inisiyatif.net bilgiweb uygulama avukatın tarihi kültür

hukuk müzesi

 

05.01.2005 tarihinde gözden geçirildi ve düzeltildi

 

AVUKATLIK KANUNU (I)

Genel Kurula Katılmayı ve Seçme/Seçilme Hakkının Kullanılmasını Engelleyen Maddeler Kaldırılmalıdır

Avukatlık Kanununa değişiklik getiren 02/05/2001 gün ve 4667 sayılı yasadan sonra, 4765 sayılı yasa ile 25/06/2002 tarihinde ve 5403 sayılı yasa ile 13/01/2004 tarihinde Avukatlık Kanununda iki kez değişiklik yapılmıştır. Ancak, her iki değişiklikte de, -ne Anayasamız ile teminat altına alınan düşünceyi açıklama özgürlüğüne, ne insan hakları evrensel beyannamesi ilkelerine ve ne de demokrasinin varlığının ön koşulu yönetime katılma ilkesine aykırılığının haklı bir gerekçesi olmayan- meslek kuruluşunun genel kuruluna katılma hakkını ve seçme/eçilme özgürlüğünü kısıtlayan hatta ortadan kaldıran aşağıda belirteceğimiz maddelerin kaldırılması ve/veya değiştirilmesi için ne Ankara barosunun, ne de TBB'nin bir çalışması ya da bir girişimi olmamıştır.

Ankara barosunun şu anda görevde olan yönetimi, 2002 yılı Ekim ayında yapılan son genel kurulda  önceki hemen her genel kurula daha önce eksiksiz katılmış olan değerli meslektaşlarımızın genel kurula katılamamaları nedeniyle tepki gösterdiklerini iyi bilmektedir. Bundan da öte, "son değişiklikle getirilen kuralın haksız olduğunu ve değiştirmek için çalışacaklarını" da kendilerine ifade ederek meslektaşlarımızı teskin ettikleri halen hafızalardadır.

Avukatlık Kanunu madde 65/2

Avukatlık Kanunu'nun 65/2 maddesi "Yıllık kesenek borcu ödenmedikçe avukat, Baro Genel Kuruluna katılamaz, seçme ve seçilme haklarını kullanamaz" kuralını 02/05/2001 tarihli değişiklik ile getirmiştir.

Genel kurula katılmanın sınırlanması seçme ve seçilme özgürlüğünün sınırlanmasından daha geniş boyutta sonuçlar doğurur. Çünkü, genel kurula katılamamak, görüş ve düşünceleri açıklayamamak anlamına gelir.

Bir meslek örgütünün genel kurullarının meslektaşların görüşlerini açıklayabilecekleri ve özgürce tartışabilecekleri öncelikli ve en uygun yer olduğu tartışmasızdır. Her hangi bir nedenle, baro keseneğini ödememiş ya da ödeyememiş meslektaşımızın genel kurula katılmasını engelleyen yukarıda yazılı madde, meslektaşın düşüncesini açıklama ve yayma hürriyetini de açıkça ortadan kaldırdığı ve yok saydığı için Anayasa'nın 26ıncı maddesine de aykırıdır.

Bilindiği gibi, Anayasamızın 26ıncı maddesinde tanımlanan hakkın kullanılmasının sınırlanabilmesi de yine Anayasamızın belirlediği koşullar altında mümkündür. Meslektaşımızın baro keseneğini ödememiş ve/veya ödeyememiş olması, hakkını kullanmasını kısıtlamak için yeterli bir neden midir?

Diğer yandan, seçme ve seçilme hakkı hiç tartışmasız demokratik bir haktır ve yönetime katılımın ön koşuludur.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 21inci maddesi "

  1. Herkes, doğrudan veya serbestçe seçilmiş temsilciler aracılığı ile ülkesinin yönetimine katılma hakkına sahiptir.

  2. Herkesin ülkesinin kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanma hakkı vardır.

  3. Halkın iradesi hükümet otoritesinin temelidir. Bu irade, gizli veya serbestliği sağlayacak benzeri bir yöntemle genel ve eşit oy verme yoluyla yapılacak ve belirli aralıklarla tekrarlanacak dürüst seçimlerle belirlenir."

ilkesini getirmektedir. Bu ilke kuşkusuz, ülke yönetimine katılma ile ilgilidir. Ancak, ülke yönetimine katılma hakkı olan bir meslektaşımızın her hangi bir nedenle baro keseneğini ödememiş ya da ödeyememiş olması halinde baro genel kuruluna katılmasını yasaklamak hangi gerekçe ile insan hakları evrensel beyannamesinin ilkelerine aykırı değildir? 

Avukatlık Kanunu madde 90, 96, 104 ve 108

Avukatlık Kanunu'nun 90. maddesi "(Değişik: 26/02/1970 - 1238/1) Yönetim kurulu üyeleri levhada yazılı ve avukatlıkta en az beş yıl kıdemli olan avukatlar arasından seçilir. Üye sayısı yüzden az olan barolarda beş yıllık kıdem şartı aranmaz.", 96ıncı maddesi "(Değişik: 2/5/2001 - 4667/56 md.) Baro başkanı, levhada yazılı ve avukatlıkta en az on yıl kıdemli avukatlar arasından gizli oyla seçilir. Üye sayısı yüzden az olan barolarda kıdem şartı aranmaz." kuralını getirmektedir. 90ıncı madde de getirilen kuralın baro disiplin kuruluna ve denetleme kuruluna seçilme yeterliliğini düzenleyen 104 ve 108inci maddelerde de kıyasen uygulanacağı belirtilmektedir. Belki birileri, "2001 tarihinde yapılan değişiklikle, baro başkanı seçilme yeterliliğini 15 yıldan 10 yıla indirmeyi başardık" diye övünüyordur. Ancak, aşağıdaki nedenler ve gerekçelerle övünmek yerine, başarısız olduk demeleri daha doğrudur.

Seçme hakkı kadar seçilme hakkı da demokratik bir haktır. Meslekte beş yılını doldurmamış üyelerin katılımı olmaksızın bir baro yönetiminin demokratik kurallara uygun olarak oluşturulduğunu ve demokrasinin vazgeçilmez koşulu kendi istekleri halinde tüm üyelerin  kararlara katılımının gerçekleştirildiğinden nasıl bahsedilebilir ki?

Üye sayısı yüzden çok olan barolarda meslek kıdemi beş yıldan az olan avukatlar için seçilme hakkının olmaması eşitlik ilkesini de zedelemektedir. Türkiye'nin her adliyesinde mesleğini yapma hakkına sahip bir avukat olarak, eğer baronuzun üye sayısı yüzden fazla ise baro yönetim kuruluna seçilme hakkınızın olmaması, üye sayısı yüzden az baroya kayıtlı meslektaşınız ile eşit seçilme hakkına sahip olmadığınız anlamına gelmez mi?

Avukatlık Kanununun 65/2 maddesi tümüyle kaldırılmalı ve seçimle ilgili diğer maddelerde yeniden düzenlenmelidir. Aynı şekilde, üye sayısı yüzden az baro üyesi ile, üyesi sayısı yüzden fazla olan baro üyesi arasında eşitsizlik nedeni olan 90, 96, 104, 108inci maddeleri yeniden düzenlenerek eşitsizlik nedenleri ortadan kaldırılmalıdır.

Böylece Avukatlık Kanunu çağdaş olmasa bile, en azından anti demokratik uygulamanın nedeni bir kaç maddesinden kurtulabilmiş olacaktır.

 

Av. Hasan Aydın Tansu

Ankara, 15 Şubat 2004