|
Kime, Hangi Listeye, Neden?
Ankara barosu genel kurulu, görüşme yeter sayısı ilk toplantıda
sağlanamadığı için ikinci toplantı 16-17 Ekim 2004 tarihinde A.Ü.H.F. de
yapılacak. Yıllar sonra Ankara barosu genel kurulunun A.Ü.H.F. de
toplanıyor olması hiç kuşkusuz sevindirici. Ancak, 7.000 üzerinde üyesi
bulunan ve ikinci toplantı görüşme yeter sayısı 700 üzerinde olan Ankara
Barosu genel kurulunu, en azından görüşme yeter sayısını oluşturacak
üyelerin rahatlıkla sığabileceği bir yerde toplamak gerekmez mi? En
geniş katılımla sorunların dile getirilmesi, tartışılması ve çözüm
üretilmesi mi isteniyor? yoksa, üyelerin görüşmelere hiç katılmaksızın
gelip oylarını kullanıp gitmeleri mi?
Mezun olduğu fakülteyi genel kurul bahanesi ile
görmek isteyen meslektaşlarımızın ilgisi nedeniyle A.Ü.H.F. de yapılan
genel kurul, önceki yıllardan daha yüksek katılımla gerçekleşebilecektir.
Eğer gerçekleşirse önceki yıllara göre daha fazla olabilecek katılımın, daha önde gelen
başka nedenleri de var;
-
Avukatlık Yasasının 65. maddesi,
14.07.2004 tarih ve 5218 sayılı yasa ile değiştirilmiştir. Yeni
düzenlemeye göre; bundan sonra BARO GENEL KURULUNA KATILMAK,
SEÇME VE SEÇİLME HAKLARINI KULLANMAK için yıllık kesenek borcunu
ödemiş olmak şartı ortadan kalkmıştır.
-
Bunun yanı sıra 2004 yılı genel kurulu öncesinde Ankara barosunda
seçimlere liste ile girecek gruplar önceki yıllara göre çok daha
önce seçim çalışmalarına başlamışlar ve halen devam eden yoğun ve yorucu
bir çalışmanın içindeler.
Ne yazık ki, grupların çalışmaları genel kurulda tartışılması arzulanan
konular üzerinde hazırlık yapmaya değil, çoğunlukla oy toplamaya yönelik oldu.
Mesleğin sorunlarının enine boyuna genel kurulda tartışılması,
çözümlerin genel kurulda üretilebilmesi ve çözüm ilkelerinin genel kurul
kararlarına yansıtılabilmesi, bu genel kurulda da uzak bir ihtimal gibi görünmektedir.
Uzak bir ihtimal diyoruz. Çünkü, genel kurul programı biri tümüyle
seçime ayrılmış iki güne sığıştırılmıştır. Sekiz saati (hadi biz
bilemedik, 10 olsun) aşmayan toplantı süresi içinde en azından seçime
katılacak grupların dikkat çektiği sorunları yedi binin üzerinde üyesi
olan Ankara Barosu genel kurulunun, tartışması ve ilke kararları alabilmesi
sizce mümkün mü?
Genel kurul için seçilen yerin kapasitesi nazara alındığında
yöneticilerimizin mümkünse hiç tartışma olmaksızın en az katılımla genel kurulu kazasız ve belasız bitirmeyi
arzuladıklarını fark edebilmek zor değil. Tabii sadece seçime ayrılan
gün hariç. Tüm gruplar elbette sandıkların kurulduğu gün en çok
taraftarının oy atmaya gelmesi için uğraşacaktır.
Kısaca, öncekilerde olduğu gibi Ankara Barosunun 2004 yılı genel kurulunda da en geniş katılımla
sorunların dile getirilmesi, tartışılması ve çözüm üretilmesi seçilen
yerde ve ayrılan zamanda olanaksız. (Bkz. "Meslek
Sorunlarının Çözümü için Baro Genel Kurulu mu? Baro Organlarının Seçimi
mi?")
