|
Ankara
Barosu 59. Genel Kurulu
ve
Seçimler
Ne
zaman, Nerede, Nasıl Yapılabilecek?
Ankara Barosu 59. Genel Kurulu, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 87. maddesi hükmü
gereği levhada yazılı avukatların yarıdan bir fazlasının katılımı
olamadığı için 7 Ekim 2006 Cumartesi günü toplanamadı. Levhada yazılı avukatların yarıdan bir
fazlası sanıyoruz dört binin üzerindedir. Bu çoğunluk gelse
toplanabilecek miydi? Kesinlikle Hayır! Çünkü toplantı salonu olarak
belirlenen Ihlamur sokak No:1 Kızılay Ankara adresindeki Ankara Barosu
Eğitim Merkezinin tamamının dört
bin avukatı aynı anda alabilmesi olası değildi. Kanunun 87. maddesini
hatırlayalım.
"Genel kurul, levhada yazılı avukatların
yarıdan bir fazlasının katılmasıyla toplanır.
(Değişik: 02.05.2001–4667/52 md.)
Birinci fıkrada yazılı çoğunluk sağlanamazsa, toplantı zorunlu bir neden
olmadıkça bir hafta sonraya bırakılır. Şu kadar ki; bu erteleme onbeş
günü aşamaz. Bu toplantıda, üye sayısı altmışa kadar (altmış dâhil) olan
barolarda en az üçte bir, dörtyüze kadar olanlarda (dörtyüz dâhil) beşte
bir ve dörtyüzden fazla olanlarda onda bir üye katılmadıkça toplantı ve
görüşme yapılamaz."
Bu durumda, Ankara Barosu 59. Genel Kurulu 14 Ekim 2006 Cumartesi günü
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi konferans salonunda toplanmaya
çalışacak. Toplanmaya çalışacak diyoruz. Çünkü salonun
yetersizliği nedeniyle genel kurul toplantısının gerçekleşebilmesi yine zor. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin
konferans salonunun koltuk sayısı en çok 400 civarında. Oysa genel
kurulun toplanması için levhada yazılı avukatların en az onda
birinin yani sekiz yüzden fazlasının salonda hazır olması gerekiyor.
Sığdırılabilir ya da sığabilirse sekiz yüzü aşkın avukatın konferans salonunda hazır bulunması halinde
genel kurulun nasıl geçeceğini tahmin edebiliyor musunuz?
Diyelim ki, onda bir çoğunluk geldi ve bir kısmı ayakta olarak salona
sığdı ya da sığdırıldı. Toplantı süresince bu çoğunluğun salonda hazır
olması gerekecek. Aksi halde görüşmeler yapılamayacak. Çünkü Avukatlık
Kanununun yukarıda belirttiğimiz 87. maddesi böyle emrediyor.
Daha fazla avukatın gelmeyeceğini ve sayının levhada yazılı
avukatların onda biri ile sınırlı kalacağını kim söyleyebilir? Kuşkusuz
daha çok avukat gelecek, Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 35. maddesinde
belirtilen "Yoklama Cetveli"ne imzasını atacak ve Avukatlık Kanunun 86.
maddesinde belirtilen yükümlülüğünü yerine getirecektir. Kanunun 86.
maddesini hatırlayalım.
"Toplantıya katılma yükümü:
Madde 86 - (4667 sayılı yasa ile
değişik) Baro levhasında yazılı avukat; gerek olağan, gerek olağanüstü
genel kurul toplantılarına katılmak ve oy kullanmakla yükümlüdür. Bu
toplantılara haklı bir neden olmaksızın gelmeyenlere veya oy
kullanmayanlara ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o baroya kayıtlı
avukatların yıllık keseneğinin üçte biri miktarında para cezası verilir.
Bu para cezaları ilgili baro başkanlığınca tahsil edilir ve baro
bütçesine gelir kaydedilir."
Diyelim ki, gündemin 5. maddesine (Baro yönetim kurulunun aklamaya
sunulması) gelindiğinde yoklama cetvelinde 2000 imza görünüyor. Yani
genel kurulda 2000 avukat var. Peki toplantı salonu bu kadar avukatı
alabilecek mi? Dışarıda kalan baro üyeleri oy hakkını kullanmaktan
mahrum edilmiş olmayacak mı? Toplantı salonunun 2000 avukatı alamayacağı
kesin.
"Kime, Hangi Listeye, Neden" başlıklı 07.10.2004 tarihli yazımızda, 58.
