Önceki iki yazımızda merhum Ali Haydar Özkent'ten alıntı yapıp sadece bir kaç
küçük paragraf ekleyerek 1921-1938 tarih
aralığını anlatmamız kolay olmuştu. 1969 yılından bu güne kadar
gelen 1136 sayılı kanun dönemini
özetleyebilmek o kadar kolay değil. Mutlaka
eksiklerimiz olacak. Çünkü, 1969 sonrasında baro üye sayıları hızla arttı ve
Türkiye'deki avukat sayısı birkaç sene sonra
60 binli rakamlarla ifade edilecek. Avukatla
ilgili mevzuat geçen süre içerisinde çok
kez değişti. Gerçi eğitim ile
ilgili çok fazla değişiklik olmadı ama,
diğer değişikliklerin getirdikleri ya da
sonuçları, hiç kuşkusuz eğitim
uygulamalarını etkiledi.
1136 sayılı yasa öncesinde, 1965 yılının
Ekim ayında Konya milletvekili Kemal
Sarıibrahimoğlu ve 7 arkadaşının verdiği
kanun teklifi var.
Mucip Sebepler başlığını taşıyan genel
gerekçede "Staj
mevzuunda alışılmış ve faydasızlığı
tecrübelerle sabit olmuş usul yerine,
meslekin amme görevi mahiyetine uygun bir
ciddiyet iktisap etmesi ve stajın
hakikaten faydalı ve yetiştirici olabilmesi
için stajiyerlerin staj müddeti zarfında
memur statüsüne tabi olması ve Devletten
tahsil derecesine uygun maaş alabilmesi
esası vazedilmiştir" denilmiş.
Staj, teklifin 3.
Kısmında 21 ve 32. maddeler arasında
düzenlenmiş. Staj süresi de iki yıl ve "bir
yılı mahkemelerde, altı ayı idari
dairelerde, geri kalan altı ayı en az on yıl
avukatlık yapmış bir avukat yanında"
yapılması uygun görülmüş. 29. maddede "Stajiyer,
staj süresi içinde memur statüsüne tabidir.
Kendilerine barem derecesi üzerinden bu süre
zarfında maaş ödenir" denilmiş,
ancak bu ödemenin kaynağı belli değil. Memur
statüsüne tabidir denildiğine göre, ödemenin
hazine tarafından genel bütçeden yapılacağı
düşünülmüş olsa gerek.
32. maddenin 1.
fıkrasında "Stajyer,
staj süresi içinde mahkeme celselerine
girmek, staj konferanslarına devam etmek,
baro yönetim kurulu ve yanında çalıştığı
avukat ve memurlar tarafından verilen işleri
takip, dâva evrakını tanzim ve bu esas
dairesinde gösterilecek diğer ödevleri
yapmakla yükümlüdür" denilmiş. 2.
fıkrada ise "Stajyer,
avukat yanında staja başladığı günden
itibaren avukatın yazılı muvafakati ile ve
gözetimi altında sulh mahkemelerinde, icra
hâkimliklerinde, görülen dâvalara girebilir
ve icra işlerini takip edebilir"
düzenlemesi getirilmiş. Anlaşılıyor ki, bir
yıl adliye ve altı ay idari dairelerde
stajını tamamlayan stajyerin dava takip
edebilme yeteneğini kazanacağı
varsayılmaktadır.
Bu teklifte "sınav" yer almıyor. Belli ki 2
senelik staj sonrası eğitimin tamamlanacağı
öngörülüyor. Hatta bir buçuk sene sonra
eğitimin tamamlandığı düşünülüyor olsa
gerek, stajyere dava takip olanağı
sağlanmış. Eğitimin tamamlandığı düşünülerek
yetki verildikten sonra artık sınav
yapılmasının bir gerekçesi kalmadığından,
sınavın düşünülmemiş olması da doğaldır.
