|
Avukatlık Sınavı Kalktı Kalkmasına,
Ya
Getirilme Gerekçeleri...
4667 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 2001 yılı sonrası, sınav
tarihi yaklaştıkça gündeme gelen avukatlık sınavı
5558 sayılı kanunun
14.12.2006 gün ve 26376 sayılı Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe
girmesiyle kalktı. Aynı isim ve içerikle bir kez dana belki hiç gündeme
gelmeyebilir. Ancak, kaldırılan düzenleme yapılırken ileri sürülen
gerekçeler ve
inanışlar ile avukatlık sınavının kaldırılmasına karşı görüşlerin ileri
sürdüğü gerekçeler, mesleğe kabul için bu günkünden farklı koşulların
getirilmesi yolunda önerileri bir süre sonra olasılıkla gündeme
getirecektir.
1923'den bu yana mesleğin mevzuatına baktığımızda değişik dönemlerde
mesleğe kabul için sınavın olduğunu görürüz (bkz.
Avukatlık Sınavı Erteleniyor mu?
Yoksa Kalkmalı mı?). 2001 yılında getirilen
sınavın amacı tam olarak anlaşılamamış ya da kabul edilememiş olduğundan
ve sınavın kaldırılmasına
kadar olan süreçte önceki sınavların kaldırılmasına göre farklı
gelişmeler ve tartışmalar yer aldığından, 2001 yılından bu güne kadar ki
gelişmelerin mevzuata yansımasını tarih sırası içerisinde listeliyoruz.
-
02.05.2001 tarihinde kabul edilen
4667 sayılı yasa ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu değiştirildi
ve sınavla ilgili düzenlemeler geldi. (Gerekçeli tasarı metni için
burayı; birlikte görüşülen kanun tasarısı metni için
burayı; birlikte görüşülen diğer kanun tasarısı metni için
burayı; Komisyon raporu için
burayı; TBMM tutanakları için
burayı tıklayınız.
-
30.11.2001 tarihli Resmi Gazetede
TBB Avukatlık Sınav Yönetmeliği yayınlandı.
-
19.12.2001 tarihli Resmi Gazetede
TBB Avukatlık Staj Yönetmeliği yayınlandı. Ancak bu yönetmelikte
avukatlık sınavının adı bile geçmiyor.
-
19.06.2002 tarihli Resmi Gazetede
TBB Avukatlık Kanunu Yönetmeliği yayınlandı. Bu yönetmelikte
avukatlık sınavının adı geçiyor. Hepsi o kadar.
-
25.06.2002 tarihinde kabul edilen
4675 sayılı yasa ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa 20. geçici
madde eklendi ve 20.05.2001 tarihinden önce hukuk fakültesinde
öğrenci olanlar sınavdan muaf tutuldu. Böylece avukatlık sınavının
uygulaması yaklaşık 4 sene ertelenmiş oldu.
-
30.10.2005 tarihli Resmi Gazetede
TBB Avukatlık Staj Yönetmeliğinde Değişiklik yayınlandı (md.22/3
değiştirildi) . Ancak değişiklik, avukatlık sınavı ile ilgi
kurulmasını sağlamıyor.
-
01.03.2006 tarihli Resmi Gazetede
TBB Avukatlık Staj Yönetmeliğinde Değişiklik yayınlandı (Bu defa
md.22/3 kaldırıldı).
-
05.05.2006 tarihli Resmi Gazetede
TBB Avukatlık Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik yayınlandı. Bu
değişiklikle, sınav tarihine kadar staj bitirme belgesini alabilecek
durumda olanlara da sınava girme hakkı tanındı.
-
05.10.2006 tarihinde CHP milletvekili sayın Yılmaz Kaya avukatlık
sınavı ile ilgili maddelerin değiştirilmesi için
kanun teklifi
verdi. Teklifte hukuk fakültesinde öğrenci olanların sınavdan muaf
tutulması ve sınavın stajdan önce yapılması öngörülüyordu. Teklifin
kabulü halinde, kabul tarihinde hukuk fakültesinde öğrenci olanlar
sınavdan muaf olacakları için avukatlık sınavı yine yaklaşık 4 sene
ertelenmiş olacaktı.
