sonra herhalde söz vereceksiniz.
BAŞKAN - Sayın Akbulut; buyurun.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Aracılığınızla, Sayın Bakanımıza bir soru sormak istiyorum.
Değerli Bakanım, bugün avukatlık mesleğine yeni başlayan bir avukatla, otuz yıllık, kırk yıllık bir avukat aynı görevi yapabiliyor. Yani, mesleğe yeni başlayan bir avukat Yüce Divanda dava takip edebiliyor.
Diğer mesleklerde var; ancak, ne yazık ki, bugüne kadar avukatlıkta bir uzmanlık düzenlemesi yapılmadı. Yani, çok önemli olan hususlarda vatandaşımız uzman olarak bildiği, emin olduğu bir avukata davasını vermek istiyor.
Acaba, Adalet Bakanlığı, uzman avukat yetiştirecek bir savunma akademisi kurmayı düşünüyor mu? Bu yönde bir çalışma var mı?
Avukatların Adalet Akademisinden istifadesi konusunda da bir çalışmanız var mıdır?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Akbulut.
Sayın Ünlütepe, buyurun efendim.
HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakana soru yöneltmek istiyorum. Gerçi, biraz önce sorduğum sorunun da yanıtını yazılı olarak alacağım için, gene açıklamada bulunmak istiyorum.
Şimdi, bilindiği gibi, hukuk fakültelerinin sayısının artması, hukuk eğitiminde yetersizliği ortaya çıkarmış ve nitelikli, donanımlı hukukçulara ihtiyaç konusunu tartışmaya açmıştır. Çıkış olarak da sınav sistemi getirilmiştir. Çünkü, bazen, hukuktaki hatayı düzeltemezsiniz, hukukta yapılan hata, kesin hüküm olarak da karşınıza çıkabilir. Bu nedenle, avukat, niteliği itibarıyla kamu hizmeti yapan ve yargının kurucu unsuru olarak görev yapacağı, yasayla belirlenmiştir.
Yargının kurucu unsurlarını biliyoruz: Sav, savunma ve yargıçtan oluşmaktadır. Bunların iki kanadı kamu hizmeti yapmaktadır ve imtihanla mesleğe alınmaktadırlar. Bugünkü uygulamalarda, örneğin, muhasebecilik sisteminde, hem staja başlangıçta hem de mesleğe girişte imtihan yapılmaktadır.
Soru bir: Kamu hizmeti yapıp da sınavsız mesleğe giriş yapabilen, avukatlardan başka bir meslek erbabı var mıdır?
İkinci sorum: 22 nci Dönem Parlamentosunun en önemli konularından birisi, Avrupa Birliği uyum yasalarını çıkartmaktı. Hep "Avrupa Birliğine gireceğiz" diyerek, altyapı hazırlıkları yönünden yasaları çıkarttık. Şimdi ise, Avrupa Birliği ülkelerinin tümünde, avukatlık mesleğine girişte imtihan uygulanmaktadır. Bu dönem, ilk defa, Avrupa Birliği ülkelerinin dışına çıkartarak, yeni bir, Avrupa Birliğinin dışında bir yasa önerisinde bulunma ihtiyacı duydunuz. Bunun gerekçesi nedir?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Ünlütepe.
Sayın Yıldırım…
MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Başkanım, aracılığınızla Sayın Bakanıma birkaç soru yöneltmek istiyorum.
Soru 1) Türkiye'de hangi üniversite ve fakülte mezunları ve meslek grupları meslek odalarına ilk kayıtta ve mesleki faaliyette serbest çalışabilmek için sınava tabi tutulmaktadır?
Soru 2) Avukatlık mesleğinin itibarının artırılması, saygınlığının geliştirilmesi ve kalitesinin yükseltilmesi için sınav yeterli şart mıdır? Hukuk fakültelerinden aldıkları diplomalar yeterli görülmemekte midir? Hukuk fakültelerinden mezun olan gençlerimizin "kalitesiz" diyerek ve "öğrenimleri yetersiz" diyerek üniversitelerimize ve mezun olan gençlerimize, onlara umut bağlayan anne ve babalara haksızlık etmiyor muyuz?
3) Sınavın dışında, kalitenin ve saygınlığının artırılması için başka kurallar geçerli midir? Örneğin, meslek hukuku, meslek ahlakı, hukukun üstünlüğü ilkeleri, haklının ve haksızlığın hukuk anlayışı içerisinde adaletin tecellisine yardımcı olmak, avukatlığı daha saygın duruma getirmez mi?
Saygılarımla.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yıldırım.
Sayın Akgün…
MEVLÜT AKGÜN (Karaman) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Bakanım, bağımsız yargının üç ayağından biri olan avukatlık hizmetinde yeni bir yapılanma için, bir, ciddi bir staj süreci; iki, sınavın gerekli olduğuna inanıyorum. Bu düşünceden hareketle, staj döneminin daha ciddi hale getirilmesi için Bakanlığınız tarafından hangi çalışmalar yapılmaktadır?
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akgün.
Sayın Eraslan…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana birkaç soru yöneltmek istiyorum. Gerçi, kürsüde Sayın Tarım Bakanımız oturuyor, soruyu cevaplayabilecek mi bilmiyorum, ama, yine de ben sormak istiyorum.
Şimdi, birincisi -konuşmalardan öyle anlaşılıyor- Bakanlığınız da avukatlığı ticari faaliyet olarak mı düşünüyor, yoksa bir kamu görevi olarak mı düşünüyor? Ticari faaliyetse, niye herkese açmıyorsunuz?
Üçüncüsü, ülkemizde çok sayıda hukuk fakültesi var. Sayısını tam bilen yok. Her arkadaşım farklı söyledi burada. Herkes de kendisininkinin doğru olduğunu söylüyor. Bu meslek sınavının kaliteyi artıracağının esprisi şudur: Henüz ceza kürsüsü kurulmayan kimi fakülteler var, medeni hukuk kürsüsü kurulmayan fakülteler var. Üç hocayla hukuk eğitimini yaptığını zanneden fakülteler var, onlar da mezun veriyor. Şimdi, avukatlığı torba meslek olarak düşündüğümüzde, sınavla belli fakültelerin mezunu sıfır çekerse, o fakülteleri öğrenci tercih etmeyecekti. Dolayısıyla, fakültelerde de öğrenci yetiştirme anlamında bir kalite gelecekti, eğitime kalite gelecekti. Bu düzenlemeyle, bunu, fakültelerin
öğrenci yetiştirmedeki kalite çalışmasının önüne geçilmiş olmuyor mu? Bu şekilde kötü eğitim yapan fakülteleri -bu yolu kapattığımıza göre- ne şekilde elimine edeceğiz?
Bir diğer soru da şu: Avukatlar bilir ki, her duruşma bir sınavdır. Onun için, hiçbir avukat, eğer hakikaten avukatsa, sınavdan korkmaz, çünkü, her duruşma sınavdır. Şimdi, sınavdan korkarak avukatlığın yapılabileceğine inanıyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Eraslan.
Süremizi çok geçtik.
Sayın Bakan, buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, sorulara yazılı cevap vereceğim.
BAŞKAN - Yazılı cevap vereceksiniz.
Teşekkür ederim.
O zaman süremiz var.
Sayın Özdoğan, buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Dört sorum var Sayın Bakanımıza.
Bir, adliyelerimizin fiziki şartları çok kötü olup avukatlarımız bazı adliyelerde kapısı olmayan tuvaletleri kullanmak zorunda kalmaktadırlar. Hükûmetimizin adliyeleri ne zaman yenileyeceği konusunda bir planı, projesi var mıdır?
İkinci sorum: Avukatlar staj devrelerinin çok verimsiz geçtiğini söylemekte ve hukuk fakültelerinin beş yıla çıkartılarak stajın bu döneme yayılmasını istemektedirler. Hükûmet olarak bu talebe nasıl bakıyorsunuz?
Üçüncü sorum: Genç avukatlar stajlardan sonra 1 milyarın üstünde ruhsat parası ödüyorlar. Genç avukatları ilk yıllarında Hükûmetimizin destekleyecek bir yolu var mıdır? Bunu soruyorum.
Son sorum: Avukatlar adliyelerin dağınıklığı nedeniyle bir günde çok yol katediyorlar. Hükûmet olarak adliye binalarını bir araya toplayarak bu dağınıklığı giderecek bir projeniz, yolunuz var mı diye soruyorum.
Ve Sayın AK Parti Milletvekili Recep Özel, Anavatan Partisi milletvekili olarak bize iftirada bulunmuştur ya da hafızası zayıftır. Bunların ikisinden birisini kabul etmek durumundadır. Eczacıların ben sınavdan geçerek eczane açmalarını hiç savunmadım. Bilakis stajlarını ve laboratuvar derslerini öğrenimleri içerisinde yaptığını söyledim ve ayriyeten de genç avukatlarımızın sınava girmemesi için destek vereceğimizi konuşmamın başında söyledim. Bu iftirayı ben kınıyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özdoğan.
Sayın Bakan, buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkanım, yazılı cevap vereceğim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri, soru-cevap kısmını da tamamlamış olduk böylece.
