Belki üniversiteden mezun olalı henüz birkaç ay oldu
ve iş hayatına yeni atılacaksınız… En iyi olduğunu düşündüğünüz bir bölümü
bitirdiniz. Ama o da ne? Sizi hazırda bekleyen bir iş ve arayan hiç kimse yok!
Nereden başlayacağınıza, hangi pozisyonlar için başvuracağınıza bir türlü karar
veremiyorsunuz. Yakınlarınızın ve tanıdıklarınızın önerdikleri işler size hiç
cazip gelmiyor olabilir.
Belki de çalıştığınız işten ayrılmış olabilirsiniz.
Veya işinizden memnun değilsiniz. Bir iş değişikliği planlıyorsanız stresli bir
dönem geçirdiğinizi kolayca tahmin edebiliriz. Hele bu sürecin uzaması sonucu
kendini boşlukta hissetme, gelecekle ilgili endişelerin kafanızı sürekli meşgul
etmesi sizi belki de psikolojik bir çöküntüye bile sürüklemiş olabilir.
İş arama da aslında bir iştir.
Bu süreçte hedeflediğiniz sonuçları elde etmek için,
bu sürecin bilinçli olarak yönetilmesi gerektiğinin farkında mısınız?
İş arama sürecinde ilk yapılması gereken, kişinin
kendi amaç ve isteklerinin farkında olmasıdır. Kişi kendini tanımalı ve ne
istediğini çok iyi tanımlayabilmelidir. Şöööyle bol maaşlı, çalışma saatleri az
ve esnek, sosyal imkânları fazla ve hele de yönetici olacağınız bir pozisyonu
herkes istiyor. Özellikle yeni mezun olanlar; “4–5 yıl emek verdim üniversiteye
gittim. Şimdi de mesleğimle ilgili ve geçimimi sağlayacak iyi bir maaş ve iyi
bir pozisyonla büyük, kurumsal bir şirkette çalışmak hakkım.” diye düşünüyorlar.
Ne diyelim keşke bu tür imkânlar her yıl yeni mezun olan herkesin istihdamını
sağlanabilecek şekilde olabilseydi. İş hayatının merdivenlerini ancak babanız ya
da dedenizin şirketinde çalışmaya başladıysanız koşarak çıkabilirsiniz. Eğer
merdivenleri hızla çıkacağınız imkânların sunulduğu bir firma bulduysanız
unutmamanız gereken şey aynı hızla merdivenleri inme olasılığının da
olabileceğidir. Bu sözlerimle sizleri karamsarlığa sürüklemek istemiyorum. Ancak
her iş için, herkes için aynı olmasa da bir olgunlaşma, kavrama, çözümleme,
geliştirme ve belki de yeniden yaratma süreçleri olduğunu göz ardı etmemek
gerekir.
İş arama sürecini yönetmeye başlarken ilk olarak,
etkin olarak kullanacağınız, bir defter alın ve ilk sayfaları kendiniz için
ayırın. Ve yazmaya başlayın. Belki de “herkes kendini tanır” diyeceksiniz. Ancak
bunu karşı tarafa ifade ederken, yeterince güçlü sözcükler kullanıp kendinizi
iyi ifade ettiğinizden emin misiniz?
-
Hayattaki amaç ve hedefleriniz neler?
-
Profesyonel nitelikleriniz neler?
-
Tecrübeleriniz var mı?
-
Hangi sektörlerde çalışmak istiyorsunuz? Neden?
-
Bu sektörleri yeterince araştırdınız mı?
-
Çalışacağınız işten beklentileriniz neler?
-
Bu sektörde çalışmanız halinde ilerde (5–10 yıl
sonra) ne gibi imkânlara sahip olacağınızı düşünüyorsunuz?
-
İstediğiniz pozisyonlarda çalışanların sahip
olduğu nitelikler ile sizin nitelikleriniz arasında fark var mı?
-
Sahip olduğunuz nitelikler istediğiniz pozisyonlar
için yeterli mi? Yoksa geliştirmeniz gereken yönleriniz var mı?
-
Nasıl bir planlama ile kendinizi
geliştireceksiniz?
-
Özellikle istediğiniz bir firma var ise o firmanın
size cazip gelen yanı ne?
-
Bu firmaya sizin katacağınız artı değerler neler
olabilir?
Gibi bir dizi soruyu kendinize yöneltip yazılı olarak
defterinize cevapları kaydedin. Üniversitede okurken yaptığınız staj ya da yaz
ayları 2-3 aylık çalışmalarınız bile önemli. Hedef firmaları listeleyin.
Firmalar hakkında bilgi edinin. Bu bilgiyi İnternetten, o firmalarda
çalışanların tanıdıklarından, ticaret odalarından alabilirsiniz. Veya daha pek
çok yaratıcı fikirle bilgi edinebilirsiniz. Maddi ve manevi beklentilerinizi
sıralayın.
Nasıl bir iş istediğinizi tam olarak tespit etmeden
bence iş görüşmelerine hiç başlamayın. Uzun süredir işsiz olan kişiler genelde
“Yeter ki bir işim olsun, ne iş olsa yaparım abi” psikozuna kendini kaptırırlar.
Bu da hakkınızda oluşacak izlenimin ta başından olumsuz olmasına yol açar.
