|
Ankara Barosunda 2006 Seçimlerine
Doğru (IV);
Oyun bitince şah da, piyon da aynı
kutuya konur...
Ankara Barosu 2006 genel kuruluna hazırlanan üç gruptan ikisinin başkan
adayını seçimle belirlediğini daha önce yazmıştık. Grupların adaylarını
belirlemek için 2004 yılı ve 2006 yılında yaptıkları seçimlerinin
sonuçlarının değerlendirmesinden önce, 1996 ve
sonrası Ankara Barosu genel kurullarında yapılan seçimlerde seçime katılan grupların
başkan adaylarının aldıkları oyları hatırlamak için (hangi dosya
biçiminde indirmek ve görüntülemek istiyorsanız) üzerlerine tıklayınız (PDF,
Word Belgesi,
Html).
Baroda Birlik Grubu (BBG)
Baroda Birlik Grubu;
-
2002 baro başkanı seçiminde 488 oy almış,
-
2004 yılı baro başkanı adayını belirlemek için yaptığı seçimde
sandığına 642 kişi getirebilmiş,
-
2004 yılı baro başkanı seçiminde 1702 oy almış,
-
2006 yılı baro başkanı adayını belirlemek için yaptığı seçimin
birinci turunda sandığına 1290, ikinci turunda ise sandığına 1547
(2004 aday seçimine göre yaklaşık 2,5 katı) kişiyi getirtebilmiştir.
2006 aday seçiminde 1. tur ve 2. tur seçim sandıklarında oy
kullananların listesi çakıştırıldığında oy kullanan toplamının 1900
civarı olduğu söylenmektedir. 1. tur ile 2. tur arasındaki 257 oy
farkının, adayların bir haftalık çalışmasıyla yaratılabilmiş olması
şaşırtıcıdır. Bu oy farkı
eldeki rakamlara göre hesaplandığında 1. turdaki oyların yaklaşık
%20'sidir. Kendilerinin ifade ettiği gibi iki sandığa katılan seçmen
sayısı 1900 kabul edildiğinde ise bu fark ilk turdaki oyların yaklaşık
%47'sidir.
Grubun oylarını katlayarak arttırdığı
açık olarak gözlenmektedir. Bize göre bilgiler, BBG'nin oy tabanının
henüz denge sınırına ulaşmadığını ve bu grubun 2006 Baro seçimlerinde önceki
oylarının çok üzerinde toplam oy alabileceğini göstermektedir.
Diğer yandan, sürekli irtibat sağlanabilen bir seçim bürosu ve önceden
belirlenmiş çalışma gruplarıyla planlı çalışmalarını 4 senedir
sürdürüyor olması, 2006 baro başkanı seçiminde de oylarını katlama
olasılığını arttırmaktadır.
Oylarını katlayarak arttırabilmesi ve/veya seçimi kazanması ise, 2004 seçimlerinde
toplam seçmenin yaklaşık %40'ı oy kullanmayan seçmenin ne kadarının sandığa gelip kendisine oy
atacağına bağlı gibi görünüyor. Önceki seçimlerde sandığa uzak duran
seçmeni sandığa getirtebilir ve kendi listesine oy attırabilirse, DSAG
ile yarışında ilk 9 sandıkta
aleyhine olan oy farkını kapatabilir ve sonraki sandıklarda lehine olan
oy farkını
açabilir. 2004 seçiminde sandığa gelmeyenlerin
%15'inin sandığa gelip BBG için oy kullanabileceği varsayıldığında (ki
bu BBG oylarının toplam seçmene oranını yaklaşık %40'lara çıkarır),
seçime ÇAG ile ittifak yaparak girmekten ödü patlayan DSA grubu önde
gelenleri için seçim gününün kabus olacağını kestirmek zor değil.
Demokratik Sol Avukatlar Grubu (DSAG)
1996-1998-2000 Başkan adayı seçimleri
Elde edebildiğimiz bilgilere göre,
DSAG başkan adayı seçimlerine;
Her üç listede aynı isimler çıkarıldıktan sonra kalan sayı ise 1862 idi.
Yani 1996-1998-2000 yıllarında DSAG ön seçimlerine getirilebilen kişi sayısı
toplamı 1862 olup 2000 yılında sayın Sadık Erdoğan'ın seçimlerde
aldığı 2147 oydan sadece %13 eksiktir.
1998 başkan adayı seçiminde kullanılan oy toplamının düşük olmasını seçimin
sonucunda herkesin kimin kazanacağı konusunda hemfikir olduğuna ve 2000
yılı başkan adayı seçiminde kullanılan oyun fazla olmasını 3 iddialı adayın varlığına
bağlamak mümkündür.
DSA grubu;
-
1996 baro başkanı seçiminde 1643 oy alarak, aday seçiminde
sandığına gelen 801 kişinin %105 fazlasını,
-
1998 baro başkanı seçiminde 1992 oy alarak, aday seçiminde
sandığına gelen 373 kişinin %434 fazlasını,
-
2000 baro başkanı seçiminde 2147 oy alarak, aday seçiminde
sandığına gelen 1452 kişinin %47 fazlasını, baro başkanı seçim
sandığına getirebilmiştir.
