inisiyatif.net bilgiweb uygulama avukatın tarihi kültür

hukuk müzesi

 

 

Ankara Barosu Yönetimi

Hani Üç Ayda Bir Eleştiri Toplantısı Yapacaktı?

 

Ankara Barosu yönetimi 14 Ocak 2005 tarihinde yaptığı "Eleştiri Toplantısı"nı çok önceden duyurmuş ve toplantıda da her üç ayda bir bu toplantıların yapılacağının ısrarla belirtmişti. Yönetim 180. gününü doldurdu. İlk eleştiri toplantısından bu yana ikinci üç ay bitti ama eleştiri toplantısı halen yapılmadı. İlk eleştiri toplantısı öncesinde koridorlarda "böyle bir toplanırlar arkası gelmez, kendi aralarında toplanıyorlar aslında. Değişen bir şey yok, Demokratik Sol Avukatlar Grubu yine aynı grup, reformu reddeden yapısı ile nesi değişebilir ki" deniyordu. Söyleyenler haklı çıktı galiba.

Eleştiri toplantısından Ankara Barosu muhalefeti zaten umutlu değildi. İlk toplantıya katılmamış sadece gözlemcilerini göndermişti. Şimdi tahminlerinin doğru çıkmasının keyfini çıkarıyor ve "biz demiştik" diyordur. Hatta biraz daha ileri giden ve "Ne yaptılar ki neyi eleştireceğiz" diyenler bile vardır. Bakın bunu diyenler pek de haksız olmayabilir.

"Yönetim altıncı ayını doldurdu ama ortada kayda değer ve övünülecek bir şey yok, mevcutlarda bozuldu" deniyor. Tabii koridorlarda gördüğümüz televizyon ekranları ile bilgisayar sistemleri hariç. Onları görmemek olası değil. Ancak, bilinmeyen kısmı bu işlerin ne kadara baroya mal olduğu. Tabii, baro yönetimi "mali bültenimizi web sayfamızda yayınlıyoruz" diyecektir. Bize göre yayınlamıyor ya da yayınlayamıyor. En azından bu gün itibarıyla öyle.

2003 yılının ortalarından bu yana tek web sitesinin altından kalkamıyor Ankara Barosu. Halen sitenin şekli ile uğraşıp duruyorlar ama içerik yok. Kendi merkezleri -en azından içlerinden biri- umudu kesmiş gibi görünüyor. Kendi gereksinimine uygun web sitesini yapmış.

Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezinin (üzerine tıklayın erişeceksiniz) ayrı bir sitesi var. Bu siteyi baro yönetimi mi açtı? yoksa ABİHM kendi mi açtı bilemiyoruz. Her kim açtıysa -geçte olsa- iyi yapmış. Yıllardır DSAG yönetimindeki baronun yapamadığını yine  DSAG'ın yönetimindeki barodan beklemek zordu doğrusu. Gerçi web sitesinde "Merkez Organları" incelendiğinde, ÇAG grubundan ayrılan isimler ile DSAG'lı olmasına rağmen ÇAG'a bazı dönemlerde sempati duymuş isimler hemen dikkat çekiyor. Hani neredeyse, bunlar olmasa bu çalışmada olmazdı denilecek.

ABİHM web sitesinin görüntüsünün iyi olmadığını söyleyenler çıkabilir. Bu tür web sitelerinin içeriği önemlidir. İçeriğine baktığınızda ABİHM yönetmeliğini, merkez organlarını hemen buluyor ve ABİHM'nin ne olduğunu, ne yapmak istediğini anlıyorsunuz. ABİHM etkinliklerine de web sitesinde kolayca erişim sağlanmış. En önemlisi, çalışmalarının göstergesi olduğunu düşündüğümüz raporlarını web sitesinde bulabiliyorsunuz. Köy görünüyor. Kılavuza gerek yok.

Ankara Barosunun diğer merkezleri ve kurulları ne yapıyor? Bilemiyoruz. Kendileri ne yaptıklarının ne kadarını biliyor? Onu da bilemiyoruz. Bizler duyamamış olabiliriz. Ya da -ne bilelim- bizim duymamız istenmiyor olabilir. Belki de çalışmaları ilan edildi ama biz ilan levhalarının kalabalık kağıtları arasında fark edemedik.

Tabii FMR gibi kurulların oturmuş çizgileri ve programları içinde faaliyetlerini sürdürdüklerini belirtmek gerek. Ama aklımıza takılıyor, 6 ay geçti Avrupa Birliği Merkezi ne yapıyor? Altı ayda pek bir etkinliği yok. Olana da katılan yok. Artık, o ve şimdilik pek bir programı görünemeyen diğer merkezler için daha sonra diyeceklerimizin olabileceğini umalım.

Diğer kurullar bir kulüp gibi üyeleri ile kapalı devre çalışıyor olabilirler. Bu da garip. Çünkü Ankara Barosunun kulüplerinden biri hiç de kapalı devre çalışmıyor. Felsefe kulübü bir dizi etkinlik gerçekleştirdi. "Zamanlaması kötüydü, konular iyi seçilmemişti" denilebilir. Ancak, yeni bir yapılanma olduğunu ve ilk altı ayı içinde gerçekleştirdiği etkinliklerin organizasyonunda bazı hataların olabileceğini kabul etmek ve hoş görmek gerekir. Tabii, sanat kulübü için aynısını söyleyebilmek şimdilik mümkün değil.

