inisiyatif.net bilgiweb uygulama avukatın tarihi kültür

hukuk müzesi

 

İŞKENCEYİ ÖNLEME GRUBU KAPATILAMAZ !

İzmir Barosu

Yönetim Kurulu

Ne Yapmak İstiyor?

***

İşkenceyi Önleme Grubu’nun

kapatılma öyküsünü kendi sesimizden anlatıyoruz...

İşkence bitsin istedik...

 

2000-2002 çalışma döneminde İzmir Barosu Yönetim Kurulu, 12 Haziran 2001 tarihli ve 33/40 sayılı kararıyla, işkence ve kötü muamele olgusunun takibi, saptanması, belgelendirilmesi ve rapor edilmesi yöntemiyle, işkence ve kötü muamelenin önlenmesine yönelik çalışmalar yürütmek üzere bir çalışma grubu oluşturulmasına karar vermiştir.

18 Haziran 2001 tarihinde yapılan ilk toplantısıyla Grup, ‘işkence ve kötü muamelenin önlenmesinde ben de bir adım atabilirim’ diyen tüm meslektaşlarıyla çalışmasına başladı. Ve 10 Aralık 2001 tarihinde, İnsan Hakları Haftasında yapılan bir basın toplantısıyla Grubun kuruluşu kamuoyuna ve sizlere duyuruldu.

İşkenceyi Önleme Grubu neden gereklidir?

Çünkü işkence karşısında alınan tavır, bir yanıyla ahlâki bir tavırdır. Bu yanıyla işkence ve kötü muameleye karşı olmak ahlâki bir sınır çekmenin konusudur.

İşkence ve kötü muamelenin önlenmesine yönelik çalışmada en önemli aşama işkencenin tespiti ve rapor edilmesidir. Grubumuzun temel çalışma alanlarından biri, İzmir ve çevresinde; ancak, bununla sınırlı kalmadan, olanaklar çerçevesinde tüm Türkiye’de işkence ve kötü muamele olgularının bilinmesi ve bu bilgilerin tek merkezde toplanması ve yazılı hale getirilerek, kamuoyuna açıklanmasıdır.

Neleri hedeflemiştik?

  • İşkence ve kötü muamele faillerinin yararlandığı ceza bağışıklığına karşı mücadele etmek;

  • Ülkemizde işkenceye karşı toplumsal bilinç ve duyarlılığı geliştirmek;

  • İşkence ve kötü muamelenin etkin bir şekilde soruşturulmasının önündeki yasal engellerin kaldırılması için çalışmalar yapmak;

  • İşkencenin yüz kızartıcı bir suç olarak kabulü için ulusal ve uluslararası kurumlar nezdinde çalışmalar yapmak;

  • İşkence ve kötü muamele olgularına ilişkin sistematik ve periyodik raporlar düzenlemek;

  • İşkence ve kötü muamelenin rapor edilmesi ve bu konudaki ulusal ve uluslararası hukuk mekanizmalarının kullanılması ve işlerliğinin sağlanması için eğitim çalışmaları yapmak;

  • Alternatif tıbbi raporların mahkemelerce kabul edilmesi için hukuki çalışmalar yürütmek;

  • İşkence ve kötü muamele ile suçlanan kamu görevlileri hakkında yürütülen yargısal ve idari işlemleri ve sonuçlarını takip etmek ve duyurmak;

  • İngiltere, Hollanda, Macaristan, Güney Afrika ve Kuzey İrlanda’da uygulanan “Vatandaş Ziyaretleri”  sistemini ülkemizde hayata geçirmek;

  • Bu alanda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler çerçevesinde kurulmuş olan uluslararası yapılara vermekle yükümlü olduğu raporları takip edip, gerektiğinde bu raporlara alternatif raporlar hazırlamak;

  • Ulusal ve uluslararası çapta faaliyet gösteren kuruluşlar ile eşgüdüm ve işbirliğine yönelik çalışmalar yapmak;

  • İnsan hakları alanında taraf olunan uluslararası sözleşmelerin, iç hukuk yasalarının üzerinde olduğunun kabul edilmesi için çalışmalar yapmak.

Peki Grubumuzun yasal dayanağı nedir?

Grubumuz, sadece izleyen ve rapor eden bir grup olmayı hedeflemedi. Bir diğer ana hedefimiz, işkence ve kötü muamele mağdurlarının haklarının savunucusu ve takipçisi olmaktı. Avukatlık Yasasının, 76. maddesine göre; “hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak” baroların amaçları arasındadır. Yasanın 95/21 maddesine göre ise; “hukukun üstünlüğünün ve insan haklarını savunmak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak da  baro yönetim kurullarının görevleri arasında sayılmıştır.

Diğer dayanaklarımız ise, uluslararası hukuk metinleriydi: BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık dışı veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı BM Sözleşmesi, Avrupa İşkenceyi Önleme Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, İstanbul Protokolü, Uluslararası Medeni ve Siyasi Hakları Sözleşmesi gibi.

İşkence ve kötü muamele karşısında susma hakkımızı mı kullanmalıyız?

Nasıl kurulduk ve yapılandık?

Grubumuza üye olmak için temel ölçüt şuydu: hukukçu olmak ve  işkenceye karşı mücadelede gönüllü olmak. Grubumuz, mağdurlar arasında hiçbir şekilde ayrım gözetmeden ve kamu yararı gereği istem halinde ücretsiz hizmet vermiştir. Grubumuz, çalışmalarında, hızlı harekete geçmeyi ve kolektif çalışmayı temel ilke olarak kabul etmiştir.

Kısaca örgütlenmemiz nasıldı diye soracak olursanız...

Profesyoneller: Grubumuz bünyesinde çalışan profesyonel bir kadro bulunmamakla birlikte, kuruluşumuzdan 1.5 yıl sonra kabul edilip, uygulanmaya başlanan “İşkencenin Önlenmesinde Hukukçuların Rolü” projesi kapsamında tam zamanlı olarak görev yapan iki hukuksal yardım koordinatörü ve bir dokümantasyon müdürü düzenli ve sürekli olarak destek vermiştir.

Alt gruplar:

  • Önleme grubu

  • Dava takip grubu

  • Eğitim grubu

  • Dokümantasyon grubu

  • Çeviri grubu

Neleri yaptık ve nasıl yaptık?

