inisiyatif.net bilgiweb uygulama avukatın tarihi kültür

hukuk müzesi

forum

 

 

Tarihimizde Avukatın Eğitimi [3]

1136 sayılı Avukatlık Kanunu Dönemi (1969-bugün)

 

Önceki iki yazımızda merhum Ali Haydar Özkent'ten alıntı yapıp sadece bir kaç küçük paragraf ekleyerek 1921-1938 tarih aralığını anlatmamız kolay olmuştu. 1969 yılından bu güne kadar gelen 1136 sayılı kanun dönemini özetleyebilmek o kadar kolay değil. Mutlaka eksiklerimiz olacak. Çünkü, 1969 sonrasında baro üye sayıları hızla arttı ve Türkiye'deki avukat sayısı birkaç sene sonra 60 binli rakamlarla ifade edilecek. Avukatla ilgili mevzuat geçen süre içerisinde çok kez değişti. Gerçi eğitim ile ilgili çok fazla değişiklik olmadı ama, diğer değişikliklerin getirdikleri ya da sonuçları, hiç kuşkusuz eğitim uygulamalarını etkiledi.

1136 sayılı yasa öncesinde, 1965 yılının Ekim ayında Konya milletvekili Kemal Sarıibrahimoğlu ve 7 arkadaşının verdiği kanun teklifi var.

Mucip Sebepler başlığını taşıyan genel gerekçede "Staj mevzuunda alışılmış ve   faydasızlığı tecrübelerle sabit olmuş usul yerine, meslekin amme görevi mahiyetine   uygun bir ciddiyet   iktisap etmesi ve stajın hakikaten faydalı ve yetiştirici olabilmesi için stajiyerlerin staj müddeti zarfında memur statüsüne tabi olması ve Devletten tahsil derecesine uygun maaş alabilmesi esası vazedilmiştir" denilmiş.

Staj, teklifin 3. Kısmında 21 ve 32. maddeler arasında düzenlenmiş. Staj süresi de iki yıl ve "bir yılı mahkemelerde, altı ayı idari dairelerde, geri kalan altı ayı en az on yıl avukatlık yapmış bir avukat yanında" yapılması uygun görülmüş. 29. maddede "Stajiyer, staj süresi içinde memur statüsüne tabidir. Kendilerine barem derecesi üzerinden bu süre zarfında maaş ödenir" denilmiş, ancak bu ödemenin kaynağı belli değil. Memur statüsüne tabidir denildiğine göre, ödemenin hazine tarafından genel bütçeden yapılacağı düşünülmüş olsa gerek.

32. maddenin 1. fıkrasında "Stajyer, staj süresi içinde mahkeme celselerine girmek, staj konferanslarına devam etmek, baro yönetim kurulu ve yanında çalıştığı avukat ve memurlar tarafından verilen işleri takip, dâva evrakını tanzim ve bu esas dairesinde gösterilecek diğer ödevleri yapmakla yükümlüdür" denilmiş. 2. fıkrada ise "Stajyer, avukat yanında staja başladığı günden itibaren avukatın yazılı muvafakati ile ve gözetimi altında sulh mahkemelerinde, icra hâkimliklerinde, görülen dâvalara girebilir ve icra işlerini takip edebilir" düzenlemesi getirilmiş. Anlaşılıyor ki, bir yıl adliye ve altı ay idari dairelerde stajını tamamlayan stajyerin dava takip edebilme yeteneğini kazanacağı varsayılmaktadır.

Bu teklifte "sınav" yer almıyor. Belli ki 2 senelik staj sonrası eğitimin tamamlanacağı öngörülüyor. Hatta bir buçuk sene sonra eğitimin tamamlandığı düşünülüyor olsa gerek, stajyere dava takip olanağı sağlanmış. Eğitimin tamamlandığı düşünülerek yetki verildikten sonra artık sınav yapılmasının bir gerekçesi kalmadığından, sınavın düşünülmemiş olması da doğaldır.

