kanun metnini görmek için tıklayınız
GEÇİCİ KOMİSYONUN RAPORU
|
Millet Meclisi Geçici Komisyonu Esas No.: 1/313, 2/1, 2/54, 2/445 Karar No.: 2 |
24.6.1967 |
YÜKSEK BAŞKANLIĞA
Adalet Bakanlığınca hazırlanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisine arzı Bakanlar Kurulunca 20.1.1967 tarihinde kararlaştırılan 1/313 esasta kayıtlı «Avukatlık Kanunu Tasarısı» ile 2/1 esasta kayıtlı Adana Milletvekili Kemal Sarıibrahimoğlu ve yedi arkadaşının, Avukatlık Kanunu teklifi, 2/54 esasta kayıtlı Konya Milletvekili Fakih Özfakih ve 21 arkadaşının, Avukatlık Kanunu teklifi ile 2/445 esasta kayıtlı Eskişehir Milletvekili ismet Angı ve iki arkadaşının, Avukatlık Kanunu teklifinin Genel Kurulun 1.2.1967 tarihli 43 ncü Birleşiminde Avukatlık Kanunu Tasarısını görüşmek üzere kurulan Geçici Komisyonumuza, Millet Meclisi Başkanlığınca gönderilmesi üzerine, 1/313 esasta kayıtlı Avukatlık Kanunu tasarısı esas alınmak suretiyle, Genel Kurulun tasvibi ile gönderilen Kanun teklifleri birleştirildikten sonra, Adalet Bakanlığı, Çalışma ve Maliye Bakanlığı temsilcileri ile içtüzüğün 40 ncı maddesinden istiane sureti ile davet edilen Ankara, İstanbul ve İzmir Baro Başkanları hazır bulundukları halde komisyonumuzda tetkik ve müzakere edilmiş ve aşağıda sunulan gerekçelere istinaden yapılan değişiklik ve ilâvelerle kabul edilerek öncelik ve ivedilikle görüşülmek üzere Yüksek Meclisin tasvibine sunulmasına karar verilmiştir.
GENEL GEREKÇE
3499 Sayılı Avukatlık Kanununun yürürlüğe girdiği 1 Aralık 1938 tarihinden bu yana, memleketimizin sosyal, ekonomik ve kültürel hayatındaki büyük gelişmelerin, avukatlık meslekinin şekil ve muhtevasında husule getirdiği geniş değişiklikler ve yeni Anayasamızın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kuruluş ve işleyişleri konusundaki yeni esasları kapsamak zaruretiyle hazırlandığı gerekçesiyle ifade olunan Avukatlık Kanunu tasarısı:
Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak, Türkiye Barolar Birliği ismi ile bütün baroları ve avukatları görev ve yetki alanı içine alan bir üst kuruluşun teşkilini öngörmesi,
Avukatlığın bir kamu hizmeti olduğunu açıkça ifade edip, avukatları hak ve sorumluluk bakımından Cumhuriyet savcılarına yakın bir statüye sokmuş olması, avukata, dosya tetkiki, evraktan örnek çıkarma ve tebligat icrası gibi hususlarda geniş yetkiler sağlaması,
Yürürlükteki kanunun uygulamada aksaklıkları meydana çıkan hükümlerini, ezcümle baroların kuruluş ve işleyişleri ile disiplin cezalarına ilişkin hükümleri, aksaklıkları giderecek esaslara göre yeniden düzenlenmesi,
Avukatlık ücretine ilişkin hükümleri de yeni bir zihniyetle ele alarak, avukatlık ücretinin rüçhanlı durumunu daha sağlam esaslara bağlaması,
Bilhassa avukatların sosyal güvenliğinin sağlanması hususunda ileri bir adım teşkil eden, avukatların sosyal sigortadan faydalandırılmalarına ilişkin hükümlerin getirilmesi suretiyle avukatları, yarınlarından emin olarak çalışmaları imkânına kavuşturması, itibariyle, komisyonumuzca genel olarak ihtiyacı karşılıyacak ve bilhassa gerekçesinde belirtilen gayeyi gerçekleştirecek vasıfta görülüp, esasları itibariyle tavsibedilmekle beraber, müzakereler sırasında bazı hükümlerinde değişiklik yapılması ve bazı yeni hükümler ilâvesi de zaruri bulunmuştur.
Komisyonumuzca gerek maddelerde yapılan değişiklik ve gerekse eklenen maddelerle getirilen en önemli yenilikleri şöylece özetlemek mümkündür.
a) Ahlâki meziyetler yanında meslekî bilgi ve tecrübesinin, avukatın gerek halk nazarındaki itibarı, gerekse adalet mekanizması içindeki mevkii bakımından arz ettiği önem ile mütenasib olarak, meslekin gelecekte daha sağlam temellere dayanmasını temin eylemek gayesiyle, avukatın şahsi ve meslekî niteliklerinin gelişmesini mümkün kılmak zarureti göz önünde tutulmuş ve hukuk mezunu olan bir kimseye avukatlık unvanını ve bu unvanın gerektirdiği tecrübe ve ehliyeti kazandıracak olan staj devresi ile ilgili hükümlerine bazı yenilikler getirilmiştir. Özellikle bir yıl olan staj süresi birbuçuk yıla çıkarılmış (madde 15), ve staj sonunda da bir sınav zorunluluğu konulmuştur.
b) Sekizinci kısmın ikinci bölümündeki baroların organlarının nelerden ibaret olduğunu düzenliyen 79 ncu maddeye, baro başkanlığı ve dokuzuncu kısmın ikinci bölümündeki Türkiye Barolar Birliğinin organlarının nelerden ibaret olduğunu düzenliyen 113 ncü maddeye de, Türkiye Barolar Birliği Başkanlık Divanı ayrı birer organ olarak ithal edilmiştir. Bu suretle barolar içinde, diğer, organlardan farklı ve kendilerine has fonksiyonları bulunan baro başkanlığının, Türkiye Barolar Birliği içinde de başkanlık divanının, ayrı birer organı olarak yer almaları sağlanmıştır.
e) Yürürlükteki kanunun uygulanmasından edinilen tecrübeler göz önünde bulundurularak, baro genel kurullarının görüşme ve karar yeter sayısı, 87 nci maddede yapılan değişiklikle, bilhassa üye sayısı çok olan barolarda görüşmenin açılmasına ve karar alınmasına imkân verecek hadlere indirilmiştir.
157 nci maddede yapılan değişiklikle, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlardan yalnız işten ve meslekten çıkarma cezalarına taallûk edenlerinin Adalet Bakanlığının onaylamasına tabi olmadığının kabulü ile, idari vesayet makamı olan Adalet Bakanlığının vesayet hakkının sınırlarında bir daraltma yapılmıştır.
Geçici hükümlerle düzenlenmiş olan sosyal güvenlikle ilgili hususların bir kısmı sürekli hükümler (madde 186 - 191) arasına alınmış ve geçici hükümlerle de, T. C. Emekli Sandığına tabi olmadan ve sosyal sigortalar kapsamına da girmeden avukatlık yapanlarla, daha önce T. C. Emekli Sandığına tabi bir hizmeti yahut sosyal sigortalı sayıldığı bir görevi olan ve evelce serbest avukat iken bilâhara sosyal sigortaya veya T. C. Emekli Sandığına tabi bir hizmette bulunan kimselerin durumları emeklilik veya sigortalılık bakımından değerlendirilmiş, serbest avukatlıkta geçen hizmetlerin ya doğrudan doğruya, yahut da borçlanma ile emekliliğe tabi olarak geçen hizmete eklenmesi veya malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasından faydalanmada 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 8 nci maddesine istisna teşkil eden ve fakat kamu görevlisi olup, bugüne kadar sosyal güvenlikten tamamen mahrum kalmış bulunan avukatların geleceklerinin, geçmiş avukatlık hizmetleri de sayılmak suretiyle teminat altına alınması gayesi güdülmüştür. Şunu hemen ilâve etmek lâzımdır ki, bu gaye ile hareket edilirken avukatlara meslekî durumlarının gerektirdiğinden fazla bir hak sağlanması asla düşünülmemiştir (geçici madde 1-5).
2556 sayılı Hâkimler Kanununun 70 nci maddesinde 6798 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, hâkim veya savcı yahut bu sınıftan sayılan bir hizmete tâyin edilen avukatların, avukatlıktaki hizmetlerinin de üçte ikisinin kıdemlerine eklenmesi sağlanmıştır. Hâkimler Kanununun bu maddesine paralel olarak 14.7.1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa biri sürekli ve diğeri de geçici olmak üzere eklenen ikİ madde ile, kanunun yürürlüğe gireceği tarihte Devlet memuriyetinde bulunan yahut bilâhara atanacak olan avukatların; 22 Nisan 1962 tarih ve 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin kuruluş ve işleyişi hakkındaki Kanuna eklenen bir süreli ve bir geçişi madde ile de, kanunun yürürlüğe gireceği tarihte Anayasa Mahkemesi üyeliğinde bulunan yahut ilerde bu üyeliğe atanacak olan avukatların, avukatlıkta geçen fiilî hizmet sürelerinin üçte ikisinin emekliliğe esas olan kıdemlerine eklenmesi öngörülmüştür.
Tasarıdaki Osmanlıca kelimelerin yerine, mümkün olduğu kadar öz Türkçeleri ve özellikle Anayasadaki terim ve deyimlerin konulması suretiyle tasarının dili daha da arıtılmıştır.
MADDELERİN GEREKÇESİ
BİRİNCİ KISIM
Madde 1. — Tasarının birinci maddesine tekabül etmekte ise de, tasarının 2 nci maddesinin 3 ncü fıkrası olan «Avukat görevini yerine getirmede bağımsızdır» hükmünün avukatlığın mahiyetini belirten bu maddede yer alması gerektiğinden, ikinci fıkra olarak bu maddeye eklenmiştir.
Madde 2. — Birinci madde gerekçesinde gösterilen nedenle çıkarılan üçüncü fıkrası hariç, tasarının ikinci maddesinin diğer fıkralarını ihtiva etmekte olup, dili Türkçeleştirilmiş ve birinci fıkradaki baskı hatası sonucu (hâkimlerle) şeklinde yazılan kelime (hakemlerle) olarak değiştirilmiştir.
İKİNCİ KISIM
Madde 3. — Tasarının üçüncü maddesinin, (b) bendindeki, «Siyasal bilgiler Fakültesinden mezun olup da, bu fakültede hiç okutulmıyan veya hukuk fakültelerindekine nazaran noksan okutulan derslerden her üniversite senatosunca hazırlanacak yönetmeliğe göre fark sınavını vermiş olmak» kaydı çıkarılmıştır. Filhakika, üniversiteler veya Millî Eğitim mevzuatında yer alması gereken bu prensip hükmünün Avukatlık kanununda bulunması kanun tekniğine uygun görülmemiştir. Ayrıca, kabul edildikleri tarihlerde, memlekette ihtiyaca yeter sayıda hukuk fakülteleri mezunlarının bulunmaması sebebiyle, hâkim, cumhuriyet savcısı, noter ve avukat ihtiyacını karşılamak üzere münhasıran Hâkimler Kanunu, Avukatlık kanunu ve Noterlik Kanununda yer alan bu hüküm, hukuk fakülteleri mezunlarının memleket ihtiyacını karşılayacak sayıya erişmiş bulunması karşısında mevcudiyetini devam ettirme gerekçesinden de mahrum kalmıştır.
Bu itibarla, kanuna giriş nedeni de zail olmuş bulunan bu hükmün maddede muhafazası faydasız ve lüzumsuz görülmüştür.
Aynı maddeye, (d) bendiyle eklenen hüküm de, staj sonunda sınavın kabul edilmesinin tabii bir sonucudur.
Madde 4. — Tasarının dördüncü maddesinden alınmış ise de, birinci fıkrasında yer alan, (Hukuk fakülteleriyle, Siyasal Bilgiler Fakültesi hukuk ilmi dersleri profesörlük veya doçentliklerinde..) kaydı «Üniversiteye bağlı fakülteler hukuk ilmi dersleri profesörlük veya doçentliklerinde...» olarak değiştirilmiş ve bu suretle avukat olmak bakımından hukuk ilmi dersleri profesörlük veya doçentliğini münhasıran iki fakültede yapmış olmanın doğurduğu adaletsizlik, bu hükmün üniversitelerin bütün ilgili fakültelerine teşmil suretiyle giderilmiştir. Nitekim, avukat olmak için gerekli ilmî bilgilerin belli süre hukuk ilmi profesörlük veya doçentlik yapmakla edinileceği kabul edildiğine göre, bu durumu yalnız iki fakülte öğretim üyeleri için tanımanın hiçbir makûl izahı olamaz.
İkinci fıkraya eklenen, 3 ncü maddenin (d) bendi de üçüncü maddede yapılan değişikliğin tabiî bir sonucudur.
Maddede yapılan diğer değişiklik, redaksiyon yönünden olup, son fıkradaki 18 nci madde, Komisyonumuz metninde 17 nci madde olduğundan, 17 olarak değiştirilmiştir.
Madde 5. — Tasarının beşinci maddesinden alınmıştır. Ancak, maddenin (a) bendine (kesinleşmiş bir kararla) ibaresi, mahkûmiyet kararının kanun yollarına başvurularak veya vurulmıyarak kesinleşmesinin de şart olduğunu belirtmek için eklenmiştir. Bu suretle, mahkûmiyet kararı kesinleşmemiş olan bir kimsenin, suçluluğu da henüz kesin şekilde sabit olmadığından mesleke kabul edilmeme gibi ağır bir neticeye/bu safhada muhatap tutulmaması sağlanmış bulunacaktır.
Aynı bentte, «... bir cürümden bir sene veya daha ziyade hapis cezasiyle hüküm giymek...» ibaresinin içine taksirli cürümler de girdiğinden, bu cürümleri madde kapsamı dışına çıkarmak amacı ile ibarenin başına, «kasdi» kelimesi eklenmiştir. Bu suretle, taksirli bir cürümden bir sene veya daha fazla hapis cezasiyle hüküm giymiş olmak hali, avukatlığa kabule engel sayılmamıştır. Gerçekten, taksirli cürümlerden hapse mahkûmiyet halinde, hükümlünün ahlâki redaati kasdi bir cürüm işliyeninkinden çok farklı bulunduğu cihetle, bu kabil cürümden mahkûmiyetin madde kaplamı dışında bırakılmasında zaruret hissedilmiştir.
İkinci fıkra maddeye Komisyonumuzca eklenmiştir. Fıkra hükmü, Anayasanın 68 nci maddesinde milletvekili ve senatör olmaya engel bir hal olarak hüküm altına alınan bir durumun, kamu görevi ifa eden avukatlara da teşmilinden ibarettir.
Üçüncü fıkra, adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazalı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, baro yönetim kurulunun iki karardan birini vermekte muhtar olduğunu derpiş etmektedir. Bunlardan biri, adayın avukatlığa alınma isteminin kabulüne, diğeri de istem hakkındaki kararın kovuşturma sonuna kadar bekletilmesine dairdir. Bu suretle, baro yönetim kurulu, kovuşturma safahati ve delillerin durumuna göre: adayın ve kamunun menfaatini telif imkânını bulmaktadır. Fıkranın ikinci cümlesi, adayın avukatlığa kabul isteminin yerine getirilmiyerek dava sonuna kadar beklenmesinin zorunlu olduğu hali belirtmektedir.
Son fıkra da, avukatlığa kabul isteminin geri çevrilmesi gereken hallerde, ceza kovuşturmasının sonucu beklenmeden istemin karara bağlanacağını hüküm altına almaktadır.
Madde 6. — Tasarının altıncı maddesinde yazılı sınavın kabulünün sonucu olarak, «staj bitim belgesi alanlar» ibareli yedine, «avukatlık sınavını başarmış olanlar» kaydı konulmuş ve adayın levhasına yazılmasını istiyeceği yer barosunun, ikametgâhının bulunduğu yer barosu olması hususundaki tahdit de, «başvurdukları» yer barosu olarak kaldırılmış ve genişletilmiştir.
Madde 7. — Tasarının 7 nci maddesinden alınmıştır. Ancak, birinci fıkradaki, «başvurma tarihinden» ibaresi, açıklık ve kesinlik verilmek amaciyle, «Başvurma dilekçesinin varış tarihinden» şeklinde değiştirilmiştir.
İkinci fıkranın başındaki, «dosya tamamlandığı halde» kelimeleri, bu fıkrada, birinci fıkradaki süreden farklı bir süre derpiş edildiği anlamını vermeye ve bu suretle karışıklık yaratmaya müsait bulunduğundan, maddeden çıkartılmıştır.
Madde 8. — Tasarının 8 nci maddesine tekabül edip, bu maddedeki prensipleri muhafaza etmekte ise de, aşağıda izah edilen nedenlerle bazı değişiklikler yapılmıştır.
Birinci fıkranın üçüncü cümlesi, fıkradan çıkarılarak ikinci fıkraya alınmıştır. Kalan fıkranın ilk cümlesine, 5 nci maddede yapılan değişikliğe paralel olarak, «veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine karar verdiği» ibaresi ilâve edilmiştir
İkinci fıkranın son cümlesine, baro tarafından adaya, itiraz tarihini tesbit etmek üzere verilecek belgenin her türlü vergiden de muaf olduğunu belirtmek için, «vergi» kelimesi ilâve edilmiştir.
121 nci maddenin 10 numaralı bendinde, baroların kararlarına karşı yapılan itirazları incelemek ve karara bağlamak hususu, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna görev olarak verildiğinden, üçüncü fıkradaki Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu ibaresinden lüzumsuz bir tekrardan ibaret olan, «yönetim kurulu» kelimeleri çıkarılmıştır. Bu fıkraya ayrıca, sıkı bağlılığı ve doğurduğu neticenin ayniyeti bakımından tasarı maddesinde müstakil fıkra teşkil eden, «Türkiye Barolar Birliği itiraz tarihinden itibaren bir ay içinde bir karar vermezse, itiraz reddedilmiş sayılır.» hükmü de ikinci cümle olarak alınmıştır.