2002 Başkan adayı seçimi
Başkan adayı olarak kimin seçileceğinin çok belli olması nedeniyle 1998
seçimlerine benzeyen bu seçimde oyların toplamı 1100 civarındaydı. 2002
yılında baro seçimlerinde sadece kesenek borcu olmayan üyelerin oy
kullanabiliyor olması, baro seçimlerinde başkan adaylarının oy
oranlarını etkilemiş olduğu gibi DSAG başkan adayını belirlemek için
yapılan seçimde tüm baro üyeleri oy kullanabiliyor olmasına rağmen oy
kullananların sayısını da belli ölçüde etkilemiştir. Bu nedenle 2002
seçimini sonraki değerlendirmelerimizde ölçü olarak kullanmayacağız.
Yine de belirtmekte yarar var, DSA grubu 2002 baro başkanı seçiminde 1665 oy
alarak, aday seçiminde sandığına gelen 1100 kişinin %51 fazlasını, baro
başkanı seçim sandığına getirebilmiştir.
2004 Başkan adayı seçimi
Bu seçimde 1551 oy kullanıldı ve geçerli 1539 oyun 827 sini alan Av.
Vedat Ahsen Coşar Demokratik Sol Avukatlar Grubunun Ankara Barosu başkan
adayı seçildi. Seçime katılan diğer adaylar Av. İsmail Atak 385 ve Av.
Erkin Kaya 327 oy aldılar. Bilindiği gibi baro başkanı seçiminde sayın
Vedat Ahsen Coşar (DSAG) 2113 oy, sayın İlhan Ş. Masarifoğlu (BBG) 1702
oy ve sayın Hüseyin Y. Biçen 827 oy almıştı.
Böylece, DSA grubu , bir kaç ay önceki
başkan adayı seçimi
sandığına getirebildiği oyun %37 fazlasını, 2006 baro başkanı seçiminde sandığa
getirebilmiştir. Görülmektedir ki, DSA grubunun başkan adayı seçim
sandığına atılan oy ile baro başkanı seçimi sandığına DSAG için atılan oy
arasındaki fark, yıllar geçtikçe azalmakta ve kapanmaktadır.
2006 Başkan adayı seçimi
Yukarıda belirttiğimiz gibi 1996-1998-2000 yıllarında DSAG ön
seçimlerine getirilebilen kişi sayısı toplamı 1862 idi. 2004 başkan
adayı seçimi yine 3 adayın katıldığı ve yoğun bir seçim propagandası
yapılan dönem olmasına karşın sandığa getirilebilen seçmen sayısı
1539'da kalmış ve baro başkanı seçiminde DSAG adayı sayın Vedat Ahsen
Coşar 2113 oyla baro başkanı seçilmişti.
2006 başkan adayı seçimine yukarıda belirtildiği
gibi 4 aday katıldı. Adaylardan sayın Mahmut Bayram, altında 25 imzanın
bulunduğu bildiriyi yayınlayan grubunun yanı sıra 2000 seçiminde
başkan adayı seçimine katılan her üç adayın ve DSAG 2002 başkan adayının
desteğini almıştı. Bu geniş desteğe rağmen sayın Mahmut Bayramın oyları
1153'de kaldı.
Başkan adayı seçimi öncesinde, dayanağı olmayan
söylentiler Adliye koridorlarında uçuşuyor, hatta kendi kendini üreten
serseri mayın gibi dolaşıyordu. Tabii, çarptıklarının bazısında etkili
de oluyordu. Bu dedikodular, sadece uçuşan laflar olarak kalmadı. Seçim
öncesinde, dedikoduların bir kısmının 12 maddede derlenip elektronik
posta ile gönderildiği anlaşıldı
(indirmek için
PDF üzerine tıklayın). Bu elektronik posta ile imzasız mesaj
gönderme, aday seçiminden sonra da devam etti (indirmek için
PDF üzerine tıklayın).
Aslında bu uygulama DSA grubunda yeni değil. Sitemizde yayınlanan
Dünden Bu güne Ankara Barosu
Genel Kurullarında Yapılan Seçimler başlıklı yazı, DSA grubunun
2004 başkan adayı seçimine bir kaç gün kala, elektronik postayla
gönderilmişti. Kimin tarafından gönderildiği belli olmayan
bu elektronik mesajın tarafımızdan gönderildiği iddia edilmişti. Oysa, o mesajı biz göndermemiştik ve
zaten sitede yayınladığımız için göndermemize de hiç
gereksinimimiz yoktu. Umuyoruz, o tarihte bizi suçlayanlar, şimdi
yeniden düşünür ve kimin tarafından gönderilmiş olabileceği konusunda
daha akla yatkın kestirme yapabilirler.
