inisiyatif.net bilgiweb uygulama avukatın tarihi kültür

hukuk müzesi

forum

 

 

Tarihimizde Avukatın Eğitimi [1]

(1921-1938)

 

1938 yılında kabul edilen 3499 sayılı kanun öncesini, merhum Ali Haydar Özkent "Avukatın Kitabı"nda aşağıdaki gibi özetlemiş.

2 - Stajın bizdeki tarihi

418 - Dava vekilleri nizamnamesine göre. Dersaadet Dava Vekilleri Cemiyeti Nizamnamesi, stajdan hiç bahsetmez. O zamanki şartlara (Bak. No. 53, 54, 62, 63, 73, 77, 79, 81) göre böyle birşey düşünmek kimsenin aklına gelmezdi.

419 - Meşrutiyetin ilânından sonra. Meşrutiyetin ilânından sonra hazırlanan Muhamat Kanunu lâyihalarında (Bak. No. 84, 85, 86) mülâzemet meselesi esaslı bir surette düşünülmüştü. Müellifin dahil bulunduğu komisyonca hazırlanan 50 maddelik lâyihanın 6-9'uncu maddelerinde mülâzemet sistemi tanzim edilmişti[2]. Avukatlık ehliyet ve tecrübesinin ancak baroda kayıtlı bir muhamî yazıhanesine devamla elde edilebileceğini düşünüyorduk. Bizim fikrimizce muhamilik, yalnız mektep sıralarında öğrenilen bilgi ile elde edilemezdi. Öğretilenleri hâdiselere tatbik edebilmek için çıraklık, kalfalık lâzım geliyordu. Bir yazıhane genç hukukçu için büyük bir sığınak, samimî bir kucaktı. Bir muhamî için toy bir gencin zekâsını inkişaf ettirmek, hukuk hayatına alıştırmak, yavaş yavaş yetiştirmek ne büyük bir zevkti! Mülâzemet meselesini, tâ o zamandan beri, amelî bilgi ile meslek ananelerinin birbirini kucaklayarak önce filiz, sonra dalbudak salacakları bir müessese olarak düşünüyorduk. İşte bu düşüncelerden ilham alarak mülâzemeti şu şekilde tanzim etmiştik:

Madde 6 - Müstedinin şeraiti matlubeyi haiz olduğu tebeyyün ettiği takdirde bir muhamî nezdinde mülâzemetine ruhsat verilir ve mülâzemet ancak Baro teşekkül eden yerlerde ifa edilir. Mülâzimetsiz icrayı muhamat memnudur.

Madde 7 — Müddeti mülâzemet iki senedir. Ancak istinaf ve temyiz hâkimleri ile beşinci maddedeki şeraiti haiz olup iki sene müddetle ifayı hizmet eden müddeiumumi ve muavinleri ve bidayet ve sulh hâkim ve muavinleri ve âza mülâzimleri ve işbu kanunun hini neşrinde, ruhsatnameyi haiz olarak bilfiil icrayı vekâlet edenler kaydı mülâzemetten varestedirler. Müddeti memuriyetteki iki seneden dûn olanların memuriyette bulundukları müddet, mülâzemet müddetine mahsup edilir.

Madde 8 - Müddeti mülâzemet zarfında nıuhamî mülâzimi, nezdinde çalıştığı muhamînin müsaadei mahsusası ile sulh ve bidayet mahkemesinde münferiden ve istinaf mahkemesinde muhamî ile birlikte müdafaa ve takibi dava salâhiyetini haizdir.

Madde 9 - Mülâzimin muhamiliğe kabulü takdirinde bidayet reisi evvellerinin bulunduğu mahkeme huzurunda müddeiumumi ve baro reisi veya göndereceği vekili muvacehesinde (müvekkillerinin hukukunu kanun dairesinde müdafaa ve muhfazadan inhiraf etmeyeceğine ve mesleğin şerefini muhil hiçbir harekette bulunmayacağına) dair tahlifi icra edilir.

Mülâzemetin böyle dört maddeye sıkıştırılması ve mülâzimin ahlâk gidişi, çalışma tarzı vesaire hakkında muhamînin vereceği beyannameden ve diğer merasimden bahsolunmaması, uzun bir lâyiha Meclisi Mebusandan geçirilemeyeceği için kısa olması hakkında Adliye Nazırının sıkı sıkı tenbihte bulunmasından ileri gelmişti. Bu lâyihalardan bir netice çıkmadığını tarih kısmımızda gördük (Bak. No. 84, 85, 86).

420 - 460 sayılı kanuna göre. 460 sayılı kanunun ikinci maddesi, avukat olabilmek için mülâzemeti şart koymuştu. Mülâzemet müddeti, müracaat tarihinden başlamak üzere üç sene idi. Yani diğer şartları haiz olan hukuk mezunu adlî hizmete tayini için vekâlete müracaat ettiği tarihten itibaren mülâzemetini yapmaya başlamış sayılırdı. Vekâlet kendisini bir vazifeye tayin etsin veya etmesin bu müddet işlerdi.

