|
Dünden Bugüne
Ankara Barosu Genel Kurullarında
Yapılan Seçimler
Ankara Barosu 2004 olağan genel kuruluna yaklaşık
bir buçuk ay kaldı. Bu genel kurulda seçime katılacak Çağdaş Avukatlar
Grubu (ÇAG) ve Baroda Birlik Grubu (BBG) başkan adayı belli oldu ve bir
kaç aydır seçim çalışmalarını sürdürüyor. Demokratik Sol Avukatlar
Grubu'nun (DSAG) başkan adayı ise henüz belli değil. Duyumlarımıza göre
13 Eylül 2004 tarihinde yapılacak ön seçimde belirlenecek. DSAG başkan
aday adayları adli tatil döneminde de ön seçim çalışmalarını sürdürdü ve
şu günlerde çalışmalarına hız verdi.
DSAG başkan aday adaylarından her biri broşür
çıkardılar. Ancak, broşürlerin hiç birinde ne Ankara Barosu önceki genel
kurullarında yapılan seçimler, ne de kendi gruplarının geçmişi
hakkında yeterli bilgi yok. Oysa, aşağıda yazılanları daha ayrıntılı anlatmak onlara
düşerdi. Nedenini sorgulamayacağız. Anlatacağımız geçmiş üzerinde çok ayrıntılı yorum da yapmayacağız.
Kısa da olsa ve sadece son 14 yılı kapsasa da geçmişin hiç
olmazsa bir kez yazılmasını ve değerlendirilmesini amaçlıyoruz. Dün kim ne yapmış, bugün ne
yapıyor? Dün kim ne yazmış, bugün ne diyor? Açıklanmalı ve bilinmeli ki,
alımlı afişler, renkli reklamlar ve seçim
propagandalarının etkisi altında kalmadan geçmiş doğru değerlendirilip serbest iradeyle oy verilebilsin.
1990 Yılı Baro Genel Kurulu
1985 ve 1988 genel kurullarında seçilen
yönetim
kurulunda ÇAG grubundan üç avukat bulunuyordu. Yani, bu iki dönemde
DSAG ve ÇAG yönetime ortaktı. Yönetim kurulu üyelerinin sayısına bakıldığında büyük
ortak DSAG idi. DSAG genel olarak bu ortaklıktan memnundu. Çünkü, kendi
taraftarlarına Çağdaş Avukatlar Grubu taraftarlarını uzlaşmaz, hırçın ve
aşırı solcu göstermelerine rağmen, yönetimde birlikte çalıştıkları
kişilerin aslında uzlaşır, sakin ve DSAG'a zarar veremeyeceklerine kanaat
getirmişlerdi. Yani ÇAG'dan yönetim kuruluna girenler DSAG
için bir tehdit değil tam tersine oylarını arttırdığı için yararlıydı. Bunun sonucu DSAG 1990 yılı genel kurulu
arifesinde
de öncekiler gibi olmak ve isimler üzerinde anlaşmak kaydıyla ÇAG ile ittifak yapabilir ve seçimlere ortak liste ile girebilirdi.
Ama, daha fazlasını ve kendisi için en yararlısını yaptı. 1990 ve
sonraki dönemlerde ÇAG'dan kendine uygun bulduğu isimleri listelerine transfer etti.
ÇAG 1985 ve 1988 ortaklıklarından memnun
muydu? ÇAG içinde DSAG ile yönetimde ortak olmaktan memnun olanlar vardı ve 1990 genel kurulu öncesinde
ittifak yaparak devam etmekten yana tavır aldılar. Ancak, ÇAG içinde DSAG ile ittifaktan memnun
olmayan ve 1990 seçimlerine ittifak yapmaksızın ayrı bir liste ile
girilmesini savunanlar da vardı.
Baro genel kurulu öncesi yapılan ÇAG toplantılarında,
birilerinin ÇAG adına ittifak görüşmeleri yaptığı ve DSAG'a isim
önerdiği iddia edildi. Ancak, seçimlere ittifakla girilmesi ya da hiç
liste çıkarılmaması görüşünde olanlar, böyle bir gizli ittifak
yapılmadığını
ısrarla iddia ettiler ve adeta kendilerini savundular. Oysa, daha önce ÇAG grubunun içinde yer alıyor diye bilinen
Av. Uğur Uzer, Av. Ali Sarıgül ve Av. Faruk Sarıaslan 1990 genel
kurulunda DSAG yönetim kurulu adayları listesinde yer alıyordu. 1990 yılı
genel kurulunda ÇAG ayrı liste çıkardı. Her ne kadar sonradan birileri "arkadaşlarımızın kişisel kararları ve
tavırları" olarak açıklasa da, ÇAG ayrı liste çıkarmasına rağmen
gruptan olduğu bilinen üç
avukatın DSAG listesinde yer alması gizli ittifak yapıldığı
yolundaki iddiaların aksinin halen kanıtlanamamasının ve kafalardaki
şüphenin devam etmesinin nedeni oldu. Eğer ÇAG seçime ittifakla girilmesi yolunda karar alsaydı ne olacaktı? Adı
geçen üç avukat yine DSAG listesinde yer alacak mıydı? Ya da ÇAG'ın
belirleyeceği başka isimleri DSAG kabul edecek miydi? Tabii bu soruların
cevabı tümüyle tahmine dayalı olacaktır. Soruların cevapları ne olursa olsun,
1990 baro genel kurulu öncesinde ÇAG'da yaşanan kırgınlığın 2000 yılı
baro genel kurulu öncesinde ÇAG'da yaşanan son kırılmanın başlangıcı
olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.
