|
Meslek kurallarının kısıtlamaları ne işe
yarıyor?
Avukatların Ortaklıkları için Bir Örnek...
Av. Hasan Aydın Tansu
Avukatlar bir araya geldiklerinde sohbetlerinin konusu çoğunlukla
meslekleriyle ilgili olaylar, mesleki sıkıntılarıdır. Yine böyle bir
sohbet sırasında iki avukat,
Avukatlık Kanunundaki ortaklık düzenlemesinin
ihtiyaçları
karşılamaktan uzak olduğundan; Avukatlık ortaklığının sonuçta bir ortaklık olması
nedeniyle Türk mevzuatında ki ortaklıklara ilişkin düzenlemeye uygun
olarak avukatların şahıs ya da sermaye şirketi biçiminde ortaklıklar
kurabilmesi gerektiğinden; Avukatın mesleki (şahsi) sorumluluğunun ise, ortaklıkları
düzenleyen temel yasalardaki genel hükümlere Avukatlık Kanununda bir
madde ile istisna getirilerek düzenlenebileceğinden; Avukatın ortaklık kurarken kendi bürosunu uygun bir süre
açık tutabilmesi, hatta avukatlık ortaklıklarının birden fazla büro
ya da irtibat bürosu açabilmesinin belirli koşullar altında mümkün
olması gerektiğinden; Mevcut düzenlemenin büyük şehirlerdeki gerçeklere ve mevcut
duruma aykırı olduğundan konuşurken, sohbetin ortasında gelen
üçüncü avukat protesto eder bir tavırla söze karışır...
-
Ne gerek var? Avukatlık ortaklığı kurmadan da
avukatlar güçlerini birleştirebilirler...
-
Peki ortaklık hesabını nasıl tutacaksın? Geliri ve masrafı
nasıl hesaplayıp kazancı bölüşebileceksin.
-
Gelirin ve masrafın hesabını bir defterde ayrıca
tutarsın, bu defter hesabına göre geliri ve masrafı bölüştürürsün.
Müşteriye makbuzu bazen bir ortak bazen diğer ortak keser. Ya da
başka çözümler de bulunabilir. Zor değil. Deftere işlenecek
masraflar için de aynı yöntemi uygularsın. Önemli olan müşterine
serbest meslek makbuzu düzenlemen ve KDV ödemen, yani vergi kaybına
neden olmaman, değil mi? Aranızda dengelersiniz. Dışardan
bakıldığında aynı büroda birlikte çalışıyorsunuz görünümü olacaktır.
Hatta farklı semtlerde iki ayrı büro yeriniz bile olabilir.
-
Avukatlar arasında alacak/verecek ihtilafı çıkarsa ne olacak?
-
Merak etme yeterli para kazanınca kavga olmaz. İhtilaf filan
çıkmaz. Gelir azalınca ya da masraf artıp eleğin altına dökülen
azalınca kavgalar başlar. O zaman kısa yoldan bitirirsiniz. Öküz
ölmüş ve ortaklık bitmiş olur.
-
Niye avukatlık ortaklığı kurmaktan kaçınıyorsun? Tüzel kişiliği
olabiliyor.
-
Ortaklık niye kurulur? Daha çok kazanmak için değil,
daha çok net gelir elde etmek için, öyle değil mi? Peki ortaklık
biçimi masraflarını çoğaltıyorsa, daha çok kazanman ne işe yarar?
Nasıl daha çok net gelir elde edeceksin? Edemezsin. Yani eleğin
altına dökülen az olacaksa ortaklığın gereği yoktur. Bir kere
vergilendirme bakımından şahıs şirketisin. Yani şahıs şirketi olarak
bir vergi numaran olacak ve defter tutacaksın. Dönem sonunda şahıs
şirketi olarak vergini ödeyeceksin. Sonra dağıttığın safi kazançtan
da her ortak kendi beyannamesini verecek ve hesaplanan vergi varsa
ödeyecek. Bu arada deftere işleyebileceğin masraf kalemleri de tek
avukattan farklı değil. Yani sermaye şirketlerinin avantajlarına
sahip değilsin. Bir meslektaşım Türk Hukuk Sitesi forumlarında
yazmış ve avukatların dezavantajlarını güzel özetlemiş. Avukatlar
boyuna gol yiyor.
Barolar da ses çıkartmıyor. Üstelik Avukatlık yasasında 2001
değişiklikleriyle getirilen bir sürü külfet. Yani avukatlık
ortaklığı vergi açısından bir avantaj sağlamıyor. Diğer yandan,
avukatlık ortaklığı kurduğunda baroya verdiğin kayıt tutarı ve yıllık
keseneği hiç de az değil. Üç kişilik avukatlık
ortaklığını kurmaktan vazgeçirecek ölçüde.
Tüzel kişilik olması da fazladan ne kazandırıyor. Kanunda ki
düzenleme ile getirdiğinden çok götürdüğü var. Tabii "Yerli"
ortaklıklar için.