Şimdi ikinci maddeyi oylarınıza sunuyorum…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar yetersayısı.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Hayır, önce oylamaya geçtik.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Hayır, hayır, ben söyledim.
BAŞKAN - 2'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum ve karar yetersayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir ve karar yetersayısı vardır.
3'üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Malatya Milletvekili Sayın Muharrem Kılıç.
Buyurun Sayın Kılıç. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; önce, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Konya Milletvekili Sayın Ahmet Işık tarafından verilen kanun teklifiyle ilgili -sınavın yapılmamasına yönelik- CHP Grubu adına görüşlerimi açıklayacağım. Yalnız, görüşlerime başlamadan önce, şunu belirtmek istiyorum: Bence, bu kanun teklifini şu anda görüşmemiz beyhude bir işlem olarak gözüküyor. Şöyle: Çünkü, ortada görüşülecek bir kanun teklifi yok.
Değerli arkadaşlar, Sayın Ahmet Işık bir kanun teklifi vermiş, arkasından o kanun teklifini geri çekmiş.
FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Geri çekmemiş, komisyonda değişmiş.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Geri çekmiş… Şu anda elimde Ahmet Işık'ın dilekçesi var.
Daha sonra da Sayın Ahmet Işık, başka bir kanun teklifi veriyor. O kanun teklifini verdikten sonra da bu sefer de Sayın Ahmet Işık "ben, vazgeçmemden vazgeçiyorum" diyor, yeni bir dilekçe veriyor. Yani, şu anda usulüne uygun verilmiş bir kanun teklifi söz konusu değil değerli arkadaşlar. Şu anda görüştüğümüz kanun teklifi yok hükmündedir. Yok hükmündedir…
RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Konuşma o zaman!
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Değerli Arkadaşım, "bunu konuşma" diyorsunuz, ama, bunları söylemezsek, bunları zapta geçmezsek, bunlar nasıl incelenecek?
Bu nedenle -şu anda, Sayın Ahmet Işık'ın iki dilekçesi de şu anda elimdedir- bu kanun teklifi, yeni bir kanun teklifi verilmemiştir, eski kanun teklifini de geri çekmiştir; bu anlamda, görüşülecek şu anda bir kanun söz konusu değil.
EYÜP FATSA (Ordu) - Niye konuşuyorsun o zaman?
ATİLA EMEK (Antalya) - Keen lemyekün arkadaşlar…
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, değerli genç arkadaşlarımız, avukatlık mesleğine geçmek isteyen değerli genç arkadaşlarımız bizlere de geldiler. O genç arkadaşlarımızın şikâyetlerini kısmen haklı da bulduk; çünkü, staj yapmışlardı, bir yıl süreyle staj yapmışlar mahkemelerde, avukat yanında; ancak, arkadaşlarımız staj yaparken sahip oldukları haklarını, staj belgesi aldıktan sonra kaybetmiş durumdaydılar. Arkadaşlarımız diyorlardı ki: "Bu avukatlık sınavı stajdan sonra değil, stajdan önce yapsın ki, stajımız boşa gitmesin." Biz de arkadaşlarımızın bu tekliflerine olumlu yaklaşmıştık ve benim yanıma gelen stajyer arkadaşlarımdan bir tanesi bile "sayın milletvekilim, biz sınavın kaldırılmasını istiyoruz" demediler.
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - Sizden iş çıkmaz diye dememişlerdir.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Ancak, şöyle: Bizden iş çıkmaz değil de, sizin arkadaşınız da aynı teklifle gelmişti; çünkü, birinci teklifinin yanlış olduğunu kendisi de görmüştü, geri çekmişti; bizim arkadaşımız, Sayın Yılmazkaya'nın vermiş olduğu kanun teklifini gördükten sonra, aynı mahiyette teklif vermişti; ancak, daha sonra… Ben AKP'nin durumuna üzülüyorum gerçekten; yani, burada, belki üç yüz, beş yüz tane genç arkadaşımızın acaba oyunu alabilir miyiz telaşına kapıldılarsa, vay gel AKP'nin haline.
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Hiç ilgisi yok.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Yani, bu duruma mı düştünüz değerli arkadaşlar? Siz, yani, böyle bir duruma mı düştünüz? Koskocaman AKP Grubu, yani, popülist yaklaşımlarla, seçime giderken, oy alalım anlayışına doğru gidiyor. Bu yaklaşım doğru bir yaklaşım değil değerli arkadaşlar.
Avukatlık mesleği çok onurlu bir meslek. Avukatlık mesleği toplumdaki yapılan haksızlıkların, hukuksuzlukların bir anlamda koruyucusudur. Bu nedenle avukat, bilgi ve birikim bakımından ne kadar güçlü olursa toplumun hukuki hakları da o kadar iyi savunulur. Bu nedenle biz, avukatlık mesleğini yüceltecek çalışmalar içine girmeliyiz. Avukatlık yargının en önemli ayağıdır. Hâkim ve savcılarımızla beraber üçüncü en önemli ayağı da avukatlıktır. Ancak biz burada Meclis olarak avukatların sorunlarını tartışacağımıza, avukatların Anayasa'mızdaki statüsünü daha iyi konuma getireceğimize; örneğin, avukatlık Anayasa'da yargı kısmında yer almaz. Yargı bölümünde sadece hâkimler ile savcılar yer alır, ama avukatlık mesleği yargı bölümünde yer almaz. Gelin, bunları tartışalım. Gelin, avukatları yargı bölümüne taşıyalım değerli arkadaşlar. Böyle popülist yaklaşımlarla bir yere varamayız.
Kaldı ki, değerli arkadaşlar, AKP'liler nedense sık sık görüş değiştiriyorlar, sık sık gömlek değiştiriyorlar; bunu da anlayabilmiş değiliz. Geçen, bu kanunun ilk görüşmeleri sırasında Sayın Adalet Bakanımız Cemil Çiçek burada oturuyordu. Dedim ki: Sayın Bakan, siz 2001 yılında Fazilet Partisi milletvekiliyken Mecliste bir konuşma yapmışsınız, konuşma tutanakları da elimde. Aynı konuşma tutanaklarının benzerinden Sayın Bülent Arınç'ın da var, Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat'ın da var. Her 3'ü de diyor ki: "Avukatlık sınavı yapılmalıdır."
Peki, değerli arkadaşlar, yani yetişkin insanlar bu kadar kısa sürede nasıl fikir değiştirebiliyorsunuz? Nasıl gömlek değiştiriyorsunuz bu kadar sürede? Yani, bunu gerçekten anlayabilmiş değilim değerli arkadaşlar. Böyle şeyler olmaz.
FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Siz de altmış sekiz senedir aynı gömleği giyiyorsunuz.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Kaldı ki, bir taraftan da AB şampiyonluğu yapıyorsunuz, AB'yle ilgili uyum yasaları çıkarmaya çalışıyorsunuz. Hatta zaman zaman Cumhuriyet Halk Partisini tutuculukla yeriyorsunuz. Ancak değerli arkadaşlar, şu anda girmek istediğiniz AB ülkelerinde…
EYÜP FATSA (Ordu) - Sen istemiyor musun?
MUHARREM KILIÇ (Devamla) -…avukatlık sınavı olmayan bir tek ülke var mı? bunu size sormak istiyorum. Yani, mademki bunu bu kadar önemsiyorsunuz, bu anlamda, değerli arkadaşlar, avukatlık sınavı mutlaka olmalı. Zaten gençlerimizin şu anki sıkıntıları avukatlık sınavı olmasın diye
değil, şu anki sorunlarının çözümü noktasında değerli arkadaşlar. Sorun şu anda önlerine gelmiş birikmiş, stajları bitmiş, staj sürelerini doldurmuşlar, ancak, avukatlıkla ilgili herhangi bir işlevleri söz konusu değil.
Kaldı ki, değerli arkadaşlar, bence, yapılması gereken -zaten 2001'deki görüşmelerde de var, Türkiye Barolar Birliğinin görüşlerinde de var- iki adet sınavdır. Bir tanesi genel mahiyette. Staja başlamadan önce sınav yapılır, bu genel sınavdır, genel hukuk bilgisine yönelik bir sınavdır, ancak bu sınavı aştıktan sonra staja başlanır. Staj süresinden sonra da, sadece mesleki bilgiye yönelik, yani, yasaların uygulanması yönünden yeterli mi değil mi veyahut da mesleki formasyonu yeterli mi değil mi, bu anlamda bir sınava tabi tutulur. Olması gereken budur. Tüm uygar ülkelerde yapılması gereken de budur değerli arkadaşlar.
Şu anda bir meslek erbabıyla ilgili bir kanun yapmaya çalışıyoruz, ancak, o mesleğin en büyük mesleki birliği olan Türkiye Barolar Birliğinin görüşünü almıyoruz. Türkiye Barolar Birliği, bu avukatlık mesleğinin en üst organı.