Seçimlere ÇAG'dan transfer ettiği üç ismin de yer
aldığı listesi ile giren DSAG seçimi kazandı. Seçim
sonuçlarına değil de seçim sürecine bakarak seçimin DSAG açısından başarı olmadığını iddia
edenler oldu. Ne de olsa transferli bir liste ile seçimi kazanmıştı. Bu görüşün
doğru olduğunu kabul edebilmek mümkün değil. Çünkü, DSAG öyle ya da böyle
yönetim kurulu listesinde ÇAG'dan üç isme yer verebilmeyi başarmış ve
ÇAG oylarında bölünme yaratabilmiştir.
ÇAG açısından bakıldığında
ise durum tam tersidir. Yani ÇAG başarısızdır. Kendi içinde uzlaşmayı
sağlayamamış ve öyle ya da böyle DSAG listesine kaptırdığı üç isim
nedeniyle daha az oy almıştır. Sonraki genel kurullarda da ÇAG önceki
dönemlerde yandaşı olan isimleri DSAG'a kaptırmıştır.
1992 Yılı Baro Genel Kurulu
1992 yılı Baro genel kurulu öncesi DSAG, başkan adayını belirlemek için
bu günkü gibi sandık kurmuyordu. Başkan adayı seçici kurul tarafından belirleniyordu. O yıl seçici
kurulda yapılan oylamanın sonucu, daha sonra 2002-2004 döneminde Baro başkanı
olan Av. Semih Güner'in
aleyhine olmuş ve DSAG seçici kurulu başkan adayı olarak Av. Şahap
İnce'yi seçmişti. Seçici kuruldan çıkan bu sonuç, DSAG içinde başkan
adayının seçici kurul tarafından değil, grup tarafından belirlenmesini
isteyenlerin itiraz ve eleştirilerinin en üst noktaya çıkmasının
nedeni oldu. Tabii 1992 seçim sonuçları da bundan etkilendi ve DSAG
başkan adayı seçilemedi. Ancak, seçim
sonuçlarının DSAG açısından başarısızlık olmasını, 1994 genel kurulunda
ortaya çıkan Demokratik Birlik Grubunun oluşma nedeni olarak kabul
etmemek gerekir. Sadece DSAG içinde bir kırılma olduğunun
göstergesidir ve
DSAG'dan ayrı bir grup olarak seçime girmek isteyenleri de cesaretlendirmiştir.
1992 yılı seçimleri değişik açılardan bakıldığında
da öncekilerden hayli farklıydı. Çağdaş Avukatlar Grubu'nun (ÇAG) başkan
adayı esasen yıllardır DSAG taraftarı olan Av. Erdal Merdol'du.
Başkanlık seçimini ÇAG adayı Av. Erdal Merdol kazandı. Yönetim kurulu
ise tümüyle DSAG listesinden seçildi.
ÇAG oylarına kendi
kişiliğinin getirdiği oylar ile DSAG kırgınlarının
oyları eklenince sayın Erdal Merdol ÇAG adayı olarak başkan seçildi. DSAG ise başkanlık
seçimini kaybetti çünkü, sayın Erdal Merdol DSAG içinde sevilen ve
saygın kişiliği nedeni ile DSAG oylarının bir kısmını toplamıştı.
Ayrıca, başkan adayını seçici kurulun belirlemesine karşı olan bir kısım kırgınlar DSAG başkan adayı için oy
vermemişti. Ancak, ÇAG adayı olmasına rağmen sayın Erdal Merdol'a oy
veren DSAG yandaşları ÇAG listelerine oy
vermemişti ve DSAG listelerine oy vermişti.
ÇAG bu seçimde iyi bir tercih yapmış ve o tarihte DSAG'da
çıkan kırgınlıktan da yararlanabilmiştir. ÇAG'ın bu akılcı politikasının
getirdiği seçim sonuçlarının 1994 genel kurulu öncesinde DSAG'ın başkan
adayını belirlemek için sandık kurmasının nedenlerinden biri olduğu
söylenebilir.
1992 genel kurulunda yapılan seçimlerin sonuçları
DSAG açısından başarısızlıktır. Kendileri de böyle kabul etmiş ve acilen
yeni bir yapılanmayı oluşturma çalışmalarına başlamıştır. Daha sonraki
yıllarda, DSAG listelerinde, içlerindeki isimlerin hemen tamamı yer alacak
"Genç Avukatlar" olarak adlandırılan
yapılanma bu seçimden sonra
oluşturulmaya başlanmıştır.
1994 Yılı Baro Genel Kurulu
1994 yılı Baro genel kurul öncesi durum DSAG
açısından öncekilerden farklıydı. İlk kez başkan adayını sandıkta belirledi. Sayın Tuncay Alemdaroğlu sandıktan DSAG başkan adayı olarak
çıktı.
Demokratik Birlik Grubu ilk kez 1994 genel kurulu
öncesinde ortaya çıktı ve seçimlere ayrı liste ile katılacağını
açıkladı. DSAG'ın belli bir grubun hegemonyasında olduğunu ve grubun
içinde demokrasinin olmadığını iddia ediyordu. Oysa, DSAG başkan adayını
belirlemek için sandık kurmuştu. Yani grup içinde demokratikleşme için
bir adım atmıştı. Peki DBG yandaşları neden ön seçime girmek yerine ayrı
bir grup olarak seçimlere girdiler? DBG bu ön seçimin de demokratik
olmayacağı iddiasındaydı. Sonraki yıllardaki gelişmeler
nedeniyle bu iddianın samimi olduğunu kabul edebilmek mümkün değil. O
tarihte Demokratik Birlik Grubunun başkan adayı sayın Vedat Ahsen Çoşar,
DSAG ön seçim sandığından başkan adayı olarak çıkabileceğini aklı kesmemiş ve ayrı
bir grup olarak çıktığında DSAG dışındaki bir kısım -o tarihte sağ
olarak adlandırılan grup içinde bazı- oyları alarak seçimi kazanacağını
hesaplamış olabilir. Belki de DSAG başkan aday adayı olabilme iznini ya
da yeterliliğini alamamıştı.
