inisiyatif.net bilgiweb uygulama avukatın tarihi kültür

hukuk müzesi

 

 

 

 

Meslek Sorunlarının Çözümü için

Baro Genel Kurulu mu? Baro Organlarının Seçimi mi?

Ankara Barosu'nun 2002 yılı genel kurulu öncesinde, şimdiki başkan Av. Semih Güner'in kendi grubunda başkan aday adayı olacağını 2002 yılının ilk çeyreğinde -önceki yıllara göre çok erken- açıklaması ve ön seçim kampanyasına başlaması bu yıl yapılacak genel kurulun bir sene öncesinden başlayarak başkan adaylarının hareketlenmesinin belki de tek ve temel nedeni oldu. Kimseye fırsat vermek istemeyen ve önce davranarak ön seçim oylarını  garantilemek isteyen aday adayları kendi gruplarına ve yakınlarına başkan aday adayı olduklarını açıkladılar. Gözleyebildiğimiz kadarı ile, 2003 yılının ortalarında gizliden gizliye, 2003 Aralık ayından bu yana da açık olarak -tabiri caiz ise- ahbap çavuş ilişkileri temelinde oy avına çıktılar. Tabii, buraya kadar bahsettiğimiz grup "Demokratik Sol Avukatlar Grubu"dur.

Bu sene yapılacak genel kurulda liste çıkaracak diğer grup "Baroda Birlik" ise, bu süreci tamamladı ve 642 kişinin oy kullandığı ön seçim ile başkan adayını belirledi.

Ankara adliyesinin koridorlarında ve avukatların bir araya geldiği mekanlarda içinde bulunduğumuz günlerde konuşulan; kimin ya da kimlerin başkan adayı ya da aday adayı olduğu, kimin ya da kimlerin olabileceği ve kimin başkan seçilebileceği ile sınırlı. Bu durum, inanıyoruz ki, bir çok meslektaşımızın içini acıtmaktadır. Ne hallerdeyiz? Onca sorunlarımızın ve şikâyetlerimizin; sanki onun ya da bunun başkan adayı olması ya da başkan seçilmesi ile çözüleceğini mi sanıyoruz? Yoksa birileri başkan seçildiğinde her sorunu çözeceğine, her şikâyetimize merhem olacağına bizi gerçekten inandırabiliyor mu? Bütün şikâyetlerimizi dile getirmeyi ve sorunlarımızı çözmek için çaba harcamayı bu nedenle mi bir yana bıraktık? Hangi nedenle -birilerinin şahsi kariyerlerine bir yıldız eklemek için seferber olanların bile inanmadıkları- "mutlu gelecek" vaatlerini dinliyor ve bir kısmımız yine bu vaatlerin sahipleri için oy avcılığı yapıyoruz?

Oysa konuşulması gereken Ankara Barosu Genel Kurul gündeminin ne olması ve hangi mesleki sorunların Genel Kurulda öncelikle görüşülmesi ve tartışılması gerektiğidir. Çünkü, avukatların meslek sorunlarının tartışılması ve sorunların çözümü için yol gösterici olacak ilkeleri belirleyen kararların alınabileceği tek ve en üst baro organı "Baro Genel Kurulu"dur. Genel Kurul, Avukatlık Yasanının 81/7 maddesinde "Mesleğe ait istekleri görüşüp karara bağlamak"la görevlendirilmiştir.

Nedense, meslek sorunlarımızı Ankara Barosu genel kurulunda konuşmaktan ve tartışmaktan kaçınıyoruz. Ya da, biz kaçınmıyoruz ama konuşmamamız için birileri çaba harcıyor. Öyle çaba harcıyor ki, her genel kurulun ilk günü saat 11:00 civarında program başlatılıyor ve açılışı takiben gündemi görüşmek için sadece -ve en çok- beş saat kalıyor. Gündemin görüşülebilmesini ikinci güne bırakabilmekte mümkün değil, çünkü ikinci günün gündemi, sadece "seçim". Yani, seçim için ayrılan süre baronun gelenekselleşmiş ilk günün gündeminin görüşülmesine ayrılan sürenin nerede ise iki katı. Tabii, bu şartlar altında, aday olanların seçim dışında başka bir tasalarının olmamasını da anlıyoruz ve fakat hak vermiyoruz.