Mülâzemet, mahsus cinayet mahkemesi bulunan şehir ve kasabalarda adlî bir memuriyette kullanılmak suretile yapılırdı. Kanunun neşri tarihinden evvel üç sene bilfiil adlî hizmetlerde veya dava vekâletinde bulunmuş olanlar mülâzemetten vareste tutulurlardı. Vekâlet hizmetleri üç seneyi doldurmayanlar, noksan müddeti ya­zılan şekilde doldurmaya mecburdurlar.

421 - 708 sayılı kanun. 460 sayılı kanunun bazı maddelerini değiştiren 708 numaralı kanun mülâzemet bahsinde ufak bir yenilik yapmıştı. Şöyle ki üç seneyi iki seneye indirmiş ve adlî hizmeti Adliye Vekâletinin tensip edeceği iki sene müddetle Askerî temyiz divanı âza ve müddeiumumiliklerinde ve muavinliklerinde ve Devlet Şûrası Reis ve âza ve müddeiumumî ve muavin ve mülâzimliklerinde ve resmî daire ve müesseselerin hukuk müşavirliklerinde veya hukuk işleri ve muhakemat müdürlüklerinde veyahut adlî müşavirliklerinde bulunanları ayrıca mülâzemete tâbi tutmamıştı.

422 - 2573 numaralı kanun. Devlet davalarını takibe memur avukatlar hakkında çıkarılan 5 Temmuz 1935 tarihli ve 2573 numaralı kanun (Madde: 6) hukuk mezunlarının devlet merkez daireleri hukuk müşavirlikleri muavin ve mümeyyizliklerindeki hizmet müddetlerinin avukatlık mülâzemet müddetine mahsup edileceğini gösteriyordu.

423 - Talimatnameler. Stajın gevşek tutulduğunu anlayan Adliye Vekâleti müddeiumumiliklere gönderdiği talimatnamelerle adlî makamların dikkat nazarlarını çekmek ve bu işi faydalı bir şekle sokmak istemiştir. Görülmüştür ki stajyer olarak mahkemelere kaydedilenler isimlerini bir kere yazdırdıktan sonra ara sıra uğramak suretile iki seneyi geçirmekte idiler. Yeni talimatnamelere göre avukatlık stajı yapacaklar iki sene muntazam bir surette mahkemelere devam edecekler, her gün nöbet cetvelini imzalayacaklar, müddeiumuminin teftişine tâbi olacaklar, hattâ mahkemelerde bilfiil kâtiplik edeceklerdi.

Stajyerlerin sayısı İstanbul'da 60, Ankara'da 30, İzmir'de 25, Bursa, Adana, Konya, Balıkesir ve Samsun gibi ikinci derecede gelen mühim ağır ceza merkezlerinde sekizer ve diğer ceza mahkemelerinde de dörder olarak tesbit edilmişti.

Stajyer, nerede staj görmek istediğini, Adliye Vekâletine istida ile bildirir. Vekâlet, orada münhal yoksa, keyfiyeti talibe tebliğ ederdi.

Stajyer, 3 ay müddeiumumilik, 3 ay sulh ceza, 3 ay asliye ceza, 3 ay ağır ceza mahkemelerinde fiilen kâtiplik vazifesini görür, bu devrin ikmalini müteakip 2 ay icra dairesinde, 5 ay asliye hukuk veya ticaret mahkemelerinde aynı suretle çalışırdı. Devam cetveli her hafta ve staj defterleri her ay sonunda hâkim tarafından, stajın fiilen yapıldığı gösterilmek suretile tasdik olunurdu. 1937 senesi Şubat'ındaki bir istatistiğe göre[3] İstanbul'un muhtelif adliye daire ve mahkemelerinde 120, Ankara'da 40 ve İzmir'de 40 stajyer vardı.

Adliye Vekâleti hâkim muavinliği için staj görenler 75 lira aylık veriyorlardı. Avukat stajını görenler, tabiî birşey almıyorlardı.

424 - Sistemin eksikliği. Şimdiye kadar verdiğimiz izahat bize göstermiştir ki, 460 sayılı kanun ve zeylinin tanzim etmiş olduğu mülâzemet için müracaatın ve kanunun neşrinden evvel üç sene adlî bir hizmette bulunmuş olmasının (ve meselâ Adliye Vekâleti evrak kâtipliğinin) kâfi olduğu gösteriliyordu. Halbuki mülâzemet, bir etiket meselesi değildi. Mülâzemet, bilginin tecrübe ile bezenmesi demekti. Bu işe,ancak üniversite tahsilini bitirdikten sonra kanun tatbikatını öğreten adlî bir hizmette fiilen bulunmakla mümkün olurdu.