-
06.11.2006 tarihinde AKP milletvekili Sayın Ahmet Işık avukatlık
sınavı ile ilgili maddelerin değiştirilmesi için
kanun teklifi
verdi. Teklif sayın Yılmaz Kaya'nın teklifi ile aynı öze sahipti.
-
16.11.2006 tarihinde TBMM Adalet Komisyonu her iki teklifin dışında
bir metin kabul etti. Kabul edilen
metin avukatlık sınavının kaldırılması teklifini içeriyordu.
-
23.11.2006 ve 28.11.2006 tarihinde kanun teklifleri TBMM genel
kurulunda görüşüldü ve komisyon teklifi kabul edildi. (bkz.
TBMM tutanakları)
-
28.11.2006 tarihinde
5558 sayılı kanunla 1136 sayılı Avukatlık Kanununda değişiklik
yapılarak avukatlık sınavının kaldırılması kabul edildi ve 29.11.2006 tarihinde
Cumhurbaşkanlığına gönderildi. Bu değişiklikle avukatlık
sınavının kaldırılmasına karar verilmiş oldu.
-
14.12.2006 gün ve 26376 sayılı Resmi Gazetede
5558 sayılı kanun yayınlandı ve avukatlık sınavı kalktı.
TBMM genel kurulunun 23 ve 28 Kasım tutanaklarından, yasa değişikliği
üzerinde hararetli tartışmaların olduğunu anlıyoruz. Tutanaklardan
anlaşıldığı kadarıyla iki ayrı görüş var;
-
Bir görüş "avukatlık sınavının mesleğin kalitesini arttırmaya bir katkısının
olmayıp adaletsizliğin nedeni de olacağından tümüyle kaldırılmasını, mesleğin kalitesinin arttırılabilmesi için farklı
uygulamaların yapılmasını gerektiğini" savunuyor (AKP
milletvekilleri).
-
Diğer görüş "avukatlık sınavının mesleğin kalitesini arttıracağı ya da
en azından, arttırılmasının ilk adımı olduğu"nu savunuyor (CHP'
milletvekilleri).
Ana fikirler bu ama, CHP grubu adına konuşan sayın Mehmet Nuri Saygun'un
"Eğer, Türkiye Barolar Birliğiyle bu konuda bir görüşme yapılsaydı,
bugün, Meclis Genel Kuruluna böyle bir düzenleme gelemezdi. Çünkü, gerek
alt komisyonda gerek Adalet Komisyonunda gerekse her fırsatta, Türkiye
Barolar Birliği, bu işe sıcak bakmadığını, sınavın ortadan
kaldırılmasının sağlıklı ve doğru bir yaklaşım olmayacağını, her
platformda ifade ettiler", "Türkiye Barolar Birliği staj eğitim
merkezleri açmış. Türkiye'de 22 yerde, 22 baroda staj eğitim merkezi
var" ve "Beyler, Türkiye Barolar Birliğinin görüş ve
düşüncelerini almadınız" sözlerinden sonra, tartışma büyük
ölçüde "TBB'nin üzerine düşeni yapmadığından bu günkü noktaya gelindi"
iddiasının ileri sürülmesinin nedeni olmuş ve bu iddia AKP milletvekili sayın
Recep Özel'in "2001 yılında getirilen sınav neticesinde, bu beş
yıllık süre içerisinde, maalesef, Barolar Birliği sınavın hiçbir
altyapısını yerine getirmemiş, sadece 13 baromuzda staj eğitim
merkezleri kurulmuş, ücra köşelerdeki illerimizin barolarında hiçbir
staj eğitim merkezi kurulmamış. Şimdi, biz, onlarla Ankara'da,
İstanbul'da, İzmir'de, staj eğitim merkezi kurulmuş olan bölgelerdeki
gençlerimizi aynı sınava tabi tutacağız. En azından Barolar Birliği şu
andaki bu itirazını yapmadan önce, keşke 2001 yılında çıkmış Yasa'dan,
bugüne kadarki kendi vazifesini yerine getirseydi, bu sınavın
altyapısını gerçekleştirseydi..." sözleriyle somutlaşmıştır.