Genel Kurulun toplanmasından önce A.Ü.H.F. konferans salonunun
yetersizliğine işaret etmiştik (görmek için
burayı tıklayınız). Anlaşılıyor ki, biz yazıyor ve uyarıyoruz, ama Demokratik Sol
Avukatlar Grubu listesinden seçilen yöneticiler pek okumuyor ya da
uyarımıza kulak asmıyor.
Avukatlık mevzuatını da okumuyorlar mı? Ya da bir kaç matematik işlemini yapmayı mı bilmiyorlar? Bizce her ikisi de değil.
Olasılıkla başka hesapları var. Bekleyip göreceğiz.
Yukarıda belirttiğimiz olasılıklar gerçekleşirse, genel kurul
toplantısında görüşmelerin yapılabilmesi ve karar alınabilmesi olası
görünmüyor. Ya da görüşmeler yapılabilir yapılmasına da, usulsüzlük
nedeniyle birileri genel kurulun iptalini isteyebilir. Kuşkusuz, Ankara
Barosu tarihinde hoş bir sayfa olmayacaktır.
Böyle bir sonucun ortaya çıkmaması için ne yapılabilir? Avukatlık
Kanunu Yönetmeliğinin 41. maddesini hatırlayalım.
"Toplantı, aşağıda yazılı
durumlarda ertelenebilir.
a) Toplantıya devam
edilemeyecek kadar düzenin bozulması,
b) Toplantıya katılan
avukatların, üye sayısı altmışa kadar (altmış dahil) olan barolarda en
az 1/3 ünün, dörtyüze kadar (dörtyüz dahil) olan barolarda 1/5 inin,
dörtyüzden çok olanlarda 1/10 unun toplantı salonunda bulunmadığı
yoklama sonucu anlaşılması.
Başkanlık divanı bu maddenin
(a) bendindeki durumun tespiti halinde, toplantıya en fazla iki saat ara
verir; bu maddenin (b) bendindeki durumun saptanması halinde ise
başkanlık divanı toplantıyı onbeş günü geçmemek üzere başka bir güne
erteler. Ertelenen toplantı önceki toplantının devamı niteliğindedir.
Önceki toplantıda görevli bulunanlar bu toplantıda da görevlidirler."
Bizce Avukatlık Kanunu
Yönetmeliğinin 41. maddesi hükmünü yorumlayıp uygulayarak toplantıyı 15
gün ertelemek ve herkesi alabilecek bir salonda toplantının yapılmasını sağlamak
olasıdır. Kuşkusuz, seçimler de ertelenmiş olacaktır. Bayram
sonrasına rastlayacağı için daha da iyi olabilir.
Diğer yandan, kimlerin oy verebileceği ile oy kullanmanın ne zaman
sonuçlandırılabileceğini tespit için Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin "Oy vermenin Bitimi ve
Sayımı" maddesinin metnini hatırlayalım.
"Oy Vermenin Bitimi ve Sayımı
Madde 56 —
Genel kurula katılan avukatların tümünün
oyunu kullanması ya da oy verme süresinin dolmasından sonra oy verme
işlemi sona erer. Durum bir tutanakla tespit edilir ve açık sayım
yapılır.
a) Sandıktan çıkan oy zarfları
sayılır.
b) Zarf sayısının verilen oy
sayısından fazla olması halinde, fazla olan miktarda zarf rastgele
alınarak açılmadan yok edilir.
c) Zarflar teker teker açılır ve oy
pusulası çıkan zarflar ayrı ayrı olmak üzere sıralanır. Birden fazla oy
pusulası çıkan zarflar sayıma katılmaz.
d) Üye tam sayısının yarısından en az
bir fazla ad yazılı bulunmayan oy pusulası geçersizdir.
e) Seçilecek üye sayısından daha fazla
ad yazılı bulunan oy pusulasında, sondan başlanarak fazla adlar hesaba
katılmaz.
f) Oyların sayımı yapılır ve sonuç en
çok oy alandan en az oy alana doğru sıralanarak bir tutanakla tespit ve
ilan olunur.
Adayların aldıkları oylarda eşitlik
olması halinde, meslek kıdemi fazla olan, kıdemlerin eşitliği halinde
ise adayların en yaşlısı ön sırada yer alır.
Seçim sonuçlarını belirtir tutanağın
bir örneği Türkiye Barolar Birliğine gönderilir."
