KONYA MİLLETVEKİLİ FAKİH ÖZFAKİH VE 21 ARKADAŞININ
AVUKATLIK KANUNU TEKLİFİ (2/54)[1]
GEREKÇE
04.11.1965
MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Meclis İçtüzüğünün 69 ncu maddesi gereğince birinci dönemde hükümsüz kalmış kanun teklifleri arasında Cumhuriyet Senatosu Üyesi Sayın Muhittin Kılıç tarafından verilmiş ve hükümsüz kalan teklifler listesinde 2/653 sıra numarasını ihtiva eden (Avukatlık kanunu) teklifini benimsediğimizi ve içtüzüğün 69 ncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince komisyona gönderilmesini arz ve talebederiz.
4.11.1965
MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Tarafımızdan hazırlanan Avukatlık kanunu teklifi gerekçesiyle birlikte takdim edilmiştir. Gereğine müsaadelerinizi saygı ile rica ederiz.
GENEL GEREKÇE
Yeni ve günün ihtiyaçlarına cevap vermek, sosyal tekâmül safhalarını göz önünde tutarak bir Avukatlık kanunu hazırlanması sosyal bir sorumluluk olarak ve meslekî bir ihtiyaç yönünden belirmiş bulunmaktadır.
Senelerden beri meslek mensuplarının, baroların, Adliye Vekâleti ve mahkemeler gibi müesseselerin yeni baştan ve Avukatlık kanunu hazırlanması gerektiği yolunda fikir birliği içinde bulundukları da bir vakıadır.
1960 yılı Temmuz ayında zamanın Adliye Vekili Abdullah Pulat Gözübüyük ile İstanbul Barosu Reis ve İdare Kurulunun Ankara'da Adliye Vekâletinde yaptıkları görüşmede, Bakanlığın yeni bir avukatlık kanunu hazırlamak üzere çalışmalara başlıyacağı bildirilmiş, İstanbul Barosunun da bir tasarı hazırlıyarak Vekâlete göndermesi hususunda da bu görüşmede mutabakata varılmıştır.
Filhakika kısa bir zaman sonra İstanbul'da Baronun teşkil ettiği bir komisyon yeni tasarı üzerinde çalışmalara başlamıştır. Bu komisyonun hazırladığı tasarı, Vekâletçe teşkil olunan Avukatlık kanunu tasarısı hazırlama komisyonu müzakeresine sunulmuştur. Bu Vekâlet komisyonuna İstanbul, Ankara, İzmir barolarının temsilcileri iştirak etmiş ve müzakerelere başlanmıştır. 16.1.1961 günü Vekâlette yeni Avukatlık kanunu tasarısı hazırlama komisyonu ilk toplantısını yapmıştır.
Bu komisyon toplantılarında prensip itibariyle İstanbul Barosunun hazırladığı tasarı üzerine müzakerelere başlanmıştır. Bu arada baroların ve Barolar Birliğinin istiklâli, muhtariyeti, idare kurulları ile disiplin kurullarının ayrılmaları, avukatlık meslekinin sahasının genişletilip geliştirilmesi, stajın verimli hale getirilerek avukatlık imtihanının konulması gibi prensiplerde tam bir mutabakata varılmıştır.
Bu devrede Kurucu Meclis teessüs etmiş ve yeni Anayasayı hazırlamakta bulunduğu komisyonca nazara alınarak hazırlanan Anayasaya ve onun prensip ve espirisine, derpiş ettiği müessese anlayışına uygun bir Avukatlık kanunu hazırlıyabilmek için Bakanlıkta teşkil olunan komisyon mesaisine araverilmiştir.
1961 seçimlerinden sonra kurulan karma Hükümette Adalet Bakanlığı görevini almış bulunan Sahir Kurutluoğlu'nun zamanında, Bakanlık Av. Volf Çernis'e yeni bir Avukatlık kanunu tasarısı hazırlaması teklif ve temennisinde bulunmuştur. Avukat Volf Çernis İstanbul Barosu ile temas etmek suretiyle yukarıda belirttiğimiz esas ve prensipleri nazara alarak daha ziyade Alman Avukatlık Kanunu çerçevesinde ve ondan mülhem bir tasarı hazırlıyarak Bakanlığa sunulmuştur.
Diğer yandan İstanbul Barosu bütün bu çalışmaları ve tasarıları göz önünde tutarak yeni bir Avukatlık kanunu tasarısı meydana getirmiştir.
Bu sıralarda Zonguldak ve birçok baroların öteden beri izhar ettikleri arzu ve haklı taleplerine uygun olarak Ankara Barosunun (20-21-22) Nisan 1963 günlerinde Ankara'da tertibettiği Barolar Birliği ihzari Toplantısı 48 baronun iştirakiyle Ankara'da yapılmıştır.
Bu toplantıda yeni hazırlanacak Avukatlık kanunu tasarısında yer alması gereken prensip ve müesseseler üzerinde müzakere yapılmış bunlar maddeler halinde tesbit edilerek karara bağlanmıştır. Yine Barolar Birliği toplantısında varılan karar gereğince (171819) Mayıs 1963 günlerinde Ankara, İzmir, İstanbul barolarından katılan 3 er kişilik temsilcilerin teşkil ettiği 9 kişilik komisyon tesbit edilen prensiplerin ışığı altında bütün baroların görüşlerini ihtiva eden işbu Avukatlık kanunu tasarısını hazırlamış bulunmaktadır.
Bu yeni avukatlık kanunu tasarısı 1961 Anayasası, topluluğumuzun bugünkü ihtiyaçları, geçirilen tecrübeler, ecnebi mevzuat ve Türkiye barolarının görüşlerinin bir muhassalası göz önünde tutularak hazırlanmıştır.
Tasan ve teklifin hazırlanmasında büyük çapta emeği geçmiş olan Ankara, İstanbul ve İzmir barosu yönetim kurullarına şükranlarımızı arz ederiz. Kanun 12 kısım ve bir geçici kısımdan mürekkep olup 195 madde ve 6 geçici maddeden ibarettir.
MADDE GEREKÇELERİ
BİRİNCİ KISIM
3 maddeden ibarettir.
Madde 1 — Avukatlığın bir kamu görevi olduğunu hükme bağlamıştır. Bütün mevzuatta ve eski kanunda avukatlığın âmme hizmeti mahiyetinde bir hizmet olduğu kabul edilmiş bulunmakla bu hüküm tasarıya da daha sarih surette alınmıştır. Ecnebi mevzuatta da avukatlık mesleki kamu görevi olarak kabul edilmiştir.
Madde 2 — Avukatlığın gayesini izah eden ve hükme bağlıyan bu madde; avukatların hukukî bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine tahsis ederek her türlü hukukî meselelerde ihtilâfların halline ve münasebetlerin tanzimine yardım etmek resmî ve özel kurumlar ve yargı organları önünde kanunların tam olarak adalet ve hakkaniyete uygun surette tatbikini sağlamak şeklinde ifade olunan gayeyi hükme bağlayan madde avukatlığın bu vasıfları itibariyle de bir âmme hizmeti olduğunu ifade etmiş bulunmaktadır.
Madde 3 — Bu maddede avukatın serbest bir meslek yaptığı adaletin dağıtımında ve gerçekleşmesinde müstakil bir organ olduğu ifade edilerek avukatın yukarıda belirtilen hizmeti görürken ve meslekin gayesine vâsıl olurken kanunlardan, adalet prensiplerinden, mülhem olarak ve sadece bunlara bağlı hareket edeceği, hiçbir makam ve yerden emir almıyacağı ve oralara tabi olmadığı ezcümle müvekkilinden emir alarak yukarıda gösterilen prensipler dışında hareket etmeyeceği belirtilmiştir. Avukatın haksız bulduğu bir işi ve davayı iddia ve savunamıyacağı, savunmıyabileceği hulâsa meslek icra ederken avukatın bağımsız ve serbest bir meslek icra ettiği ifade olunmuştur.
İKİNCİ KISIM
14 maddeden ibarettir.
Madde 4 — Avukatlık meslekine kabul şartlarım tesbit eden bu madde: Âmme hizmeti olarak kabul olunan avukatlığın sosyal hayattaki büyük önemi göz önünde tutularak, bir avukatın hem moral hem de bilgi bakımından esaslı ve sıkı bir yetişme şartına tabi olması, mesleke liyakat kesbedip etmediğinin murakabeye bağlanması ön plânda tutulmuştur.
Nihayet bir jüri huzurunda imtihan vererek bu liyakat ve ihtisasın ihraz edildiği tesbit olunarak avukatlık meslekine girmek bir teminat teşkil edecektir. Müdafaa meslekî bir formasyon ve mümarese, tecrübe işidir. Bu hukukî bilgi ve tecrübe formasyonu, tam ve kâmil mânada hukuk fakültelerinde o müesseselerin uzun tecrübelerden sonra hazırlanmış programlarına göre tedrisat görmek ile iktisap olunabilir.
Hukuk derslerini yardımcı bilgi olarak alan ve okutan tâli derecede bu mevzuları öğreten başka müesseselerden mezun olanların bu bilgi ve formasyonu aldıkları kabul olunamaz. Madde bu esaslar nazara alınarak yalnız hukuk fakültelerinden mezun olanlara avukatlık meslekine girme imkânını has ve şart olarak koymuştur. Bu maddeye stajdan muafiyet için konmuş olan 10 yıllık süre yukarıda belirttiğimiz gibi avukat olacak kimsenin bu sıfatı almadan önce tecrübe ve mümarese devresi olarak böyle bir uzunca müddete tabi olmasını sorumlu göstermektedir. Zira ehliyet ve liyakatin neticesinde staj imtihanı ile tesbit olunması zarureti karşısında sayılan mesleklerde ve statülerde 10 yıldan az müddetle bulunmuş olmanın kâfi olamıyacağı tecrübelerle sabittir. Birçok memleket mevzuatında da bu husus aynı tarzda derpiş edilmiştir. Bu hüküm aynı zamanda avukatlık meslekine sadece titr için girmeyi esas almamak lâzımgeldiği ve âmme intizamı bakımından avukat olacak her kişinin ehliyetli olduğunun staj ve imtihan süzgecinden geçtikten sonra tesbit edilmesi anaprensibine uygunluğu temin etmek bakımından sevk edilmiştir.
Madde 5 — Bu maddede avukatlık meslekine kabule engel haller derpiş olunmuştur. Burada sevk olunan hükümler eski kanunda yer alan hükümlere uygundur. Ancak yenilik olarak bazı suçlardan mahkûm olmak hallerinde bu kabil mahkûmların affa veya memnu hakların iadesine mazhar olmaları hallerinde dahi avukat olamıyacakları hükmünü getirmiştir. Bu hükümler seçim kanunlarında, Hâkimler Kanununda derpiş edilmiştir. Ve aynı tarzda prensib olarak mâni sebepler olarak hükme bağlanmıştır. Ahlâki redaeti sabit olan ve manevi evsaf nakisesiyle malûl bulunan kimselerin mesleke alınması mahzurlu görülmektedir. Bunların amme hizmeti görmek bakımından malûl bulundukları memleketimizde de kabul olunmuştur. Bu itibarla kanunda da bu hükümler yer almıştır.
Madde 6 — Avukatlığa istek hakkında karar ve yemin bakımından hüküm sevk eden bu maddede yenilik yemin yönündendir. Bu yeminin anane olarak tatbik edilmekte bulunduğu vakıasından gayri bir mesleke dâhil olan kimsenin o meslekin gaye ve esaslarına riayeti tazammun eden bir sözü yemin şeklinde ifa etmesi her yerde kabul edilmiş tabiî bir prensiptir. Maddemizde buda hükme bağlanmıştır.
Madde 7 — Karar verme müddeti ve bekletici halleri hükme bağlıyan bu maddede adayın mesleke kabulü bakımından müracaatının sürüncemede bırakılmaması noktasından, bir de mesleke kabule mâni bir takibat altında bulunan kimsenin bu hallerinin tavazzuhu beklenerek kabul kararının bekletici meseleye bağlanması umumi prensiplere uygun düştüğünden bu hallerde nazara alınmıştır.
Madde 8 — Kabul isteğinin reddi kararına karşı itirazı ve mercileri gösteren bu maddede yine umumi prensiplerden mülhem olunarak kararların gerekçeli olması, yeni bir müessese olarak kurulan Barolar Birliğine itirazın mümkün olması ve nihayet Danıştaya başvurma esasları kabul olunmuştur.
Madde 9 — Avukatlık ruhsatnamesi eski kanunda da mevcud olan bu belgelerin avukat olan kimseye barolarca verilmesi ve bunların tek tip olarak Barolar Birliği tarafından bastırılması hükme bağlanmıştır. Bu hükümde kanunun bünyesine ve Barolar Birliği kuruluşuna uygunluk arz eder.
Madde 10 — Levhadan kaydın silinmesi hallerini hükme bağlıyan bu madde eski kanunda da mevcuttur.
Madde 11 — Levhadan kaydın silinmesi ve buna ait itirazlar hakkında hüküm sevk eden bu madde eski kanunda yer almıştır. Değişiklik olarak, itirazın Barolar Birliğine yapılması ve nihai merci olarak da Danıştaya başvurulması esas alınmıştır. Bir de tedbir olarak yönetim kurulunun silme kararı üzerine disiplin kurulunun tedbir olarak avukatı meslek icrasından muvakkaten menedebileceği de hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Madde 12 — Ret ve silme kararının bildirilmesi hakkında hüküm sevk eden bu madde bu durumda olan aday veya avukatın hakkında verilen silme kararlarının barolara ve Barolar Birliğine bildirilmesi meslekin nizamını ve koordinasyonu sağlamak için konulmuştur.
Madde 13 — Avukatlık unvanını kullanmak salâhiyetinin düşmesi hallerini tanzim eden bu madde istisnaen avukatlık unvanını en az 10 yıl avukatlık yapmış olan kişilere baro yönetim kurulu kararı ile kullanabilmek izninin verilebileceğini ve bunun disiplin kurulu kararınca da geri alınabileceği hükmünü koymuştur.
Madde 14 — Avukatlıkla bağdaşamıyan işleri sayan bu maddede, bu mesleklerin avukatlık meslekinin şeref, vekar, haysiyet ve nizamı ile bağdaşamıyacağı ve meslekin gayesine mugayir olması sebebiyle bu hüküm konmuştur.