ÇAG sayın Zeki Tavşancıl gibi tanınan ve deneyimli bir başkan adayıyla seçimlere
giriyordu. DSAG içindeki kırılma nedeniyle şartlar lehine
olmasına rağmen ÇAG'ın seçimi az oy farkı ile kaybetmesinin nedeni
kendi içindeki kırılmadır. Av. Zeki Tavşancıl'ın adaylığını hazmedemeyen
bir grubun aleyhe çalıştığı bilinmektedir. Av. Zeki Tavşancıl'ın
adaylığına karşı olan bu grubun önderliğini yapanların ya da yapanlardan
bazılarının daha sonraki
yıllarda DSAG listelerinde yer
aldığı ya da yer almak için yoğun çaba harcadığı bilinmektedir.
ÇAG'dan biraz daha fazla oy alan DSAG seçimleri kazandı. DBG listesi ise
seçim sonuçlarına göre üçüncü sıradaydı.
1994 seçimleri öncesinde DSAG içindeki kırılma ve Demokratik Birlik
adıyla dördüncü listenin çıkması hiç kuşkusuz DSAG'ın aldığı oyların
düşük olmasının nedenlerinden birisidir. Diğer neden ise ÇAG'ın Av. Zeki
Tavşancıl gibi tanınan bir başkan adayıyla seçime girmesi ve genel kurul
öncesindeki dinamik seçim çalışmasıdır. Demokratik Birlik Grubunun DSAG'ın
oylarının bir kısmını aldığı muhtemelen doğrudur. Ancak, oylarının tamamı DSAG'dan
gelmemiştir ve hatta çoğunluğunun büyük olasılıkla DSAG'ın geleneksel
oylarının dışında kalanlardan oluştuğu sonraki genel kurullarda yapılan
seçimlerin sonuçlarına bakılarak tahmin edilebilir.
1994 Genel Kurulu öncesinde ÇAG ve Demokratik Birlik arasında ittifak
görüşmelerinin yapıldığı da bilinmektedir. Ancak, böyle bir ittifak bir
kaç nedenle mümkün değildi. En önemli ve temel neden ÇAG ile DBG'nin düşünce temelinde asgari
müşterekleri yoktu. Belirleyici neden ise, sayın Vedat Ahsen Coşar'ın başkan adaylığından vazgeçme ihtimalinin
olmamasıydı. Grup
olarak ÇAG'da kendi başkan adaylarından vazgeçmezdi.
Belirleyici olmamakla birlikte diğer neden, ÇAG ile ittifak yaptığı
takdirde Demokratik
Birlik Grubunun oy tabanından bir kısmını kaybedeceğinden korkması idi.
Çünkü ÇAG sol olarak biliniyordu ve o tarihte Demokratik Birlik Grubunun
çalıştığı oy tabanının büyük bölümü sol olarak bilinen bir gruba
kesinlikle oy vermemeyi ve fakat Meslekte Birlik grubuna oy vermeyi
tercih edebilirdi. Demokratik Birlik Grubunun genel kurul öncesinde de
bilinen bu oy tabanı, muhtemelen ÇAG'ı da tedirgin ediyordu.
1996
Yılı
Baro Genel Kurulu
1996 yılı Baro genel kurulu öncesi Demokratik Birlik
Grubunun başkan adayı bu defa sayın Adnan Kurtuluş'tu ve grubun
oylarında düşüş olduğu seçim öncesinde tahmin ediliyordu.
1990 yılındaki kırgınlık ve 1994 yılındaki ilk
kırılmadan sonra 1996 yılı Baro genel kurulu arifesinde ÇAG'da ikinci
kez kırılma olmuş ve ÇAG içinde bir grup sayın Özcan Çine'nin adaylığını
desteklememişti.
DSAG bu seçimde toparlanmış ve önceki seçimde DBG'ye
kaptırdığı oyların çoğunu yine grubuna çekmişti. Ayrıca, 1996 genel
kurulunda yapılan seçimlere girdiği listede yukarıda 1992 yılını
anlatırken belirttiğimiz "Genç
Avukatlar" yapılanmasından da isimler yer almıştı. Bu şartlar altında
seçim DSAG'ın zaferi ile sonuçlandı.
ÇAG bu seçimde tümüyle başarısızdı. Grup içindeki
kırılma nedeniyle oy kaybına uğramasının yanı sıra DBG ile ittifakı
da gerçekleştirememişti. Böyle bir ittifakın gerçekleştirilememe
nedenini sayın Özcan Çine'nin tavrı olarak yayanlar var ise de, iddia
yanlıştır. Böyle bir ittifakın gerçekleşmemesinin ya da
gerçekleştirilememesinin nedenleri 1994 yılı için saptadıklarımızdan
farksızdır.
DBG için ise,
seçim sonuçları o tarihte sonun başlangıcı olarak adlandırılabilirse de
sonraki yıllarda anlaşıldığı üzere sonun başlangıcı değil, DBG'nin sonudur.
1998 Yılı Baro Genel Kurulu
1998 Baro genel kurulu öncesinde DSAG başkan
adayı belliydi. Sayın Hakkı Suha Okay. Baro seçimlerini de DSAG
listeleri kazandı. 1996 genel kurulunda çıkardığı listedekine oranla "Genç
Avukatlar" yapılanmasından gelenler 1998 genel kurulunda çıkarılan ve
seçimi kazanan DSAG listesinde daha fazla idi.
ÇAG bu genel kurulda yapılan seçimlerde de
başarısızdı.