Eğer, baro yönetim kurullarının iki yıllık dönem çalışma raporlarını ve düzenli yayınlanan baro bültenlerini ve diğer baro yayınlarını okuyorum diyorsanız, bizi mutlaka fark etmişsinizdir. Grubumuz ayrıca kendi yıllık çalışma raporlarını da yayınlamıştır. Neler yaptığımızı gerçekten çok özet olarak sizlerle paylaşmaya gelince:

  • İşkence ya da kötü muamele mağdurunun kendisi, yakınları, avukatı veya insan hakları alanında faaliyet yürüten sivil toplum örgütleri tarafından İÖG’ye 24 saat başvuru yapılabilmekteydi. Nöbetçi hukuksal yardım koordinatörlerine yapılan başvurularda –özellikle işkencenin veya gözaltının devam ettiği durumlarda- derhal harekete geçiyorduk. Mağdura ulaşılması, işkencenin devam edip etmediğinin saptanması, kişi güvenliği ve tıbbi tedavinin sağlanması, karartılma olasılığı yüksek kanıtların toplanması amacıyla her başvurucu için en az iki avukat görevlendiriyorduk. Başvuruların İzmir ili sınırları dışından gelmesi durumunda, hukuksal yardım tamamen İÖG üyesi gönüllü avukatlar tarafından yürütülmekteydi.

  • İşkence ve kötü muameleye ilişkin davaların yürütülmesi, nitelikleri gereği deneyim paylaşımı ve ortak çalışmayı zorunlu kılmaktadır. Bu amaçla oluşturulan dava takip alt gruplarıyla İzmir Barosu Adli Yardım Bürosu listesinde “İşkence Önleme Alanı”nı seçen ve Proje kapsamında görevlendirilen ücretli meslektaşlarımızın yanında, Grubumuz üyesi gönüllü meslektaşlarımızın da katılımıyla, mağdurların daha fazla avukatla temsil edilmesini sağlamaya çalıştık.

  • Grubumuz, Adli Yardım Bürosu ve CMUK Uygulama ve Müdafi Görevlendirme Servisleriyle işbirliği içinde çalışmış ve kendi çalışma alanı çerçevesinde, servisler arasında bir anlamda koordinasyonu sağlamıştır. Nasıl mı? CMUK müdafii, görevi sırasında işkence ya da kötü muamele olayı ile karşılaştığında, derhal İÖG koordinatörüne ya da CMUK Servisine bilgi vermekteydi. Başvuru üzerine görevlendirilen avukatlar, işkence suçuyla ilgili etkin bir soruşturma yapılması, kanıtların toplanması, mağdurun güvenliğinin ve tedavisinin sağlanması amacıyla  harekete geçmekteydiler.

Grup üyesi meslektaşlarımız ise, müdafiin işkence vakasıyla karşılaşması, herhangi bir engelleme ya da hak ihlaline maruz kalması durumunda da hiçbir ücret almaksızın CMUK Servisi tarafından ikinci avukat olarak görevlendirilmekteydi. Böylelikle uygulamada yaşanan tüm sorunlar, kolektif, etkin ve hızlı müdahaleyi esas alan bir çalışma yöntemiyle aşılabilmekteydi. 

Biliyorsunuz, Adli Yardım Bürosu sadece mesai saatleri içinde hizmet veren bir yapılanmaya sahip. Bu nedenle, mesai saatleri sonrasında ve hafta sonları başvuru geldiğinde, adli yardım çerçevesindeki ivedi görevlendirmeler, Grubumuzun hukuksal yardım koordinatörleri tarafından yapılmaktaydı. Bu uyumlu işbirliği sayesinde Adli Yardım Bürosunun 24 saat hizmet veren bir yapıya dönüşmesi de sağlanmıştı.

  • Grubumuzda, başvurularla ilgili ayrıntılı dokümantasyon çalışması da yapılmaktaydı. Her başvuru için bir dosya açılmakta, soruşturma ve kovuşturma aşamalarına ait tüm bilgi ve belgeler bu dosyalarda düzenli olarak arşivlenmekteydi. Bu çalışma, tam zamanlı görev yapan bir hukukçu ve gönüllü meslektaşlarımız tarafından titizlikle gerçekleştirilmiştir. İşkencenin saptanması, ayrımlanması, yöntemlerinin belirlenmesi ve raporlandırılması şeklinde yürütülen çalışmalar, işkencenin nedenlerinin daha iyi anlaşılmasını ve bunların deşifre edilmesine olanak sağlamıştır.

  • Eğitim çalışmaları yapıyorduk. Grubumuzun kuruluşundan, 31 Aralık 2004 tarihine kadar yaklaşık 300 meslektaşımızın (avukat ve stajyer avukat) katıldığı toplam 8 atölye çalışması yapılmıştır. istek üzerine Aydın ve Diyarbakır Barosuna üye meslektaşlarımız için de 43 avukatın katıldığı atölye çalışması yapılmıştır.

  • Karakol ziyaretleri: 1 Nisan 2003-15 Mayıs 2003 tarihleri arasında, 9 mağdurdan Karşıyaka Asayiş Şube Müdürlüğü ve Gümüşpala Karakolunda işkence ya da kötü muamele gördüklerine ilişkin başvuru aldık. Başvurulara ilişkin olarak adli ve idari mekanizmaları harekete geçirdik. Ve bu amaçla Baro Yönetim Kurulu üyeleri ve Grubumuz üyesi avukatlar, Karşıyaka İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Gümüşpala Karakoluna giderek yetkililerle görüşmüştür. Yine, aynı bağlamda, Bergama ve Buca cezaevlerinde inceleme ve gözlemde bulunarak, rapor haline getirdik; sizlerin ve kamuoyunun bilgisine sunduk.

Çalışmalarımızla ilgili istatistik bilgiler veriyoruz...

İşkence ve kötü muameleyi, bu suçların cezası kalması körüklemektedir: İzmir’in merkez, Bornova ve Karşıyaka ilçeleri yargı çevresinde 1997-2001 yılları arasında “işkence ve kötü muamele suçlamasıyla” açılmış davalar ile “memura mukavemet” suçlamasıyla açılmış davalar hakkında bir dosya araştırması yaptık.  Bu çalışma, önemli verilerin yanı sıra, şu noktayı da doğrulamıştır: Suç işleyen kolluk görevlilerini yargı önüne çıkarmak zor olduğu gibi, mahkûm etmek daha zordur. Kolluğun suçladığı kişiyse, kolaylıkla yargı önüne çıkarılmakta ve şikayetçinin dahi amacını aşan bir sonuçla  mahkûm edilebilmektedir.

