Yönetiminin 197. gününde ikinci
eleştiri toplantısını gerçekleştiren Ankara Barosu yöneticileri başarılı
bir sınav verdi. Önceki toplantıya göre dikkat çeken önemli fark,
katılımcı profili ve sayısındaydı. Belli ki, Ankara Barosu yönetimi,
üyelerinin ilgisini çekebilmiş ve üyelerinde yönetime katılma arzusunu
yaratabilmiş.
İlk toplantı sanki DSAG toplantısı
gibiydi. Katılanların konuşmaları da öyle algılandığını gösteriyordu.
Ancak bu toplantıya her yaş grubundan yaklaşık 200 avukat katıldı. Yani,
salon tümüyle doluydu ve toplantının son 15 dakikasına kadar da öyle
devam etti.
Bir diğer özellik, toplantıda söz alıp
konuşanların hemen her toplantıda konuşan simalardan farklı
olmasıydı. Belki de, katılan profilinin farklılığı konuşmalarına
alıştığımız isimleri konuşmaktan vazgeçirdi. Baronun
geçmişinde bu tür toplantı olmadığı gibi bu toplantıda ki katılımcı
profili DSAG'ın geçmişinde de hiç olmadı. Alışkın olmadıkları için
çekinmiş olabilirler.
Toplantının niteliği
Adı "Eleştiri Toplantısı" idi. Ama eleştiri yoktu. Katılanlar
sıkıntılarını, görüşlerini, istek ve önerilerini dile getirdiler. Demek
ki baro üyelerinin görüşlerini dile getirebilecekleri böyle toplantılara
ihtiyacı var. Katılımın ve konuşanların sayısı da bunu gösteriyor.
Ankara Barosu üyeleri görüşlerini zaman sınırlaması olmaksızın dile
getirdiler. Sanırız her istediklerini de söyleyebildiler ve tatmin edici
olsun ya da olmasın cevap aldılar.
Kısaca toplantı nezih bir havada başladı, devam etti ve sonuçlandı. Biz
"nezih bir havada" dedik, siz istediğiniz ifadeyi kullanın. İster
"demokratik" deyin, ister "liberal". Hepsi olabilir ve aykırı düşmez.
Neler dile getirildi?
Baro yöneticilerinin ücret alması hakkında öneri; staj ve stajyerlerin
sıkıntıları; avukatlıkta haksız rekabetten, mesleğin icrasını
zorlaştıran uygulamalardan, sosyal olanakların azlığından, adliyedeki
park sorunundan, vestiyerlerden yakınmalar; toplantının başlarında dile
getirilen konulardı.
Dikkat çekici öneriler de vardı. Avukatlık ücretlerine uygulanan %18 KDV
oranının düşürülmesinin sağlanması gibi.
01 Haziran 2005 de yürürlüğe girecek yasalar ile ilgili endişelerde
gündemde yerini alan konulardı.
Genç avukatlar komisyonunun neden kurulduğuna ilişkin soru önemliydi.
Çünkü, soruyu yönelten baro üyesi, ayrımcılığa neden olacağı endişesini
taşıdığını söylüyordu.
Yorumumuz
Toplantı hakkında
Ankara Barosu yönetiminin eleştiri toplantısından amaçladıklarını sayın
Coşar'ın ilk toplantıda yaptığı konuşmadan çıkarıyor (bkz.
başkanın açış
konuşması) ve ikinci eleştiri toplantısının da tam olarak amaçlanan
toplantı olmadığı sonucuna varıyoruz. Ancak çok önemli değil.
Önemli olan toplantıya farklı simaların katılması ve katılımcı sayısının
yüksekliği. Demek ki bir ilgi oluştu ya da oluşuyor. Umarız bu ilgi devam
eder.
Bir kısmı çoğunluğu ilgilendirmese de, dile getirilenlerin çeşitliği bu
toplantının birincisine göre diğer önemli farkı. Ankara Barosunun
zengin mozaiğinin göstergesi denebilir. Üyelerin rahatlıkla görüşlerini
söylemesi ise, belli isimlerin dışındakilerin konuşmadığı ya da
konuşmaktan çekindiği Ankara Barosu genel kurullarının hareketli geçmesi
için bir umut ışığı olabilir.
Eleştiri yoktu. Ama dinamik bir toplantıydı. Adının ne olduğu
çok önemli değil. Eğer gelişmeler bu yönde devam ederse toplantıların
adı da değişebilir, daha sık da yapılabilir ve daha kalabalık
olabileceği için başka mekan bulmak gerekebilir. Bu dinamiğin devam edip
etmeyeceğini ve Ankara Barosunu nerelere taşıyabileceğini ileride göreceğiz.
Dördüncü toplantının, seçimsiz genel kurul olabileceğini ya da avukatların görüşlerini zaman sınırlaması
olmaksızın ifade edebileceği ve kararların alınabileceği geniş katılımlı
bir toplantı olabileceğini umalım.