Tüm bu olaylar DSA başkan adayı seçimi öncesinde ortamı gerdi. Öyle ki,
Demokratik Sol Avukatlardan bunu arzulayanların dahi amaçlarının
ötesinde bir gerilme oldu ve DSA grubunun oy tabanının belli bir
kesimini sayın Vedat Ahsen Coşar düşmanı haline getirdi. Öyle ki başkan
adayı seçiminden sonraki 15 gün içinde yapılıp sonuçlandırılacak yönetim
kurulu, disiplin kurulu ve TBB delegeleri adaylarının seçimi, Eylül
ayına ertelenmek zorunda kaldı. Olasılıkla, sayın Vedat Ahsen Coşar'a
düşman kesilen bir kısım Demokratik Sol Avukat "Ahsen Coşar yönetiminde
yer almayız, aday seçimlerinde de oy kullanmaya gitmeyiz" diyordu.
Tabii, sadece bu kadar da değil. Baro organlarına aday olabilmek için
DSAG seçim yürütme kuruluna dilekçe verenlerden dilekçesini geri
çekenlerde oldu. Bu da, bize göre halen devam eden ve örgütlenmeye
çalışılan bir kırılma olduğunu, ve birilerinin de bundan bir şeyler
beklediği izlenimini veriyor. Sanki, batacağını sanıp "batarsam, gemiyi
de batırırım" diyenler var gibi.
Peki, bu kadar gerilimin temeldeki nedenleri ne olabilir?
2000
yılından bu yana DSA grubunun baro büyükleri arasında gerçekleşen
çekişmelere kronolojik olarak bakmak gerekir.
-
2000 yılında DSA grubunun başkan adayı seçiminde Sayın Sadık
Erdoğan, sayın Şahin Mengü ve sayın Ahmet toptan yarıştı. Sayın
Sadık Erdoğan seçimi kazandı. Baro seçimlerinde DSA grubu listesi
kazandığı için 2000-2002 döneminde sayın Erdoğan Ankara Barosu
başkanıydı.
-
2001 yılında yapılan TBB seçimleri öncesinde Ankara Barosu delegeleri TBB başkan adayını seçtiler. Sayın Özdemir Özok ve Sayın
Hakkı Suha Okay adaydı ve delegelerin çoğunluk oyuyla sayın Özdemir
Özok Ankara Barosunun önereceği TBB başkan adayı oldu. Daha sonra
sayın Özdemir Özok genel kurulda başkan seçildi ve 2001-2005
döneminde TBB başkanıydı. Aynı dönemde DSA grubunun 2000 yılı başkan adayı
seçiminde sayın Sadık Erdoğan'la yarışan sayın Şahin Mengü TBB genel
sekreteriydi.
-
TBB seçimlerinden bir kaç ay sonra Ankara Barosu 2002 seçimleri
hazırlıkları başladı. DSA grubunun 2002 seçim çalışmaları esasen
sayın Hakkı Suha Okay koordinasyonunda, sayın Hakkı Suha Okay, sayın
Ünsal Toker, sayın Sadık Erdoğan ve Sayın Semih Güner tarafından
tarafından yürütülüyordu. Bu süreçte Ankara Barosu ve TBB
yönetimi arasında soğukluk başladı. Soğukluğun açıklanan
nedenlerinin üzerinde anlaşmaya varılamayacak konular olmaması
nedeniyle, temelde başka nedenlerin
olabileceği o tarihte konuşuluyordu. Bu soğukluk DSAG 2002 aday
seçimi ve sonrasında da bitmemişti. Sayın Semih Güner 2002-2004
dönemi için Ankara Barosu başkanı seçildikten sonra, sıra baro organları adaylarını ve TBB delege
adaylarını belirlemeye gelmişti. O tarihte son üç dönem baro başkan
ve yardımcılarıyla DSA grubu tarafından seçilen 10 kişiden oluşan
seçici kurul, halen TBB genel sekreteri olan sayın Şahin Mengü ile
TBB yönetim kurulunda sayman üye sayın Erkin Kaya'yı Ankara Barosu
delege adayı olarak seçmedi. Ankara Barosunun 2002 seçimlerini DSAG
kazanmış olmasına rağmen TBB deki görev süreleri seçimli bir olağan
genel kurul olmadığı için 2005 yılına kadar devam edecek olan sayın
Şahin Mengü ve sayın Erkin Kaya 2002-2005 yılları arasında artık TBB
delegesi değildi.
-
Soğukluk ve hatta kırgınlık Ankara Barosunun 2002-2004 yönetimi
sırasında da sürdü.
-
2005 genel kurulunda TBB delegeleri başkanı ve organları
seçeceğinden,
2004 Baro seçimlerinde seçilecek delegasyon, TBB yönetiminde görev
almak isteyenler için son derece önemliydi. Böyle niyetleri
olanların hem DSAG içinde gücü elde tutabilmeleri ya da gücü ele
geçirmeleri, hem de Baro seçimlerini kazanmaları gerekiyordu.