Ankara barosunun gelenekselleşmiş ve her sene bir öncekinden farklı olmayan gündemini hakkıyla görüşmeye dahi yetmeyecek (ve yetmeyen) bir kaç saatlik sürede, bazen yönetmeliklerin oylanıp kabul edildiği oluyor. Tabii, bir yönetmeliğin bu kısa sürede nasıl görüşülüp kabul edildiğini merak edenler olacaktır. Biz şimdilik bir açıklama yapmayacak ve yorum getirmeyeceğiz. Sizin tahmin edebileceğinize ve tahmininizin de yüzde yüz isabetli olacağına inanıyoruz. 

Ankara Barosu genel kurul gündemlerinde son yirmi yıl içinde meslek sorunlarından biri ya da bir kaçı gündemde hiç yer almamıştır. Birileri "Dilek ve Temenniler maddesi var ya! isterse üyeler dileklerini söyleyebilir" diyebilir. Desinler. Her zaman ve her ifadeyi işlerine geldiği zamanlarda yine işlerine geldikleri gibi anlamak ve anlatmak isteyenler olmuştur ve olacaktır. Bütün tanımların itibari ve izafi olduğunu asla reddetmiyoruz. Ancak, "Dilek ve Temenniler" sadece dileklerin ve önerilerin kayda geçirilmesi ile tamamlanan bir gündem maddesidir ve "Mesleğe ait istekler" ile anlatılmak istenenden ya da bizim anladığımızdan farklıdır. 

Bize göre "Mesleğe ait istekler" ifadesi meslektaşın her türlü sorununu ve talebini içermektedir. Bu nedenle, meslek sorunları ve avukatların tüm istekleri genel kurulda görüşülebilir ve görüşülmelidir.

Avukatlık Kanunu madde 88 düzenlemesi "Genel kurul toplantısında, görüşüleceği gündemde belirtilmemiş  konular hakkında karar verilemez. Yeni bir toplantı kararı bu hükmün dışındadır." şeklinde olduğundan, açık ve net tanımlama ile gündemde belirtilmemiş bir konunun genel kurulda görüşülmesi de tartışmalı olabilir. Yani, gündemde tanımlanmamış meslek sorunu ve/veya meslek sorunlarının görüşülebilmesi de yasanın yorumuna bağlı olarak mümkün olamayabilecektir. Bu nedenle, hangi meslek sorunu görüşülecek ise gündemde açıkça belirtilmesinin yararı bulunmaktadır. Ya da, bu olumsuzluğu gidermenin en kesin yolu 88. maddenin Avukatlık Kanunundan tümüyle çıkartılması ve genel kurulunun iradesinin serbestliği önündeki engellerden birinin kaldırılmasıdır.

Avukatlık Kanununun mevcut düzenlemesinde yasal zemini bulunmasına rağmen Ankara Barosu yönetimleri yıllardır, meslek sorunlarını baro genel kuruluna taşımaktan kaçınmış, meslek sorunlarının tartışılacağı ve yol göstermek için ilke kararlarının alınabileceği olağanüstü genel kurullar da yapmamıştır. Son üç dönemde yaptığı kurultayların(!) ise ne gibi ilke kararları ile sonuçlandırıldığı ve mesleğe ne kadar ne kattığı tartışmalıdır.

Meslektaşların sorunlarını tartışabileceği bize göre tek yer ve fakat her halde en uygun yer baro genel kurullarıdır. Yönetimlerin meslek sorunlarına gündemde yer vererek, konuları genel kurula taşımaması halinde Avukatlık Kanununun 88. maddesi düzenlemesi nedeniyle genel kurulda meslek sorunlarının görüşülmesi de olanaksızdır. Tabii, bu halde meslektaşlarımızın genel kurul deyince sadece seçimi anlamaları ve tüm enerjilerini sorunlara çözüm aramak yerine seçim için harcamalarında yadırganacak bir durum bulunmamaktadır.

Durum bu olunca, yönetime gelenlerin geleceğe yönelik projelerin hazırlanmasını ve uygulanmasını organize edecek kararlar almak yerine, bir sonraki seçimi gruplarının nasıl kazanabileceğinin hesaplarını yapmalarından ve hesaplarına uygun eylemlerini meslek kurallarını dahi hiçe sayarak hayata geçirmelerinden daha doğal ne olabilir?

 

Ankara, Mayıs 2004

inisiyatif.net