1965 yılının Kasım ayına gelindiğinde Konya milletvekili Fatih Özfakıh ile 27 milletvekilinin "Avukatlık Kanunu Teklifini" (ve teklifin gerekçesini) görüyoruz. Bu teklif metninin 3. Kısmı stajı düzenliyor ve stajın süresi, 6 ayı mahkemelerde ve kalanı avukat yanında olmak üzere, toplam 2 sene olarak öngörülmüş.  Ayrıca, mesleğe kabul edilebilmek için staj bitirme belgesini almış olanların Türkiye Barolar Birliği  merkezinde yapılacak imtihanda başarı göstermeleri gerekli.

1967 yılının Ocak ayında, bu gün yürürlükte olan 1136 sayılı "Avukatlık Kanunu Tasarısı" T.B.M.M.'ye geldi. Staj, tasarı metninde 4. Kısım olarak yer alıyor ve ilk 6 ayı mahkemelerde, ikinci 6 ayı avukat yanında olmak üzere bir sene olarak öngörülmüş. Bu tasarıda sınav yer almıyor. İlk kez stajyere yapılacak yardım öngörülmüş ve gerekçesindeki ifadeyle stajyere yapılacak yardımın amacı, "tasarının 33 ncü maddesi, stajyerlere yapılabilecek yardıma dair olup, yeni bir hükümdür. Gayesi, avukat olmak istiyen fakat stajın devam edeceği bir yıl içinde maddî bakımdan kendine yeter geliri olmıyan fakülte mezunu, istidatlı kimseleri mesleke kazandırmak imkânını sağlamaktır" olarak belirtilmektedir. Ancak, bu yardımın kaynağı da belli değil. Yani kabul var, ama uygulama olanağı yok.

1967 yılının Haziran ayında Avukatlık Kanunu ile ilgili Geçici Komisyon Raporu ve Tasarının Komisyonda Değiştirilmiş Biçimi yayınlandı. Bu raporda ve değiştirilmiş metinde, avukatın eğitimi açısından en önemli değişiklik 5. Kısım olarak "Avukatlık Sınavı"nın eklenmesiydi.

19.03.1969 tarihinde kabul edilen 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 4. Kısmı "Staj" ve 5. Kısmı "Avukatlık Sınavı" düzenlemelerini içeriyordu. "Stajyerlere barolarca yardım yapılabilir. Bu yardımın şekil ve şartları Türkiye Barolar Birliğince belirtilir" düzenlemesi de 27. madde olarak kanunda yer aldı. 1136 sayılı kanununun ilk halinde, 6 ayı mahkemelerde ve sonraki 1 yılı avukat yanında olmak üzere staj bir buçuk yıl olarak kabul edilmişti. Daha sonra 30.01.1979 tarihinde kabul edilen 2178 sayılı kanunla Avukatlık Sınavı ile ilgili hükümlerin tamamı (28 ila 33üncü maddeler) kaldırıldı ve staj süresi, 6 ayı mahkemelerde ve sonraki 6 ayı avukat yanında olmak üzere, bir yıla indirildi. 2001 yılı değişikliğine kadar da stajyer avukat yanındaki stajının ikinci yarısında yetki alabiliyordu.

09.01.1971 tarihinde TBB 4. genel kurulunda Meslek Kuralları kabul edildi. Aşağıdakiler hariç "Stajyer" kelimesi hiç bir maddesinde yer almadı.

Kuralların 33. maddesinde "Yanına stajyer almayı kabul eden avukat, stajyerlerin iyi yetişmesi için gerekli dikkati ve ilgiyi gösterir ve olanaklarını hazırlar",

37/b maddesinde "Avukat, yardımcılarının, stajyerlerinin ve çalıştırdığı kimselerin de meslek sırrına aykırı davranışlarını engelleyecek tedbirler alır",

TBB'nin 20. Genel Kurulunda 1989 yılında yapılan değişiklikle 20 maddede "Avukatlar ve avukat stajyerleri mesleğe yaraşır bir kılık ve kıyafetle başları açık olarak mahkemelerde görev yaparlar. Duruşmalara Türkiye Barolar Birliği’nce şekli saptanmış cübbe ve temiz bir kıyafetle çıkarlar. Erkek avukatlar iklim ve mevsim koşullarının elverdiği ölçüde kravat takarlar",

deniyordu.

Meslek kurallarında avukat stajyerleri için başkaca düzenleme halen bulunmuyor. Ve halen, avukat ve stajyeri arasındaki ilişki meslek kurallarında yer almıyor.

