Daha önce kendimce incelediğim, Hukuk
Muhakemeleri Kanun Tasarısı ile HMUK
arasındaki karşılaştırmaları sizlerle
paylaştığımı hatırlayacaksınız. Bu kez gene
aynı şekilde taraf dilekçesi olarak
tanımlayabileceğimiz, dava, cevap, replik ve
duplik dilekçelerine ilişkin hükümleri gerek
HMUK gerekse HMKT da karşılaştırmalı olarak
inceledim ve değerlendirdim. Eleştiri ve
katkılarınızı paylaşmasanız bile, her
zamanki gibi, yaptığım bu çalışmayı sizlerle
paylaşmakta yarar gördüğüm için sitemiz
aracılığı ile yayınlamaktayım.
Tasarı, yasada yer alan dilekçe sayısını
değiştirmemiştir. Tasarıya göre de
tarafların davanın başlangıcında
verebileceği dilekçeler yasada olduğu gibi,
dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba
cevap ve davalının ikinci cevabı olmak üzere
dört dilekçeden oluşmaktadır.
Tasarıda da belirtildiği gibi, hâkimin bir
uyuşmazlığa bakabilmesi HMUK 72
maddesinde hükme bağlandığı gibi, kendisine
bir başvurunun yapılması gerekmektedir.
Gerek HMUK gerekse HMKT ya göre taraf
dilekçelerinin ilki dava dilekçesidir. İşte
yasaya ve tasarıya göre hâkimin davaya
bakması için gerekli olan ilk başvuru bu
dilekçe ile yapılır. HMUK 178 maddesine
göre, davanın açılmış sayılabilmesi için, bu
dilekçenin yani dava dilekçesinin
düzenlenmesi ve mahkeme kalemine kaydının
yaptırılmış olması şarttır. Tasarı da aynı
hususu HMKT nın 123 maddesinde
düzenlemiştir. Tasarı da davanın açılmış
sayılabilmesi için kaydın yapılmış olmasını
ilke olarak benimsemiştir. Ancak tasarıda,
günün koşulları dikkate alınarak, özellikle
elektronik ortamdaki gelişmelerden
yararlanabilmek açısından kaydın nasıl
yapılacağı konusunun yönetmelikle
düzenleneceği belirtilmiştir. (Kanımca, bu
yönetmelik hazırlanırken 06.02.1984 gün
1983/7 E ve 1984/3 K sayılı YİBKK’ında yer
alan ilkeler dikkate alınarak, harca tabii
dava ile harca tabi olmayan dava açısından
kaydın önemi ve tarafın dilekçesini
süresinde kaleme geri vermemesinin sonuçları
özellikle UYAP’ın işlemediği yerlerdeki
mahkemeler açısından dikkate alınmalıdır.)
HMUK ile HMKT yı daha sağlıklı bir şekilde
karşılaştırabilmek için, her ikisinde
dilekçenin içeriğini düzenleyen maddeleri
değerlendirmekte yarar bulunmaktadır.
Bu amaçla, HUMK md. 179.’a baktığımızda dava
dilekçesinde 7 hususun bulunmasının hüküm
altına alındığını görmekteyiz.
Bunlar;
-
tarafların ve varsa kanuni
temsilcilerinin veya vekillerinin ad ve
soyadlarıyla adresleri
-
açık bir şekilde dava konusu
-
davacının iddiasının dayanağı olan bütün
vakıaların sıra numarası altında açık
özetleri ve delillerinin nelerden ibaret
olduğu
-
hukuki sebeplerin özeti
-
açık bir şekilde iddia ve savunma
-
karşı tarafın hangi sürede cevap
verebileceği
-
davacının veya varsa kanuni temsilci
veya vekilin imzası’dır.
HMKT md. 124’e baktığımızda ise dava
dilekçesinde yer alması gerekli hususların
10’ a çıkartıldığını görmekteyiz. Diğer bir
anlatımla, HMKT yer alan hükümler,
uygulanmakta olan HMUK’a göre
zenginleştirilmiştir. Zenginleştirmenin
hangi yeni koşullarla sağlandığını
saptayabilmek için, HMKT ve HUMK arasındaki
farklılıklara baktığımızda HMKT’nin, HUMK’da
yer alan hususlar dışında,aşağıdaki
hususların da dava dilekçesinde yer almasını
hükme bağladığını görmekteyiz.
Bunlar;
-
mahkemenin adı,
-
davacının TC no'su,
-
davanın değeri
-
talep’dir.