Madde 15 — Avukatlıkla bağdaşabilen işleri tâdâdeden bu maddede gerekçenin başında tafsilâtı ile arz ve izah olunduğu veçhile avukatların sosyal hayatta faydalı olabilecek meslekin nizamı ve gayesiyle bağdaşabilen bu kabil meşgalelerle ve işlerle uğraşmaları faydalı görülmekle aynı zamanda meslekin sahasını genişletmek için sevk edilmiş bulunmaktadır.
Madde 16 — Hısımlık engeli bakımından sevk edilen bu madde âmme emniyet ve itimadı bakımından eski kanuna girmiş bulunan bir hüküm olarak yeni tasarıda da yer almıştır.
Madde 17 — Yargıçlık veya savcılıktan ayrılanların iki yıl süre ile bulundukları son vazife yerlerinde avukatlık yapmamalarını icabettiren esbabı mucibe eski kanunda da aynen yer almış ve bu hüküm sevk edilmiştir. Tasarımızda aynı memnuiyetin muhafaza edilmesi bu esbabı mucibenin yerinde olmasına dayanılmaktadır.
Maddede gösterilen memurlar hakkında keza aynı memnuiyetin vaz'ı bakımından da esbabı mucibe aynıdır.
Yargıç, savcı, veya Devlet memurunun il, belediye, İktisadi Devlet Teşekkülü memurlarının, memuriyet sıfat ve nüfuzlarını kullanarak kendilerine iş sahası temin etmek ve meslekin nizam ve gayesini ihlâl ederek âmme vicdanında bağımsız, serbest bir meslek olarak icra olunması şart olan avukatlık meslekinin bu gayeden ve şartlardan mahrum olabileceği şüphesini yaratmak hüküm bu şekilde konmuş bulunmaktadır.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Staj
Madde 18 — Kanunun 3 ncü kısmı stajın ne suretle yapılacağını tâyin etmektedir. Avukatlık meslekinin avukatlığın ciddî ve vekarına uygun bir şekilde ifa edebilmek, avukatlığın bütün inceliklerine nüfuz edebilmek için yalnız hukuk tahsili kâfi olmayıp adayın gerek mahkemeler gerekse bir avukat yanında esaslı bir staj devresi geçirmesi zaruridir. Bu sebeple yanında staj görülecek avukatın en az 10 yıl avukatlık yapmış olması zaruri görülmüştür.
Madde 19/20 — 19 ncu madde staja başlamak istiyenlerin başvuracakları baroyu ve 20 madde de staj istemine eklenecek belgeleri belli etmektedir. Staj isteminde bulunan tarafından baro başkanlığına verilecek beyannamenin doğru olması gerektiğinden yanlış beyanda bulunmak bir suç niteliğinde kabulü gerekmektedir.
Madde 21 — Staja başlamak istiyen adayın bu isteği alâkalıların görebilmesi için baro ve adliye dairelerinin münasip bir yerinde ve istem tarihinden itibaren 10 gün içinde ilân edilerek adayın avukatlığa engel bir hali olduğu halde alâkalıların isteme karşı itiraz etmelerine imkân sağlanması düşünülmüştür. Ancak, dayanaksız ve yerinde olmıyan itirazlarla adayın staja başlamasına engel olmaması için itirazlarda açık delil ve vakıalar gösterilmedikçe bu itirazların tetkik olunamıyarağı esası kabul edilmiştir.
Madde 22 — Staja başlama isteminde bulunan bir adayın kanunda yazılı belgeleri ibraz etmesinden başka adayın, avukatlığın gerektirdiği mânevi niteliği taşıyıp taşımadığının da araştırılması gerekli olup baro başkanının görevlendirdiği bir avukat tarafından bu yönden bir araştırma yapılması ve bir rapor verilmesi de icabetmektedir. Aday hakkında bu yönden olumlu bir rapor alındığı takdirde bora yönetim kurulu adayın stajyer listesine kabulü hakkında bir karar verebilir.
Madde 23 — Aday hakkında, ilân süresi sonunda staja kabul edilip edilmemesi hakkında 22 nci maddede yazılı rapor da nazara alınmak suretiyle ve bir ay içinde yönetim kurulunca bir karar verilmesi lâzımdır.
İstem üzerine yapılacak işlemlerin uzamaması için bir ay içinde bir karar verilmemiş olursa adayın listeye kabul edilmiş sayılması gerektiği gibi listeye yazılma kararına karşı savcı, yönetim kurulu üyesi itiraz edebileceği gibi istemin reddine dair karara karşı da adayın Türkiye Barolar Birliğini itiraz hakkı tanınmıştır. Türkiye Barolar Birliğinin adayın staj listesine yazılması hakkındaki kararı kesin olup ancak ret kararlarına karşı Danıştaya başvurma hakkı tanınmıştır.
Madde 24 — Staja başlama tarihi yönetim kurulu kararı ile staj listesine yazılma tarihi olarak kabul edilmiştir. Adaylığa itiraz edilmiş ise bu itirazın reddine kadar adayın listeye yazılma işleminin durması icabedip binnetice bir aylık sürenin de işlemesi gerekmektedir.
Madde 25 — Staja başlamadan evvel Baroya başvurma sırasında yanında staj göreceği avukatın muvafakatine dair belge ibraz edilmiş olacağından adayın, bu muvafakati veren avukat yanında staj görmesi esastır. Ancak adayın daha iyi yetişebilmesi için başka bir avukat yanında staj yapılmasına karar verebilir. Böyle bir karar verilebilmesi için Baro Başkanının alâkalıların isteği lâzımdır.
Aday, yanında staj görmek istediği avukatın muvafakatini alamamış veya böyle bir avukat tanımamış ise bu adayın staj görebilmesi için yanında staj göreceği avukatı Baro Başkanının tayin ettiği avukatın stajiyeri kabul etmesi mecburiyeti yüklenmiş ve bu bir meslek görevi sayılmıştır.
Madde 26 — 3499 sayılı Avukatlık Kanununda staj müddeti evvelce 2 sene olarak kabul edilmiş iken sonradan yapılan değişiklikle bu müddet bir seneye indirilmiş ise de tatbikatta bir senelik sürenin yeterli olmadığı ve stajiyerlerin istenildiği surette yetiştirilemediği görüldüğünden staj süresinin yine 2 sene ve kesintisiz olması prensibi kabul edilmiştir.
Stajın, bilhassa kesintisiz olması stajiyerin yetişmesi bakımından zaruri görülmekle beraber haklı sebepler halinde staja ara verildiğinde engelin kalkmasından itibaren bir ay içinde adayın baroya başvurması halinde staja devam edebileceği istisnası kabul edilmiştir.
Yine bu maddede stajiyerin avukatlığı iyi bir şekilde öğrenebilmesi için stajiyerlere bazı imkânlar düşünülmüş ve stajiyer avukatla birlikte mahkeme celselerine girmesi hakkı tanınmakla beraber barolar tarafından yönetim kurulu tarafından verilen ödevleri yapmış işleri takibetmesi gibi ödevleri yapmakla yükümlü tutulmuştur.
Madde 27 — Her ne kadar stajın ilk altı ayı mahkemeler nezdinde yapılacak ise de prensibolarak bütün stajın, yanında staj göreceği avukatın gözetimi altında olması icabetmektedir. Bu suretle stajiyer mahkemelerdeki staj süresi içinde dahi avukatın gözetimi altında tutulmuş ve bu süre içinde yanında staj gördüğü avukatın rapor vermesi lüzumu göz önünde tutulmuştur.
Madde 28 — Stajiyerin mahkemelerde staj gördüğü sırada yargıçlar ve savcılar tarafından verilecek raporlarla birlikte bu devreyi de kapsayıcı mahiyette avukatın her altı ayda bir vereceği raporlarla staj süresinin sonunda verilecek nihai raporlar ile stajiyerin genel durumu ve avukatlık imtihanına girebilip giremiyeceği belirtilecektir. Baro Yönetim Kurulu bütün bu raporlar karşısında stajiyere staj belgesi verilmesine veya 6 ay süre ile uzatılmasına karar verebilir. Staj süresinin uzatılmasına dair verilecek karara karşı stajiyere itiraz hakkı tanınmamış ve bu cihet Yönetim Kurulunun takdiri olarak kabul edilmiştir.
Madde 29 — Stajin ikinci yılı stajiyerin tatbikatta ve görev alarak çalışabilmesi için staja başladıktan sonra yanında staj gördüğü avukatın yazılı muvafakati ve gözetimi altında stajiyerlerin sulh mahkemeleri ile icra yargıçlıklarında dava takibedebilmeleri icra işlerini kovuşturması kabul edilmiş ve bu suretle bir bakımdan da stajiyerin hali durumu düşünülmüş olduğu gibi ayrıca stajiyerlere bir yardım yapılabilmesi için Barolar Birliğine bir yetki verilmiştir. Bu husus bir yönetmelikle tanzim edilecektir.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Madde 30 — Stajını yaparak staj belgesi almış olanların Türkiye Barolar Birliğinde bir imtihana tabi tutulması lüzumlu görülmüştür. 3499 sayılı Avukatlık Kanununda evvelce bu imtihan mevcut iken sonradan bazı düşüncelerle imtihan kaldırılmış ise de bunun iyi bir netice vermediği görülmüş ve imtihansız avukatlığın meslekte gerileme meydana getirdiği görülmüştür. Türkiye dahilindeki bütün avukatların aynı seviyenin üstünde olabilmeleri gayesiyle imtihan bir zaruret halini almıştır.
Madde 31 — Bu maddede imtihan kurulunun ne suretle meydana geleceği belirtilmiş ve imtihan kurulu üyelerinden 5 inin en az 20 sene avukatlık yapmış olan tecrübeli avukatlar arasında Türkiye Barolar Birliğince seçileceği ve bir üyenin yargıtay ceza dairesi lüzumlu görülmüştür.
Madde 32 — Staj belgesi alıp da avukatlık imtihanına girmeye hak kazanan stajyerlerin üç kere başarısızlığa uğramaları halinde bir daha imtihana girmelerine lüzum ve mahal kalmadığından yeniden bir hak tanınmamıştır. Bu suretle her hangi bir imtihanda tesadüfen başarı göstererek yeterli olmıyan kimselerin avukat olmaları da önlenmiş bulunmaktadır.
Madde 33 — İmtihanda her türlü tesadüfi neticeleri önlemek için imtihanının yazılı ve sözlü olarak ayrı ayrı yapılması düşünülmüştür. İmtihanlar adayın pratik bilgi ve yeterliğini ölçmek maksadiyle yapılıp her avukatın mutlak surette bilmesi icabeden anakanunlar üzerinden yapılması öngörülmüş olup imtihan usul ve konularının düzenlenmesi Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılacak yönetmeliğe bırakılmıştır.
Madde 34 — Avukatlık imtihanını başarmış olduklarına dair Türkiye Barolar Birliğinden bildirilen stajyerler avukatlık edecekleri yer barosuna kaydolunmak hakkını kazanırlar ve bu baroya başvurabilirler. Bu takdirde Baro Yönetim Kurulu Kararı ile o yer baro levhasına yazılabilirler.
BEŞİNCİ KISIM
Avukatın hak ve vazifeleri
Madde 35 — Bu madde avukatların üzerine aldıkları vazifelerin ne suretle ifa edileceği tâyin edilmiş ve avukatların görevlerinin ifasında meslekin kutsallığına yakışır bir şekilde hareket etmeleri, avukatlık unvanının telkin ettiği saygı ve güvene lâyik bir şekilde hareket etmelerinin mecburi olduğu tâyin edilmiştir.
Madde 36 — Avukatlık bir ihtisas meslekî olduğundan kanun işlerinde ve hukukî meselelerde iş sahiplerine yol göstermek ve hukukî fikir vermekle beraber bilhassa yargı yetkisini haiz organlar önünde dava etmek ve savunmak bu işlere ait evrakı düzenlemek, adlî işlemleri takibetmek avukatlığa ait hak ve görevlerden olduğu gibi bilcümle resmî dairelerde çekişmeli ve çekişmesiz işleri kovuşturmak da avukatlara ait görevlerde bulunmaktadır. Eski kanunda avukatlara yalnızca çekişmeli işlerde hak tanınmış olduğu cihetle çekişmesiz işler avukatın görevi dışında sayılmış mıdır? Bilcümle resmî dairelerde iş kovuşturması bilgisi olmıyan kimseler tarafından yapıldığından isteklere kanun ve usule uygun olmamakta ve bu yüzden birçok lüzumsuz işlemlerle resmî daireler işgal edilmekte ve bu yüzden yapılması gereken işler de uzamakta veya imkânsızlık dolayısiyle yapılmamakta olduğundan bu gibi işlerin de bir avukat tarafından takibedilmesi işlerin kanun dairesinde yapılması temin edilebileceği gibi lüzumsuz istem ve redlerle işlerin uzaması da önlenmiş olacaktır. Bir çok memleketlerde resmî dairelere yapılacak başvurmaların bir avukat eliyle yapılması kabul edilmiş olup bu suretle işlerin iyi bir şekilde görülmesi temin edilmiş olduğu halde memleketimizde halkın malî durumu da nazara alınarak yanlış ve usulsüz davalar açılmasına ve bu suretle mahkemelerin lüzumsuz şekilde işgal edilmesiyle beraber bir çok hakların da bu sebeple kaybına meydan verilmemesi için dava dilekçelerinin bir avukatın kontrolundan geçmesi ve avukat tarafından imzalanması esası kabul edilmiştir. Bu kayıt her şahsın anayasa karşısında kendi davalarını kendisinin takibetmesine de mani teşkil etmemektedir. Medenî Kanun ve hukuk mahkemeleri usulü kanunu hükümlerine göre usul ve furu ile karı kocanın ve ikinci dereceye kadar civar hısımlarının resmî dairelerde vekâletle işlerini takibedebilmeleri de esas prensibin bir istisnası olarak kabul edilmiştir.
Maddenin 4 ncü fıkrasında bazı davaların ehemmiyeti nazara alınarak miktar ve kıymeti 10.000 liradan fazla olan davaların mahkemeler önünde takibinin bir avukat tarafından yapılması düşünülmüştür. Bu kayıt dava sahipleri için bir teminat mahiyetindedir.