1965 yılının Kasım ayına gelindiğinde Konya
milletvekili Fatih Özfakıh ile 27
milletvekilinin "Avukatlık
Kanunu Teklifini" (ve
teklifin gerekçesini) görüyoruz. Bu
teklif metninin 3. Kısmı stajı düzenliyor ve
stajın süresi, 6 ayı mahkemelerde ve kalanı avukat
yanında olmak üzere, toplam 2 sene
olarak öngörülmüş. Ayrıca, mesleğe
kabul edilebilmek için staj bitirme
belgesini almış olanların Türkiye Barolar
Birliği merkezinde yapılacak imtihanda
başarı göstermeleri gerekli.
1967 yılının Ocak ayında, bu gün yürürlükte
olan 1136 sayılı "Avukatlık
Kanunu Tasarısı" T.B.M.M.'ye geldi.
Staj, tasarı metninde 4. Kısım olarak yer
alıyor ve ilk 6 ayı mahkemelerde, ikinci 6
ayı avukat yanında olmak üzere bir sene
olarak öngörülmüş. Bu tasarıda sınav yer
almıyor. İlk kez stajyere yapılacak yardım
öngörülmüş ve
gerekçesindeki ifadeyle stajyere
yapılacak yardımın amacı, "tasarının
33 ncü maddesi, stajyerlere yapılabilecek
yardıma dair olup, yeni bir hükümdür.
Gayesi, avukat olmak istiyen fakat stajın
devam edeceği bir yıl içinde maddî bakımdan
kendine yeter geliri olmıyan fakülte mezunu,
istidatlı kimseleri mesleke kazandırmak
imkânını sağlamaktır" olarak
belirtilmektedir. Ancak, bu yardımın kaynağı
da belli değil. Yani kabul var, ama uygulama
olanağı yok.
1967 yılının Haziran ayında Avukatlık Kanunu
ile ilgili
Geçici Komisyon Raporu ve Tasarının
Komisyonda
Değiştirilmiş Biçimi yayınlandı. Bu
raporda ve değiştirilmiş metinde, avukatın
eğitimi açısından en önemli değişiklik 5.
Kısım olarak "Avukatlık Sınavı"nın
eklenmesiydi.
19.03.1969 tarihinde kabul edilen 1136
sayılı Avukatlık Kanununun 4. Kısmı "Staj"
ve 5. Kısmı "Avukatlık Sınavı"
düzenlemelerini içeriyordu. "Stajyerlere
barolarca yardım yapılabilir. Bu yardımın
şekil ve şartları Türkiye Barolar Birliğince
belirtilir" düzenlemesi de 27. madde
olarak kanunda yer aldı. 1136 sayılı
kanununun ilk halinde, 6 ayı mahkemelerde ve
sonraki 1 yılı avukat yanında olmak üzere
staj bir buçuk yıl olarak kabul edilmişti.
Daha sonra 30.01.1979 tarihinde kabul
edilen
2178 sayılı kanunla Avukatlık Sınavı ile
ilgili hükümlerin tamamı (28 ila 33üncü
maddeler) kaldırıldı ve staj süresi,
6 ayı
mahkemelerde ve sonraki 6 ayı avukat yanında
olmak üzere, bir yıla indirildi.
2001 yılı değişikliğine kadar da stajyer
avukat yanındaki stajının ikinci yarısında
yetki alabiliyordu.
09.01.1971 tarihinde TBB 4. genel kurulunda
Meslek Kuralları kabul edildi.
Aşağıdakiler hariç "Stajyer" kelimesi hiç
bir maddesinde yer almadı.
Kuralların 33. maddesinde "Yanına
stajyer almayı kabul eden avukat,
stajyerlerin iyi yetişmesi için gerekli
dikkati ve ilgiyi gösterir ve olanaklarını
hazırlar",
37/b maddesinde "Avukat,
yardımcılarının, stajyerlerinin ve
çalıştırdığı kimselerin de meslek sırrına
aykırı davranışlarını engelleyecek tedbirler
alır",
TBB'nin 20.
