Av. Arif Ali Cangı
İzmir 4.İdare Mahkemesi’nin
yürütmeyi durdurma kararı ile İzmir Barosu
Başkanlığı tarafından çağrılmak zorunda kalınan,
olağanüstü genel kurula, 15 gün sonra devam
edilmek üzere ara verildi.
Bu gün saat 10.00’da başlaması
gereken genel kurul, yaklaşık yarım saatlik
gecikme ile başladı. Katılımın çok yoğun olduğu
toplantıda, toplantının ilk gündem maddesi
gereği, Mustafa Kemal Atatürk ve Devrim
Şehitleri için bir dakikalık saygı duruşunda
bulunuldu ve istiklal marşı söylendi.
Ardından ikinci gündem maddesi
olan Genel Kurul Başkanlık Divanının
oluşturulmasına geçildi. Baro Başkanı Av. Nevzat
Erdemir tarafından, başkanlık divanı ile ilgili
iki ayrı önerge okundu. Buna göre Genel Kurul’un
toplanmasını sağlayan ”Olağanüstü Genel Kurul
İnisiyatifi”nin 400’e avukatın imzaladığı önerge
oylamaya sunuldu.
Salonda bulunanların ezici bir
çoğunluğunun bu önergenin kabulü yönünde oy
kullanması üzerine, bizzat Baro Başkanı
tarafından, salonun dışında en az 200 avukatın
bulunduğu, salonun fiziki koşullarının sağlıklı
Genel Kurul’un yapılmasını engellediği dile
getirilmeye başlandı.
Daha sonra Baro Yöneticileri
tarafından hazırlanan başkanlık divanı
önergesinin geri çekildiği açıklandı. Bunun
üzerine Baro Başkanı tarafından ilk önerilen ve
oylamaya sunulan (Av. Bumin Anal, Av. İrfan
Demirci, Av. Sema Pekdaş ve Av. Aysel Arıkan’dan
oluşan) Genel Kurul Başkanlık Divanı göreve
çağrıldı.
Bu aşamadan sonra, toplantının
Genel Kurul Başkanlık Divanı tarafından
yönetilmesi gerekirken, Baro Başkanı, Divandan
söz almadan kendiliğinden kürsüye çıkarak,
Genel Kurulu 15 gün sonrasına ertelediğini
açıkladı ve bir üye (Yönetim Kurulu’ndan Av.
Osman Çallı’nın ayrılması üzerine yönetime
giren, Çağdaşa Avukatlar Grubu’ndan aday olan
yedek üye olarak seçilen Av. Sefa Yılmaz)
dışında yönetim kurulu üyeleri ile birlikte
salonu terk etti.
Bu aşamadan sonra Genel Kurul
Başkanlık Divanı, toplantıyı sürdürmek için,
üçüncü gündem maddesi gereğince, açış
konuşmasını yapması için Baro Başkanı’nı kürsüye
defalarca çağırdı. Ancak Baro Başkanı salona
dönmedi.
Bu arada bir grup avukat
tarafından, Baro Başkanı’nın açıkladığı gibi
toplantının ertelenmesi önerisi verildi. Bu
önergenin görüşülmesine geçildi. Genel Kurul
Başkanlık Divanı, bu önerge hakkında söz verdi.
Önergeyi oylatmak istedi, bu kez de dışarıda
kalan avukatlar olduğu itirazında bulunuldu.
Bunun üzerine (Genel Kurula gelen avukatların
imzalamış olduğu) hazirun cetvelinden ad
okunarak, oylama yapılmaya kalkışıldı. Ancak
Hazirun Cetvelinin salonu terk eden Başkan ve
Yönetim Kurulu üyeleri tarafından götürüldüğü
anlaşıldı. Bu kez, ad-soyadı yazılmak suretiyle
oylama yapılmaya çalışıldı ise de bu da
toplantının düzenini sağlamaya yetmedi.
Sonunda Genel Kurul Başkanlık
Divanı, “Avukatlık Yasası Yönetmeliği’nin 41.
maddesine göre ‘toplantıya devam edilemeyecek
kadar düzenin bozulmuş olması’ gerekçesiyle
Genel Kurul’u 15 gün sonrasına 3 Aralık 2005
Cumartesi saat 10.00’da Atatürk Kültür
Merkezi’nde toplanmak üzere ertelediğini”
açıkladı.