2002-2004 yönetim döneminde tasfiye ve kadrolaşma çabaları nedeniyle DSAG
oylarında olası düşüşler olabileceği gibi, kopma eğiliminde
olanların sayın Vedat Ahsen Coşar'ın yer aldığı bir yapılanma içinde
ÇAG'dan ayrılanlarla birleşmesi halinde 2004 seçimlerinin DSAG için
kabus olması kaçınılmazdı. DSAG baro büyükleri bunu 2003 Temmuzunda
hissettiler ve sayın Vedat Ahsen Coşar'ın saflarına
kabulünü ivedilikle gerçekleştirdiler.
-
Sayın Coşar'ın DSA grubunun 2004 yılı başkan adayı seçimlerine
katılması grubun başkan adayı seçimindeki oylarını arttırdığı gibi,
2004 seçimlerini kazanabilmesini de sağladı.
-
Sonrası gelişmeler sayın Coşar için DSA grubu baro büyüklerini ikna edenlerin
istediği gibi olmadı. 2005 yılı TBB seçimleri öncesinde sayın
Özdemir Özok yeniden aday olacağını açıkladı. Bu açıklama üzerine
sayın Coşar "Ankara Barosundan seçilmiş bir TBB başkanı tekrar aday
oluyorsa, Ankara Barosunun delegelerinin başkan adayı seçmemesi
gerekir. Bunun örneği sayın Faruk Erem'in TBB başkanlığı döneminde
de vardır" gerekçesiyle Ankara Barosu delegelerinin başkan adayı
seçimlerine katılmadı. Ancak, o katılmasa da Ankara Barosu TBB
delegelerinin bir bölümü sayın Sadık Erdoğan'ı TBB seçimlerinde
başkan adayı olarak gösterme kararı aldılar. Sonuçta 2005 yılı TBB
seçimlerinde sayın Sadık Erdoğan, önceki başkan sayın Özdemir
Özok'la yarıştı ve seçimi sayın Özdemir Özok kazandı. Bu seçimde
sayın Hakkı Suha Okay'ın ve sayın Ünsal Toker'in sayın Özdemir
Özok'u destekledikleri söylenmektedir ki, zaten sayın Ünsal Toker
aynı seçimde TBB yönetim kurulu üyesi seçilmiş ve daha sonra TBB başkan yardımcısı
olmuştur. Bu
gelişmelerin sonrasında, sayın Coşar ile sayın Sadık Erdoğan ve
yanında yer alanlar arasındaki soğuk rüzgarlar, kutup
fırtınalarına dönüştü.
Sayın Vedat Ahsen Coşar'ın 2006-2008 döneminde de baro başkanı olmasının
uygun olacağı 2005 yılı sonbaharında Ankara Adliyesi koridorlarında
dillenmeye başlamıştı. Her ne kadar sayın Coşar 2006 baharından önce
doğrulamamışsa da, sonuçta aday seçimi yönteminin kendi önerisine yakın
bir biçimde değişimini de kabul ettirerek DSA grubu baro başkanı adaylığına
aday oldu.
Sonrasında gelişenleri en azından kaba hatlarıyla sizler de
biliyorsunuz. Önceki yazılarımızda da bahsettiğimizden bir kez daha
yazmak istemiyoruz. Ancak önceki yazılarımızda bahsetmediğimiz bir kaç
noktaya değinmek gerekiyor.
2000 yılı dahil, geçen seçimler öncesinde DSA grubundan başkan aday adaylarının isimleri seçim yılı öncesindeki
yılın sonbaharında ortaya çıkar ve dillenirdi. Nabızlar yoklanır,
ufaktan çalışmalar yapılırdı. Bu sene hiç olmadı. Sayın Mahmut Bayram'ın
ismi dahi seçimlerden kısa sayılabilecek bir süre önce duyuldu. Yani,
hiç kimse sayın Coşar'ın bir dönem daha başkan adaylığına
soyunabileceğini 2005 yılı sonbaharında kestirememiş miydi? Bizce hemen herkes kestirmişti.
Hatta çoğunluk, sayın Coşar'ın bir dönem daha başkan adayı
olacağını biliyordu ve kendi çıkarlarına uygun davranışlarını
sergilediler.
-
25 imzalı çağrıyla DSA grubunu toplantıya davet edenler -her biri bu
amaçla hareket etmese de- sayın Coşar'ın karşısına kökten CHP'li bir
adayın çıkarılmasını sağlayabildiler. Hatta, sayın Coşar'ın diğer
karşıtlarının desteğini de aldılar. Böylece, seçimin sonucu ne
olursa olsun DSAG başkan adayı seçim sandığına katılım artmış
olacaktı. Eğer kendi adayları seçimi kazanırsa ödül yüksekti. Sayın
Çoşar'ı kendi deyimiyle sandığa gömmenin yanı sıra kökten CHP'li bir
avukatın baro başkan adayı olmasını sağlamış olacaklardı. Her ödülün
tabii bedeli olacaktır. Desteklerini
aldıkları ve birlikte hareket ettikleri kişi ya da gruplara
karşılığını ödemek zorunda kalacaklardı. Bu da çok önemli değildi.