Genel Kurulunda 1989 yılında yapılan değişiklikle 20
maddede "Avukatlar ve avukat stajyerleri
mesleğe yaraşır bir kılık ve kıyafetle
başları açık olarak mahkemelerde görev
yaparlar. Duruşmalara Türkiye Barolar
Birliği’nce şekli saptanmış cübbe ve temiz
bir kıyafetle çıkarlar. Erkek avukatlar
iklim ve mevsim koşullarının elverdiği
ölçüde kravat takarlar",
deniyordu.
Meslek kurallarında
avukat stajyerleri için başkaca düzenleme
halen bulunmuyor. Ve halen, avukat ve
stajyeri arasındaki ilişki meslek
kurallarında yer almıyor.
25.12.1972 tarihinde kabul edilen "Avukatlık
Kanunu Yönetmeliği"nde 3. Kısım "Avukatlık
Stajı", 4. Kısım ise "Avukatlık Sınavı"ydı.
Avukatın eğitimi açısından bir yenilik
getirmeyen bu yönetmelik üzerinde fazla
durmaya gerek görmüyorum.
30.01.1979 tarihinde kabul edilen "1136
Sayılı Avukatlık Kanununun Bazı Maddelerinin
Kaldırılması, Bazılarının da Değiştirilmesi
Hakkında 2178 sayılı
Kanun" ile 26. madde değiştirildi;
"Stajiyerler,
avukat yanında staja başladıktan üç ay
sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve
onun gözetimi altında, icra tetkik mercii
hakimlikleri île sulh mahkemelerinde ve icra
ve iflâs dairelerinde görülen dava ve
işlerde vekâlet alabilirler... Stajiyerlerin
bu yetkisi, stajiyere baro yönetim
kurulunca, staj bitim belgesi verilmesi
isteğinin reddi kararının kesinleşmesi
halinde sona erer"
halini aldı. Yani red kararı üzerine itiraz
eden ve dava açan stajyer idare mahkemesinin
kararı kesinleşinceye kadar (olasılıkla iki
sene) bu yetkiyi kullanabilecektir. Peki,
staj bitim belgesini aldıysa ve fakat ruhsat
talep etmediyse ne olacaktı?
Önceki hali "Stajiyerler,
avukat yanında staja başladıktan üç ay
sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve
onun gözetimi altında icra tetkik mercii
hakimlikleri ile sulh mahkemelerinde ve icra
ve iflas dairelerinde görülen dava ve
işlerde vekalet alabilirler... Stajiyerin bu
yetkisi, 31 inci maddenin ikinci fıkrası
gereğince son sınavda da başarı
gösterememesi veya aynı maddenin son
fıkrasında yazılı süreyi başarı gösteremeden
geçirmesi halinde sona erer"
biçimindeydi.
18.11.1992
tarihinde kabul edilen
3842 sayılı "Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunu ile
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun Bazı
Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun"un
12. maddesiyle CMUK 135/3 maddesi "Müdafi
tayin hakkının bulunduğu, müdafi tayin
edebilecek durumda değilse baro
tarafından tayin edilecek bir müdafi
talep edebileceği ve onun hukukî yardımından
yararlanabileceği, isterse müdafiin
soruşturmayı geciktirmemek kaydı ile ve
vekaletname aranmaksızın ifade veya sorguda
hazır bulunacağı, bildirilir; yakınlarından
istediğine yakalandığını duyurabileceği
söylenir"
düzenlemesini getirdi.
1992 yılında
yapılan bu değişiklik, istek olduğunda
barolara
müdafii tayin etme görevini yüklemişti.