HMKT’nın getirmiş olduğu bu yeni unsurlar,
özünde yeni olmayıp HMUK uygulamasında da,
dava dilekçesinde varlığını aradığımız
koşullardır. Davacının TC nosu, UYAP
uygulaması ile karşımıza çıkan bir husustur.
Bu nedenle, UYAP’ın uygulanmadığı yerlerde
bu kurala uyulup uyulmadığını ve uygulamanın
yasal bir dayanağı olup olmadığını
bilememekle beraber, önemli bir değişiklik
olmadığı, Maliye Bakanlığı’nın düzenleyici
kurallar aracılığı ile uygulamayı başlattığı
kanısında olduğumu söyleyebilirim.
Yenilik olarak sunulan diğer üç unsura
gelince bunların yenilik olmadığını HMUK
uygulaması içinde de bu unsurların
arandığını belirtmekte yarar bulunmaktadır.
Yenilik olarak sunulan unsurlardan biri olan
“mahkemenin adı” dilekçenin doğal yapısı
gereği bulunması gereken bir husustur. HMUK
uygulamasında da “vazife” ve “salahiyet”
hükümlerinin olduğu, bu hükümlere aykırı
olarak yapılan başvurular için, itiraz
haklarının kullanılabildiğini
hatırladığımızda bu unsurun yeni bir unsur
olmadığını söylemek gerekir.
Davanın değeri, yerleşmiş deyimi ile
müddeabih, eski uygulamada da aranılan
unsurlardandır. Çünkü davanın açılması için
zorunlu unsur olan dava harcı bu beyana göre
tahsil edilmektedir.
Talep için de aynı şeyleri söylemek
gerekecektir. Çünkü taleple bağlılık ilkesi
de, usul hukukunun temel ilkelerinden
biridir.
HMKT 124 maddesi cevap verme süresini, unsur
olarak saymamış buna karşılık bu konu ile
ilgili düzenlemeyi 132 madde de
gerçekleştirmiştir. HMKT nın 132 maddesine
göre cevap verme süresi 15 gün ve ek süre
ise mahkeme kabul ederse en çok bir aydır.
Tasarıyı hazırlayanlara göre HMUK 179 ve
HMKT 124 arasında fark oluşturan unsurlardan
bir tanesinin HMKT 124/f. de yer alan “iddia
edilen her bir vakıanın hangi delillerle
ispat edileceği” unsuru olduğu beyan
edilmektedir. Üstelik HMKT md.198
gerekçesinde “somutlaştırma yükü ve
delillerin gösterilmesi ilkesi” ile ilgili
açıklama yapılırken “...uygulamada genel
geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan
davaların açılıp yürütülmesinin önüne
geçmek...” amacı ile bu hükmün tasarıda yer
aldığı belirtilmektedir.
HMUK 179/3 maddesine baktığımızda,”davacının
iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların
sıra numarası altında açık özetleri ve
delillerinin nelerden ibaret olduğu”
hükmünün yer aldığını görmekteyiz. Bu cümle
ile HMKT 124/e de yer alan Davacının
iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların
sıra numarası altında açık özetleri” ve HMKT
124/f de yer alan “iddia edilen her bir
vakıanın hangi delillerle ispat edileceği”
cümlelerini karşılaştırdığımda ben kendi
adıma her hangi bir farklılık görmemekteyim.
Gerek ya da gerekse taslakta yer alan bu
hükümler özünde,
-
Davacı iddiasını ispatla yükümlüdür.
-
Davacı somutlaştırma yükü ile
yükümlüdür.
-
Davacı ıslah hariç iddiasını
değiştiremez, ilkelerini sağlamaya
yönelik hükümlerdir.
Yukarıda da belirttiğim gibi ben bir fark
bulamadım. Ancak, HMKT 198 maddenin
gerekçesinde yer alan eleştiriden utanç
duydum. Çünkü yasa taslağını hazırlayan
görevliler, bu açıklamaları ile bir mesleğin
tamamını özensizlikle itham etmektedirler.
Bu büyük oranda doğru fakat kabul edilir bir
eleştiri değildir.
Davada hukuki yorumun hâkime ait olması
kuralını da dikkate aldığımızda, dava
hazırlığında davacı olarak bizi ilgilendiren
en önemli konunun olaylar ve kanıtları
bölümü olduğunu belirtmekte yarar
bulunmaktadır. Çünkü hukuki yorumda bir
hata, yorumun hâkimin görevine girmesi ve
iddianın genişletilmesi yasağı ile ilgisi
bulunmaması nedeni ile giderilmesi mümkün
hatadır.