Grubumuza başvuran mağdurlar: Grubumuza, 7 Aralık 2004 tarihi itibariyle 575 başvuru yapılmıştır. Bu başvurulardan 334 tanesi için işlem yapılmış; 116’sı için dava açılmıştır. Yukarıda söz ettiğimiz araştırmada, 1997-2001 yılları arasında açılan dava sayısı ise, sadece 96’dır.

Bu çalışmalarımızın sonucunda neler oldu?

Yapılan idari başvurularla, işkence ve kötü muamele faillerinin disiplin hukuku yönünden cezalandırılmalarının yanı sıra, idarenin tutumu nedeniyle yanlış uygulanan veya hiç uygulanmayan yasa ve yönetmeliklerin doğru bir şekilde uygulanması sağlanmıştır. Adli tıp hizmetleri konusunda İzmir özelindeki gelişmeler bu baskı ve çalışmanın bir sonucudur. Adli muayenelerde İstanbul Protokolü ve Sağlık Bakanlığı genelgesine uygun adli raporların kullanılması sağlanmıştır. Yine adli tıp hizmetleri nedeniyle mağdurlardan ücret istenmesine ilişkin sorun, ısrarlı çabalarımız ve yürüttüğümüz hukuki mücadele sonucunda, Sağlık Bakanlığının konuya ilişkin bir genelge yayınlanması ile çözülmüştür.

Mağdurun yanında yer alarak, ama soruşturmanın ve yargılamanın her aşamasında yanında olarak, doğan ya da doğabilecek tüm sorunları ve bürokratik engelleri aşmaya çalıştık.

...ve işte çok konuşulan, spekülasyona açık tutulan, hazırlayıcıları ve uygulayıcıları devlet düşmanlığıyla suçlanan “proje”

İzmir Barosu, 1995-1996 döneminde, dönem yönetim kurulu üyesi ve şu anda İzmir Barosu Başkanı Sayın Av. Nevzat Erdemir’in de imzaladığı, “İnsan Hakları Eğitimi” başlıklı AB destekli birinci büyük projesini; 1996-1998 döneminde “İnsan Hakları ve Demokrasi” başlıklı ikinci büyük projesini hazırlamış, sunmuş ve başarıyla yürütmüştür.

Üçüncü büyük proje ise, 2002 yılında İzmir Barosu İnsan Hakları Merkezi ve İşkence Önleme Grubu tarafından hazırlanıp, Avrupa Birliği Komisyonuna  sunulan “İşkencenin Önlenmesinde Hukukçuların Rolü” adlı projedir.

Avrupa Komisyonuna sunulmasından itibaren Projeye tüm baro yayınlarında, dönem baro çalışma raporlarında yer verilmiş, baronun web sitesinde özel yer ayrılmış ve ne siz meslektaşlarımızdan, ne de kamuoyundan hiçbir şey saklanmamıştır.

Yoğun yayın ve bilgilendirme yapıldığı için, burada size aktaracağımız bilgileri, lütfen anımsatma olarak değerlendiriniz.

Proje, işkence ve kötü muamelenin önlenmesinde hukukçuların rolünün ve eksikliklerinin saptanması amacını taşımaktadır.

Projeyle, işkence ve kötü muamele iddialarının nasıl kovuşturulduğunu ve buna ilişkin yargılamaların ne şekilde yapıldığının saptanmasına yardımcı olmayı hedeflenmiştir.

Projeyle, “adil yargılanma ilkesi” kapsamında, ceza yargılamasının ele alındığı dosya taraması yapılması hedeflenmiştir. İzmir yargı çevresinde, geriye doğru 10 yılı kapsayan bu çalışmada yaklaşık 1200 dosyalık bir veri temel alınmıştır. Bu Türkiye’de bir ilktir.

Proje, adli yardım sistemini desteklemeyi hedeflemiştir. Mağdurların avukatlığını yapan meslektaşlarımızın görevlerini tam olarak yapabilmeleri için birden fazla avukatın her aşamada görev alması gerekmektedir. İzmir Barosu Adli Yardım Bürosundan avukat görevlendirilen başvurularda, Proje kapsamında da (mali boyut kastedilmektedir) ikinci bir avukat görevlendirilerek, mağdurlara daha etkili bir hukuki yardım sağlanması hedeflenmiştir.

Projeyle, avukat, yargıç ve savcıların işkence mevzuatı ve yargılaması konusunda bilgi ve deneyimlerinin arttırılması için niteliği ve niceliği yüksek eğitim çalışmaları yapılması hedeflenmiştir.

Projeyle, işkencenin toplumsal meşruluğunun kökenleri ile olgunun sosyolojik açıdan ele alınıp, çözüm geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, Ege Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü doçentlerinden Sayın Melek Göregenli başkanlığında bir ekip ile 1000’in üzerinde katılımcıyla yüzyüze görüşerek yapılan çalışma “Şiddet ve İşkenceye Yönelik Değerlendirme” adıyla kitaplaştırılmıştır. Bu çalışma da kendi alanında Türkiye’de bir ilktir.

Projeyle, toplanan verilerin ve sonuçların değerlendirildiği, mücadele deneyimlerinin aktarıldığı aylık bülten ve raporların yayınlanmasıyla, kamuoyunun bilgilendirilmesi hedeflenmiş ve bu hedef yerine getirilmiştir.

Grubumuzun çalışma alanı, Projeden çok daha geniş olmakla birlikte, Grup çalışmalarına önemli bir destek sağladığı tartışma götürmez bir gerçektir.

Proje bütçesine ilişkin bilgi, İzmir Barosu Bülteninin 148. sayısında (Nisan/Mayıs 2004) ve 2002-2004 İzmir Barosu Çalışma Raporunda yayınlanmış olmasına rağmen, yeniden bilginize sunmak istiyoruz.

Proje kapsamında görevlendirmeler hangi ilkelere göre yapılmıştır?