Nasılsa süreç içinde çıkabilecek sorunları çözebilirlerdi, ya da en
azından çözebileceklerini düşünüyorlardı. Kendi adayları DSAG
sandığından yenik çıksa da pek zararları olmayacaktı. Kendi
varlıkları zaten baroda devam edecek ve fakat desteklerini alıp
birlikte hareket etmelerine rağmen siyasi etkinliklerinin
artmasından rahatsız oldukları kişi ya da gruplar hizaya getirilmiş,
belki de tasfiye edilmiş olacaktı. Ama, bu oyun ellerinde olmayan
nedenlerle iyi oynanamadı. Sayın Coşar aleyhine yürütülen kampanyada
sınırlar aşıldı ve inisiyatifi ellerinden kaçırdılar. Daha doğrusu
birlikte hareket ettikleri ve 2000 yılından bu yana DSA grubu
içerisinde yer alanlara hakimiyeti kaptırdılar. Tabii, başkan adayı seçimi sonrasında
bu durum sıkıntılara neden oldu, baro organları için adayların
belirlenmesi Eylül ayına ertelendi.
Sayın Çoşar'ın başkan adayı seçilmesinden sonra bu grup ta tepkiliydi.
Ancak tepkisi bir tehditten çok, "hiç tepkisiz kalmadık görüntüsü
vermeyelim" düşüncesinden kaynaklanıyor gibi. Bu grubun seçimlerde DSA
grubunun listesini baltalayacağını düşünmek saflık olur. 30 küsur yıllık
geçmişlerinden bahsedenlerin kendi gruplarını baltalayabileceğini akla
getirmek dahi olası değil. Ancak DSA grubu içerisinde etkin kalmak ya da
daha fazla etkin olmak istemeleri de çok doğal.
-
2000 yılı öncesinden beri DSA grubuna ÇAG'dan transfer grup
ise sayın Coşar yönetimi sırasında baroda elde ettiği avantajları
kaybettiğinden, kuşkusuz sayın Coşar'ın başkan adayı olmasını
istemiyordu. Sayın Coşar yönetiminin hep en güçlü muhalifi oldu ve
aday seçiminde güçlü gördüğü sayın Mahmut Bayram'ı destekledi. Seçim
öncesi süreçte sayın Coşar'ın yönetimi sırasında sürdürdüğü
propagandasına, olasılıkla şiddetini arttırarak devam etti.
Bu grubun, Ankara Barosu
2006 seçimlerine Ulusalcı Avukatlar Birliği ya da başka bir adla
girebilmesi de olası. Adliye koridorlarında da fısıltı halinde
konuşuluyor zaten. Neden olmasın? Her ne kadar tek bir disiplin olarak
düşünmemek gerekse de, seçimlere ayrı bir grup olarak girme kararını
verebilecek en az bir disiplin ve güç, içlerinde var. Kararı
kendileri verecek ve tabii sonuçlarına da katlanacaklar.
Aslında yuvaları, hatta doğdukları yer DSA grubu. Baro seçimlerinde
grubu baltalamazlar gibi geliyor. Ama belli olmaz. Şartlar oluşursa
Ulusalcı grubun seçimlere ayrı bir grup olarak girmesini
destekleyebilirler. Şartlar oluşursa dedik. Bekleyip göreceğiz.
DSA grubunun, 2006 Baro seçimlerinde elde edebileceği olası
sonuçlar hakkında bir kestirme yapabilmek için 2006 başkan adayı
sandığından çıkan yaklaşık 2900 oyu sorgulamak gerekli.
2006 aday seçiminin ilk 6 sandığı ve 7inci sandığın
yaklaşık yarısı 2000 seçimlerinde seçim listesini oluşturuyordu. DSA
grubunun 1996-1998-2000 seçimlerinde sandığa getirtebildiği seçmen
sayısı 1862 rakamı üzerine 2006
aday seçiminde 7inci sandık oyunun yarısını ve 8,9,10uncu sandık
oylarının tamamını eklediğiniz zaman 2868 rakamını bulursunuz. 2006
seçimlerinde DSAG oyu da zaten 2887'dir. Kolay hesap oldu, sonuca göre rakamı uydurduk sanıyorsunuz değil mi? Pek öyle değil. Önce şu
1862 rakamının kerametini açıklayalım.
Her ne kadar ispatlanamasa da 2000 seçimlerinde DSAG dışı ve sağ gruptan
seçmenin seçimlerde oy kullandığı iddia edilmişti. Oysa sadece sağ oy
tabanından değil, ÇAG'dan önceki ufak tefek kopmalar sonucu ve
olasılıkla arkadaşlık/dostluk ilişkileri nedeniyle ÇAG kökenli olan
adaylardan birine oy atmak üzere, az da olsa ÇAG
tabanından da 2000 yılı DSAG başkan adayı seçiminde oy kullanılmıştı. 2000 yılı
Baro seçimi öncesinde ise ÇAG tarihinin en büyük kırılması meydana
geldi. Bu kırılma esasen 2000 Baro seçimlerinde DSA grubunun oyunu kayda
değer ölçüde etkilemedi. Hatta 2004 seçimine kadar da etkilemedi. Sonuç
itibarıyla 2000 yılında DSA grubu ön seçimi en çok oy kullanılan seçim
oldu ve DSA grubunun oy potansiyelini belirleyebilecek bilgiyi sağladı.