Avukatlık sınavı hangi gerekçelerle
getirilmişti?
4667 sayılı yasanın arka planındaki üç teklifin ve komisyon raporunun
metninde avukatlık sınavının ne için gerekli görüldüğü konusunda yeterli
bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle 01.05.2001 tarihli TBMM
genel kurul
tutanağına bakıyoruz.
-
MHP grubu adına konuşan Nevşehir milletvekili sayın İsmail Çevik'in "Mesleğe
kabul için sınav zorunluluğunun getirilmesi, avukatlığın bilgi düzeyi
yüksek kişilerce icra edilmesini temin edecektir. Ayrıca, artan hukuk
fakültesi sayısı ve bunun neticesinde avukat sayısının denetimsiz olarak
artmasının önüne geçilecek, belirli bir kalite elde edilebilecektir.
Bununla birlikte, bir gerçek daha vardır ki, o da, dava konusu olayların
aynı oranda artmadığıdır. Durum böyle olunca da, avukatlar arasında
rekabet aşırı oranda artmakta, birkısım meslektaşlarımız, hiçbir avans ve masraf
dahi almaksızın dava kabul etmekte veya düşük ücretlerle işi kabul
edebilmektedirler. Bu sert rekabet şartlarına ayak uyduramayan birçok avukat,
işsizlik sorunu yaşamakta ve gelir sıkıntısı içerisinde bulunmaktadır... Getirilmek istenilen sınav bu adaletsizlikleri düzeltecek mahiyette olup, bu
vesileyle avukatların sık sık yakındığı bir adaletsizlik giderilmiş olacaktır.
Objektifliği sağlamak amacıyla sınavların Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi
tarafından yapılması esası getirilmiş olup, bu konu her kesimden olumlu tepki
almıştır. Hukuk fakültelerinin sayılarının çoğalması ve avukatlık mesleğine olan
zarurî talebin artması, birçok ülkede var olan sınav sistemini zorunlu
kılmıştır."
dediğini görüyoruz.
-
DYP grubu adına konuşan Amasya milletvekili sayın Ahmet İyimaya "Hukuk fakültelerinin sayılarının çoğalması ve avukatlık mesleğine olan
zarurî talebin artması, birçok ülkede var olan sınav sistemini zorunlu
kılmıştır... bu yasa tasarısı, stajı yeni düzene tabi kılmakta, sınav
zorunluluğunu getirmekte ve belki de aşağıda anlatacağım staj
akademileri gibi önemli, savunma mesleği bakımından önemli bir kurumu da
bünyesinde taşıyabilmektedir." demiş.
-
Adalet Bakanı Trabzon milletvekili sayın Hikmet Sami Türk ise "Avukatlık mesleği, staj döneminden itibaren, ciddî bir biçimde düzenlenmiş
bulunmaktadır. Her şeyden önce, avukatlık stajının sonunda bir sınav
konulmuştur. Sınavın, stajın sonunda öngörülmesi, stajın ciddî olarak
yürütülmesini sağlamakta önemli bir etken olacaktır." görüşündeymiş.
-
DYP grubu adına konuşan Kayseri milletvekili sayın Sevgi Esen "Avukatlık
Kanunuyla ilgili tasarı yasalaştığında, staj sonrası sınavla, mesleğe
kabulde daha bir özen ve titizlik getirilmiş olacaktır; fakülte ve
üniversite arasındaki öğrenim farklılıkları giderilerek, belirli bir
birikimle hak savunmasına çıkılması sağlanmış olacaktır. İlaveten,
stajın Barolar Birliğince düzenlenecek yönetmelikle yapılması, bütün
barolarda işlem birliği ve düzen sağlayacaktır." demiş.