Proje kapsamında:

  1. Proje müdür, idari sekreter, iki hukuksal yardım koordinatörü, dokümantasyon sorumlusu, ofis çalışanı;

  2. Danışma Kurulu;

  3. Mevzuat Tarama Çalışmaları Grubu (dönemin İzmir Barosu Yönetim Kurulu tarafından atanmıştır.)

  4. Grubumuza gelen her başvuru için öncelikle Adli Yardım Bürosu’nun işleyişi çerçevesinde bir meslektaşımız görevlendirilmiştir. Bu görevlendirme Baro’nun Proje’ye mali katkısıdır. Buna ek olarak daha önce Adli Yardım Listesinde, “İşkenceyi Önleme” alanını seçmiş olup, Projenin hukuksal yardım alanında da görev almak isteyen meslektaşlarımız, Yönetim Kuruluna bir dilekçe ile başvurmuştur. Yönetim Kurulunun belirlediği ilke ve esaslar çerçevesinde görevlendirme listeleri oluşturulmuştur. Bu listede yer alan ve görev yapan 150 meslektaşımıza Proje kapsamında brüt 100.- Euro (gider ödemesi) dışında hiçbir ödeme yapılmamıştır.

  5. Dosya tarama çalışmaları için ise CMUK Uygulama ve Müdafi Görevlendirme Servisinde çalışan meslektaşlarımıza duyuru yapılmıştır. Duyuruda “zorunlu müdafilik” sisteminin CMUK’a giriş tarihi olan 1993 yılından başlayarak karara çıkmış ve kesinleşmiş dosyaların listelenmesi de istenmiştir. Bu liste esas alınarak, göreve davet edilen 125 meslektaşımız, Danışma Kurulu tarafından belirlenen tarama formu temelinde çalışmalarını yürütmüşlerdir. Proje kapsamında, her bir dosya için brüt 50.- Euro ücret ödenmiştir..

ne yazık ki, Proje’nin tek konuşulan yanı :  BÜTÇESİ

İzmir Barosu tarafından yürütülen iki yıl süreli Projenin toplam maliyeti, 462.106.-Euro’dur. Bu tutarın %78’i (360.442 Euro) nakit olarak Avrupa Komisyonu tarafından ödenmektedir. Bütçenin, kalan %22’lik bölümü İzmir Barosu tarafından karşılanmaktadır. Sizlere konuyu daha rahat açıklayacağını düşündüğümüz iki ayrı çizelgeyi sunuyoruz.

Proje kapsamında bütçenin uygulanmasından ve denetlenmesinden İzmir Barosu Saymanı sorumlu olup; bütün ücretlendirmeler, giderler, harcamalar Baro Yönetim Kurulunun kararı ve ilkeleri doğrultusunda yapılmıştır.

Proje Bütçesinde Baro katkısı ile karşılanan giderler:

 

Giderler

Tutar

Açıklama

1

Redaksiyon Ücreti

  2.400.- Euro

 

2

Hukuksal Yardım

50.000.-Euro

Adli Yardım Servisi tarafından görevlendirilen avukatlara, Asgari Ücret Tarifesi üzerinden ve Veren Avukatlar Adli Yardım bütçesinden ödenen avukatlık ücretlerinin 100 Euro.-’luk kısmı Proje kapsamında Baro katkısı olarak gösterilmektedir.

3

Araç-Gereç

5.200.-Euro

Baromuzun mülkiyetinde olan projeksiyon makinesi, tepegöz, slayt makinesi, video cihazı, fotoğraf makinesi aynı zamanda Proje faaliyetlerinde de kullanılmaktadır. Bu nedenle bütçede Baro katkısı olarak belirtilmiştir.

4

Mefruşat

6.935.-Euro

İzmir Barosu İnsan Hakları Hukuku ve Hukuk Araştırmaları Merkezi ve İşkenceyi Önleme Grubu bürolarının donatımına ait giderler.

5

Büro Kiraları

10.032.-Euro

İzmir Barosu İnsan Hakları Hukuku ve Hukuk Araştırmaları Merkezi ve İşkenceyi Önleme Grubu büroları aynı zamanda Proje faaliyetlerinin kullanımına tahsis edilmiştir. Bu nedenle bu büroların kira bedelleri Baro katkısı olarak belirtilmektedir.

6

Diğer Büro Giderleri

21.790.-Euro

Telefon, elektrik, ısınma, posta giderleri ve benzeri türden giderler Baro katkısı olarak bütçede yer almaktadır.

7

Dokümantasyon

506.-Euro

Proje faaliyetleri ve hukuksal yardım çalışmaları hakkında aylık olarak yayınlanacak olan Broşürü dokümantasyon bülteninin maliyeti Baro tarafından karşılanmaktadır.

8

Muhasebe Ücreti

3.600.-Euro

Proje bütçesinin kontrolü mali müşavir tarafından yapılmaktadır. Bu ücret Baro tarafından karşılanmaktadır.

9

Yargıç, Savcı ve Avukat Seminerleri İçin Yer Kiraları

1.200.-Euro

Seminerler İzmir Barosu Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecektir. Ancak standart salon kirası tutarları Baro katkısı olarak bütçede yer almaktadır.

 

TOPLAM:

101.163.-Euro

 

Avrupa Komisyonun katkısı ile karşılanan Proje giderleri ise şunlardır:

 

Giderler

Tutar

Açıklama

1

Ücretler

201.152.- Euro

  1. Dokümantasyon Programı,        

  2. Gönüllü Hukuksal yardım veren avukatların giderleri c. Yarı Zamanlı çalışanlar

  3. Tam zamanlı çalışanlar

  4. Seminer/konferans katılımcıları   

2

Yolculuk

3.080.- Euro

  1. Uluslararası yolculuklar

  2. Ülke içi yolculuklar

3

Araç-Gereç

6.350.- Euro

  1. Fotokopi makinesi kirası

  2. Masaüstü bilgisayar

  3. Dizüstü bilgisayar

  4. Fotoğraf makinesi

4

Kırtasiye

8.400.- Euro

Tüm kırtasiye giderleri

5

Yayınlar

19.060.- Euro

  1. İşkencenin önlenmesi el kitabı

  2. Kampanya afişi

  3. Kampanya broşürü

  4. "Haklarımız" broşürü

  5. Araştırma raporu

  6. Proje raporu

6

Araştırma Değerlendirme

90.200.- Euro

  1. Psikolog (görüşmeler, anketler)

  2. Tutum ölçekleri (öğrenciler)

  3. Görüşmeler (avukatlar)

  4. Dosya tarama (avukatlar)

  5. Mevzuat taraması (hukukçular)

  6. Sosyolog (değerlendirme)

7

Eğitim giderleri

32.200.- Euro

  1. Simültane çeviri

  2. Eğitimci ücretleri

  3. Eğitim materyali

  4. Şehir içi ulaşım ve konaklama

 