O zaman geriye kalan seçenek nedir?
Genel kurulda çözüm üretilmesi fiilen imkansız olduğunda, geriye vaatleri
en uygun olan grubun listesine oy verip, onların meslek ve bütün
meslektaşların yararına kararlar alması ve uygulamasını ümit etmekten
başka seçenek kalmaz. O zaman oy verilecek kişi veya grubun ne dediği ve
dediklerini yapacak güvenirliliklerinin olup olmadığı oy sahibi için önemlidir ve olmalıdır.
Bu nedenle, birazda geçmişlerini hatırlatarak seçime liste ile
katılacak gruplardan bahsedeceğiz. Ancak, grupların
ortaya çıkışlarını ve neden ayrı gruplar olduğunu açıklayabilmek için bir
konuya öncelikle değinmemiz gerekiyor.
Ankara Barosunda yıllardır "Sol" ve "Sağ" gruplardan bahsedilir. Bu
ayrım seçim bildirilerine de yansımıştır. Örneğin
Demokratik
Birlik Grubunun (DBG) 1994 yılı seçim bildirgesinde "Onun için 23.10.1994 tarihinde yapılacak seçimlere kendilerini
sağ ve sol olarak tanımlayarak katılacak grupların dayatmalarının yaratacağı
kutuplaşmanın bizi birbirimizden uzaklaştıracağının ve bunun da yaratıcılığımızı
körleştireceğinin bilinmesinde yarar vardır." denilmektedir.
Peki, "Sol"
ve "Sağ" nedir? Kimlere "Solcu" ya da "Sağcı" denir?
Burada bahsettiğimiz "Sol" ve "Sağ" ülke yönetiminin politik seçenekleri
ile ilgili ayrımdır. Ülkemizdeki partiler kendilerini "Sağda" ya da
"Solda" olarak tanımlarlar. Tabii "Ortanın Solunda" olarak
tanımlayanlarda olmuştur. Bu ayrım neredeyse tüm vatandaşlara da
yansımıştır. Ama "Sağ" ve "Sol" öyle itibari ve izafi siyasi iki kavramı
ifade etmede kullanılan kelimelerdir ki, kimin sağcı ya da kimin
solcu olduğu konusunda kamu oyunda ortak bir görüş hiç sağlanamamıştır.
Bunun sonucu olarak, neredeyse her bireyin farklı siyasi "Sol" ya da "Sağ"
tanımlaması ve/veya kafasında oluşturduğu değeri bulunmaktadır.
Genelin yansıması olarak "Sol" ve "Sağ" grupların Ankara Barosunda
olması doğaldır. Ancak, Ankara Barosunda bu günkü durum ülke genelinden
de farklıdır. Oy tabanına "Sol" daha sempatik geldiği için olsa gerek,
adaylar "Sol" görüntüsünü ya da "aşırı sol" olmamak kaydıyla sola karşı
olmadıkları görüntüsünü vermeye çalışırlar. Tabii kimin "Solcu" kimin
"Sağcı" olduğunu tam olarak tanımlayabilmek ve ayırım yapmak mümkün
olmaz. Sonuçta, kendini açık ve anlaşılır biçimde "Sağcı" olarak
tanımlamayan ya da "Solcu" olmadığını açık ve anlaşılır biçimde ifade
etmeyen her kes Ankara Barosunda "Solcu" görüntüsü verir ya da
vermeye çalışır.
BARODA BİRLİK GRUBU (BBG)
2002 yılı genel kurulunda kendilerini yenileme çabasında olduğu gözlenen
ve 2004 yılı genel kurulu öncesinde ismini grup kararı ile "Baroda
Birlik" olarak belirleyip programlı bir çalışma ile çıkış yapan bu grup, yıllardır seçime "Meslekte Birlik" ya da benzeri adlarla seçimlere
katılmaktadır.