Avukatlık bir bilgi ve tecmbeye ihtiyaç gösterdiğinden yine birçok yabancı memleketlerde olduğu gibi avukatlar arasında bir derecelendirme düşünülmüş ve maddenin beşinci fıkrasında mesleke yeni başlamış avukatların ancak sulh mahkemeleri ile icra yargıçlıkları ve icra dairelerinde iş takibedebilmeleri ve ancak iki senelik bir avukatlık tecrübesinden sonra asliye mahkemelerinde dava ve müdafaa hakları tanınmıştır. Ancak nüfusu az olan şehirlerde buna imkân bulunamıyacağı düşünülerek ve kayıt nüfusu 100.000 den fazla olan şehirlere teşmil edilmiştir. Bu suretle mesleke yeni başlıyan avukatların yalnız büyük şehirlerde toplanması da önlenmiş ve memleketin her yerinde halka yardımcı avukat bulunabilmesinin temin edileceği düşünülmüştür.
Yine aynı maksatla diğer memleketlerde olduğu gibi Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay ve Danıştayda duruşmalarda hazır bulunabilmek için 10 yıl avukatlık etmiş olmak lüzumlu görülmüştür.
Madde 37 — Çekişmesiz işlerin de avukat tarafından kovuşturulabilmesi sebebi 36 ncı maddede izah edilmiştir.
Madde 38 — Ceza işleri hakkında hazırlık kovuşturmasında avukatın müvekkili yanında bulunmaması birçok yanlışlıklara ve haksızlıklara sebebiyet vermekte olduğu tatbikatta görülmüştür. Hazırlık kovuşturmasında müvekkili yanında avukatının bulunması işlerin hüsnü suretle ifasına yardım edeceği gibi birçok hakların da ziyama meydan vermiyecek bu suretle savcılık ile mahkemelerin işleri de daha kolaylaşmış olacaktır.
Madde 39 — Avukata tanınan haklarla beraber avukatın da sorumlu olduğu işler vardır. Bunların başında avukatın sır saklaması gelmektedir. Haklarının savunmasını bir avukata bırakan bir kimse birçok sırları da bildirmek durumundadır. Bunu yapabilmesi ve adaletin tam bir şekilde ortaya çıkabilmesi için sırlarını avukata bildiren kimsenin hiçbir huzursuzluk duymaması icabederler.
Bu suretle avukatın kendisine bildirilen veya görevi sırasında öğrendiği işlerden dolayı bunları şahitlik suretiyle dahi olsa açığa vurması önlenmek istenmiştir.
Madde 40 — Avukat, kendisine teklif olunan işleri kabul etmek zorunda değildir. İşi reddederken de hiçbir sebep göstermeye mecbur tutulamaz. Ancak iş sahibinin haklarının kaybolmasına meydan verilmemesi için işi reddeden avukatın bunu iş sahibine bildirmesi icabetmektedir.
Başvurduğu iki avukat tarafından işi reddedilen bir kimse müdafaasız kalmaması için kendisine bir avukat tâyin edilmesini baro başkanından istiyebilir. Baro başkanı tarafından bu suretle kendisine görev verilen bir avukat ücreti verilmesi şartiyle işi kovuşturmaya zorunlu tutulmuştur. Bu zorunluluk bir meslek ödevi niteliğindedir.
Madde 41 — Avukat kendisine teklif olunan işleri kabul edip etmemekte serbest olmakla beraber bazı işleri de reddetmeye zorunludur. 41 nci madde avukatın reddetmesi icabeden işleri saymaktadır. Her türlü muvazaalı işlere meydan verilmemesi için bu zorunluluk avukatların ortaklarına da teşmil edilmiştir. Ancak iş sahibi yine müdafaasız kalmayıp 40 ncı madde gereğince baro başkanından kendisine bir avukat verilmesini istiyebilecektir.
Madde 42 — Bazı iş sahipleri avukatın kendisine yapmış olduğu yardımın karşılığı ödemeden, işlerine hukukî bir veçhe verildikten sonra işini geri almak ve bu suretle daha çok az bir bedelle işini takbettirmek bu suretle avukatı istismar etmek yolunu tercih ettiklerinden ücret ve masraflar ödeninceye kadar evrak ve vesikaları geri vermemek hakkını tanımak icabetmektedir.
İşlerin bitmesinden sonra da 3 sene müddetle avukatın dosyayı saklaması ve ilerde lüzum hâsıl olduğunda bu dosyası iş sahibine vermesi lâzımdır. Ancak, yazı ile müvekkile bildirildiği halde mü' vekkil tarafından dosya almmıyacak olursa artık avukata bu dosyayı daha fazla saklamak yükümlülüğüne yer kalmıyacaktır.
Madde 43 — Avukatın, müvekkile, izafetle yapmış olduğu işlerden dolayı bir zarar meydana gelir ve iş sahibi tarafından bunun avukattan tazmini istenmesi halinde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren bir sene zarfında talebedilebilmesi bu maddede kabul edilmiş ve bu müddet Borçlar Kanununa mütenazır olarak tâyin edilmiştir. Ancak, zararın vukuu tarihinde iş sahibi tarafından bunun haber alınamaması düşüncesiyle müvekkilin talep hakkı işin bitmesinden itibaren bir sene daha temdidedilmiştir.
Madde 44 — Bir avukatın belli bir işi kovuşturma ve savunmadan vazgeçmesi ancak bu görevden istifa etmesiyle kabildir. Ancak, avukatın istifası halinde bu istifanın müvekkile yazı ile bildirilmesi lâzımdır. Fakat avukatın istifa tarihinde işi bırakması tatbikatta birçok güçlükleri ve hakların kaybolmasını meydana getirmektedir. Bu sebeple avukatın istifa tarihinden itibaren 15 gün süre ile vekâlet görevinin devam etmesi bu maddede kabul edilmiştir. Bu suretle istifa sebebiyle işlerin sürüncemede kalması ve her iki tarafın da istifadan dolayı zarara uğraması önlenmiş olacaktır.
Her avukat lüzum gördüğü takdirde görevinden istifa edebilir ise de adlî müzaheret bürosu veya kanunda yazılı hallerde baro başkanı tarafından görevlendirilen bir avukat mecburi bir sebeb olmadıkça bu görevden istifa edemez, aksi takdirde kendisinin görevlendirilmesi bir sonuç meydana getirmez. Bu suretle görevlendirilmiş olan avukat bu görevini yapmaktan çekinebilmek için kaçınılmaz bir sebep bulunması lâzım olup böyle bir halde avukat ancak bu sebebi kendisine görev veren makama bildirecek ve bu sebebin işin takibine engel olup olmadığını görevi veren makam tâyin edecektir.
Bir dava veya icra takibi sırasında istifa eden avukatın bu istifasını kendi müvekkiline bildirmesi mecburi olduğu gibi 3 ncü fıkrada bu istifanın karşı tarafa da bildirilmesi lüzumu kabul edilmiştir. Ancak yine istifanın hükmü bunun karşı tarafa bildirildiği tarihten itibaren 15 gün devam etmesi icabetmektedir. Bu müddet içinde yapılacak bilcümle tebliğler asile yapılmış sayılır. Her türlü suiniyetle vâki hareketlere mani olunması için bu 15 günlük sürede vazifenin devam ettiği ve aksi iddia edilmiyeceği maddede açıkça belirtilmiştir. Yine maddenin son fıkrasında yukarıki fıkralara paralel olarak müvekkilin Ölümü halinde avukatın durumu müvekkil yerine kaim olacak kimselere bildireceği ve onlardan alacağı talimata göre hareket etmesi ve terekenin haklarının ziyanına meydan vermemesi maksadiyle avukata bir yetki tanınmıştır.
Madde 45 — Bir avukatın ölümü, işten veya meslekten menedilmesi veya her hangi bir sebeple avukatın iş yapamaz hale gelmesi üzerine hakların ziyanına meydan verilmemesi icabeder. Bu sebeple alâkalıların talebi veya baro başkanının re'sen işe el koyması icabeder. Bu sebepledir ki, bu gibi hallerde baro başkanının, avukatın bürosuna el koyarak geçici olarak işleri yürütmek üzere bir avukatın görevlendirilmesi ve arada iş sahiplerini haberdar etmesi lüzumu kabul edilmiştir. Baro başkanının bu suretle yazıhaneye el koyarak bir avukata bu işleri teslim etmesi de bir zamana bağlı olduğundan kanuni sürelerin durması icabettiği kabul edilmekle beraber işin fazla uzamaması için de bunun üç aylık bir müddetten fazla olmaması düşünülmüştür. Bu sürelerin durması ve işin başka bir avukata verilmesi işinin de mahkemelere bildirilmesi zarureti düşünülmüştür.
Madde 46 — Bu maddede kanuni engel olmadıkça avukatların kendilerine teklif edilen iş veya üzerlerine aldıkları vekâlet görevleriyle ilgili bütün adlî askerî, malî ve idari kaza mercileri ile idari mercilerdeki ve resmî hususi daire, kurumlardaki bütün dosya ve evrakı vekâletname ibrazına lüzum olmaksızın incelemek ve bunlardan vekâletname ibraz ederek suret ve örnek verilmesini istemek bunları harçsız almak hakkını tanıyan hüküm sevk edilmiştir. Tatbikatta bir avukatın haksız bir davayı almaması ve alacağı işi rahatlıkla serbestçe tetkik edebilmesi meslekin gayesinin tahakkuku ve serbestçe icrasının temini bakımından zorunludur.
Madde ikinci, üçüncü fıkralarda sevk edilen hükümlerde aynı maksadı temine matuftur. Son fıkrada bu haklan suistimal eden veya ihmal eden avukata tatbik edilecek hapis cezası şeklindeki ağır müeyyide de yer almıştır. Bu suretle avukatlığın bihakkın yapılabilmesi meslekin gaye ve nizamının tahakkuk ve korunması için avukata tanınan bu yetkiler tatbikatın verdiği ilhamlar ve uğranılan güçlüklerin neticesi bulunmaktadır. Bu salâhiyetler medeni memleketler mevzuatında da hemen hemen aynen yer almış bulunmaktadır. Bu bakımdan tasarımızda yeni bir hüküm olarak yer almış bulunmaktadır.
Madde 47 — Tasarının 47 nci maddesi, belli işlemlerden avukatın bilgi ve imzasının aranması hususunu tâyin etmektedir. Bu maddenin şevkinde her türlü şirket mukavelelerinin gayrimenkul satış va'di anlaşmalarının ve diğer muamelelerinin sıhhatli ve muteber olmaları ve kanunların tâyin eylediği hususa uygun olarak yapılması ve bu suretle hak sahiplerinin hak ve menafinin korunması . amacı saik olmuştur. Avukatlar, çeşitli hak ve davaları savunan ve bu vazifeleri sebebiyle kanunlar, tefsir kararlarını, ilmî hukukî hayatın geçirdiği, geçirmekle olduğu istihale ve değişikliklere yakından vakıf bulunmaktadırlar. Hukuki hayatta arzu edilen gaye toplumdaki münasebetlerde ihtilâfların çoğalması değil, mümkün olduğu kadar azalmasıdır. Binaenaleyh, fertlerin aralarında yapacakları akitlerin veya bir taraflı hukukî muamelelerin ihtilâf doğurmıyacak şekil ve mahiyette yapılmasının temininde avukatlar bu madde hükmü ile yardımcı olacaklardır. Memleketin iktisadi imkânları ve içtimai bünyesi nazara alınarak mukavele borç senedi ve taahhütname gibi hukukî işlemlerde ancak 10.000 lira veya daha fazla miktarlar bu maddedeki mecburiyet hükmüna tabi kılınmış bu miktardan az olanların serbest bırakılması düşünülmüştür.
Madde 48 — Maddenin sevkindeki sebep ve saik, avukatın hakkın müdafaasını her türlü ceza tehdit ve korkusundan masun olarak yapılabilmesidir. Müdafaa kutsî bir vazifedir. Bu vazifenin ifası sırasında avukatın hâdiselerin sevk ve ilcasiyle heyecanlanarak bazı münasip olmıyan sözler sarf etmesi ve bazı hareketlerde bulunması mümkündür. Müdafii davada kendisini değil başkalarını ala kadar eden hakları müdafaa etmekte ve haklı durumunu belirtmesi için gayret sarf etmektedir. Davada mahkemeye ışık tutan ve hakikati meydana çıkartmaya çalışan avukatın, Demokles'in kılıcı gibi her an tevkif veya cezanın tehditi altında sıhhatli ve gereği gibi bir müdafaada bulunması düşünülemez. Bu müeyyidelerin korku ve tehdidi altında bulunan avukatın mahkemenin kanaatini değiştirebilecek ve daha âdil bir neticeye götürebilecek bazı sözler söylemek ten kaçınmak zorunda kalması adalet hizmeti için mahzurludur.
Madde 49 — Avukatların bir büroda birleşik halde çalışmaları, adalet hizmetinin müşterek mesai ile daha verimli olması bakımından faydalı telâkki edilmektedir. Birleşik Amerika'da (Law Firm) hukuk firması teşkili kabul edilmiş ve avukatların firma kurarak çalışmaları tecviz olunmuştur. Tasarının hükmü ile bizde bir avukatlar topluluğu halinde çalışabilmesi derpiş olunmuştur.
Madde 50 — Avukatların mesaileri için bir büro kurma mecburiyetini vaz'eden bu maddeye göre, mensuboldukları baronun levhasına kaydedildikleri tarihten itibaren 3 ay içinde bürolarını kurmaları, bu âmme hizmetinin zaruri bir neticesidir. Avukatın belli bir yerde mesai sarf etmesi, mensuboldukları baronun kendileri üzerindeki murakabesini kolaylaştıracağı gibi, hizmetin mahiyeti icabı olarak ihtilaflı işlerin sahipleri için de ehemmiyet arz eder. Ancak bir arada ve bir büroda çalışan avukatların ayrı ayrı büro kurma mecburiyeti bahis konusu olamaz. Avukat bürosunun bu âmme hizmetinin icaplarına uygun olması da ehemmiyet arz ettiği için, bu büronun niteliklerinin barolarca tâyin edilmesi lüzumu derpiş olunmuştur.
Baroların murakabe ve iş sahiplerinin işlerinin kolaylaştırılması babında avukatların adres değişikliklerini mensuboldukları baroya bildirmesi lüzumu, avukatın bir büro edinmesi zaruretine muvazi olarak düşünülmüştür.