TOPLAM:

360.442.- Euro

 

sayın yönetim kurulu da işkenceye karşıymış!

bu nedenle iög’yi kapatmış!…

7 Aralık 2004 Tarihli Yönetim Kurulu Kararı:

“1996 tarihli İzmir Barosu Komisyon Çalışma İlkeleri kararı gereği, ‘komisyon çalışmaları yönetim kurulu faaliyeti olup, genel kurulla birlikte bütün komisyonlar başkaca bir karara gerek kalmaksızın sona erer’, hükmüne göre: İşkenceyi Önleme Grubu adlı komisyonun sona ermiş olması nedeniyle ve bu alandaki çalışmaların CMUK, Adli Yardım ve İnsan Hakları Merkezi gibi, Baronun kurumsallaşmış birimlerince daha etkin bir biçimde yürütülmesine,

AB Komisyonuyla, İzmir Barosu arasında imzalanmış bulunan, ‘İşkencenin Önlenmesinde Hukukçuların Rolü Projesi’nin Sözleşmenin 12. maddesi gereğince askıya alınmasına ve yapılacak karşılıklı görüşmeler yoluyla bu Sözleşmeye son verilmesine,

İşkenceyi ve hak ihlallerini önlemek için CMUK, Adli Yardım ve İnsan Hakları Merkezinin koordinasyon içerisinde çalışmasına ve bu çalışmanın HERHANGİ BİR DIŞ PARASAL KAYNAK KULLANILMADAN yürütülmesine oybirliği ile karar verilmiştir.”

Bu karara yanıtımız...

İzmir Barosu Yönetim Kurulu, Avrupa Komisyonu (AK) ile çalışmanın kabul edilemez olduğunu ve bu yöndeki bir ilişkinin “bağımlılık ilişkisi” yaratacağını açıklamıştır. Doğrudan ya da dolaylı olarak insan hakları ihlallerinden sorumlu olan AK ile çalışmanın politik olarak doğru olmadığını belirtmiştir. İÖG bağımlılık anlamında her türlü vesayet ilişkisini hem teoride, hem de pratikte reddetmiştir. Proje çalışmaları kapsamında çalışmaların içeriği tamamen Grup, İnsan Hakları Merkezi ve ilgili baro yönetim organlarının da katılımıyla oluşturulmuştur. Çalışmaların içeriğine belirtilenler dışında hiçbir kişi, ulusal ya da uluslararası kurum karışmamıştır. Avrupa Birliği raporlarında Türkiye’de işkencenin artık sistematik bir olgu olmadığının belirtildiği ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Türkiye’yi izleme listesinden çıkardığı dönemde, Proje kapsamında düzenli olarak çıkarılan Dokümantasyon Bülteninde Türkiye’de işkencenin hâlâ yaygın ve sistematik bir şekilde sürdüğü vurgulanmış ve aksi yaklaşım eleştirilmiştir.   

Yönetim Kurulu, insan hakları alanında uluslararası kuruluşlarla çalışmanın devleti yabancılara şikayet etmek anlamına geleceğini de açıklamıştır. Grubumuz, yaptığı çalışmaları ve sonuçlarını, özellikle istatistiki bulguları her yıl bir rapor halinde yayınlamaktadır. Bilgiyi diğer kurumlarla ve elbette ki kamuoyu ile paylaşmaktadır. Çalışmalarımızın saklanıp, gizlenmeyi gerektiren bir yanı yoktur.

Karar sonrasında yönetim kurulu neler yaptı?

İzmir Barosu Yönetim Kurulu, gerek Ekim 2004 ayında yapılan Genel Kurul toplantılarında ve gerekse yönetime gelişinden bu yana, “işkence ve kötü muamele” konusunda tek bir şey yapmıştır: Grubumuzu kapatmak ve bağlantılı olarak, İnsan Hakları Merkezinde çalışmak isteyen avukatları saf dışı ederek, bu yapılanmayı da Baro’dan silmeye çalışmak.

İzmir Barosu Yönetim Kurulu, gerek ulusal ve gerekse yerel basına verdiği tüm demeçlerinde, önceki dönem yönetim kurullarını ve Grubumuzu, dış kaynaklı parayı kullanarak, neredeyse ülkeyi satmakla suçlamıştır. Haklı bir onura sahip olan ve bugüne kadar yaptıklarıyla ne ülke içindeki bir kurum ve kuruluşun ve ne de yurtdışındaki bir kurum ya da kuruluşun vesayetinde hareket etmeyen İzmir Barosunun adını tartışılır hale getirmiştir.

İzmir Barosu Yönetim Kurulu, doğruluğunu kanıtlayamayacağı söylemiyle, hakaret ve küçültme içeren demeçleriyle, gerek Grubumuz üyelerinin ve gerekse geçmiş dönem baro yönetimlerinin basında yer almasına neden olmuştur.

İzmir Barosu Yönetim Kurulu, Grubumuzun kapatılmasıyla ilgili olarak düzenlediği basın toplantısına siyasi parti ve onların organı gibi hareket eden ve mesleğimizle ilgisi olmayan kuruluşları davet etmiş ve soru sormak isteyen meslektaşlarımızı alkışlarla protesto ettirmiştir.

İzmir Barosu Yönetim Kurulu,  tarihinde ilk defa bir siyasi partinin üyelerini ve bağlantılı kuruluşlarını, İzmir Barosunun içine sokmuş ve kendi üyelerinin protesto edilmesine göz yummuştur. İzmir Barosu Yönetim Kurulu, bu davranışa en azından izin vererek, siyaseti doğrudan Baroya bulaştırmıştır.  

İzmir Barosu Başkanı Av. Nevzat Erdemir’in basın açıklaması, 16 Aralık 2004 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde “Baro Brüksel’den Yönetilemez” başlığıyla haber yapılmıştır. Sayın Erdemir, yazılı ve sözlü itirazlarımıza rağmen, bu yazınının büyütülmüş fotokopilerini merkez baro binasına, Salihağa İşhanında bulunan baro binalarına ve adliyedeki tüm baro odalarına astırarak, İzmir Barosunun tüzel kişiliğini ve başkanlık makamını rencide etmiştir.