Demokratik Birlik Grubu liste çıkartmayacağını 1998
Baro genel kurulunda dağıttığı bir
bildiri
(tıklayın bildirinin tam metnine ulaşabilirsiniz) ile açıkladı. Metnin
tamamını bu yazıda değerlendirmek istemiyoruz. Ancak okumanızı
öneririz. Bu metinle ilgili
olarak, aşağıda seçime
katılmama gerekçelerinin açıklandığı son paragrafları değerlendireceğiz.
"Gelinen aşamada görünen o ki Baromuzda bu seçimlere katılan her
üç grup da erime içinde. Bunlardan Çağdaş Avukatlar Grubu ile Meslekte Birlik
Grubu dibe vurdu. Demokratik Sol Grup ise bir sonraki seçimde, olmazsa bir
sonrakinde dibe vuracak.
Seçim olmasına rağmen, adaylarda dahil olmak üzere Genel Kurul
öncesinde ortada hiçbir coşkunun, umudun ve iyimserliğin olmaması da bunun
göstergesi.
Bütün bunlar Baromuzda yeni ve sağlıklı yapılanmalara gereksinim
olduğunu ortaya koyduğu gibi, beraberinde bağnazlık ve temas korkusu getiren ve
sadece benzerlerin dayanışması / mekanik dayanışmadan ibaret olan
aidiyet duygusunun yıkılmasını gerektiriyor. Bütün bunların
gerçekleştirilmesinde Demokratik Birlik öncü görevini yerine
getirecektir. Bu görevin daha sağlıklı şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak ve
kendisini destekleyenler yönünden de, bir aidiyet duygusunun yerleşmesini
engellemek amacıyla Demokratik Birlik bu seçime katılmıyor.
Ama inanıyoruz ki, Demokratik Birlik’in öncülüğünü
yapacağı yeni yapı; kaba güç değil, zeka; kahramanlık değil, cesaret ve
kararlılık; panik değil, sabır; slogan değil, bilgi ve mantık; dedikodu değil,
eleştiri; toptancılık değil, sürekli değişim ve kendini aşma gibi siyaset
ahlakının temel ilkelerine sahip olan kadroları ortak amaçlar için farklı ve
zengin etkinliklere taşıyacaktır."
Kendi arzularının "Gelinen aşamada görünen" olduğuna inandıkları
açık. Çağdaş Avukatlar Grubu en hasarlı kırılmasını 2000 yılında yaşadı
ve tarihinin en düşük oyunu aldı. Ama, 2002 seçimlerinde oylarını
arttırabildi ve toparlanma gayretinde olduğunu gösterdi. Yani dibe
vurup, dipte kalmadı ya da yok olmadı. Meslekte Birlik
Grubu da bu güne kadar belli bir oy sayısı ile geldi. Grubunun kararı
ile adını Baroda Birlik olarak değiştirdi ve 2004 genel kuruluna iddialı bir çalışma ile
hazırlanıyor. Hele DSAG, 2000 ve 2002 seçimlerinde bırakın dibe vurmayı
önemli oy farkı ile seçimleri aldı. Zaten üç gruptan bahsediyoruz. Hepsi
dibe vurursa yüzeyde hangisi kalacak?
1998 seçimlerinde fazla bir coşku yoktu ve
olamazdı. Çünkü, seçimin sonucu belliydi. Sonucu belli ve çekişmesiz
seçimlerde coşku nasıl olabilir ki? Seçime DBG girip coşku
yaratabilirdi ya da genel kurulda görüşlerini tartıştırabilmek için çaba
harcayabilirdi. Neden yapmadı ya da yapamadı?
1998'den bu yana DBG kendine verdiği öncü görevini yapmadı.
Eğer varlığını sürdürebiliyor olsa idi, kendisini
destekleyenlerde aidiyet duygusunun yerleşmesini engellediğini
söyleyebilecek miydi? Var olmadıkları için cevabını bizde bilemiyoruz.
Ancak, görüşlerinin doğru olmadığını biliyoruz. Eğer yandaşlarınız, kendini
yapılanmaya ait ve onun bir parçası hissetmiyor, yapılanmaya
güvenmiyorsa zaten bir yapılanmadan bahsedebilmek de mümkün değildir. Bir yapılanma var ise, yandaşlarında aidiyet duygusu
da olacaktır.
Eğer yapılanma yok ise, yandaşları olmayacağından aidiyet duygusundan
bahsetmeye de gerek bulunmaz.
Son paragrafta yer alan "..
toptancılık değil, sürekli değişim ve kendini
aşma.." ne anlama geliyor. Sürekli
değişim ve kendini aşmanın karşıtı toptancılık değil süregelen durumu
muhafaza etmedir (statükoculuk). Peki, "toptancılık" ile ne
kastedilmiştir?
Uzun lafın kısası DBG bu bildiri ile "biz bittik"
dedi ve bir daha seçimlere katılmadığı gibi, sonraki yıllarda başka
bildiri de yayınlamadı. Peki DBG liderlerine ne oldu? İlk çıkışlarındaki
listede başkan adayı olan sayın Vedat Ahsen Coşar 2004 genel kurulu
öncesinde Demokratik Sol Avukatlar Grubunun başkan aday adaylarından
biri. DBG içinde yer alanların bir kısmı da onun aday adaylığını
destekliyor. Tabii bu nedamet ve kendilerini yeniden kabul ettirme
süreci de onlar için kolay olmadı. 2000 yılı genel kurulu öncesinde
başkan aday adaylarından sayın Sadık Erdoğan'ı, 2002 yılında ise sayın
Semih Güner'i DSAG ön seçiminde ellerinden geldiğince desteklediler.