Madde 51 — Bu madde hükmü ile âmme hizmeti gören avukatın yanında çalıştırabilecek kimselerin sıfat ve durumları tâyin edilmektedir. Başka meslek sahalarında çalışanların avukat bürosunda istihdam edinilmesi düşünülmüştür. Avukatlık meslekinden çıkarılmış veya bu mesleke kabul edilmemiş bulunan kimselerin avukatlarla işbirliği etmeleri mahzurlu telâkki olunmuş ve bu gibi şahıs lan bürolarında çalıştıran veya bunlarla mesai birliği yapan avukatların ahlâkî niteliklerinden şüpheyi mucibolabileceği düşüncesiyle Disiplin Meclislerince cezalandırılmaları hususu derpiş olunmuştur. Yargıç veya memur olmaya mâni suçlardan biriyle mahkûm edilmiş olanlar avukatlık bürosunda çalıştırılmamaları hususunu derpiş eden son fıkra hükmü, meslekin nezahat ve kutsiyetini muhafaza ve idamesi düşüncesinin ifadesi olmuştur.
Madde 52 — Avukatların, mesailerinin mevzuunu teşkil eden faaliyetlerle ilgili dosyalardan icabeden malûmatı ve bazı vesaik ve dosyaların bunlar ve taraflarca tetkik edilebilmesini derpiş eden bu madde hükmü, bir taraftan zamanı mesaisine yetmiyen avukatın dosyayı bizzat tetkik ve icabeden suretleri bizzat almak mecburiyetinden vareste kılmakta ve diğer taraftan ihtilaflı mesai ile iştigali, kanunun yalnız avukatlara hasr ve tahsis olması itibariyle, dosyalar, avukat ve yardımcıları ve taraflarca tetkik edilebilmesini mümkün kılmaktadır.
Madde 53 — Avukatların başkalarına ait hakları müdafaa ve sıyanet olan vazifelerinin icabı olarak el koydukları ihtilaflı hakları iktisabetmemelerî lâzımgelir. Aksi kabul edildiği takdirde avukat, müdafaa maksadiyle el koyduğu ihtilaflı işlerden başka yollarla vekâlet ücretinden gayrı, menfaat elde etmek gibi bu âmme hizmetinin mahiyetine ve gösterilen itimada aykırı bir neticenin istihsali tevciz edilmiş olur. Aradan bir sene gibi uzunca bir müddetin geçmesi, bu endişeyi bertaraf etmeye kâfi telâkki olunmuştur.
Madde 54 — Avukatların ihtilaflı mesai ile hiçbir menfaatçi aracıya lüzum olmaksızın hak sahipleriyle doğrudan doğruya temas suretiyle el koymaları meslekin âmme hizmeti olmasının ve vakar ve şerefinin zaruri bir neticesi sayılmak iktiza eder. Bu itibarla aracı şahısların maddi menfaat temin maksadiyle iş sahibi ile avukat arasında taassupta bulunmaları, hizmetin mahiyetine aykırı olup avukat için iş celbi gibi ticari sahaya münhasır sakîm bir yol temayül olarak vasıflandırılmak icabeder. Bu sebeple adalet müntesipleri için tervici mümkün olmıyan bir yol olarak düşünülmüştür.
Madde 55 — Kisve, hizmetin hususiyetini belirtmesi ve müdafiin diğer kişilerden hizmet sırasında ayırdedilmesini temin eden lüzumlu telâkki edilmiştir.
Madde 56 — Adliyede barolara bir yer tahsisi avukatların adliyenin eczasından bulunmalarının zaruri bir neticesidir. Avukatların hizmetlerinin bir cüzü bulundukları adliyede, kazai merciler huzurunda mesleklerini kolaylıkla yapabilmelerini temin maksadiylemahkeme salonlarında ve icra dairelerinde yer tahsisi zarureti düşünülmüştür.
Madde 57 — Avukatlık meslekinin bir âmme hizmeti olması ve vakar ve haysiyeti nazara alınarak avukatların yalnız kendi bürolarında istişarede bulunmaları lüzumu üzerinde düşünülmüş ve iş sahiplerinin mütekâsif olduğu adliye koridorlarında veya mahkeme salonlarında iş sahipleriyle istişarede bulunmaları mahzurlu telâkki edilmiştir. Bu itibarla meslekin vakar ve haysiyetini zedeliyen bu gibi laubali hallere düşmekten avukatı alıkoyan yasağın derpişin de meslekî haysiyet endişesi hâkim olmuştur. Avukatın iş sahibi tarafından betahsis davet edilmesi hali, bu yasağın dışında bırakılmıştır.
Madde 58. — Bu madde hükmü ile avukatların deruhte ettikleri ihtilaflı işlerin bir düzen içinde cereyan etmesini ve takibedeceği ihtilâfların durum ve neticelerinden iş sahiplerini zamanında ve doğru olarak tenvir edebilmeleri ve işleri ciddî bir şekilde takip ve intaç etmeleri imkânı derpiş olunmuştur.
Madde 59. — İhtilaflı mesailde avukat, müvekkillerinden alacağı malûmat üzerine meslekinin icabettirdiği işlemleri yapmak ve tedbirleri almak durumunda bulunduğuna göre, bunlara mütaallik görüşmelerin ve mümasili müzakerelerin tutanakla tesbit ve tutanağının imzasında avukat ve diğer alâkalılar için her hangi muhtemel bir anlaşmazlığın iptidaen önlenmesini teminen bu maddedeki hükmün faydalı olacağı derpiş olunmuştur.
Madde 60. — Sicil cüzdanları tutulmasını mecburi kılan bu madde avukatların her âmme hukuku müessesesinde olduğu gibi bilhassa mesleki durumlarında husule gelen değişiklikler, disiplin cezaları gibi avukatın ahlâki nitelikleriyle ilgili olayların mazbut bir şekilde tesbit ve bulundurulmasını temin amacına müstenit bulunmuştur. Barolar üzerinde kanuna göre murakabe salâhiyetini haiz olan Barolar Birliği hazırlıyacağı ve bütün baroların yeknesak bir sicil cüzdanı tutmaları derpiş olunmuştur. Bu cüzdanların mahremiyeti esas olduğundan yalnız alâkalı avukatın veya onun tâyin ve tevkil edeceği bir vekil tarafından tetkik edilmesi kabul olunmuştur.
Madde 61. — Adalet hizmetinde bulunan avukatların her türlü gösteriş, unvan ve bunlara mümasil reklâm gibi şeylerden kaçınmaları bu hizmetin mahiyeti icabıdır. Avukatların gazetelere ilân ve reklâm vermeleri veya kart, mektup kâğıdı ve tablolarına başka unvanlarını dercetmeleri bir nevi iş celbi müşteri çağınmı gibi tamamiyle ticari rekabet ve propaganda sahasında kullanılan vasıtaların bu meslekte de tervici mânasını tazammun edeceği düşünülmüştür.
Madde 62 — Avukatlar gördükleri hizmetlerin mahiyeti itibariyle kendilerine itimadedilmesi icabedeceğinden müvekkillerinden aldıkları vekâletnamelerden çıkaracakları örnekleri, kendi mesuliyetleri altında kullanabilecekleri tabiîdir. Bu örnekler onların mesuliyetleri altında aslına uygunluğu imzaları ile tasdik edildikten sonra resmî örnek hükmünde sayılmaları bu âmme hizmetinin zaruri neticesidir.
Madde 63. — Görevleri ifa sırasında veya gördükleri görevden dolayı avukatlara karşı suç işlenmesi halinde Türk Ceza Kanununun hâkimlere karşı işlenen suçlara matuf hükümlerinin tatbik olunmasının kabul edilmesi avukatların kaza organı yardımcısı olmalarından ileri gelmektedir. Müdafaa vazifesinin tam bir sıhhat ve selâmetle ifası, avukatların her türlü tehdit Ve korkudan masun olmalariyle mümkündür. Avukata karşı suç işlemenin hâkime karşı suç işlenmesi gibi telâkki ve kabul olunması hem kazai vazifenin hâkim ile avukat arasında bir bütün olduğunu göstermesi ve hem de müdafaa hizmetini icra eden avukata karşı sık sık işlendiği görülen suçların ve fiillerin önlenmesi bakımından yerinde bir tedbir olarak düşünülmüştür.
Madde 64. — Avukatların görevlerinden veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı takibat icrasının bazı formalitelere tabi tutulması çok defa haklan, karşı tarafın iddialarına karşı müdafaa durumunda bulunmaları itibariyle her türlü yersiz şikâyete muhatab olabilecekleri ve bu sebeple gördükleri âmme hizmettinin inkıtaını mucibolacağı düşüncesine müstenittir. Bu sebeple şikâyetlerin evvel emirde baroların disiplin kurullarında geçmesi ve bu kurulların tahkikinden sonra baroların kendi görüşleriyle birlikte keyfiyeti savcılığa bildirmelerinde fayda mülâhaza olunmuştur. Avukatın görevinin mahiyeti ve vasfı itibariyle soruşturma ve kovuşturmanın mensubolduğu baronun bölgesindeki en yüksek dereceli hâkim tarafından yapılması ve mesleğin ve hizmetin lüzumlu ve zaruri teminatıdır.
Maddle 65. — Bu maddede avukatlara ait vazifeleri yapmaktan yasaklanan şahısların cezaya çarptırılmaları avukatlara tahsis edilmiş bulunan işlerle iştigal etmelerinin önlenmesinin istenmesi bu âmme hizmetinin ifa ve icrasını ahlâk ve hukuk bilgisi yönünden muayyen bir disiplin ve emniyet sistemine bağlanması kaygusundan ileri gelmektedir. Aynı zamanda bu hizmetin gerekli tahsili yaptıktan sonra bir nevi ihtisas mesaisi olan stajı icra ve diğer bazı şartları yerine getirdikten sonra avukatlık ruhsatnamesini almış olan ve barolara kaydedilen avukatlara tahsis edilmiş olması hususları da göz Önünde bulundurulmuştur.
Yıllarca mesai sarfı ile hukuk bilgisini elde etmiş, lüzumlu stajı ifa etmiş ve diğer şartları haiz olduğunu ispat ederek avukatlık unvanını kazanmış olan bu meslek müntesibinin unvanının haksız yere kullanılmasına tevessül edilmesi bir taraftan avukata tahsis edilen sahaya haksız bir tecavüz ve müdahale sayılacağı ve diğer taraftan hak sahiplerinin haklarının bu meslek bilgilerinden mahrum olan kimselerin elinde ziyaa uğrayacağı mütalâa olunmuştur. Aynı maddede yer alan alacakları devralan temellük edenlerin de zikredilmiş olması çok ehemmiyetli telâkki edilen bir vakıanın vücudundan ileri gelmiştir. Bazı kimseler avukata tahsis olunan görevleri icraya tevessül ettikleri takdirde cezai takibata mâruz kalabileceklerini düşünerek bundan kurtulmak için muvazaa yoliyle alacakları temellük yoluna gitmekte ve bu gibi işleri itiyat haline getirmektedirler. Cezai hükümlerin bunlar hakkında da tatbiki düşünülmüştür.
Madde 66. — Baro yönetim kuruluna karşı avukatların özel görevlerini tanzim eder. Bu maddede bu görevlere riayet olunmadığı hallerde avukatlara baro başkanı tarafından tertibedilecek para cezasının nasıl hükmolunacağı ve buna karşı itiraz mercii olarak disiplin kurulunun göstereceği hükme bağlanmıştır. Bu hüküm eski kanunda da mevcuttur. Yenilik olarak itiraz yolu sevk olunmuştur. Maksat açıktır. Kendi mensupları olarak baronun nizamlara riayeti temin bakımından öteden beri avukatlara tatbik ettiği bir müeyyide bu maddede yer almıştır.
Madde 67. — Baro aidatının ödenmemesinde ısrar edenlere tatbik edilecek müeyyideleri gösteren bu hüküm mer'i kanundaki 80 nci maddeye paralel bir hükümdür.
ALTINCI KISIM
Avukatlar Levhası
Madde 68. — Levhanın barolarca düzenlenmesini hükme bağlıyan bu maddede günün ihtiyaçları nazara alınarak hüküm sevk edilmiş bulunmaktadır.
Madde 69. — Levhaya kaydedilme sorumluluğunu gösteren bu madde eski kanunda da yer almış bulunmaktadır.
Madde 70. — Avukatlığın kayıtlı olunan baro bölgesine başka bir bölgede yapılmasını sürekli olmaması gerektiği yolunda eskiden mevcudolan prensip bu maddede tanzim edilmiştir.
Madde 71. — Avukatın mensubolduğu barodan bir baroya nakli hususunda tatbik edilecek kaideleri gösteren bir yönetmeliğin Türkiye Barolar Birliğince düzenleneceğini bu madde hükme bağlamıştır.
Madde 72. — Nakil ile ilgili inceleme ve isteğin kabulü bakımından tatbik edilecek hükümler Barolar Birliğine bildirilecek hususlar bu maddede hükme bağlanmıştır.
Madde 73. — Nakil ile istiyenin reddine nakil hakkında 30 gün içinde karar verilmemesi hallerinde işin sürüncemede kalmaması bakımından avukatın Türkiye Barolar Birliğine başvurması yolu kabul olunmuştur.
Madde 74. — Yeniden kaydolunma hakkını tanzim eden bu maddede ilk kayda esas olan şartların varlığını ispat etmek şartı hükme bağlanmıştır.
Madde 75. — Kaydın bir daha yenilenmemek üzere silinmesini tanzim eden bu madde, cezai veya disipline ilişkin bir kararla meslekten çıkarılanlarla bir ceza mahkemesi karan ile kamu hizmetlerinden yasaklamış olanların ruhsatnamesinin geri alınmasından sonra bu karara karşı 15 gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz olunabileceği ve Barolar Birliği kararının kesin olacağı hükme bağlanmış, bu suretle avukatın kaydının bir daha yenilenmemesi esası bu madde ile vaz'olunmuştur. Bu hüküm mesleke kabul şartları için tasarının başlarında yer alan 4 ncü maddenin esbabı mucibesine de istinadetmektedir.
YEDİNCİ KISIM
(Barolar)
3 MADDEDEN İBARETTİR
Madde 76. — Baro kurulması için aranacak avukat sayısı bakımından ve baroların kuruluşunun tarzı yönünden hükümler sevk edilmiştir. Bu maddede Barolar Birliği, barolar teşkili bakımından nihai hal mevzuu olarak kabul olunmuştur.
Madde 77. — Baronun hukukî durumunu tanzim eden bu maddede meslekin vasfı ve niteliği göz önüne alınarak barolar kamu kurumu niteliğinde bağımsız bir meslek teşekkülü olduğu hükme bağlanmakta ve Anayasanın müessese görüşüne uyulmaktadır. Baroların denetim ve gözetimi de Türkiye Barolar Birliğine verilmektedir. Bu denetim ve gözetim kapsamı da son fıkrada tâyin ve tesbit olunmaktadır.