Dördüncü fıkra hükmü prensibe taallûk etmekte olup, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak Türkiye Barolar Birliği ve baroların, idari vesayet makamı sıfatiyle Adalet Bakanlığının denetimine tabi olmaları gerekip gerekmediği tartışmasında, idari vesayetin zarureti görüşünü benimsemektedir.
Gerçekten, Anayasanın 122 nci maddesinde esasları tesbit edilen kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile merkezî idare arasındaki ilişkilerin (mahallî idareler) e benzer bir durum arz ettiği yine Anayasanın gerekçesinde gösterilmiştir, idare hukukunda (hizmet ademi merkeziyeti) tâbiri ile ifade edilen bu durum, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları üzerinde merkezî idarenin vesayet yetkisinin tanınmasını zorunlu kılmaktadır. Ancak, şu hususun da belirtilmesinde fayda vardır ki, komisyonumuz, Adalet Bakanlığının Türkiye Barolar Birliği ve barolar üzerindeki idari vesayet yetkisine müstenit denetim hakkının, hukukun gene] kuralları ve avukatlık müessesesinin mahiyeti ile bağdaşabilecek hudutlar içinde kalması hususunda dikkat sarf etmiş ve Bakanlığa, avukatlarla ilgili konularda re'sen idari tasarruflarda bulunma yetkisi tanınmıyarak, idari vesayet rejimi gereğince birlik ve barolar organlarının bazı kararlarını onaylama hususunda bir yetki verilmesi ile yetinilmesini zorulu mütalâa etmiştir.
Bu prensibin ışığı altında bu maddenin 4, 5 ve 6 ncı fıkraları hükmü incelendikte; Adalet Bakanlığının onaylamasına tabi kararların sadece, baro yönetim kurullarının, adayın levhaya yazılmasına dair kararlan ile Türkiye Barolar Birliğinin, itiraz üzerine adayın levhaya yazılması hakkında ittihaz ettiği kararlan olduğu görülür. Türkiye Barolar Birliğinin itirazın reddine dair verdiği kararlar kesin olup, ancak Danıştayda dava konusu yapılabilir. Keza Adalet Bakanlığının vereceği kararlar hakkında aday, ilgili baro ve Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun da Danıştaya başvurabilecekleri 6 ncı fıkra ile hüküm altına alınmıştır.
Son fıkra, taşandaki hükmün aynıdır.
Madde 9.— Tasarının 9 ncu maddesinden, dili Türkçeleştirilerek alınmıştır. Ancak, maddenin son fıkrasına, tutanağın kimler tarafından imzalanacağı ve nerede saklanacağı belirtilmek suretiyle açıklık verilmiştir.
Madde 10. — Tasarının 10 ncu maddesinden, bazı ilâveler yapılmak suretiyle alınmıştır. Yapılan ilâveler, 5 nci maddenin 3 ncu fıkrasındaki hükümle tenazuru sağlamak amaciyle, «kovuşturma sonuna kadar beklemesine» dair kararın da madde kapsamına alınması ile ilgilidir. Böylece, bekleme süresi içinde de adayın başka baroya yazılması önlenmiş olacaktır.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Madde 11. — Tasarının 11 nci maddesinden dili Türkçeleştirilerek alınmış ve ayrıca «tüccarlık» deyiminin yerine, Türk Ticaret Kanununda yer alan «tacirlik» deyimi konulmuştur.
Madde 12. — Tasarının 12 nci maddesinden alınmış ancak, ikinci fıkrasına, birinci fıkranın (a) bendinde sözü geçen Cumhuriyet Senatosu üyeleri ile milletvekillerinin ve (e) bendinde gösterilenlerin, aleyhine dava alamıyacakları kurum ve kurullar arasına köy tüzel kişilikleri de dâhil edilmiştir. Bu ilâve, köy tüzel kişiliklerinin menfaatlerinin, Hazine, belediye ve özel idarelerin menfaatları ile aynı nitelikle bulunmasının tabiî sonucudur.
Üçüncü fıkrada, muvazaa iddialarını önlemek maksadiyle, yasaklı avukatların yanında çalıştırdıktan avukatlar da, yasağın kapsamı içine alınmıştır.
Dördüncü fıkranın başına «bir bağlı olarak» ibaresinin eklenmesi suretiyle, bir yıldan az bir süre için ve sözleşme ile bağlananların serbest avukatlık yapmalarına imkân sağlanmıştır. Bu arada fıkranın ikinci cümlesindeki «sürekli bir kadroya bağlı olmaksızın» deyiminin de izahında fayda mülâfaza edilmiştir. Burada «sürekli bir kadro» tabiri ile en az bir yıllık bir bağlantı kasdedilmiş olup, kadroya bağlı olmaksızın ve bir yıldanaz bir süre için yapılan sözleşmelerle bağlananların, bağlandıkları daire ve kurum dışındaki üçüncü kişilere ait dava ve işleri takip etmelerine madde hükmü engel teşkil etmiyecektir. Aksi halin kabulü, küçük kasaba belediyeleri ile küçük yer özel idarelerinin mahdut bütçeleriyle avukat bulmaları imkânını ortadan kaldırma sonucunu doğurur.
Madde 13. — Tasarının 13 ncu maddesinden alınmıştır. Birinci fıkrasında, hâkim veya Cumhuriyet Savcısının baktığı dava ve işlerde avukatlık edemiyecekler arasına, fıkrada sayılanlar kadar, hatta onlardan da fazla yakın bulunan eşlerin de alınmasında zaruret görülmüş ve fıkradaki «bulunduğu mahkeme veya dairelerdeki» deyimi de, bilhassa büyük şehirlerdeki bir hâkim veya Cumhuriyet Savcısının eşi, yahut maddedeki derecede hısımı olan bir avukatın o şehirde avukatlık yapmasını önliyeceği ve bu suretle gayeyi aşan bir tahdit olduğundan çıkarılmış ve yerine «baktığı» deyimi konularak tahdidin sınırı kısmen daraltılmıştır.
Maddenin ikinci fıkrası, evliliğin sona ermesiyle eşler arasında bir ilişki kalmıyacağından ve tahdidin devamında da bir fayda düşünülemiyeceğinden metinden çıkartılmıştır.
Madde 14. — Tasarının 14 ncü maddesinden alınmış olup, sadece ikinci fıkrasına «Anayasa Mahkemesi Üyeleri» de ilave edilmiş ve başkaca değişiklik yapılmamıştır. Bu ilâve de, Anayasa Mahkemesi Üyelerinin, yüksek mahkemeler hâkimlerinden ayrı olarak zikredilmeleri zaruretinden doğmuştur.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Staja ait hükümlerin yer aldığı bu kısımda, Tasanda 15 nci maddenin 33 ncü maddeye kadar olan ve 19 madde içinde yer alan hükümler, 15 den 27 nci maddeye kadar 13 madde içende toplanmış ve bu maddelerde de, sınavın kabulünün gerektirdiği zaruri değişikliklerden gayri staj süresinin bir yıldan birbuçuk yıla çıkarılması yolunda değişiklik yapılmıştır.
Madde 15. — Tasarının 15 ve 16 nci maddelerini ihtiva etmektedir. Bu maddede, bir yıl olan staj süresi, ilk altı ayı mahkemelerde ve kalan bir yılı da avukat yanında olmak üzere birbuçuk yıla çıkartılmıştır. Staj süresinin uzatılması, adayın, hukuki bilgi ve tecrübelerini daha fazla artırarak, avukat olması için gerekli yeterliği kazanması gayesine matuftur. Aynı maddede, yanında staj yapılacak avukatın en az 10 yıl kıdemli olması şartı, bilhassa üye sayısı az olan barolarda bu kadar kıdemli olan avukatın hiç bulunmaması, veya bulunsa bile bunların sayısının azlığı dolayısiyle bütün stajiyerlerin birkaç avukatın yanında toplanması gibi bir durumu ortaya çıkarması bakımından avukatın stajiyerlerle gereği gibi ilgilenememelerinden doğacak imkânsızlık ve mazhurları bertaraf etmek için en az 5 yıl kıdemin kâfi görülmesi suretiyle değiştirilmiştir.
Madde 16. — Tasarının 17 nci maddesinden alınmıştır. Bu maddede yapılan değişikliklerden birincisi, sınavın kabulü neticesi 3 ncü maddeye yeni eklenen bend dolayısiyle bend sırasını gösteren harflerin değişmesinin tabiî sonucudur. İkincisi ise, stajiyerin, staj yaptığı yer barosunda avukatlık yapmasını zorunlu kılan bir hüküm bulunmadığı cihetle, «avukatlık yapacakları yer barosunun» «staj yapacakları yer barosu» olarak değiştirilmesi uygun görülmüştür.
Madde 17. — Tasarının 18 ve 19 ncü maddelerinden alınmış olup, yapılan değişiklik, dilinin Türkçeleştirilmesi ile redaksiyona taallûk etmektedir.
Madde 18 — Tasarının 20 ve 21 nci maddelerinden alınmıştır. Yapılan değişiklik, dilinin Türkçeleştirilmesine inhisar etmektedir.
Madde 19. — Tasarının 22 nci maddesine tekabül etmektedir. Maddede yapılan değişiklik, dilinin Türkçeleştirilmesinden başka, ikinci bir fıkra eklenmesinden ibarettir. Bu fıkranın eklenmesinde de, birinci fıkrada verilmesi öngörülen raporun, süratle düzenlenerek baroya tevdii suretiyle, muhtemel sürüncemede bırakma durumlarının önlenmesi hedef tutulmuştur.
Madde 20. — Tasarının 23, 24 ve 25 nci maddelerinden alınmıştır. Maddede, redaksiyon ve dilin Türkçeleştirilmesi yönünden değişiklik yapılmıştır.
Madde 21. — Tasarının 26 nci maddesinden, dili Türkçeleştirmek suretiyle alınmıştır.
Madde 22. — Tasarının 27 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilerek ve redaksiyon bakımından düzeltilerek alınmıştır.
Madde 23. — Tasarının 28 ve 29 ncü maddelerinden alınmıştır. Birinci fıkradaki, stajiyere verilecek iznin 15 günden 30 güne çıkartılması, staj süresinin uzatılmasının sonucudur.
Madde 24. — Tasarının 30 ncü maddesinden alınmıştır. Birinci fıkrada her hangi bir değişiklik yapılmamış olmakla beraber, Adalet Komisyonunun gözetimi sınırlarının belirtilmesinde de fayda mülâhaza edilmiştir. 21 nci maddeye göre, avukatlık stajı, listeye yazılma ile başlıyacağı cihetle, stajın başlamasından bitimine kadar baronun genel gözetimi altında yapılması tabiîdir. Ancak, stajın ilk altı ayı, mahkemelerde yapılacağından, bu süre içinde stajiyerin, Adalet Komisyonunun gözetimi altında bulunmasındaki zaruret de aşikârdır. Adalet Komisyonu, bu suretle sadece stajın mahkemeler ve Cumhuriyet Savcılığı ile icra ve iflâs dairelerinde yapılan kısmında gözetim hakkına sahibolup, bu hak da, adı geçen yerlerde stajın gerektirdiği hususlarla sınırlıdır. Meselâ baronun düzenlendiği staj konferanslarına iştirak gibi hususlarda stajiyerin katılmasına engel olunması söz konusu edilemez.
Maddenin son fıkrasında yapılan değişiklik, avukat yanındaki stajın bir yıla çıkarılmasının icabıdır. Yine 2 defa rapor verilecektir. Ancak, ilk raporun, 3 ayın sonunda değil de 6 ayın sonunda verilmesi gerekecektir.
Madde 25. — Tasarının 31 nci maddesinden alınmış olup, dili Türkçeleştirilmiş, iki fıkraya bölünmüş ve yönetim kurulunun hem staj süresinin uzatılmasına ve hem de staj bitim belgesi verilmesine dair kararlarının kesin olması derpiş edilmiştir.
Madde 26. — Tasarının 32 nci maddesinden alınmıştır. Bu maddede yapılan değişiklikle, stajyere, avukat yanındaki 3 aylık stajdan sonra, maddedeki şartlarla 9 ay süre ile sulh mahkemelerinden başka icra tetkik mercii hâkimlikleri ile icra ve iflâs dairelerindeki dava ve işlerde de vekâlet alma imkânı sağlanmıştır. Bu suretle stajiyer, staj süresinin yarısına eşit bir sürede bizzat sorumluluk yüklenip dava ve iş takibederek hem daha iyi yetişecek, hem de geçimine yardım edecek bir gelir kaynağına kavuşmuş olacaktır.
Bu maddenin ikinci fıkrası ile de, stajiyerin vekâlet alma yetkisi, son sınavda da başarı gösterememesi veya sınava girme süresini basarı göstermeden geçirmesine kadar uzatılmış ve bu suretle sınava girme için yahut başarı sağlıyamamak sebebiyle bekleme yüzünden geçecek süre içinde de, stajiyerin meslekî faaliyetine devamı imkânı sağlanmıştır.
Madde 27. — Tasarının 33 ncü maddesinden alınmış ve ikinci cümleden (Yönetim kurulu) kelimeleri, 121 nci maddenin 10 numaralı bendi hükmü karşısında fazlalık teşkil ettiğinden, çıkartılmış ve başkaca değişiklik yapılmamıştır.
BEŞİNCİ KISIM
Bu kısımda yer alan hükümler, komisyonumuzca genel gerekçede anlatılan nedenlerle getirilmiş olup, yenidir.
Avukatlık meslekine kabul şartlarına dair 3 ncü maddenin (d) bendinde «avukatlık sınavını başarmış olmak» hususu da, mesleke kabul şartları arasına alındığına göre, avukatlık sınavını başaramıyan bir stajiyerin, avukat olması mümkün değildir.
Avukat olabilmek için Öngörülen stajın, neticede bir sınavdan geçileceğini bilerek yapılması halinde daha ciddi ve faydalı olacağı izahtan varestedir. Ayrıca muhtelif mahkeme, adliye daireleri ve avukat yanında yapılan stajda edinilen bilgi ve tecrübenin bir kurul tarafından yapılacak sınavda değerlendirilmesi, yalnız stajiyerlerin yetişmesi bakımından değil, yanlarında staj yapılanlar bakımından da fayda sağlar. Başka bir deyimle, stajda kazandırılması gereken bilgi ve tecrübe, yanlarında staj yapılanların takdir ve arzularına tabi olmaktan çıkar ve bir sisteme icra edilmiş olur.
Madde 28. — Bu madde yeni olup, sınavın Türkiye Barolar Birliğinde yapılacağı ve sınava, staj bitim belgesi almamış olanların kabul edilemiyeceğini hüküm altına almaktadır. Binnetice sınava girmenin ön şartı, staj bitim belgesi almak, yani asgari birbuçuk yıllık stajı bitirmiş olmaktır.
Madde 29. ve 30. — Bu maddeler de yenidir ve sınav kurulunun kimlerden teşekkül edeceği ve bu kurula üye seçimi hususunu belirtmektedir. Kurulun teşekkül tarzı, görevin önemi göz önünde tutularak düzenlenmiştir.
Madde 31. — Madde yeni olup, sınava gireceklerin tesbitine değinmektedir, ikinci fıkrası, sınava kaç defa girilebileceğine ve son fıkra ise, staj bitim belgesinin verilmesinden itibaren ne kadar süre içinde sınavların bitirilmesi gerektiğine dairdir. Bu takyitlerin konulması, mesleke intisabetmeyi ciddî olarak istiyenlere gerekli imkânın sağlanması ve stajda göstermesi lâzımolan gayret ve çalışmayı gösteremeyip, avukat olmak için yeterli bilgi ve tecrübeyi edinmediği, belli süre içinde, belli sayıda yapılan sınavla sabit olanlara kendi durumlarını takdir ederek, bilgi ve kabiliyetlerine uygun diğer mesleklere geçmelerinin temini zaruretinden doğmaktadır.
Madde 32. — Madde yeni olup, sınav ve konularını belirtmekledir. Sınavın yılda beş defa yapılması, Sınav Kurulunda görev alanların diğer meslekî görevlerini sekteye uğratmamak zaruretinden doğmuştur.
İkinci fıkrada belirtilen sınavın amacı, ifade tarzından da anlaşılacağı veçhile, stajiyerin staj süresince tatbikattan öğrendiği bilgilerin avukat olmak yeterliğini kazandırıp kazandırmadığının tesbitinden ibarettir. Bu itibarla, sınav, tamamen tatbikî konulara inhisar edecek ve teorik sorular sorulmıyacaktır. Yani, hukuk fakültesinden gerekli sınavları vermek suretiyle diploma almış bir kimsenin aynı konulardan ve aynı mahiyette bir sınava tabi tutulması söz konusu değildir. Esasen bu kısmın baş tarafında verilen izahatta da işaret edildiği gibi, sınavın kabul edilmesinin gerekçesi de, muhtelif mahkeme, adliye daireleri ve avukat yanında yapılan staj da edinilen bilgi ve tecrübenin bir kurul tarafından yapılacak sınavla değerlendirilmesi olduğuna göre, sınavın tatbiki konulara inhisar etmesi müessesenin bünyesi icabıdır.
Üçüncü fıkrasiyle, sınavın yazılı olacağı derpiş edildikten sonra, sınava girip başarı sağlıyamıyan adaylara bir şans daha tanınmış ve yazılı sınavdan sonra yapılacak mülakat sonunda da aynı kanıya varılmasının başarısızlık için şart olduğu belirtilmiştir. Bu suretle, yaptığı stajla, avukat olmak yeterliğini kazanmış durumda olduğu halde, her nasılsa yazılı sınavda bunu ispat edememiş olan adayın, mülakat voliyle yapılan yoklamada bu yeterliğini ispat imkânına kavuşturulması mümkün kılınmıştır.
Son fıkra, Yönetmeliğe bırakılacak hususları belirtmektedir.
Madde 33. — Bu maddede yenidir ve sınav sonucunda yapılacak işlemlere temas etmektedir.
ALTINCI KISIM
(Tasarının beşinci kısmı altıncı kısım olarak düzenlenmiştir.)
