17 Kasım 2007 Cumartesi günü Ankara Hilton
otelinde, Türkiye Barolar Birliği tarafından
düzenlenen, "Mesleğe Yeni Başlayan
Avukatların Sorunları ve Çözüm Yolları
Forumu" yapıldı. Sabah 09.00'da başlayan
program, öğle yemeği ikramından sonra 18.00'a
kadar devam etti. Kokteyl sonrasında saat
24.00'a kadar zengin açık büfeli yemek,
müzik dinletisi ve maç seyri vardı. Yani,
ikramı çok zengin bir programdı. Hatta, ikram
açısından şimdiye kadar yapılanların en
başarılısıydı. Peki, başka ne vardı?
Forumun gerçekleştiği salonda 250'nin
üzerinde oturma yeri vardı. Ancak katılan
sayısı, salonun en kalabalık olduğu anda,
sanıyorum 130 ila 150 civarındaydı. Tabii,
akşam yemeği ve takip eden program
sırasında, gidenlere rağmen, sayı daha
fazlaydı.
Katılımcılar
arasında, mesleğe yeni başlayan avukatların
yanı sıra stajyer avukatlar, baro organları
seçimlerine katılan gruplardan çeşitli
meslek kıdeminde avukatlar ve bu forumdan
çok, mesleğe veda etkinlikleri için yaşları
daha uygun avukatlar vardı.
Foruma katılanlara bir "Değerlendirme Formu"
dağıtıldı. Bu formda;
"A-Kişisel Bilgiler" başlığı altında,
katılımcının cinsiyeti, mezun olduğu
üniversite, mesleki kıdemi (1-3, 3-5, 5-10,
10 üzeri olarak işaretlemeli), ortalama
aylık kazancı, çalışma şekli (serbest,
ücretli, kamu, stajyer olarak işaretlemeli)
bilgileri doldurması isteniyor ve hemen
altında "evet" ve "hayır" kutularını
işaretlemesi istenerek, "Gelir durumunuzdan
memnun musunuz?", "Sosyal güvenliğiniz var
mı?", "Sosyal güvenliğiniz varsa yeterli
buluyor musunuz?", "Ortalama günlük kaç saat
çalışıyorsunuz?", "CMK, Adli yardım alıyor
musunuz?", "Avukatların genel olarak
eğitimini yeterli buluyor musunuz?",
"Avukatlık sınavı yapılmalı mı?" soruları
bulunuyordu. Son altı sorudan ilk beşi neyse
de, sonuncu "Avukatlık sınavı yapılmalı mı?"
sorusunun mesleğe yeni başlayan avukatın
kişisel bilgileriyle ilgisini anlamak güç.
"B-Forum ile ilgili görüşleriniz" başlığı
altında, yine "evet" ve "hayır" kutularını
işaretlemesi ya da cevap hayır ise önerinin
yazılması istenerek, "Genel anlamda
organizasyon tatminkardı", "Seçilen gün
açısından uygundu", "Seçilen saat açısından
uygundu", "Ses ve görüntü düzeni iyiydi",
"Süre kullanımı dengeliydi" sorguları vardı.
Bizce "İkramlardan memnun musunuz?" sorusu
unutulmuş. Kesinlikle sorulmalıydı. Eminim, en çok
"evet" cevabı verilen soru olurdu.
Formun arka sayfasının ilk yarısında
"A-Mesleğe yeni başlayan avukatların
sorunlarına ilişkin tespitlerinizi
belirtin", ikinci yarısında "B-Mesleğe yeni
başlayan avukatların sorunlarına ilişkin
çözüm önerilerini belirtiniz" denilmiş ve
altlarına yarım sayfalık boşluk
bırakılmıştı. Umarız, katılanlar bu
bölümleri doldurmuştur.
"Bu değerlendirme formu metnini kim ya da
kimler hazırladı?" sorusunu sormaya gerek
var mı? Bilirsiniz bu tip formlar, eğer
güvenilir bir sonuç alınmak isteniyorsa,
uzmana hazırlattırılır. Ancak, bizim
barolarımızın çoğunun siyasetini belirleyen
hakim görüşün yandaşları, istatistiklere ve
istatistikçilere pek gerek duymaz. Bu
nedenle, her konuda bilgi ve deneyimi
olduğunu iddia eden (ve mevcut yönetime
yakınlığıyla bilinen) bir ya da bir kaç
avukat bu tür metinleri hazırlar. Yani, bir
sürü para harcar beş yıldızlı otellerde
etkinler yaparız ama istatistik
hazırlayabilmek için çok gerekli formları
uzmana hazırlatmak için bir kaç lira
harcamaktan kaçınırız. Olasılıkla, bu defa
da böyle olmuştur.