Madde 78. — Baroların amacı ve merasimdeki yeri bakımından hüküm sevk edilmekte ve protokol bakımından da her türlü iltibas önlenmek için hüküm sevk edilmiş bulunmaktadır.
SEKİZİNCİ KISIM
BAROLARIN ORGANLARI
Madde 79. — Bu maddede baroların organları gösterilmiştir. Bu organlar sırasiyle genel kurul, yönetim kurulu, baro başkanlığı, baro disiplin kurulu ve baro denetleme kuruludur. Burada da görülüyor ki baroların yönetim kurul ile disiplin kurulu birbirinden ayrılmıştır. Yönetim kurulunun aynı zamanda disiplin kurulu olarak çalışması birçok mahzurlar meydana getirmiş ve çalışmalar aksamış bulunmaktadır. Bu sebeple ayrı kurullar halinde çalışması daha faydalı görülmüştür. Yine eski kanunda bir denetleme kurulu bulunmadığından tatbikatta genel kurulca teamül olarak hesap müfettişleri eliyle tetkik ettirilmekte idi. Fakat aradan zaman geçmiş olması dolayısiyle yapılan bu denetlemeler bir fayda temin edememekte idi. Hesapların senesi içinde ve daimî bir şekilde denetlenmesi için ayrı bir denetleme kurulu seçilmesi işlerin doğru yürümesi ve hataların zamanında düzeltilmesi imkânını temin edecektir.
Madde 80. — Genel kurul, baronun en yüksek mercii olup levhaya yazılı avukatlardan meydana gelir. Genel kurul vazifeleri bu kanunda sayılmış olup avukatlık için genel önemi taşıyan konuları görüşüp karara bağlamak da genel kurul görevleri arasına alınmıştır.
Madde 81 — Genel Kurulun yıllık olağan toplantısının sene başı gelmeden Aralık ayında yapılması yeni sene bütçesini görüşmesi ve yeni sene girdiğinde baroların çalışabilmeleri için bu müddet konulmuştur. Genel Kurul gündemi görüşüp karara bağlamak, baro başkanı, yönetim kurulu üyeleri ile disiplin kurulu üyelerini ve denetçileri ve Barolar Birliğine gönderilecek üyeleri seçmekle görevlidir,
Madde 82. — Bu maddede de genel kurulu kimlerin ne suretle çağıracağı gösterilmiştir.
Madde 83. — Genel Kurulun olağanüstü toplantıya baro başkanının veya yönetim kurulunun karariyle çağırılabileceği kabul edilmistir. Ancak levhaya kayıtlı avukatların beşte birinin görüşme konularını belirten yazılı talebi üzerine baro başkanı tarafından Genel Kurulun toplantıya çağrılması esası da kabul edilmiştir.
Madde 84. — 3499 sayılı Avukatlık Kanununda Genel Kurul toplantılarına baro başkanının başkanlık edeceği kabul edilmiş idi. Başka hiçbir kurulda olmıyan bu usulün birçok mahzurları tatbikatta görülmüş olduğundan Genel Kurul başkanının ve aynen iki üyenin seçilmesi daha faydalı görülmüştür. Senelik çalışma raporu münakaşa mevzuu olacağından baro başkanı ile yönetim kurulu üyelerinin Genel Kurul Başkanlık Divanına seçiîmemeleri de zaruri görülmüştür.
Madde 85. — Genel kurul toplantılarına katılmak meslekin gerektirdiği önemli görevlerden biri olduğundan her avukatın bu toplantıya katılması icabetmektedir. Haklı bir engel olmadan toplantıya katılmıyan avukatın mesleke karşı olan görevini hatırlamak maksadiyle baro başkanı tarafından bir ihtar ile cezalandırılması yerinde görülmüştür.
Madde 86. — Maddenin 1 ve 2 nci fıkralarında diğer kanunlara uygun olarak toplantı sayısı belirtilmiştir. Birinci toplantıda üyelerin yarısından fazlasının katılması ile toplantı yapılacağı kabul edilmekle beraber bu katılma olmadığı halde ikinci toplantının katılan avukatların huzuru ile yapılacağı belirtilmiştir. Ancak üye adedi 1.000 den fazla olan barolarda bazan ikinci toplantıya bazan pek az üye iştirak etmekte ve bu pek az üyenin kararı ile birçok mühim meseleler karara bağlanmakta olması da mahzurlu görüldüğünden levhaya kayıtlı olan avukatların en az onda birinin iştiraki olmadan toplantının yapılmayacağı kabul edilmiştir. Kararlar toplantıda hazır bulunanların ekseriyeti ile alınabileceği gibi reylerin eşitliği halinde de genel kurul başkanının bulunduğu taraf tercih edilecek ve takat seçimlerde ise reylerin eşitliği halinde ad çekme suretiyle secim sonucu belli olacaktır. Seçim gizli oyla olduğundan başkanın bulunduğu taraf bahis konusu olamıyacaktır.
Madde 87. — Bu maddede genel kurulun başlıca ödevleri gösterilmektedir. Başlıca ödevler denilmesinden de anlaşılacağı gibi bu ödevler tahdidi mahiyette değildir. Genel kurul gündeme alınan sair meslekle alâkalı hususlar hakkında da kararlar verebilir.
Madde 88. — Genel kurul toplantısında ancak gündemde olan hususlar görüşülebilir. Gündemde olmıyan bir husus hakkında görüşme açılması ve karar alınması yerinde görülmemiştir. Ancak yapılan tekliflere göre teklif edilen hususun görüşülmesi için yeni bir toplantı gününe karar verilebilir.
Madde 89. — Bu maddede da baro başkanı ile yönetim kurulu üyelerinin sayısı belirtilmiştir. Yönetim kurulu üye sayısı her baro da aynı olmayıp levhasına kayıtlı avukat adedine göre, artan bir sistem kabul edilmiştir. Yönetim kurulunun ayrı bir başkanı olmayıp baro başkanı, yönetim kurulunun tabiî başkanı kabul edilmiştir. Bu suretle başkanlık ile yönetim kurulunun bağlantısı elde edilmiş ve işlerin bu şekilde daha kolay yürütüleceği düşünülmüştür.
Madde 90. — Baro başkanlığı ile yönetim kurulu üyeliği seçimlerinin her türlü tesirden uzak yapılabilmeleri için bu seçimin gizli oyla yapılması kabul edilmekle beraber seçilme için de bir kıdem şartı kabul edilmiştir. Baro başkam ve yönetim kurulu üyelerinin meslekte tecrübeli ve meslek geleneklerine vakıf olabilmeleri için 15 yıl avukatlık yapmış olanların başkanlığa ve 10 yıl avukatlık yapmış olanların da yönetim kurulu üyeliğine seçilmeleri lâzımdır. Ayrıca belirli cezalara uğramış olanların da seçilmeleri mahzurlu görülmüştür. Bu sebeple seçildikten sonra dahi seçilme yeterliğini kaybeden başkan veya üyenin ödevinin kendiliğinden sona ereceğinin de kabulü gerekmektedir.
Madde 91. — Baro başkanı ve 3 yönetim kurulu üyeleri seçildikten itibaren iki yıl görev görürler. İki yılsonunda baro başkanı tekrar seçilebilir, fakat yönetim kurulu üyeleri tekrar seçilemezler. En az bir seçim devresi hariçte kaldıktan sonra yeniden seçilmeleri caizdir. Baro başkanının arka arkaya seçilmemek prensibinden istisna edilmesi baro başkanı olabilecek kimselerin nitelikleri bakımındandır.
Yönetim kurulunda devamlılık sağlanabilmesi için her yıl üye sayısının yansının yenilenmesi kabul edilmiştir. Ancak yeni kurulacak barolarda birinci sene sonunda ayrılacak üyelerin ad çekme ile belirtilmesi gerekmektedir. Diğer hallerde her üye istifa etmedikçe iki senelik müddetini tamamlıyacaktır. Baro başkanının seçim döneminden evvel ayrılması halinde yeniden seçilecek başkan an çak eski başkanın dönemi sonuna kadar görevini yapacaktır.
Madde 92. — Bir yönetim kurulu üyesi her ne suretle olursa olsun görevinden ayrıldığı takdirde yerine ilk genel kurul toplantısına kadar yedek üye kurula katılır. Ve genel kurul toplantısında bu ayrılan üye yerine bir başka üye seçilir. Aynı suretle üyelik görevini ifa etmesine kanuni engel bulunan üyenin de yerine yedek üye katılır.
Madde 93. — Yönetim kurulunu toplantıya başkan davet eder. Üyelerden biri görüşme konusunu yazı ile bildirdiği takdirde başkan kurulu toplantıya çağırmakla görevlidir. Toplantı başkan da dahil olmak üzere ekseriyetle yapılır ve kararlar hazır bulunanların ekseriyeti ile verilir. Kurul kararları bir tutanakla belirtilir ve başkan hazır bulunan bütün üyeler tutanağı imza ederler.
Madde 94. — Yönetim kurulunun yazı ile toplantıya çağırılması icabeder ve arka arkaya üç toplantıya engelsiz katılmamış üyenin istifa etmiş sayılması kesin olmayıp kurulunun bu hususta karar vermesine bağlıdır. Arka arkaya üç toplantıya katılmadığından istifa etmiş sayılmasına dair yönetim kurulu tarafından bir üye hakkında verilen karar bu üyeye tebliğ edilecektir. Bu karara karşı üyenin Türkiye Barolar Birliğine itiraz etmeye hakkı vardır.
Medde 95. — Barolar organlarının görevleri ile baro menfaatlerini gözetme temsil ve savunma için barolarca levhasına kayıtlı avukata verilecek işler ücretsiz olarak görülür. Bu görevler bir meslek görevidir. Ancak bu görevlerin yerine getirilmesi için gerekli resmî masraflar ve yol giderlerinin baro kasasından ödenmesi de zaruridir.
Madde 96. — Baro yönetim kurulunun görevleri bu kanunda sayılmış olmakla beraber yönetim kurulu baroya ait bütün işleri kovuşturmakla ve baronun menfaatlerini korumak için gerekli her türlü işleri yapmak da yönetim kurulunun görevleri arasındadır.
Madde 97. — Baro başkan ve yönetim kurulu üyeleri ile baroca işbirliğine çağırılmış olan avukatlar, Baro memurları, disiplin kurulu üyeleri, Türkiye Barolar Birliği Başkan, Yönetim Kurulu ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri ve birlik memurları görevleri sırasında öğrenmiş oldukları sırları saklamaya mecburdurlar. Bunlar bağlı bulundukları yönetim kurullarınca izin verilmedikçe tanıklık dahi edemezler. Aksi halde sır saklama yükümlülüğünün bir faydası kalmaz.
Madde 98. — Barolarda işlerin daha süratle ve gereği gibi yürütülmesi için bir başkanlık divanı teşkil edilmiştir. Bu divan başkan, başkan yardımcısı, genel sekreter ve muhasip üyeden kurulur. Ancak bu divan 250 den fazla üyesi olan barolarda kurulur. Başkanlık divanı her sene seçimden sonra ilk toplantıda yönetim kurulu tarafından seçilir.
Madde 99. — Başkanlık divanı kanun veya yönetim kurulu karariyle kendisine verilen görevleri yerine getirir, baronun mallarının yönetimi hakkında kararlar verir ve yaptığı işleri her üç ayda bir yönetim kuruluna raporla bildirerek yapılan işlerin yönetim kurulu tarafından bilinmesi ve denetlenmesini sağlar.
Madde 100. — Baroyu temsil ve yönetim kuruluna başkanlık etmek baro başkanına aittir. Başkan ve başkan yardımcısı bulunmadığı zamanlarda yönetim kuruluna en kıdemli olan üye başkanlık eder. Maddenin diğer fıkralarında başkanın yapacağı sair işler düzenlenmiştir.
Madde 101. — Başkan bulunmadığı zamanlarda başkana ait bütün görevler başkan yardımcısı tarafından yerine getirilir. Başkan yardımcısı başkana ait bütün yetkileri kullanabilir.
Madde 102. — Türkiye Barolar Birliğinin baroların çalışmaları hakkında bilgi sahibi olması için baro başkanları baronun ve yönetim kurulu çalışmaları hakkında her yıl Türkiye Barolar Birliğine bir rapor verirler. Bu raporlar karşısında Türkiye Barolar Birliği kanunun kendisine verdiği yetkilere göre gerekli işlemleri yapmak imkânım bulabilir.
Madde 103. — Genel sekreter, yönetim kurulu toplantılarına ait tutanakları düzenlemek, baronun iç çalışmalarım yönetmek baro kaleminin çalışmalarını temin ve denetlemekle de görevlidir.
Madde 104. — Muhasip üyenin görevi de başkanlık divanı kararlan gereğince baronun mallarım idare etmek, gelirlerin toplanmasına ve bütçenin uygulanmasına dair gözetimi yapmaktır.
Madde 105. — Baro genel kurulları baronun malî işlerini denetlemek üzere üç kişilik bir denetleme kurulu kurulmasına karar verebilir. Denetçiler açık oyla seçilir.
Madde 106. — Baro disiplin kurulu yönetim kurulundan ayrılmış ve müstakil bir kurul olması kabul edilmiştir. Disiplin kurulu üye adedi 89 ncu maddede belirtilen yönetim kurulu üye adedi kadar kabul edilmiştir.
Madde 107. — Disiplin kurulu üyeliğine seçilebilmek için yönetim kurulu üyeliği niteliğini haiz olmak şartı kabul edilmiştir. Bu kanunun 90 ncı maddesinde yazılı olduğu gibi en az 10 yıl avukatlık yapmış olmak ve tasarruf ehliyeti sınırlandırılmamış olmak, avukat lığa engel bir suçtan dolayı aleyhinde kovuşturma açılmamış bulunmak ve 90 mcı maddede yazılı disiplin cezalarına uğramamış bulunmak şartı aranmaktadır. Seçimden sonra seçilme niteliğini kaybeden üyenin üyelik sıfatı da kendiliğinden sona erer, yerine yedek üye i!k seçim devresine kadar kurula katılır.
Madde 108. — Seçim dönemi yönetim kurulu üyeleri hakkında olduğu gibi iki yıldır. Yeni seçilen bir üye iki yıl müddetle disiplin kurulu üyeliğini ifa eder. Ancak yönetim kurulunda olduğu gibi disiplin kurulunda da devamlılığın sağlanabilmesi için her sene üyelerin yarısı yeniden seçilir. Disiplin kurulu üyelerinin seçilmesini takibeden birinci sene sonunda üye adedinin yarısı ad çekme ile kuruldan ayrılır ve yerlerine yeni seçim yapılır.