2000 aday seçimine katılanların listesi 1998 ve 1996 seçimlerine
katılanlar ile karşılaştırılarak DSA grubunun
oy gücünü 2002 yılında kestirmeye olanak sağlayabilecek veri
üretilebilmiş oldu.
Ancak bu 1862 rakamını mutlaklaştırmamak gerekir. Bu rakamı oluşturan
listede şu anda baro kayıtlarında olmayanların da ismi bulunuyor. 2006
yılı baro kayıtlarında olmayan isimleri düştüğünüzde çıkan rakam 1644.
Bu rakamı oluşturan oyların tamamı DSAG oyudur demek doğru değil.
Çünkü içerisinde 2000 yılı için emanet kabul edilebilecek ve 2006 yılında
özellikle Baroda Birlik grubuna kullanılacağı çok büyük olasılık olan
oylar var. Biz yine 1644 rakamını kaba hesabımız ve akıl yürütmelerimiz
için esas alalım. 1644 rakamı esas alındığında DSAG 2006 başkan adayı
seçimi sandığından çıkması gereken oy 2650 civarı. 250 kadar
açıklayamadığımız bir oy var gibi görünüyor. Bu oy olasılıkla ÇAG'dan
geldi ve Baro seçimlerinde ne kadarının DSAG listesine kullanılacağı ve
ne kadarının ÇAG listesine kullanılacağı tam olarak belli değil. Bundan
da öte 250 rakamının da aslında daha fazla olduğunu kabul etmek gerekir.
Çünkü 2000 yılında gelen emanet oyların düşümünü yapmadık.
Sonuç olarak 2900 civarında çıkan DSAG aday seçimi sandığı oyu,
içerisinde diğer gruplardan transfer oyların ve/veya ödünç oyların yer
aldığı bir toplamdır. Buradan yola çıkıp tüm koşulların DSAG lehine
olduğunu varsayarak, Baro seçimlerinde DSA grubunun oyunu yaklaşık (ve en
çok) %10 fazlasıyla 3200 olarak tahmin edebilmek olasıdır. Ancak
belirttiğimiz gibi bu,
bütün koşulların DSAG lehine olması halinde olasıdır. Yani, bu oy potansiyeline
hakim olduğu varsayılan DSAG baro büyüklerinin tamamının Baro seçimi için canla başla DSA
grubunun seçimleri kazanması için çalışması, bu oyların içerisinde
bulunan transferlerin ve/veya ödünç oyların yine bu toplam içerisinde
kalacağı varsayıldığında olasıdır. DSA grubu içerisindeki
kırgınlıkların, transfer ve/veya ödünç oyların kayması halinde bu oy
toplamını yakalayabilmek DSA grubu için olanaklı görünmemektedir.
Bizim
hesaplamalarımız olabileceğinden yüksek değerleri göstermekte olduğundan
yanılma payı da yüksektir. Kısaca bu yazının yayınlandığı tarihteki
koşullar nazara alındığında DSAG listesinin, Ankara Barosu 2006
seçimlerinde sandıktan 3200 oy çıkarabilmesi pek inanılır gibi değil.
Çünkü;
-
Bilindiği gibi, DSA grubunun oyları 2004 baro seçiminde toplam
seçmenin %28,51'i olabilmiştir. Oysa yukarıda belirtilen 3200 oy,
toplam seçmenin yaklaşık %40'ıdır.
-
Yine bilindiği gibi, 2004 baro seçiminde DSA grubunda, aday
seçiminden kaynaklanan endişe verici bir hoşnutsuzluk bulunmuyordu.
Buna rağmen DSAG toplam seçmenin ancak %28,51'inin, seçime
katılanların ise %45,34'ünün oyunu
alabilmiştir.
-
Yine bilindiği gibi, 2004 seçimlerinde BBG yaklaşık 640 kişiyle
başkan adayını belirlemiş ve fakat baro seçimlerinde yaklaşık 1700
oy toplamıştı. Oysa BBG 2006 yılında 1500'ün üzerinde oyla başkan
adayını belirlemiştir. Biz yukarıda 3200 rakamını hesaplarken BBG'ye
gidebilecek oyları hiç hesaplamadık.
DSAG içerisindeki hoşnutsuzluğun bir kırılmaya neden olup olamayacağını
iki ay içinde göreceğiz. Ancak bir kırılmaya neden olmasa da, DSAG
listesinin kazanma şansında azalma ya da en azından listede delinme
nedeni olma olasılığı var.
