Başlıktaki sorunun cevabı, bundan önce
belki hiç aranmadı. Olasılıkla birileri
aramak istemişse bile bulanacak cevaptan
hoşnut olmayacağını düşünenler tarafından
engellenmiştir. Belki de, merak edip cevabı
bulanlar olmuş ama, buldukları cevabı diğer
meslektaşlarıyla paylaşamamıştır. Öyle ya,
geçmiş yıllarda ne web siteleri, ne de bu
siteleri takip eden izleyici kitlesi vardı.
Yazılmayanı yazmayı hedeflediğimizi ve
hedefleyeceğimizi açıklamıştık. Daha önce
Baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin
Denetimi başlıklı yazıyı yayınlamıştık.
Bu yazımızda ise, bu güne kadar yazılmamış ya da
yazılamamış bu konuyu, Ankara Barosundaki
uygulamayı örnek alarak, baro denetçilerinin
raporları açısından irdeleyeceğiz.
Bilindiği gibi, yürürlükteki 1136 yasanın 108. maddesinin
birinci fıkrası "Baro
genel kurulu, baronun mali işlerini
denetlemek üzere iki yıllık süre için kendi
üyeleri arasından en çok üç asıl ve üç yedek
denetçi seçer" ve ikinci fıkrası "Seçim
gizli oyla yapılır. 90 ve 92 nci maddeler
hükümleri denetçiler hakkında da kıyasen
uygulanır" biçimindedir.
133. maddenin birinci fıkrası ise, "Birlik
Genel Kurulu, Birliğin mali işlemlerini
denetlemek üzere, dört yıl için kendi
üyeleri arasından üç asıl ve üç yedek
denetçi seçer", ikinci fıkrası "Denetçiler
gizli oyla seçilir. 90 ıncı maddenin 2, 3,
4, 5 ve 6 ncı fıkraları ve 92 nci madde
hükmü denetçiler hakkında da kıyasen
uygulanır" ve üçüncü fıkrası "Birlik
Denetleme Kurulunun çalışma usulü ile görev
ve yetkileri yönetmelikte gösterilir"
biçimindedir. Ek-4 üncü maddesi ise "Adalet
Bakanlığı, Barolar ve Türkiye Barolar
Birliği organlarının görevlerini kanun
hükümlerine uygun olarak yapıp yapmadıklarını
ve malî işlemlerini yönetmelikte
belirlenecek esaslara göre denetlemeye
yetkilidir. Bu idari ve mali denetim, adalet
müfettişlerince yapılır"
biçimindedir.
19.06.2002 tarihinde yürürlüğe giren ve
halen yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu
Yönetmeliğinde, ilk kez, 9. bölüm başlığı
altında baro denetçileri hakkında düzenleme
yer almıştır.
Baro denetçilerinin görevi yönetmelikte yer
almaktadır ama, Türkiye Barolar Birliği
denetçilerinin "çalışma
usulü ile görev ve yetkileri",
133. maddenin amir hükmüne rağmen, bu
yönetmelikte olmadığı gibi başka bir
yönetmelikte de yoktur. Ancak, adalet
müfettişlerince yapılacak denetim, "Barolar
ve Türkiye Barolar Birliğinin Denetimi"
başlığı altında, 73. maddede düzenlenmiştir
(Baro ve TBB denetimi ile ilgili mevzuat
maddeleri için
buraya tıklayınız).
Baro denetçileri nasıl, ne için ve kimin
tarafından seçilir?
1136 sayılı yasanın 108 maddesi düzenlemesine göre, baro denetçileri
baronun mali işlerini
incelemek üzere genel kurul tarafından
gizli oyla seçilir. Görüldüğü gibi
denetçilerin görevi, mali işleri
incelemekle sınırlıdır. Kısaca, denetçiler
genel kurul tarafından baronun mali
işlerinin incelenmesi için gizli oyla
seçilir.
Seçimin gizli oyla yapılmasının nedeni
olasılıkla seçmenin etkilenmesini
engellemektir. Eğer neden buysa, baro
denetçilerinin seçiminin farklı oy
pusulalarıyla yapılması gerekir. Oysa Ankara
Barosunun seçim uygulamasında baro
denetçileri başkan, yönetim kurulu ve
disiplin kuruluyla birlikte tek bir oy
pusulasıyla seçilmektedir. Sırf bu tek oy
pusulası uygulaması nedeniyle seçmenin
iradesinin sandığa yansımadığını iddia
edebilmek olasıdır.