Ben kendi barom olan Malatya Barosu da dahil, hiçbir baro başkanından şimdiye kadar sınavın yapılmasının kaldırılmasına yönelik hiçbir öneri almadım değerli arkadaşlar. Mademki bu meslek örgütleri de bunu talep ediyorlar, biz, kendiliğimizden, yani, o mesleğin sorunlarını, o meslekten daha mı iyi bileceğiz? Bu gayretkeşlik nedir?
FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Biz de o mesleğin içindeyiz Muharrem Bey.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlar…
FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman) - Üstelik Barolar Birliği görüşlerini bildirdi, dinledik.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Muharrem Bey, avukatlık imtihanına girdin mi sen?
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şu anda avukatlık imtihanına hiçbirimiz girmedik.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Bitti!
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Ancak, değerli arkadaşlar, şu anda, tüm mesleklerde… Geçmişte, hâkimlik sınavı da yoktu, şu anda hâkimlik sınavı var mı yok mu? Benim zamanımda hâkimlik sınavı da yoktu, ama, şu anda var. Hem de nasıl var biliyor musunuz değerli arkadaşlar, nasıl yapıyorsunuz sınavı? O mülakatlarda ne yapıyorsunuz biliyor musunuz? 90 puan alan hâkim adayını eliyorsunuz, 70 puan alan adayları da hâkimliğe, savcılığa getiriyorsunuz. Yani, bir taraftan Barolar Birliğini sınavı yapamamakla eleştiriyorsunuz, bir taraftan da Adalet Bakanlığı olarak, ne yazık ki, çok büyük adaletsizliklerin içinde yer alıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Muharrem Bey, senin zamanında da vardı!
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Cumhurbaşkanının rektör ataması, aynen öyle.
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Cumhurbaşkanının rektör ataması gibi bir şey.
BAŞKAN - Buyurun efendim.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, baştan beri izah ediyorum. Birinci husus, ilk başta da belirttim, bu Yasa, gerçek anlamda şu anda görüşülmesi mümkün olmayan bir yasadır. Çünkü, teklif sahibi teklifini geri çekmiştir; bu, bir.
İkinci husus, mutlaka, bu gençlerimizin sorunları geçici olarak çözümlenmelidir. Bu gençlerimizin şu anda mevcut sorunları çözümlenerek, bu gençlerimizin mutlaka bu sınavlarıyla ilgili geçici bir düzenleme yapabiliriz. Ancak, ileriye dönük olarak Barolar Birliğinin de görüşünü alarak çok geniş boyutlu bir sınavla ilgili bir düzenleme yaparak hem bu stajdan önce bir genel kültüre yönelik sınav hem de stajdan sonra mesleki bilgiye yönelik bir sınavın mutlaka yapılması gerektiğini düşünüyor…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Teşekkür edeceğim.
BAŞKAN - Buyurun.
MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Efendim, bu düşüncelerle, yani, bu teklifin reddedilmesi düşüncesiyle, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Kılıç.
Anavatan Partisi Grubu adına, Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Özcan. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Buyurun efendim.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1267 sıra sayılı Avukatlık Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında Anavatan Grubu adına söz almış bulunuyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'de 31 hukuk fakültesi… Eğer, gerçekten…
ATİLA EMEK (Antalya) - Birisi 38 der, birisi 31…
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Bir kısmı değişik rakamlar söylüyor, ama benim Adalet Bakanının ağzından aldığım rakam, "31 tane" dedi. Ne derece doğru bilemiyorum.
Bu kadar hukuk fakültesi açarken, öncelikle altyapıları hazır mı? Üniversiteleri bu kadar çoğaltıyoruz, elbette ki, çok olmasında yarar var. Bugün, hukuk fakültesini bitiren öğrencilerimizi sınava tabi tutarak… Geçmişte sınav yoktu avukatlıkla ilgili meslekte, bugün sınav yapılıyor, yapılmak isteniyor. Sizlerin sınav yaptıklarını görüyoruz. Özellikle, hâkimleri aldığınızda, 90'ın üzerindeki alan puanları, maalesef, siyasi bir amaç için, tutuyorsunuz, kendi yandaşlarınıza hâkimlik sınavını kazandırıyorsunuz.
ZEYİD ASLAN (Tokat) - Yazılıyı da mı biz kazandırıyoruz!
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Yazılıda 99'u alanı neden şey yapmıyorsunuz, onu vatandaş görüyor, yaşıyor. Biz, hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Biz eşitliği savunuyoruz. Kimin bilgi ve birikimi yüksekse, kazanıyorsa, onu saygıyla karşılıyor ve onun da mülakatta kazanmasını istiyoruz. Torpille olmaz, artık hukuka torpil sokmayın. Kurumlara torpil soktunuz, yandaş soktunuz. Sonuçta, faturasını Türkiye Cumhuriyeti ödüyor, vatandaşlar ödüyor.
ZEYİD ASLAN (Tokat) - Onu ANAP iyi yaptı yıllarca.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Aynada kendinizi görün.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, isimler üzerinde durmayın, partiler üzerinde… Önemli olan, siyasete kurumları karıştırmamak.
Bugün, hukuk fakültesi mezunu olan arkadaşlarımızın sıkıntı içerisinde olduğunu görüyoruz. Mademki üniversiteleri açtık, neden KPS imtihanlarında bir sürü üniversite öğrencileri yıllardan beri sıkıntı içerisinde,
aileleri sıkıntı içerisine soktunuz. Bunlar eğer sıkıntı içerisine sokulacaksa, hukuk fakültelerinin veyahut da başka fakültelerin, demek ki fakültelerimiz ve üniversitelerimizde, artık, yeteri kadar bilgili, birikimli gençler yetiştirmiyor anlamı çıkar, ama, bizlerin istediği, üniversiteler bir bilim yuvasıdır, bir üretim yuvasıdır, bir proje yuvasıdır ve o yönde de noksanları varsa, bütün, iktidarıyla muhalefetiyle üniversitelerimize sahip çıkalım. Bugün, üniversitelerimizde bir sürü kadro noksanlığı varken, neden kadrolarını tamamlamıyorsunuz öğretim üyesinden en aşağıdaki hizmetliye kadar?
ZEYİD ASLAN (Tokat) - Siyaset yapmasınlar, bilim üretsinler.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Siyaseti üniversiteler yapmıyor; siyaseti, ancak, siyasi partiler kendi yandaşları için üniversiteleri alet etmek istiyorlar.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Bir siyasetçi siyaseti böyle kullanır mı? Hayret bir şey ya!
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Üniversiteler özerk olmalı. Her yönüyle, mali, ekonomik ve siyasi olarak üniversitelerin özerk olmasında yarar vardır diyoruz. Sizler, elbetteki bu özerklikten, üniversite deyince biraz rahatsızlanıyorsunuz. Korkmayın üniversitelerden, bilim yuvalarından korkmayın. Bilim yuvalarında yetişenler geleceğimiz, Türkiye'yi emanet edeceğimiz insanlar.
Bugün de, avukatlarımızla ilgili konularda ise, avukatlarımızın eğer imtihana tabii tutulması, mezun olan arkadaşlarımızın imtihana tutulmasını Anavatan olarak kabul etmiyoruz. Biraz önce, çıkıp, arkadaşımız, Anavatan'ın Grup Başkan Vekili farklı söylüyor, milletvekili farklı söylüyor gibi ifadeler kullandılar, bu doğru değildir. Eğer hukuk fakültesinden mezun olan arkadaşlarımız varsa, geçmişte avukatlar, nasıl stajlarıyla birlikte avukatlık bürolarını açmışlar ve avukat olma yetkisini aldılarsa, bugün de aynı şekilde devam etmelerinde yarar vardır. Elbetteki, hukuk fakülteleri daha iyi donatılmalı. Hukuk fakültesi mezunları dil bilmeli. Çağdaş, gerçekten hukukun üstünlüğünü savunabilen, bilgi birikimiyle, belki de iki üç lisan bilen hukuk mezunu öğrencilerimiz olmalıdır. Eğer biz üniversitelere bakarsak, üniversitelerin kadrolarını noksan bırakırsak, elbette ki yetişme konusunda da farklı üniversitelerin de altyapısıyla noksanlıklar olduğu için yeteri kadar yetişmemiş olabilirler. Ama, bu, bu öğrencilerimizin, mezun olan insanların suçu değil, üniversitelerimize yeteri kadar destek vermeyen bir anlayışın ürünüdür.
Değerli milletvekilleri, avukatlarımız staj döneminden itibaren gerçekten avukatlığa başladığında sosyal imkânlardan da, sosyal güvenceden de faydalanmalıdır sigortasıyla birlikte. Bunların geleceğiyle… Bu günlerini de sigortasız olarak sürmeleri yanlıştır. Biz bir yerde yargıyı, özellikle savunmayı ve hukukun savunmasını bunlara teslim ettiğimize göre, bu avukatlarımıza güvenmeliyiz. Ama, şunu da açık ve net söylüyoruz: Yeteri kadar yetişmiyorsa, bu, öğrencilerimizin değil, üniversitelerimizin fizikî yapısı ve altyapısıyla noksan olmasının sonucudur.
RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Hocaların yetersizliği de var.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Hocaları, öğretmenleri yeterlidir. Eğer siz hukuk fakültelerine yeteri kadar öğretmen, öğretim üyesi desteği vermezseniz, onların yetişmesi konusunda, eğitilmesi konusunda yeteri güç vermezseniz, bugün üniversiteleri suçlayarak, üniversite mezunlarına "Gelin, sizleri imtihana tabi tutalım." mantığı doğru değildir. O zaman üniversitelerin ne gereği var, mademki imtihanlara tabi tutuyorsunuz? O zaman kapatın, dışarıdan insanlar gelsin, kendisini yetiştirsin, imtihanlara girsin ve kazansın! Bunu mu istiyoruz? İşte KPS imtihanında insanların çekmiş olduğu sıkıntıları görüyorsunuz, ailelerin çekmiş olduğu sıkıntıları görüyorsunuz. Bunlara bir nebze çare bulmanın yolu, üniversitelerimizi donatalım, bunları KPS imtihanı gibi, böyle kıskaçlar arasında sıkıştırarak…
ZEYİD ASLAN (Tokat) - ANAP döneminde geldi bu sınav, ne yapalım!
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Hangi dönemde gelirse gelsin, biz bugünü konuşuyoruz. Bugünü konuşuyoruz, üniversite mezunlarımızın sıkıntılarını görüyoruz.
ZEYİD ASLAN (Tokat) - İtiraf edin, yanlış yapıldı.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Nerdeyse yüzde 30'un üzerinde üniversite mezunu çocuklarımız işsiz, asgari ücretle iş arıyor. Sayın Adalet Bakanlığı… Bilmiyorum, keşke Adalet Bakanı burada olsa. Hukuk fakültesini bitirenlerin şoför imtihanına tabi tutulacağı konusunda basında ve vatandaşların ağzında dedikodular var. Sayın Bakanım, gerçekten, hukuk fakültesini bitirenleri veya adalet yüksekokulunu bitirenleri adliyeye şoför olarak almak istediğiniz doğru mudur? Bunu da öğrenmek istiyoruz. Biz, Adalet Bakanımızdan öğrenmek ki, Adalet Bakanımız da burada olmadığına göre, elbette ki bir Bakanımız buna cevap verir.
Değerli arkadaşlar, avukatlarımıza yardımcı olalım. Bunların imtihanlara tabi tutulması değil, bunların, yeteri kadar noksanlıklar görüyorsak, üniversitelerimizi destekleyerek, bu çocuklarımızın daha nitelikli, daha kariyerli, daha becerikli, mesleğine daha bağlı ve mesleği konusunda ise her yönüyle başarılı olan birer eleman olarak yetiştirilmesinde yarar vardır diyoruz. Yoksa, imtihanla, tutacaksın, siyasî olarak davranacaksın. Kim yapacak bunu? Bunun imtihanını eğer o siyasî partinin -hangisi olursa olsun- iktidardaysa demek ki ona yakın anlayışı olanlar avukat olacak veyahut da hâkim olacak, diğerleri ne olacak? O zaman üniversitelerin, hukuk fakültelerinin ne anlamı kalır? Bunun için yapılacak şey, değerli milletvekilleri, üniversitelerimizi yeteri kadar bilgiyle, birikimle, tekniğiyle donatalım, kadrosuyla donatalım ve onları donattıktan sonra ise daha verimli avukatlar yetiştireceğine inanıyoruz.
Bu dileklerle bütün avukat arkadaşlarımıza, hukuk fakültesi mezunu olan arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz. İmtihana tabi tutarak bu insanların, yıllardan beri, birikimlerini ve umutlarını köreltmemize gerek yok. Bütün üniversite mezunlarımıza sahip çıkmanın yollarını arayacağız. Yoksa, üniversitelere hazırlanan ailelerin, taa ilköğretimden itibaren ne sıkıntılar içerisinde olduğunu hepimiz görüyoruz. Bu sıkıntılardan kurtulmak için ise, başta üniversite imtihanları kaldırılmak üzere, mesleki liselerin, mesleki eğitim liselerinin çoğaltılarak topluma, üreten bir eğitim sistemini getirmek istiyoruz Anavatan olarak. Bizler, bütün öğrencilerimize,bütün üniversitelerimize, özerk…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla) - Sayın Başkan…
... bütün üniversitelerimizin özerk, siyasi şeylerden uzak, kendilerini bilime adayacaklarına inanıyoruz. Bütün üniversitelerimiz başta olmak üzere, üniversitede okuyan öğrencilerimize başarılar diliyoruz, sayın avukatlarımıza da başarılar diliyoruz. Anavatan Grubu olarak, biraz önce söylenen, Sayın AK Parti sözcüsü arkadaşın söylediği değil, biz imtihanın olmasını istemiyoruz.
Saygılarımla yüce Meclisi selamlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özcan.
Şahsı adına, Erzurum Milletvekili Sayın Mustafa Nuri Akbulut. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Buyurun efendim.
YILMAZ KAYA (İzmir) - Sayın Başkanım, sataşmadan dolayı söz talebinde bulunmuştum, daha karar vermediniz.
BAŞKAN - Buyurun efendim.
YILMAZ KAYA (İzmir) - Sayın Başkanım, bir talebim olmuştu sataşma var diye, henüz bir karar vermediniz.
BAŞKAN - Efendim, o konuda size söyledim.
YILMAZ KAYA (İzmir) - Ben, konuşma vereceğiniz şeklinde anladım, kusura bakmayın.
BAŞKAN - Konuşma metinlerini inceledim. Kaldı ki, daha önceki Cumhuriyet Halk Partisi sözcüleri de, zabıtlardan bu tip misaller verdi, sadece bir misal, 69'a göre bir sataşma görmedim.
YILMAZ KAYA (İzmir) - Ama, efendim, benim teklif verdiğim konusunda Türkiye'deki bütün stajyer arkadaşlar…
BAŞKAN - Olabilir. Yani, hiçbir şey tartışılmazsa, arkadaşlarımızın konuştuğu teklifi şey yapamayız.
YILMAZ KAYA (İzmir) - Efendim "Samimiyetsiz" diyor açıkça, yani bu tartışma mıdır? "Samimiyetsiz" dedi.
BAŞKAN - Sayın Kaya, benim takdirim öyle, yani ben arzu ederim ama öyle.
Teşekkür ederim.
Buyurun.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Sayın Başkan, süremi yeniden mi başlatacaksınız, yoksa?..
BAŞKAN - Sen biraz özet yaparsın, vakit ilerledi.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Peki.
Değerli Başkanım, çok kıymetli arkadaşlar; hepinize saygılar sunuyorum.
YILMAZ KAYA (İzmir) - Samimiyetsiz konuşma!
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Biraz önce konuşan Cumhuriyet Halk Partili arkadaşımız "Adalet Komisyonunda teklif veren arkadaşımız teklifini geri çekti" dedi. Öyle bir şey olmadı. Adalet Komisyonunda, Cumhuriyet Halk Partisinden ve değerli Konya Milletvekilimiz Ahmet Işık tarafından verilmiş iki teklif vardı, alt komisyona gönderildi. Alt komisyondayken üçüncü bir teklif geldi. Alt komisyonda yapılan çalışmada bir metin oluştu ve neticede, Adalet Komisyonundan bu kanun şekillenerek geldi. Değerli arkadaşlarımız da biliyor, Adalet Komisyonu, teklif sahibinin teklifiyle bağlı değil, teklifi değiştirme hakkına sahip, bu nedenle "geri çekilmişti" şeklindeki görüşüne katılmıyoruz.
Bazı arkadaşlarımız "Bu konuda Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alındı mı" diyor.
Değerli arkadaşlar, Avukatlık Kanunu'yla ilgili olarak Adalet Komisyonuna hangi kanun gelmişse mutlaka Barolar Birliğinden temsilci katılmıştır. Adalet Komisyonundan bu yasa teklifinin geçtiği gün de değerli Türkiye Barolar Birliği Başkanı da, yine, komisyondaydı, görüşlerinden biz de istifade ettik.
Şimdi bir arkadaşımız, hukuk fakültesinin sayısının fazlalığından bahsetti ve işte "üç hocayla veya kürsü oluşturulmadan eğitim veriliyor" dedi. Bunu, Yüksek Öğretim Kuruluna yapılmış bir eleştiri olarak kabul ediyorum.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Kabul etmene gerek yok.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Ben de kendi kanaatine iştirak ederim, ama, bunları denetleme mercii Türkiye Büyük Millet Meclisi de değil. Bunu takip etmesi gereken Yüksek Öğretim Kurulunun üzerine düşen, yasal sorumluluğunu hassasiyetle yerine getirmesini ve hukuk fakültesinden mezun olanların kalitesinin asla dışarıda tartışılmayacak şekilde bir düzenleme yapılmasının zorunlu olduğunu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum.
Şimdi, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlar, mutlaka sınavın olması gerektiğini söylüyorlar. 1946 yılından beri çok partili hayatın başladığından beri, ülkemizde, Cumhuriyet Halk Partisi tek başına veya koalisyon olarak birçok kez iktidara geldi.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - 69'a kadar yapıldı.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Ben şimdi buradan soruyorum değerli arkadaşlar, çok gerekli idiyse neden bugüne kadar böyle bir yasal düzenleme getirmediniz?