2002 yılında
yapılan seçimde grubun ismi "Demokrat Sağ Avukatlar Grubu" idi ve başkan
adayları Sinan Kılıçkaya 488 oy almıştı. (Bkz.
ntvmsnbc). Bu bilgiden hareketle bu grubun Ankara Barosunda "Sağ"
olarak tanımlandığını ya da tanımlanmak istendiğini söylemek yanlış
olmayacaktır.
Baroda Birlik Grubunun siyasi eğilimi ne olursa olsun, Ankara Barosunun
2004 yılı genel kurulu öncesinde bir farklılık yarattığı tartışmasızdır.
Grup, meslektaşlarının karşısına yedi temel proje ile çıkmaktadır. Web
sitelerinde (http://www.barodabirlik.org) verilen bilgiye göre bunlar;
-
Avukatlık Mesleğinde Sosyal Güvenlik ve Sosyal Güvenlik,
-
Ankara adliyesindeki meslek sorunları ve çözüm önerileri,
-
Kamu avukatlarının statü ve özlük haklarının iyileştirilmesi,
-
Genç avukatlar ve stajyer avukatların sorunları ve çözüm önerileri,
-
Baroda yapısal değişikliklere ilişkin projeler,
-
Avukatlık mesleğinin iş alanlarının ve saygınlığının arttırılmasına
yönelik projeler,
-
Yargı sürecinin hızlandırılmasına yönelik projeler.
Grup projelerini bastırmakta ve kitapçık olarak dağıtmaktadır. Bu
yazının yayınlandığı tarihlerde sadece biri web sitelerinde yayınlanmıştır.
Bu grup yıllardır seçimlere katılmasına rağmen Ankara Barosu yönetiminde
temsil edilmemiştir. Bu nedenle, grubu tanımanın ve hakkında karar
verebilmenin tek yolu yukarıda belirtilen web sitelerindeki bilgileri ve
kitap olarak dağıttıkları çalışmalarını değerlendirmek olabilir.
ÇAĞDAŞ AVUKATLAR GRUBU (ÇAG)
ÇAG başkan adayını grupta belirledi. Sayın
Hüseyin Yüksel Biçen tek
adaydı ve o seçildi. Bilebildiğimiz kadarı ile, grupta seçilen yürütme kurulu da seçim
çalışmalarını yürüttü ve olasılıkla yönetim, disiplin ve denetleme
kurulları ile TBB delege adaylarını belirledi.
ÇAG seçim bildirgesi,
son broşürünün içeriği (sayın
Hüseyin Yüksel Biçen ile söyleşi,
"En iyi tanıyanların" Kaleminden Demokratik Sol Grup Değerlendirmeleri,
avukat hakları/meslek sorunları,
Kardelenler buzu kırabilecek mi?)
önceki yıllardan biçim ve içerik olarak çok
farklı
[1]. Baroda yapmak
istedikleri ve görüşleri toplam 31 başlık
altında düzenlemiş. Ankara Barosu yönetiminin ana muhalefeti eski güçlü ÇAG
olma iddiasında ve önceki yıllardan farklı olarak, barodaki hedeflerini
belirlemiş ve çözüm ilkelerini üretmiş görünüyor.
ÇAG Ankara Barosu seçimlerine katılan gruplar içinde "Sol"un tek adresi
olduğunu vurguluyor. 2004 seçimi için yaptıkları çalışmalar da yıllardır süren
kısırlıklarını kırma çabası içinde olduğunun, hatta kırdığının
göstergelerinden biri. ÇAG önceki seçim dönemlerinden farklı olarak,
grup içi tartışmalardan arınmış ve kendi içinde birliğini tam olarak
sağlamış, adeta tümüyle yenilenmiş dinamik bir grup görünümde.