Barolar önce bocaladı. Listedeki avukatların
tamamı ile nöbet listeleri oluşturarak bu
görevi yerine getirmeye çalıştılar. Sonra,
görevin insan hakları temel bilgisini
gerektirdiği ve
zanlının haklarının ne olduğunun görevi
üstelenen avukat tarafından iyi bilinmesi
gerektiği kavrandı. O tarihlerde, Çağdaş
Avukatlar Grubu listesinden seçilenlerin
yönetimde olduğu İzmir ve İstanbul baroları
bu görevi üstlenecek avukatların
eğitimlerini planlayabildiler ve
planladıkları eğitimi almayan avukatları
müdafi olarak tayin etmediler. Bu uygulama,
görevi üstlenmek isteyen avukatların eğitim
almalarını zorunlu kıldı. Bu uygulamalar
2000-2002 yönetim döneminde
Ankara Barosu CMUK Merkezi tarafından
incelendi, değerlendirildi, benzeri ve
hatta daha iyi planlanmış bir eğitim
programı uygulanmaya başlandı. 2002-2004
döneminde, aynı
eğitim Staj eğitimlerine de uyarlanmaya
çalışıldı ve 2002-2003 yıllarında staj
eğitim merkezinde yapılan eğitimlerin bir
bölümünü oluşturdu. CMUK eğitimi ve CMUK
eğitimini veren avukatların o tarihlerde
staj sonu anket sonuçlarında başarısı
görülüyordu. Ancak, o tarihlerde
oluşturulabilen eğitimci kadrosu Ankara
Barosu yönetimi tarafından, olasılıkla siyasi
nedenlerle, yok edilmeye çalışıldı ve CMUK
merkezinin deneyimli kadrosu dağıtıldı, CMUK eğitimcilerinin baro
çalışmalarından uzaklaştırılması için
gereken hemen her şey yapıldı. Sonuçta, bu
gün Ankara Barosunda uygulanan program, 2000-2002 yılında
oluşturulan eğitim programının budanmış
biçimi ve taklidinden ibarettir. Budanan
kısımlar, bu eğitime eğitimci olarak
sonradan katılanların olasılıkla yapabilmelerine
izin verilmeyenlerdir.
Doğal olarak 2000-2002 yılında yaratılan
eğitimi gerçekleştiremeyen yönetimin
anlayışı, yine o
yıllarda aynı kadro tarafından üzerinde
tartışılan geliştirme (ya da sürekli) eğitim
programlarının gerçekleştirilememesinin de
nedenidir.
Türkiye Barolar Birliği 14.10.1997 tarihinde
3842 sayılı yasa (CMUK)
ile İlgili
Yönetmelik çıkartmıştır.
Ancak bu yönetmelikte de yukarıda bahsettiğimiz
CMUK eğitimiyle ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.
Oysa, İstanbul Barosu
tarafından yayınlanan
CMUK Uygulaması Hakkında 21.11.1997 tarihli
İç Yönetmelikte en azından "Meslek İçi
Eğitim Seminerleri" ön görülmüştür.
2000 yılı öncesinde Ankara, İstanbul ve
İzmir barolarında staj eğitim merkezlerinin
kurulma çalışmaları 2000'li ilk yıllarda
meyvesini vermiş ve staj eğitim merkezleri
kurulmuştu. Stajyer sayısı fazla olan
barolarda bu uygulamanın yararlı olacağı
düşünülüyordu.
12.03.1998 tarihinde
"1136
sayılı Avukatlık Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair 4667 sayılı Kanunun Gerekçe
ve Tasarısı ile birleştirilerek görüşülen
Teklif Metni"ni
görüyoruz. 24.06.1999 tarihinde ise
"4667 sayılı kanunun gerekçesi ve
tasarı metni" ile "4667 sayılı kanun
tasarısı ile birlikte görüşülen kanun
tasarısı gerekçesi ve
tasarı metni" gündeme geliyor.
20.04.2000 tarihinde yayınlanan "4667
sayılı kanunun tasarı hakkında T.B.M.M.
Komisyonu raporu", 01.05.2001
tarihindeki "4667
sayılı Kanunun Görüşmelerinin TBMM
Genel Kurul Tutanakları"nı
ayrıntılı bilgi elde etmek isteyenler
inceleyebilirler. Nihayet 02.05.2001
tarihinde "1136 sayılı Avukatlık
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
4667 sayılı Kanun" kabul ediliyor.
4667 yasa, 1136 sayılı yasa düzenlemesine
bir çok değişiklik getirdi. Avukatın eğitimi
ile ilgili yeni bir düzenleme yoktu. Ancak, stajla ilgili
olan hükümlerde değişiklikler oldu.