ORHAN ERASLAN (Niğde)- Yapıldı daha önce yapıldı, yapıldı.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Yapıldı… 69'da yapıldı; ertelendi, 79'da da yürürlükten kaldırıldı.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Yapıldı… 69'da hâkimlik sınavına giriyorlardı.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Niye ertelendi? Aynı gün niye şeye sokulmadı? Arkadaşların bu konudaki samimiyetini de ben doğrusu samimi bulmuyorum.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Yanlış konuşuyorsun, bilmediğin konuyu konuşuyorsun.
BAŞKAN - Sayın Akbulut, karşılıklı bir münazara yok. Usulümüz… Siz Genel Kurura hitap edin. Tartışmaya meydan vermeyelim.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Değerli Başkan, Genel Kurula zaten, hitap, ediyorum, başka yere hitap etmiyorum.
Şimdi, gelen teklif "sınav önce mi olsun sonra mı olsun"du. Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlar "okulda mezuniyetten sonra olsun" dediler. Eski Adalet Bakanımız Hikmet Sami Türk'ün de söylediği ve benim de katıldığım, yani, sınav öncesi olursa mezuniyeti mi test edeceğiz? "Bunlara hukuk fakültesi mezunu diploması veren okulları test mi edeceğiz" şeklindeki görüştü. Gerçekten mezuniyetten sonra yapılan sınav üniversiteleri test etmek gibi olacak ki, ben ona da katılmıyorum.
Şimdi, bir arkadaşımız işte "500 tane stajyerin oyuna mı göz dikmiş" dedi. Ben, bunu, stajyer arkadaşlarımıza yapılmış bir haksızlık olarak görüyorum.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Öyle söylenmedi, çarpıtıyorsun, çarpıtıyorsun, öyle söylenmedi.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Üniversite mezunu, hukuk fakültesi mezunu insanın bir imtihan -sınav- yapılsın mı yapılmasın mı şeyinden dolayı siyasi görüşünü, siyasi tercihini değiştireceğini halen staj yapmakta olan arkadaşlara bir hakaret olarak sayıyorum ve arkadaşımızı bu konuda daha dikkatli konuşmaya davet ediyorum.
Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisinin Mecliste görüşülen yasalarla ilgili muhalefet tarzını hepimiz biliyoruz. Geçen gün burada görüşülen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun yürütme maddesinde bir önerge verildi. Dikkatle dinledim, önerge, bu Yasa'nın 2045 tarihinde yürürlüğe girmesi şeklinde değişiklik öneriyordu.
Değerli arkadaşlar, millet "iktidarda, bugüne kadar ülkede çakılı bir çiviniz yok" diyor, bari muhalefeti doğru dürüst yapın.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan…
ATİLA EMEK (Antalya) - Ayıp bu yaptığın! Hiç yakışmıyor!
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Yani, 2006'da görüştüğümüz kanunu…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, sataşmadan söz vereceksiniz.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - …2045'te yürürlüğe girsin diye önerge vermeyi, ben, doğrusu…
ATİLA EMEK (Antalya) - Haddini bil! Senin yaşın kadar ülkeye hizmeti var Cumhuriyet Halk Partisinin. Senin hayatın kadar hizmeti var.
BAŞKAN - Sayın Akbulut… Sayın Akbulut, lütfen, bakın, Genel Kurulu germeyelim. Muhalefet…
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Değerli Başkanım, ben, kötü bir şey söylemedim.
ATİLA EMEK (Antalya) - Senin hayatın kadar hizmeti var Cumhuriyet Halk Partisinin. Bu yaptıkların hiç yakışmıyor sana! Hiç yakışmıyor!
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Ben, kötü bir şey…
BAŞKAN - Sayın Akbulut, beni dinler misiniz, bir dakika. Sayın Akbulut, iktidarla muhalefet seviyeli bir tartışmaya girer, ancak burada her milletvekili fikrini hür söyler, muhalefet, muhalefet görevini elbette ki kendi takdiri içinde yapacaktır. Lütfen, bu husustaki sözünüzü tavzih ediniz. Bir tartışmaya meydan vermeyelim. Rica ediyorum.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, tavzih etmesi benim söz talebimi ortadan kaldırmaz. Sataşma olmuştur, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna sataşmıştır. Söz istiyorum.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Değerli Başkanım, ben, asla Cumhuriyet Halk Partisini küçümsemek veya küçük düşürmek gibi bir niyetle söylemedim.
ATİLA EMEK (Antalya) - Ne demedin yahu, daha ne söyleyeceksin! Senin haddine mi Cumhuriyet Halk Partisini küçümsemek!
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Şimdi, ben şunu söylüyorum: Geçen gün Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı'nın yürütme maddesinde bir değişiklik önergesi verildi ve Yasa'nın 2045 yılında yürürlüğe girmesi önerildi. Eğer, söylediğim yanlışsa, lütfen, gelin, burada deyin ki: "biz önergeyi vermedik ve böyle 2045'te yürürlüğe girsin demedik."
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Ne var bunda?
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sana mı danışacağız? Seni ne ilgilendirir bizim önergemiz?
BAŞKAN - Sayın Akbulut, o, verenin takdiri, onu tartışmayalım burada.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Şimdi, Değerli Başkanım, peki, ben, arkadaşlarımızın sınav yapılması gerektiği şeklindeki sözlerinin ve kanaatlerinin…
ATİLA EMEK (Antalya) - Cargill ayıbından bahset! Cargill'in altında kaldınız be!
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - …doğru ve samimi olmadığını şahsen düşünüyor ve o kanaatteyim.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - YİMPAŞ'tan bahset, YİMPAŞ'tan! Ofer'den bahset!
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Yasa doğrudur. Hazırlanması konusunda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Bak, Sayın Bakan, gevrek gevrek gülüyor! Ofer'den bahset!
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Devamla) - Şu anda biz Avukatlık Kanunu'nu görüşüyoruz, Ofer görüşüldüğü zaman onu da görüşürüz.
Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ATİLA EMEK (Antalya) - Cargill'in altında kaldınız!
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akbulut.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Anadol, bakınız, ben çok sakinim, gerekli görevimi yaptım, siz de, grup başkanvekili olarak söz istediniz.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Evet.
BAŞKAN - Ama, ben bu sözü değerlendireceğim. Lütfen, bakınız, İç Tüzüğümüz açık "herkes yerinden, açık, kürsünün duyacağı şekilde ifade eder" diyor.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Tavzih etmedi efendim.
BAŞKAN - Zaman zaman buraya kadar geliniyor, bu, yanlış manzaralar. Ben, size, değerlendirdim, 69'a göre, bir sataşmaya meydan vermemek kaydıyla size söz veriyorum; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Siz, çok tecrübeli bir siyaset adamısınız, ha bir yanlış varsa onu açıklayın.
Buyurun.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Efendim, şahsa sataşma yok, partiler eleştirilir, ne var bunda?
BAŞKAN - Efendim, eleştirinin, hele iktidar daha hoşgörülü olacak Sayın Başkan, buyurun.
Buyurun Sayın Anadol.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, saygıdeğer arkadaşlar; Sayın Başkana, söz verdiği için teşekkür ediyorum. Bu saatte Meclisin vaktini almak zorunda kaldığım için de hepinizden özür diyorum. Ama, Cumhuriyet Halk Partisini açıkça hedef alan, Cumhuriyet Halk Partisine sataşan
bir konuşma yapılmasaydı, elbette, bu Yasanın bu saatte Meclisten çıkmasını isteyen birisi olarak zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı bir işlev yerine getirmek isterdim.
Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi, gerçekten cumhuriyetimizle yaşıt bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi, iftiharla söylüyoruz, Türkiye'yi İkinci Dünya Savaşının güç koşullarından sonra, Türkiye'yi çok partili parlamenter yaşama geçiren bir partidir. Dolayısıyla, hatasıyla sevabıyla mensubu olduğum ve adına konuştuğum Cumhuriyet Halk Partisi bir tarihtir, bir demokrasi anıtıdır. Bunu herhangi bir şekilde…
RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Başkan, bir dakikayı geçti.
K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Sayın Başkan, arkadaşların müdahalesini anlamıyorum. Bana değil zatıalinize müdahale ediyorlar.
BAŞKAN - Lütfen, ben süremi verdim ve ekranda da görülüyor.
Buyurun Sayın Başkan.
K. KEMAL ANADOL (Devamla) - Cumhuriyet Halk Partisi, yirmi yedi senelik tek parti iktidarından sonra milletin iradesine boyun eğerek muhalefet sıralarına geçmiştir. On sene Türkiye'de nasıl muhalefet yapıldığını demokrasi tarihine yazdırmıştır. Hem yurt içine hem yurt dışına örnek olmuş bir siyasi partidir.