1990 yılı öncesinde ÇAG adayları, DSAG ile yaptığı ittifak nedeniyle
baro yönetiminde yer aldı. Ancak o tarihten sonra ÇAG baro yönetiminde
hiç olmadı. Bu nedenle, gurubu tanımanın da tek yolu 2004 seçim
çalışmaları ile açıklamalarını ve eldeki bilgiler ışığında adaylarını
değerlendirmektir.
DEMOKRATİK SOL AVUKATLAR GRUBU (DSAG)
Diğer iki gruba göre DSAG'ın farklılığı yıllardır Ankara Barosu
yönetimini elinde bulundurmasıdır. Bu nedenle, Bu seçim döneminde de
yine seçimleri kazanacağını hesaplıyor. Hatta daha fazlasını yapıyor.
Başkalarını da DSAG'ın seçimleri kazanacağına öyle inandırmış ki, daha
önce farklı grupta yer alanlar dahi DSAG listelerinde yer kapabilmek için inanılmaz bir
yarışa girdi, nadim olduğuna ve/veya itaat edeceğine DSAG baro büyüklerini
inandırmak için çok fazla çaba harcadı ve yoruldu.
Aslında, DSAG baro büyükleri açısından baktığınızda bu seçimin önemi
2005 yılında yapılacak TBB genel kuruluna katılacak delegelerin
seçiminden ibaret. Bu nedenle, DSAG'ın TBB delege adayları TBB
başkan adayı olma hayali olanlar için çok, ama çok önemli. Ödül TBB
başkan adaylığı olunca, doğal olarak yüzeye pek yansımayan fırtınalar
kopuyor, başka dönemlerde olmayacak hesaplar, pazarlıklar yapılıyor ve
tavizler veriliyor.
2005 TBB seçiminin DSAG baro büyükleri açısından neden önemli olduğunu
ve geçmişin ayrıntısını Ankara Barosu seçimlerinden sonraki süreçte ele
almak ve Ankara Barosu seçim sonuçlarına göre değerlendirme yapmak
uygun olacaktır. Ancak, yine de, kimler TBB başkanlığına aday olabilir? Hangi
delege TBB seçimlerinde kime oy verir? gibi soruların cevabını bulmak için bir
değerlendirme yapmak isteyenler, "Dünden
Bu Güne Ankara Barosu Genel Kurullarında Yapılan Seçimler" başlıklı
yazının 2002 bölümünde DSAG seçici kurulunun oluşumu hakkındaki bilgiyi
ve
2000, 2002 yıllarındaki Ankara Barosu TBB delegeleri (DSAG adayları
idi) ve 2004 yılı DSAG TBB delege adayları
karşılaştırmalı listesini ipucu olarak kullanabilirler.
Karşılaştırmalı delege listesi incelendiğinde DSAG delege adayları içinde
2000, 2002 ve 2004 seçimlerinde 9 ismin, 2002 ve 2004 seçimlerinde 5
ismin aynı kaldığı görülecektir. Yani toplam 26 delegenin 14'ü değişmez
isimdir. Sonuçta, 1998 listelerinde bulunan bazı değişmez isimlerin
yerini yeni nesil değişmez isimler almıştır. Yani değişen ilke ve
anlayış değil, sadece isimlerdir.
Bilindiği gibi grup ön seçimle başkan adayını belirledi. Daha sonra
yedisi statüleri gereği, 10'u kur'a ile belirlenen 17 kişilik seçici
kurulda yönetim, disiplin, denetim kurulları ile TBB delege adaylarını
belirlediler. Bu defa seçici kurulda sayın Hakkı
Suha Okay, sayın Erkin Kaya, sayın Sadık Erdoğan, sayın Uğur Uzel, sayın
Semih Güner, sayın Basri Bilecen ile yeni başkan adayı sayın Vedat Ahsen
Coşar statüleri nedeniyle ve kur'a belirlenen 10 kişi bulunuyordu.