Madde 34. — Tasarının 34 ncü maddesinden, yeni bir redaksiyona tabi tutulmak ve dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
Madde 35. — Tasarının 35 nci maddesinden alınmıştır. Redaksiyon yönünden yapılan değişikliklerden başka, birinci fıkranın baştan dördüncü kelimesi «meselelerde» olarak düzeltilmiş ve üçüncü fıkraya da, civar hısımlarına açıklık kazandırmak amaciyle, «usul ve füru ile» kelimelerinden sonra «nesep ve sebepten» kelimeleri eklenmiştir.
Madde 36. — Tasarının 36 ncı maddesinden alınmıştır. Birinci fıkradaki, «vazifeleri dolayısiyle muttali oldukları hususları» deyimine açıklık verilerek, görevdeki sıfatları da sayılmıştır.
İkinci fıkraya yapılan ilâve ile de, iş sahibinin muvafakati olsa bile avukatın tanıklık etmekten çekinebileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu suretle avukat, tanıklık edip etmiyeceğinî, görevinin niteliği ile halin icabına göre kendisi takdir edecektir.
Son fıkrada, sır saklama yükümlülüğü barolar ve Türkiye Barolar Birliği memurlarına da teşmil edilmiştir. Filhakika, bu memurların görevleri icabı öğrendikleri sırları açığa vuramamaları ve bu hususta tanıklık etmemeleri, aynı konuda avukatlara tahmil edilen sır saklama yükümlülüğünün tabiî bir sonucu olup, aksi halin kabulü, bir taraftan saklanan sırrın, diğer taraftan açığa vurulması gibi çelişik bir durum yaratacaktır.
Madde 37. — Tasarının 37 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek ve noktalaması yeniden yapılmak suretiyle alınmıştır.
Madde 38. — Tasarının 38 nci maddesinden alınmıştır. Birinci fıkraya eklenen (d) bendi, avukatın neticeten kendi sorumluluğunu gerektirecek bir hususta avukatlık etmekten çekinmesini sağlamak için ve (e) bendi de, meslek dayanışmasının icabı olarak sevk edilmiştir, (f) bendinde yapılan değişiklik de, meslekî dayanışma ve düzen gereklerinin avukatın takdirine terk edilmiyerek, Türkiye Barolar Birliğince objektif esaslara göre tesbiti gayesine matuftur.
İkinci fıkradaki zorunluluk, avukatın ortaklarına ve yanında maaşla çalıştırdığı avukatlara da teşmil edilmiştir.
Son fıkra, meslek dayanışması ve düzenini geıeği olarak maddeye eklenmiştir.
Madde 39. — Tasarının 39 ncu maddesinden alınmakla beraber, dilinin Türkçeleştirilmesinden başka, son fıkraya, avukatlık ücreti ile aynı nitelikte bulunan «avukatın yapmış olduğu giderler» de ithal edilmiştir.
Madde 40. — Tasarının 40 ncı maddesinden, zamanaşımının Borçlar Kanunu sistemine uygun hale getirilmesi suretiyle alınmıştır.
Madde 41. — Tasarının 41 nci maddesinden alınmıştır, İkinci fıkranın her iki cümlesine de, kaçınılmaz sebeple eşdeğerde bulunan «haklı bir özür» de eklenmiş ve bu suretle avukatın haklı bir özrünün de kaçınılmaz sebep gibi değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Üçüncü ve dördüncü fıkralar, Borçlar Kanununda yer almış bulunduğu ve kısmen de birinci fıkranın tekrarı niteliğinde olduğundan maddeden çıkarılmıştır.
Madde 42. — Tasarının 42 ve 151 nci maddeleri hükümlerinin birleştirilmesi suretiyle yeniden düzenlenmiştir.
Birinci fıkrada yapılan değişiklik, «ilgililerin isteği üzerine» deyimi yerine, hükme açıklık kazandırmak ve isteği tevsik etmek amaciyle «ilgililerin yazılı istemi üzerine» deyiminin konulmasından ve iş sahibinin istediği bir avukatı tutmak hususundaki hakkının mahfuziyetini temin amaciyle de «iş sahiplerinin haberdar edilmesi» yerine «iş sahiplerinin yazılı muvafakatinin alınması şartı» ikame edilmesinden ibarettir.
İkinci fıkranın ikinci cümlesindeki bir aylık süre, devir ve teslim işinin ikmali için kısa görüldüğünden üç aya çıkartılmıştır.
Dördüncü fıkra, görev verilen avukatın haklı nedenlerle görevi reddedebilmesine imkân vermek gayesiyle getirilmiştir.
Beşinci fıkradaki hüküm, birinci fıkrada yer alan hükmün mantıki sonucudur. Zira, temsil edilen avukatın geçici olarak işle ilgisi kalmadığına göre, bu süre içinde talimat vermesi de kabul edilemez.
Son fıkra hükmü, görev verilen avukatın ücreti meselesini hal için getirilmiştir. Bu ücretin temsil edilen avukat tarafından ödenmesinde, işin kendi adına yürütülmesi bakımından, zaruret bulunmaktadır.
Madde 43. — Tasarının 43 ncü maddesinden, dili Türkçeleştirilmek ve yeniden redaksiyona tabi tutulmak suretiyle alınmıştır.
Madde 44. — Tasarının 44 ncü maddesinden alınmıştır. Yapılan değişiklik, yeniden redaksiyona tabi tutulması ile (avukat bürosu) isminin (ortak avukat bürosu) şekline çevrilmesinden ibarettir isim değişikliği, birden fazla avukatların çalışmalarını ortaklık şeklinde birleştirdiklerini ifade etmek için yapılmıştır.
Madde 45. — Tasarının 45 nci maddesinden alınmıştır, ikinci fıkradaki (memurluğa) kelimesi, avukatlığın mahiyeti ile ilgisi bulunmadığından fıkradan çıkartılmıştır. Son fıkradan da, birinci ve ikinci fıkralara aykırı hareket disiplin cezasını gerektirip, bu cezaları da esasen disiplin kurulu vereceğinden, haşiv mahiyetinde görülen (disiplin kurulunca) kelimeleri çıkartılmıştır.
Madde 46. — Tasarının 46 ncı maddesinden alınmıştır.
Birinci fıkraya eklenen cümle ile a) Adalet daireleri içinde imkân yani fotokopi makinası bulunduğu, b) Gerekli giderler de ödendiği takdirde fotokopi yoliyle örnek çıkartılmasına imkân tanınmıştır. Bu şartlardan biri bulunmadığı takdirde, fotokopi yoliyle örnek çıkarılması mümkün olamıyacaktır. Meselâ, adalet dairesi dışında, hâkim karan olmadıkça evrakın götürülmesi suretiyle fotokopi yoliyle örnek çıkarılması mümkün değildir.
İkinci fıkra, birinci fıkranın ikinci cümlesinde yer alan hükmün yerine kaim olmak üzere getirilmiş olup, dava ve dosyaların incelenebileceği yerler tadadi olarak gösterilmiştir. Bu inceleme sırasında, mahkeme kalemi veya icra iflâs dairesi personelinin, dosyaların korunmasındaki sorumlulukları icabı, gerekli gözetimi yapmaları tabiîdir.
Tasarının 47 nci maddesinden alınmıştır.
Dili Türkçeleştirilmiş ve birinci fıkradaki beş yıllık yasak süresi, tazminatta zamanaşımına dair 40 ncı maddedeki süreyle ahenkli olmak üzere, bir yıla indirilmiştir.
İkinci fıkra hükmü de, muhtemel muvazaaları önlemek gayesiyle getirilmiş olup, çekişmeli haklan edinme yasağı avukatın ortakları ile yanında çalıştırdıkları avukatlara da teşmil edilmiştir.
Madde 48. — Tasarının 48 nci maddesinden, aracı kullanan avukatların da, aracılar gibi aynı ceza ile cezalandırılacakları hükmü birinci fıkraya eklenmek suretiyle alınmıştır.
Madde 49. — Tasarının 49 ncü maddesinden alınmış ise de, avukatların mahkemelere çıkarken giymek zorunluğunda oldukları resmî kılığın, Adalet Bakanlığı yerine Türkiye Barolar Birliğince belirtileceği yolunda değiştirilmiştir.
Madde 50. — Tasarının 50 nci maddesinden alınmıştır. Yapılan değişiklikle, hem madde açıklığa kavuşturulmuş ve hem de ayrılacak yerin ihtiyaca yetecek nitelikte olması hüküm altına alınmıştır. Ancak, bu yerin imkânlarla sınırlı olarak ayrılacağı tabiidir.
Madde 51. — Tasarının 51 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek ve noktalamalar düzeltilmek suretiyle alınmıştır.
Madde 52. — Tasarının 52 nci maddesinden alınmıştır Birinci fıkrada, avukatın tutmakla yükümlü olduğu dosya ile birlikte duruşmalara çıkması zorunluluğu, avukata lüzumsuz külfet tahmil edeceği cihetle maddeden çıkartılmıştır.
Madde 53. — Tasarının 53 ncü maddesinden, sadece noktalaması düzeltilerek alınmıştır.
Madde 54. — Tasarının 54 ncü maddesinden, dili Türkçeleştirilmek ve yeniden redaksiyona tabi tutulmak suretiyle alınmış olup, iki fıkraya ayrılmıştır. Ayrıca sicil cüzdanım görmeye yetkili kimselerin, gerekli gördükleri notu alabilecekleri hususu da maddeye eklenmiştir.
Madde 55. — Tasarının 55 nci maddesinden alınmış ve avukatların tabelâlarında ve basılı kâğıtlarında, avukat unvanı ile akademik unvanlarından başka sıfat kullanmalarını bir nevi reklâm olarak yasaklıyan hüküm de eklenmiştir.
Madde 56. — Tasarının 56 ncı maddesinden alınmakla beraber dili Türkçeleştirilmiş, üçüncü fıkrada baskı hatası neticesinde (altı ay) olarak yazılan cezanın azamî haddi 6 yıla çıkartılarak düzeltilmiş ve son fıkranın ikinci cümlesine harç ve resimden gayrı vergileri ödemek şartı da eklenmiştir.
Madde 57. — Tasarının 57 nci maddesinden alınmıştır. Yapılan değişiklikle, görev sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların memurlar yerine hâkimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı maddede belirtilmiştir.
Madde 58. — Tasarının 58 nci maddesinden, yeniden redaksiyona tâbi tutulmak ve para cezasının, hafif para cezası olduğu belirtilmek suretiyle alınmıştır.
Madde 59. — Tasarının 59 ncu maddesinden alınmıştır. Yapılan değişiklik, redaksiyon ve dilin Türkçeleştirilmesi yönündendir.
Madde 60. — Tasarının 60 ncı maddesinden, yeniden redaksiyona tabi tutulmak ve dil; Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır. Ayrıca, birinci fıkradaki «59 ncu maddede yazılı mercilerin...» ibaresi bu mercilerin münhasıran mahkemeler olması sebebiyle «59 ncu maddede yazılı mahkemelerin...» şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 61. — Tasarının 61 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek ve yeniden redaksiyona tabi tutulmak suretiyle alınmıştır.
Madde 62. — Tasarının 62 nci maddesinden alınmıştır. Yapılan değişiklik, redaksiyon dilinin Türkçeleştirilmesi ve görevdeki sıfatın arıklanması yönlerindendir.
Madde 63. — Tasarının 63 ncü maddesinden alınmakla beraber, birinci fıkraya, işten yasaklanan avukatlar da ithal edilmiş ve ikinci cümle dahi bu değişikliğe uygun hale getirilmiştir.
İkinci fıkrada yapılan değişiklikle, ceza, fiilin ağırlığına uygun hale getirilmiş ve asgari haddi bir aydan altı aya çıkartılmıştır.
Son fıkra, yeni bir hüküm olup, bu madde kapsamın giren suçları işliyenlerin behemehal takibe uğramasını sağlamak için mahkemeler, icra ve iflâs daireleri ile barolara, keyfiyeti Cumhuriyet savcılığına bildirmek zorunluğunu yüklemekte ve baroların da ayrıca tahkikat sonucundan haberdar edilmesini temin gayesini gütmektedir.
Madde 64. — Tasarının 64 ncü maddesinden alınmıştır. Yapılan değişiklik, birinci fıkraya «Baro başkanı»nın ilâvesi ve son fıkrada da, hükmedilen para cezalarından tahsil edilenlerin baroya irad yazılacağının tasrihinden ibarettir. Baro başkanının ilâvesi, denetleme ve şikâyetle ilgili meselelerde bu kanunun başkana yüklediği görevlerin, hükmedilip tahsil edilen para cezalarının baroya irad kaydı da, disipline ait hükümlerde kabul edilen prensibin gereğidir.
Madde 65. — Tasarının 65 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
YEDİNCİ KISIM
(Tasarının altıncı kısmı yedinci kısım olarak düzenlenmiştir.)
Madde 66. — Tasarının 67 nci maddesinden dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
Madde 67. — Tasarının 68 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
Madde 68. — Tasarının 69 ncu maddesinden, dili Türkçeleştirilmek ve ikinci fıkrası da değiştirilmek suretiyle alınmıştır, ikinci fıkrada yapılan değişiklik, nakil dilekçelerine eklenecek belgeler ile nakilde uygulanacak usullerin yönetmeliğe bırakılmasından ibarettir.
Madde 69. — Tasarının 70 nci maddesinden bazı değişiklik yapılarak alınmıştır.
Birinci fıkrada yapılan değişiklik, nakil isteğiyle başvurulan baro yönetim kurulunun, avukat hakkında gerekli gördüğü her türlü inceleme ve işlemleri de yapacağının derpişi ve nakledilen barodan özellikle soracağı hususların nelerden ibaret olduğunun belirtilmesi ile, sorulacak hususlardan disiplin kovuşturmasının sonuçlanmasından veya avukatın baroya borçlarını ödemesinden önce hiçbir işlemin yapılamıyacağının hüküm altına alınmasından ibarettir. Bu suretle, nakledilen barodan sorulan hususların bir sonuç doğurması sağlanmakta ve nakledilen baroca yapılan disiplin kovuşturması sonuçlarından veya avukatın baroya borçlarını ödemesinden önce naklin yapılması imkânı kaldırılmaktadır.
Son fıkrada yapılan değişiklikle de, nakil isteminin kabulü hakkında baroca verilen karar kesin hale getirilmiş ve Türkiye Barolar Birliğinin uygun görmesine dair hüküm çıkartılmıştır, ikinci cümle ile de, nakil isteminin kabulüne karar veren baroya, bu kararını Türkiye Barolar Birliği ile avukatın ayrıldığı baroya derhal bildirmek zorunluğu yüklenmektedir.
Madde 70. — Tasarının 71 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek ve dördüncü fıkradaki karar verme süresinin, itiraz tarihinden değil, itiraz dilekçesinin varışı tarihinden başlatılması şeklindeki değişiklikle alınmıştır. Dördüncü fıkradaki değişiklik, süre başlangıcının kesin olarak belirtilmesi amaciyle yapılmıştır.
Madde 71. — Tasarının 72 nci maddesinden alınmış olup, yapılan değişiklik, redaksiyon ve dilin Türkçeleştirilmesi ile ikinci fıkranın son cümlesinde, 8 nci maddenin son fıkrası yerine 6 nci fıkrasına atıf yapılmasından ibarettir.
Madde 72. — Tasarının 73 ncü maddesinden, redaksiyon ve dilin Türkçeleştirilmesi yönünden gerekli değişiklik yapılarak alınmış, ayrıca 65 ve 190 nci maddelerdeki halleri de maddenin kapsamına olan iki bend eklenmiştir.
Madde 73. — Tasarının 74 ncü maddesinden, dili Türkçeleştirilerek alınmıştır.
Madde 74. — Tasarının 75 nci maddesinden alınmakla beraber, dili Türkçeleştirilmiş, ayrıca birinci fıkrada, 5 nci maddenin (a) bendinde yapılan değişikliğin tabiî sonucu olarak, «mahkûm olanların» deyimi yerine «kesin olarak hüküm giyenlerin» deyimi ikame edilmiş, son fıkra redaksiyon bakımından değiştirilmiş ve 8 nci maddede yapılan değişiklik gereği olarak da son fıkrası yerine altı ve yedinci fıkralara atıf yapılmıştır. Ayrıca maddenin kenar başlığı da muhtevayı daha iyi ifade eder hale getirilmiştir.
Madde 75. — Tasarının 66 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek ve birinci fıkradaki «üç senede bir olmak üzere» kaydı çıkartılmak suretiyle alınmıştır. Filhakika, baro levhasında yazılı avukatların kimler olduğunun baro haricindekilerce bilinmesi liste ile mümkün olduğundan, bu listenin üç senede bir gibi uzun aralarla düzenlenmesi sakıncalı görülmüştür.
SEKİZİNCİ KISIM
(Tasarının yedinci kısmı sekizinci kısım olarak düzenlenmiştir)
Madde 76. — Tasarının 76 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilerek alınmıştır. Ancak, burada maddenin son fıkrasının, baroların protokoldaki yeri bakımından açıklanmasında fayda mülâhaza edilmiştir. Şöyle ki, resmî törenlerde baronun levhasında yazılı bütün avukatlarla Cumhuriyet savcısının yanında yer alması söz konusu olmayıp, baroyu temsil eden kimsenin bu yerde bulunması yeterli olacaktır ki, bu kimse de, baroyu temsil görevi bu kanunun 97 nci maddesinin l numaralı bendinde baro başkanına verildiğinden, baro başkanı olacaktır.
Madde 77. — Tasarının 77 nci maddesinden, bazı değişiklikle alınmıştır. Üçüncü fıkra, baroların kuruluşlarını Türkiye Barolar Birliğine bildirecekleri hükmüne inhisar ettirilmiş ve son fıkrada da, baroların tüzelkişiliği kazanmalarının keyfiyetin Türkiye Barolar Birliğince Adalet Bakanlığına bildirilmesiyle mümkün olacağı hükmü getirilmiştir.
Madde 78. — Tasarının 78 nci maddesinden alınmıştır.
Birinci fıkrada yapılan değişiklik redaksiyon yönündendir. İkinci fıkraya, ikamet giderleri de eklenmiştir.
Son fıkra yeni olup, bir kişide birleşmiyecek görevleri gösteren bir hükümdür.