2000 Yılı Baro Genel Kurulu
2000 yılı genel kurulu öncesinde DSAG'ın başkan
adayını belirlemek için yaptığı ön seçimde üç aday adayı vardı. Sayın
Ahmet Toptan, Sayın Sadık Erdoğan ve Sayın Şahin Mengü. Öncesinde
heyecanlı, sonrasında tartışmalı bir ön seçim oldu ve sayın Sadık
Erdoğan sandıktan başkan adayı olarak çıktı. Sayın Sadık Erdoğan'ı bu ön
seçimde artık var olmayan ve fakat sayın Vedat Ahsen Çoşar'ın
liderliğinde varmış gibi kabul edilen DBG'nin önde gelen isimleri
destekledi. Dolayısıyla DSAG oy tabanı dışındaki DBG yandaşlarının da sayın Sadık Erdoğan
için DSAG ön seçim sandığına gelip oy verdikleri söylenebilir.
Demokratik Sol Gruptan olmayanların ön seçim sandığına gelip oy
kullandıkları sayın Sadık Erdoğan'ın da gelen sağ oylar ile ön seçimi
kazandığı, ön seçim sonrası ortaya atılan iddialardan biriydi. Ancak,
sadece bir iddia olarak kaldı ve bugüne kadar kanıtlanamadı.
O tarihte Ankara Barosu başkanı olan sayın Hakkı Suha Okay, DSAG
geleneğine sadık kalarak aday adaylarından hiç birini açık olarak
desteklemedi. DSAG geleneğini (aslında gelenek yerine DSAG etiği demek
daha doğru olabilir) burada özellikle belirttik. Çünkü, "mevcut baro
başkanı ve yönetiminin DSAG başkan aday adaylarından birini açıktan
desteklememe ve her birine eşit uzaklıkta durma kuralı" bir sonraki
genel kurul öncesinde sayın Sadık Erdoğan tarafından kırıldı.
DSAG listeleri hazırlanırken başkan aday adayı olup
ta ön seçimi kazanamayanlara seçici kurul TBB delegasyonu listesinde yer
verdi. Bu, DSAG geleneğinde olan bir uygulamaydı. Ancak, bu gelenek bir
sonraki genel kurul öncesinde kırıldı.
ÇAG içinde ise, bir grup sayın Erşen Sansal'ın
başkan adayı olmasını istiyordu. Esasen sayın Erşen Sansal'ın adaylığı
grupta kabul edildi ve sayın Sansal temaslarına da başladı. Bu
temaslarından bir tanesi de sayın Vedat Ahsen Coşar ile olmuştu ve sayın
Coşar sayın Sansal'ın adaylığından çok memnun olduğunu belirtmişti. Grup
toplantılarındaki tartışmalar sırasında sayın Erşen Sansal adaylıktan
çekildi. Bu defa sayın Sansal'ın aday olmasını isteyenler seçime
girilmemesinden yana tavır aldılar. Ancak, grup o gün toplantıya
katılanların oy çokluğu ile seçime girilmesine ve başkan adayının da
sayın Refik Ergün olmasına karar verdi. Seçime girilmemesinden yana
olanların bir kısmının imzası ile seçim öncesinde yayınlanan bildiri de
kırılmaya son noktayı koydu.
Bu genel kurulda DBG liste çıkarmadı, bildiri
de yayınlamadı. DBG'nin önde gelen isimleri ön seçimde desteklediği
sayın Sadık Erdoğan'a desteğini sürdürdü ve dolayısıyla baro seçiminde
DSAG'ı destekledi.
Sonuçta DSAG seçimi oy farkı ile kazandı. Yani DBG
kehanetine uygun olarak dibe vurmadı, tam tersine DBG önde gelenlerinin
desteği ile yüzeyin üstüne fırladı.
O yıl yaşanan kırılmanın sonucu bir kısım ÇAG
taraftarı ÇAG'ın listesini desteklemedi ve ÇAG, tarihinin en
düşük oyunu aldı. ÇAG 1990 yılından bu yana ilk kez üçüncü sıradaydı ve
bu dönem listesi artık yedek değildi.
2002 Yılı Baro Genel Kurulu
2002 baro genel kurulu öncesinde DSAG içinde
kutuplaşmalar vardı. 2001 yılında yapılan TBB seçimlerinde sayın Hakkı
Suha Okay'da DSAG başkan aday adayı idi. Ön seçim sırasında sayın Erzan
Erzurumluoğlu, sayın Özdemir Özok lehine adaylıktan çekilince sayın
Özdemir Özok Ankara Barosunun TBB başkan adayı olarak seçildi. Sayın Hakkı Suha
Okay ile sayın Özdemir Özok arasındaki TBB başkan adaylığı yarışı, garip
bir biçimde TBB ve Ankara Barosu arasında, sonraki aylarda bir kutuplaşma
yarattı. Tabii bu kutuplaşmada DSAG'ın Ankara Barosu başkan adaylığı seçimi
sonrasında ki kırgınlıkların da etkisi olduğu söylenebilir. Ancak, TBB
başkan adaylığı için yapılan seçimde sayın Ahmet Toptan'ın sayın Özdemir Özok'a oy vermesi, kendi oy tabanının önemli bir kısmını kaybetmesinin
nedeni oldu ki, bu DSAG'ın 2002 yılı genel kurul öncesi başkan adayını
belirlemek için yaptığı ön seçimin sürecini etkilemiş ve sayın Ahmet
Toptan'ın başkan aday adayı olamamasının nedeni olmuştur.