Yönetmelik gereğince belirlenen
günde seçilmiş olan Genel Kurul Başkanlık
Divanı, Genel Kurulu toplantıya çağıracak ve
toplantıya kaldığı yerden devam edilecek…
Yaşananları kısaca
anımsayalım;
İzmir Barosu, insan hakları ve
demokrasi mücadelesinde, en iyisini yapmaya ve
bunun için kendi içinde demokratik yapı
oluşturmaya çabalayan bir baro olarak bilinirdi.
Ta ki, Ekim 2004’de yapılan Olağan Genel
Kurul’da oluşan kendisini “Cumhuriyetçi
Avukatlar” olarak tanıtan bir grubun
belirlediği Başkan ve Yönetim Kurulu, göreve
gelmelerine kadar. Yeni Yönetim Kurulu, göreve
gelmesi üzerinden iki ay geçmeden, İnsan Hakları
Haftası öncesinde, 7 Aralık 2004 tarihinde,
işkenceyle etkin hukuksal mücadele alanında
oluşturulan İşkenceyi Önleme Grubu’nun
dağıtılmasına, bu alanda AB’den sağlanan mali
destekle yürütülen “İşkencenin Önlenmesinde
Hukukçuların Rolü Projesi”nin iptal
edilmesine karar verdi.
İzmir Barosu
Yönetim Kurulu, bununla da kalmadı, bu yanlış
kararların eleştirilmesine dahi tahammül
gösteremedi. Baro üyelerinin aidatları ile
oluşan baro bütçesinden yapılan harcama ile
çıkartılan Baro Bülteninde, önceki yönetimlere,
iptal edilen proje nedeniyle ’İzmir
Barosu’nu Brüksel’in vesayeti altına soktular’
biçiminde hiçbir akılcı yanı olmayan haksız
suçlamalar yöneltildi, proje kapsamında çalışan
baro üyesi yaklaşık 300 avukata, ‘’proje adı
altında euroları paylaştılar’’ biçiminde
hakaret edildi.
Yaşanan bu olumsuzluklar
karşısında, baro üyesi avukatlar sorunun Genel
Kurulun iradesi ile çözülebileceğini düşünerek,
Baro Başkanı’na başvurdu ve olağanüstü genel
kurulu toplamasını istediler. Baro Başkanı,
Avukatlık Kanununun.83.maddesindeki “…levhada
yazılı avukatların beşte birinin, görüşme
konularını belirten yazılı istemi ile, en geç
onbeş gün içinde genel kurulu olağanüstü
toplantıya çağırmak zorundadır…” açık yasa
hükmünü de çiğneme pahasına, 1146 avukatın genel
Kurul toplama istemini reddetti. Bunun üzerine
konu yargıya taşındı, İzmir 4.İdare Mahkemesi,
“Baro Başkanı’nın Genel Kurulu toplamama
kararının açıkça hukuka aykırı olduğu,
uygulanması halinde giderimi zor ya da olanaksız
zararlar doğuracağı gerekçesiyle yürütülmesinin
durdurulmasına” karar verdi. Bu mahkeme kararı
sayesinde bu genel kurul toplanmıştı.
Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu
ŞİMDİYE KADAR YAPTIKLARI HATALARA BİR YENİSİNİ
DAHA EKLEMİŞLERDİR. GENEL KURULUN YAPILMASINI
ENGELLEMİŞLERDİR.
ÖZGÜRLÜKLERİNE DÜŞKÜN, KİMSENİN
EGEMENLİĞİNE GİRMEK İSTEMEYEN, BASKIYA KARŞI
KENDİNİ SAVUNMASINI BİLEN AVUKATLARDAN OLUŞAN
İZMİR BAROSU ÜYESİ AVUKATLAR, GENEL KURUL
ERTELENMİŞ OLMASINA KARŞIN, Yönetim Kurulu’nun
dar grupçu zihniyetle yapmış olduğu yanlışları
onaylamadıklarını ve İzmir Barosu’nun
“hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak
ve korumak” görevini yerine getireceğini
gösterdiler.
İzmir,
19.11.2005
Konuyla ilgili
önceki yazılar