Eğer DSAG baro büyükleri de bizim gibi hesaplama yapıyorlar ve olası
olumsuzlukları dikkate alıyorlarsa, 2006 Baro seçimlerinde kazanan grup
olabilmeleri için gruplarındaki kırgınlıkların seçim sonuçlarına
etkisini azaltabilmenin yollarını bulmakla yetinmeyip, ittifak
arayışları içerisinde olmanın gerekli olduğunu da görüyorlardır. Çünkü
başka gruptan oy ödünç alma olasılıkları düşük olduğu gibi, önceki
seçimlere katılmayan %40 içerisinden kendi oy potansiyellerini
arttıracak oy sağlamaları da görünen
çalışmalarıyla pek olası değil gibi.
Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG)
Çağdaş Avukatlar Grubu halen seçim çalışmalarına hız vermiş değil. Bir
beklenti içerisinde. Sanıyoruz kimi yetkisizlerin
fikir öğrenme amaçlı yarım ağız sözlü teklifleri nedeniyle DSAG'dan bir
teklif gelebileceğini bekliyor ve olası bir ittifakın
gerçekleşmesini engellemiş görüntüsü vermek istemiyor.
Herkes bilir; DSAG yıllardır sağ kanada "Bize oy verin yoksa aşırı
solcular gelir" diyerek sağ kanattan oy toplamış, ÇAG oy tabanına "bize oy
verin, yoksa sağın gelmesinin nedeni olursunuz" diyerek ÇAG oylarını
kapmıştır. Tabii, kendine uygun ve yeterince yumuşak gördüklerine baro
organlarında koltuk vererek sağladığı oyları da belirtmek gerek. Yani, yarım ağız yetkisiz tekliflerin ya da doğru deyimle
DSAG'lı kimilerinin yoklamalarının temelinde, sağın baro yönetimine gelmesi olasılığı ve
bu olasılığın gerçekleşmesi halinde tarihsel sorumluluğun ÇAG'a ait
olacağı korkusunu ÇAG tabanında yaratmak vardır.
Gerçekten de, DSA grubundan ÇAG'a giden bir ittifak teklifi bilinebildiği
kadarıyla zaten yok. Şimdilik olması da pek mümkün değil. Çünkü DSA
grubu seçim takvimini belirledi. Başkan adayını da seçti. Geriye baro
organları adaylarını belirlemek kaldı. Baro organlarına adaylarını da
nasıl belirleyeceğini açıkladı. 7 yönetim kurulu adayını sandıkta
belirleyecek, kalan üçünü ise başkan adayı seçecek. Denetleme kurulu
adaylarıyla TBB delegelerinin tamamı sandıkta belirlenecek. Yani, bu
tarihten sonra ittifak niyeti olsa da, DSA grubunun sandıkta
belirlenmeyecek üç yönetim kurulu adayı dışında ittifak görüşmeleri
masasına koyabileceği fazla bir teklifi olamayacak. ÇAG buna razı mı?
Sanırız önümüzdeki süreçte belli olur.
Diğer yandan, ÇAG'ın geçmişinde DSAG ile seçim ittifakları var. Ancak
bunlar protokole bağlanmış yönetim ittifaklarından çok, "sekiz benden
gerisi
senden listeyi oluşturalım, seçimlere birlikte girelim, ancak ÇAG
adaylarına da ben onay vermezsem olmaz" teklifinin kabulüyle
gerçekleşmiş seçim ittifakları görünümünde. Öyle ki, yönetimdeki ÇAG yandaşları o
tarihte kendi gruplarından olan bir avukatın siyasi bir suçtan giydiği
hüküm nedeniyle meslekten ihracı kararının altına imzalarını atmışlar.
Bu avukat, aftan sonra mesleğine dönmüş ve hatta DSAG listesinden
girerek baro yönetim kurulunda dahi yer almıştır.
Bu koşullar altında, ilkeleri önceden belirlenmiş ve hatta yazılı metne
bağlanmış bir baro yönetimi ittifakı yerine, yukarıda belirtilen anlayışıyla yapılan bir
seçim ittifakının gerek ÇAG gerekse DSAG oy tabanında nasıl
karşılanacağını kestirebilmek güç.
Kestirebilmek güç diyoruz. Çünkü ÇAG açısından değerlendirirken,
altında "Bir Grup Çağdaş Avukat" yazan ve 13.10.2004 de
Ankara Adliyesinde dağıtılan "Ankara Barosu Avukatlarına Bir
Açıklama ve Çağrı" başlıklı bildiriyi hatırlıyoruz (metnini görmek için
buraya
tıklayınız). Bu bildiriyi çıkaran bir grup avukat 2006 seçimlerinde ne
yapacak dersiniz? Acaba DSAG 2006 başkan adayı seçimine içlerinden
katılanlar oldu mu? Olduysa kime oy verdi?
Kısaca DSAG-ÇAG yönetim ittifakı pek olası görünmüyor. Esasen seçim
ittifakı da pek olası değil. Çünkü ÇAG'ı tatmin edebilecek ölçüde
DSAG'ın verebileceği yok.
Peki ÇAG ne yapabilir? Hiç kuşkusuz ÇAG seçimlere tek başına girebilir
ve sanıyoruz, en sarsıcı kırılmayı yaşadığı 2000 seçimlerindeki oy
oranın üstünde oy alabilir.