İzmir Barosu Yönetim Kurulu, baronun web sitesinde bulunan İÖG sayfasını kapatmıştır.

Kapatma kararına karşı neler yapıldı?

Yönetim Kurulu kararının öğrenilmesinden sonra konuya ilgi gösteren tüm meslektaşlarımızla iletişime geçtik; kararın yanlışlığını ve ne anlam geldiğini anlatmaya çalıştık. Yüzlerce meslektaşımız, Yönetim kurulu’na verdikleri dilekçelerle sözkonusu kararı protesto etti. Yazılı ve görsel basında yer alan haberleri kısaca sizlerle paylaşmak isteriz:

- Önceki dönem baro başkanlarımızdan Av. Noyan Özkan, 14 Aralık 2004 günü, NTV’de canlı yayınlanan “23 Saat” adlı programa telefonla bağlanmış ve konu hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir.

- 15 Aralık 2004 tarihinde, sabah, saat: 08.30’da EGE TV’de yayınlanan programa katılan Baro Başkanı Nevzat Erdemir, konu hakkında görüş bildirmiştir. Telefon bağlantısı kurmak isteyen Grup üyemiz ile görüşmek istemeyen Sayın Erdemir, canlı yayını terk etmiştir.

- 15 Aralık 2004 tarihinde, EGE TV’de saat 23.00’te yayınlanan “Siyasetik” adlı programa katılan Av. Ercan Demir, Grubumuzun faaliyetleri ve Yönetim Kurulunun kararı hakkında konuşmuştur.

Gerek Baromuz ve gerekse diğer barolara üye meslektaşlarımızdan; İzmir’deki meslek örgütlerinden ve Diyarbakır Barosundan gelen yazılı ve samimi desteklere içten teşekkür ediyoruz. Ancak, bu süreçte Grubumuza ön önemli destek, İzmir Barosunun önceki dönemlerde başkanlığını yürütmüş beş meslektaşımızdan geldi. Sayın Güney Dinç, Sayın Sabri Kurt, Sayın Çetin Turan, Sayın Noyan Özkan ve Sayın Bahattin Acar’ın imzalarıyla 13 Aralık 2004 tarihinde Yönetim Kuruluna sunulan dilekçenin tam metnini sizlere sunuyoruz.


Beş başkan soruyor:

“Neden ve niçin yaptınız?”

“bu kararı geri almanız gerekir!”

 

İZMİR BAROSU BAŞKANLIĞINA

13.12.2004

Baro Yönetim Kurulu tarafından 7.l2.2004 tarihinde: “1996 tarihli İzmir Barosu Komisyon Çalışma İlkeleri kararı gereğince komisyon çalışmalarının Genel Kurul’la birlikte başka bir karara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona ereceği gerekçesiyle İşkenceyi Önleme Grubu çalışmalarının sonlandırılmasına”, “AB Komisyonuyla, İzmir Barosu arasında imzalanmış bulunan ‘İşkencenin Önlenmesinde Hukukçuların Rolü’ projesi sözleşmesinin 12. maddesi gereğince askıya alınmasına ve yapılacak karşılıklı görüşmelerle bu projeye son verilmesine” ve “İşkenceyi ve hak ihlallerini önlemek için CMUK-Adli Yardım – İnsan Hakları Hukuku ve Hukuk Araştırmaları Merkezi’nin koordinasyon içerisinde çalışmasına ve bu çalışmanın herhangi bir dış parasal kaynak kullanılmadan yürütülmesine” karar verilmiştir.

Alınan kararın ilk kısmı Baro’nun iç işleyişi, ikinci kısmı dış ilişkileriyle ilgili görünmekte ise de konu itibariyle ikisi arasındaki bağlantı göz ardı edilmeksizin değerlendirildiğinde, kararın uygulanması halinde yaratacağı sorunları son derece sakıncalı ve önemli görüyor, bu nedenle aşağıdaki görüş, öneri ve uyarıları Yönetim Kurulu’nun değerlendirmesine sunuyoruz.

1) İşkenceyi Önleme Grubu Çalışmalarının Sonlandırılması:

a) Öncelikle üyeleri işkenceyle ilgili soruşturma ve kovuşturmaları takip eden, belirli bir eğitim sürecinden geçen ve çalışmaları süreklilik arz etmesi gereken bir komisyonun (grubun) sonlandırılmasında “komisyonların genel kurulla sona erdiği” yolunda bir gerekçeye dayanılması doğru ve inandırıcı değildir.

b) Grubun örgütlenme biçimi, çalışma yöntemi, Baro Yönetim Kurulu tarafından benimsenmemiş olabilir. Komisyon-yönetim kurulu ilişkilerinde esas olan birlikte üretmenin yollarını aramaktır. Bu tür hiçbir çalışmanın içine girmeden, Grubu sonlandırma, takip edilen işleri, yapılan tespitleri, izlenen davaları yüzüstü bırakma ve yılların emeğiyle oluşan birikimi işlevsiz kılmaktır.  

c) İşkenceyle ilgili konularda “CMUK – Adli Yardım - İnsan Hakları Hukuku ve Hukuk Araştırmaları Merkezi’ nin eşgüdümüyle mücadele edileceği” savı doğru bir eksen üzerinde görünmekle birlikte, eksik bir çözümdür. Elbette sayılan birimlerin eşgüdümü zorunludur ve bugüne kadar bu ilişki kullanılmıştır. Eksiklik bu eşgüdümü sağlayacak birimin (Grubun) ortadan kaldırılmasındadır. Grup zaten faaliyetlerini bu eşgüdüme dayalı sürdürmekte ve çalışmalarda gelinen aşama buna dayanmaktadır. Kaldı ki CMUK müdafileriyle adli yardımdan görevlendirilen avukatların işlevleri farklıdır. ‘İnsan Hakları Merkezi’ nin konum ve işlevi ise çok daha değişiktir. Özet olarak, eşgüdümü sağlayacak, başvuruları alıp derhal olaya müdahale edecek ve adli yardım avukatına katkı sunacak, verileri toplayıp rapora bağlayacak olan grubun sonlandırılması, kararda öne sürülen ‘eşgüdüm’  iddiasını göstermelik hale getirmektedir.