Madde "Genel
kurula katılan avukatların tümünün oyunu kullanması ya da oy verme
süresinin dolmasından sonra oy verme işlemi sona erer"
dediği ve genel kurula katılan avukatların tümünün oy vermesi halinde
oylama işlemi bitirileceği için, genel kurul toplantılarına katılmayan
avukatların toplantı bittikten sonra sadece oy kullanmak için gelip oy
vermelerinin mevzuata uygun olmayacağını düşünmek olası.
Böyle düşünülmese bile, toplantıya katılmayanlardan da para cezasının
tahsil edilmesi gerekir.
2004 seçimlerinden sonra yeni yönetim seçime katılmayanlardan para
cezalarını tahsil etmişti. Sanıyoruz para cezası sadece seçime
katılmayanlardan tahsil edilmişti. Oysa kanunun 86. maddesi hükmü gereği
para cezasının sadece oy kullanmayanlardan değil, seçimde oy kullanan ve
fakat toplantıya
katılmayanlardan da
tahsil edilmesi gerekiyor.
Dikkatinizi çekti mi? Oyların eşit çıkması halinde meslek kıdemi az olan
ya da genç avukatın durumu hiç iyi değil. Üye sayısı 100'den fazla olan
barolarda aday olabilmek için zaten 5 ya da 10 yıl beklemiş. Seçimlerde
oylar eşit çıktığı takdirde kendinden kıdemli ya da aynı kıdemde
olmasına rağmen yaşça büyük meslektaşı karşısında seçilebilmek için bir
kur'a şansı bile yok. Bilindiği gibi bu yönetmelik, Ankara Barosu
delegeleri arasından seçilmiş olanların tamamı Demokratik Sol Avukatlar
Grubu listesinden olan TBB yönetimi tarafından hazırlandı. Gel de,
Demokratik Sol Avukatlar Grubunun, genç avukatların arkasında ve
destekçisi olduğuna inan.
Bu olumsuzlukların yanı sıra, 14 Ekim tarihinde yapılacak toplantıda
birilerinin çıkıp "Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 34.
maddesine göre Yönetim
kurulu toplantı tutanaklarıyla çalışma raporunun, kesin hesap ve denetçi
raporunun ve bütçenin, yeterli sayıda örnekleri, olağan toplantı
çağrısının yapılmasıyla birlikte, baroda incelemememize
sunulmadığı için inceleyip görüş bildirebilmemiz ya da yönetimi ibra
etmemiz mümkün değil" demesi bir olasılık. Tabii, ortalık karışır.
Yönetim kendini nasıl savunur bilemiyoruz.
59. Genel Kurula giderken görebildiğimiz bütün bu olumsuzlukların yanı
sıra genel kurulun, kanunda belirtilen görevlerini yerine getirebileceği
bir gündeminin olmaması da (ki yıllardır olamıyor) üzücü. Ama bu
olumsuzluk, uygun bir gündemi olan olağanüstü genel kurul yapılmasına
karar verilerek aşılabilir ve Ankara Barosu Genel Kurulu yıllar sonra
tüm görevlerini yerine getirebileceği ve mesleğe ait tüm istekleri
görüşüp karara bağlayabileceği bir toplantı yapabilir.
Yukarıda belirttiğimiz tüm olumsuzlukların nedeni, 8000 üzerinde üyesi
olan Ankara Barosunun 59. Genel Kurulu toplantısı için uygun bir yer
belirlenmemesidir. Bu hata, Ankara
Barosu yönetimini elinde bulunduran Demokratik Sol Avukatlar Grubu
listesinin seçimlerdeki başarı şansını ne denli etkileyebilecektir? Ya
da acaba kaç avukat "Bir genel kurulu doğru dürüst organize
edemiyorsunuz? Bu nasıl yönetim anlayışı?"
deyip DSAG listesine oy vermekten vazgeçecek ve diğer listelere oy
verebilecektir? Bilemiyoruz. Kaldı ki, 14 Ekim 2006 tarihinde
toplantının yapılıp sonuçlandırılabileceği dahi henüz belli değil.
Çok değil! Bir kaç gün sabretmek hatanın sonuçlarının en azından bir
kısmını görebilmek için yeterli olacak.
Gelişmeler, ister istemez İzmir Barosunda yaşananları akla getiriyor.
İzmir Barosunda yaşananlarla ilgili bilgiyi aşağıda üzerine
tıkladığınızda görüntüleyebileceğiniz yazılarda bulabilirsiniz. Umarız
Ankara Barosunun 59. Genel Kurulunda ve sonrasında İzmir Barosunda yaşananların
benzerleri yaşanmaz...
Ankara, 08.10.2006
inisiyatif.net
|