Baro denetçileri incelemelerini ne zaman
yapmalı, raporlarını ne zaman vermelidir?
Yönetmelik düzenlemesine uygun olarak baro
denetçileri denetlemelerini iki ayda bir
yapmalıdır. İki ayda bir yaptıkları inceleme
sonucu üç nüsha olarak rapor düzenlemeli,
nüshalardan birini karar ve denetim raporu
dosyasında saklamalı, ikincisini dönem
sonunda verecekleri rapora eklemek üzere
yine saklamalı ve üçüncüsünü yönetim
kuruluna vermelidir.
İki ayda bir inceleme yükümlülüğü
getirilmekle, baro denetçilerinden düzenli
inceleme yapmalarının istendiği
anlaşılmaktadır. Keza, her iki ayda bir
düzenleyecekleri raporların dönem sonu
raporuna eklenmesi emredildiğine göre, genel
kurulun iki aylık raporları görmesi
gerektiğinin düşünüldüğü anlaşılmaktadır.
Diğer barolarda durum nasıl bilemiyoruz.
Ankara barosunda iki ayda bir denetim
yapılıp yapılmadığını da bilemiyoruz. Çünkü,
dönem sonu yani iki yılda bir genel kurula
sunulan denetçi raporlarının ekinde,
19.06.2002 tarihinden sonra görmemiz gereken
2 aylık raporları hiç görmedik. Yani,
yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra
Ankara Barosu 2002, 2004 ve 2006 yıllarında
olmak üzere üç genel kurul topladı, denetçi
raporları basılı olarak üyelere dağıtıldı ve
fakat denetçi raporlarının ekinde, iki ayda
bir yapılan denetlemelere ilişkin
raporlar hiç yoktu.
Gerçi, genel kurul sırasında iki aylık
raporların olup olmadığı hiç önemsenmedi.
Olasılıkla, genel kurul denetçi raporunda
geçen "Denetleme ilgili raporları dosyasına
kondu" ya da benzeri bir cümleyi iki aylık
denetleme raporlarının mevcudiyeti için
yeterli gördü.
Baro denetçilerinin mali işleri
incelemelerinin sınırı nedir?
Baro denetçileri denetlemenin şeklini ve
yöntemini kendileri kararlaştırır. Ancak
yönetmeliğin 57. maddesi, aşağıdaki
hususların yerine getirilmesinin zorunlu
olduğunu belirtmektedir. Bunlar;
a) Baro gelir ve gider hesaplarının ve
kayıtların dayanaklarının incelemesini
yapmak,
b) Kayıtların usulüne göre yapılıp
yapılmadığını tespit etmek,
c) Gider kayıtlarının; bütçeye, genel kurul
ve yönetim kurulu kararı ile mevzuata
uygunluğunu incelemek,
d) Baro yönetim kurulu tarafından
kendilerine tevdi edilen hesap raporlarını
incelemek ve varsa usulsüzlük ve hataları
tespit etmek,
e) CMUK hesaplarının denetimini yapmak.
Yönetmelik, zorunlu olanları belirtmekle,
zorunlu olmayanların, yani daha fazlasının da
denetçilerden beklenmesi gerektiğini
anlatmak istemektedir diye düşünebiliriz.
Çünkü, 1136 sayılı yasanın 108. maddesinde
"mali işler" denilmektedir ve kuşkusuz, mali
işler baro gelir ve giderlerinden fazlasını
ifade etmektedir. Böyle düşünürsek, önce
mali işlerin neleri kapsadığını belirlememiz
gereklidir. Bizce mali işler, baronun tüm
mali iş ve işlemlerini ifade etmektedir.
Bu nedenle mali işlerin incelemesi bizce;
ticari işletme, adli yardım, yardımlaşma
sandığı gibi tüm işlemlerin gelir ve
giderleriyle, bu gelir ve giderlerin
dayanağı belgeleri de kapsamaktadır.