-
Diyelim ki haklısın, avukatlık ortaklığı kurmak yerine aynı
büroda birlikte çalışma görünümlü ortaklık yapıyorsun ve masrafın
daha az olduğu için daha kazançlısın. Mevcut yasada yok ama
avukatlık ortaklıkları için birden çok adres belirtme imkânı olsa
avukatlık ortaklığını tercih etmek gerekmez mi?
-
Avukat, mesleğinden para kazanır, öyle değil mi? Ne
demek meslek? Sürekli olarak geçimini sağladığın, gelir elde ettiğin
ve belli bir bilgi birikimi gerektiren iş demek. Mesleğini yaparken
gelirinin artacağını düşünürsen ortaklık yaparsın. Bunun dışında bir
seçenek yoktur. Arkadaşımla aynı büroda olayım diye yapılan, hakiki
ortaklık olamaz. Birden çok büro, eğer geliri arttıracaksa
engellenmemelidir. Ki, arttırır. Çünkü müşteriye yakın olmak daima
avantajlıdır. Avukatın menfaatine olduğundan avukatlık ortaklığı
birden çok büro açabilmelidir. Örneğin bir bürosu Ankara içinde,
diğeri bir kazasında da olabilir. Ancak, avukatlık
ortaklığına birden çok büro açma izni verilse dahi, bu günkü koşullar ile avukatlık
ortaklığı daha masraflı olduğundan farklı çözüm bulursun. Mesela, iki büro olabilir;
Biri yeni gelişen sosyetik
iş muhitinde diğeri imalat ve/veya toptancı bölgesinde gibi. Veya,
biri Ankara içinde, diğeri ilçesinde gibi. Tabii, bürolar
farklı avukatların adına olacak, ancak sen müşterek
kullanabilirsin. Neden olmasın? Zaten yapılmıyor mu? Böylece, birden
çok büro edinme yasağının kapsama alanı dışında da olursun. Sen yine
reklâm yasağına uy, kartını filan bastır. Hatta, vekaletleri bile
her bir avukat için ayrı al. Yetki belgesiyle işi çözersin.
-
Ne demek yapılmıyor mu? Bildiğin birden çok bürosu olan
avukatlar mı var?
-
Yok mu? Tabii kanunda yazılı olduğu gibi ortak olarak kayıtlı
değiller. Bu şartlar altında olmaları da gerekmiyor ve zaten
olamazlar. Kuralın arkasına
dolanacaksan ve bu işe niyet ettiysen, başına bir iş gelmesin diye
baro yönetimine filan yakın olman önemli. Buna gayret edeceksin.
Hatta imkân bulduğunda yönetime filan gireceksin. Ondan sonra, en
azından reklâm yasağı, meslek kuralları filan, senin için sorun
olmaz. Hele, birilerine yaranır ve has adamı olursan seni kimse
tutamaz. İstersen beş büro aç. Kuralların böyle arkasından
dolanılmasını istemiyorsan, birden çok büronun açılabilme
koşullarını gerçekçi ölçütlerle mevzuatında belirtir, meslektaşının
kuralların arkasından dolanmasına da, baro yönetimlerine yakın
olacağım diye kendisini helak etmesine de meydan vermezsin. Üstelik
bir avukatlık ortaklığının birden çok bürosunun olmasının ne
sakıncası var? Bence faydası bile var. Avukatlık ortaklıkları artar,
güçlenir. Böylece, yerli bürolar yabancı bürolarla rekabette
daha şanslı olabilir.
-
Niye sakıncası olmasın? Avukatlık ticaret mi, meslek mi?
Sonra, kendinle çelişkiye düşüyorsun. Beş büro masraflı
olmaz mı? Giderleri nedeniyle senin eline ne kadar gelir kalır ki?
-
Tabii Ankara için beş fazla. Ama neden iki olmasın.
Dediğim gibi biri sanayi bölgelerinden birinde, diğeri iş yerlerinin
yeni toparlandığı semtlerden birinde olabilir. Her iki büronun yer
seçiminde temel prensip müşteriye yakın olmak. Olamaz mı? Mevcut
düzenlemeye göre olamaz ve olmamalı. Ama az önce anlattığım gibi
olabilir, hatta oluyor. Hem de mevcut düzenlemeyi aldatmak için,
verilen farklı görünümle. Ankara'da sekiz bine yakın avukat var.
Çoğu iş ortağı mı, değil mi bilemeyiz, ama aynı büroyu paylaşıyor.
Peki, kaç tane avukatlık ortaklığı var. Bir sorun, sayısı onu
geçmemiştir. Sayısı artmıyor. Çünkü mevzuat adeta Türk avukatlar,
avukatlık ortaklığı kurmasın diye yapılmış. Ama yabancı danışmanlık
bürolarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Adamlar İstanbul'da büro
açıyor, sonra gelip Ankara'da, hatta başka şehirlerde. İyi de iş
alıyorlar. Özellikle resmi ihalelere talip oluyor ve alıveriyorlar.