d) İşkencenin insan hakkı ihlallerinin en acımasızı olduğunu ve bir insanlık suçu olarak kabul edildiğini tartışmak gereksizdir. Bu nedenledir ki siyasi görüşü ne olursa olsun herkes işkenceye karşı olduğunu açıklamaktadır. Hele hukukçu kimliğine sahip bir kişinin ya da hukukçuların oluşturduğu bir örgütün işkenceye sessiz kalması ya da söylemle yetinmesi asla mümkün değildir. Her dönemde hukukun üstünlüğünün sağlanması için etkin ve tutarlı çizgisiyle mücadele etmiş olan İzmir Barosu’nun bu gibi ihlallerde suskun kalamayacağı gibi salt söylemle yetinmemesi gerektiğini sizler de çok yakından biliyorsunuz. Yine bilindiği gibi Avukatlık Yasası’nda 2001 yılında yapılan değişiklik sırasında, baroların niteliklerini belirleyen 76. madde ile Yönetim Kurullarının görevlerini sayan 95.maddenin 21. fıkrasında yer alan “insan haklarını korumak, savunmak ve işlerlik kazandırmak” hükmü, İzmir Barosu’nun önerisi üzerine yasa metnine eklenmiştir. Bu nedenledir ki Baromuz tüm hukuk çevrelerinde  haklı bir saygınlık kazanmıştır.

Görevi sonlandırılan Grup tam üç yıl önce bu kapsamda kurulmuş, mağdurlara hukuksal destek sağlanmasında, işkence sanıkları hakkındaki soruşturmaların etkinleştirilmesinde, açılan kamu davalarının takibinde, bu tür davalarda görev alan avukatların eğitimlerinde, önceki yıllarda daha yaygın olan işkence ve kötü muamelenin geriletilmesinde, hatta mevzuatta bulunan birçok engelin kaldırılmasında etkili olmuş, bu etki somut olarak rakamlara yansımış bulunmaktadır.

Bu etkinliğin sonlandırılması, Baromuzun önceki faaliyetlerinin reddi anlamına gelecek,  İzmir Barosu hakkında yanlış algılamalara neden olabilecek ve yıllardır temel hak ve özgürlüklerle hukukun üstünlüğü için mücadele ettiğimiz çevreleri sevindirecektir. 

2) Avrupa Komisyonu’yla imzalanan sözleşmenin feshi kararı:

Avrupa Komisyonu desteğiyle uygulanan ‘İşkencenin Önlenmesinde Hukukçuların Rolü’ projesinde yer alan etkinliklerin yararını tartışmaya gerek olmadığı gibi, temel hak ve özgürlüklerin korunması, geliştirilmesi ve yaşama geçirilmesi için evrensel bir dayanışma gerektiği de kuşkusuzdur.

Olayı doğru değerlendirmek gerekir. İzmir Barosu Avukatlık Kanunu’ndan (m.95/21), aldığı yetkiyle ‘işkencenin önlenmesi’ kapsamında bir proje hazırlamış, projenin kabulünden sonra da uygulama açısından Avrupa Komisyonu ile bir sözleşme imzalamıştır.  

Projenin çok önemli bir bölümü  uygulanmıştır.

Projenin tartışması da son Baro Genel Kurulu’nda yapılmış, Yönetim Kurulu çalışmaları oy birliği ile ibra edilmiş, bilanço onaylanmış, yeni bütçe kabul edilmiş, ayrıca yeni dönemde baronun herhangi bir yükümlülük üstlenerek sözleşmeyi feshetmesi yönünde ne bir öneri gelmiş ne de bir karar alınmıştır. 

Bütün bunlar son derece açık iken, sözleşmenin bozulması, baromuzun önceki tüm çalışmalarını aklayan baro genel kurulu kararında yer almayan bir nakdi iade olasılığının da gündeme gelmesi riskini beraberinde taşır. Bu aşılabilir ama bundan çok daha önemli olan böyle bir tasarrufun İzmir Barosu’nun hukuk ortamında geliştirdiği tutarlılık ve saygınlıkla bağdaşmayacağı gerçeğidir.

İzmir Barosu hukukun üstünlüğü için verdiği mücadelede sembol olmuş bir kurumdur; her zaman emeği, insan haklarını, demokrasiyi, sosyal devleti, barışı ve bağımsızlığı savunmuş, işkenceye ve emperyalizme karşı çıkmıştır. Çalışmalarında tutarlılık ve süreklilik esastır. Bunun gereği olarak,2000-2002 Baro Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan proje, 2002-2004 Baro Yönetim Kurulu tarafından imzalanmış ve uygulanmıştır. Özellikle projeler konusunda on yıldır bu süreklilik korunan bir ilkedir. Bu anlamda ilk projeyi hazırlayan da içinde sayın Nevzat Erdemir’in de bulunduğu (1994-1996 yılları) İzmir Barosu Yönetim Kurulu’dur. 1996-1998 dönemi Baro Yönetim kurulu da bu projeyi uygulamıştır. Bütün bu  çalışmalar en büyük karar organını olan Baro Genel Kurulu kararları ile oy birliği ile onanmıştır. Yönetim kurulunun sözleşmeyi fesih kararı, Baro Genel Kurulu’nun bu güne kadar kalıcılaşan üstün iradesi  ile çelişmektedir ve onu aşması mümkün değildir.

Bu koşullar altında Yönetim Kurulunuza düşen, İzmir Barosu’nun, üyelerinin büyük çoğunluğunun aktif desteği ile yürüttüğü bu uygulamanın ve genel çizginin dışına düşmeden, baro geçmişini inkar edip  karalamadan, önceki yöneticileri küçük düşürmeye yeltenmeden ve anlamsız gerginliklere yol açmadan bu projeyi tamamlamaktır.

Açıklamaya çalıştığımız görüş ve uyarılar çerçevesinde yeniden müzakere edilerek; “İşkenceyi Önleme Grubu’nun sonlandırılmasına ve projenin askıya alınmak suretiyle feshine” ilişkin kararlarınızın  kaldırılmasını talep ediyoruz.

Saygılarımızla.


Mağdurlara söz verdik, tutacağız...