Son seçim sonuçlarına göre ana muhalefet kabul edilen grup toplantıda yine yoktu. Bu
toplantıdaki dinamiği gördükten sonra, olup olmaması da pek önemli değil
gibi görünüyor. Bu dinamik, olması gereken muhalefeti de
yaratabilir. Ve kim bilir, önceki ana muhalefete sadece seyretmek
kalabilir.
Önceki toplantının baş konuşmacıları DSAG içi muhalefet de bu toplantıda
yoktu. Belki vardı da kalabalıkta kayboldular ve biz fark edemedik.
Sesleri çıkmayınca doğal olarak fark edemiyorsunuz. Belki de alışık
olmadıkları simaların çoğunlukta olduğu kalabalık, çekingen
davranmalarına neden oldu. Gelememiş de olabilirler. Biliyorsunuz, TBB
seçimleri arifesindeyiz. Hani gelip konuşursak hata yapmış olabiliriz
diye çekinmiş olabilirler. Ya da öyle tembihlenmişlerdir. Bilemiyoruz.
Dile getirilenler hakkında
Toplantıda dile getirilenlerin hepsi hiç kuşkusuz önemliydi. Daha önce
değinilmemiş konulara ilişkin olan bazılarına dikkatinizi çekmek
istiyoruz.
Avukatlık ücretlerine uygulanan %18 KDV oranının düşürülmesi için
çalışma yapılması isteği önemli. Çünkü, avukatlar hizmet
üretiyorlar. Bu nedenle mal alış KDV sini mal satış KDV sinden düşme
gibi bir şansları yok. Yani kazandıklarının KDV sinin neredeyse tamamını
ödüyorlar. Bilindiği gibi avukatların sabit giderlerinin başında gelen
büro kirasının KDV si olmadığı için gelir KDV sinden düşülebilmesi de
söz konusu değil. Avukatların kira dışındaki giderleri de çok farklı
değil. Diğer yandan, ücretlerini KDV hariç söyleyemiyor ve alamıyorlar.
Yani ücret KDV hariç 100 YTL diyemiyorlar. O zaman KDV
sanki avukatın gelirinden kesilip gidiyor gibi oluyor. Kısaca KDV
oranının azda olsa düşürülmesi avukatların gelirinde azda olsa bir artış
sağlar. Esasen toplantıda sayın Coşar'ın da belirttiği gibi bu konu daha önce
dile getirilmemişti ve baronunda bu doğrultuda hiç çalışması olmamıştı.
Kira kontratlarında pul eksiği olması halinde, Cebeci vergi dairesine
kadar gidip damga resmi eksiğini üstelik cezalı olarak tamamlamak önemli
bir vakit kaybı. Avukatlar müvekkillerine "tamamla getir" diyebilme şansına da
pek sahip değiller. Ola ki müvekkil gider ve bir daha gelmez. Eğer damga
pulları kalkmasaydı bu sorun olmayacaktı. Bu nedenle, sıkıntının
giderilebilmesi de pek kolay değil.
Baronun gerçekleştirdiği konferans ve panellerin yeterince verimli
olmadığı ve istenen sonucun alınamadığı iddiasını önemsemek gerek.
Etkinlikler kolay yapılmıyor. Ama istediğiniz sonucu alamazsanız ne
kadar uğraşmış olursanız olun o etkinliğin bir değeri olmuyor. O halde
belki daha az sayıda ve fakat daha iyi planlanmış ve hazırlanmış
etkinlikler yapmak çok daha verimli olabilir.
Genç bir üyenin dile getirdiği sosyal tesis ihtiyacının dikkate
alınması gerekir. Baronun Gölbaşı sosyal tesisinin yetersiz olduğunun ya
da %70'e yakını 35 yaşın altında nüfusa sahip Ankara Barosu çoğunluğunun
isteklerine uygun olmadığının göstergesi.
Necatibey caddesindeki kurullar merkezi ile ilgili eleştirileri de
dikkate almak gerek. Eğer atılan taş ürkütülen kurbağaya değmiyorsa -ki
iddia öyle- konuyu önemsemekte ve yeniden hesap yapmakta yarar var.
Genç avukatlar komisyonu/kurulu esasen batı barolarının hemen tamamında
olan bir kurul. Temel amacı, bazılarında 36 ya da daha genç
yaşa kadar olan avukatların -ki bunlar mesleğin ilk 10 yılı içinde
olanlar- sorunlarını tartışmak ve çözmek. Sorunların tartışılması ve
çözülmesi bu kurulun genç avukatlar için yaptığı bir dizi eğitim amaçlı
etkinlikleri de içeriyor. Batı ülkeleri barolarının -özellikle Amerika
ve İngiltere- genç avukatlar için bazı ayrıcalıkları da var. Örneğin
genç avukatların seminer, sempozyum gibi etkinliklere katılım ücretleri
diğer avukatlardan daha düşük. Aynı şekilde baro kesenekleri de. Bu tür
uygulamalar bizim ülkemizde yasa değişikliği gerektiriyor. Ama neden
olmasın genç avukatlar sistemli çalışırsa üstesinden gelebilir.
Sonraki toplantı umarız daha dinamik bir yapının göstergesi olur.
inisiyatif.net
Ankara, 04.05.2005