Bunlardan bizce en önemlisi 23/2 madde de
yapılan (altını çizdiğimiz) "Stajyer,
avukatla birlikte duruşmalara girmek,
avukatın mahkemeler ve idarî makamlardaki
işlerini yapmak, dava dosyaları ve
yazışmaları düzenlemek, baroca düzenlenen
eğitim çalışmalarına katılmak, baro
yönetim kurulunca verilen ve yönetmelikte
gösterilecek diğer ödevleri yerine
getirmekle yükümlüdür. Stajyerler,
meslek kurallarına ve yönetmeliklerde
belirlenen esaslara uymak zorundadırlar"
biçimindeki düzenlemedir.
Bilindiği
gibi 1136 sayılı yasanın ilk halinde 23/2
madde değişiklikten önce "Stajyer,
staj süresi içinde duruşmalara avukatla
birlikte girmek, staj konferanslarına
devam etmek, baro yönetim kurulu ve
yanında çalıştığı avukat tarafından verilen
işleri yapmak, dava evrakını düzenlemek
ve yönetmelikte gösterilecek diğer ödevleri
yerine getirmekle yükümlüdür"
biçimindeydi.
Görüldüğü gibi 4667 sayılı
kanunla artık "Staj Konferansları" kalkmış
ve tarihe karışmıştır. Staj konferanslarının
ne olduğunu ya da ne olması gerektiğini
merhum Ali Haydar Özkent açıklamıştı (Bkz.
3499 sayılı Avukatlık Kanunu Dönemi
1938-1969). Bu
konferansların yerine getirilen "baroca
düzenlenen eğitim çalışmaları" kavramının
ise ne olduğunu açıklayabilen henüz yok. Bu
çalışmaları yaptığını iddia eden (ve yapan)
baroların her birinin programları ile staj
eğitim merkezlerinin kuruluşları diğerinden
farklı, olasılıkla eğitim konuları ve/veya
konuların içeriği de farklı. TBB ise, bu
çalışmaların örnek veya temel olarak
alınabilecek tek biçimini yaratamamış ve/veya
yaratmak için çaba da göstermemiştir. O
kadar ki, TBB staj yönetmeliğinde yaptığı
sonraki değişikliklerle, kendini eğitimlerle
ilgili yükümlülüklerinden neredeyse
tümüyle arındırmıştır.
İkinci önemli değişiklik 26 maddenin "Stajyerler,
avukat yanında staja başladıktan sonra,
avukatın yazılı muvafakati ile ve onun
gözetimi ve sorumluluğu altında, sulh hukuk
mahkemeleri, sulh ceza mahkemeleri ile icra
tetkik mercilerinde avukatın takip ettiği
dava ve işlerle ilgili duruşmalara
girebilir ve icra müdürlüklerindeki işleri
yürütebilirler... Bu yetki, staj bitim
belgesinin verilmesi veya staj listesinden
silinme ile sona erer"
biçimindeki düzenlemeydi. Bu madde 1979
yılında da değiştirilmiş ve son
değişiklikten önce
"Stajiyerler,
avukat yanında staja başladıktan üç ay
sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve
onun gözetimi altında, icra tetkik mercii
hakimlikleri île sulh mahkemelerinde ve icra
ve iflâs dairelerinde görülen dava ve
işlerde vekâlet alabilirler... Stajiyerlerin
bu yetkisi, stajiyere baro yönetim
kurulunca, staj bitim belgesi verilmesi
isteğinin reddi kararının kesinleşmesi
halinde sona erer"
halindeydi. Bu son değişiklikle, stajyer
avukatlar avukat yanındaki staja başladıkları
gün icra tetkik mercii hakimlikleri
île sulh mahkemelerinde ve icra ve iflâs
dairelerinde görülen dava ve işlerde vekâlet
alabilme olanağına sahip oldular.