DSAG başkan aday adaylarından sayın Semih Güner
aday adaylığını önceki dönemlere göre erken açıkladı. Sayın Semih
Güner'in seçim çalışmalarının politikası sayın Hakkı Suha Okay'ın
koordinasyonunda sayın Ünsal Toker, sayın Sadık Erdoğan ve sayın Semih
Güner'in toplantılarında belirlendi. Bu toplantılara başlangıçta
belirttiğimiz isimler dışında katılanlarda vardı, ancak sonradan bazı
isimler toplantılara katılmadılar. Ancak, ön seçime yaklaşılırken bu
toplantıların bazılarına, DSAG baro büyüklerinden ya da yakınlarından katılan başkaları oldu.
Bu isimleri vermeye gerek görmüyoruz. Ancak, bir erkek kulübü
görünümünden bir türlü kurtulamayan ve hiç bayan başkan adayı çıkartamamış olan DSAG'da bu toplantılara sayın Adalet Çebi'nin katılmış olmasının DSAG
lehine olumlu bir gelişme olduğunu vurgulamak gerekir.
DSAG içinde başkan aday adayı olarak sayın Semih
Güner dışında bazı isimler konuşulsa da, konuşulan isimlerin hiç biri
aday adayı olmadı. Vazgeçti ya da vazgeçirildi. DSAG ön seçimi arifesine
kadar adı konuşulmayan sayın Hasan Tecim aday adaylığını açıkladı. Başkan adaylığı için yapılan seçim, sayın Semih Güner ve sayın Hasan
Tecim arasında oldu ve sayın Semih Güner ön seçimi büyük farkla kazandı.
Sıra seçici kurulu ve seçici kurulda DSAG yönetim, denetleme,
disiplin ve TBB
delegeleri listelerini belirlemeye geldi. DSAG ön seçim öncesi yaptığı
toplantılarında, seçici kurulun belirlenmesi için önceki yıllara göre
farklı bir yöntem kabul etti. Buna göre seçici kurulun seçimsiz
ya da kurasız belirlenen üyeleri son üç dönemin baro başkan ve yardımcıları yani,
Sayın
Ünsal Toker, Sayın Yaşar Çatak, Sayın Hakkı Suha Okay, Sayın Erkin Kaya,
Sayın Sadık Erdoğan ve Sayın Uğur Uzel'di. Ön seçimi kazanan başkan
adayı da seçici kurula katılacaktı, yani Sayın Semih Güner seçici kurul
üyesi oldu. Meslek kıdemi beş yaş grubu içinde olan
avukatlardan beş ve meslek kıdemi 5 ila 10 yaş grubu arasında olan
avukatlardan beş olmak üzere toplam on isim de grup toplantısında aday olanlar
arasından kura ile belirlendi. Yani DSAG 2002 yılı seçici kurulu için
toplam 17 kişi belirledi. Bu yöntemin sonuçları ve uygulaması ne olursa
olsun DSAG için bir yenilikti.
DSAG'da bir yenilik daha oldu. Bu defa seçici kurul,
başkan aday adayı olup ta ön seçimi kazanamayan sayın Hasan Tecim'e TBB
delegeleri listesinde yer vermedi. Bundan da öte, nerede ise
değiştirilemez hale gelen bazı isimlere de TBB delegeleri
listesinde yer vermedi. Nedenleri ve hedefi ne olursa olsun bu uygulama
da DSAG için yeni bir adımdı.
2002 genel kurulu öncesinde DSAG'da "mevcut baro
başkanı ve yönetiminin DSAG başkan aday adaylarından birini açıktan
desteklememe ve her birine eşit uzaklıkta durma kuralı" da sayın
Sadık Erdoğan tarafından kırıldı. Sayın Erdoğan başkan adayının
belirlenmesi için yapılan ön seçim öncesinde sayın Semih Güner'i
desteklediğini açıklamıştı.
ÇAG bu dönemde sayın Hikmet Çiçek'i başkan adayı
olarak belirledi. Seçim sonuçları ÇAG açısından başarılıydı. Dibe vurdu,
artık seçimlere giremez, girse bile 200 oyu ancak alır denilen ÇAG
seçimlerde 700 civarında oy aldı ve yeniden ikinci grup oldu. ÇAG açısından bu iyi bir
sonuçtu.
Daha sonra bir üyenin istifası nedeniyle boşalan yönetim kurulu
üyeliğine ÇAG
listesinden ilk yedek olan sayın Hüseyin Yüksel Biçen geldi.
Önceki genel kurulda artık olmayan DBG bu genel
kurulda da yoktu. DBG ileri gelenleri olarak bilinen isimler bu dönemde DSAG ön seçiminde sayın
Semih Güner'i, baro seçiminde de DSAG'ı desteklediler.
2004 Yılı Baro Genel Kurulu Öncesi
2004 yılı genel kurulu hareketli ve heyecanlı
geçeceğe benziyor. Şu ana kadar 2004 genel kurulunda seçimlere
katılacağını açıklayan her üç grubun kendi içinde çalışmalara önceki yıllara göre çok
daha erken başlandı.
Bu dönem, daha önce seçimlere Meslekte Birlik ya da
benzer isimlerle giren grup, kendi grubunda yaptığı oylama ile adını
"Baroda Birlik" ve 16 Nisan 2004 tarihinde Sürmeli otelde yapılan
ön seçimle başkan adayını sayın İlhan Masarifoğlu olarak
belirledi. Bu ön seçime 642 kişi katıldı ki, bu rakam grubun son seçimde
aldığı oydan fazladır. Grubun
http://www.barodabirlik.org
adresinde web sitesi bulunmaktadır.
ÇAG 1 Temmuz 2004 tarihinde başkan adayını sayın
Hüseyin Yüksel Biçen olarak belirledi. İlk toplantısını da 28 Mayıs 2004
tarihinde yapmıştı. Önceki yıllara göre bu tarihler ÇAG için çok erken
tarihler. Demek ki ÇAG bu seçimlerde önceki yıllara göre iddialı ve
dinamik bir çalışma içinde. Bu grubun bir web sitesi bulunmuyor. Bu
nedenle, grup hakkında bilgiyi çıkardığı veya çıkartacağı broşürlerden
öğrenebilmeniz mümkün.