GENEL DURUM
Buraya kadar aktardıklarımız sonucunda ortaya çıkan genel durum şöyle;
-
En az 4 yıldır çalışmalarını programlı bir biçimde sürdüren Baroda
Birlik Grubu, 2004 seçimlerinde sandığa gelmeyen %40'a ulaşabilir ve
bir bölümünü kendi grubuna oy atmak üzere sandığa getirebilir. Grup, kendi içerisinde seçim sonuçlarını aleyhine
etkileyebilecek bir kırgınlık yaşamadığından ve seçimleri kazanma
kararlığında her hangi bir zaaf gözlenmediğinden, Ankara Barosunun
2006 seçimlerinde halen seçimi kazanmaya en yakın görünmektedir.
Güçlü rakibi DSA grubu kendi içerisindeki
sorunları halen çözemediğinden ve seçimlere kadar sonuçları aleyhine
etkilemeyecek biçimde çözebileceği de kesin olmadığından, BBG'nin
2006 baro seçimlerini kazanma şansı artmaktadır.
-
DSA grubu, öncelikle kendi içerisindeki kırgınların seçim
sonuçlarını aleyhine etkilememesini sağlaması ve ÇAG ile bir ittifak
kurabilmesi halinde toplam seçmenin %40'ndan fazlasının oyunu
alabilir ve seçimlerin kazananı olma şansını yakalayabilir. Aksi
halde, sayın Vedat Ahsen Coşar yönetiminin avukatlara hizmeti çok takdir ediliyor
olsa da DSAG'a seçim zaferini
getirmeye yetmeyecek ve seçimin kaybedeni olabilecektir. Özetle, DSA grubunun 2006 baro seçimlerinde en
lehine koşullarda tek başına alabileceği 3000 civarında oy, seçimi
kazanması için yeterli olamayabilecektir.
Tabii, 2006 baro seçimlerinin kaybedilmesi, sayın Vedat Ahsen Coşar'ın DSA grubunun başkan adayı seçimini
kazanmış olmasını
Pyrrus Zaferi
haline getireceği gibi sayın Vedat Ahsen Coşar açısından belki daha da
fazlasına mal olabilecek, sayın Coşar DSA grubunun başkan adayı
sandığına değil ama 2006 Baro seçimi sandığına -kendi deyimiyle-
gömülmüş olacaktır. Ancak, bütün bunlar seçimi kaybedenin sayın Coşar
değil, DSA grubu olacağı gerçeğini değiştirmeyecektir. Çünkü 2004 seçiminde olduğu gibi
2006 seçiminde de, sayın Vedat Ahsen Coşar'ın DSA grubunda baro başkanı
aday adayı olması, başkan adayı seçim sandığına katılan
seçmen sayısını olasılıkla en üst noktasına ulaştırmıştır. DSA grubunun
sayın Vedat Ahsen Coşar başkan adaylığında baro seçimlerine girecek
olması ise, olumlu/olumsuz tüm koşullarda 2006 yılında seçimleri kazanma
şansını arttırmaktadır.
-
ÇAG bu dönemde halen başkan adayını açıklamamakla, DSA grubunun
teklifi halinde ittifakı düşünebileceği izlenimini vermektedir.
Böyle bir ittifakın gerçekleşebilmesi hiç kuşkusuz tek taraflı
özveriyle olamayacağı gibi, gerçekleşmemesi nedeniyle ÇAĞ'ın bir
kusuru da olamayacaktır. Çünkü bu güne kadar olan gelişmeler
değerlendirildiğinde DSAG'da bir ittifak isteği olmadığı
gözlenmektedir. Bu şartlar altında olasılıkla ÇAG, bu ayın sonuna
kadar ya da en geç Eylül ayının ilk haftalarında adaylarını
belirleyip seçimlere girecektir. Alabileceği en düşük oyun 2000
seçimlerinde aldığı oydan daha az olabileceğini düşünebilmek pek
olası değil. Çalışmalarını iyi planlayabildiği takdirde çok daha
fazla oyu toparlayabilmesi olası.
Biz bu yazıda, baro seçimlerine hazırlanan grupların içerisindeki kimi
güçlerin ve özellikle DSA grubu içerisinde çarpışanların
beklentilerinden ve beklentilerini gerçekleştirmek için tezgahlamaya
çalıştıkları oyunlarından ayrıntısıyla bahsetmedik. Birilerinin en akıllı ve bilgili
olduğunu kabul ederek tezgaha kendi oyununu koymaya çalıştığından ve
kendi oyununun belirleyici olacağına inancından, kısaca kibirlerinden
bahsetmeye ise, şimdilik hiç gerek görmedik. Süreç tamamlandığında, kimin ya da kimlerin oyununun,
sonucu belirlediğini ve oyun içinde oyunlar
karmaşasında asıl oyunun hangisi olduğunu anlayacağız. Ancak hatırlamakta ve
hatırlatmakta yarar var;
Sonuç her ne olursa olsun "oyun bitince şah da, piyon da aynı kutuya konur".
Ankara, 20.07.2006
inisiyatif.net
|