Anlaşılıyor ki, 2001 yılında mahkeme stajını
tamamlayan stajyerler artık vekaletname
alabilecek düzeye gelmiş olarak kabul
ediliyorlar. O halde avukatlık sınavına ne
gerek var? zaten yeterli görmüşsünüz.
Bir de tersinden bakalım; vekalet alma
yetkisi olan ve staj bitirme belgesini
aldığı için halen vekaletname alma yetkisini
kullanan stajyer, avukatlık sınavını
kazanamazsa, yetersizliği sınavı
kazanamamakla belgelenmiş olmasına rağmen
vekalet alma yetkisi devam eden konumunda olmayacak mıydı?
30.11.2001 tarihinde "Türkiye
Barolar Birliği Avukatlık
Sınav Yönetmeliği",
19.12.2001 tarihinde ise "Türkiye
Barolar Birliği Avukatlık
Staj Yönetmeliği" yayınlandı.
Staj yönetmeliğinin amacı, 1. maddesinde "Bu
Yönetmeliğin amacı Avukatlık stajının hukuk
bilgilerini bilimsel verilerden
ayrılmaksızın ve bilimin yöntemlerini
kullanarak somut olaylara uygulayabilen,
yargılama süresince yargılama faaliyetinin
yönetimine ve kararın oluşumuna etkin
biçimde katılabilen, meslek ilke ve
kurallarına bağlı, hak arama özgürlüğünün
yaşama geçmesi için uğraş veren, insan
haklarına saygılı, demokrasi ve hukukun
üstünlüğünden ayrılmayan, bağımsız ve özgür
avukatların yetişmesi için hukuksal,
sanatsal, eğitsel olanakların sağlanmasıdır"
olarak belirlenmişti. Staj eğitimini ise
aşağıdaki maddeler belirliyordu;
Baronun Staj Eğitim
Görevi
Madde 22 —
Her Baro, kendi örgütsel oluşumu içinde,
stajyerin, özgür, bağımsız, meslek
ilkelerine bağlı, uygulamada karşılaştığı
sorunları hukuk devleti ilkelerine ve
hukukun üstünlüğü kurallarına uygun olarak
çözümleyebilecek, adil ve etkin bir
yargılamaya ulaşmak amacıyla yargının kurucu
bir öğesi olarak görev yapan avukatlar
yetiştirmek için staj eğitimi çalışmaları
yapar.
Barolar, Avukatlık
Kanunu ve Yönetmelik hükümleri ile
kendilerine verilen staj eğitim görevinin;
bilimsel ilkelere uygun ve sürekli olarak
yerine getirilmesi amacıyla Staj Eğitim
birimleri oluşturabilirler. Bu birimlerin
kuruluşu, işleyişi, yetki ve sorumlulukları
ile benzeri konular her Baronun kendi genel
kurulunca bu Yönetmelikteki ilkelere göre
kabul edeceği iç Yönetmeliklerle belirlenir.
Düzenli,
sistematik ve programlı olarak yeterli ve
gerekli staj eğitimi yaptırma olanağı
bulunmayan Barolarda staj yapan stajyerler
için bu eğitim; Türkiye Barolar Birliğinin
Ankara’da oluşturacağı staj eğitim
birimlerinde verilir. Bu birimlerin kuruluş,
işleyiş, yetki ve sorumlulukları Türkiye
Barolar Birliği Yönetim Kurulunun
hazırlayacağı Yönetmelikle belirlenir.
Staj eğitim
birimlerinde stajyerlere verilecek eğitim,
avukat yanında yapılan staj süresinden
sayılır ve stajın kesintisiz yapılacağı
kuralına aykırı olarak nitelendirilemez.
Staj Eğitiminin
Temel İlke ve Yöntemleri
Madde 23 —
Avukatlık stajının bu Yönetmeliğin amaç
maddesine uygun bir şekilde yapılabilmesi,
stajyerin avukatlık hukuku ve meslek
kuralları bilgilerini edinebilmesi, hukuk
kurallarını somut olaylara uygulayabilme
yeterliliklerini arttırma avukatlık staj
eğitiminin temel ilkesidir.