Başkan aday adaylarının her biri ön seçim öncesinde görüş ve düşünceleri
ile, yapmayı arzuladıklarını yazılı olarak duyurmuşlardı. Başkan adayı
seçilen sayın Vedat Ahsen Coşar'ın duyurusu ise diğer aday
adaylarından farklı olarak daha kapsamlı ve sanki başkan adayı,
hatta grup açıklaması gibiydi. Bu hazırlığa rağmen DSAG seçim
bildirgesi tüm diğer gruplarınkinden daha sonra yayınlandı. Bu
gecikmenin mutlaka bir ya da fazla nedeni vardır.
Yayınladıkları seçim bildirgesi biçim olarak önceki iki dönemde
yayınladıkları ile aynı. İçeriğindeki isimler ve resimler farklı olmasa,
ilk bakışta önceki seçim döneminde elde kalanları dağıttıklarını
düşünebilirsiniz. Adeta "Biz buyuz, değişmedik ve değişmeyeceğiz" mesajı
verilmek isteniyor. Ancak, 2004
bildirgesinin üslubu önceki yıllar geleneksel bildirgelerinden farklı.
Benzemesine rağmen ifadeler sayın Vedat Ahsen Coşar'ın aday adayı olarak
yayınladığı tanıtım broşürü ile de tam olarak aynı değil.
Bu grubun adı neden "Demokratik Sol Avukatlar Grubu"? Gerçekten demokrat
ve sol oldukları için mi? yoksa öyle görünmek mi istiyorlar? Hangi nedenle olursa olsun isimlerinin kendilerini
ne kadar tanımlayabildiğini ve ne olduklarını sadece ve sadece
geçmişleri gösterebilir.
Bunun için DSAG 1996,
2000,
2002 ve
2004 seçim
bildirgelerini inceleyebilir, bir diğeri ile karşılaştırabilirsiniz.
Zaten Ankara Barosunun mevcut durumu ortada, vaatlerin ne kadarının
yerine getirilmiş olduğunu fark etmek zor olmayacaktır.
Baro yönetimini yıllardır elinde bulunduran DSAG yandaşları hep
katılımcı ve şeffaf barodan söz ettiler. Ancak, 2003 yılının Temmuz
ayından sonra 1998-2000 dönem çalışma raporunu bile Ankara Barosu web sitesinden
kaldırdılar. Gönül ister ki, Ankara Barosu web sayfalarında
tüm dönemlerin çalışma raporları yer alsın ve incelemek isteyenler bulma
zorluluğu çekmeksizin Ankara Barosu geçmişini öğrenebilsin.
DSAG geçmişini DBG geçmişiyle birlikte
değerlendirmek ve DBG'nun 1994
seçim bildirgesi,
1994 seçimleri
sonrası bildirgesi,
1996 seçim
bildirgesi,
1998 seçime
katılmama gerekçelerini açıklayan bildirgesi ve
2000 seçimlerine
katılan Meslekte Demokratik Birlik Grubu ile ilgileri olmadığını
açıklayan bildirilerini incelemek doğru olacaktır. Çünkü, DBG neredeyse tüm yandaşları ile
birlikte DSAG'a katıldı ve yeniden onun bir parçası oldu. O halde, DBG
geçmişte ne diyordu ve DBG yandaşları şimdi ne yapıyor? sorusunun
cevabını bulmak DSAG'ı doğru değerlendirebilmek ve hakkında karar
verebilmek için zorunludur.
Sayın Vedat Ahsen Coşar ve arkadaşlarının ön seçim çalışmalarındaki
diğer başkan aday adaylarından üstün gayreti, ön seçim sonuçlarına
yansıdı ve sayın Coşar her iki aday adayının aldığı oyun toplamından
daha fazla oy aldı. Sayın Coşar ön seçimden çok önce ifade ettiği oy
hedefini fazlasıyla gerçekleştirdi. Ancak bu başarı ona baro yönetimini
birlikte üsteleneceği yönetim kurulunun oluşmasında ayrıcalıklı seçme
hakkı tanınmasını seçici kurulda sağlayabildi mi? DSAG'ın geleneğini
zaman içinde kırabilecek mi? ya da en azından kırmak istiyor mu? Bu
soruların gerçekçi cevabını bulabilmek için henüz erken. Şu anda
yapabileceğimiz, zihnimizde değişik olasılıklara göre değişik sonuçları
tahmin etmekten ibaret.