Sayın İsmail Çevik'in ilk cümlesinden sonraki cümlelerinde yer alan
görüşleri olasılıkla 2001 yılının kriz ortamının sonucudur ve 2006
yılının Aralık ayı koşullarında pek de geçerli değildir.
Dışarıdan bakıldığında, kriz dönemlerinde avukatların işlerinin artacağı
sanılır ve iddia edilir. Oysa avukatın ne işi ne de mesleki geliri artmaz. Tersine
mesleki geliri azalır.
Piyasada ödenmeyen çok miktarda senet ve borçlu vardır ama, borçluları
bulabilmek ya da borçlular bulunsa bile alacağı tahsil edebilmek
neredeyse imkansızdır. Kriz nedeniyle tüccar iş bulamaz durumdadır.
Müteahhit işsizdir ve işi olmadığı için herhangi biriyle ihtilafı da
olamamaktadır. Hatta, olasılıkla ödeme güçlüğü içerisindeki borçlu
durumunda olduğu için, alacaklılarından kaçmakta ve ortalıkta
görünmemeye çalışmaktadır. Boşanmak için mahkemeye başvuranların çoğunun avukat
tutacak paraları yoktur, çünkü boşanma nedenleri zaten parasızlıktır.
Tüm bunların sonucu avukatın gelir elde edebileceği ihtilaflar azalır ve
doğal olarak meslektaşlar arasında rekabet artar. Kısaca sayın Çevik'in söyledikleri,
söylendiği 2001 yılının koşullarına özgü olup, avukatlık sınavının temel
gerekçeleri olarak kabul edilmemelidir.
Sayın İsmail Çevik'in ilk cümlesinden sonraki cümlelerindeki görüşleri
bir yana bırakırsak, avukatlık sınavı düzenlemesi getirilirken,
-
avukatlık sınavının, avukatın hukuk
bilgisi düzeyinin yükselmesini sağlayacağı,
-
avukatlık sınavının staj sonrası
olması baroların stajda özen göstermelerinin nedeni olacağı,
-
Stajın TBB tarafından düzenlenecek yönetmelikle yapılacak olmasının,
bütün barolarda işlem birliği ve düzeni sağlayacağı,
ümit
edilmekte ya da doğru deyimiyle zannedilmektedir.
Sınavın avukatın hukuk bilgisi düzeyini yükselteceği düşüncesi bir iyi
niyet olmaktan öteye gidemez ve gidememiştir. Neden?
-
Kaldırılan gibi bir avukatlık sınavının sonuçlarıyla, sadece belli bir tarihte avukatın hukuk
bilgisini değerlendirebilirsiniz. O tarihte mesleğe kabul için gerekli asgari
hukuk bilgisine sahip kabul etseniz bile, avukatın 5 yıl sonra ne
düzeyde hukuk bilgisine sahip olacağını ya da olabileceğini -kendi
dahil- kimse bilemez. O
halde, bu tür bir sınavla genel olarak hukuk bilgisi düzeyinin yükseleceğinden
bahsedebilmek ne bu gün ne de gelecek için pek olası değil.
-
Yazılı ve hele test usulü bir sınav avukatın meslek bilgisi ve
yeteneğini doğru değerlendirebilmeyi tam olanak sağlayamamaktadır. Ancak,
kuşkusuz sadece hukuk bilgisini (ki buna meslek kurallarının ezberi
dahil mevzuat bilgisini) ölçebilir. Yani, test yöntemi kullanılarak
yapılan yazılı sınavda sadece bilgi
ölçülebilmekte olup bu bilginin nasıl kullanılacağının tam bir
ölçümünü yapabilmek ve değerlendirmek olası görünmemektedir.
Belki de bu nedenle, 2001
yılında, avukatlık sınavının avukatın sadece hukuk bilgisini
yükselteceği ileri sürülmüş ve meslek becerisini yükselteceği ileri
sürülmemiştir.