İKİNCİ BÖLÜM
Madde 79. — Tasarının 79 ncü maddesinden alınmakla beraber, baronun organları arasına baro başkanlığının da dahil edilmesi suretiyle değiştirilmiştir. Filhakika, özel görev ve fonksiyonu bulunması ve baroyu temsil etmesi bakımından baro başkanlığının ayrı bir organ olarak kabulünde zaruret bulunduğu aşikârdır.
Madde 80. — Tasarının 80 nci maddesinden redaksiyon bakımından gerekli değişiklik yapılarak alınmıştır.
Madde 81. — Tasarının 81 nci maddesinden alınmış; dili Türkçeleştirilmiş ve 5 numaralı bend çıkarılarak iki yeni bend eklenmiştir. 5 inci bendin çıkarılması istifanın bir karara lüzum olmadan netice tevlidetmesi ve istifadan sonra seçilenin görev süresinin 96 nci maddede düzenlenmiş bulunması sebepleriyledir. Eklenen 5 numaralı bend, içyönetmeliğin onanmasına dair olup, baronun en yüksek organı sıfatiyle, baronun bütün içişlerinde uygulanacak esasları ihtiva etmek üzere, yönetim kurulunca hazırlanan yönetmeliğin, genel kurulun onayından geçirilmesindeki zaruretle getirilmiştir. Eklenen 6 numaralı diğer bend, sosyal dayanışmanın gereğini yerine getirmek görevini genel kurula vermektedir.
Madde 82. — Tasarının 82 nci maddesinden kenar başlığı değiştirilip, kısaltılmak suretiyle alınmıştır.
Madde 83. — Tasarının 84 ncü maddesinden redaksiyon yönünden değiştirilerek alınmıştır.
Madde 84. — Tasarının 83 ncü maddesinden, ikinci cümlesine çağrı mektubunun taahhütlü olarak postaya verileceği kaydı eklenmek suretiyle alınmıştır. Bu değişiklikle, çağrı mektubunun, muhataba vusulü daha emin hale getirilmiştir.
Madde 85. — Tasarının 85 nci maddesinden, birinci fıkrası değiştirilmek suretiyle alınmıştır. Bu fıkrada yapılan değişiklik, genel kurul başkanlık divanına bir başkanvekilinin eklenmesi, seçimin, aksine karar alınmadıkça işari oyla yapılması ve en çok oy alanların seçilmesi şeklindedir. Bu suretle başkanvekilinin seçilmesiyle, başkanın görevi hafifliyecek ve seçim sistemindeki değişiklikle de, başkanlık divanının süratle teşkili sağlanmış olacaktır.
Madde 86. — Tasarının 86 nci maddesinden, değiştirilerek alınmıştır. Yapılan değişiklikle, haklı bir engele dayanmadan, genel kurulun olağan ve olağanüstü toplantılarına katılmıyan avukata, uyarma ve para cezasının baro başkanı tarafından verilmesi derpiş edilmiş ve bu cezalara itirazın baro disiplin kuruluna yapılması ile kesinleşen para cezalarının tahsili usulü hüküm altına alınmıştır. Bu suretle, cezaların verilmesinde sürat sağlanırken, bu cezaların itirazen disiplin kurulunca incelenmesine de imkân verilmiştir.
Madde 87. — Tasarının 87 nci maddesinden değiştirilerek alınmıştır.
İkinci fıkrada yapılan değişiklik, 100 den fazla üyesi olan barolarda toplantı ve görüşme yeter sayısının üyesi çok olan barolarda toplantı ve görüşmeye imkân vermek için, yedide birden onda bire indirilmesinden ibarettir.
Üç ve dördüncü fıkralardaki değişiklikle de, karar almada ve seçimlerde en çok oy almak yeterli sayılmıştır. Bu suretle, aynı konuda yapılan tekliflerden, oy sayısı ne olursa olsun en çok oy alan teklif baronun kararı olacak ve seçimlerde de en çok oy alan veya alan adaylar (oy sayısı ne olursa olsun) seçilmiş sayılacaklardır.
Madde 88. — Tasarının, 88 nci maddesinde, kenar başlığına «yasağı» kelimesinin ilâvesi ve yeniden redaksiyona tabi tutulması suretiyle alınmıştır.
Madde 89. — Tasarının 89 ncü maddesinden alınmıştır, ikinci fıkrada yapılan değişiklik, yönetim kurulu yedek üye sayısının, asıl üye sayısına eşit hale getirilmesinden ibarettir. Bu suretle, seçim döneminden önce her hangi bir suretle asıl üyelerin tamamına yakın kısmının ayrılması halinde de noksanlık yedek üyelerle doldurulmak suretiyle, yönetim kurulunun inkıtasız görevine devam imkânı sağlanmıştır.
Madde 90. — Tasarının 90 nci maddesinden geniş çapta değişiklik yapılmak suretiyle alınmış ve yeniden düzenlenmiştir.
Birinci fıkra, Yönetim Kurulu üyeliğine seçilme yeterliğini belirtmektedir. Üyelik için avukatlıkta en az 10 yıl kıdemin olması, bu Kurulun görevinin arz ettiği önemin gereğidir. Ancak, üye sayısı 50 den az olan barolarda, fiilî imkânsızlık yönünden, üyelik için kıdem şartı aranmamıştır.
Seçilme engellerine değinen ikinci fıkradan, disiplin kovuşturması altında bulunmanın seçilmeye engel olması kaydı, muhtemel tertip ve takdirleri önliyerek, engelleri kesin durumlara hasretmek amaciyle çıkartılmıştır. Geçmiş beş yıl içinde verilmiş olup, seçilmeye engel teşkil eden disiplin cezalarının kesinleşmiş olması ve bu cezaların Disiplin Kurulunca verilmiş bulunması kaydı da, seçilmeye engel teşkil edecek ağırlıkta bulunmıyan fiiller için Baro Başkanınca verilmiş para cezalarının seçilme engeli teşkil eylememesi ve kesinleşmemiş disiplin cezalarının, bunun verilmesine sebeb olan fiillerin kesin olarak sübutunu ifade etmemesi yönünden maddeye eklenmiştir.
Üçüncü fıkra, seçimi idare edecek Tasnif Kurulunun teşkiline dairdir.
Dördüncü fıkra, seçimin gizli oyla yapılacağı oy puslalarına en az ve en çok ne kadar aday ismi yazılabileceği ve oy puslalarında hesaba katılmıyacak aday isimleri ile ilgili hususları düzenlemektedir. Sistem, oy puslasına, en az seçilecek asıl aday sayısından bir fazla ve en çok da asıl aday sayısı kadar aday ismi yazılmasıdır. Bu miktardan az ismi ihtiva eden oypuslası geçerli olmıyacak ve fazla aday isimleri de sondan başlamak suretiyle hesaba katılmıyacaktır.
Beşinci fıkra, adayların her hangi bir baroya tabi olmaksızın aldıkları oyların çokluğuna göre sıralamak asıl veya yedek üye seçilmiş olacaklarına dairdir.
Son fıkra, tasan metnindeki hükümden Baro Başkanının çıkartılmış olması yönünden farklıdır. Baro Başkanlığı da ayrı bir organ olduğu cihetle, bu çıkartma da tabiîdir.
Madde 91. — Tasarının 91 nci maddesinden aşağıdaki değişiklikle alınmıştır:
Birinci fıkradan Baro Başkanı çıkartılmış ve yanlış anlayışa yer verilmemek için de her yıl yarısı yenilenecek üyelerin hem asıl ve hem de yedek üyeler olduğu açıkça madde metnine yazılmıştır.
İkinci fıkra yeni hüküm olup, 90 ncı maddede kabul edilen seçim şeklinin tabiî sonucudur.
Madde 92. — Tasarının 92 nci maddesinden alınmakla beraber, ikinci fıkrasından, 90 ncı maddede yapılan değişiklik gereği olarak, «veya disiplin kovuşturmasına başlanmış» ve «veya disiplin soruşturması» kelimeleri çıkartılmıştır.
Madde 93. — Tasarının 93 ncü maddesinden, yalnız noktalaması yönünden yapılan değişiklikle alınmıştır.
Madde 94. — Tasarının 94 ncü maddesinden, yalnız noktalaması değiştirilerek alınmıştır.
Madde 95. — Tasarının 95 nci maddesinden alınmakla beraber, dili Türkçeleştirilmiş, bazı bendlerde değişiklik yapılarak yeniden kaleme alınmış ve bir bend ilâve edilmiştir.
İkinci fıkranın 3 numaralı bendine, baro levhası ve avukatlar listesi birbirinden ayrıldığı cihetle, baro levhası kelimeleri eklenmiştir.
5 numaralı bende, avukatla iş sahibi arasında çıkan genel anlaşmazlıklarla, ücret anlaşmazlıklarında hakemlik etmek de ithal edilmiştir. Bunların ithali, avukatlık meslekinin icrasında, yönetim kuruluna yükletilen diğer görevlerin tabiî sonucudur.
İkinci fıkraya 17 numaralı bendin eklenmesi de, barolardan istenecek mütalâanın yönetim kurulunca verileceğini belirtmek amaciyledir.
18 nci bend olan tasalının 17 nci bendindeki «bu kanunla» tâbiri de, diğer kanunlarla da yönetim kuruluna yetki verilebileceğinden, genelleştirilmiş ve «Kanunlarla» şeklinde yapılmıştır.
Madde 96. — Bu madde tasarıda mevcut değildir. Komisyonumuzca yeni bir madde olarak düzenlenmiştir. Baro başkanının seçimi ile seçim dönemi bitmeden ayrılma halini düzenlemektedir. İki yıllık süre için seçilme ve yeniden seçilmenin caiz olması, yönetim kurulu üyelerinin görev süreleriyle ayniyeti sağlamak içindir. Baro başkanı olmak için 50 den fazla üyesi olan barolarda 15 yıl kıdemin gerekmesi de, görevin arz ettiği önemle orantılıdır. Seçilme yeterliği, engelleri ve başkanlığın sona ermesinde de, yönetim kurulu üyeleri için kabul dilen esaslar benimsenmiştir. Seçim döneminin bitmesinden önce ayrılan baro başkanının yerine seçilenin geri kalan süreyi tamamlaması, periyodik seçimi mümkün kılmak gayesine matuftur.
Madde 97. — Tasarının 98 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek, bendleri harfle değil rakamla teselsül ettirilerek ve bir bendi çıkarılarak, yerine üç yeni bend ilâve edilmek suretiyle alınmıştır. İlâve bendler 6, 7 ve 8 numaralı olanlardır. 6 numaralı bend, meslek menfaatlerinin korunması, 7 numaralı bend Türkiye Barolar Birliğinin, baro ve yönetim kurulunun, bir yıllık faaliyetinden haberdar edilmesinin de başkanın görevleri arasına alınması ve 8 numaralı bend de, kanunlarla verilen yetkilerin kullanılmasının da başkanın görevleri arasında sayılması zorunluğuyla getirilmiştir.
Madde 98. — Tasarının 96 ncı maddesinden alınmıştır. Yapılan değişiklik, dilin Türkçeleştirilmesinden başka ikinci fıkranın son ve son fıkranın da ikinci fıkra olarak yerlerinin değiştirilmesinden, yönetim kurulunun başkanlık divanı üyelerinin sayısının yükseltilmesi hakkındaki yetkisinin, bütün barolarda başkanlık divanı üye sayısının aynı olmasını temin amaciyle kaldırılmasından ve görev süresi dolmadan ayrılan üyenin yerine yenisini seçmek için konulan bir aylık sürenin âzami süre olduğunu belirtmek amaciyle son fıkradaki bir aydan önce «en geç» kelimelerinin ilâvesinden ibarettir.
Madde 99. — Tasarının 97 nci maddesinden alınmakla beraber, birinci fıkradaki «bu kanunla» deyimi, başka kanunlarla da görev verilmesi mümkün olduğundan «kanunla» olarak değiştirilmiştir. İkinci fıkrada yapılan değişiklikle de, başkanlık divanının, yaptığı işler hakkında her üç ayda bir yönetim kuruluna rapor vermesi zorunluğu, lüzumsuz bir külfet olarak mülâhaza edildiğinden kaldırılmış ve yönetim kurulunun isteği üzerine, kurula yazılı veya sözlü bilgi vermesi derpiş edilmiştir.
Madde 100. — Tasarının 99 ncu maddesinden, yeniden redaksiyona tabi tutulmak suretiyle alınmış ve açıklığa kavuşturulmuştur.
Madde 101. — Tasarının 101 nci maddesinden, «genel sekreter» kelimelerinin yerine «baro genel sekreteri» kelimelerinin ikamesi suretiyle alınmıştır.
Madde 102. — Tasarının 102 nci maddesinden alınmıştır. Yapılan değişiklik, dilin Türkçeleştirilmesi, birinci fıkrada sayılan baro saymanının görevleri arasına «baroya gelir yazılacak para cezalarının tahsili» hususunun da eklenmesi ve para alma ve vermede düzenlenen kâğıtlar baro başkanı ile imza edeceği hükmünü ihtiva eden yeni bir fıkranın getirilmesinden ibarettir.
Madde 103. — Tasarının 103 ncü maddesinin yerine kaim olmak üzere yeniden düzenlenmiştir. Maddede kabul edilen prensip, tasarıdakinden farklı olarak, her baronun ayrıca seçilmiş üyelerden kurulu bir disiplin kuruluna sahibolmasıdır. Bu prensip bir üyenin, baronun muhtelif organlarından ancak birinde görev alabileceğine dair daha önce kabul edilen esasın icabıdır. Bu suretle, yürürlükteki kanunda olduğu gibi, disiplin kovuşturmasının açılmasına karar veren yönetim kurulunun, disiplin cezasını da vermeye yetkili olması şeklindeki ceza prensiplerine aykırı durum bertaraf edilmiştir.
Disiplin kurulu asıl üye sayısı, baroların levhalarında yazılı avukatların sayılarına göre, 3 ilâ 5, yedek üye sayısı, bütün barolar için 3 olarak dondurulmuştur.
Madde 104. — Tasarının 104 ncü maddesinden, birinci fıkrası değiştirilmek suretiyle alınmıştır. 2 - 6 fıkralarında yer alan hükümlerin, lüzumsuz tekrarı önlemek amaciyle, disiplin kurulu üyeleri hakkında da kıyasen uygulanacağının hükme bağlanmasiyle yetinilmesinden ibarettir.
Madde 105. — Tasarının 105 nci maddesinden, bir ve ikinci fıkraları değiştirilmek suretiyle alınmıştır.
Birinci fıkrada yapılan değişiklik, üyelik süresinin iki yıldan 3 yıla çıkartılması ve yarısının yenilenmesine dair hükmün kaldırılmasından ibarettir. Disiplin kuruluna verilen görevin niteliği itibariyle üyeliğin 2 sene sürmesi komisyonumuzca az görülmüş ve sürenin yarısında üyelerin yansının yenilenmesi de istikrar bakımından sakıncalı görülmüştür.
İkinci fıkrada yapılan değişiklikle de, başkanın seçim zamanı kesin olarak belirtilerek, hükme açıklık verilmiştir.
Madde 106. — Tasarının 106 ncı maddesinden, noktalaması ve redaksiyonu yeniden yapılmak ve karar yeter sayısının toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu yerine, üye tam sayısının salt çoğunluğu olarak değiştirilmesi suretiyle alınmıştır. Bu değişiklik, disiplin kurullarından, üye sayısı 3 olanlarda en az iki ve 5 olanlarda da en az 3 üyenin bir oyda birleşmesiyle karar alınabilmesini sağlamak amaciyle yapılmıştır.
Madde 107. — Tasarının 107 nci maddesinden, yeniden redaksiyona tabi tutulmak ve disiplin kurulu görevleri arasına, «kanunla verilen diğer yetkileri kullanmak» da ithal edilmek suretiyle alınmıştır.
Madde 108. — Tasarının 108 nci maddesinden alınmakla beraber, ikinci fıkradaki açık oyla seçilme keyfiyeti, baroların diğer organlarına seçilenlerin seçimindeki uygulamayla ayniyeti sağlamak amaciyle gizli oya çevrilmiştir. Ayrıca bu fıkraya, yönetim kurulu üyelerinin seçilme şekli ile üyeliğin sona ermesine dair 90 ncı maddenin 5 ve 6 ncı bendleri ve seçim dönemi bitmeden ayrılmaya dair 92 nci madde hükümlerinin de kıyasen uygulanacağı hususu ilâve edilmiştir.
DOKUZUNCU KISIM
(Tasarının sekizinci kısmı dokuzuncu kısım olarak düzenlenmiştir)
Madde 109. — Tasarının 109 ncu maddesinden, dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
Madde 110. — Tasarının 110 ncu maddesinden, 6 ncı benddeki «tasarı projeleri», «öntasarılar» yapılmak, 10 ncu bendde işbirliği yapılacak merciler arasına «yargı mercileri» de ilâve edilmek, 13 ncu bendin ilk kelimesinin «meslekin», 14 ncu bendin altıncı kelimesinin «kurul» şeklinde yazılarak baskı hataları düzeltilmek ve 17 nci bendi de «kanunlarla verilen diğer yetkileri kullanmak» şeklinde yeniden düzenlenmek suretiyle alınmıştır.
Madde 111. — Tasarının 111 nci maddesinden, kenar başlığının madde muhtevasını ifade eder hale getirilmesi, ikinci fıkrasına birliğin edinebileceği mallar arasına menkul malların da ithal edilmesi suretiyle alınmıştır.
Madde 112. — Tasarının 112 nci maddesinden, birinci fıkradaki prensibin değiştirilmesi ve bazı ilâvelerin yapılması suretiyle alınmıştır. Prensipte yapılan değişiklik, tasarıdaki maddede ücretsiz yapılması derpiş edilen, Türkiye Barolar Birliği Başkanlık Divanı ile yönetim ve disiplin kurulu üyelikleri ve denetçiliği görevlerinin ücret veya huzur hakkı karşılığında yapılmasının hüküm altına alınması şeklindedir. Esasen birlik başkanı, başkan yardımcısı, genel sekreter ve sayman sürekli olarak görev ifa eden kimselerdir. Bu İtibarla, gerek bunların, gerekse yönetim denetim ve disiplin kurulu üyelerinin görevlerini ücret veya huzur hakkı karşılığı yapmaları, hem bu organlarda görev almaya teşvik niteliğini taşıyacak ve hem de işin angarya telâkkisini bertaraf ederek hizmetin bir para ile değerlendirilmesi imkânım sağlıyacaktır. Yapılan ilâveler de, birinci fıkradaki ücret ve huzur hakları ile ikinci fıkradaki giderlerin miktarı ve ödenme şeklinin Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunca belli edileceğine dairdir.