Hakkınızda görüşmeciler “Ne istediğinden emin olmayan, hedefi olmayan, …….” gibi
düşüncelere sahip olabilirler. Başvurularınızda hedefinizi en fazla 2–3 pozisyon
ile sınırlandırın.
Mülakat tekniklerini bilmek iş görüşmelerinde başarılı
olmak için yeterli mi?
Tabii ki, hayır! Ancak bu konuda bilgi sahibi olmanız
özellikle kendinizi ifade ederken sizin için çok kritik önemde olabilir. Hangi
firmada hangi niteliklerinizin daha fazla vurgulanması gerektiği de firma ve
pozisyon hakkında bilgili olmakla ilgilidir. İş görüşmesine çağrıldığınız bir
firma hakkında bilgi sahibi olmadan, araştırmalar yapmadan asla gitmeyin. Bir
süre önce, hızlı tüketim malları üreten ve pazarlayan, Türkiye’nin çok eski
firmalarından birinde “Türkiye satış yöneticisi” pozisyonu için bir ilan
verdik. Ankara dışından davet ettiğimiz adaylar da oldu. Özellikle bunlardan
birini hiç unutamıyorum. Aday İstanbul’dan Ankara’ya görüşmeye geliyor. Kıyafeti
özenle seçilmiş. Ancak firmamız hakkında bilginiz var mı? diye sorduğumuzda
sadece “üretim yapan bir firma olduğunu biliyorum.” demişti. Hem de yönetici
pozisyonu için… Elbette kişiler bir cümleye bakarak elenmezler. Ancak bu cümle
bize o kadar çok şey anlatıyordu ki…
Özgeçmişlerinizi gönderdiğiniz firma isimlerini,
yaptığınız iş görüşmelerini ve tarihlerini mutlaka defterinize listeler halinde
ve detaylı olarak not edin. Kimi zaman iş görüşmelerine çağırdığımız adaylar
başvurularını hatırlamadıklarını söylerler. Bana göre bu durum, adayın üzerinde
düşünmeden bilinçsizce ve sürekli her gün onlarca firmaya özgeçmiş gönderdiğinin
bir göstergesidir. Hatta firmayı araştırmadan başvuruda bile bulunmayın. Sadece
firmalar sizi seçmiyor, siz de onları seçiyorsunuz değil mi?
Gazete ya da sanal ortamda yani İnternetten iş
başvurusunda bulunduğunuzda, ilanda belirtilen niteliklerin hepsini taşımasanız
da istediğiniz pozisyon için başvuruda bulunun. Her zaman o pozisyona tam olarak
uyan adayları bulamayabiliriz ve o pozisyona en uygun adayı seçtiğimiz durumlar
da olabilmektedir. Belirli bir uzmanlık alanında 5 yıllık tecrübe aranıyorsa ve
sizin de bu konuda 3 yıllık deneyiminiz varsa bence bu ilana başvurmalısınız.
Kritik önemdeki nitelikleri atlamamak çok önemli elbette. Bir seferinde sürücü
ehliyeti olan, aktif olarak araç kullanan satış temsilcisi için verdiğimiz ilana
başvuran adayların bazıları “sürücü ehliyetim var ancak araç kullanmıyorum”
dediklerinde nasıl düşündüğümüzü hayal edebilir misiniz?
Başvuruda bulunduğunuz firmalarda doğru bir izlenim
bırakmak için yapılacak ilk şey iyi bir özgeçmiş hazırlamaktır. İnternette
profesyonel olarak sadece özgeçmiş hazırlama ile ilgili siteler ve kitaplar bile
var. (Bkz: .İnternette iş arama rehberi, Elma yayınları- Artemiz Güler)
İyi bir özgeçmiş; sizin kim olduğunuzu, bugüne kadar neler yaptığınızı, ne tür
becerileriniz olduğunu, ne bildiğinizi, neler yapmak istediğinizi anlatan bir
özettir. Unutmayın! Özgeçmişiniz size işi değil görüşmeyi sağlar. Eğer firma
ilanında belirtilmemiş ise yabancı dilde özgeçmiş göndermek iyi bir fikir
değildir. Tek ve standart bir özgeçmiş yerine,
başvurulan işin özelliklerine göre hazırladığınız özgeçmişler daha iyi
olacaktır. Özgeçmiş yollandıktan sonra teyidi alınmalıdır. Kimi zaman firma mail
adresine gönderilen özgeçmişler eklenmeden gönderildiğinde aday aranıp
özgeçmişiniz elimize ulaşmadı denilmiyor. Özellikle, hala bilgisayar ve
İnterneti kullanamayan üniversite mezunu bir aday zaten olumsuz
değerlendiriliyor. Özgeçmişinizi gönderdikten sonra başka bakabileceğiniz bir
adrese daha gönderin. Başarılı bir gönderim olup olmadığını kontrol edin.
Unutmayınız, görüşmeciler hakkınızda çok az bilgiye sahip oldukları için;
görünüşünüz ve davranışlarınız gereğinden fazla önem kazanacaktır.
İş görüşmesinde yapılacaklar ve nasıl davranmamız
gerektiğini bir daha ki yazımda ele alacağım. Hadi şimdi vakit geçirmeden
harekete geçin…
Yazarın sitemizdeki bütün yazıları