İzmir Barosu Yönetim Kurulunun, 7 Aralık 2004 tarihli kararıyla, Grubumuzun çalışmasının temelini oluşturan, hızlılık, günün her saati yapılan başvuruların kabulü ve ücretsiz hukuksal yardım hizmeti, kanıt toplama, mağdura ayrımsız destek olma gibi geliştirilmiş ve Baro mekanizması  tarafından uygulanan tüm sistem yerle bir edilmiştir. Bu kararın en büyük mağduru, İzmir Barosunun kurumsal kimliğiyle hukuki yardım sözü verdiği, işkence ve kötü muamele mağdurlarıdır.

Mağdurlara söz vermiştik ama, Grubumuzun çalıştığı odaların kilitleri değiştirilmiş, özel eşyaylarımız dahi çöpe atılmış ve odalarımız boşaltılmıştır.

Mağdurlara söz vermiştik ama, Çalışma saatleri dışında ve tatil günlerinde gelen işkence ve kötü muamele başvuruları Baro tarafından kabul edilmemektir.

Mağdurlara söz vermiştik ama, Grubumuzun tüm araştırma ve dokümantasyon çalışmalarına son verilmiştir.

Mağdurlara söz vermiştik ama, ‘İşkence ya da kötü muamele gördüm’ başvurusu üzerine görev alan meslektaşlarımızın yalnız bırakılmasının yolu açılmıştır.

Mağdurlara söz vermiştik ama, Eğitim ve deneyim aktarılmasına, yayın çalışmalarına son verilmiştir.

...mağdurlara söz vermiştik,

sözümüzü tutacağız!


Tepkiler...

Av. Sezgin Tanrıkulu/Diyarbakır Barosu Başkanı: “…Diyarbakır Barosu, İzmir Barosunun İşkenceyi Önleme Grubunun lağvedilmesini üzüntü ile karşılamaktadır. Avukatlık Yasasının 76. maddesi Barolara, diğer görevlerinin yanı sıra, ‘hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak’ görevini de yüklemiştir…”

Yavuz Önen/Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı: “…Bu karar, onlarca yıllık deneyim ve birikimiyle, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasi mücadelesinde etkin bir rol oynamış olan İzmir Barosu için de gerçekten büyük talihsizliktir…”

Musa Çam/Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu-DİSK Genel Sekreteri: “İşkenceyi Önleme Grubunun dağıtılmasına ilişkin kararınızın her fırsatta işkence yapmaktan geri durmayan işkencecileri ve bunları kollayanları cesaretlendirici bir davranış olacağını düşünmekteyim…”

TEKSTİL-SEN İzmir Şube Yönetim Kurulu: “…’Bizi yabancılara ispiyon ediyorsunuz’ anlayışı, ülkemizde yaşanan katliamların görmezden gelinmesidir. Aynı zamanda bu karar işkenceye ‘çok tolerans’ anlamını taşımaktadır…”

Murat Çelikkan/Radikal Gazetesi, 16 Aralık 2004: “…Evrensel insan hakları değerlerini savunanları, bu konuda rapor hazırlayanları, ‘jurnalciler’ olarak gören zihniyet, uzun yıllar devlete egemen oldu. Demek şimdi sıra sivil toplum kuruluşlarında. Ancak bu tepkisiz kalmamalı…”

Tanıl Bora/Birgün Gazetesi, 16 Aralık 2004: “…Bir tarafta İzmir Barosunun insan hakları alanındaki zengin mücadele geleneği var. Diğer tarafta, yargıdaki konumu yüceltmenin mesleki taassubuna gömülmüş, örneğin 12 Eylül’den sonra en mühim iş olarak protokoldeki sırasını ‘ilerletme’ çabasıyla meşgul olan ve ‘idare’yle her nevi işbirliğine  teşne, devletli bir baroculuk geleneği. Şimdi bizim iç dinamiğimiz hangisi olacak?...”


OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL ÇAĞRISI

İzmir Barosu Yönetim Kurulu 7 Aralık 2004 tarihinde, İşkenceyi Önleme Grubu’nun faaliyetine son verilmesine, İşkencenin Önlenmesinde Hukukçuların Rolü Projesi Sözleşmesinin askıya alınmasına ve yapılacak karşılıklı görüşmelerle bu Projeye son verilmesine karar vermiştir.

İşkenceyi Önleme Grubu’nun kapatılmasına ilişkin karar, işkence mağdurlarına 24 saat boyunca ücretsiz olarak verilen hukuki yardımın sona erdirilmesi, işkenceyle etkin mücadeleden vazgeçilmesi anlamına geldiği gibi, İzmir Barosu’nun güvenilirliğine ve haklı saygınlığına gölge düşürmektedir.

Baro Genel Kurulunca bütçesi ibra edilen Projenin, bitimine az bir süre kala sonlandırılması, İzmir Barosu’nun hukuk ortamında geliştirdiği tutarlılık ve saygınlıkla bağdaşmayacaktır.

İzmir Barosu, onlarca yıllık deneyimi ve birikimiyle, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü mücadelesinde etkin bir rol oynamış, bu alanda yalnız İzmir kamuoyunda değil, Türkiye ve hatta dünyada istikrarlı bir çizginin sembolü olmuştur. Bu çizgi, İzmir Barosu yönetim kurullarının dönemsel niyet ve politikaları ile açıklanamayacak kadar güçlüdür ve İzmir Barosunun kurumsal kimliği ile bütünleşmiştir. Bu bütünleşme nedeniyledir ki, yönetimlerin değişmesi bu perspektifin bir çırpıda inkârına ve yok edilmesine olanak vermez.

Tüm bu nedenlerle, aşağıdaki gündemle Baro Genel Kurulunun olağanüstü toplantıya çağrılmasını talep ederiz.

GÜNDEM:

Avukatlık Yasası’nın 76, 81, 83, 95/13-21 ve 97/2 maddeleri gereğince;

  1. İzmir Barosu Yönetim Kurulunun 7 Aralık 2004 tarihli toplantısında görüşülüp, İzmir Barosu Bülteninin 152. sayısının 14. sayfasında yayınlanan kararının iptalinin görüşülmesi ve oylanması;

  2. İşkenceyi Önleme Grubunun, İzmir Barosu kurumsal yapısına bağlı, daimi bir komisyon olarak faaliyetine devam etmesinin görüşülmesi ve oylanması;

  3. İşkenceyi Önleme Grubunun çalışma ve yapılanma esaslarının belirlenmesinin görüşülmesi ve oylanması.


İŞKENCEYİ ÖNLEME GRUBU KAPATILAMAZ !