Aynı şekilde mahkemenin yetki ve görevinde
hata yapmak, taraf da hata yapmak
zamanaşımı, hak düşürücü süre gibi
nedenlerin doğması hariç genelde bedeli
ödenmek koşulu ile giderilmesi mümkün
hatalardır. Olayların bildirilmesinde hata
ıslah hariç düzelemeyecek bir hatadır.
Üstelik olayların bildirilmesinde, olaylar
ile yararlanılmak istenilen hukuki kurum
arasında gereken bağ kurulmamış ise ve
hukuki kurumun yapısı gereği bildirilmesi
gereken olaylar bildirilmemiş ise ya da
bildirilen olaylar soyut anlatımdan
kurtarılarak somut hale getirilmemiş ise
yani delillerle beslenmemiş ise dava
dilekçesi diye sunduğumuz belge mektup
olarak değerlendirilecektir.
HMUK 180 maddesine baktığımızda;
-
Dava dilekçesinin davalı sayısından bir
fazla düzenlenmiş olmasının
-
Dava dilekçesinin ekinde dava
dilekçesinde belirtilen belgelerden
davacı elinde bulunanların bir örneğinin
eklenmesinin
-
Dava dilekçesinde yer alan fakat davacı
elinde bulunmayan belgelerin nerelerden
getirileceğinin açıklanması ve buna
ilişkin posta giderinin verilmiş
olmasının emredildiği görülecektir.
HMUK 180/1 maddesini destekleyen bir hüküm
Avukatlık Kanununun 2 maddesinde yer
almaktadır. Bu maddeye göre, avukat davası
ile ilgili olarak, toplanması gereken
delilleri toplamak amacıyla yazılması
gereken yazıları, duruşma günü
beklenmeksizin yazılmasını talep edebilir.
Meslek kurallarımıza göre ise eğer davada
karşı tarafımızda da bir avukat görevli ise,
mahkemeye sunulan her bir belgenin basit
yargılama, sözlü yargılama usullerinin
uygulanması halinde bile bir örneğinin karşı
tarafta görev yapan avukata verilmesi
şarttır.
HMUK 180/2 maddesinin anlamı bence çok
önemlidir. Burada, birinci celsede verilmesi
gereken 10 günlük süre, delilleri belirtmek
için değil, elde olup verilmeyen ya da
getirilmesi gerekirken getirilmeyen
delillerin getirilmesi için verilen süredir.
Hâlbuki uygulamada bu süre delilleri
bildirmek için verilen bir süre olarak
kullanılmaktadır. Üstelik yasanın belirttiği
10 gün yerine yargıcın takdir ettiği süre
geçerli olmaktadır. Böylece, gerek
avukatların gerekse yargıçların yanlış
davranışları davaların uzamasının
nedenlerinden birini ve yasa koyucunun
iradesinin gasp edilmesinin nedenini
oluşturmaktadır.
HMKT incelendiğinde bu konuların HMKT’nın
125 ve 126 maddelerinde hükme bağlandığını
görmekteyiz. HMKT 126 madde davacının
delillerini dava dilekçesi ekinde vermesini
ve getirilmesi gereken belgelerin ise HMKT
125 maddesi doğrultusunda verilen masraf
avansından karşılanarak getirilmesinin
sağlanmasını emretmektedir.
Diğer bir anlatımla, eski ve yeni hükümler
arasında peşin yatırılan avans yöntemi hariç
bir fark bulunmamaktadır.
HMKT 124/2 maddesi yeni bir hüküm olarak
karşımıza çıkmaktadır. Bu maddeye göre
dilekçenin bazı unsurlarında ki noksanlığın
giderilmesi için 7 günlük kesin süre
verileceği bu sürede eksiklikler giderilmez
ise davanın açılmamış sayılacağına karar
verileceği hükme bağlanmıştır.
CEVAP DİLEKÇESİ
Cevap dilekçesi düzenlemek davalının davada
yapmakla yükümlü olduğu ilk görev ve haktır.
HMUK 195 maddesine göre, davalı dava
dilekçesine karşı cevaplarını, eğer hâkim
bir süre emretmemiş ise 10 günlük süre
içinde vermek zorundadır. Aynı maddede
belirtilen kamu kurumları için süre 30
gündür.
Eğer davalı bu sürenin yeterli olamayacağı
kanısında ise, cevap süresi içinde mahkemeye
başvurarak kendisine HMUK 197 hükmü gereği
süre uzatılması verilmesi talep eder.