Baroların ticari işletmesinin gelir ve
giderlerinin incelemesi, hiç kuşkusuz diğer
gelir ve giderlerine göre çok daha dikkatli
yapılmalıdır. Konu ticari işletme olduğu
için bizce ticari işletmenin hesapları ve
hesaplarının dayanağı belgeler, vergi
dairesince de denetlenebilecektir. Ve tabii,
bu açıdan baro yönetimi her hangi bir vergi
sorumlusu gibi vergi mevzuatının düzenlemesi
ile getirilen kurallara tabi olduğundan,
Vergi Usul Kanunu (VUK) md. 231/5 gereği
faturanın zamanında düzenlenip
düzenlenmediği, ya da VUK md.359'da
belirtilen kaçakçılık suçlarının konusu
olabilecek iş ve işlemlerin yapılıp
yapılmadığı vergi dairesinin incelemesinin
kapsamında olabilecektir. Bu nedenle
denetçiler, özellikle ticari işletmelerin
gelir ve giderleriyle bunların dayanağı
belgeleri incelerken dikkatli olmak,
özellikle her iki ayda bir yaptıkları
inceleme sırasında, baro hesaplarında, varsa
hata ve yanılmaları bulup yönetimi uyarmak
zorundadır. 2004-2006 dönemi denetçiler
raporunda ticari işletme hakkında bilgi
göremedik (bkz. Ankara Barosu Denetleme
Raporu
2004-2006).
Adli yardım gelirleri ve giderleri de,
kuşkusuz, denetçilerin incelemesi kapsamında
olmalıdır. Çünkü, bunlar baronun mali
işlerinin bir parçasıdır. Bilindiği gibi
adli yardım harcamaları yönetim kurulu
kararıyla yapılmaktadır ve adli yardım
işlerinin usulüne uygun yerine
getirilmesinden baro sorumludur. Ankara
Barosunun web sitesinde 2007 yılı Haziran
ayında adalet müfettişlerince yapılan
denetleme sonucu düzenlenen "Öneriler
Listesi" yayınlanmıştı. Bu öneriler
listesinde "Adlî
Yardım hesabından CMK hesabına virman
yapılarak karışıklıklara sebebiyet verildiği
ve bu suretle Genel Bütçeden aktarılan
Adlî Yardım paralarının Kanuna ve
Yönetmeliğe aykırı şekilde harcandığı tesbit
edilmiştir" denilmektedir. Ankara Barosu
denetçilerinin, Adalet müfettişlerince
tespit edilenleri tespit etmiş ve yönetim
kurulunu uyarmış olmaları gerekirdi.
2004-2006 dönemi denetçiler raporunda bu
konuda bilgi göremedik (bkz. Ankara Barosu
Denetleme Raporu
2004-2006).
Eğer adı geçen usulsüzlük 1 Eylül 2006
tarihinden sonra yapılmış ise şu anda
görevde olan denetçilerin bunu tespit etmiş
ve iki aylık raporlarında belirterek
yönetimi uyarmış olmaları gerekirdi. Çünkü,
2004-2006 dönemi denetçiler raporu
01.09.2006 tarihi itibarıyla düzenlenmiş
olup 2006-2008 döneminde görevli
denetçilerin 01.09.2006 tarihinden itibaren
baronun mali işlerini denetlemesi uygun
olandır. Aksi takdirde, 01.09.2006 tarihi
ile denetçilerin görevi başladıkları 2006
yılı Ekim ayı son günlerine kadar olan dönem
denetçilerin incelemesi dışında kalacaktır.
Belirtemeden geçemeyeceğiz, atıf yaptığımız
"Öneriler
Listesi"ni Ankara Barosu yönetiminin web
sitesinde yayınladığına ve "kol kırılır, yen
içerisinde kalır" anlayışını terk ederek önceki yönetimlerden
farklı bir tavır sergilediğine tekrar
dikkatinizi çekmek istiyor ve Ankara Barosu
yönetiminin bu yaklaşımını tebrik ediyoruz.
Bu sitede yayınlanan önceki yazılarda da
belirtilmişti. Ankara Barosu Avukatları
Yardımlaşma Sandığı (ABAYS) baronun yönetim
kurulu tarafından yönetilir ve tüm
hesaplarından baro yönetim kurulu
sorumludur. ABAYS'ın barodan ayrı
denetçileri bulunmamaktadır. Esasen genel
kurulu da ayrı değildir. Ancak Ankara Barosu, ABAYS genel kurulunu ayrı gibi gösterme
eğiliminde olduğundan çalışma raporu ve
denetçiler raporunu da ayrı olarak
yayınlamaktadır. Sözün kısası, baronun mali
işlerinin bir parçası olan ABAYS
hesapları her iki ayda bir denetçiler
tarafından incelenmeli ve genel kurulun
denetimine elverecek biçimde raporlarında
belirtilmelidir. Oysa Ankara Barosu
denetçilerinin 2004-2006 dönemi raporlarında
ABAYS incelemesi yer almamakta ve fakat
ABAYS için ayrı bir rapor düzenledikleri
görülmektedir. Üstelik bu ayrı raporda,
ABAYS'ın mali işlerinin iki ayda bir incelendiği anlamına
gelebilecek bir ifadeye de rastlanmamaktadır
(bkz. Ankara Barosu Denetleme Raporu
2004-2006).