DSAG henüz başkan adayını belirleyemedi. Duyduğumuz
kadarı ile Eylül ayının ortalarına doğru ön seçimini yapabilecek. Şu
anda üç başkan aday adayı var. Sayın Erkin Kaya, sayın İsmail Atak ve
sayın Vedat Ahsen Coşar.
Sayın Erkin Kaya 1998 yılından bu yana yönetici
seviyesinde baro faaliyetleri içinde. Ankara Barosu başkan
yardımcılığından ayrıldığı 2000 yılı Ekim ayından TBB yönetim kurulu
sayman üyeliğine geldiği 2001 yılı Mayıs ayına kadar geçen süreyi
saymazsak nerede ise kesintisiz altı yıl. Başkan aday adayı olacağı ise
2004 yılının ilk aylarında dahi bilinmiyordu. 2004 yılının Mayıs ayında
aday adaylığını açıkladı. Adaylığını açıkladıktan hemen sonra, ön seçim
çalışmalarını diğer başkan aday adaylarından farklı bir biçimde
tartışmalı açık toplantılar ile sürdürdü. Bir de
http://www.erkinkaya.web.tr adresinde web sitesi bulunuyor. Ayrıca
kısa bir tanıtım broşürü dağıttı. Geleneksel olarak ön seçim
çalışmalarını bire bir görüşmelerde ya da yemekli ve/veya yemeksiz dar
grup toplantılarında oy toplama biçiminde sürdüren DSAG'da bu yöntemler
yeni ve olumlu bir gelişmenin göstergesi.
Sayın İsmail Atak "Genç Avukatlar"ın desteği ile
aday adayı. Aday olacağı 2002 yılında hatta daha öncesinde de tahmin
ediliyordu. Bildiğimiz kadarı ile web sitesi bulunmuyor ve çalışmalarını
DSAG'ın geleneksel yöntemleri ile sürdürüyor. Adli tatil sırasında bir de tanıtım broşürü dağıttı.
Aday adayları içinde en genç olanı.
Sayın Vedat Ahsen Coşar 1994 yılında Demokratik
Birlik Grubu (DBG) başkan adayı olarak seçimlere katılmıştı. Daha sonra
hiç bir listeden seçimlere katılmadı. DSAG'dan başkan aday adaylığını en
erken o açıkladı. DSAG'ın geleneksel yöntemleri ile çalışmalarını
sürdürüyor. Bu çalışmaları ile ön seçim sandığına gelenlerin sayısının
artmasını sağlayacağını da tahmin etmek zor değil. Bildiğimiz kadarı ile
web sitesi yok. DSAG aday adayları içinde en kapsamlı broşürü en
erken o dağıttı. Ancak, broşür DSAG başkan aday adayının broşürü
olmaktan çok bir başkan adayının broşürü gibi. Bu broşürün tek bir
yerinden alıntı yapacağız.
"Halkı
taşralığa mahkum etmek isteyenlerin karşısına, solun özgürlükçü
ilkelerini koymamız gerekir" başlığı altında sayın Coşar, solun görevini
(özgürlükçü ve dayanışmacı olanı için), solu ve hukuku aşağıdaki
gibi tanımlamış. (Alt çizgiler bize ait olup, yazının aslında
bulunmamaktadır.)
"Onun
için vizyonlarımızda, ufuklarımızda, enformasyonlarımızda böyle bir
dünyada yaşayacağımızı bilmemiz, buna hazırlıklı olmamız, bir yandan
kendi köklerimizden beslenmek suretiyle kültürümüzü zenginleştirmemiz,
üniter yapımızı, Cumhuriyetin kurucu değerleri ile kazanımlarını
korumamız, ama diğer yandan Türkiye toplumunu taşralığa mahkum etmek
için yerliliği ve otantikliği yüceltme sevdasında olanların karşısına,
solun özgürlükçü ve dayanışmacı ilkelerini koymamız gerekir.
Zira özgürlükçü ve dayanışmacı sola, kendi kapalı sınırlarının içine
fikren ve fiziken hapsedilmiş bir Türkiye toplumunu bu durumdan kurtarma
mücadelesinin önderliğini yapmak, toplumsal dayanışmayı, yurttaş
girişimlerini, en geniş siyasal katılımı, küreselleşmeden mağdur olan
kesimlerin haklarını, çevre koruma bilincini savunan akımların içinde
eşit bir güç olarak yer almak, insan merkezli bir Avrupa toplumunun
kuruluşuna aktif olarak katılmak düşer.
Daha şimdiden görünen o ki, geleceğin
dünyasında, varoluşuna etik anlam veren, bireyi toplumun itici gücü
olarak kabul eden, insanların yaratıcılıklarını diğer özelliklerinden
üstün gören ve bu yaratıcılığı genişletecek koşulların herkese açık
olması için mücadele eden toplumsal hareketlerin bulunduğu tarafa sol
denilecektir. Bunu öngörmemiz ve buna göre solun ufkunu, tahayyül ve
tasavvur dünyasını, toplumsal varoluş biçimini, yöntemlerini, gerçeklik
referanslarını sorgulamaktan kaçmamamız gerekir.