Madde 113. — Tasarının 113 ncu maddesinden, Türkiye Barolar Birliği Başkanlık Divanı da ithal edilmesi ve organların isimlerinde «birlik» deyimi yerine «Türkiye Barolar Birliği» deyiminin ikame olunması suretiyle alınmıştır.
Madde 114. — Tasarının 114 ncu maddesinden, deyim birliğini sağlamak amaciyle, 2, 3, 4 ve 5 nci fıkralardaki «Temsilciler» kelimesinin «delegeler» olarak değiştirilmesi suretiyle alınmış ve son fıkra da değiştirilmiştir. Son fıkrada yapılan değişiklik, barolara bildirilecek hususlar araşma «gündemin» de ithal edilmesi ve bu bildirimin, genel kurulun Türkiye'nin muhtelif yerlerindeki barolardan gelecek delegelerden kurulu bulunması bakımından bunların gelmesi için geçecek zaruri zamanın belirtilmesi amaciyle, toplantılardan en az 30 gün önce yapılmasının derpişinden ibarettir.
Madde 115. — Tasarının 115 nci maddesinden değiştirilerek alınmıştır.
Birinci fıkrada yapılan değişiklik, bu fıkradaki toplantı; olağan toplantı olduğu için, metne «olağan» kelimesinin ilâvesinden ibarettir.
İkinci fıkranın dilinin Türkçeleştirilmesinden başka, buradaki toplantı da olağanüstü toplantı olduğu cihetle, yapılacak toplantının olağanüstü olduğu belirtilmiştir.
Üçüncü fıkradaki toplantı dahi olağanüstü olduğundan, bu fıkra metnine de «olağanüstü» kelimesi ilâve edilmiştir.
Son fıkra yeni olup, baro genel kurulundaki başkanlık divanının seçimine mütaallik hükmün burada da kıyaseıı uygulanacağını ve birlik organlarında görev alanların başkanlık divanına seçilemiyeceklerini tesbit etmektedir.
Madde 116. — Tasarının 116 ncı maddesinden değiştirilerek alınmıştır. Yapılan değişiklikle madde, baro genel kurullarının toplantı ve karar yeter sayısına dair 87 nci maddesiyle ahenkli hale getirilmiştir. Ancak Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunu teşkil eden delegelerin muhtelif barolardan gelecekleri göz önünde tutularak, birinci ve yeter sayı olmaması sebebiyle en geç bir ay sonra yapılacak ikinci toplantılar için toplantı ve görüşme yeter sayısı dörtte bir ve her iki toplantıda da bu sayı elde edilememesi yüzünden, yeter sayı elde edilinceye kadar en geç birer ay sonra yapılacak toplantılarda beşte bir olarak kabul edilmiştir.
Son fıkra, seçimler ve karar yeter sayısı hakkında 87 ve 88 nci maddelerdeki esasların burada da kısmen uygulanacağını hüküm altına almaktadır.
Madde 117. — Tasarının 117 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek ve bir bend ilâve edilmek suretiyle alınmıştır. 9 numara ile eklenen bend, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı, Yönetim ve Disiplin Kurulu üyelikleri ile denetçilik görevlerinin ücretli olacağına dair kabul edilen prensibin tabiî bir sonucudur. 10 numaralı benddeki «kanunda yazılı diğer görevleri yerine getirmek» hükmü «kanunlarla verilen diğer yetkileri kullanmak» şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 118. — Tasarının 118 ve 119 ncu maddelerinin birleştirilerek yeniden kaleme alınması suretiyle getirilmiştir. Tasarının 118 nci maddesiyle 119 ncu maddesinin birinci fıkrası, yönetim kurulunun kuruluşuna taallûk ettiğinden, bir maddede iki fıkra olarak toplanmış ve dili Türkçeleştirilmiştir. Tasarının 119 ncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, Türkiye Barolar Birliği Başkanlık Divanı ile ilgili hükümler olduğundan, kuruluşa dair olan bu maddeden çıkarılmıştır.
Madde 119. — Tasarının 120 nci maddesinden alınmakla beraber, birlik yönetim kurulu asıl ve yedek üyelerinin görev süresi, bunları seçecek olan genel kurulun kuruluşu icabı toplanmasındaki zorluk ve görev ifasındaki istikrarın sağlanması bakımından, iki yıldan dört yıla çıkarılmış ve üyelerin yarısının değişme süresi de üyelik süresi ile orantılı olarak bir yıldan iki yıla çıkarılmıştır.
Son fıkrada yapılan değişiklik de, baro yönetim kurulu üyeliğine seçilme yeterliği ve engellerine dair 90 nci maddenin 3, 4, 5 ve 6 nci fıkrası hükümlerinin burada kıyasen uygulanması sağlanmıştır.
Madde 120. — Tasarının 121 ve 122 nci maddelerinin birleştirilerek, yeniden kaleme alınması suretiyle tesis edilmiştir.
Birinci fıkra olağan toplantı ile olağanüstü toplantıyı nizamlamaktadır.
İkinci fıkra, tasarının 121 nci maddesinin birinci fıkrasının iki ve üçüncü cümlesindeki, üçüncü fıkra da, aynı fıkranın son cümlesindeki hükümlerin aynen tekrarından ibarettir.
Son fıkra, toplantı ve karar yeter sayısını düzenlemektedir. En az 5 üyenin, karar alınması için bir oyda birleşmesinin şart olduğuna dair hüküm, birlik yönetim kurulu kararlarının arzettiği önemin tabiî icabı olup, daha az sayıda üyenin bir oyda birleşmesiyle karar alınması tehlikesini önlemek gayesine matuftur.
Madde 121. — Tasarının 123 ncu maddesinden, mevcut bendlerde bazı değişiklik yapılmak ve üç de yeni bend eklenmek suretiyle alınmıştır.
Yapılan değişiklikte, 6 nci bendle verilen görev, yalnızca memurların tâyin ve işlerine son vermeye hasredilmişken, bunun yerine, ücretli memurların özlük işlerini düzenlemek ve yürütmek hükmü konarak, görevin şümulü genişletilmiştir. Zira ücretli memurların tâyin ve işlerine son verilmesinden gayrı birtakım işlerinin düzenlenip yürütülmesinde de zaruret bulunmaktadır ki, bu «özlük işleri» genel tabiriyle ifadesini bulmuştur. Tasarının 123 ncu maddesinin 10 numaralı bendine tekabül eden 13 numaralı bendindeki «avukatların» kelimesinden sonra, Türkiye Barolar Birliği, bütün baroları da faaliyet alanı içine aldığı cihetle «ve baroların» kelimelerinin ilâvesinden ve tasarının 11 nci bendine tekabül edip, 14 numara alan bende, «ve sosyal durumlarının geliştirilmesine» hususunun ilâvesi ile «düşünceleri» kelimesinin de «teklifleri» şeklinde değiştirilmesinden ibarettir.
İlâve edilen bendler 10, 11 ve 12 numaralı bendlerdir.
10 numaralı bend, kanunlarda başka bir merci ve organ gösterilmeksizin «Türkiye Barolar Birliğine itiraz edilir» hükmünün yer aldığı yerlerde, bu itirazı incelemek ve karara bağlamak görevinin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna ait olduğunu belirtmek için, 11 numaralı bentde, 77 nci madde de Türkiye Barolar Birliğine, organı gösterilmeksizin verilen yetki ve görevlerin de yönetim kurulunca kullanılacağı ve yerine getirileceğini göstermek için getirilmiştir.
12 Numaralı bend, 115 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hükmün gereği olarak hükme bağlanmıştır.
Madde 122. — Tasarının 124 ncu maddesinden alınmakla beraber, Türkiye Barolar Birliği Başkanının da, yönetim kurulu üyeleriyle ilgili hükümlerde yapılan değişikliğe paralel olarak, iki yıl yerine, göre yıllık bir dönem için seçilmesi şeklînde birinci fıkrası değiştirilmiş, ikinci ve üçüncü fıkraları yerine de, baro başkanlığına seçilme yeterliğine dair 90 nci maddenin ilgili fıkraları ve 96 nci maddenin 4 ncu fıkrası hükmünün kıyasen uygulanacağını belirten bir fıkra ikame edilmiştir.
Madde 123. — Tasarının 125 nci maddesinden alınmıştır. Yeniden redaksiyona tabi tutularak, her görev ayrı bir numara altında gösterilmiştir. Bu maddede gösterilen görevler, Birliğin diğer organlarının görevi dışında kalan ve Birlik Başkanı tarafından ifası gereken görevler olup, izaha ihtiyaç göstermiyecek kadar açıktır.
Türkiye Barolar Birliği Başkanlık Divanı, Birliğin organları arasına komisyonumuzca ithal edildiğinden, kuruluşu, seçimi ve görevlerine taallûk eden 124-128 nci maddeler de komisyonumuzca düzenlenmiştir.
Madde 124. — Bu madde yenidir.
Maddenin birinci fıkrası, kuruluşa ve ikinci ile üçüncü fıkrası de seçimlere taallûk etmektedir. Birlik Başkanlık Divanı, başkan iki başkan yardımcısı, bir genel sekreter ve bir de sayman olmak üzere beş kişiden kuruludur. Başkan haricindeki başkanlık divanı üyeleri, birlik yönetim kurulu için yapılan seçimden sonraki ilk toplantıda, bu kurul tarafından kendi üyeleri arasında gizli oyla seçilecek ve süre dolmadan bunlardan biri ayrılırsa, kalan görev süresi için, yönetim kurulu bir ay içinde bir yenisini seçecektir.
Madde 125. — Madde, yenidir ve birlik başkanlık divanının görevlerinin nelerden ibaret olduğunu belirtmektedir.
Madde 126. — Madde yenidir ve birlik başkan yardımcılarının görevlerini tesbit etmektedir. Bunlardan kıdemlisi birlik başkanlığının inhilâli halinde yenisi seçilinceye kadar veya başkanın bulunmadığı zamanlarda buna ait yetkileri kullanacak ve görevleri yapacaktır. Daimi görevlerini ve yetkilerini ise, birlik başkanı belirtecektir.
Madde 127. — Madde yenidir ve birlik genel sekreterinin görevlerini saymaktadır.
Madde 128. — Bu madde de yenidir ve birinci fıkrasında birlik saymanın görevlerini belirtmekte olup, ikinci fıkrasında da, para alma ve vermede düzenlenen kağıtların sayman ve birlik başkanı tarafından birlikte imzalanacağı hüküm altına alınmıştır.
Madde 129. — Tasarının 127 nci maddesinden, yeniden redaksiyona tabi tutulmak suretiyle alınmıştır.
Birinci fıkrasında yapılan değişiklik, isimdeki «yüksek» kelimesinin çıkarılması ve seçimin gizli oyla yapılacağının belirtilmesinden ibarettir.
İkinci fıkra, birlik disiplin kurulu başkanının seçimini ve bu seçimin zamanını göstermektedir.
Madde 130. — Kısmen Tasarının 127 nci maddesinden alınmıştır. Süresi dolan üyenin yeniden seçilebileceğine ve 90 nci maddenin 3, 4, 5 ve 6 nci fıkraları ile 92 nci madde hükümlerinin birlik disiplin kurulu üyeleri hakkında da uygulanacağına dair ikinci fıkra hükmü, komisyonumuzca getirilmiştir.
Madde 131. — Bu madde yenidir ve birlik disiplin kurulunun toplantıları ile toplantı ve karar yeter sayısını düzenlemektedir. Son fıkra hükmüne göre, 7 üyelik birlik disiplin kurulu en az 4 üyenin katılmasiyle toplanabilecek ve karar için ise, yine en az 4 üyenin bir oyda birleşmesi gerekecektir. Bu suretle, birlik disiplin kurulu kararlarının arz ettiği önemle orantılı olarak bir karar yeter sayısı sağlanmış olacaktır.
Madde 132. — Madde yenidir ve birlik disiplin kurulunun görevlerini düzenlemektedir. Maddede bu görevlerin sayımı yapılmış olmayıp, bu kanunla verilen görevleri yapar ve yetkileri kullanır denilmekle yetinilmiştir. Zira bu kanunda Birlik Disiplin Kurulunun görev ve yetkileri ilgili maddelerinde bütün ayrıntılariyle gösterilmiş bulunmaktadır.
Madde 133. — Madde, tasarının 126 nci maddesinden alınmakla beraber, taşandaki maddeden farklı olarak Türkiye Barolar Birliği Denetleme Kurulu üyelerinin seçim usulü ile seçim yeterliği ve engelleri ve üyelerin vaktinden önce ayrılması halinde kıyasen uygulanacak hükümler gösterilmiştir. Ayrıca, Denetleme Kurulunun çalışma usulü ile görev ve yetkilerinin yönetmelikte gösterileceği hüküm altına alınmıştır.
Madde 134. — Tasarının 128 nci maddesinden, yalnız dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
Madde 135. — Tasarının 129 ncu maddesinden, iki numaralı benddeki «meslekinde» şeklinde çıkan baskı hatasının «mesleğinde» olarak düzeltilmesi ve aynı benddeki, kınama cezasının «Disiplin Kurulu kararı ile bildirilmesi» hükmünün, bu cezanın münhasıran Disiplin Kurulu tarafından verileceğinin diğer maddelerde gösterilmiş olması sebebiyle, lüzumsuz bir tekrar mahiyetinde olduğundan, çıkartılması ve bend hükmünün «kınama; mesleğinde ve davranışında kusurlu sayıldığının avukata bildirilmesidir» şekline getirilmesi suretiyle alınmıştır.
Madde 136. — Tasarının 130 ncu maddesinden, yeniden redaksiyona tabi tutulmak ve bazı yeni hükümler ilâvesi suretiyle alınmıştır.
Yapılan değişiklik, atıf konusu olan kanun kısmının yeni numarasiyle birlikte, başlığının da «avukatların hak ve ödevleri ile ilgili» şeklinde zikredilmesi ve bu esaslara uyulmamasının tekrarında münhasıran işten çıkarma değil davranışın ağırlığına göre para veya işten çıkarma cezalarından birinin verileceğinin derpişinden ibarettir. Bu değişiklikle, maddeye açıklık kazandırılmış ve zikredilen esaslara uyulmamanın tekrarı halinde davranışın ağırlığına göre, iki cezadan birini vermek hususunda Disiplin Kuruluna takdir hakkı tanınmıştır. Bu suretle fiil ile ceza arasında âdil bir nispet kurulması sağlanmıştır. Birinci fıkranın son kısmındaki meslekten çıkarma cezasının uygulanmasını gerektirecek hallerinde, kesin olarak hüküm giyme şeklinde değiştirilmesi 5 nci madde ile paralelliği sağlamak amaciyle yapılmıştır.
İkinci ve üçüncü fıkralar hükmü yeni olup, Komisyonumuzca getirilmiştir.
İkinci fıkra hükmü ile, 5 yıllık bir dönem içinde iki veya daha çok disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan avukat hakkında disipline aykırı davranıştaki direnmesinin, her defasında, bir evvelkinden daha ağır ceza uygulanmasının derpişi suretiyle, tekerrürde cezanın ağırlaştırılacağına dair genel ceza prensiplerine uygun bir durum yaratılmıştır.
Üçüncü fıkrada da, bir defa işten çıkarılan avukatın 5 yıllık bir dönem içinde bu kanunun altıncı kısmındaki kurallara aykırı davranışta bulunması halinde meslekten çıkarılma cezasına muhatap tutulması da, ikinci fıkrada kabul edilen kuralın tabiî bir sonucu olup, verilecek cezanın ağırlığı yönünden ayrıca hükme bağlanmasında fayda mülâhaza edilmiştir.
Madde 137. — Tasarının 131 nci maddesinden alınmış ve metindeki «ilgiliye» kelimesi, disiplin cezası yalnız avukatlar hakkında uygulanacağından «avukata» olarak değiştirilmiş ve savunma için tanınacak belli sürenin alt sınırı da «en az on gün» denmek suretiyle belirtilmiştir. Bu sürenin, savunma istemine dair yazının avukata tebliğinden başlıyacağı tabiîdir.
Madde 138. — Tasarının 132 nci maddesinden, kenar başlığı, madde muhtevasını ifade eder hale getirilmek ve dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır. Zira, maddenin ikinci fıkrası, avukatlıktan ayrılmadan sonra yapılacak disiplin kovuşturmasına taallûk etmektedir.
Madde 139. — Tasarının 133 ncü maddesine tekabül etmekte ise de, kenar başlığı ve hükümleri değiştirilmek suretiyle yeniden düzenlenmiştir.
Kenar başlığı madde muhtevasını ifade etmek üzere «kovuşturma yetkisi ve eksik üyelerin tamamlanması» şeklinde yazılmıştır.
Birinci fıkra, disiplin kovuşturmasına karar vermeye ve kovuşturmayı yürütmeye yetkili baroyu belli etmektedir. Bu baro, şikâyet, ihbar, istek veya haber alma tarihinden avukatın levhasında yazılı olduğu barodur.
İkinci fıkra, haklarındaki kovuşturmalarla ilgili görüşme ve kararlara katılamıyacakları saymakta olup ceza hukukundaki genel prensiplerin disiplin kovuşturması yönünden tekrarından ibarettir.
Üçüncü fıkrada, ikinci fıkradaki bir durumun mevcudiyeti veya istinkâf sebebiyle, baro yönetim ve disiplin kurullarında toplanma yeter sayısının bulunmaması halinde eksiklerin ne suretle tamamlanacağına dair hükümleri ihtiva etmektedir, îlk ağızda yedeklerle ve bunların da yetişmemesi halinde kurullara seçilme yeterliğini haiz baro levhasında yazılı avukatlar arasından ad çekme yoliyle seçileceklerle eksiklerin tamamlanması derpiş edilmiştir.