Baronun, mali sonuçları olabilecek davaları
ve/veya icra takipleri olabilir. Bu dava
ve/veya icra takiplerinin de, olası
sonuçları belirtilerek, denetçi raporunda
yer alması gerekir. Ki, genel kurul bu
bilgilerden hareketle, baronun mali
işlerinin geleceği hakkında fikir sahibi
olabilsin. Tabii, baronun ticari
işletmesinin taraf olduğu davalar ve/veya
icra takipleri de olabilir. Bunların da
baronun ticari işletmesinin mali işleri
kısmında belirtilmesi bizce uygun olandır.
Ankara Barosunun genel kurullarına sunulan
denetçi raporlarının hiçbirinde bu tür
bilgiler yer almamaktadır.
Üye avukatların 1136 sayılı yasanın 65.
maddesine uygun olarak ödemeleri gereken
yıllık kesenekler, baronun gelirleri
içerisinde, kuşkusuz, temel gelirlerdir. Baro
kesenekleri tahsil edilememiş ya da
zamanında tahsil edilememiş ise, baronun
mali kaybı olacaktır. Bu nedenle, baro
denetçilerinin, Avukatlık Kanununun 65.
maddesine uygun olarak keseneklerin ödenip
ödenmediği ve ödenmemiş ise baro yönetimi
tarafından gereğinin yapılıp yapılmadığı,
yıllık keseneklerin zamanında tahsil
edilememesi nedeniyle baro yönetiminin
sorumluluğunun olup olmadığını incelemesi ve
incelemelerinin sonuçlarını, genel kurulun
denetimine elverişli biçimde, raporlarında
belirtmeleri gerekir. Oysa, Ankara Barosunun
2004-2006 dönemi denetçiler raporunda yıllık
keseneklerin toplanamayan kısmına ilişkin
saydığımız bilgiler bulunmamaktadır (bkz. Ankara Barosu
Denetleme Raporu
2004-2006).
Baro denetçileri genel kurulu olağanüstü
toplantıya çağırabilir mi?
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 83. maddesi
"Türkiye
Barolar Birliği, baro başkanı, yönetim veya
denetleme kurulu gerekli gördükleri hallerde
genel kurulu olağanüstü toplantıya
çağırabilirler" düzenlemesini
getirmektedir. Avukatlık Kanunu
Yönetmeliğinin 59. maddesi ise "Baro
denetleme kurulu, incelemeleri sırasında
baro mali işlerinde ve kayıtların
tutulmasında düzensizlikler ve açıklar
tespit eder ve bu düzensizliklerin devam
ettiği sonucuna varırsa veya mevcut
düzensizlikleri vahim görürse; bu konuda bir
rapor düzenler ve baro genel kurulunun
olağanüstü toplantıya çağırılmasına karar
verir" düzenlemesini getirmiştir.
Görüldüğü gibi
Avukatlık Kanunu, denetçilerin
gerekli gördükleri hallerde genel kurulu
olağanüstü toplantıya çağırabileceklerini
açık ve özlü biçimde ifade etmektedir.
Gerekli gördükleri hallerin ne olabileceği
ise, Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinde
sınırlanarak belirlenmiştir. Ancak, kanunda
ve yönetmelikte denetçilerin nasıl ve ne
zaman toplanıp ne şekilde karar
alabilecekleri belirtilmemektedir. Ayrıca,
gerek kanun ve gerekse yönetmelikte
denetçilere "Denetim Kurulu" denilmesine
rağmen kurulun başkanı ve yokluğunda hangi
üyenin başkanlık yapabileceği
açıklanmamıştır. Bu belirsizlik nedeniyle,
denetçilerin her birinin farklı görüşte
olmaları halinde denetçilerin hareket
tarzının ne olabileceği de belli değildir.