25.12.1972 tarihinde kabul edilen "Avukatlık Kanunu Yönetmeliği"nde 3. Kısım "Avukatlık Stajı", 4. Kısım ise "Avukatlık Sınavı"ydı. Avukatın eğitimi açısından bir yenilik getirmeyen bu yönetmelik üzerinde fazla durmaya gerek görmüyorum.

30.01.1979 tarihinde kabul edilen "1136 Sayılı Avukatlık Kanununun Bazı Maddelerinin Kaldırılması, Bazılarının da Değiştirilmesi Hakkında 2178 sayılı Kanun" ile 26. madde değiştirildi;

"Stajiyerler, avukat yanında staja başladıktan üç ay sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve onun gözetimi altında, icra tetkik mercii hakimlikleri île sulh mahkemelerinde ve icra ve iflâs dairelerinde görülen dava ve işlerde vekâlet alabilirler... Stajiyerlerin bu yetkisi, stajiyere baro yönetim kurulunca, staj bitim belgesi verilmesi isteğinin reddi kararının kesinleşmesi halinde sona erer" halini aldı. Yani red kararı üzerine itiraz eden ve dava açan stajyer idare mahkemesinin kararı kesinleşinceye kadar (olasılıkla iki sene) bu yetkiyi kullanabilecektir. Peki, staj bitim belgesini aldıysa ve fakat ruhsat talep etmediyse ne olacaktı?

Önceki hali "Stajiyerler, avukat yanında staja başladıktan üç ay sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve onun gözetimi altında icra tetkik mercii hakimlikleri ile sulh mahkemelerinde ve icra ve iflas dairelerinde görülen dava ve işlerde vekalet alabilirler... Stajiyerin bu yetkisi, 31 inci maddenin ikinci fıkrası gereğince son sınavda da başarı gösterememesi veya aynı maddenin son fıkrasında yazılı süreyi başarı gösteremeden geçirmesi halinde sona erer" biçimindeydi.

18.11.1992 tarihinde kabul edilen 3842 sayılı "Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 12. maddesiyle CMUK 135/3 maddesi "Müdafi tayin hakkının bulunduğu, müdafi tayin edebilecek durumda değilse baro tarafından tayin edilecek bir müdafi talep edebileceği ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, isterse müdafiin soruşturmayı geciktirmemek kaydı ile ve vekaletname aranmaksızın ifade veya sorguda hazır bulunacağı, bildirilir; yakınlarından istediğine yakalandığını duyurabileceği söylenir" düzenlemesini getirdi.

1992 yılında yapılan bu değişiklik, istek olduğunda barolara müdafii tayin etme görevini yüklemişti. Barolar önce bocaladı. Listedeki avukatların tamamı ile nöbet listeleri oluşturarak bu görevi yerine getirmeye çalıştılar. Sonra, görevin insan hakları temel bilgisini gerektirdiği ve zanlının haklarının ne olduğunun görevi üstelenen avukat tarafından iyi bilinmesi gerektiği kavrandı. O tarihlerde, Çağdaş Avukatlar Grubu listesinden seçilenlerin yönetimde olduğu İzmir ve İstanbul baroları bu görevi üstlenecek avukatların eğitimlerini planlayabildiler ve planladıkları eğitimi almayan avukatları müdafi olarak tayin etmediler. Bu uygulama, görevi üstlenmek isteyen avukatların eğitim almalarını zorunlu kıldı. Bu uygulamalar 2000-2002 yönetim döneminde Ankara Barosu CMUK Merkezi tarafından incelendi, değerlendirildi, benzeri ve hatta daha iyi planlanmış bir eğitim programı uygulanmaya başlandı. 2002-2004 döneminde, aynı eğitim Staj eğitimlerine de uyarlanmaya çalışıldı ve 2002-2003 yıllarında staj eğitim merkezinde yapılan eğitimlerin bir bölümünü oluşturdu. CMUK eğitimi ve CMUK eğitimini veren avukatların o tarihlerde staj sonu anket sonuçlarında başarısı görülüyordu. Ancak, o tarihlerde oluşturulabilen eğitimci kadrosu Ankara Barosu yönetimi tarafından, olasılıkla siyasi nedenlerle, yok edilmeye çalışıldı ve CMUK merkezinin deneyimli kadrosu dağıtıldı, CMUK eğitimcilerinin baro çalışmalarından uzaklaştırılması için gereken hemen her şey yapıldı. Sonuçta, bu gün Ankara Barosunda uygulanan program, 2000-2002 yılında oluşturulan eğitim programının budanmış biçimi ve taklidinden ibarettir. Budanan kısımlar, bu eğitime eğitimci olarak sonradan katılanların olasılıkla yapabilmelerine izin verilmeyenlerdir. Doğal olarak 2000-2002 yılında yaratılan eğitimi gerçekleştiremeyen yönetimin anlayışı, yine o yıllarda aynı kadro tarafından üzerinde tartışılan geliştirme (ya da sürekli) eğitim programlarının gerçekleştirilememesinin de nedenidir.