Madde 140. — Tasarının 134 ncü maddesinden alınmıştır. İkinci ve üçüncü fıkralar birleştirilerek, disiplin kovuşturmasının ceza davasının sonuna kadar bekletilmesine karar verilmesi halinde, Baro Yönetim Kurulunun isteği üzerine disiplin kurulu tedbir almak durumunda olduğundan ve bu hale bir disiplin cezası olan işten çıkarılma cezası verilmesi de söz konusu olamıyacağından, fıkranın son cümlesine «işten çıkarılmasına» kelimeleri yerine «işten yasaklanmasına» kelimeleri konulmak suretiyle değişiklik yapılmış ve maddenin dili Türkçeleştirilmiştir.
Madde 141. — Tasarının 135 ve 136 nci maddelerinden, bazı değişiklik ve ilâveler yapılmak suretiyle alınmıştır.
1, 2 ve 3 ncü fıkralar esas itibariyle, Tasarının 135 ve 136 nci maddelerindeki hükümleri ihtiva etmektedir. Ancak, fıkranın yeri fikrî teselsülü sağlamak amaciyle değiştirilmiş ve yönetim kurulunun, şikâyet, ihbar veya istek tarihinden itibaren ivedilikle, en kısa zamanda ve herhalde en çok bir yıl içinde disiplin kovuşturması hakkında karar vermek zorunluğunda olduğunu ifade etmesi için ikinci fıkra yeniden kaleme alınmıştır. Bu suretle yönetim kurulunun süratle karar vermesi zorunluğu maddede açıkça ifadesini bulmuştur.
Son fıkra, mütaakıp maddedeki itiraz prosedürünün işletilmesi zaruretiyle getirilmiştir ve yönetim kurulunun disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına dair kararlarının ilgiliye ve Cumhuriyet savcısına tebliğ edileceğini hüküm altına almıştır.
Madde 142. — Tasarının 137 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek, yeniden redaksiyona ve noktalamaya tabi tutulmak ve Adalet Bakanlığına itirazla ilgili fıkrası hükmünün tamamen değiştirilmesi suretiyle alınmıştır.
Değişiklik, 4 ve 5 nci fıkralarda yapılmıştır.
İdari vesayet sistemi icabı olarak, vesayet makamı olan Adalet Bakanlığına Türkiye Barolar Birliği Yönetim kurulu kararlarını itirazen inceleme yetkisi verilmeyip, ancak bazı kararlarını onaylamak veya onaylamamak yetkisine sahip kılınması uygun görülmüştür. Bu itibarla, fıkradan Adalet Bakanlığının itirazen incelemesi, yani itiraz mercii olmasına dair hüküm çıkarılmış ve Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun, baro yönetim kuruluna verilen disiplin kovuşturmasının açılmasına yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddine dair kararının Adalet Bakanlığının onaylaması ile kesinleşeceği hükmü getirilmiştir. Adalet Bakanlığının kararı kesin olup, onaylamamaya dair kararına karşı şikâyetçi, ilgili baro ve Türkiye Barolar Birliği Yönetim kurullarının Danıştaya başvuracakları hükmü de muhafaza edilmiştir.
Madde 143. — Tasarının 138 nci maddesinden, kenar başlığı madde muhtevasını ifade eder hale getirilmek ve dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
Madde 144. — Tasarının 139 ncu maddesinden alınmakla beraber, kenar başlığı, madde muhtevasını ifade eder hale getirilmiş ve ikinci fıkrasındaki süre de, 141 nci maddedekine paralel olarak altı aydan bir yıla çıkartılmıştır.
Madde 145. — Tasarının 140 nci maddesinden, sadece kenar başlığı kısatılmak suretiyle alınmıştır.
Madde 146. — Tasarının 141 nci maddesinden, yeniden redaksiyona tabi tutulmak suretiyle alınmıştır.
Madde 147. — Tasarının 142 ncî maddesinden alınmakla beraber, noktalaması yeniden yapılmıştır.
Madde 148. — Tasarının 143 ncü maddesinden alınmış ise de, bir fıkra olan madde, iki fıkralı yapılmış ve birinci fıkrası, duruşma tutanağının başkanın görevlendireceği bir üye veya kâtip tarafından tutulacağı şeklinde değiştirilmiştir. Baro memurlarının da sır saklama yükümlülüğünde bulundukları 36 nci maddede hüküm altına alındığına göre, duruşma tutanağının baro memuru olan kâtip tarafından tutulmasında her hangi bir sakınca olmayıp, bilâkis işin süratle yürütülmesi bakımından da fayda mevcuttur.
Madde 149. — Tasarının 144 ncü maddesinden alınmış ve açıklık kazandırmak amaciyle yeniden redaksiyona tabi tutulmuştur.
Madde 150. — Tasarının 145 nci maddesinden, bazı değişiklikler yapılmak suretiyle alınmıştır
Yapılan değişiklikle, ikinci fıkradaki, usulüne göre çağırılıp da gelmiyen veya kanuni bir sebebolmaksızın tanıklık, bilirkişilikten veya yemin etmekten çekinen kimsenin giderlerden başka, mahkûm edileceği para cezasının, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunundaki hükme uygun olarak hafif para cezası olduğu tasrih edilmiştir. Ayrıca, bilirkişinin zorla getirilmesi söz konusu olamıyacağından, zorla getirilme yalnız tanıklara hasredilmiş, tereddütleri izale için bu konuda sulh ceza hâkiminin karar vereceği belirtilmiştir.
Üçüncü fıkradaki tekrar cezalandırılma, bilirkişiye de teşmil edilmiştir.
Son fıkrada yapılan değişiklik, hükme açıklık kazandırmak amaciyle yapılmıştır.
Madde 151. — Tasarının 146 nci maddesinden alınmış ve bir fıkradan ibaret olan madde, cümlelerin her biri bir fıkra yapılmak suretiyle üç fıkralı madde haline getirilmiştir. Ayrıca her üç fıkraya da, red ile aynı sonucu doğuran istinkâf hali eklenmiştir.
Madde 152. — Tasarının 147 nci maddesinden alınmış olup, sadece madde numarası değiştirilmiştir.
Madde 153. — Tasarının 148 nci maddesinden alınmış, dili Türkçeleştirilmiş yeniden redaksiyona tabi tutulmuş ve işten yasaklanma karan tedbir niteliğinde olduğundan, birinci fıkrada, kararın bu niteliğini belirtmek amaciyle, «işten yasaklanabilir» deyiminin başına «tedbir mahiyetinde» kelimeleri eklenmiştir.
Madde 154. — Tasarının 149 ncu maddesinden alınmıştır. Dilinin Türkçeleştirilmesinden başka, işten yasaklanmanın zorunlu olduğu haller arasına, 42 nci madde uyarınca geçici olarak görevlendirilmiş olup da, yapılan işlerin ücretini iş sahibinden aldığı halde, aynı maddenin son fıkrası gereğince kabule değer bir sebeb olmaksızın ilgili mercie ödememiş olan avukatlar da ithal edilmiştir. Bu suretle Baro Başkanınca görevlendirilen bir avukatın bu görevi sadıkane ve meslekin gereklerine uygun olarak yürütmesi sağlanmış olacaktır.
Madde 155. — Tasarının 150 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek ve ikinci fıkrasında da, madde numaralarındaki değişikliğin sonucu olarak gerekli değişiklik yapılmak suretiyle alınmıştır.
Madde 156. — Tasarının 152 nci maddesinden alınmıştır. Ancak dili Türkçeleştirilmiş ve birinci fıkraya da 154 ncü maddede yapılan değişikliğin sonucu olarak, «42 nci maddenin son fıkrasında yazılı ücretin ödenmiş olması» şartı eklenmiştir.
Madde 157. — Tasarının 153, 154, 155, 156 ve 157 nci maddeleri birleştirilmek suretiyle bu maddeye eklenmiştir. Tasarının 153, 154, 155 ve 156 nci maddelerinin yerini alan fıkralarda dil Türkçeleştirilmiş, «birlik yüksek disiplin kurulu» yerine «birlik disiplin kurulu» ismi kullanılmış ve madde numaralarının değişmesi sonucundaki zorunlu değişiklikle yetinilmiştir.
Tasarının 157 nci maddesinin birinci fıkrasına tekabül eden 6 nci fıkraya açıklık kazandırılmış ve birlik disiplin kurulunun vereceği kararlar ismen ayn ayrı gösterilmiştir.
7 nci fıkrada yapılan değişiklik, birlik disiplin kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlardan yalnız işten çıkarma ve meslekten çıkarmaya taallûk edenlerinin Adalet Bakanlığının onaylamasiyle kesinleşeceğinin ve uyarma, kınama ve para cezalarına ait kararların ise Adalet Bakanlığının onayına tabi bulunmadığının hüküm altına alınması şeklindedir ki, bu suretle Adalet Bakanlığının idari vesayet sınırlan gayeye uygun nisbette daraltılmıştır.
Madde 158. — Tasarının 158 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek ve yeniden redaksiyona tabi tutulmak suretiyle alınmıştır.
Madde 159. — Tasarının 159 ncu maddesinden alınmıştır. Birinci fıkrası yeniden redaksiyona tabi tutulmuş ve iki yeni fıkra eklenmiştir,
İkinci fıkra olarak eklenen ilk yeni fıkrada, disiplin kovuşturmasına başlandıktan sonra bu kovuşturma, kovuşturmayı gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren dörtbuçuk yıl içinde bitirilemezse, bu sürenin geçmesinden sonra disiplin cezasının verilemiyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu suretle, disiplin cezasının, kovuşturma başlamış olsa dahi ancak belli süre içinde verebileceği kabul edilmekte olup, bir avukatın uzun süre töhmet ve disiplin cezası tehdidi altında bulundurulmamasını sağlıyacak bu hüküm, ceza genel prensiplerine uygundur.
Üçüncü fıkra olarak eklenen yeni fıkraların ikincisinde de, disiplin kovuşturmasına konu teşkil eden eylemlerin aynı zamanda suç teşkil etmesi ve bu suçun ceza tâyin ve ceza zaman aşımı süresi de, hukukun genel prensiplerine uygun olarak, ceza zaman aşımı süresine eşit tutulmuştur.
Madde 160. — Tasarının 160 nci maddesinden, son kelimesi «uygulanamaz» olarak değiştirilmesi suretiyle alınmıştır.
Madde 161. — Tasarının 161 nci maddesinden alınmış, dili Türkçeleştirilmiş, yeniden redaksiyona tabi tutulmuş ve bir de fıkra eklenmiştir.
Eklenen son fıkra, şikâyet edenden 10 liradan 200 liraya kadar avans alınmasına dair olup, avansın miktarı, şikâyetin mahiyeti ve yapılacak disiplin soruşturma ve kovuşturmasının genişliğine göre takdir ve tâyin edilecektir. Avansın yetmemesi halinde her zaman tamamlanması istenebileceği ve avans ile tamamlanması istenen miktar ilgilisince ödenmedikçe işlem yapılmıyabileceği de hüküm altına alınmıştır. Bu suretle avansın ödenmesi müeyyidelendirilmiş bulunmaktadır.
Madde 162. — Tasarının 162 nci maddesinden alınmış olup, yapılan değişiklik dilinin Türkçeleştirilmesi ve yeniden redaksiyona tabi tutulmasından ibarettir.
ONBİRİNCİ KISIM
(Tasarının 10 ncu kısmı onbirinci kısım olarak düzenlenmiştir.)
Madde 163. — Tasarının 163 ncü maddesinden, yeniden redaksiyona tabi tutulmak suretiyle alınmıştır. Birinci fıkradaki «bu kanundaki manada» deyimi, fıkranın, avukatlık ücretinin tarifine ve sebebiyle, gereksiz görüldüğünden, çıkartılmıştır.
Madde 164. — Tasarının 164 ncü maddesinden alınmış, dili Türkçeleştirilmiş ve yeniden redaksiyona tabi tutulmuştur.
Madde 165. — Tasarının 165 nci maddesinden, dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
Madde 166. — Tasarının 166 ncı maddesinden, yeniden redaksiyona tabi tutulmak ve bazı yeni hükümlerin ilâvesiyle değiştirilmek suretiyle alınmıştır.
Eklenen hükümlerden ilki, ikinci fıkrasının son cümlesinedir. Bu hükümle, vekâletname umumi ise, rüçhan hakkının sıra almasında, vekâletnamenin tanzim tarihinin rolü söz konusu olamıyacağından, iş sahibi adına ücret konusu olan işten dolayı ilk yapılan resmî baş vurma tarihi esas alınmıştır. Vekâletnamenin, münhasıran ücret konusu işe ait bulunması halinde rüçhan hakkı, tasarıdaki hükümde olduğu gibi, tanzim tarihine göre sıra alacaktır.
İkincisi, üçüncü fıkra hükmüdür. Bu fıkra hükmü ile icra dairelerine yeni bir görev yüklenmektedir. Bu görev, icra dairesinin, takip talebinde bulunan tarafın ilâmda adı yazılan avukatına, icra emriyle birlikte düzenliyeceği bir bildiriyi derhal tebliğ etmek görevidir. Bu suretle, avukatına ücreti vekâlet borcu bulunan bir iş sahibinin, ilâmı avukatına bu borcunu ödemeden icraya vaz'ederek alacağını tahsil etmek suretiyle, avukatlık ücretini ödemekten kaçınması imkânım bertaraf edecek ve dolayısiyle avukatlık ücretinin teminat altına alınmasını sağlıyacaktır. Bildiriyi alan avukat, hakikaten ücreti vekâlet alacağı varsa, ihtiyati haciz veya tedbir yoliyle müvekkilinin alacağına tedbir vaz'ettirecek, alacağını tahsil imkânına kavuşacaktır. Alacağı yoksa, her hangi bir muameleye tevessül etmesi bittabi söz konusu olmıyacaktır. Tebligat giderinin, takip talebinde bulunandan alınması ve icra ve iflâs Kanununun 59 ncu maddesinin burada da uygulanması, tebligat prosedürünün işletilmesini mümkün kılma amacına matuftur.
Maddenin son fıkrasına eklenen hükümle de, avukatın ölümü halinde, mirasçılarına intikal eden avukatlık ücretinin rüçhanlı olmasına mukabil, mirasçılar için icra dairesinin, üçüncü fıkradaki yazılı bildirim zorunluğunda olmadığı belirtilmiştir. Bu hüküm, mirasçıların tesbiti ve bunlara tebligat yapılmasındaki zorluk ile icra takibinin bu yüzden sürüncemede kalmasını önlemek zaruretiyle sevk edilmiştir.
Madde 167. — Tasarının 167 nci maddesinden, ücret davası açacak avukatların önce yönetim kuruluna haber vermek zorunluluklarının, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbiri kapsamıyacağına dair bir hüküm ilâvesi suretiyle alınmıştır.
Bu hüküm, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haczin mahiyetleri itibariyle beklemeye müsaidolmaması bakımından maddeye eklenmiştir.
Madde 168. — Tasarının 168 nci maddesinden, dilinin Türkçeleştirilmesi ve birinci fıkradaki avukatlık ücret tarifesinin hazırlanmasına dair 4 yıllık devrenin, ekonomik hayattaki dalgalanmaları daha kısa süre içinde takibe imkân vermek amaciyle 3 yıla indirilmesi suretiyle alınmıştır.
Madde 169. — Tasarının 169 ncu maddesinden aynen alınmıştır.
Madde 170. — Bu madde, tasarının 170 nci maddesinden aynen alınmıştır.
Madde 171. — Tasarının 171 nci maddesinden alınmakla beraber, yeniden redaksiyona tabi tutulmuş ve bazı yeni hükümler ilâvesi suretiyle değiştirilmiştir.
Avukatın, vekâletnamesindeki yetkiye istinaden ve yazılı sözleşmede de aksine açık bir hüküm bulunmaması sebebiyle işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takibettirebilmesine dair ikinci fıkraya eklenen hükümle, vekâletnamede, vekâletnamenin tanzimi tarihinden sonra açılacak veya takibedilecek bütün dava ve işlerde vekâlete ve başkasını tevkile genel şekilde yetki verilmişse, avukata, bu tarihten sonraki dava ve işlerde müvekkilinden yeniden vekâlet almaksızın işi başka avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takibettirebilmek yetkisi de tanınmıştır. Bu suretle, son halde, yeniden vekâlet isteme şeklindeki yanlış uygulamanın sona erdirilmesi ve avukatın lüzumsuz bir külfetten kurtarılması gayesi istihdaf olunmuştur.
Üçüncü fıkrada, tasarıdaki madde hükmünde yer alan sorumluluk kuralı benimsenmiş ve muhafaza edilmiş ise de, ilâve edilen hükümle bu kurala bir istisna getirilmiştir. Bu istisna da, bir zorunluğun sonucu olup, adet ilkesinin icabıdır. Zira, 12 nci maddede yazılı bir iş sebebiyle (senatörlük, milletvekilliği gibi...) başka bir yerde çalışmak zorunluğunda olan bir avukatın, tevkil edip, işi tamamen devrettiği diğer avukatın tutum ve davranışını da kontrol etmek imkânından (orada bulunmaması sebebiyle) mahrum olmasına rağmen sorumluluğunun devam etmesi adalet ilkelerine aykırı düşer.
Son fıkraya eklenen hüküm, tevkil eden ve edilen avukatların, Borçlar Kanunun vekâlet akdine dair hükümlerinde kabul edilen ilkelere uygun olarak müvekkilden hangi ölçüde ücret istemek hakkını haiz olduklarını ve tevkil eden avukatın peşin aldığı ücretten mesaisinden fazlasına tekabül eden kısmını tevkil edilen avukata ödemek yükümlülüğünde bulunduğu hususunu düzenlemektedir. Bu suretle, karşılıklı taahhütleri ihtiva eden vekâlet akdinde, müvekkil ve avukatların karşılıklı vecibelerini yerine getirmede tabi olacakları esasları, uyuşmazlığa yer vermiyecek şekilde açıklığa kavuşturulmuştur.