Tatbikatta mülâzemet meselesi o kadar çığandan çıkarılmıştı ki, mektepte iken yapılan adlî hizmet ve mülâzemet müddetine mahsup ediliyordu. Nihayet Büyük Millet Meclisi, 1 Nisan 1929 tarihli ve 143 numaralı tefsirile mektebe devam esnasında veya devamdan daha evvel Adliyede geçmiş olan hizmetlerin mülâzemete mahsup edilemeyeceğine karar vermiştir.

Büyük kanunun, staj için mecburî tuttuğu (avukat yanında çalışma) ve (hâkim muavinliği imtihanı) sisteminin sağlamlığına ve tekniğe nazaran bunların ne kadar basit ve maksadı teminden uzak olduğu kendiliğinden anlaşılır. Netekim 708 sayılı zeyil bu boşluğu doldurmaya çalışmıştı.

Bununla beraber o da eksikti. Gerçi iki senelik adlî hizmeti, mahkemeler nezdinde yapmaya hasretmiş ve Adliye Vekâleti bunun fiilen yapılması için çok çalışmış ise de idarî meclislerin reis ve âza ve muavinliklerinde ve resmî daire hukuk müşavirliği kalemlerinde hizmete varıncaya kadar stajı şümullendirmiş olduğu gibi 2573 sayılı kanun, kalem mümeyyizlerinin hizmeti mülâzemet müddetine mahsup ettirmiştir.

Lâkin bizce en büyük kusuru, mahkemeler nezdinde yapılan mülâzemetin şeklinde idi. Talimatnamelere rağmen tatbikatta pek acı olarak gördük ki, devam meselesi temin edilemiyordu. Adlî hizmeti zarfında askerliğini yapan, başka memuriyetlerden maaş alan, iki sene bilfiil çalıştığını iddia ettiği mahkemede üst üste bir ay hazır bulunmayan çok mülâzimler görülmüştür. Devam edenler de istenildiği gibi tatbikat göremiyorlardı. Ciddî ve hakikî olarak mülâzemeti yapmış, mahkemenin feyzinden nur almış mülâzimler herhalde pek azdı.

Bütün bunlara, hukuk tahsilini yapmış ve bilfarz fiilen iki sene mahkemede çalışmış olan mülâzimin, avukatlık mesleğinin dilediği tatbikat bilgisine, emrettiği kaide ve an'anelere büsbütün yabancı kalmış olduğunu eklersek, eski mülâzemet sisteminin maksadı temin edemediğini tam olarak anlatmış oluruz.


[2] Muhamat Mecmuası, No. II. Müellifin bu lâyiha için yazdığı esbabı mucibeye de bak. Aynı numara, sayfa: 339

[3] Cumhuriyet Gazetesi'nin 15 Şubat 1937 nüshası.

18 Ocak 1921 (18 Kanunusani 1337) tarihli "Dava Vekaleti Ruhsatnamesine İstihsaline Dair Nizamname" avukatın eğitimi ile ilgili düzenleme getirmiyor, ancak, dava vekaleti ruhsatnamesi alabilmek için sınav zorunluluğu getiriyor ve sınava girmesine gerek olmayanları belirtiyor.

3 Nisan 1924 tarihli "Muhamat Kanunu" ise, avukat olabilme koşullarını sayarken "6— müddeti mülâzemeti ikmal etmiş olmak lâzımdır. Mülâzemet müddeti tarihî müracaattan itibaren üç senedir. Bu müddet zarfında mülâzemeti mahsusu cinayet mahkemesi bulunan şehir ve kasabalarda bir memuriyeti adliyede istihdam suretiyle ifa ettirilir, işbu kanunun tarihi neşrinden mukaddem bilfiil üç sene müddetle Hidematı adliye veya dâva vekâletinde bulunmuş olanlar, kaydı mülâzemetten varestedirler. Müddeti hizmet ve vekâletleri üç seneye baliğ olmıyanlar fıkrai sabıkaya tevfikan bakıyei müddeti mülâzemeti ikmale mecburdurlar" düzenlemesini getirmektedir. Mülâzemet, staj görme anlamında kullanılmaktadır. Madde metninden, başvuru tarihiden itibaren stajın üç sene olduğu ve cinayet mahkemesi (ağır ceza mahkemesi) bulunan yerlerde adliyede memur olarak çalıştırılarak yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

6 Ocak 1926 tarihli "Muhamat Kanununun Bazı Mevaddını Muaddil Kanun"un 2 maddesiyle "Avukatlık Kanununun ikinci maddesinde muharrer mülâzemet, Adliye Vekâletinin tensip edeceği bir mahkemede iki sene hizmeti adliyede bulunmak suretiyle ifa edilir. Mektebi mülkiyeden mezun olupta, hukuk fakültesinin veya mektebinin mektebi mülkiyede okumadıkları derslerinden bilimtihan ehliyetini müsbit tasdikname istihsal ederek, mülâzemet müddetini ikmal edenler Avukatlık Kanununun ikinci maddesindeki şeraiti haiz oldukları surette avukat olabilirler" düzenlemesi gelmiş, staj süresi iki seneye indirilmiş ve Adliye vekaletinin uygun göreceği bir mahkemede iki sene sureyle adliye hizmetinde çalışmak yeterli görülmüş.