Türkiye Barolar Birliği 14.10.1997 tarihinde 3842 sayılı yasa (CMUK) ile İlgili  Yönetmelik çıkartmıştır. Ancak bu yönetmelikte de yukarıda bahsettiğimiz CMUK eğitimiyle ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. Oysa, İstanbul Barosu tarafından yayınlanan CMUK Uygulaması Hakkında 21.11.1997 tarihli İç Yönetmelikte en azından "Meslek İçi Eğitim Seminerleri" ön görülmüştür.

2000 yılı öncesinde Ankara, İstanbul ve İzmir barolarında staj eğitim merkezlerinin kurulma çalışmaları 2000'li ilk yıllarda meyvesini vermiş ve staj eğitim merkezleri kurulmuştu. Stajyer sayısı fazla olan barolarda bu uygulamanın yararlı olacağı düşünülüyordu.

12.03.1998 tarihinde "1136 sayılı Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 4667 sayılı Kanunun Gerekçe ve Tasarısı ile birleştirilerek görüşülen Teklif Metni"ni görüyoruz. 24.06.1999 tarihinde ise "4667 sayılı kanunun gerekçesi ve tasarı metni" ile "4667 sayılı kanun tasarısı ile birlikte görüşülen kanun tasarısı gerekçesi ve tasarı metni" gündeme geliyor. 20.04.2000 tarihinde yayınlanan "4667 sayılı kanunun tasarı hakkında T.B.M.M. Komisyonu raporu", 01.05.2001 tarihindeki "4667 sayılı Kanunun Görüşmelerinin TBMM Genel Kurul Tutanakları"nı ayrıntılı bilgi elde etmek isteyenler inceleyebilirler. Nihayet 02.05.2001 tarihinde "1136 sayılı Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 4667 sayılı Kanun" kabul ediliyor.

4667 yasa, 1136 sayılı yasa düzenlemesine bir çok değişiklik getirdi. Avukatın eğitimi ile ilgili yeni bir düzenleme yoktu. Ancak, stajla ilgili olan hükümlerde değişiklikler oldu.

Bunlardan bizce en önemlisi 23/2 madde de yapılan (altını çizdiğimiz) "Stajyer, avukatla birlikte duruşmalara girmek, avukatın mahkemeler ve idarî makamlardaki işlerini yapmak, dava dosyaları ve yazışmaları düzenlemek, baroca düzenlenen eğitim çalışmalarına katılmak, baro yönetim kurulunca verilen ve yönetmelikte gösterilecek diğer ödevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Stajyerler, meslek kurallarına ve yönetmeliklerde belirlenen esaslara uymak zorundadırlar" biçimindeki düzenlemedir.

Bilindiği gibi 1136 sayılı yasanın ilk halinde 23/2 madde değişiklikten önce "Stajyer, staj süresi içinde duruşmalara avukatla birlikte girmek, staj konferanslarına devam etmek, baro yönetim kurulu ve yanında çalıştığı avukat tarafından verilen işleri yapmak, dava evrakını düzenlemek ve yönetmelikte gösterilecek diğer ödevleri yerine getirmekle yükümlüdür" biçimindeydi.