Şimdi, burada, Cumhuriyet Halk Partisine, uzatmalı iktidar döneminde nasıl muhalefet yapılacağını öğretmek kimsenin hakkı değildir, haddi de değildir. Bu bilinsin. (CHP sıralarından alkışlar)
Muhalefet hakkımızı Anayasanın, İç Tüzüğün bize verdiği olanakları sonuna kadar kullanarak yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Muhalefet konusunda kimseden ders almaya ihtiyacımız yoktur. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Yüce Meclise saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Anadol.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şahsı adına ikinci söz isteği Kırıkkale Milletvekili Sayın Ramazan Can'ın. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Can, bu geç vakitte inşallah…
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Avukatlık Yasasına sınav 1969 yılında getirildi. 1979 yılına kadar yürürlükte kaldığı halde sınav uygulanmadı. 1979 yılında ise siyasi iktidar, dönemin, gerekçesinde, Anayasanın o zamanki 40'ıncı ve 10'uncu maddelerine eşitlik ve meslek seçme hürriyetine muhalif kaldığından dolayı sınavı kaldırmıştır. Sınavın kaldırılış tarihi 30.1.1979. Yayım tarihi 7 Şubat 1979. Peki, siyasi iktidar kim? Cumhuriyet Halk Partisi. Yani, sınavı Cumhuriyet Halk Partisi kaldırmıştır. Gömlek değiştiren onlar mı biz mi? Bunu artık kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 2001 yılına geldiğimizde kanun koyucu tamamen ticari mülahazalarla sınavı kaldırmıştır. Sınavı koymuştur. Sınavı koyarken de göstermiş olduğu gerekçeleri burada ben kısaca okumak istiyorum: "Mesleğe kabul için sınav zorunluluğunun getirilmesi, avukatlığın bilgi düzeyi yüksek kişilerce icra edilmesini temin edecektir. Ayrıca, artan hukuk fakültesi sayısı ve bunun neticesinde avukat sayısının denetimsiz olarak artmasının önüne geçilecek, belirli bir kalite elde edilebilecektir. Bununla birlikte, bir gerçek daha var ki, o da, dava konusu olayların aynı oranda artmadığıdır. Maalesef, ücret almaksızın dava kabul edilmekte ve düşük ücretlerle iş kabul edilmektedir. Bu sert rekabet şartlarına ayak uyduramayan birçok avukat, işsizlik sorunu yaşamakta, gelir sıkıntısı içerisinde bulunmaktadır. Bu sınavla bu gerekçeler izale edilmeye çalışılmaktadır. Bu da, tamamen pastanın küçülmesinden başka bir şey değildir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buraya çıkan CHP sözcüleri, özellikle sınav yapılmadığı takdirde, kalitesiz avukat, başarısız avukat yetiştirileceğinden bahsetti. Meclis çatısı altında 99 tane hukukçu var, kahir ekseriyetle de büyük bir bölümü avukat. 50 binin üzerinde de, Türkiye'de, baroya kayıtlı avukat var. Yani, ben söylüyorum, mefhumu muhalifinden değerlendirecek olursak, CHP'lilerin beyanıyla, bizler başarısız mıyız? Biz bunu asla kabul etmiyoruz.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; iyi bir hukukçu, iyi bir avukat yetiştirebilmek için, öncelikle;
1- Hukuk fakültelerinin gözden geçirilmesi, eğitim müfredatının tatbikat ağırlıklı hale getirilmesi ve fakülteler arasındaki kalite farkının lehe düzenlenmesi gerekir.
2- Hukuk fakültelerinin altı yıla çıkarılması, son yılın tatbikat ağırlıklı olarak, öğrencilerin adliyelere sevk edilmesi ve -neticede, aldıkları eğitim- yine, üniversitelerce sınavın yapılarak, öğrencilerin mezun edilmesi gerekir.
3- YÖK, yurt dışından mezun olanlara ciddi sınavlar getirerek, denklik vermelidir.
4- Avukatlık stajının iki yıla çıkarılması ve disipline edilmesi şarttır.
5- Hâkimlikten avukatlığa geçiş gözden geçirilerek, en azından mütekabiliyet tesis edilmeli, neticede haksız rekabet giderilmelidir. Bu konuda hâkimlere imtiyaz verilmemelidir.
6- Akademik kariyere sahip olanların avukatlık mesleğine geçişte ciddi kaideler konulmalı, bunlara da imtiyaz verilmemelidir.
7- Hazine avukatlığı sıradan bir devlet memurluğu olmuştur. İlk etapta, hazine avukatlarının statüsünü madden ve manen yükseltmeli, şartlar oluştuğunda, hazine avukatlığı müessesesi kaldırılarak, devlet, özel hukuk sözleşmesiyle, serbest avukatlardan hizmet satın almalıdır.
8- Avukatlık mesleğinde, tıp mesleğinde olduğu gibi, ihtisaslaşmaya gidilmeli, ceza, hukuk, idare, icra-iflas gibi.
9- Hak arama bilinci artırılmalı, önündeki engeller kaldırılmalıdır.
10- Avukatlar da hâkimler gibi Adalet Akademisinde yararlandırılmalı, eğitime alınmalı, bu konuda, Barolar Birliği, üzerine düşeni derhal yapmalıdır.
Avukatların imzalarına güvenilmeli, bu konuda noterlerin ve yargının iş yükü hafifletilmelidir. Yalnız, yetkinin kötüye kullanılması halinde de, avukatlara ciddi yaptırımlar getirilmelidir.
Mesleğin itibarının sarsılması iyi hukukçu olmadığından değil, meslek ilkelerine uygun davranılmadığındandır. Her başarılı hukukçunun iyi bir avukat olacağı garantisi yoktur. Başarılı avukat, iyi bir hukukçu, aynı zamanda meslek ilkelerine uyandır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu teklifin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, tekrar yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Can.
Sayın milletvekilleri…
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Önergemiz var Başkanım.
BAŞKAN - … madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkan, önerge var.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - İşleme almayın arkadaşlar, geçti.
BAŞKAN - Şimdi, soru-cevap faslına geçiyoruz.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Anayasaya aykırılık önergemiz var Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Ercenk.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan, AKP İktidarının, hukuka, yargıya, savunma hakkına, avukatlara ve stajyer avukatlara ne kadar önem verdiği ve ne kadar ciddiye aldığı bugün bir kez daha anlaşılmıştır.
Devletin üç temel gücünden biri olan yargının önemli bir unsuru olan avukatlarla ilgili bir kanun teklifi görüşülürken, Genel Kurulda Hükûmeti temsilen Tarım Bakanının bulunmasını doğru buluyor musunuz? Böylesine önemli bir konuda Genel Kurulda Hükûmeti temsilen sorulara sözlü cevap verebilecek bir bakanın bulunması daha doğru olmaz mıydı? Umarım bu soruya da yazılı cevap vermek istemezsiniz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ercenk.
Sayın Torun…
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkanım, işleme koymayacağınız soruları sordurmanın faydası yok. İşleme konulmaz bunlar Sayın Başkan. Sayın Başkan, konuyla alakası olmayan soruların işleme alınmamasını istiyorum.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Avukatlarla ilgili konu görüşülüyor.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkan, Meclisi kim yönetiyor?
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, bunu Başkan olarak Hükûmete yöneltemezsiniz.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Niye rahatsız etti seni?
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Alakasız konular efendim.
BAŞKAN - Sayın Torun, buyurun.
CAVİT TORUN (Diyarbakır ) - Sayın Başkan, aracılığınız ile Sayın Bakana şu soruları yöneltiyorum:
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun bazı maddelerinde yapılan değişiklik ile avukatlık sınavının kaldırılması öngörülüyor. Daha önce birtakım baskı gruplarının lobi faaliyetleri sonucu konulan sınav hiç uygulanmadı. Bu haksız uygulamanın bireyleri olan stajyer avukatlar, sorunlarını Parlamento gündemine taşıdılar. Onların girişimlerinin olumlu karşılanması sonucu, sınav, biraz sonra vereceğimiz oylarla kalkmış olacak. Sınav devam etmiş olsaydı, test halinde sorulan bütün soruları cevaplayan stajyer avukat, acaba, sınav sonrasında, hemen bir dava dilekçesini usulüne uygun, yani, vazifeli, salahiyetli bir mahkemede, delillerini ve tüm belgelerini ibraz etmek suretiyle cevap süresini ve neticeyi talebini açık bir tarzda belirterek yazabilecek miydi? Replik ve düplik kurallarına süresi içerisinde uyup, duruşmaya çıkma imkânını elde etmiş olacak mıydı?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Güler, buyurun.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sayın Başkan, sizin aracılığınızla, Sayın Bakana sorumuz var.
Şimdi, adli idari yargıda, yaklaşık, bugün, 6 072 hâkim ve 3 363 cumhuriyet savcısı görev yapmaktadır. Ama, ihtiyaç olan, halihazırda, 3 bin hâkim ve 2 bin savcı açığı bulunmaktadır. Bu kadro ihtisası konusunda, Bakanlık olarak, bunun, ne zaman, bir an önce ihdasını sağlamayı düşünüyorsunuz.