1 Nisan 1929 tarihli, Avukatlık Kanununda Yazılı "Mülazemet" tabirinin tefsirinde "Avukatlık Kanununda yazılı «Mülâzemet» hukuk fakültelerinden mezuniyet istihsalinden sonra yapılır. Mektebe devam sırasında veya devamdan evvel adliyeye geçmiş olan hizmetler mülâzemete mahsup edilmez" denilmiştir. Ancak, bu tefsire kadar mahsup işlemi yapılmış, bundan sonra ise sadece mezun olduktan sonra yapılan hizmetler mülazemete mahsup edilmiştir (Bkz. 2573 sayılı kanun mad.6).

Gerek 1924 tarihli Avukatlık Kanununda, gerekse sonradan yapılan değişikliklerde, staj yapmak zorunda olmayanlar belirtildiği gibi, hukuk fakültesinden mezun olmamakla birlikte önceden dava vekaleti üstlenebilenlere de davada vekalet alabilme ve tarafları temsil hakkı tanınmıştır.

1921-1938 yılları arasında, hukuk fakültesini bitirenler için Adliye vekaletinin (Adalet bakanlığının) uygun göreceği bir mahkemenin hizmetinde iki sene (başlangıçta üç sene) bulunmak, staj için yeterli görüldüğü ve avukatın eğitiminin de bu stajla sınırlı kaldığı anlaşılmaktadır.

 

Hasan Aydın Tansu

Ankara,29.10.2007


Konuyla ilgili olabileceğini düşündüğümüz önceki yazılar ve belgeler

madde işareti

Eğitimle ilgili diğer yazı ve bağlantılar için buraya tıklayız.

Yazarın Sitedeki Bütün Yazıları

madde işareti

Barolar, Serbest Meslek Erbabı Avukatların Gelirlerini Denetleyecek mi? - 22.09.2008

madde işareti

Mesleğe Yeni Başlayan Avukatlar İçin TBB Forumları - 16.12.2007

madde işareti

Tarihimizde Avukatın Eğitimi [3]; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu Dönemi (1969-bugün) - 16.11.2007

madde işareti

Tarihimizde Avukatın Eğitimi [2]; 3499 sayılı Avukatlık Kanunu Dönemi (1938-1969) - 02.11.2007

madde işareti

Tarihimizde Avukatın Eğitimi [1]; 1921-1938 Dönemi - 29.10.2007

madde işareti

Avukatlık Yasası Değişiklik Taslağı Önerileri Sözde Forumu Üzerine (2) - 26.02.2007

madde işareti

Avukatlık Yasası Değişiklik Taslağı Önerileri Sözde Forumu Üzerine (1) - 13.02.2007

madde işareti

Avukatlık Sınavı Kalktı Kalmasına, Ya Getirilme Gerekçeleri... - 14.12.2006

madde işareti

6207 Sayılı Avukatlar Yardımlaşma Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin Düşündürdükleri... - 16.11.2006

madde işareti

Avukatlık Sınavı Yine Erteleniyor mu? Yoksa, Kalkmalı mı? - 14.11.2006

madde işareti

Meslek kurallarının kısıtlamaları ne işe yarıyor? Avukatların Ortaklıkları için Bir Örnek... - 10.07.2006

madde işareti

Avukatlık Sınavı ve Baro Staj Eğitimi - 01.05.2005

madde işareti

Ankara Barosu Delegeleri Ne yapıyor? Ve TBB Genel Kurulunda Ne yapmak İstiyor? - 25.03.2005

madde işareti

Dünden Bugüne Ankara Barosu Genel Kurullarında Yapılan Seçimler - 07.09.2004

madde işareti

Görüş ve Düşünceler Hayata Geçirilmediği Sürece Ne İşe Yarar? - 14.07.2004

madde işareti

Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunda Neden "doğal üye"? - 30.03.2004

madde işareti

ADR Ülkemizde Uygulanabilir mi? Avukatlık Kanunu 35/A ve Yönetmeliğinin 16 ve 17. maddelerinin Değerlendirmesi - 18.02.2004

madde işareti

Baro Genel Kuruluna Katılmayı ve Seçme/Seçilme Hakkının Kullanılmasını Engelleyen Maddeler Kaldırılmalıdır - 15.02.2004