Görüldüğü gibi 4667 sayılı kanunla artık "Staj Konferansları" kalkmış ve tarihe karışmıştır. Staj konferanslarının ne olduğunu ya da ne olması gerektiğini merhum Ali Haydar Özkent açıklamıştı (Bkz. 3499 sayılı Avukatlık Kanunu Dönemi 1938-1969). Bu konferansların yerine getirilen "baroca düzenlenen eğitim çalışmaları" kavramının ise ne olduğunu açıklayabilen henüz yok. Bu çalışmaları yaptığını iddia eden (ve yapan) baroların her birinin programları ile staj eğitim merkezlerinin kuruluşları diğerinden farklı, olasılıkla eğitim konuları ve/veya konuların içeriği de farklı. TBB ise, bu çalışmaların örnek veya temel olarak alınabilecek tek biçimini yaratamamış ve/veya yaratmak için çaba da göstermemiştir. O kadar ki, TBB staj yönetmeliğinde yaptığı sonraki değişikliklerle, kendini eğitimlerle ilgili yükümlülüklerinden neredeyse tümüyle arındırmıştır.

İkinci önemli değişiklik 26 maddenin "Stajyerler, avukat yanında staja başladıktan sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve onun gözetimi ve sorumluluğu altında,  sulh hukuk mahkemeleri, sulh ceza mahkemeleri ile  icra tetkik mercilerinde avukatın takip ettiği dava ve işlerle ilgili  duruşmalara girebilir ve icra müdürlüklerindeki işleri yürütebilirler... Bu yetki, staj bitim belgesinin verilmesi veya staj listesinden silinme ile sona erer" biçimindeki düzenlemeydi. Bu madde 1979 yılında da değiştirilmiş ve son değişiklikten önce "Stajiyerler, avukat yanında staja başladıktan üç ay sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve onun gözetimi altında, icra tetkik mercii hakimlikleri île sulh mahkemelerinde ve icra ve iflâs dairelerinde görülen dava ve işlerde vekâlet alabilirler... Stajiyerlerin bu yetkisi, stajiyere baro yönetim kurulunca, staj bitim belgesi verilmesi isteğinin reddi kararının kesinleşmesi halinde sona erer" halindeydi. Bu son değişiklikle, stajyer avukatlar avukat yanındaki staja başladıkları gün icra tetkik mercii hakimlikleri île sulh mahkemelerinde ve icra ve iflâs dairelerinde görülen dava ve işlerde vekâlet alabilme olanağına sahip oldular. Anlaşılıyor ki, 2001 yılında mahkeme stajını tamamlayan stajyerler artık vekaletname alabilecek düzeye gelmiş olarak kabul ediliyorlar. O halde avukatlık sınavına ne gerek var? zaten yeterli görmüşsünüz.

Bir de tersinden bakalım; vekalet alma yetkisi olan ve staj bitirme belgesini aldığı için halen vekaletname alma yetkisini kullanan stajyer, avukatlık sınavını kazanamazsa, yetersizliği sınavı kazanamamakla belgelenmiş olmasına rağmen vekalet alma yetkisi devam eden konumunda olmayacak mıydı?

30.11.2001 tarihinde "Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Sınav Yönetmeliği", 19.12.2001 tarihinde ise "Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Staj Yönetmeliği" yayınlandı.

Staj yönetmeliğinin amacı, 1. maddesinde "Bu Yönetmeliğin amacı Avukatlık stajının hukuk bilgilerini bilimsel verilerden ayrılmaksızın ve bilimin yöntemlerini kullanarak somut olaylara uygulayabilen, yargılama süresince yargılama faaliyetinin yönetimine ve kararın oluşumuna etkin biçimde katılabilen, meslek ilke ve kurallarına bağlı, hak arama özgürlüğünün yaşama geçmesi için uğraş veren, insan haklarına saygılı, demokrasi ve hukukun üstünlüğünden ayrılmayan, bağımsız ve özgür avukatların yetişmesi için hukuksal, sanatsal, eğitsel olanakların sağlanmasıdır" olarak belirlenmişti. Staj eğitimini ise aşağıdaki maddeler belirliyordu;

Baronun Staj Eğitim Görevi

Madde 22 — Her Baro, kendi örgütsel oluşumu içinde, stajyerin, özgür, bağımsız, meslek ilkelerine bağlı, uygulamada karşılaştığı sorunları hukuk devleti ilkelerine ve hukukun üstünlüğü kurallarına uygun olarak çözümleyebilecek, adil ve etkin bir yargılamaya ulaşmak amacıyla yargının kurucu bir öğesi olarak görev yapan avukatlar yetiştirmek için staj eğitimi çalışmaları yapar.