Disiplin kurulu yönetim kurulundan ayrı olduğundan bu kurula başkanlık edecek üyenin de yine kurul tarafından seçilmesi düşünülmüş ve baro başkanının bu kurula başkanlık etmesi tezi komisyon ekseriyetince kabul edilmemiştir.
Madde 109. — Bu maddede disiplin kurulunun toplanabilmesi için nisap tâyin edilmektedir. Eski Avukatlık Kanununda bu hususta bir hüküm olmadığından disiplin kurulunun tam üye sayısı ile toplanması vüksek haysiyet divanında içtihad edilmiş olduğundan noksan üye ile yapılan işlemler iptal edilmiştir. Ancak disiplin kurulunun tam üye ile toplanması her zaman kabil olmadığından işler sürüncemede kalmaktadır. Bu mahzurun önlenmesi için kanun metninde toplanma yeter sayısının tam üye sayısının üçte ikisi olarak dercine zaruret hâsıl olmuştur. Toplanma yeter sayısı bulunduğu takdirde verilecek kararlar; toplantıya katılan üyelerin ekseriyetiyle verileceği de maddede zikredilmiştir. Disiplin kumlunda ayrı bir başkanvekilliği düşünülmemiş ve başkanın bulunmadığı toplantılara meslekte en kıdemli üyenin başkanlık etmesi daha uygun görülmüştür.
Madde 110. — Disiplin kurulunun bir işe el koyabilmesi için baro yönetim kurulu tarafından disiplin kovuşturması açılmasına karar verilmiş olması lâzımdır. Yönetim kurulu bir avukat hakkında belli bir işlemden dolayı disiplin kovuşturması açılmasına karar verdiği takdirde bu dosya disiplin kuruluna sevk edilecek ve disiplin kurulu da usulüne göre disiplin kovuşturmasını yaparak disiplinle ilgili cezaları tâyin edebileceği gibi ceza verilmesine yer olmadığına da karar verebilecektir. Disiplin kovuşturmalarının ne suretle yapılacağı ve ne gibi cezalar verilebileceği bu kanunun 10 ncu kısmında belirtilmiştir.
DOKUZUNCU KISIM
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
BİRİNCİ BÖLÜM
Birliğin Kuruluş ve nitelikleri:
Madde 111. — Avrupa devletlerinde bilhassa Alman, İtalyan ve Fransız Avukatlık kanunlarında yer alan Barolar Birliğinin memleketimizde de yerleşmesi için yeni hazırlanan Avukatlık kanunu tasarısında Türkiye Barolar Birliğinin kurulması zaruri görülmüştür. Bu maddeye Türkiye'de kurulmuş ve kurulacak baroların Türkiye Barolar Birliğine dahil olması mecburiyeti konulmuştur. Bundan gaye baroların Barolar Birliğine iltihak edip etmemelerinde f;kir ayrılığına uğramaması içindir. Kaldı ki, Türkiye Barolar Birliği temsilcilerinin hazırlamış oldukları prensip kararında da Barolar Birliğinin kurulması kabul olunmuştur.
Bu teşekkül bağımsız ve tüzel kişiliği haiz olan bir meslek teşekkülüdür. Bu teşekkülün bağımsız olmasına âzami gayret sarf edilmiştir. Eski kanunla mevcud olmıyan bir teşekküldür. Eskiden baroların murakabesi Adalet Bakanlığına aitken şimdi Barolar Birliğine aidolaeak ve Barolar Birliği hiçbir mercie tabi olmıyan müstakiî bir meslek teşekkülü olacaktır.
Birliğin gayelerinden biri de Türkiye Barolar Birliği yardımlaşma Sandığını kurmaktır. Yardımlaşma Sandığının gelirinin artması için birlik kendisine gayrimenkul edinebilmelidir. Bu düşünce ile kanuna hüküm vazolunmuştur. Anayasanın 122 nci maddesine tabiî tüzel kişiliği haiz bir kamu teşekkülüdür. Kararları aleyhine Anayasa gereğince Danıştay'a müracaat yolu açık tutulmuştur.
Birliğin merkezi;
Madde 112. — Türkiye Barolar Birliği Ankara'nın merkezi hükümet olması ve merkezî bir yerde bulunması dolayısiyle işlerin sûratle neticelendirilmesini temin için Türkiye Barolar Birliğinin Ankara'da olmasına karar verilmiştir.
Birliğin amaç, görev ve hakları:
Madde 113. — Birliğin belli başlı amaçlan kanunda sayılmıştır. Bunda tahdidi hareket edilmemesinin sebebi tatbikatta güçlüğe uğramamak içindir.
Birliğin amacı ile bağlılığı:
Madde 114. — Birliğin gayeleri 113 ncü maddede etraflıca izah olunmuştur. Bu gayelerine aykırı hareket etmemesi için 114 ncü madde vazolunmuştur. 114 ncü maddede birliğin siyasetle uğraşmıyacağı hükmünü vazetmemize sebep Türkiye Barolar Birliği siyasi bir teşekkül olmayıp meslekî bir teşekküldür, fakat siyasi partilere en fazla eleman veren bir teşekkül alması dolayısiyle bunun mensuplarının siyasi görüşlerinin birliğe hâkim olmaması için diğer meslekî teşekküllerde olduğu gibi siyasetle uğraşamıyacağı hakkında katî ve sarih hüküm konulmuştur. Birliğin adlî ve millî merasimlere iştirak edeceğini ve yerini maddede tâyin etmemizin sebebi evvelce protokolda baroların ve Barolar Birliğinin yeri belli değildir. Bu bakımdan Barolar Birliği iştirak ettiği adlî ve millî bayramlarda Yargıtay Başkanının yanında yer alacağı sarahaten belirtilmiştir. Bu suretle de protokol karışıklıkları önlenmiştir.
İKİNCİ BÖLÜM
BİRLİK ORGANLARI
Organlar:
Madde 115. — Bu maddede de Barolar Birliğinin organları gösterilmiştir.
Bu organlar sırasiyle:
1. Birlik Genel Kurulu,
2. Birlik Yönetim Kurulu,
3. Birlik Başkanlığı,
4. Birlik Yüksek Disiplin Kuruiu,
5. Birlik denetleme kurulu,
Birlik yönetim kurulu ile birlik yüksek disiplin kurulu barolarınki gibi birbirinden ayrı iki kurul olarak kurulmuştur. Her iki idari ve kazai organın bir kurulda toplanmasının işlerin sürat ve isabetle intacedilememesi gibi birçok mahzurları görüldüğünden iki kurulun ayrı ayrı çalışmaları faydalı görülmüştür. Barolar birliğinde barolarda olduğu gibi yeni bir organ olarak bir denetleme ku rulu ilâve olunmuştur. Bundan gaye hesapların devamlı ve muntazam olarak kontrolü ve işlerin muntazam yürütülmesini temindir.
I. BİRLİK GENEL KURULU
Genel kurulun kuruluşu:
Madde 116. — Birlik genel kurulu birliğin en yüksek merciidir. Genel kurul mevcut ve bundan sonra kurulacak baroların levhalarında kayıtlı bulunan avukatların sayısı 100 e kadar olanların 2, takibeden her 300 üye için 1 er temsilci göndermek suretiyle meydana gelecek temsilcilerin tamamından meydana gelir. Bu kurula seçilecek avukatlarda bazı şartların aranmasına sebep meslekin vakar ve haysiyetini korumak ve yükseltmek içindir. Birlik genel kurulu temsilcisi olabilmek için asgari 15 sene avukatlık yapmış ve hiçbir disiplin cezasına çarptırılmamış şahısların olabileceği şart koşulmuş tur.
Genel kurul toplantıları:
Madde 117. — Genel kurul toplantıları her teşekkülde olduğu gibi senede bir defa toplanması esası kabul olunmuş bir de bazı önemli hallerde birliğe dahil 10 baro yönetim kurulu yazı ile birliğin genel kurulunun toplantıya çağrılmasını isterse birlik, genel kurulu toplantıya çağırmakla zorunludur. Bunun konmasının gayesi birlik yönetim kurulu bazı baroların görüşlerine aykırı bir tutumda bulunursa bu baroların 10 tanesi birleşerek genel kurulu toplantıya çağırabilmesini temin içindir. Murakabenin her an yapılabilmesini de sağlıyacağından fayda mülâhaza olunur.
Adalet Bakanlığının ısdar edeceği kanunlarda barolar birliğinin genel kurulunun da fikrinin alınmasını temin için bir hüküm konulmuştur. Birer tatbikatçı olan avukatların meydana getirdiği birlik genel kurulunun görüşleri alınarak hazırlanacak adlî ve meslekî kanunların daha isabetli olacağı düşüncesiyle Adalet Bakanlığına bu yetki tanınmıştır.
Genel kurulda görüşme ve karar yeter sayısı:
Madde 118. — Barolar birliğinin toplantı yapabilmesi için genel kurula iştirak edecek delegelerin tamamının en az dörtte birinin iştiraki şart koşulmuştur. Bundan gaye bütün baroların iştirakini temin etmek ve baroların dertlerinin etraflıca görüşülmesini temin içindir. Toplantının yapılabilmesi için dörtte bir sayı sağlanamadığı takdirde toplantının bir ay sonraya taliki şartının konması sebebi de toplantı nisabından fedakârlık yapmamak ve behemahal hiç olmazsa dörtte bir sayıda delege ile toplanmak içindir.
Nisap temin edilerek toplantı yapıldığında da kararların toplantıya iştirak eden delegelerin yansından bir fazlasının reyi ile kararların alınabileceği, reyler müsavi ise başkanın katıldığı tarafın üstün olacağının kabul edilmesi kararların süratle alınabilmesini temin içindir.
Toplantıda gündemden başka bir şey görüşülemiyeceği esasını koymaktaki gayemiz toplantılarda süratli ve isabetli kararlar alabilmek içindir. Gündem harici konuşmalara imkân verilse idi, müzakereler uzar ve neticeye varılamazdı. Gündem hariç olarak yeni toplantı günü tâyin edilmesi esasını kabulden gayemiz âcil işlerin halledilebilmesi için ikinci toplantı gününü tesbit etmek içindir.
Genel kurulun görevleri:
Madde 119. — Birlik yönetim kurulunun görevleri kanunla sarih olarak sayılmış olmakla beraber genel kurulun görevleri Türkiye barolarına aidolmakla bütün işleri kovuşturmak ve barolar birliğinin menfaatlerini korumak için her türlü işleri yapmak birlik genel kurulunun vazifeleri arasındadır.
2. BİRLİK YÖNETİM KURULU:
Birlik yönetim kurulunun kuruluşu:
Madde 120. — Birlik yönetim kuruluna 15 asli 10 da yedek üyenin genel kurulca gizli oyla seçilmesinin sebebi asli üyelerin ayrılması halinde yedekleri vazifeye çağırmak ve sık sık genel kurulu toplayıp seçim yapmamak içindir. Çünkü barolar birliğinin toplanması güç ve masraflı olmasındandır.
Barolar birliği yönetim kuruluna seçilecek avukatların en az 15 yıl aralıksız avukatlık yapması ve disiplin takibatına uğramamış olması şartlarının konmasına sebep meslekin güçlüklerini ve dertlerini benimsemiş ve bu müddet içinde meslekin vekar ve haysiyetini zedeleyici bir harekette bulunmamış avukatlardan olmasının meslekin geleceği bakımından bir teminat olarak düşünülmüştür.
Yönetim kurulu üyeleri arasında iş bölümü:
Madde 121. — Yönetim kuruluna birlik başkanı başkanlık eder. Birlik başkanının bulunmadığı zamanlarda toplantıların yapılabilmesi için yönetim kurulu üyeleri arasından gizli oyla birlik başkan yardımcı ve genel sekreter seçimi yapılması kabul edilmiştir. Birlik yazı işleri ve diğer işlerin aksamaması için birlik başkanı veya yardımcısının bulunmadığı zamanlarda genel sekreter kâğıtları imzalar. Birliğin para işlerinin tanzimi için bir de muhasip üye seçilir.
Seçim dönemi:
Madde 122. — Birlik Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri ile yedekleri iki yıl için seçilirler. Arka arkaya olmamak üzere yeniden seçilmek caizdir. Barolarda reis istisnaen arka arkaya seçilebildiği halde barolar birliği başkanının arka arkaya seçilmemesi esası vazolunmuştur. Bundan gaye bütün baroların temsilcilerinin bu vazifeye seçilebilmesini sağlamak içindir. Bundan başka barolar birliğinin genel kurulunun ekseriyetini, mevcudu fazla olan barolar teşkil edeceğinden devamlı seçilmek esası kabul olunmuş olsa idi bir defa birlik başkanlığına seçilenin devamlı olarak seçilmesi imkân dahiline girebilirdi. Bu mahzurları önlemek için arka arkaya seçilmek menolunmuştur.
Yönetim kurulu toplantıları:
Madde 123. — Birlik Yönetim Kurulunun 30 günde bir toplanması kabul edilmesine sebep memleketimizin muhtelif köşelerinden seçilecek üyelerin işlerinden güçlerinden kısa sürede olsa ayrılmaları ve muayyen zamanlarda toplantı günlerinin tesbit edilmesi esası kabul olunmuştur. Birlik işlerinin sürüncemede kalmaması için birlik toplantısına üç kere engelsiz gelmiyenlerin istifa etmiş sayılacağı esası kabul olunmuştur. Birliğin müstacel işlerinin aksamaması için birlik başkanı veya yönetim kurulu üyelerinden birinin isteği üzerine her zaman toplantıya çağırabilmek esası kabul olunmuştur. Barolardaki yeni hüküm yönetim kumlu üyelerinden birisinin talebi ile dahi toplanılması esasıdır. Buna da sebep başkan ve yönetim kurulu kararlan ile olsa idi. Bazı sebeplerle toplantı yapılamıyacağı endişesindendir.
Yönetim kurulunda görüşme ve karar yeter sayısı:
Madde 124. — Yönetim kurulunda isabetli kararlar alabilmek için sekiz üyenin toplantıda bulunması ve mevcudun yarısından bir fazlasının bir oyda birleşmiş olmaları esası vazolunmuştur.