-
Fakültelerde avukatın mesleğiyle ilgili mevzuat öğretilmemesinin
yanı sıra, var olduğu iddia edilen staj merkezlerindeki eğitim
standardının aynı olduğuna dair hiç bir bilgi bulunmadığı için ne
gibi bir eğitimin yapıldığı
belli olmadığından, avukat adayına öğretmediğiniz bilgileri sınavla
ölçebilmeniz de olası değildir. O halde, gerek fakülte ve gerekse
baro staj eğitimlerinin belirli bir standardı olmaması nedeniyle
avukatlık sınavı adil olmayan sonuçlar doğuracaktır.
2001 yılında, mesleğin stajdan itibaren yeniden düzenlendiği ve sınavın
bu düzenlemenin tamamlayıcısı olduğuna da inanılmış. Oysa, uygulama hiç, ama hiç böyle olmadı. Olamazdı da. Çünkü,
-
Türkiye Barolar Birliğinin yayınladığı Avukatlık Sınav Yönetmeliği
sadece sınavın nasıl yapılacağını düzenliyor ve sınavın standartları
hakkında en ufak ipucu yönetmelikte yer almıyordu. Hatta yönetmelik
21. yüzyıl koşullarına uygun bir bakış açısıyla hazırlanmış
düzenleme olmaktan çok, 1944
yılında yürürlüğe giren
3885 numaralı kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasına tevfikan
avukat stajyerleri imtihanlarının icrası tarzına dair Talimatname,
1946 yılında yürürlüğe giren
3885 numaralı kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasına tevfikan
avukat stajyerleri imtihanlarının icrası tarzına dair değişik
Yönetmelik, 1947 yılında yürürlüğe giren
3885 numaralı kanunun 4 üncü maddesinin 2 nci fıkrasına tevfikan
avukat stajyerleri imtihanlarının icrası tarzına dair Yönetmelik
ve son olarak 1972 tarihinde yürürlüğe giren
Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği
düzenlemelerinden geniş ölçüde esinlenerek hazırlanmış bir düzenleme
izlenimini veriyordu.
-
Avukatlık Sınav Yönetmeliğinden
3 hafta sonra yayınlanan Staj Yönetmeliğinde ise, stajla sınavın
ilgisi kurulmuyor ve en önemlisi stajın standardını belirleyecek
ölçütler yer almıyordu. Eğitim verilecek dershanenin koşulları,
eğitim vereceklerde aranacak özellikler ve eğitimde seçilmesi
gereken metot ile eğitimin tam olarak hangi konuları kapsayacağı
gibi -meslek eğitimi ile ilgili hemen her yönetmelikte yer alan-
konular, TBB
Staj Yönetmeliğinde yoktu.
-
19.12.2001 tarihli Resmi Gazetede
TBB Avukatlık Staj Yönetmeliğinin 22. maddesinde "Düzenli,
sistematik ve programlı olarak yeterli ve gerekli staj eğitimi
yaptırma olanağı bulunmayan Barolarda staj yapan stajyerler için bu
eğitim; Türkiye Barolar Birliğinin Ankara’da oluşturacağı staj
eğitim birimlerinde verilir. Bu birimlerin kuruluş, işleyiş, yetki
ve sorumlulukları Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun
hazırlayacağı Yönetmelikle belirlenir" deniyor ama, bu
güne kadar, bu birimlerin kuruluş, işleyiş, yetki ve
sorumluluklarını belirleyen yönetmelik çıkmadığı gibi bu birimlerin
kurulması için bir teşebbüs de bildiğimiz kadarıyla olmadı.
-
Staj eğitimi verdiğini iddia eden barolar da bu süreçte kabul
edilebilir bir standart geliştiremediler. Kimi barolarda yeni gelen
yönetim öncekini yaptıklarını inkar etti ve kendini milat
kabul ederek, önceki yönetimin yaptıklarını ya da yapmaya
çalıştıklarını da bozdu ve büyük ölçüde yok etti.