Tam da
bugün gelinen aşamada, adalet de, bireyin meşru savunma hakkının
kolektif organizasyonu olan hukuk da, etkinliğin gerçekleştirilmesi de
statükoya bağlı olmaktan çıkmış, şimdiden sonra yaratılacak geleceğe
bağlanmış, çağımızın aşılması gereken zorluklan, ulusal çerçevelerin
dışına taşmıştır. Bilimin artık sınır tanımaması, teknolojinin hiçbir
bayrağının bulunmaması, saptırılmış olsun veya olmasın enformasyonun
pasaportsuz gezmesi, paranın ve bilginin dünyayı çok hızlı biçimde
dolaşması, nereden nereye gelindiğinin göstergesi, geleceğin ise
ipuçlarıdır."
Bu görevlendirme ve
tanımlama ülkemizin sol yelpazesinde ne kadar rağbet görür bilemiyoruz.
Ancak, hiç kuşkusuz sayın Coşar bu ön seçimde sola göz kırpmanın kendisi
için çok daha faydalı olacağına inanıyor. Önceden solcu olarak bilinen
ve sayın Coşar'ın arkasında yer alan isimler de her halde sayın Coşar'ın bu görevlendirmesini ve tanımlamasını
kabul ediyorlar.
Broşürün Tasarım ve Hedefler bölümünde nerede ise
unutulan yok. Sayın Coşar akla gelen her şeyi yapacağım, her derde çözüm
olacağım diyor.
Ancak geçmişe bakınca bu broşürün içeriği tatmin
edici değil ve sayın Coşar'a sormak gerek.
-
1994 yılında DSAG ne diyordu ve ne
yapıyordu, ya da ne yapmıyordu ki arkadaşlarınızla Demokratik Birlik
Grubu olarak yeni bir liste ile DSAG'dan ayrı seçime katıldınız?
-
2004 yılında DSAG, sizin 1994, 1996 ve 1998
yıllarında söylediklerinize uyan ne diyor ya da ne yapıyor ki başkan aday adayı olarak DSAG ön seçimlerine
katılıyorsunuz?
Sayın Vedat Ahsen Coşar'ın bu iki soruya vereceği
cevap ne olursa olsun, DSAG baro büyüklerinin veya içlerinden
bazılarının neden sayın Coşar'ın aday adaylığına olur verdiklerini,
hatta sayın Coşar'ı cesaretlendirdiklerini
tahmin etmek zor değil.
2002 yılı seçimlerinde ÇAG'ın bir önceki seçime
göre oylarını arttırdığı ve sonraki yıllarda baro seçimlerine asılacağı
gözlenmişti. Diğer yandan 2002 seçimlerindeki çalışmaları ile Meslekte
Birlik (yeni adıyla Baroda Birlik) sonraki yıllarda seçimlere
asılacağını göstermişti. 2002 yılında yaşanan kutuplaşma sonrası
gelişmeler ile ilk aylarından itibaren ardı ardına istifaların ve uzaklaşma ya
da uzaklaştırmaların yaşandığı 2002-2004 yönetim dönemi DSAG'ı zayıflatmıştı. Bu
olumsuz şartların 2004 seçim sonuçlarını DSAG aleyhine etkilemesinin ve
muhtemel başarısızlığın önüne geçmenin en iyi yolu 1990 yılında izlenen
taktiklere benzer taktik geliştirmekti. Belki bir çok taktik
geliştirilebilirdi, ama en kolay gerçekleşebilecek olan seçildi ve 2003
yılının Temmuz ayından sonra hayata geçirildi.
Eğer sayın Vedat Ahsen Coşar DSAG başkan aday
adayı olursa, sayın Coşar ve yandaşları DSAG içindeki muhalefeti
etraflarına toplamanın yanı sıra ÇAG ile artık ilgisi kalmayanları ya da
ÇAG kırgınlarını da etraflarına toplayabilir ve böylece DSAG'ın ön seçimine
katılımı yükseltebilirlerdi. Ön seçim sandığına katılımın yüksek
olması DSAG için hep önemliydi ve DSAG ön seçime katılım ile övünüyor,
seçim propagandalarında kullanıyordu. DSAG başkan adayı olarak ön
seçime katılması sağlanamaz
ise, sayın Vedat Ahsen Coşar ayrı bir listede başkan adayı olarak
çıkabilir ve seçimi kazanamasa dahi bu defa DSAG aleyhine katlanılamaz
bir seçim sonucunun nedenlerinden biri olabilirdi. Tabii böyle bir hesap bazıları için muhtemelen
sayın Vedat Ahsen Coşar'ın ön seçim sandığından DSAG başkan adayı olarak
çıkamayacağı ve sadece ön seçime katılımı arttıracağı varsayımına dayanmaktaydı. Peki, ya Sayın Coşar DSAG ön
seçim sandığından başkan adayı olarak çıkıp seçici kurulun da bir üyesi
olursa ne olacak? Yukarıda açıkladığımız hesabı yapanlar bu ihtimali de
nazara alıp kendilerinin nasıl kayba uğramayacağını, hatta muhtemel
olumsuzlukları slalom pistindeki kayakçı kıvraklığı ile aşıp nasıl
kazançlı çıkabileceklerini herhalde hesaplamışlardır.
2004 Ankara Barosu genel kurulunda yapılacak
seçimlerin arkasından 2005 yılında TBB genel kurulu ve seçimleri
geliyor. Ankara Barosu'nun TBB delegeleri listesi de, TBB başkanlığını
hedefleyenler için çok önemli. Sayın Vedat Ahsen Coşar'ın neden DSAG
başkan aday adayı olduğunu ya da nasıl olabildiğini anlayabilmek için bu
açıdan da değerlendirme yapmak, gelişmelerin neler olabileceğini tahmin
edebilme açısından yararlı olabilir. Ancak, böyle bir
değerlendirme için henüz erken.
Av. Hasan Aydın Tansu
Ankara, 05/09/2004
Baro Genel Kurulu ve Seçimleriyle ilgili yazılar
|