Yönetim kurulunun ödevleri:
Madde 125. — Birlik yönetim kurulunun ödevleri kanunda 14 fıkra halinde tahdidi olarak gösterilmektedir. Bundan gaye birliğin gaye ve vazifelerinin haricine çıkarılmamasını temin için tahdidi olarak yönetim kurulunun ödevleri sayılmıştır.
Görevin kaideten ücretsiz oluşu:
Madde 126. — Birlik başkanı, yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler görevlerini kaideten ücretsiz görürler. Ancak Ankara'dan hariç illerden seçilenlerin maddi bakımdan zarara uğramamalarını temin için yolluk ve zaruri masraflarının ödenmesi esası kabul olun muştur.
Birlik Başkanının ödevleri :
Madde 127. — Birlik Başkanının vazifelen kanunla sayılmıştır. Burada bilhassa mühim olan kaza yetkisini taşıyan merciler ve resmî makamlar önünde birliğin menfaatlerini koruyacak ve savunacak avukatları atamak. Bu husus eski Avukatlık Kanununun 26 ncı maddesinde Baro başkanlarına tanınan yetkinin dar anlamda tatbikidir. Yabancı barolar ve hukuk kurumları ile teması sağlamak görevi de Birlik Başkanına verilmiştir.
BİRLİK YÜKSEK DİSİPLİN KURULU
Yüksek Disiplin Kurulunun kuruluşu :
Madde 128. — Birlik Yüksek Disiplin Kurulu, Genel Kurul tarafından gizli oyla seçilecek 15 üyeden meydana gelir, ayrıca 10 yedek üye seçilir. Disiplin Kurulu kendi arasından başkan seçmesi esası kabul olunmuştur. Bundan gaye Disiplin Kuruluna seçilmiş olan şahısların kendi aralarında Disiplin Kurulu Başkanlığına lâyık şahsı seçmelerini temindir.
Yüksek Disiplin Kuruluna seçilmek nitelikleri Birlik Yönetim Kuruluna seçilme niteliklerinin aynı olarak kabul edilmiştir. Birlik Yönetim Kurulu ile Disiplin Kurulunun birbirinden müstakil iki organ olarak çalışmasını sağlamak için birinde üye veya başkan olan şahsın diğerinde vazife alamıyacağı esası kabul olunmuştur.
Yüksek Disiplin Kurulunun ödevleri:
Mdde 129. — Yüksek Disiplin Kurulu bu kanun ile kendisine verilmiş Ödevleri görür.
Yüksek Disiplin Kurulu üyeliğinin ücretsiz oluşu:
Madde 130. — Birlik Yüksek Disiplin Kurulu başkan ve üyeleri bu vazifelerini ücretsiz görürler. 126 ncı maddenin 2 nci fıkrası hükmünün bunlara da uygulanması muvafık görülmüştür. 126 ncı mad denin gerekçesi aynen bunda da caridir.
4. DENETÇİLER
Denetçilik:
Madde 131. — Birlik denetçilerinin de Birlik Genel Kurulu tarafından seçimi esası kabul edilmiştir. Birlik hesaplarının muntazam kontrol edilmesi için 3 asil denetçi ve 3 de yedek denetçi seçilmesi esası kabul edilmiştir. Denetçilerin de görevleri ücretsizdir. Ancak bu kanunun 126 ncı maddesinin 2 nci fıkrası hükmü denet çiler hakkında da kabili tatbiktir.
ONUNCU KISIM
Disiplin İşlem Cezaları
36 maddeden ibarettir.
Madde 132. — Disiplin cezalarının uygulanacağı halleri hükme bağlıyan bu maddede avukatlık vekar ve şerefine yahut meslek nizam ve ananelerine uymıyan fiil ve hareketlerde bulunanlar veya meslekî faaliyette görevlerini yapmıyan veya görevin gerektirdiği dürüstlüğe uygun hareket etmiyenler hakkında ve bu hallerde disiplin cezaları uygulanacağı ifade edilmiş bulunmaktadır. Eski kanunda bu haller kısmen sayılmış buna ilâve olarak meslek, nizam ve ananeleri hükmü de ithal olunmuştur. Bu yoldan meslek disiplininin korunması bakımından daha geniş bir saha ve tatbikatta rastlanan ihlâl halleri de maddelerin kapsamına alınabilmiştir.
Madde 133. — Disiplin cezalarının çeşitlerini ihtiva eden ve eski maddeden aynen alınmış olan bu hüküm yenilik olarak para cezalarının asgari ve âzami hadlerini günün ihtiyaçlarına göre tanzim edilmiştir. Keza işten çıkarmanın 3 aydan az ve 3 yıldan fazla olmamak şeklinde yukarı haddini yükseltmiş bu suretle cezanın müessiriyeti imkânı artırılmış bulunmakladır.
Madde 134. — Avukatların hak ve ödevlerine uygunsuzluk ve tekerrür hallerinde tatbik olunacak müeyyideleri gösteren bu madde kanunun umumi sistematiği ve eski kanunda buna paralel hükümler nazara alınarak sevk edilmiş bulunmaktadır. Tekerrür halinde davranışın ağırlığına göre cezaların şiddetlendirilmesi yolu tercih olunmuştur. Bu şekilde takdir hakkının kullanılması daha ölçülü hale sokulabilmiştir.
Madde 135. — Savunma hakkı bakımından bu maddede savunması alınacak avukata isnadın açıkça yazılı olarak bildirilmesi yazılı savunmanın istenmesi ve savunma için de belli bir sürenin tanınması gibi savunma hakkına taallûk eden esaslı unsurlar hükme bağlanmıştır.
Madde 136. — Disiplin işlem ve kararlarının disiplin kurulunca verilmesi hususu bu maddede ver almış idare kurullarının sadece infaz ile meşgul ve salâhiyetli kılınması esasa bağlanmıştır. Bu suretle disiplin karar ve muameleleri ile idarî muameleler kesin olarak ayrılmıştır.
Madde 137. — Baroya kayıttan önceki fiil ve haller için avukata tatbik edilecek cezanın sadece meslekten çıkarmayı gerektirecek fiil ve hallere inhisar ettirilmesi kanunun derpiş ettiği esas fikir ve prensiplere uygunluk bakımından düşünülmüştür. Çünkü bir kişinin avukat olmadan önce mesleke kabule mâni haller dışında bazı hususlardan dolayı takibata tabi tutulması mevzuata ve Anayasa nizamma uygun olamaz.
Madde 138. — Hakkında disiplin kovuşturması yapılacak avukatın bu kovuşturmasının hangi baroca yapılacağını tanzim eden maddede, kovuşturmanın başlandığı sırada avukatın kayıtlı olduğu baroca yapılması esas prensib olarak kabul olunmuştur. Eski kanunda da hüküm böyledir. Maddede baro başkanı, yönetim, disiplin kurulu üyeleri hakkında yapılacak kovuşturmalarda bu üyelerin bulunamıyacağı, veya bu yüzden kurul teşekkül edemezse kur'a yolu ile kurulun tamamlanacağı yolundaki hükümler eski kanun hükümlerinden olup izahtan varestedir. Yönetim kurullarının, şikâyet ve ihbarın tahkike değer mahiyette olmadığına dair kararları Cumhuriyet Savcısına ve şikâyetçiye tebliğ olunması hükmü de itiraz ve murakabenin temini bakımından düşünülmüştür.
Madde 139. — Avukat hakkında başlıyan bir ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına tesiri bakımından ne olacağı yolunda sevk edilen bu hüküm eski kanunda da derpiş edilmiş hükümlerdendir. Bu maddede ceza davası bakımından bekletici haller ve bu halde avukatın işten çıkarılması lazımgelip gelmiyeceği hususları sarih ölçü ve hükümlere bağlanmıştır. Beraet halinin disiplin yönünden tecziyeyi gerektirmesi hali de fiilin başlıbaşına disiplin kovuşturmasını gerektirir bir mahiyet taşımasına bağlanmıştır.
Madde 140. — Yönetim kurullarınca disiplin kovuşturmasına karar verilmesi lüzumunun ve işin tahkike değer olduğuna karar verilmesi hallerinin esasa bağlandığı bu maddede Cumhuriyet Savcısının isteği veya şikâyetçinin talebi veya re'sen tahkiki mucip görülmesi ile mümkün olacağı ve bu halde işin yönetim kurulu üyelerinden birinin raportörlüğüne tevdi edileceği hükme bağlanmıştır.
Madde 141. — Kovuşturmaya memur üyenin çalışmasını tanzim eden bir maddedir. Eski kanunda da yer almıştır.
Madde 142. — Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair verilen karara itirazı tanzim eden bu maddede Cumhuriyet Savcısı ve ya şikâyetçinin Türkiye Barolar Erliğine yapacağı itiraz Barolar Birliğince yapılacak inceleme burada hükme bağlanmıştır.
Madde 143. — Disiplin kovuşturması açılması için fiilin vukuundan veya disiplin kovuşturması açılmasına mahal olmadığına dair kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 yıl geçmemiş olması bu kanunda da eskisinde olduğu gibi muhafaza olunmuştur.
Madde 144. — Duruşmanın gizliliğine dair olan bu maddede duruşmanın gizli olacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 145. — Gıyapta duruşma yapılabilmesi hali de şikâyetli avukatın çağırılıp gelişmemiş olması ve bu çağın kâğıdında gelmediği takdirde duruşmanın gıyabında yapılacağının yazılı bulunmuş olması şartı konmuştur.
Madde 146. — Delillerin gösterilmesi ve incelenmesi bakımından disiplin kurulunun her hâdise hakkında işin ne dereceye kadar tetkik edileceği evvelce verilmiş kararlara bağlı olmaksızın kararlaştırılacağı esası hükme bağlanmıştır.
Madde 147. — Tanık ve bilirkişi dinlenmesi halleri ve usulü kurulun takdirine bırakılmış, ancak bir olayın delili bir tanığın şahsi bilgisinden ibaret ise bunun dinlenmesi şart görülmüştür.
Madde 148. — Duruşma tutanağının başkanın görevlendireceği bir üye tarafından tutulması hükmü, duruşmanın gizliliği sebebine müstenittir.
Madde 149. — İstinabe yolu ile verilen talimat baro merkezinde disiplin kurulu üyesi diğer yerlerde de sulh hâkimi tarafından yerine getirilir.
Madde 150. — Tanık ve bilirkişilerin çağırılması Tebligat Kanunu hükümlerine bağlanmış davete gelmiyen veya kanuni sebep olmaksızın bilirkişi veya şahitlikten kaçınanlar hakkında tâyin olunacak para cezalarının ve ihzarların sulh hâkimliklerince yerine getirileceği bu maddede tesbit olunmuştur.
Madde 151. — Disiplin kurulu üyelerinin reddi bakımından Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile bu kanunun 138 nci maddesinin hükümlerince işlem yapılacağı bu maddede tanzim olunmuştur.
Madde 152. — Disiplin kurulu kararlarının onanmış bir örneğinin alâkalıya ve Türkiye Barolar Birliğine tebliği hükme bağlanmış ve bütün baroların disiplin kararlarının Barolar Birliğinde toplanıp gözden geçirilebilmesi imkânı temin olunmuştur.
Madde 153. — İşten çıkarılabilmenin tedbir olarak bîr avukata tatbik edilmesi bu maddede eski kanuna paralel olarak hükme bağlanmış ve itiraz bakımından da kanunun sistematiğine uyarak Türkiye Barolar Birliğine başvurma yolu açılmış ve yeni olarak da itirazın kararın uygulanmasına mâni olmıyacağı hükme bağlanmıştır. Buna sebep tatbikatta ekseriya bu tedbirin itiraz ile tesirsiz kılınması neticesi görülmüş olmasındandır.
Madde 154. — İşten çıkarmanın mecburi olduğu haller eski kanundaki hükümler bakımından aynen muhafaza edilmiştir.
Madde 155. — İşten çıkarmanın neticeleri bakımından hüküm sevk edilmiştir. İşten men olunan avukatın bu yasağa aykırı hare ket etmesi halinde tatbik edilecek müeyyideler ile mahkeme ve resmî mercilerin mükellefiyetleri hükme bağlanmıştır.
Madde 156. — İşten çıkarma kararına itiraz bu kararın icrasının geciktirilmesine karar verilmedikçe icranın durmıyacağını esasa bağlandığı maddedir.
Madde 157. — İşten çıkarılan avukata ait davaların baro başkanı tâyin edilecek avukatlarca yürütüleceği ve ücretinin de işten çıkarılan avukat tarafından bu avukatlara ödettirileceği ve baronun bu ücretin Ödenmesinde kefaleti olacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 158. — İşten çıkarma kararının kaldırılması hangi hallerde olacağı kesin hükümlere bağlanmıştır.
Madde 159. — Disiplin kurulu kararlarına karşı alâkalılar 30 günlük itiraz müddetine sahip bulunmakta ve Barolar Birliği Disiplin Kuruluna başvurabilecekleri hükme bağlanmış ayrıca Adalet Bakanının Cumhuriyet Başsavcılığınca verilecek yazılı emir ile Barolar Birliği Yüksek Disiplin Kuruluna itiraz olunabileceği yolu açık tutulmuştur.
Madde 160. — Türkiye Barolar Birliği Yüksek Disiplin Kurulunun evrak üzerinde inceleme yapacağı ancak işten veya meslekten men cezasını müstelzim kararların istek üzerine veya re'sen duruşmalı yapılabileceği duruşma usulü bakımından 145 ve 146 ncı maddelerin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 161. — Duruşmada takibedilecek usulü tanzim etmiştir. Disiplin kovuşturmalarındaki duruşma usulüne paralel hükümdür.
Madde 162. — Barolar Birliği Yüksek Disiplin Kurulu kararlan hakkında Danıştaya başvurmak için 90 günlük müddet kabul olunmuştur.
Madde 163. — Delillerin kurullarca serbestçe takdir edileceği ve ölçünün avukatlık şeref, itibarım korumak, meslekin adalet, gaye ve icaplarına, nizam, gelenek ve âdetlerine uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.
Madde 164. — Disiplin cezasını gerektirecek fiillerin işlenme sinden itibaren 3 yıl geçmiş ise 3 yıldan fazla zaman geçmiş olması hallerinde kovuşturma yapılamıyacağı ancak yönetim kurulu bu müddet içinde disiplin kovuşturması açılmasına karar vermiş ise bu müddetin işlemiyeceği esasa bağlanmıştır.
Madde 165. — Disiplin cezalarının kesinleşmedikçe uygulanamıyacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 166. — Tanık ve bilirkişi masrafı vesair işler için mas raflar için şikâyet edenden masraf avansı alınacağı esasını vaz'etmiştir.