-
Bütün bunların sonucu, staj eğitimi vermek için çaba gösteren baroların
aynı standartta eğitim verebilmeleri mümkün olamadığı gibi staj
eğitimi verebilecek olanağı olmayan baroların stajyerleri için de
baro staj eğitimi olanağı yaratılamadı. Bundan da öte, farklı
standartta da olsa baro staj eğitimleri belli bir ders saatini
doldurmaktan ve eğitim verildiği görünümü vermekten öteye gidemedi.
Sonuçta, baro staj eğitimi gören stajyer de, hiç baro staj eğitimi
görmemiş stajyer kadar sınavdan ürküyordu.
Avukatlık sınavı, mesleğin kalitesinin
yükseltilmesinde etken mi?
Bu soruyu cevaplayabilmek için önce "mesleğin kalitesi"nden ne
anladığımızı açıklamak gerekir. Bu güne kadar tartışılmamış ve görüş
birliği sağlanamamıştır. Mevzuatta ip uçlarını bulup kendi görüşünüzü oluşturabilmek de pek
kolay değil. Avukatların her birine "mesleğin kalitesinden ne
anlıyorsunuz?" diye sorduğunuzda olasılıkla birlerce farklı cevap
alırsınız. Hemen belirtelim, 2001 yılında 4667 sayılı kanun
tartışılırken "mesleğin kalitesi" hiç kullanılmamış. Ancak, 2006 yılında
sınav kaldırılırken belki de gereğinden fazla kullanılmışsa da sınavın
kaldırılması engellenememiş.
Anlamı belirgin olmasa da, yine de ve en azından, 23 ve 28 Kasım 2006 tarihli TBMM tutanaklarında
yer alan konuşma ve soru metinlerinden, sahiplerinin "mesleğin kalitesi"
ile neyi anlatmak istediklerinin ipuçlarını yakalayabilmek mümkün.
-
Kırıkkale milletvekili sayın Ramazan Can "Mesleğin itibarının
sarsılması iyi hukukçu olmadığından değil, meslek ilkelerine uygun
davranılmadığındandır. Her başarılı hukukçunun iyi bir avukat olacağı
garantisi yoktur. Başarılı avukat, iyi bir hukukçu, aynı zamanda meslek
ilkelerine uyandır." demiş.
-
Isparta milletvekili sayın Recep Özel "Bir diğer konu da, meslek ilkelerine eğer aykırı bir
durum varsa, başarılı bir avukatın ya da bu testi... Hukuk fakültesini başarıyla
bitirmiş bir avukatın, bütün avukatların da meslek ilkelerine sadık olduğunu da
söylemek mümkün mü? Meslek ilkelerine, eğer bir aykırılık varsa, meslek
ilkelerine uymayan davranış, tutum içerisindelerse, barolarımız, ne olsunlar,
birazcık, disiplin kurullarını daha aktif çalıştırsınlar, bu baroya kayıtlı
avukatların üzerindeki denetim görevlerini, disiplin hükümlerini daha fazla
işletsinler, meslek kurallarına daha çok bağlantılı bir şekilde olmasını temin
etsinler" demiş.
-
Diyarbakır milletvekili sayın Cavit Torun şöyle soruyor "Sınav
devam etmiş olsaydı, test halinde sorulan bütün soruları cevaplayan
stajyer avukat, acaba, sınav sonrasında, hemen bir dava dilekçesini
usulüne uygun, yani, vazifeli, salahiyetli bir mahkemede, delillerini ve
tüm belgelerini ibraz etmek suretiyle cevap süresini ve neticeyi
talebini açık bir tarzda belirterek yazabilecek miydi? Replik ve düplik
kurallarına süresi içerisinde uyup, duruşmaya çıkma imkânını elde etmiş
olacak mıydı?".
