|
Türkiye'de
İnsan Kaynakları
Hanife Selçuklu
İnsan Kaynakları Yönetimi ülkemizde henüz gelişmekte
olan, geçmişi 10-15 yıla dayanan bir konudur.
1990’lı yıllar personel yönetiminin yerini İnsan
Kaynakları departmanlarına bırakmaya başladığı bir
dönem olmuştur. Bugün ülkemizde işlevi ve büyüklüğü
ne olursa olsun birçok organizasyonda, İnsan
Kaynakları Yönetimi yaklaşım ve
uygulamalarının hızla yerleştiğini görmekteyiz.
İnsan Kaynakları departmanları giderek klasik
personel yönetiminin yanı sıra performans yönetimi,
eğitim ve geliştirme, çalışan memnuniyeti ve
ödüllendirme gibi stratejik İnsan Kaynakları
konularına odaklanmaya başlamıştır. Personel
yönetiminin uygulama alanına baktığımızda daha çok
günlük sorunlar ve uygulamalara yoğunlaştığını
görüyoruz. İnsan Kaynakları Yönetimi ise iş
ortamındaki insana yönelik bütün çalışmaları
kapsamına almıştır. İnsan Kaynakları Yönetimi
organizasyon içinde, insan kaynaklarının
planlanması, bunun için gerekli iş analizlerinin ve
görev tanımlarının yapılması, personel seçme ve
yerleştirme uygulamaları, işe alıştırma eğitimi
(oryantasyon), eğitim ve geliştirme çalışmaları,
performans değerlendirmesi, organizasyon içi terfi
ve rotasyon işlemleri, işten çıkarma, ücret
yönetimi, sosyal haklar, disiplin, sağlık hizmetleri
vb. çalışmaları organize etmektedir.
İnsan yönetimi hiç de kolay değildir. Hele kendine
özgü fiziksel, duygusal ve zihinsel yönleri göz
önüne alındığında, anlaşılması ve yönetilmesi en zor
olan kaynaktır. Ancak insan, diğer doğal kaynaklar
(petrol, kömür vb…) gibi tüketilen bir kaynak
olmayıp, üreten ve değer katan bir varlıktır. Bu zor
kaynağın etkin yönetilmesi durumunda o
organizasyonun ulaşacağı başarı düzeyi her zaman
beklenilenin çok daha üzerinde olmaktadır.
İnsan Kaynakları Yönetiminin temel amacı,
organizasyonun hedefleri ve stratejileri
doğrultusunda çalışan varlığını en verimli şekilde
değerlendirmektir. Burada gözden kaçırılmaması
gereken en önemli nokta, İnsan Kaynakları
Yönetiminin, hem organizasyonun hem de çalışanların
birlikte kazanacağı bir süreci yönetmesidir.
Toplumların olduğu kadar kurumların da belli
kültürel özellikleri olduğu asla gözden
kaçırılmaması gereken bir konudur. Özellikle Kuzey
Amerika’da geliştirilmiş kimi insan kaynakları
uygulamalarının ülkemizde aynen uygulanması halinde
ne derece geçerli olacağı bugün için tartışmalı bir
konudur. Zira yıllar geçtikçe uluslararası
şirketlerin de küresel ama bunun paralelinde her
ülkeye özgü yerel yaklaşım çalışmalarının olduğunu
görüyoruz. İnsan Kaynakları Yönetimini bir elbiseye
benzetecek olursak, hiç bir firma için hazır giyimin
olamayacağını söylemek mümkündür. Her şirketin
farklı beden yapısı var ve ona göre butik bir
çalışma yapmak gerekiyor.
Türkiye’de Personel Yönetiminden İnsan Kaynakları
Yönetimine geçişi tam olarak gerçekleştiren çok az
sayıda şirket olduğu kanısındayım. Bir şirketin
herhangi bir biriminin kapısında bu konuyla ilgili
asılı olan bir tabelanın hiç önemi yoktur. Önemli
olan o birimin gerçek anlamda İnsan Kaynakları
Yönetimi işlevi yapıp yapmadığıdır.
Ülkemiz ekonomisinin çok büyük bir bölümünü aile
şirketleri oluşturmaktadır. Aile şirketlerinde aile
normlarının baskın olması nedeniyle İnsan Kaynakları
Yönetimi fonksiyonlarının ülkemizde tam olarak
uygulanamadığını söyleyebiliriz. Ağırlıklı olarak
işe ve üretime odaklanmış olan üst yönetim ile insan
kaynağına öncelik vermeyi amaçlayan İnsan Kaynakları
departmanı arasında çoğu zaman çatışmalar
yaşanmaktadır. Tüm kararların merkezi olarak
alındığı bu tür şirketlerde ( Bkz. Ergen
Şirketler-Sistem yayıncılık sf. 111) özellikle İnsan
Kaynakları departmanları eli kolu bağlanmış
boksörlere benzetilebilir. Günümüz Türkiye’sinde,
İnsan Kaynakları fonksiyonu personel işlemleri
ağırlıklı personel yönetiminden İnsan Kaynakları
Yönetimine geçişte büyük zorluklar yaşamaktadır.
Bu değişim nasıl gerçekleşecektir?
Bu değişimin başarısı tamamen şirketin en
tepesindeki insana/lara bağlıdır. Çok iyi bir İnsan
Kaynakları Yöneticisi olsanız bile o şirketi yöneten
kişi İnsan Kaynakları Yönetimi konusundan haberdar
değilse ve bunu önemsemiyorsa, yapabileceğiniz çok
fazla bir şey yoktur. Eğer tepe yöneticisi bu konuyu
biliyor ve önem veriyorsa, o şirkette İnsan
Kaynakları Yönetimi anlayışına geçilebilir. Her
şeye rağmen her geçen gün ülkemizde İnsan
Kaynakları Yönetimi uygulamalarında
iyileştirilmeler yaşanmaktadır. Şu anda ülkemizde
İnsan Kaynakları uygulamalarının en iyi uygulandığı
yerler, profesyonellerin iş başında olduğu
şirketlerdir. Aile şirketleri içerisinde ise
yönetimini profesyonel kadrolara teslim etmiş
olanlarda da bu uygulamaların daha çok yer aldığını
gözlemleyebiliyoruz.
Bu bağlamda dünyada firmalar arasındaki rekabette
başarı, yalnızca sermayeye, malzemeye ve teknolojiye
sahip olunarak değil, elinizdeki insan kaynağını en
iyi şekilde yöneterek gerçekleşmektedir.
İnsan rekabet stratejilerinin yönetilmesinde başrol
oyuncu olarak sahnedeki yerini aldı. Ülkemizde de
özellikle aile şirketlerinin dünyada yıldızı
parlayan “insanı” en kısa zamanda fark etmeleri
dileğiyle…
Ankara, 25.05.2005
Hanife Selçuklu Ankara
Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
İktisat Bölümü mezunudur. Kendi kurduğu
imalat ve pazarlama ile ilgili şirketinde iş
hayatına atıldı. Daha sonra İnsan
Kaynakları, Halkla İlişkiler ve İşletme
üzerine eğitimler aldı. Üç yıl perakende
sektöründe bir şirketin İnsan Kaynakları
Yöneticisi olarak görev yaptı. Şu anda
şirketlere eğitim, seminer ve İnsan
Kaynakları Sistemlerinin kurulması konusunda
danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Yazarın sitemizdeki bütün yazıları
|