Madde 167. — Para cezası ve masrafların ödenmesine dair olan kararların îcra ve îflâs Kanununun ilâmların icrasına dair hükümlerine uyularak yerine getirileceği, para cezalarının baroya gelir ola cağı ve bu işlerin kovuşturması hususunun baro genel sekreterine veya bu işlerde görevlendirilecek baro yönetim kurulu üyelerinden birine ait bulunduğu hükme bağlanmıştır.
ONBİRİNCt KISIM
Avukat ücretleri
19 maddeden ibarettir.
Madde 168. — Ücret mukavelesinin avukatla müvekkil arasın da eski kanunda olduğu gibi serbestçe tâyin olunacağı esası kabul edilmiştir. Ancak avukatlık ücret tarifesinden daha dûn ücretle iş almayı yeni bir fikir olarak men etmiştir. Bundan gaye mesleğin âtisini temin etmekten ziyade avukatlık ücretinin bir şerefiye olduğu ve maddi ölçülerle ölçülemiyecek bir değer taşımasındandır. Bu maddede avukatın şerefiyesi olan ücretin istifası bakımından ecnebi mevzuatta da yer alan hükümler sevk edilmiş bulunmaktadır. Dava takip ve her türlü danışma ücretleri hakkındaki anlaşma yazılı olmadığı takdirde hükümsüzdür esasının kabulü avukatla müvekkil arasındaki ihtilâfları ve ücretin kolayca istenmesini sağlamak içindir. Avukatla müvekkili arasında ücret mukavelesi yoksa avukatın istiyebileceği ücretin baroca kabul edilecek tarifedeki miktarından üç mislinden fazla olamaz. Eskiden yalnız tarifeye göre ücret istenebilirdi. 3 misline kadar istenmesini sağlıyan hüküm vaz'edilmesinden gaye avukatın masruf mesaisini alabilmesini temindir. Ücret ihtilâflarında yalnız yazılı delil esası kabul edilmiştir. Bundan gaye ihtilâfların biran evvel hallini sağlıyabilmektir.
Başarıya göre ücretin kararlaştırılabilmesi:
Madde 169. — Ücret mukavelesinin kaideten belli miktarı ihtiva etmesi esası kabul edilmiştir. Eskiden muteber olmıyan avukatın muvaffakiyet derecesine göre müddeabihin % 25 ini aşmamak üzere nispî olarak ücret tâyini esası kabul edilmiştir. Eski görüşe göre mahkeme ve icra dairelerinde takdir olunacak ücretin avukata mı yoksa müvekkilinemi aid olacağı hususunda ihtilâflar doğduğundan maddeye icra ve mahkemelerce karşı tarafa yükletilen ücretin avukata aidolacağı esası kabul edilmiştir. Bundan başka kazanmak şartiyle yapılan mukaveleler eski kanunda ve tatbikatta muteber sayılmazken yeni kanunumuzda kazanmak şartiyle yapılan mukaveleyi de muteber addettik. Mahkeme ve icra dairelerinde takdir olunan ücret ve masrafların vekâletnamelerde sarahat olmasa bile avukat tarafından alınması esası yeni kanunumuzda kabul edilmiştir.
Ücret anlaşmazlıklarında kanunî tahkim:
Madde 170. — Bu maddede ücret sözleşmelerinde vazifeli merciin mahkemeler olabileceği hususu dercolunmuştur. Bundan gaye tahkim şartı konulmadığı zaman avukatın ücretini doğrudan doğruya kaza mercilerinden almasını temindir.
Ücretin gününde ödenmemesi:
Madde 171. — Bu maddede avukatın ücretinin yarısının peşin ödenmesi ve tâyin olunan taksitlerin zamanında ödenmemesi halinde avukatın işten çekilmek hakkı olduğu kabul edilmiştir. Bu hükmün vaz'ından gaye müvekkilin avukatın ücretlerini muntazam ödemesini temindir..
İhtiyati haciz istemek hakkı:
Madde 172. — Müvekkilin avukatla yazılı ücret mukavelesi ile ödemeyi kabul ettiği ücreti Ödememek için elinden mallarını çıkarması halinde avukatın teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı alabilmesi hükmü yeni bir fikir olarak kanuna konmuştur. Bundan gaye tatbikatta avukatlar işlerini intacettikleri halde bazı müvekkillerinin ücret ödememek için mallarını kaçırdıkları görüldüğünden avukatın ücret hakkını kolaylıkla alabilmesi için bu hüküm vaz'olunmuştur.
Gene bu maddede ücret anlaşmasına göre günü gelmiş alacağın tamamı veya bir kısmı için avukat teminat göstermeden her zaman ihtiyati haciz kararı alabilmesi için bu maddede hüküm tesis edilmistir.
Tarafların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sayılması:
Madde 173. — Sulh ile biten işlerde avukatın ücretini zayi olmaması için tarafların müteselsilen kefil sayılması esası maddede kabul edilmiştir.
Madde 174. — Bu maddede avukata ücreti nisbetinde vekili namına aldığı alacaklarda hapis hakkı tanınmış ve avukatlık ücretinin birinci derecede gelen imtiyazlı alacak mahiyetinde kabulü yeni fikir olarak kanunlaştırılmıştır. Bunda gaye avukatın ücretini kolaylıkla ve emin olarak almasını sağlamaktır. Aynı hak avukatın mirasçılarına da 3 sene müddetle tanınmıştır.
Ücret davası açılacağının daha önce baroya bildirilmesi:
Madde 175. — Avukatla müvekkil arasındaki ücret ihtilâfında eski kanunda hakem şartı mevcutsa hakeme gitme esası konulmuştu. Halbuki yeni kanunda ücret mukavelesinde hakeme veya mahkemeye gitme salâhiyetinin tâyinini tarafların iradesine bırakmıştır. Ancak avukat hangi yolu tercih ederse etsin durumu baroya bildirmesi mecburiyeti konulmuştur. Ayrıca izin almaya lüzum yoktur.
İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemek için yönetim kuruluna haber vermek mecburiyeti yoktur.
Barolarca hazırlanacak ücret tarifesi:
Madde 176. — Ücret tarifelerinin hazırlanması mahallin icaplarına göre Barolar Birliğince hazırlanıp ilgili mahkeme ve kaza organlarına dağıtılmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilme esası kabul edilmiştir. Halbuki eski kanunda bu husus Bakanlığa tanınmış bir hakti.
Madde 177. — Bu maddede Danıştay vergi itiraz ve temyiz komisyonları gibi mercilerde görülen işlerde de diğer kazai mercilerden farksız olarak Barolar Birliğince hazırlanan ücret tarifesine göre avukatlık ücretine hükmedeceği esası kabul edilmiştir. Bundan gaye bütün kaza organlarında ücretin Barolar Birliğinin tâyin edeceği ücret olmasını temindir.
İşi sonuna kadar takip mecburiyeti başkasını tevkil:
Madde 178. — Avukat üzerine aldığı işi sonuna kadar büyük bir dikkat ve ihtimamla takibetmek zorundadır. Vekâletnamedeki salâhiyetine istinaden başka bir avukatı tevkil ettiği takdirde o avukatın yapmış olduğu kusurdan da müştereken ve müteselsilen mesuliyeti esası kabul edilmiştir. Bundan gaye müvekkilin hak ve hukukunu kendisi ve tevkil ettiği avukatın tam mânasiyle korunmasını temindir.
Avukatın başka bir avukatı tevkil etmesi halinde müvekkilden kendisi ve diğer avukatlar ücret istiyemezler. Maddenin bu şekilde yazılmasının sebebi bir işte tevkil suretiyle müteaddit avukatlar bulunduğu takdirde müvekkilden ayrı ayrı ücret istemelerini önlemek içindir.
Müvekkilin başka avukata vekâlet vermesi veya teşrik etmesi:
Madde 179. — Müvekkil ancak avukatın yazılı muvafakatim almak şartiyle bir veya birkaç avukatı teşrik veya tevkil edebilir. Ancak ilk avukatın ücretinden her hangi bir kısıntı yapamaz. Müvekkilin teşrik ve tevkil ettiği avukatların kusurlarından ilk avukat iştirak etmedikçe sorumlu olamaz. Bu şekilde hükmün vaz'edilmesi avukatın teşrik edemiyeceği bir avukatla bir davayı takibetmemesi ve ücret mukavelesindeki haklarının zayi olmamasını temin içindir.
Ücretin belli işe hasredilmesi:
Madde 180. — Maddenin gayesi alınan her işin ücretinin tâyin ve tesbit olunan miktarda olacağı ve verilen ücretin yalnız bir işe ait bulunacağının müvekkilce bilinmesi için açık olarak hüküm konulmuştur. Tatbikatta bir iş verildiği zaman bununla ilgili işlerin de ekserisinin evelki işle irtibatı olduğundan bahisle müvekkil ayrı ücret vermek istemediğinden her türlü ihtilâfları önlemek için maddedeki şekilde açık ve sarih hüküm konulmuştur.
Maddenin son fıkrasında müvekkilin yeni dava ve hukukî yardımlar için avukatının rızasını almadan başka vekil tâyin edebilme serbestisi tanınmıştır. Bundan gaye bir avukata verilen bir işten sonra bununla ilgili diğer işin aynı avukatla takibi mecburiyeti konmuş olsaydı müvekkillerin ücret bakımından fazla ücret Ödemeleri imkân dâhilinde bulunacaktır. Bunu önlemek için müvekkile serbestçe başka bir avukat tutabilmek hakkı tanınmıştır.
Birden fazla müvekkilin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olması:
Madde 181. — Avukatın üzerine aldığı işte müvekkil birden fazla olursa bunların avukata karşı ücretin ödenmesinde müteselsil kefil olmaları esası kabul edilmiştir. Bundan gaye müvekkil adedi fazla olan işlerde ücretin ödenmesinde her bir müvekkil kendi hissesini ödiyerek diğer kısımları ödemediğinden avukatın hakkı zayi olmakta idi. Maddenin getirdiği yeni fikir sayesinde avukatlar birden ziyade müvekkilli bir işi takibettiklerinde her hangi birinden tamamım tahsil edebilmek imkânına sahib olmuşlardır.
Masrafların müvekkile aidolması:
Madde 182. — Maddede bilcümle masrafların müvekkile aidolacağı ve bunlar ödenmedikçe ve avukatın yapacağı işleri yapmamasında bir sorumluluğu olmıyacağı maddede sarih olarak belirtilmiştir. Avukat bulunduğu yerden başka bir yere gitmesi icabettiği takdirde birinci mevki vapur ve yataklı tren tarifesine göre müvekkil tarafından ödeneceği ve bu yolculuk dolayısiyle de avukatın müvekkilinden ayrıca ücret alabileceği ve bu ücretleri ödenmedikçe avukatın belirli yere gitmek mecburiyetinde olmadığı maddede açıkça belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, vergi temyiz komisyonları gibi merciler önünde murafaa hakkında yukardaki hüküm aynen uygulanır.
Ücretin tamamımın ödenmesini gerektiren haller:
Madde 183. — Müvekkille avukat arasında ücretin tamamının hangi hallerde ödenmesi icabettiği hususu maddede açık ve sarih olarak tahdidi şekilde bildirilmiştir. Bu şekilde tahdidi olarak bildirmede gaye müvekkille avukat arasında zuhur eden anlaşmazlıkların kanun hükmü ile önlenmesini temin içindir.
Madde 184. — Avukatların aldığı işleri sonuna kadar büyük bir titizlikle takibetmeleri için bu madde vaz'olunmuştur. Avukat haklı bir sebeb olmadığı takdirde işi terk edince aldığı ücretin tamamını iade ile mükelleftir. Bu madde müvekkillerin hukukunu siyanet için vaz 'olunmuştur.
Maddi vakıa ve delillerin doğruluğundan müvekkilin sorumluluğu :
Madde 185. — Ücretin tamamının veya bir kısmının dava veya işin lehe neticelenmesi şartına bağlı olarak yapılan ücret mukavelelerinde müvekkilin avukata imzası altında maddi vakıaların verdiği yazılı delillerin sıhhatli olmasından avukata karşı sorumlu olması esası kabul olunmuştur. Bunların hilafı sabit olduğu takdirde avukat dava neticelenmese dahi kararlaştırılan ücretin tamamına hak kazanır. Maddenin bu şekilde vaz'olunmasına sebep tatbikatta müvekkillerin bazılarını beyanları ve ellerindeki hususi surette tanzim olunan vesaikin hakikata uygun olmadıklarım bildikleri halde bunları avukata hakikatmiş gibi göstererek kazanılması imkânsız bir işi kazanmak şartiyle avukata vermesi neticesinde bile bile kazanılmıyacak işi avukata ücretsiz olarak gördürmesini önlemek içindir.
Müvekkilin kanuni ikametgâhı:
Madde 186. — Müvekkilin ikametgâhı vekâletnamede gösterdiği yerdir. Buradan ayrıldığı takdirde 3 gün içinde avukatına yeni ikametgâhını bildirmek mecburiyetindedir. Aksi takdirde eski ikametgâhına yapılan her türlü tebligatın muteber olacağı ve tebliğ olunmamasından doğacak her türlü zarardan avukatın mesul tutulamıyacağı esası sarih olarak belirtilmiştir. Tatbikatta birçok müvekkil avukatına adresini bildirmeden kanuni ikametgâhından ayrıldığından avukat müvekkilinden alacağı vesaik veya izahatı vaktinde alamamadan dolayı mesleki birtakım güçlük ve mesuliyetlere maruz kaldığından bunları önlemek için bu madde vaz'olunmuştur.
[1]Bu teklif, genel gerekçe bölümünde açıklandığı gibi, 1963 yılına kadar Türkiye Barolarının yapmış oldukları çalışmalar sonunda hazırlanmış bulunan Avukatlık Kanunu Tasarısı olup Konya Milletvekili Fakih Özfakih ve arkadaşları tarafından benimsenerek Meclise getirilmiştir. (Kaynak: Türkiyede Savunma Mesleğinin Gelişimi II. Cilt Türkiye Barolar Birliği yayınları :10, Yörük Matbaası İstanbul 1973)
NOT : Metin web belgesi haline getirilirken "Türkiyede Savunma Mesleğinin Gelişimi II. Cilt Sayfa 168 vd.- Türkiye Barolar Birliği yayınları :10, Yörük Matbaası İstanbul 1973" kitabından yararlanılmıştır.