Ancak, sınav kaldırılmasın diyenlerin bu sözlere katılıp katılmadığını
ve ülkemizde sayısı elli bini aşan avukatların "mesleğin kalitesi"nden
ne anladıklarını bilmiyoruz. Bilemeyiz de. Çünkü mesleğin nasıl icra
edileceği konusunda soyut ifadeler içeren meslek kurallarından (ki
bazıları yasa ve yönetmelikler içerisindedir) başka her hangi bir
standart yok. Hemen akla gelen bir kaç konuda sorularımızla örnek
verelim;
avukat bürolarının asgari standartları var mı? Nasıl dosya tutacağı, arşivini
nasıl düzenleyeceği belli mi? Sadece yılına göre
hesaplanmayıp, gördüğü meslek içi (ki buna artık sürekli eğitim deniyor)
eğitimler ve akademik çalışmalarını dikkate alarak tespit edilecek meslek kariyerinin kuralları tespit edilmiş mi?
Bu soruların birine bile olumlu cevap verebilmek mümkün değil. Ne TBB'nin ne de barolardan birinin
"evet yaptık" ya da "çalışıyoruz, hazırlığımız var" diyebilmesi olası
değil. O zaman, nasıl ve neye dayanarak mesleğin kalitesinden
bahsedebiliyorsunuz? Kaliteyi ölçebileceğiniz standartları henüz
belirlemediğinizden neyin kaliteli ve neyin kalitesiz olduğunu
söyleyebilecek durumda değilsiniz.
Sonuç
Tartışmalardan çıkan sonuçlar ne olursa olsun, kaldırılan avukatlık
sınavı gibi tek bir sınavla mesleğin kalitesinin yükseltilemeyeceğini
TBMM çoğunluğu kabul etti ve yararı olmayacağı anlaşılan avukatlık
sınavını kaldırdı.
Ancak mesleğin geleceğinden duyulan endişeleri dikkate almak,
gereklilikten öte bir zorunluluk. Çünkü, bu endişelerin yerindeliğine ve
haklılığına katılmamak olanaksız.
Endişeler haklı ve fakat iddialar yanlış. Mesleğin kalitesinin
düştüğünden bahsedemezsiniz ama mesleğin ve meslek kuruluşlarının 21.
yüzyıl Türkiye'sinin koşullarına uygun örgütlenmesinin yararlı olacağını
ve genç meslektaşların geleceğe umutla bakabilmelerini sağlayacağını
söyleyebilirsiniz.
Peki, ne yapılmalı ve nasıl yapılmalı?
-
Öncelikle Adalet Bakanı sayın Cemil Çiçek'in önerdiği gibi çağdaş
bir yasa hazırlamak gerek. Ancak, bu yasa mevcut Avukatlık Kanunu
gibi mesleği tanımlamayı amaçlayan bir yasa değil, mesleğin
örgütlenmesinin biçimini belirleyen ve mesleğin yerine getirilmesi
koşulları ile avukatın
mesleki faaliyetinin denetlenmesi kurallarını kapsayan bir yasa
olmalı.
-
Meslek kuralları getiren hükümler yasanın kapsamında olmamalı ve
meslek kuralları TBB tarafından hazırlanacak örneğe göre her baro
tarafından hazırlanmalıdır. Çünkü denetim fiilen
barolarda olacaktır.
-
Meslek eğitimi, staj eğitimi ve sürekli eğitimi kapsar bir kavram
olarak ele alınıp değerlendirilerek meslek hayatı boyunca avukatın
göreceği eğitimin hedefleri ve ilkeleri belirlenmelidir.
-
Barolar gündemli tartışma toplantıları yaparak yeni yasa ile ilgili
konuların
tartışılmasının ortamını yaratabilir ve önerecekleri yasa tasarısı
taslağının son şeklini genel kurullarında kabul ettikten sonra
TBB'ye gönderebilirlerse, barolar düzeyinde demokratik katılımın
sağlandığından ve en geniş kitlenin tartışmasıyla sonuca
varıldığından bahsedebilmek mümkün olacaktır. Hiç kuşkusuz barolardan gelen taslakları
birleştirerek TBB'nin hazırlayacağı yasa tasarısı taslağı da TBB
genel kurulunda görüşülmeli, tartışılmalı ve kabul edilmiş
olmalıdır.
Hasan Aydın Tansu
Ankara,14.12.2006
|