Madde 172. — Bu madde yeni olup, komisyonumuzca getirilmiştir.
Birinci fıkra, genel kural niteliğindedir ve iş sahibinin ancak, ilk anlaşmayı yaptığı avukatın yazılı muvafakati ile başka avukatları da işin kovuşturma ve savunmasına kalabileceğini hüküm altına almaktadır.
İkinci fıkra, ilk avukatın muvafakatinin, iş sahibi tarafından ne suretle istihsal edileceğine dair hükmü ihtiva etmektedir. Buna göre, iş sahibi ilk avukatın muvafakatini, kendisine tevdi veya tebliğ edilecek bir yazı ile, en az bir haftalık süre vermek suretiyle talebedecektir. Muvafakat istemine dair yazının tevdi veya tebliği tarihinden itibaren verilen süre içinde, avukatın cevap vermemesi halinde de muvafakat etmiş sayılması kabul edilmektedir ki, böylece ilk avukatın uzun süre cevap vermemek suretiyle iş sahibini mütereddit durumda bırakması ihtimali önlenmiş olacaktır.
Üçüncü fıkra, ilk avukatın muvafakat etmemesinin kendisi ve iş sahibi yönünden doğuracağı sonuçları hükme bağlamaktadır. Bu halde, vekâlet akdi kendiliğinden sona erecek ve iş sahibi de, avukatın ücretinin tamamını ödemek zorunda kalacaktır.
Son fıkra, iş sahibinin, ilk avukatın muvafakati ile işin başka avukatlar tarafından da takibedildiğinden bahisle, ilk avukatın ücretinden kesinti yapamıyacağını ve bu halde avukatların sorumluluklarını hüküm altına almaktadır. Bu da, ilk avukatın sorumluluğunun devam etmesi ve işi birlikte takibeden avukatların kusur sebebiyle doğacak zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olmaları şeklindedir.
Madde 173. — Tasarının 172 nci maddesinden değiştirilerek alınmıştır.
Birinci fıkrada, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, kararlaştırılan avukatlık ücretinin yalnızca avukatın üzerine almış olduğu işin karşılığı olduğu hükmü muhafaza edilmekle beraber, mukabil dava, takibedilen dava ve işle bağlantı ve ilişki bulunsa bile başka dava ve icra kovuşturmaları veya her türlü hukukî yardımların da ayrı ücrete tabî olduğu hükmü ilâve edilmiş ve ayrı ücrete tabi işlerin ismen gösterilmesi suretiyle uygulamada doğacak tereddütlerin giderilmesi hedef tutulmuştur.
İkinci fıkra, avukatın takibettiği işin gerektirdiği vergi, resim, hare ve sair giderlerin iş sahibinin önceden bu maksatla yeteri kadar avans vereceği hususu ile avukatın yolculuk giderleri ile bulunduğu yerden ayrılma tazminatının da anlaştıkları miktar üzerinden iş sahibince ödeneceği ve bu giderler peşin ödenmedikçe avukatın yolculuğa zorlanamıyacağını hükme bağlamıştır. Bu suretle iş sahibi ile avukat arasında çok defa anlaşmazlık konusu olan hususlar, konulan esaslarla ortadan kaldırılmış olacaktır. Ancak, bunun aksine sözleşme yapılabileceği hükmü de fıkraya alınmak suretiyle taraflara bu konuda serbesti tanınmıştır.
Madde 174. — Tasarının 173 ncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası hükümlerim, dili Türkçeleştirilmek ve redaksiyon bakımından gerekli düzeltmeler yapılmak suretiyle muhafaza etmekte ise de, son fıkra komisyonumuzca eklenmiştir.
Eklenen son fıkra, avukata ödenmesi gereken peşin ücretin ödenmesini müeyyide altına almış olup, müeyyide, avukatın işe başlamak zorunluğunda bulunmaması ve bu sebeple doğacak sorumluluğun iş sahibine aidolmasıdır. Yazılı sözleşmedeki diğer ödeme şartlarının, iş sahibi tarafından yerine getirilmemesinin sonuçlarının yukardakinin aynı olacağı hükmü de, fıkrada yer almıştır.
Madde 175. — Bu madde yeni olup, komisyonumuzca getirilmiştir.
Birinci fıkra, avukatın, iş sahbine tebligat yapacağı adres ile iş sahibinin adres değişikliğindeki hareket tarzını düzenlemektedir.
Buna göre, avukatın tebligatı yapacağı adres, iş sahibinin vekâletnamede gösterdiği adres olup, iş sahibi, adres değişikliğini en geç üç gün içinde avukata bildirmek zorundadır.
İkinci fıkra, iş sahibinin birinci fıkrada adreslerine gönderilecek yazıların tebliğ edilememesinden ve adres değişikliğinin bildirilmemesinden doğacak sorumluluğun iş sahibine aidolduğunu hüküm altına almaktadır.
ONİKİNCİ KISIM
(Tasarının onbirinci kısmı onikinci kısım olarak düzenlenmiştr.)
Madde 176. — Tasarının 174 ncü maddesinden alınmış olup, yapılan değişiklik, ikinci fıkra dilinin Türkçeleştirilmişinden ibarettir.
Madde 177. — Tasarının 175 nci maddesinden, ikinci fıkrası çıkartılmak suretiyle alınmıştır.
Madde 178. — Tasarının 176 ncı maddesinden alınmakla beraber, birinci fıkrasının dili Türkçeleştirilmiş, tasarının 175 nci maddesinin 2 nci fıkrası maddeye ikinci fıkra olarak alınmış, ikinci fıkra üçüncü fıkra yapılmış ve maddenin kenar başlığı, muhtevasına uygun hale getirilmiştir.
Madde 179. — Tasarının 177 nci maddesinden, madde numarası değiştirilmek ve dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
Madde 180. — Tasarının 178 nci maddesinden alınmıştır. Yapılan değişiklik, madde numarasına, redaksiyona ve dilin Türkçeleştirilmesine taallûk etmektedir.
Madde 181. — Tasarının 179 ncu maddesinden, madde numarası değiştirilmek ve dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
ÖNÜÇÜNCÜ KISIM
(Tasarının onikinci kısmı omiçüncü kısım olarak düzenlenmiştir.)
Madde 182. — Tasarının 180 nci maddesindeki hükmün, yönetmeliğin Türkiye Barolar Birliğince hazırlanması ve Adalet Bakanlığının onaylaması ile yürürlüğe konulması şeklinde değiştirilmesi suretiyle yeniden düzenlenmiştir. Bu suretle, hizmet ademi merkeziyeti idaresi olarak Türkiye Barolar Birliği, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu sıfatiyle, bu kanunda hazırlanması öngörülen yönetmeliği kendisi hazırlıyacaktır. İdari vesayet makamı olarak da Adalet Bakanlığının bu yönetmeliği onaylamak yetkisi bulunmaktadır.
Madde 183. — Tasarının 181 nci maddesinden, sadece madde numarası değiştirilerek alınmıştır.
Madde 184. — Tasarının 182 nci maddesinden, sadece madde numarası değiştirilerek aynen alınmıştır.
Madde 185. — Tasarının 183 ncü maddesinden alınmıştır. Davavekilleri hakkında uygulanacak hükümlerin madde numaraları yerine, münhasıran avukatlara uygulanacak hükümleri kapsayan kısımlar sayılarak, bu kanunun bu kısımları dışında kalan hükümlerinin davavekilleri hakkında da kıyasen uygulanacağı yazılmak suretiyle yeniden düzenlenmiştir.
Madde 186. — Avukatların sosyal güvenliğini sağlamak üzere tasarının geçici maddelerinde yer alan hükümlerden bir kısmı, hiç olmazsa, münhasıran avukatları yahut bütün serbest meslek erbabını sosyal sigorta kapsamına alan özel bir kanun çıkarılıncaya kadar süreklilik arz ettiğinden, bu ve mütaakip 187, 188, 189, 190 ve 191 nci maddeler, Komisyonumuzca düzenlenmiş ve kanuna ithal edilmiştir.
Bu maddenin birinci cümlesindeki hüküm 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 86 ncı maddesinde yer alan «topluluk sigortasına» girmeleri prensip itibariyle zorunlu olan avukatları ve ikinci cümlesindeki hükümde, bu avukatların girmeleri zorunlu ve isteklerine bağlı sigorta dallarının hangileri olduğunu göstermektedir. Bu hükümlere göre, topluluk sigortasına tabi olan avukatlar topluluk sigortasının uzun vadeli diye adlandırılan (malûllük yaşlılık ve ölüm sigortasına) girmek zorunluğundadırlar. Buna mukabil, kısa vadeli denen (iş kazaları ve meslek hastalıkları), (hastalık) ve (analık) sigortalarına girmeleri avukatların isteklerine bağlı olup, bu sigorta dallarından hepsine veya bunların bir veya birkaçına, istiyen avukat girecek ve istemiyen de girmeyecektir. Uzun vadeli sigortaya girmenin zorunlu kılınması, hem mâlûlük veya yaşlık sebebiyle çalışamıyacak duruma gelen avukatların kendilerine yahut ölümleri halinde bakmak zorunluğunda bulunup geride bıraktıkları yakınlarına aylık bağlanmak suretiyle, kimseye muhtaç olmadan yaşıyarak geleceklerinin teminat altına alınması ve hem de işverenin ödiyeceği primi de kendileri ödemek zorunluğunda olduklarından, sigorta primlerinin ödenmesini avukatlar işin fazla külfet teşkil etmemesi amacına matuftur.
İsteğe bağlı sigorta dallarına gelince; bunlar, sigortalılık süresince sağlanacak menfaatler için tesis edildiklerinden, bu sigorta dallarına girmek, sağlıyacak menfaat ve prim ödemenin yükliyeceği malî külfeti göz önünde tutmak suretiyle, avukatın takdir ve arzusuna bırakılmıştır.
Madde 187. — Madde yenidir. Geçici 2 nci madde hükmüne göre, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, T. C. Emekli Sandığına tabi bir memuriyetten ayrılmış olup da, bu kanun gereğince topluluk sigortasına girmek zorunluğunda bulunan avukatlardan, maddedeki şartları yerine getirmeleri kaydiyle fiilî avukatlık süresi emekliliğe esas olan hizmetlerine ilâvesi gerekenler, levhasına yazılı bulundukları baro aracılığı ile T. C. Emekli Sandığına bir dilekçe ile başvurmak zorundadırlar. İşte, bu gibi avukatlardan, geçici ikinci madde hükmünden, süresi içinde dilekçe ile yazılı oldukları baro aracılığı ile T. C. Emekli Sandığına başvurmadıkları için yararlanmıyanların da, 186 ncı madde gereğince topluluk sigortasına girmelerini, bu madde hükmü zorunlu kılmaktadır. Bu suretle, bütün avukatların, ya emeklilik, ya da sigortalılık durumundan birine girmeleri öngörülmüştür.
Madde 188. — Yeni olan bu madde, topluluk sigortasına giremiyecekleri göstermektedir. Bunlar ya T. C. Emekli Sandığına tabi bir memuriyette çalışmakta olan yahut da 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamına giren kimselerle, geçici 2 nci madde hükmünden faydalanan avukatlardır. Topluluk sigortasına girme, avukatların malûllük ve yaşlılık hallerinde kendilerinin, ölümleri halinde de bakmak zorunluğunda bulunup, geride bıraktıkları yakınlarının geleceklerini teminat altına almak için kabul edildiğine göre, bu faydayı emeklilik veya sigortalılık yoliyle esasen sağlıyacak durumda olanların, bir de topluluk sigortasına girmesinde sağlıyacakları munzam bir fayda mevcud olmadığı gibi, aynca prim ödemek külfeti altına girmeleri için de bir sebep görülmemiştir.
Madde 189. — Yeni olan bu madde, 186 ncı maddedeki prensibin bir istisnasını yani isteklerine bağlı olarak bu sigortaya girebilecekleri göstermektedir. Açıkça anlaşılacağı üzere, bu kimseler, esasen topluluk sigortasına girmek zorunluğunda olanların sağlıyasakları menfaati büyük nisbette elde etmiş bulunmaktadırlar. Hükmün getirilmesinden maksat, bu avukatların 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 85 nci maddesi hükmünden de yararlanmalarını ve bu suretle munzam bir menfaat sağlamalarını mümkün kılmaktır.
Madde 190. — Bu maddede yeniden düzenlenmiştir.
Birinci fıkra, topluluk sigortasına giren avukatların, primlerini zamanında ödememeleri halinde uygulanacak müeyyideyi hüküm altına almaktadır. Müeyyide, prim ödeninceye kadar avukatın adının baro levhasından silinmesidir. Bu süre içinde avukatın meslekini icra edememesi sonucunu doğuran böyle ağır bir müeyyidenin konulması, sigortalılığın devamlılığını sağlamak amacına matuftur.
İkinci fıkra, levhadan kayıt silmenin sonuçlarının birinci fıkradaki halde de uygulamasını derpiş etmektedir. Bu suretle, sigorta primlerini ödemek yükümlülüğü, baro aidatını Ödemek yükümlülüğüyle eşhale getirilmiştir.
Üçüncü fıkra hükmü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun uygulanmasındaki genel ilkeye bir istisna getirmektedir. Bu kanuna göre topluluk sigortası, teşkilâtlanmış bir meslek grupunun yetkili organı ile sosyal sigortalar kurumu arasında yapılacak bir sözleşme ile tesis edilmekte ve meslek mensuplarından her hangi birinin sigorta primini zamanında ödenmemesi halinde, sözleşme kurumca fesholunmaktadır.
Bu fıkra hükmüne göre ise, bir avukatın sigorta primini zamanında ödememesi halinde, avukatın levhasına yazılı olduğu baro ile sosyal sigortalar kurumu arasında topluluk sigortasına dair yapılan sözleşme, kurumca feshedilemiyecek, prim ödemenin sonuçları avukatın şahsına münhasır olacaktır ve sözleşmeye de buna aykırı bir hüküm konulamıyacaktır. Bu istisna, maddenin birinci fıkrasında kabul edilen prim ödemiyen avukata uygulanacak müeyyidenin tabiî sonucu olarak getirilmiştir. Zira müeyyide, prim ödeninceye kadar avukatın meslekini icra edememesidir. Bu denli ağır bir meslekî müeyyidenin yanında ayrıca, avukatın, prim ödememesinin sonuçlarının diğer avukatlara ve baroya da sirayet ettirilmesi hakkaniyete uygun bulunmamıştır.
Madde 191. — Madde yenidir ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 86 ncı maddesinde sözü edilen Çalışma Bakanlığınca onanacak genel şartlar yerine, barolarla Sosyal Sigortalar Kurumu arasında yapılacak sözleşmelere esas teşkil edecek bir tip sözleşmeyi öngörmektedir. Bu tip sözleşme, geçici 6 ncı madde gereğince Türkiye Barolar Birliğinin yapacağı ilk toplantıyı takibeden üç ay içinde Çalışma Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve Sosyal Sigortalar Kurumu arasında tesbit edilecektir. Bu hüküm, avukatlık meslekinin kamu hizmeti olup, kendisine has birçok hususiyetlerinin bulunması ve topluluk sigortasına girmenin avukatlar için zorunlu kılınması sonucu sevk edilmiştir. Maddede yer alan diğer hükümler, tip sözleşmenin barolara gönderilmesi, baroların topluluk sigortası yapmak üzere Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurması ve yapılacak sözleşmelerin yürürlüğe girme süresini gösteren şeklî hususlara taallûk etmektedir.
Madde 192. — Tasarının 184 ncü maddesinden alınmakla beraber, «geçici 7 nci madde hükümleri saklı kalmak şartiyle» kaydı maddeye eklenmiştir. Zira geçici 7 maddede, bu madde ile yürürlükten kaldırılan 3499 sayılı Kanunun staja taallûk eden bazı hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da bir süre daha uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Madde 193. — Tasarının 185 nci maddesinden alınmış olup, yapılan değişiklik, dil ve redaksiyon yemindendir.
Madde 194. — Tasarının 186 ncı maddesinden, sadece madde numarası değiştirilerek aynen alınmıştır.
Madde 195. — Yeni olan bu madde hükmü ile, 2556 sayılı Hâkimler Kanununun değişik 70 nci maddesinde yer alan hükmün T, C, Emekli Sandığına tabi bir memuriyete atanan avukatlara da teşmili amacı güdülmüştür. Filhakika, hâkimlik savcılık ve bu sınıflardan sayılan bir göreve atanan avukatlara, avukatlıkta geçen hizmet sürelerinin üçte ikisinin kıdemlerinden sayılmasının Hâkimler Kanununda kabul edilmiş olması karşısında, bu görevler dışında kalan ve T. C. Emekli Sandığına tabi bulunan bir memuriyete atanan avukatlara da bu hakkın tanınması, T. C. Emekli Sandığına tabi memuriyetler arasında memuriyet kıdemine sayılma yönünden eşitlik sağlamak bakımından hakkaniyete uygun görülmüştür.
Pek tabiî olarak, 5.1.1961 tarih ve 228 sayılı Kanun hükümleri gereğince Sandık ve Kurumdaki hizmet sürelerinin birleştirilmesi hakkındaki hükümler bu kimseler hakkında da uygulanacaktır.
Madde 196. — Komisyonumuzca getirilen bu madde hükmü ile, Devlet Memurları Kanununa 195 nci madde ile eklenen madde hükmüne paralel olarak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, bu kanunun kapsamındaki bir memuriyette bulunanların avukatlıkta geçirmiş oldukları fiilî hizmet sürelerinin üçte ikisinin memuriyet kıdemlerine sayılması sağlanmıştır.
Madde 197. — Yeni olan bu madde hükmü, Anayasa Mahkemesine seçilecek avukatların da, fiilî avukatlık sürelerinin üçte ikisinin memuriyet kıdemlerine sayılmasını sağlamak amaciyle getirilmiş olup, 195 nci madde gerekçesindeki nedenler, bu madde için de varittir.