Bu ilke
doğrultusunda staj eğitim birimlerinde bir
yıllık avukatlık stajı süresi içinde önceden
hazırlanan ve duyurulan yıllık eğitim
programı dahilinde en az (120) saatlik bir
staj eğitimi verilir. Bu eğitim süresinin en
az (60) saati düzenli olarak meslek ilke ve
kuralları ile uygulamada avukat konularına
ayrılır.
Bunların dışında
Barolar, staj eğitiminin nasıl yapılacağını,
hangi konulardan oluşacağını yörelerinin de
özelliklerini göz önüne alarak,
çıkaracakları iç Yönetmelikte gösterirler.
Ayrıca seminer çalışmaları yapılır. Panel,
sempozyum gibi kültürel etkinlikler
düzenlenir.
Staj Kurulları
Madde 24 —
Baro Yönetim Kurulu Kanun ve Yönetmelik
gereği vermekle yükümlü olduğu staj
eğitimini daha kapsamlı ve verimli
kılabilmek, uygulamada birliği ve
kurumlaşmayı sağlamak için staj kurulu
kurmaya yetkilidir.
Staj kurulunun
oluşumu, görevlendirme yöntemi ve Baro
Yönetim Kurulu tarafından bu kurula
devredilecek yetkilerin kapsamı, kullanılış
biçimi, kurulun çalışma şekli ve benzeri
konular iç Yönetmelikte belirlenir. Staj
kurulu üyesi avukatların görev süresi üç
yıldır. Görev süresi biten avukat yeniden
görev alabilir.
30.10.2005 tarihinde yayınlanan "Türkiye
Barolar Birliği Avukatlık Staj
Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yönetmelik"
ile 22. maddenin 3. fıkrası
"Düzenli,
sistematik ve programlı olarak yeterli staj
eğitimi yaptırma imkanı bulunmayan Barolarda
staj yapan stajyerler için bu eğitim; bölge
özellikleri ve stajyer sayıları göz önünde
tutularak oluşturulacak stajyer gruplarına,
düzenlenecek staj eğitim programları
doğrultusunda ve eğitmenler aracılığıyla
Türkiye Barolar Birliğince belirlenecek
esaslara göre verilir"
biçiminde değiştirildi. Görüldüğü gibi TBB,
staj eğitimi verme yükümlülüğünü bu
değişiklikle sırtından atmış oldu.
01.03.2006 tarihinde yayınlanan "Türkiye
Barolar Birliği Avukatlık Staj
Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yönetmelik" ile, 19.12.2001
tarihinde yayınlanan yönetmeliğin 22.
maddenin 3. fıkrası yürürlükten kaldırıldı
ve Türkiye Barolar Birliğinin sırtından staj
dönemi eğitimi ile ilgili "esasları
belirleme" yükümlülüğü de alınmış oldu.
TBB'nin bu
yükümlülüğünün kaldırılması, 28.11.2006
tarihinde, (5558 sayılı kanunla)
avukatlık sınavının kaldırılmasından
yaklaşık 8 ay öncedir.
Mevzuatta halen meslek içi eğitim ya da
sürekli eğitim kavramları yer almamaktadır.
Mevzuatta yer almasa da, Ankara Barosunda
Meslek İçi Eğitim Kurulu ve Atölye
Çalışmaları Kurulları 2002 yılı Kasım ayında
kurulmuştur. Benzerleri İstanbul ve İzmir
barolarında da vardır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu döneminde yapılan değişikliklerle "staj" kavramının
değiştirildiği ve stajdan beklentilerin de
farklılaştığı anlaşılmaktadır. Ancak, "Staj
nedir ve nasıl yapılmalıdır?" sorusuna tek
bir cevap alabilmek halen pek olası değil.
Belki de, mesleğe kabulden önce bu günkü
haliyle staj dönemi çok mu gerekli, başka ne
yapılabilir ya da yapılmalıdır? sorusunu
kendimize sormalı ve cevabını bulmalıyız.