Eğer HMUK 195 ve 197 nin tanıdığı sürelerden
yararlanılmamış ise, davalıya ait mazeret
bildirilerek (vekilin mazereti dikkate
alınmaz) ilk duruşma gününde talep edilmek
üzere mahkemeden 3 günlük süre talep edilir.
Uygulamada süre uzatımı talebinin cevap
süresi içinde yapılması koşulu aranmaktadır.
Gene uygulamada süre uzatımı için başvurulsa
ve kabul edilse bile ilk itirazların cevap
süresi içinde yapılması koşulu aranmaktadır.
HMKT nın 132 maddesi bu konuyu düzenlemiş,
cevap süresini 15 gün olarak belirlemiş,
süre uzatımını kabul etmiş, cevap süresi
içinde başvurulduğu takdirde, bir ayı
geçmemek üzere, süre uzatımı
verilebileceğini hüküm altına almıştır.
Ancak HMUK 198 de düzenlenen davalı tarafın
mazeretinden kaynaklanan hallerde verilen 3
günlük ek süreyi düzenlememiştir.
HMUK 200 maddesi cevap dilekçesinin
içeriğini hüküm altına almıştır. Ancak hüküm
altına alırken dava dilekçesini düzenleyen
179 maddeye atıfta bulunmuştur. HMUK 200
maddesine göre cevap dilekçesinde öncelikle
HMUK 179 maddenin 1 ve 2 bentlerinde yer
alan hususların bulunması gerekmektedir.
Bunlar söz konusu maddede;
-
Tarafların ve varsa kanuni temsilci veya
vekilleri ad ve soyadları ile adresleri
ile,
-
dava konusu, olarak sayılmıştır.
HMUK 200 maddeye göre yukarıda sayılan ve
HMUK 179/1ve2 bentlerde yer alan hususlara
ek olarak
-
Dava dilekçesinde bunu takiben davacı
tarafından bildirilmiş olan vakıaların
her biri hakkında verilecek cevaplar
-
Açıkça savunma
-
Davalının veya kanuni temsilcisinin veya
vekilinin imzası da cevap dilekçesinde
bulunması gerekmektedir.
HMUK 201 madde cevap dilekçesi için bir
başka içerik belirlemektedir. Bu maddeye
göre eğer davalı davayı inkâr ile
yetinmeyecek ise,
Dikkat edilirse, birinci halde, davalı
davacının bildirdiği vakıaları inkâr etmekte
bunların olmadığını beyan etmektedir. İkinci
halde ise, bu olayların olmamasının yanı
sıra davacı tarafından bildirilmeyen
olayların varlığını da belirtmektedir.
HMUK 200/son maddesi cevap dilekçesi
sunulurken aynen dava dilekçesinde olduğu
gibi delillerin eklenmesi ilkesini yani HMUK
180 maddenin burada da uygulanmasını
emretmektedir.
Cevap dilekçesinin verilmesi aşamasından
sonra davalı açısından savunmanın
genişletilmesi yasağı başlamaktadır.
HMKT 134 maddesi cevap dilekçesinin
içeriğini hüküm altına almıştır.
HMKT 135 maddesi cevap dilekçesinde eksiklik
bulunması halinde yapılması gereken
hususları düzenlemiştir.
HMUK da ayrı bölümlerde incelenmiş olan ilk
itirazlar ve karşılık dava HMKT nın cevap
dilekçesi ile ilgili bölümünde incelenmiş ve
aynı ilke benimsenerek ilk itirazların ve
karşılık davanın cevap süresi içinde cevap
dilekçesi ile bildirilmiş olması gerektiğini
HMKT 136 ve 137 ile devamı maddelerinde
hükme bağlamıştır.
CEVABA CEVAP
HMUK 209 maddesinde hükme bağlanmıştır.
Maddeye göre;
“Davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü
olaylara karşı davacı, gerekli durumda 207
maddenin birinci ve ikinci fıkralarına uygun
hareketle on gün içerisinde inkâr veya
kabulü içeren açıklama yapmak zorundadır.
Aynı süre içinde defi ileri sürebilir.....”
DAVALININ İKİNCİ CEVABI
Davalı davacının tebliğ ettirdiği cevap
dilekçesine 10 gün içinde cevap verebilir.
HMKT bu iki dilekçeyi HMKT 141 de hükme
bağlamıştır. Kanımca en önemli farklar
HMUK 211 göre ikinci dilekçelerde belirtilen
defiler için 179,180 ve 197 madde hükümleri
uygulanır.