Barolar, Avukatlık Kanunu ve Yönetmelik hükümleri ile kendilerine verilen staj eğitim görevinin; bilimsel ilkelere uygun ve sürekli olarak yerine getirilmesi amacıyla Staj Eğitim birimleri oluşturabilirler. Bu birimlerin kuruluşu, işleyişi, yetki ve sorumlulukları ile benzeri konular her Baronun kendi genel kurulunca bu Yönetmelikteki ilkelere göre kabul edeceği iç Yönetmeliklerle belirlenir.

Düzenli, sistematik ve programlı olarak yeterli ve gerekli staj eğitimi yaptırma olanağı bulunmayan Barolarda staj yapan stajyerler için bu eğitim; Türkiye Barolar Birliğinin Ankara’da oluşturacağı staj eğitim birimlerinde verilir. Bu birimlerin kuruluş, işleyiş, yetki ve sorumlulukları Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun hazırlayacağı Yönetmelikle belirlenir.

Staj eğitim birimlerinde stajyerlere verilecek eğitim, avukat yanında yapılan staj süresinden sayılır ve stajın kesintisiz yapılacağı kuralına aykırı olarak nitelendirilemez.

Staj Eğitiminin Temel İlke ve Yöntemleri

Madde 23 — Avukatlık stajının bu Yönetmeliğin amaç maddesine uygun bir şekilde yapılabilmesi, stajyerin avukatlık hukuku ve meslek kuralları bilgilerini edinebilmesi, hukuk kurallarını somut olaylara uygulayabilme yeterliliklerini arttırma avukatlık staj eğitiminin temel ilkesidir.

Bu ilke doğrultusunda staj eğitim birimlerinde bir yıllık avukatlık stajı süresi içinde önceden hazırlanan ve duyurulan yıllık eğitim programı dahilinde en az (120) saatlik bir staj eğitimi verilir. Bu eğitim süresinin en az (60) saati düzenli olarak meslek ilke ve kuralları ile uygulamada avukat konularına ayrılır.

Bunların dışında Barolar, staj eğitiminin nasıl yapılacağını, hangi konulardan oluşacağını yörelerinin de özelliklerini göz önüne alarak, çıkaracakları iç Yönetmelikte gösterirler. Ayrıca seminer çalışmaları yapılır. Panel, sempozyum gibi kültürel etkinlikler düzenlenir.

Staj Kurulları

Madde 24 — Baro Yönetim Kurulu Kanun ve Yönetmelik gereği vermekle yükümlü olduğu staj eğitimini daha kapsamlı ve verimli kılabilmek, uygulamada birliği ve kurumlaşmayı sağlamak için staj kurulu kurmaya yetkilidir.

Staj kurulunun oluşumu, görevlendirme yöntemi ve Baro Yönetim Kurulu tarafından bu kurula devredilecek yetkilerin kapsamı, kullanılış biçimi, kurulun çalışma şekli ve benzeri konular iç Yönetmelikte belirlenir. Staj kurulu üyesi avukatların görev süresi üç yıldır. Görev süresi biten avukat yeniden görev alabilir.

30.10.2005 tarihinde yayınlanan "Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Staj Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile 22. maddenin 3. fıkrası "Düzenli, sistematik ve programlı olarak yeterli staj eğitimi yaptırma imkanı bulunmayan Barolarda staj yapan stajyerler için bu eğitim; bölge özellikleri ve stajyer sayıları göz önünde tutularak oluşturulacak stajyer gruplarına, düzenlenecek staj eğitim programları doğrultusunda ve eğitmenler aracılığıyla Türkiye Barolar Birliğince belirlenecek esaslara göre verilir" biçiminde değiştirildi. Görüldüğü gibi TBB, staj eğitimi verme yükümlülüğünü bu değişiklikle sırtından atmış oldu.