Bizce, baro denetçilerinin her biri genel
kurulu olağanüstü toplantıya çağırmaya
yetkilidir. Çünkü, baronun denetim kurulu
değil, denetçisi ya da denetçileri vardır ve
birden fazla olmaları halinde başkanı ve
oylama biçimi belli olmayan bir kurul olarak
kabul edilmeleri olası değildir. Keza, kanun
"gerekli gördükleri hallerde genel kurulu
olağanüstü toplantıya çağırabilirler"
dediğinden yönetmelikteki sınırlama nazara
alınmaksızın denetçi gerekli gördüğü her
zaman genel kurulu toplantıya
çağırabilmelidir.
Baro denetçileri, genel kurulca
bilançonun onaylanmasını ve yönetim
kurulunun aklanmasını, sonraki döneme ait
bütçe tasarılarının kabulünü genel kuruldan
talep edebilir mi?
Ankara Barosunun 2004-2006 denetçi raporuna
baktığımızda, denetçilerin raporlarının
sonuç kısmında "Kurulumuz
Avukatlık Kanunu Yönetmeliği 79. maddesi
gereği Ankara Barosunun 2004-2005, 2005-2006
dönemleri mali işlerine ait raporumuzu Genel
Kurula sunuyoruz. Bilançonun onanmasını,
Yönetim Kurulunun aklanmasını, 2006-2007 ,
2007-2008 dönemlerine ait bütçe
tasarılarının kabulünü, onayınıza sunuyoruz.
08.09.2006" ifadesini kullandıklarını
görürüz. Yukarıda da
belirttiğimiz gibi ABAYS denetçi raporu
ayrıca hazırlanmış olup benzer şekilde "2004-2006
Dönemi mali işlemleri ile bilançonun
onanmasına, Yönetim Kurulu ve Denetim
Kurulunun aklanmasını, 2006-2007 ve
2007-2008 dönemlerine ilişkin tahmini bütçe
tasarılarının kabulünü takdir ve onaylarına
sunarız" denilmektedir
(bkz. Ankara Barosu Denetleme Raporu
2004-2006).
Bizce, denetçilerin görevi baronun mali
işlerini incelemek, denetlemek ve
sonuçlarını rapor olarak hazırlamaktan
ibarettir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu
işleri iki ayda bir yapmaları gerekir. Bunun
dışında mevzuatın hiç bir yerinde
denetçilerin "Bilançonun
onanmasını, Yönetim Kurulunun aklanmasını,
........... dönemlerine ait bütçe
tasarılarının kabulünü, onayınıza sunuyoruz"
deme görevleri, yetkileri ya da haklarından
bahsedilmemektedir.
Kendilerine böyle bir yetki
verilmediğinden, denetçilerin raporlarının
sonunda genel kuruldan talepte bulunma
hakkını kendilerinde görmeleri
en azından şık değildir. Çünkü baro genel
kurulu Avukatlık Kanunun 81. maddesinde
"Yönetim kurulunun, baronun gelir ve
giderleri ile mallarının yönetimi hakkında
vereceği hesapları incelemek ve yönetim
kurulunun ibra edilip edilmiyeceği hakkında
karar vermek" olarak belirtilen görevini
zaten bilmektedir.
Bir noktaya dikkatinizi özellikle çekmek
istiyoruz. Ankara Barosu 2004-2006 denetim
raporunun sonuç kısmında "Avukatlık
Kanunu Yönetmeliği 79. maddesi gereği"
deniyor. 19.06.2002 tarihinde yürürlüğe
giren ve öncekini yürürlükten kaldıran
Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 79. maddesi
yoktur. Yürürlükteki yönetmeliğin son
maddesi yürürlük maddesi olan 78. maddedir
(Bkz.
mevcut yönetmelik). 79. madde ise önceki
yönetmelikte, yani 19.06.2002 tarihine kadar
geçerli olan yönetmelikte vardı ve "Baro
denetleme kurulu dönem sonunda genel kurula
sunulmak üzere baronun bir yıllık malî
işlerini gösterir bir rapor düzenler"
hükmünü içermekteydi (Bkz.
eski yönetmelik). 2002-2004 ve
2000-2002 dönemleri
raporlarında da ifade aynıdır. Oysa,
halen yürürlükte olan yönetmelik 19.06.2002
tarihli olduğundan 2002 genel kurulundan bu
yana hazırlanan tüm denetçi raporlarının
dayanağı 79. madde değil, 58. madde
olmalıdır. Neden son üç genel kurula sunulan
denetçi raporlarında eski yönetmeliğin
maddesine atıf yapıldı? Siz yorumlayın.