Madde 198. — Madde yenidir ve 197 nci madde ile 22.4.1962 tarih ve 44 sayılı Kanuna eklenen maddenin Anayasa Mahkemesine seçilecek avukatlara sağladığı hakkın, hakkaniyet icabı olarak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte Anayasa Mahkemesinde üye bulunan, avukatlıktan seçilmiş olanlara da sağlanması amaciyle getirilmiştir.
Geçici madde 1. — Tasarıdaki geçici l nci madde çıkarılmış ve bu madde Komisyonumuzca yeniden düzenlenmştir.
Bu madde, avukatlık meslekinin arz ettiği hususiyetler de göz önünde tutulmak suretiyle, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun, İleri yaştakilere aylık bağlanma şartlarına dair geçici 8 nci maddesinin (A) ve (B) fıkraları hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kadınsa 30 ve erkekse 35 yaşım doldurmuş olup avukatlık ruhsatnamesine sahip bulunan ve bu kanun hükümleri gereğince topluluk sigortasına girmiş olan avukatlar hakkında da uygulanmasını sağlamak amaciyle getirilmiş ve malûllük aylığı bağlanması hususu da maddeye ithal edilmiştir. Ancak sözü edilen kanunun geçici 8 nci maddenin (A) fıkrasının (a) bendindeki sigortalılığın başladığı tarihten önceki 10 yıl içinde, bendde gösterilen işlerde en az 2.000 gün çalışmak şartı, avukatlık meslekinde çalışmanın bilhassa prim ve ödeme yönünden günle değerlendirilmesi mümkün olmadığından, 2.000 günün aya çevrilmesi suretiyle «70 ay baro levhasında yazılı bulunmak» şeklinde değiştirilmiş, ayrıca ölüm veya malûllük yahut yaşlılık sigortası yardımı yapılmasına esas olacak aylık gelir tutarı da, son defa avukatın ödediği prime esas teşkil eden aylık gelir tutarı olarak hükme bağlanmıştır.
İkinci fıkra hükmü ile getirilen yenilik de, yine 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 8 nci maddesinin (A) fıkrasının (b) ve (c) bendlerindeki, sigortalılık süresince her yıl için en az ortalama 200 gün sigorta primi ödemiş olmak ve en az beş yıl sigortalı bulunmak kaydının çıkarılarak, birinci fıkra uyarınca ölüm veya malûllük, yaşlılık sigortası yardımı yapılmasına hak kazanabilmek için sigortalı olmanın yeterli sayılması ve Ödenmiyen primlerin mahsubu usulünün kabul edilmesidir. Bu suretle birinci fıkradaki şartları haiz olan sigortalı avukat, bir aylık prim; ödemiş olsa dahi, 5 yıl sigortalı olması ve en az her yıl ortalama 200 gün prim ödemiş bulunması şartı aranmaksızın mahsup yapılarak, ölüm veya malûllük yahut yaşlılık sigortası yardımından faydalanacaktır.
Üçüncü fıkra, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 8 nci maddesinin (A) fıkrasının üçüncü paragrafı hükmünün avukatlık meslekinin hususiyetlerine ait zaruri değişikliklerle tekrarından ibaret olup, belgeleri verecek merci, sözleşmeyi yapan baro olarak gösterilmiştir.
Dördüncü fıkra, baroların belge verme süresini başvurma tarihinden itibaren bir ay olarak sınırlandırmakta ve belgelerin süresinde verilmemesinden doğacak zarar ve ziyanın kimlerden istenebileceğini belirtmektedir. Bu suretle baro yönetim kurulu başkan ve üyeleri süresi cinde, bu belgeyi vermek yükümlülüğü altına sokulmaktadır.
Beşinci ve altıncı fıkralar, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 8 nci maddesinin (A) fıkrasının beşinci ve altıncı paragraflarında yer alan hükümleri ihtiva etmektedir.
Son fıkra hükmü, birinci fıkranın uygulanmasında yıllık asgari prim ödeme süreleri olarak 506 sayılı Kanunda gösterilen 150 şer günlerin 5 er ay ve 1.800 günlük toplam prim ödeme süresinin de 60 ay olarak hesaplanacağına dairdir ki, günlerin aya çevrilmesi nedeni yukarda izah olunduğundan tekrar edilmemiştir.
Geçici madde 2. — Bu madde Komisyonumuzca getirilmiş olup yenidir.
Madde, bu kanunun 186 nci maddesi hükmü gereğince topluluk sigortasına girmek zorunluğunda bulunan avukatlardan, bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce T.C. Emekli Sandığına tabi bir memuriyetten ayrılmış olanların, memuriyette geçirdikleri süreleri değerlendirmek suretiyle emeklilik statüsüne sokmaktadır. Maddeye göre, emeklilik statüsüne sokulacak avukatların,
a) Memuriyette yirmi hizmet yılını doldurmuş olmaları,
b) Emeklilik veya malûllük (âdi malûllük veya vazife malûllüğü) aylığı almakta olmamaları ve keseneklerinin de kendilerine iade edilmemiş bulunması,
c) Memuriyette son aldıkları maaştan itibaren (bu maaştaki kıdemler hesaba katılmak suretiyle) üç yılda bir terfi esasına göre T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri dairesinde fiilî avukatlık süreleri için ödemeleri gereken keseneklerin tamamını (kurum hissesi dâhil) toptan ödemeleri veya beş yıl içinde 5 eşit taksitle ödemeyi taahhüdetmeleri,
İktiza etmektedir.
Bu şartları haiz olan ve maddedeki şartları yerine getiren avukatların fiilî avukatlık süreleri emekliliğe esas olan hizmetlerine eklenecek ve topluluk sigortasına girmeleri söz konusu olmıyacaktır.
«T.C. Emekli Sandığına tabi bir memuriyetten ayrılmış olanlar» tâbirine, 14.7,1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olmamakla beraber, «memur» kavramına giren ve T.C. Emekli Sandığı ile ilişkisi bulunan, üniversiteler, profesör, doçent, asistan ve öğretim görevlisi, subaylık ve astsubaylık, hâkimlik, savcılık ve bu sınıftan sayılan hizmetlerde bulunanlar da dahildir.
Genel gerekçede de izah edildiği gibi, bu kanunun getireceği yeniliklerin en önemlilerinden biri de, avukatların sosyal güvenliğinin sağlanmasıdır. Bu sosyal güvenlik sağlanırken, avukatın durumuna en uygun olan hal tarzının seçilmesi de tabiîdir. Sosyal güvenlik ya topluluk sigortası, ya da emeklilik yoliyle sağlanabilecektir. 20 sene gibi uzun süre T.C. Emekli Sandığına tabi bir memuriyetten sonra avukatlığa geçen bir kimsenin durumuna en uygun olan sosyal güvenlik tedbirinn T.C. Emekli Sandığına tekrar bağlanarak emeklilik statüsü içine sokulması olduğunda şüphe yoktur. Bu suretle, fiilî avukatlıkta geçen süreleri, emeklilik yönünden dedeğerlendirilmiş olacaktır.
Maddenin ikinci fıkrası, bu madde hükmünden faydalanabilmek için ne kadar süre içinde ve hangi mercie ne suretle başvurulması gerektiğine dair şeklî bir hükmü ihtiva etmektedir. Bu hükme göre, bu maddeden faydalanmak istiyen avukatın gösterilen süre içinde T.C. Emekli Sandığına, levhasına yazılı olduğu baro aracılığiyle ve dilekçe ile başvurması gerekecektir. Aksi halde bu madde hükmünden faydalanamıyacak ve topluluk sigortasına girmek zorunluğunda kalacaktır.
Geçici madde 3. — Tasarıdaki geçic 3 ncü maddeden tamamen değişiktir. Bu madde, geçici 2 nci madde hükmüne paralel olarak bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi bir memuriyette bulunmakta olan avukatların da, memuriyetten önceki serbest fiilî avukatlık sürelerinin, geçici 2 nci madde uyannca memuriyetteki son maaşları üzerinden borçlanmaları şartiyle, emekliliğe esas hizmetlerine ekleneceğini ve bu madde hükmünden faydalanmak için başvurma usulüne dair hükmü ihtive etmektedir.
Geçici madde 4. — Madde yeni olup, geçici 3 ncü maddedeki durumda bulunan avukatların, serbest avukatlıklarından önce de T.C. Emekli Sandığına tabi bir memuriyette bulunmuş olmaları halinde serbest fiili avukatlık sürelerinin ne suretle emekliliğe esas hizmetlerine ekleneceğine dair hükmü kapsamaktadır. Geçici 3 ncü maddedeki esaslar burada da muhafaza edilmiştir.
Geçici madde 5. — Komisyonumuzca getirilen bu madde de, geçici 4 ncü maddenin kapsamına giren avukatların, T.C. Emekli Sandığına borçlanmalarına esas teşkil eden avukatlık hizmetlerinden önce Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi olarak geçen hizmetleri de mevcutsa, bu hizmetin T.C. Emekli Sandığındaki hizmetleri ile 5.1.1961 tarih ve 228 sayılı Kanunun aylık bağlanmasına ilişkin esasları dairesinde birleştirileceği ve bunun usulü hüküm altına alınmıştır. Serbest avukatlık süresinin borçlanılması geçici 3 ncü maddedeki esaslar dahilinde cereyan edecektir.
Geçici madde 6. — Tasarının geçici 4 ncü maddesinden dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
Geçici madde 7. — Yeni olan bu madde, Komisyonumuzca, tasarının avukatlık stajı hükümlerinde yapılan değişiklik ve sınavın kabulü sebebiyle kazanılmış ve beklenen hakların korunması zaruretiyle getirilmiştir. Yürürlükteki kanuna göre bir yıl olan staj süresinin, bu kanunla, bir buçuk yıla çıkarılması ve avukat olabilmek için staj sonunda yapılacak sınavda başarı sağlamanın öngörülmesi, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte staj yapanların kazanılmış haklarının korunmasını zorunlu kıldığından, maddenin son fıkrasında bu gibilerin kazanılmış haklarının korunması amaciyle sevk edilmiştir, ikinci fıkra hükmüne göre, bu gibiler hakkında yürürlükteki 3499 sayılı Avukatlık Kanununun staj hükümleri ile o kanuna göre hazırlanmış olan yönetmelik hükümleri uygulanacaktır.
Birinci fıkra hükmü ise, beklenen hakların korunması amacına matuftur. Filhakika, yürürlükteki kanun hükümlerine göre avukat olmak amaciyle Hukuk fakültelerine girmiş ve mezun olmuş veya girdiği tarihte hukuk fakültesi öğrencisi olup, kanunun yürürlüğe girmesi tarihinden sonra 6 yıl içinde fakültelerden mezun olacakların, staj süresini uzatan ve avukat olmak için yapılacak sınavda basarı sağlamayı şart koşan bu kanuna tabi kılınmaları hakkaniyete uygun düşmiyecektir. Bu itibarla bu gibilerin de, stajı ağırlaştıran hükümlerle, sınav hükümlerine tabi olmamalarını sağlıyarak, hakkaniyet icaplarını yerine getirmek amaciyle maddenin birinci fıkrası hükmü getirilmiştir. Ancak bu fıkra hükmünden faydalanabilmeleri mezuniyetten itibaren 3 yıl içinde staj için başvurmaları şartına bağlanmıştır ki, bu suretle belli süre içinde bu gibilerin tasfiyesi mümkün olacaktır. Bu kanunun yürürlüğünden önce mezun olanların, 3 yıllık başvurma süreleri bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihtir. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra fakülteyi bitirecek olanların altı yıllık bir süre içinde bu haktan faydalandırılmalarının sebebi, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte hukuk fakültelerinde Öğrenci olanların her hangi bir sebeple fakülteyi dört yıl içinde bitirememeleri ihtimalidir.
Geçici madde 8. — Bu madde, 3 ncü maddenin (b) bendinde, yapılan değişiklik sonucunda, bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olup da, Hukuk Fakültesinde eksik kalan derslerden sınav vermiş olanların, 3499 sayılı Avukatlık Kanununun 1 nci maddesiyle kazanılmış haklarını korumak amaciyle getirilmiştir.
Geçici madde 9. — Bu madde, stajsız avukat olacaklar arasına bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce Yargı tayda hukuk mezunu başkâtip olarak en az dört yıl süre ile hizmet etmiş olanları da almak amaciyle, Komisyonumuzca getirilmiştir, Filhakika, sayıları mahdut olan bu kimseler, Yargıtayda fiilen raportör olarak çalışmak suretiyle, avukatlık için gerekli bilgi ve tecrübeyi, diğer stajsız avukat olanlar kadar kazandıkları cihetle, bu suretle hız metlerinin benzerleri gibi değerlendirilmesine zaruret mülâhaza edilmiştir.
Geçici madde 10. — Tasarının geçici 6 ncı maddesinden dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
Geçici madde 11. — Tasarının geçici 7 nci maddesinden alınmış olup, yapılan değişiklik redaksiyona taallûk etmektedir.
Geçici madde 12. — Tasarının geçici 8 nci maddesinden dili Türkçeleştirilmek suretiyle alınmıştır.
Geçici madde 13. — Tasarının geçici 10 ncu maddesinden alınmakla beraber tamamen değiştirilmiştir.
Birinci fıkranın ilk cümlesi, dava vekâleti ruhsatnamesine sahibolanların ancak beş avukat bulunmıyan yerlerde vekâlet edebilecekleri, ikinci cümlesi de davavekillerinin kazanılmış haklarının saklı olduğu hükmünü kapsamaktadır. Kazanılmış haklan saklı tutan hükme göre, bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce 3499 sayılı Kanunun muvakkat IV ncü maddesi uyarınca bir davavekilinin vekâlet görevini ifa ettiği yerde bilâhara avukat adedi beşi geçmiş olsa bile, burada vekâlet görevini ifa etmeye devam edecektir.
İkinci fıkra, barolarda, mıntakaları içindeki davavekillerinin yazılmalarına mahsusu bir liste ihdas etmekte ve davavekillerini de vekâlet görevini ifa edebilmeleri için bu listeye yazılmaya zorunlu kılmaktadır. Davavekillerinin listeye yazılma istemleri hakkında Baro Yönetim Kurulu bir ay içinde karar vermek zorunda olup, istemin kabulü hakkındaki kararlar kesindir. Bir aylık süre içinde karar verilmemesi halinde istem reddedilmiş sayılacaktır. Ret kararına karşı ilgili onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna itiraz edebilecektir. Onbeş günlük itiraz süresi, bir ay içinde karar verilmemişse, bu sürenin sonundan, ret kararı verilmişse, kararın tebliği tarihinden başlıyacaktır. Türkiye Barolar Birliğinin kararı Adalet Bakanlığının onaylaması ile kesinleşecektir.
Üçüncü fıkra, bu kanunun davavekiilerine tanıdığı hak ve yetkilerden faydalanmak ve yükümlere tabi olmak bakımından, baro levhasına yazılmanın sonuçlarını doğuracağı hükmünü getirmekte olup, bu suretle davavekillerinin vekâlet görevini ifa edebilmeleri için baroca tutulan listeye yazılma zorunluğuna dair ikinci fıkra hükmü teyidedilmekte ve davavekillerinin de avukatlara yüklenen sair yükümlere tabi olacakları hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Son fıkra hükmü, yönetmelikle düzenlenecek hususlara dairdir.
Geçici madde 14. — Tasarının geçici 10 ncu maddesinden dili Türkçeleştirilerek alınmıştır.
Geçici madde 15. — Tasarının geçici 11 nci maddesinden alınmış olup, yapılan değişiklik redaksiyon ve dil bakımındandır.
Geçici madde 16. — Tasarının geçici 12 nci maddesinden yeniden redaksiyona tabi tutulmak suretiyle alınmıştır.
Geçici madde 17. — Tasarının geçici 13 ncü maddesinden alınmıştır.
1, 2, 3 ve 4 ncü fıkralar hükümleri, tasarının geçici 13 ncü maddesinin 1,2, 3 ve 4 ncü fıkraları hükümlerinin aynı ise de, yeniden redaksiyona tabi tutulmuş ve dili Türkçeleştirilmiştir.
Beşinci ve altıncı fıkralar hükmü, bu maddeden yararlanmak suretiyle vekâlet görevini ifa edecekler hakkında da, davavekilleri hakkındaki geçici 13 ncü maddenin 2 nci ve son fıkrası hükümlerinin uygulanacağına dairdir.
Yedinci fıkra hükmü, bu kanunun hangi hükümlerinin bu maddeden yararlanarak vekâlet görevini yapanlar hakkında uygulanacağını göstermektedir.
Son fıkra, bu maddenin kanunun yürürlüğe girdiği tarihten on sene sonra yürürlükten kalkacağım hüküm altına almakta olup, tasarının geçici 13 ncü maddesinin son fıkrasındaki hükmün aynıdır.
Madde 199. — Tasarının 187 nci maddesinden alınmıştır.
Madde 200. — Tasarının 188 nci maddesinden alınmakla beraber, «Bu kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür» şeklinde değiştirilmiştir.
Geçici Komisyonumuzun işbu raporu; Genel Kurulun tasvibine sunulmak, öncelik ve ivedilikle görüşülmek üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.
24.6.1967
|
Geçici Komisyon Başkanı İstanbul İ. Hakkı Tekinci |
Sözcü İzmir M. Uyar |
Kâtip Kars Bazı maddelere muhalifim. Söz hakkım mahfuzdur S. Düşünsel |
|
Afyon K. A. îhsan Ulubahşi (îmzada bulunamadı)
|
Bilecik İ. Selçuk Çakıroğlu (imzada bulunamadı) |
Çorum A. Güler (imzada bulunamadı)
|
|
Denizli Â. Şohoğlu (imzada bulunamadı) |
Elâzığ K. Nedimoğlu
|
İstanbul Söz hakkım olacaktır O. Nuri Ulusoy
|
|
Kütahya A. Can Bilgin (imzada bulunamadı) |
Niğde Y. Arıbaş
|
Tokat O. Hacıbaloğiu
|
|
|
Van M. Salih Yıldız |
|
NOT : Metin web belgesi haline getirilirken "Türkiyede Savunma Mesleğinin Gelişimi II. Cilt Sayfa 227 vd.- Türkiye Barolar Birliği yayınları :10, Yörük Matbaası İstanbul 1973" kitabından yararlanılmıştır.