Geçmişte örnekleri yaşandı. Şimdilerde dava aldıkları ya da aracılık
ettikleri de söyleniyor. Yabancılar yerli işbirlikçi de buluyorlar
tabii. Bunların aracılığı ile davaları da götürebiliyorlar. Tabii bu
yerli avukatlar yabancı büronun görünürde ortağı filan değil. Bu
düzenleme değiştirilmeksizin devam ederse, yerli ortak avukatlık
büroları pek artmayacak ama yabancı danışmanlık büroları ile bunlara
ortak değilmiş görünümde avukat büroları artacak gibi gözüküyor.
Sayısı belki şimdi az ama bir yabancıyla ortaklık yapabilsem diye
çırpınan onlarca, belki yüzlerce avukat vardır.
-
Yaklaşımından avukatların ortaklıklarını ticari düşündüğün
anlaşılıyor. Mesleği ticaret olarak görüyorsun, öyle mi?
-
Mesleği ticaret olarak görmüyorum. Meslek meslektir. Ancak her
mesleğin para kazanmak için yapıldığını unutmamak gerekir.
Haysiyetinle mesleğini yapacaksın, ama para da kazanacaksın. Meslek
kuralları içerisinde "para kazanma, bedavaya çalış" diyen bir madde mi var?
-
Demin meslek kuralının arkasından dolanma yöntimini anlatıyordun,
şimdi meslek kurallarına dayanmaya çalışıyorsun. Meslek kuralı
olmalı mi/ olmamalı mı?
-
Meslek kuralları elbette olmalı ve mutlaka uygulanmalı. Meslek
kuruluşları meslek kurallarının uygulanıp uygulanmadığının sıkı
takipçisi olmalıdır. Meslektaşın saygınlığı ancak böyle sağlanır ve
devam ettirilebilir. İyi de, meslek kuralınız gelişmelere uymuyorsa
ve genel olarak avukatların menfaatlerine aykırıysa, mesleğin
gelişiminin önünü tıkıyorsa ne olacak. Demin anlattıklarım bunla
ilgili. Avukat kendine bu kurala uymayan ama diğer mevzuatı da ihlal
etmeyen, bir yol buluyor. Aslında ortaklık, ama kağıt üzerinde
değil. Bu yolu, şartlar zorladığı için buluyor. Mesleğin haysiyetini
ayaklar altına alayım gibi bir düşüncesi yok. Ben bunu anlattım.
Niye böyle davranıyor avukat? Çünkü,kurallarla avukatların ortak
olabilmesi kısıtlanmış ve zorlaştırılmış. Bu ülkenin gerçeklerine
uygun mu? Veya mesleğin gelişiminin önünü açıyor mu?
-
Peki, sence ne yapılmalı?
-
Konuşup duruyordunuz. Çok biliyorsunuz. Size göre ben
avukatlığı ticari bir iş olarak görüyorum. Siz nasıl görüyorsanız,
ona göre çözümü kendiniz akıl edin.
Bu sohbet iki
nedenle aynıyla yazılamadı. Birinci neden, sohbet kaydedilmemişti, mutlaka eksik ya da
farklılık vardır. İkincisi, argo kelime ve ifade tarzlarını yazmak istemedim
ve düzelttim.
Bu sohbet yeni de değil. 2004 yılının Mart ayında üç kişi arasında geçen
konuşmaları aynı günün akşamı not almıştım. Dün katıldığım bir panelde, "Yabancı hukuk
firmalarının Türkiye'deki faaliyetlerini birlikte tartışmak için
bir organizasyon düzenlenmesi" önerisini
duyunca, "bizim de kendi aramızda avukatlık ortaklığı konusunda bir tartışma ortamımız
olabilir mi?" sorusunu meslek kuruluşlarımız yöneticilerinin aklına getirirsek
belki organize ederler diye, notlarımı gözden geçirip yayınladım.
Hatırlıyorum da, sayın Vedat Ahsen Coşar ve
sayın Fahrettin Kayhan, 2004 yılı Kurultayında
"Avukatlık Ortak Çalışmasında Model Arayışları"
konusunda görüşlerini dile getirmişlerdi. Seçimlere yaklaşık 100 gün
kaldı ama kendi yönetimleri süresinde bu konuda dişe dokunur
eylemleri, yazık ki yok
Ankara Barosunca hazırlanan yasa değişikliği taslağında da yukarıda
belirtilen sorunların çözümünü sağlayacak önerileri ben bulamadım, siz
de bakın isterseniz[4].
Umarız yönetimlerinin kalan süresinde, hiç olmazsa arkasından
diğerlerinin geleceği
umulabilecek bir ilk adım için,
girişimleri olur.
Ankara,
10.07.2006
|