01.03.2006 tarihinde yayınlanan "Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Staj Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile, 19.12.2001 tarihinde yayınlanan yönetmeliğin 22. maddenin 3. fıkrası yürürlükten kaldırıldı ve Türkiye Barolar Birliğinin sırtından staj dönemi eğitimi ile ilgili "esasları belirleme" yükümlülüğü de alınmış oldu. TBB'nin bu yükümlülüğünün kaldırılması, 28.11.2006 tarihinde, (5558 sayılı kanunla) avukatlık sınavının kaldırılmasından yaklaşık 8 ay öncedir.

Mevzuatta halen meslek içi eğitim ya da sürekli eğitim kavramları yer almamaktadır. Mevzuatta yer almasa da, Ankara Barosunda Meslek İçi Eğitim Kurulu ve Atölye Çalışmaları Kurulları 2002 yılı Kasım ayında kurulmuştur. Benzerleri İstanbul ve İzmir barolarında da vardır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu döneminde yapılan değişikliklerle "staj" kavramının değiştirildiği ve stajdan beklentilerin de farklılaştığı anlaşılmaktadır. Ancak, "Staj nedir ve nasıl yapılmalıdır?" sorusuna tek bir cevap alabilmek halen pek olası değil. Belki de, mesleğe kabulden önce bu günkü haliyle staj dönemi çok mu gerekli, başka ne yapılabilir ya da yapılmalıdır? sorusunu kendimize sormalı ve cevabını bulmalıyız.

Hasan Aydın Tansu

Ankara,16.11.2007


Konuyla ilgili olabileceğini düşündüğümüz önceki yazılar ve belgeler

madde işareti

Eğitimle ilgili diğer yazı ve bağlantılar için buraya tıklayız.

Yazarın Sitedeki Bütün Yazıları

madde işareti

Barolar, Serbest Meslek Erbabı Avukatların Gelirlerini Denetleyecek mi? - 22.09.2008

madde işareti

Mesleğe Yeni Başlayan Avukatlar İçin TBB Forumları - 16.12.2007

madde işareti

Tarihimizde Avukatın Eğitimi [3]; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu Dönemi (1969-bugün) - 16.11.2007

madde işareti

Tarihimizde Avukatın Eğitimi [2]; 3499 sayılı Avukatlık Kanunu Dönemi (1938-1969) - 02.11.2007

madde işareti

Tarihimizde Avukatın Eğitimi [1]; 1921-1938 Dönemi - 29.10.2007

madde işareti

Avukatlık Yasası Değişiklik Taslağı Önerileri Sözde Forumu Üzerine (2) - 26.02.2007

madde işareti

Avukatlık Yasası Değişiklik Taslağı Önerileri Sözde Forumu Üzerine (1) - 13.02.2007

madde işareti

Avukatlık Sınavı Kalktı Kalmasına, Ya Getirilme Gerekçeleri... - 14.12.2006

madde işareti

6207 Sayılı Avukatlar Yardımlaşma Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin Düşündürdükleri... - 16.11.2006

madde işareti

Avukatlık Sınavı Yine Erteleniyor mu? Yoksa, Kalkmalı mı? - 14.11.2006

madde işareti

Meslek kurallarının kısıtlamaları ne işe yarıyor? Avukatların Ortaklıkları için Bir Örnek... - 10.07.2006

madde işareti

Avukatlık Sınavı ve Baro Staj Eğitimi - 01.05.2005

madde işareti

Ankara Barosu Delegeleri Ne yapıyor? Ve TBB Genel Kurulunda Ne yapmak İstiyor? - 25.03.2005

madde işareti

Dünden Bugüne Ankara Barosu Genel Kurullarında Yapılan Seçimler - 07.09.2004

madde işareti

Görüş ve Düşünceler Hayata Geçirilmediği Sürece Ne İşe Yarar? - 14.07.2004

madde işareti

Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunda Neden "doğal üye"? - 30.03.2004

madde işareti

ADR Ülkemizde Uygulanabilir mi? Avukatlık Kanunu 35/A ve Yönetmeliğinin 16 ve 17. maddelerinin Değerlendirmesi - 18.02.2004

madde işareti

Baro Genel Kuruluna Katılmayı ve Seçme/Seçilme Hakkının Kullanılmasını Engelleyen Maddeler Kaldırılmalıdır - 15.02.2004