İkinci sorumuz ise, yine, kamuoyunda sürekli potansiyel suçun arttığı bir oranda, her yargının aksadığını göz önünde bulundurduğumuzda, bu kadronun ivedilikle açılması ve özlük hakları konusunda çalışmalarınız var mı?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Güler.
Sayın Özdoğan, buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım, ben de Sayın Bakanımıza birkaç soru sormak istiyorum.
Birinci sorum: Hukuk fakültelerimiz, dünyaya açılan ve gelişen Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu, hukukun uluslararası boyutuna ilişkin eğitim vermekte yetersiz olup, mevcut hukuk fakülteleri, kadrosal ve mali açıdan zayıftır. Hükûmet olarak, hukuk eğitimi alanlara daha fazla mali kaynak ayırmayı planlıyor musunuz hukuk eğitimi alanlara?
İkinci sorum: Dar gelirli halkımızın önemli bir kısmı, mali olarak daha uygun olmaları sebebiyle arzuhalcilerden istifade etmektedirler. Bu tablonun hukuk sistemimizin üzerindeki etkisi hakkında Hükûmetimizin nasıl bir bakış etkisine sahip olduğunu öğrenmek istiyoruz ve Avrupa Birliği sürecinde, bu durum Türkiye'ye yakışıyor mu?
Son sorum: Türkiye, avukatların can güvenliğine yönelik çok sayıda saldırının gerçekleştiği bir ülke durumundadır. Hükûmetimiz döneminde, AK Parti Hükûmeti döneminde, avukatlara yönelik saldırılar nasıl bir grafik arz etmiştir? Avukatların can güvenliğini daha sağlam bir şekilde nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.
Sayın Eraslan…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakana iki soru sormak istiyorum.
Birincisi, 2/12/2006 tarihinde baro başkanları toplanıyor Ankara'da. Sanırım, toplantı konuları -tüm baroların başkanları, sadece birlik başkanlığı değil- bu yasayla ilgili bir karar oluşturmak üzere toplanıyor. Bu yasa teklifinin görüşmesini -henüz son madde oylanmadı- bu toplantı sonucuna kadar ertelemeyi düşünür müsünüz? Oradan çıkacak, avukatlık mesleğinin geliştirilmesi açısından oradan çıkacak sonucu da dikkate almayı düşünür müsünüz? Birisi bu.
Bir diğeri de, şimdi, konuşma sırasında, Sayın Işık, Grup adına ifadelerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına ifadelerinde "avukatlık sınavını kazanamayanın emeğinin yok olduğunu, bunca yıllık emeğin heba olduğunu" söyledi. Şimdi, uygulamadan biliyoruz ki, döneminizde, İktidarınızda, hem adli yargıda hem de idari yargıda hâkim sınavına giren, hatta, defalarca birinci olan adayı elediniz. Buna yazık olmuyor mu? Bunun emeğini heba etmiş olmuyor musunuz?
Bir diğer nokta da, efendim, görüşmekte olduğumuz yasa teklifi yok hükmündedir. Anayasa'nın 88'inci maddesine göre İçtüzük hükümleri ihlal edilerek getirilmiştir, yok hükmündedir. Adalet Komisyonunda görüşüldüğü sırada teklif geri çekilmiştir. Daha sonra, düşen bir teklif yeniden yenilenmiştir. Yok hükmünde olan, Anayasa'ya aykırı olan teklifle yasalaştırmaya devam etmeyi düşünüyor musunuz?
Teşekkür ederim.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Keen lemyekün...
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Eraslan.
Sayın Bakan buyurun, sorulara cevap vermek isterseniz.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, öncelikle, tabii, burada Hükûmet adına kimin oturacağı da yine Hükûmetin karar vereceği bir husustur. Burada nasıl, sayın milletvekilleri İçtüzük'ten kaynaklanan haklarını kullanıyorlarsa -soru, cevap, konuşma, önerge vesaire- burada kimin oturacağı ve burada oturan Hükûmet üyesinin sorulara ne şekilde cevap vereceği de İçtüzüğe göre, burada oturan bakanın değerlendireceği bir husustur. Öncelikle bunun dikkate alınmasını istiyorum.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Sayın Bakan burada hukuk konuşuluyor, hukuk.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) -Bunun bu şekilde değerlendirilmesini istiyorum...
TUNCAY ERCENK (Antalya)- Ne kadar çok iyi anlıyorsunuz bu işten!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - ... ve sorulan sorulara...
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Siz laiklik ilkesini savunanlara "maganda" diyeceksiniz, burada gelip oturacaksınız!..
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan, ben, sorulan...
BAŞKAN - Sayın Ercenk, çok fazla heyecanlısınız. Oturun lütfen bu saatte yerinize.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Ben kendime saygısızlık yapılmasını...
BAŞKAN - Efendim, siz, her türlü hakkınızı kullandınız. Lütfen...
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Hukukçulara da saygısızlık yapılmıştır, Meclise de saygısızlık yapılmıştır.
BAŞKAN - Buyurun.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan, bizim Hükûmet olarak hukuka da, hukukçulara da saygımız sonsuzdur.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Kaldırın dokunulmazlığı o zaman, hukuka saygınız varsa.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Bugün burada görüşülmekte olan yasa tasarısı da, yine hukukçulara dönük olarak bir düzenleme talebidir ve o da hukukçulara olan sevgimizin, saygımızın bir gereğidir. Hiç kimse bizi hukuka saygısızlıkla itham edemez. Kem söz sahibine aittir.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Kem söz söylemedim, doğru söz söyledim.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Ben, süre, soru…
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Doğru söz söyledim ben.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Dolayısıyla, Sayın Başkan, verilen..
TUNCAY ERCEN (Antalya) - Sözünüzü geri alın.
Sayın Başkan "kem söz" sözünü geri alsın.
BAŞKAN - Sayın Ercenk, size göre doğru ona göre doğru olmayabilir. Burada karşılıklı…
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Kem söz ne demek?
BAŞKAN - İlla ki beğenmeniz mi lazım? Rica ediyorum Sayın Ercenk.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Kem söz ne demek Sayın Başkan? Bunu değerlendirin.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan…
BAŞKAN - Tamamlıyor musunuz.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan, tamamlıyorum.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Sözünüzü size iade ediyorum Sayın Bakan, aynen.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) -
Şimdi, Hükûmet İç Tüzük'ten kaynaklanan bir hakkını kullanırken, bunu saygısızlık olarak telakki etmek kem sözdür, başka bir şey değildir.
TUNCAY ERCENK (Antalya) - Bunu size iade ediyorum ben, aynen.
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sorulara cevap versin Sayın Başkan.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Ben, bu soruları da İç Tüzük'ten kaynaklanan hakkımıza göre, bunları da yazılı olarak cevaplandıracağım.
Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Bakan, teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN - Madde üzerindeki konuşmalar ve soru cevap faslı tamamlanmıştır. Ancak, Sayın Orhan Eraslan ve arkadaşları tarafından, bu Yasanın, yasa teklifinin, görüşülmekte olan yasa teklifinin Anayasanın 88'inci maddesine aykırı olduğundan bahisle bir önerge verilmiştir.
İç Tüzük'ün 84'üncü maddesi açıp okunduğunda, açık hükmü karşısında, Orhan Eraslan ve arkadaşlarının önergesi gerekçesiz…
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Gerekçeyi açıklayacağız Sayın Başkan.
BAŞKAN - … ve belli bir maddeyi de ihtiva etmediğinden işleme koyamıyorum.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, teklif tek maddeliktir. Gerekçeyi de açıklayacağız, müsaade ederseniz.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Teklif tek maddeliktir.
BAŞAN - Şimdi, son oylamadan önce, oyunun rengini belirtmek isteyen arkadaşlarımız var.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Önergeyi okuyun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Ona söz vereceğim.
ORHAN ERASLAN (Niğde) - Önergeyi okuyun efendim.
BAŞKAN - Şimdi, 3'üncü maddeyi oylayacağım.
ORHAN ERASLAN (Niğde) -Önergeyi okuyun Sayın Başkan.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkan, önergeden Genel Kurulun haberi olsun.
BAŞKAN - Efendim, önerge Anayasa'ya aykırılık, açıkça okudum, İç Tüzük'ü okudum.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Efendim, önergeyi okuyun, içeriğini Genel Kurul öğrensin.
BAŞKAN - Şekle ve İç Tüzük'e uymuyor. Ben işleme alamıyorum. Uzmanlarla da meseleyi değerlendirdik, zatıalinizle de arkadaşlar görüştüler.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Karar yeter sayısı istedim.
BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.
Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, madde kabul edilmiştir.
Şimdi, Yasa'nın tümünü oylamadan önce, İç Tüzük'e göre oyunun rengini belirtmek isteyen sayın milletvekillerimize söz vereceğim.
Aleyhte, Bursa Milletvekili Sayın Ertuğrul Yalçınbayır.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Yok efendim.
BAŞKAN - Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe.
Buyurun efendim.
HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli üyeler; Konya Milletvekili Sayın Ahmet Işık'ın Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümünün oylanmasında düşüncelerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün, hukukun temel noktalarından birisini, bir mesleği icra eden meslektaşlarımızla, avukatlarla ilgili bir yasal düzenlemeyi değiştiriyoruz. Bu yasal düzenlemeyi değiştirirken, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 28, 29, 30 ve 31'inci maddelerini hiç uygulamaya koymadan kaldırıyoruz. Kaldırma gerekçemiz "bu hukuk fakültelerinden bunlar mezun olmuştur, avukatlık yapmalarını engelleyen bir konu yoktur." Dolayısıyla, bu mezun olan kişileri ikinci bir sınavdan geçirmenin gerekli olmadığına karar veriyoruz.
Bu düşünceye bir yerde saygı duyulabilir, ama, avukatlık mesleğiyle ilgilenenlerin bir meslek odası vardır. O da Türkiye Barolar Birliğidir. Türkiye Barolar Birliği kendi alanında en uzman kuruluştur. Onun düşüncesi nedir acaba? O benim gibi düşünmüyor diyerek, onun düşüncesine itibar etmeyebilir miyiz? Bu, yüce Mecliste görev alan değerli parlamenterlere yakışır mı? Biz bilimi savunan kişileriz. Biz doğruyu bulmaya çalışan kişileriz ve görev yaptığımız süre içinde de bu doğruyu yakalamak zorundayız.
Şimdi, değerli arkadaşlar, sınavın yapılma zamanı veya yöntemi üzerinde birtakım tartışmalar olmuşsa da, genelde sınavın son derece gerekli olduğu üzerinde hem Türkiye'deki yerel barolar hem de Barolar Birliği görüş birliği içindedir. Tüm buna, Türkiye'deki 81 baro başkanının, baro yönetimlerinin düşüncelerine ters olacak bir şekilde bir yasayı çıkarmakta ısrarımız nedir, neyi yakalamak istiyoruz?
İyi bir avukat olmanın gerekli koşulu iyi bir hukukçu olmaktır. Hukuk fakültesinden mezun olmak o insana avukatlık hakkını vermez. Pek çok insan hukuk fakültesinden mezun olmuştur, ama, baroya üye olmamıştır. Zaman zaman reddedilmiştir.
Şimdi, yeni getirilen sınav sistemi ile ülkemizde sayıları hızla artan hukuk fakülteleri nedeniyle eğitim, öğretim açısından oluşan farklılıkları önlemek, avukatlık mesleğinin kalitesini artırmak ve giderek savunma ile yargıya yansıyan olumsuzlukların giderilmesini amaçlamaktır.
Avukatlık, hukuki bilgiye, kişisel beceriye ve mesleki tecrübeye dayanmaktadır. Hangimiz, sağlık problemimiz olduğunda stajyer doktora gideriz, hangimiz? Uzmanı ararız. Hukukta hatayı affedemezsiniz, hukuktaki hatanın önüne geçemezsiniz, o hatayı geriye getirmek olanaksızdır. Bu nedenle, tüm ülkelerde, sınav sistemi üzerinde yoğun çalışmalar yapılırken, bizim sınavdan uzaklaşmamız, bizi kalitesizliğe doğru yönlendirir, hukukta kargaşa ortamına yönlendirir ve bunun sıkıntılarını ciddi oranda çekeriz ve değerli arkadaşlarım, saygıdeğer milletvekilleri; bir meslekte, serbest çalışan bir meslekte sadece, kamu hizmeti olarak görülmüştür, o da avukatlıktır. Diğer meslek birimlerinde, bir mühendislik kamu hizmeti yapmaz. Avukatlar, niteliği itibarıyla kamu hizmeti görürler ve yargının ana unsurlarından birisidir. Bunun farklılıkları doğaldır. Hatta, pek çok, kamu hizmeti görmeyen birtakım meslekler bugün imtihanla bu işleri yapmaya çalışırken, bizim imtihandan kaçmaya çalışmamız bizi sıkıntıya sokar. O genç arkadaşlarımızı, o genç meslektaşlarımızı…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Hadi! Hadi! Hadi!
BAŞKAN - Sayın Ünlütepe, siz oyunuzun rengini son olarak söylerseniz iyi olur.
HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) - Birazcık… Yani, hiç yakışmıyor! Sadece, hiç yakışmıyor! O söz, o değerli milletvekiline hiç yakışmıyor. Hiç yakıştıramadım ve lütfen, ayağa kalkıp da onu tekrar söylesin. Hiç yakışmıyor!
BAŞKAN - Sayın Ünlütepe, siz, oyunuzun renginizi belirtir misiniz?
HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) - Hiç yakışmıyor, hiç! Delikanlı adam çıkar, ayakta söyler ne söyleyecekse. Adam gibi olun!
Değerli arkadaşlar, biz burada iyi bir şeyi yakalamaya çalışmalıyız. Hissî davranmayalım. O genç meslektaşlarımız, bugün, yazıhanelerini açtığında, pek çoğu bürolarının kiralarını ödeyemiyor, pek çoğu bugün sigorta primlerini ödeyemiyor. Onlar yarın mesleğe atıldıklarında onlara başka alanlarda destekçi olabiliyor muyuz? Bu yasa, kendisiyle barışık olmayan, meslek odasıyla sanki farklı düşünüyoruz diyerek onu çıkartmaya çalışılan bir çaba gibi geldi ve bu yasaya olumlu oy veremeyeceğimi, bu yasanın çıkmasında kamusal yarar olmadığını belirterek yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ünlütepe.
Lehte olmak üzere, Konya Milletvekili Sayın Ahmet Işık…
Buyurun Sayın Işık. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1267 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin tümünün oylaması öncesi oyumun rengini belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım.
HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sayın Ahmet Işık, teklif kimin ki renk veriyorsun?
ATİLA EMEK (Antalya) - Ahmet, tavanı kesme artık, yeter!
AHMET IŞIK (Devamla) - Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, İç Tüzük madde 75'e göre, verilen teklif Meclis Başkanlığınca henüz havale edilmemişse…
ATİLA EMEK (Antalya) - Tavana bakma Ahmet, Genel Kurula bak!
AHMET IŞIK (Devamla) - …teklif sahibi, gördüğünüz üzere, teklifi tekrar geri alabilir.
ATİLA EMEK (Antalya) - Tavana bakma!
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Peki, geri aldıktan sonra ne yapar?
AHMET IŞIK (Devamla) - Yine, İç Tüzük'ün 35'inci maddesine göre, komisyonlar, kendilerine havale edilen kanun tasarı ve tekliflerini aynen ve değiştirerek kabul veya reddedebilirler.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Geri aldıktan sonra ne yapar?
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Geri aldıktan sonra ne yapar, onu söyle sen.
AHMET IŞIK (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bir ülkedeki gelişmişliğin en büyük ölçütlerinden birisi de insanların nitelikli eğitim seviyesidir.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Geri aldıktan sonra ne yapar, onu anlat sen.
AHMET IŞIK (Devamla) - Bu standardı yakalamış genç avukatlarımızın 22'nci Dönem Parlamentosu âdeta umut kapısı haline dönüşmüştür.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Teklifi geri almışsın, ortada teklif yok.
BAŞKAN - Sayın Kılıç, izin verin de Sayın Işık konuşsun.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) -Ortada teklif yok Sayın Başkan.
AHMET IŞIK (Devamla) - Özellikle AB sürecini yaşadığımız bu dönemde üniversiteye girmiş, hukuk fakültesini bitirmiş, meslek edinme şartlarının tüm unsurlarını tamamlamış avukat adayını hayatın çıkmaz sokağına bırakmayı demokratik davranış olarak görmemekteyiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Tribüne oynuyor, tribüne! Önüne baksın! Önünü görmüyor.
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Boşa uğraşıyorsunuz Ahmet Bey, bu yasa boş.
AHMET IŞIK (Devamla) - Değerli milletvekilleri, genç avukat adaylarımızın 2001-2006 yılları arasındaki yaşamış oldukları sınav stresini ve acı tecrübeyi, sınavın kalkmasıyla birlikte bundan sonraki hayatlarında sinerjiye ve başarıya dönüştüreceklerine inancımız tamdır. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri) Nitelikli gençlik, ülkemizin sadece zenginliği değil, aynı zamanda dinamizmin ve değişim potansiyelinin de kaynağıdır. Vasıflı genç nüfusa sahip olmak, Türkiye için büyük bir imkân ve fırsattır. Özgür düşünceli, kendi başına karar verebilen, sorgulayan, kendi toplumunun ve evrensel anlayışın doğrularından haberdar olan ve hayatın güçlükleriyle baş edebilen donanımlı ve nitelikli gençlerle ülkemizin daha büyük vizyon yakalayacağı bir gerçektir.
Değerli milletvekilleri, milletimizin huzur ve saadetini, ülkemizin kalkınmasını ideal edinmiş genç avukat adaylarımızı işbu yasayla birlikte hayata uğurlarken onlara "yolunuz açık olsun" diyor, emeği geçen herkese teşekkür ederken olumlu oyumla Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ATİLA EMEK (Antalya) - Keen lemyekün yasa…
MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Boşuna uğraşıyorsun, boşuna…
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.
Sayın milletvekilleri, teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. Hayırlı olmasını diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)