Baro denetçilerinin raporları genel
kurulun onayına sunulmalı mı?
Baro Denetçilerinin raporlarının genel
kurulda görüşülmesi konusunda bir düzenlenme
mevzuatta yok. Raporlar genel kurullarda
sadece okunuyor ve arkasından baro
yönetiminin ibrası maddesine geçiliyor.
Belli ki, baro denetçilerinin raporunun
amacı yönetim kuruluna bilgi vermek ve genel
kurulun baronun mali durumunu
değerlendirmesini sağlamak olmalı.
Denetçilerin seçilmelerinin nedeni de bu
zaten. Genel kurul mali denetimi detaylı
olarak kendi yapabilecek olsaydı, denetçilere
gerek duyulmazdı. Bu nedenle, genel
kurulunun denetçiler raporunu onaylaması uygun olmayabilir. Ancak, denetçiler de
tıpkı yönetim kurulu üyeleri gibi ibra edilmelidir.
Çünkü genel kurul tarafından belli bir görev
için seçilmişlerdir ve ibraları, görevlerini
yeterli yaptıklarının genel kurulca kabulü
anlamında olacaktır.
Bilindiği gibi, genel kurulun gündeminde
olması gereken zorunlu konular içerisinde
denetçilerin ibrası yoktur. Bu nedenle,
denetçilerin raporlarından tatmin olmayan
bir üyenin denetçilerin görevlerini
yeterince yerine getirmedikleri düşüncesiyle
haklarında şikayette
bulunabilmesi de olasılıktır.
Başlıktaki sorumuza yanıt
Yukarıda Ankara Barosunun 2004-2006 dönemine
ilişkin denetim raporunu örnek gösterdik.
2002-2004 ve 2000-2002 raporları da örnek
gösterilebilir. Çünkü çok farklı değiller.
Daha öncekiler de çok farklı değil. Ancak,
Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin yürürlüğe
girdiği 19.06.2002 tarihinden öncekileri
örnek göstermek uygun değil. Çünkü
19.06.2002 tarihinden önceki yönetmelikte
yeni yönetmeliğin 9. bölümü yani, 57, 58 ve
59. maddeleri ya da benzerleri yoktu.
2002 yılından bu yana denetim raporlarının
hepsi Eylül ayının ilk günlerinin tarihini
taşıyor. Demek ki, bu raporların önceki iki
aylık raporları eklerinde olabilecek biçimde
en geç Eylül ayı sonunda çoğaltılmış olarak
baro üyelerine dağıtılmış olması ve genel
kurul öncesinde üyelerin inceleyebilmeleri
de mümkün. Ancak Ankara Barosu yönetimleri
2000 yılında yapılan genel kuruldan sonraki
genel kurullar öncesinde, anılan tarihte
denetim raporunu dağıtamadığı gibi kendi
faaliyet raporunu da dağıtamadı.
2002 yılı genel kurulu ve sonrasındaki genel
kurullarda sunulan denetim raporları,
genel kurulun incelemesine ve denetlemesine
elverişli olmadığından, dağıtılsa da pek
bir yararı olmayacaktı. Oysa, denetçiler
raporu, genel kurul tarafından anlaşılabilir
ve değerlendirebilir olmalı, baronun mali işlerini
genel kurulun kavrayabilmesini
sağlamalıdır.
Neden yazdık?
Bir kaç baro üyesinin söyledikleri dikkatimizi çekti
ve yukarıdakileri yazmak zorunda
olduğumuza karar verdik. Yani yukarıda
yazdıklarımızı bizden önce fark eden ve
fakat genel kurulda söz sırası elde
edemediği için ifade edemeyen ya da "baro
organları için liste çıkaran ve muhalefet
olduğunu iddia edenler varken, ben niye
konuşayım" diye düşünen üyeler var.
Tabii, bir önceki dönem denetçilerinden bir
ya da birkaçının sonraki dönem yönetim
kurulu üyesi olmasını garip bulan ve anlam
veremeyen üyeler de var. İster istemez
"Acaba denetçiler aynı listeden seçildikleri
için mi böyle oluyor? Başka listeden ya da
bağımsız bir listeden seçilseler sonuç
farklı mı olur?" sorularını da hepsi
kendilerine soruyorlar.