Forum, düzenleyenler tarafından önceden
görevlendirilmiş, beş kişilik bir divan tarafından
yönetildi. Her halde katılanların 250 kişi ya
da biraz fazla olabileceği öngörülerek,beş
kişinin ancak forumu yönetebileceği
düşünülmüştü. 250 kişi için 5 kişilik divan
ölçüsü nazara alındığında, 800 kişiden fazla katılımın
olması gereken Ankara barosu genel kurulunda
15-20 kişilik divan olmalı mı? sorusunu
şimdiden düşünmek gerek. Bildiğiniz gibi,
tüm baroların, Ankara, İstanbul ve İzmir
baroları genel kurulları da, yasa gereği
sadece 3 kişilik divanla yapılıyor.
Elbette forum sırasında çok kişi konuştu.
Dertlerini anlattı, görüşlerini
belirtti. Eleştirenler de oldu. Bunların hepsini bu yazıda
anlatabilmem olası değil. Yazılı metinleri
de yok. TBB sitesinde bu etkinlikte
konuşulanlar hakkında bir metin
yayınlanmasını umut ederek bu güne kadar
bekledik. Ama TBB sitesinde bu konuda hiç
bir yayın yok. Sanki bu forum hiç yapılmadı.
Sadece tek bir görüşe bağlantı
verebiliyorum. Merak eden olursa Çağdaş
Hukukçular Derneği web sitesinde, bu forumda sundukları
görüş ve önerileri var.
Kapanış konuşmasında, sayın Özok, soruları
ve önerileri o anda
yanıtlamayacağını ve yönetim kuruluyla
değerlendirdikten sonra verecekleri cevabın,
sorunları çözme gayretleri olacağını
belirtti. Ayrıca, sayın Özok, bu
toplantıları Kars'tan Edirne'ye kadar her
baro bölgesinde yapacaklarını, sorunlar
karşısında savunan değil çözüm üreten
olacaklarını açık ve anlaşılır biçimde
belirtti.
Sayın Özok'un soruları, eleştirileri ve
önerileri o anda yanıtlamaması çok doğal.
Zaten o an için gerek de yoktu. Ancak, o
günden bu güne, TBB web sitesinde bu forumla
ilgili hiç bir yayın olmayışı dikkat çekici.
Sanki bu forum hiç yapılmadı. Üstelik iyi
para harcanmış, sorunsuz sürdürülmüş ve
sonuçlandırılmış, güzel bir etkinlikti.
Forumun yapıldığı yer ve ikramları,
fevkalade güzel ve tatmin ediciydi. Değerli
genç meslektaşlarım, bundan sonra böyle
forumlar yapılırsa, siz de albenili
ikramları seviyorsanız, sakın kaçırmayın.
Bu tür toplantıların (forumların) Kars'tan
Edirne'ye kadar yapılacağı duyuruldu
duyurulmasına ama, ne zaman yapılacağı ve
hangi zaman aralığında yapılacağı
belirtilmedi. Diyelim 82 il merkezinde değil
de 50 il merkezinde yapacaksınız. Bir yıllık
zaman aralığında yapmayı öngörüyorsanız, iki
ay tatil için ayırdıktan sonra geriye kalan
10 ayda her ay 5 adet bu tür etkinlik
yapmanız gerekir. Yok eğer 2 yılda yapacağım
diyorsanız her ay 2 ya da 3 toplantı
yapmanız gerekir. Daha ötesini hesaplamadık,
çünkü TBB yönetiminin süresi bu günden
itibaren zaten 520 gün civarında ve 2009'un
ilk yarısında bitecek. Ama, TBB web
sitesinde halen her hangi bir duyuru yok.