Kapalı devre çalışan kurullara iyi bir örnek Meslek İçi Eğitim Kurulu. En çok 25 kişilik gruplarla Atölye çalışmaları yaptı. Ancak, atölye çalışmalarından hiç birinin ne tutanakları ve ne de sonuç raporları yayınlanmadı. Atölye çalışmalarının tutanakları ve sonuç raporu yayınlanmaz ise o çalışma ne işe yarar. Baroya ve baro üyelerine ne faydası var? Bize göre, atölye çalışmaları bir görüş oluşturmaya yönelik olarak programlı yapılmalı ve hepsinin tutanakları ile sonuç raporları yayınlanmalıdır. Programlı ve amacı belli olmayan çalışmalar konferans ya da seminerin sağlayabileceğini sağlamaktan öteye geçemez ve bize göre baroya hiç bir katkısı da olamaz.

Yukarıdakilerin hiç biri sistemli bir eleştiri değildir. Olamazda. Eleştiri yapabilmek için önce ne yapıldığını bilmek gerek. Oysa, baroda yapılanların açıklanmaması temel prensip. Ya yapılan yok -bizce değil çünkü yapanların ki meydanda- ya da yapılanlar sır. Bu tür sırlarda genellikle kayda değer olmadığı için sır gibi gösterilir ve gizlenmeye çalışılırlar.

Her neyse, aslında eleştiri toplantısı da bu günlerde -ve belki de artık- çok önemli değil. DSAG zaten baronun TBB delegasyonunu kendi gurubunun delegasyonu olarak gördüğünden grup toplantılarını yapıyor. O nedenle eleştiri toplantısı yapmalarına da gerek yok. Muhalefette zaten "ses çıkarmayacağım, gerek yok" diyor. Bir eleştiri toplantısı yapılsaydı bile, olasılıkla bizim yukarıda söylediklerimiz kadarını bile söylemeyeceklerdi.

Aslında DSAG'ın kendi içinde muhalefet var. Fark etmemek olası değil. Bir gözümüze girmediği kaldı. Ancak DSAG dışında muhalefet var mı? sorusunu halen cevaplayabilmek güç. Seçim öncesi muhalefet grupları, yani BBG ve ÇAG nereye kayboldular? Bu soruların cevabı halen yok. Ya da bizim bilgimiz yok ve öyle sessiz ve derinden bir muhalefet var ki, bizim algılayabilmemiz sıradan insan yeteneklerimizle hiç mümkün değil. 

Bırakalım eleştiri toplantısını bir yana. Ankara Barosunu sorunlu günler bekliyor. Tabii sorunu hissetmiyorsanız ve neyle görevlendirildiğinizin farkında değilseniz sizin için sorun yoktur ve olmayacaktır da. Görevinizi "... iktidarımızın başarısı için görüşlerimizi ifade edeceğiz"  şeklinde ifade eden ve sınırlayan bir DSAG yandaşıysanız, zaten sizin için hiç dert değil. Takmayın kafanıza.

"Önemli olan ve olması gereken yönetimi elinde bulunduran grubun ya da bir kaç kişinin başarısı ya da başarısızlığı değil Ankara Barosunun başarısı ya da başarısızlığıdır" diyor ve görüşünüzü ısrarla savunuyorsanız, o zaman göreviniz Ankara Barosunun ivedilikle çözülmesi gereken olası sorunlarını gündeme getirmek ve tartışılması için çaba harcamaktır. Bu çabayı harcamıyor ve sessiz kalıyorsanız, çözüm üretmemekle sorunun bir parçası olarak kalmayı kabulleniyorsunuz demektir.

Ankara Barosunda DSAG öğretileri halen geçerli. Öyleleri var ki, onlar için önemli olan baronun görevleri ve sorumlulukları değil, baro büyüklerinin öğretisi ile grubunun seçim başarısı için üstlendiği ve kuşkusuz karşılığını -en azından listede bir yer olarak- beklediği görevdir.

Bu şartlar altında Ankara Barosu yönetiminin işi hayli zor tabii.

İşinin zor olması kuşkusuz eleştirilmemesini gerektirecek bir mazeret değil. Ancak, yönetimin önce kararlarını, sonra kararlarının uygulamasını eleştirebilirsiniz. Kararları açıklanmıyor ki, neyi eleştirebileceksiniz. Açık, şeffaf yönetim sloganları açık ve şeffaf yönetim olmak için yetmiyor. Kendinizi uygulamanız ile tanıtabilirsiniz. Örnek aslında kendi yapınızda var. Ankara Barosu İnsan Hakları Araştırma Uygulama ve Danışma Merkezi. Ankara Barosu web sitesi 2003 yılı Temmuz ayından önce yönetim izin verdiği kadarıyla yönetim kurulu kararlarını da yayınlayabiliyordu. Şimdi de yapabilir.

Yukarıdakilerin hepsi bir kenara, Ankara Barosu ve tüm baroların gündeminde olan ya da kısa zaman sonra peş peşe çıkacak sorunlarla gündeminde olacak konular var. Şimdilik iki tanesi acil,

  1. Ceza Muhakemesi Kanununun getirdiği "Uzlaştırıcı Avukat Görevlendirmesi",

  2. Avukatlık yasası ile getirilen ve aynı yasada yapılan değişiklik ile ertelenen "Avukatlık Sınavı". Ertelemenin sonu geldi. Yeni bir erteleme olmazsa 2005 yılı Haziran ayında hukuk fakültelerinden mezun olanlar avukatlık sınavlarına girecekler.

Her iki konu da cevaplanması gerekli ve hatta zorunlu, soruları ve olası sorunları beraberinde getiriyor. Soruların cevaplanması yetmiyor, ivedilikle karar alıp uygulamaya geçilmesi de zorunlu. Çünkü zaman sınırlı ve az.

 

inisiyatif.net

Ankara, 24.04.2005