Sayın Vedat Ahsen Coşar, önceki yıllarda söylediği ya da kabullendiği doğruları (bkz.
DBG'nin 1994
seçim bildirgesi) DSAG yapılanması ve geleneği içinde hayata geçirebilecek mi? Bu sorunun cevabı, ön seçimde
sayın Coşar'ı hararetle destekleyen ve delege listesini gördükten
sonra, sayın Vedat Ahsen Coşar için değil de sanki başka biri
ya da birileri için koşup yorulduğu duygusuna kapılanların yanı sıra, sayın Cosar'ın
önceki yıllarda savundukları doğrularını kabul eden ve güvenen bir
çokları için de çok önemlidir.
DSAG yıllardır baro yönetiminde olduğu için 2004 listesindeki adayları önceki yönetimleri eleştiremiyor.
Oysa ön seçime kadar olan süreçte son başkana ve yönetim kuruluna
veryansın ediyorlardı.
Geçmişinizi eleştiremediğinizde yeni öneriler getirebilmek zordur. Şu
sıralar DSAG bu durumda ve seçim bildirgesi öncekilerden farksız olarak
vaatlerden ibaret. Oysa, yıllardır yönetimde olan grup, seçim
bildirgesinde yaptıklarını anlatmalı ve yarım kalan işlerini tamamlamak
için kendisinin yönetime yeniden getirilmesini
istemeliydi. Örneğin,
2002
bildirgesinin sonunda
"Avukatların Sosyal Güvenliği",
"Avukat
Haklarını Arama Merkezi",
"Avukatlar Köyü",
"Mesleğimizin ve geleceğimizin tek güvencesi meslek öncesi ve
meslek içi eğitimdir",
"Bizimle paylaşın, huzur ve güven içinde olun",
"Baro, her zaman yanınızda, tek güvenceniz ve ortak gücünüz
Olacaktır"
deniyor. DSAG yapılanları saymalı, başlayıp ta
bitiremedikleri için yeniden seçilmesini talep etmeliydi.
Yıllardır yönetimde olan grubu tanımanın tek yolu söyledikleri ile
yönetimde yaptıklarını karşılaştırmaktır. Ancak, böylece 2004'de
söylediklerini seçildiklerinde yapabileceklerini ya da yapamayacaklarını
tahmin edebilmek olasıdır.
Seçim sandığının başına gitmeden önce, "Kim ya da hangi grup
sözünde durur ve daha güvenilir? Kime, Hangi gruba, Neden oy vereceğim? Onlar ne diyor
ve ne yaptı? Ben ne istiyorum?" sorularını kendinize sormak, kendiniz ve
meslek için en yararlı cevapları bulduktan sonra, oyunuzu bulduğunuz
cevapların ışığında kullanmak size düşüyor. Çünkü, bu genel kurul
şartlarında büyük olasılıkla kendiniz ve mesleğiniz için yapabileceğinizin en iyisi bu...
inisiyatif.net
Ankara, 07/10/2004
[1] Cümlenin
yayınlandığı tarihteki hali "ÇAG
seçim bildirgesi önceki yıllardan biçim ve içerik olarak çok
farklı" biçimindeydi. Yazının yayınından sonra ÇAG son broşürü
çıkardığı ve diğer gruplar yeni broşür çıkarmadığından yeni bir yazı
yazmak yerine, aynı yazıya ekleme yapmanın daha uygun olacağını
düşündük. 13.10.2004 inisiyatif.net
|