Belki de, sayın Özok 2009 yılında yapılacak
seçimlerde de TBB başkanlığına aday olacak
ve seçilirse 4 sene daha görevde kalacağı
için bu forumları 6 sene gibi sürede
gerçekleştireceğini düşünüyordur. 2009-2013
dönemi için TBB başkanı olarak seçilebilir,
neden olmasın? TBB'yi çok güzel bir hizmet
binasına, yararlanacak avukatları da çok
güzel bir sosyal tesise kavuşturuyor.
Sonraki dönemde de çok başarılı hizmetlere
imza atabilir ve meslektaşlarının takdirini
alabilir. Tabii, bu yeni dönemde Ankara
barosundan gelen dinamik bir yardımcısı ya
da genel sekteri olursa çok daha iyi olur.
Kim bilir, genel sekreteri ya da başkan
yardımcısı, göstereceği başarıyla kendini
kabul ettirir ve 2013-2017 dönemin için TBB
başkanı da olabilir. Neden olmasın? Sayın
Özok da TBB başkanlığına seçilmeden önce TBB
genel sekreteriydi.
Sayın Özok, çözüm üreten olacaklarını
söyledi. Çok mutlu oldum. "En nihayet"
dedim, "TBB artık sorunun üreticisi ya
da parçası değil, çözümü olmaya karar
verdi". Her halde, öncelikle kendi
çıkarttıkları yönetmelikleri elden geçirir
ve hataları düzelterek kendilerinden
kaynaklanan sorunları çözerler. Sonra,
mevcut 1136 sayılı yasanın sorun yaratan
hükümlerinin kaldırılması için uğraşırlar.
Belki, bir eğitim politikası oluşturmak için
de çaba harcarlar.
Forumda söylenenlerin neredeyse
tamamı, 60 seneden fazladır söyleniyor ve
yakınmaların neredeyse tamamı 60
seneden fazladır var. Merak edenler
buraya tıklayıp tarihimizdeki Avukatlık
Kanunu tasarı ve teklifleriyle gerekçelerine
bakabilirler.
Her ne kadar sayın Özok (ve divan başkanı
sayın Çine) bir kaç kez, amacın sorunları
dinlemek ve çözüm üretmek olduğunu açıklamış
olsalar da, kahve arasında duyduklarım, buna
pek inanılmadığı duygusuna kapılmamın nedeni
oldu.
Bir meslektaş soruyordu "TBB başkanı 6
yıldan fazladır görevde, öncesinde de TBB
genel sekreteriydi, baroların başkanlarının
çoğu da 3 yıldan fazladır görevde, böyle bir
forum yeni mi akıllarına geldi? Daha önce
yapıp, sorunları çözümü için bu güne kadar
yol alamazlar mıydı?".
Bir başkası soruyu üstü kapalı cevaplıyordu.
"İyi de 2008 yılı Ekim ayında baro seçimleri
var ve TBB delegeleri seçilecek. Hemen
arkasından 2009 Mayıs ayında TBB seçimleri
yapılacak. Ankara barosunun 0-10 meslek
kıdeminde bulunan üye sayısı 4600 civarında
ve üye sayısının %50'sinden fazla. Üye
sayısı fazla olan barolarda da durum
aynıdır. Daha önce bu koşullar yoktu ve
mesleğe yeni başlayan avukatları için forum
yapmaya da gerek yoktu".
Bir diğeri konuşmaya katılıyor ve "İyi de,
sorunların çözümünün aranması gereken yer
öncelikle baro genel kurullarıdır. Barolar
çözüm üretemezse TBB nasıl çözüm üretecek?
TBB, üyesi barolar olan bir birlik ve üyeleri
avukatlar değil.
Oysa barolar, avukatların meslek örgütleri
ve genel kurulları avukatların özgürce
konuşabildikleri, sorunlarını
tartışabildikleri ve çözüm üretebildikleri
yer olmalı" diyordu.
Forum salonu dışındaki konuşmalar, içeride
konuşanları, yakınmaları ve eleştirileri cevaplama gayretini
de gösteriyordu.
Bir meslektaş, "Staj kredisinden, kimse
memnun değil. İsteniyor ki, kredi değil
karşılıksız burs verilsin. Ankara barosuna
her yıl binin üzerinde stajyer geliyor.
Bunların ancak üçte birinden biraz fazlası
avukat oluyor. Peki, avukat olmayan
üçte ikiye neden karşılıksız burs verelim?".
Bu görüşün dayandığı bilgiler hatalı. Ankara
barosuna her yıl binin üzerinde stajyer
geldiği doğru da, bunların içerisinde avukat
olan sayısı doğru değil. Yaklaşık üçte ikisi
yani 600'ün üzerinde stajyer Ankara
Barosunda mesleğe başlıyor. Ancak, haklı
olduğu noktalar var. Eğer, avukatlık
yapmayacakların satj yapmaktan vazgeçmeleri sağlanabilirse,
yıllık stajyer sayısı düşeceğinden baro staj
eğitimlerinin daha verimli hale
getirilebilmesi daha kolay olabilecektir.
Diğer meslektaş, "Meslektaş sayısını bir
biçimde yarıya indirelim. Ama sınavla, ama
katı disiplin cezalarıyla. Hani, yapabiliriz
diyelim. O zaman meslek, daha saygın mı
olacak? Meslektaş daha becerikli ve bilgili
mi olacak?" diye soruyordu.
O arada, farklı bir yaklaşım geliyor,
"Avukatlar iyi eğitimli değil deniyor. Peki
kabul, iyi eğitimli değiliz diyelim. Hakimler ve savcılar iyi eğitimli ya da
mükemmel mi? Onlara da bakmak gerek. Esas
sorun, adalet sisteminin zaafları ve
avukatlar bunun sadece bir parçası. İyi
eğitimli ve yetenekli hakimin/savcının
yeterli sayıda olmadığı yargı sisteminde iyi
eğitimli ve yetenekli avukat olamayacağını neden kimse söylemiyor?"
Avukatlık sınavıyla ilgili de konuşmalar da
vardı. Bir meslektaşın yaklaşımı şöyle; "TBB
sınava hazır değildi ve sınavı istemiyordu.
Bu nedenle CHP milletvekili sınavın
ertelenmesi için teklif verdi. Ama, sonuç
sınavın kaldırılması oldu. Nasıl oldu?
Tavşana kaç, tazıya tut. Başka bir şey
değil".
Bir başkası ekliyor, "mesleğin saygınlığı
kalmadı deniyor. Bunu söyleyenler mesleğe
yeni başlayanlar. Peki, ne zaman bu meslek
çok saygındı? Senin sitende belirtiyorsun,
önceki dönemlerde de meslek çok da saygın
addedilmiyormuş. Hep mesleğin saygınlığını sağlamak
için çaba harcanmış". Bunu diyen
meslektaşımıza bende katılıyorum. Bahsedilen
site inisiyatif.net ve bu konudaki
görüşlerimizi, belgelere dayanarak daha önce
yazdık. Gerçekten 460, 3499 ve 1136 sayılı
Avukatlık Kanunları öncesinde hep mesleğin
saygınlığını sağlama amacı var ve bu amaç
tüm belgelere yansımış. Ne yazık ki, bu gün
hala birinci arzumuz, mesleğin saygınlığının
sağlanması.
Umarım TBB, bu tür etkinlikleri sayın
Özok'un söylediği gibi Kars'tan Edirne'ye
her il merkezinde yapabilir. 2008 yılının
ilk aylarında Ankara, İstanbul, İzmir
baroları gibi, üye sayısı fazla olan
barolar da benzer bir kaç toplantı
yapabilirler. Bildiğiniz gibi 2008 yılında
baro seçimleri var ve üye sayısı fazla
baroların, üyelerinin neredeyse %60'ı 10
yıldan az meslek kıdemindeki avukatlardan
oluşuyor. Konuşmaların 1 güne sıkıştırıldığı
genel kurullarda, konuşma ve görüşlerini
anlatma olanağı bulamayan avukatlar bu
toplantılarda görüşlerini anlatabilirler.
Diğer yandan, seçimlerde aday olmayı düşünen
meslektaşlarımız da avukatların görüşlerini
öğrenmiş olur ve hatta kendi görüşlerini
onlara anlatabilirler. Tabii, bu tür
toplantıların, yeniden seçilmeyi arzulayan
mevcut yönetimler için istenmeyen seçim
sonuçları gibi bir etkisi de olabilir.
Bence, göze almak gerekir. Çünkü istenmeyen
etki kadar, istenen etkinin olabilmesi de
olası.