inisiyatif.net bilgiweb uygulama avukatın tarihi kültür

hukuk müzesi

forum

 

İmarzede Avukatlar

Av. Kemal VURALDOĞAN

Hikâyemiz Türkiye İmar Bankası A.Ş.’nin[1] bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasıyla başladı.[2] Dönemin Bakanlar Kurulunun kimlere ödeme yapılacağına ilişkin kararı aynı zamanda İmar Bankasından hazine bonosu alanlara ödeme yapılmayacağının zımni beyanı olduğundan[3], kararın yayımlandığı tarih İmarzede vatandaşlarımızın avukatları aracılığıyla yargı sürecini başlatmasının miladı oldu.

İmar Bankasının yaklaşık 565 Milyon YTL’lik izinsiz hazine bonosu satması nedeniyle[4] birçok meslektaşımız karşı taraf vekâlet ücretine güvenerek alacağın  % 1’ne kadar azalan anlaşmalarla bono davalarına takip etmeye talip oldu. Ne de olsa davalar seri davaydı ve tek dosya ile 10 dosyaya verilen emek arasında çok az fark vardı. İlamların daha sonra icra takibine konu edilmesiyle 100.000 YTL’lik bono davası takip eden bir meslektaşımızın eline yaklaşık 20.000 YTL karşı taraf vekâlet ücreti geçecekti. Bu anlaşmaları barosuna iletilenlere ise Avukatlık Kanunu madde 164/4 [5] uyarınca disiplin cezaları verildi.

Meslektaşlarımız davanın idari işlemden mi yoksa idari eylemden mi kaynaklanan tam yargı davası olduğu tartışırken Danıştay İdari Dava Daireleri uyuşmazlığın idari eylemden kaynaklanan tam yargı davası olduğuna hükmetti[6]. Genel seçimler yaklaşırken hükümet bir anda imarzedeleri hatırladı ve 5667 Sayılı Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun’u meclisten geçirdi. Ne yazık ki bu kanun mecliste kabul edildiği tarihten yayımlanmasına kadar geçen sürede Türkiye Barolar Birliği veya Ankara Barosu’ndan kanunun bir daha görüşülmek üzere Cumhurbaşkanınca meclise iade edilmesi konusunda bir girişimde bulunulmadı[7]. Aynı günlerde Türkiye Barolar Birliğinin gündeminde iktidarın anayasa değişikliği vardı ve ana muhalefet partisinin söylemine paralel söylemini sürdürmeye devam ediyordu[8]. 5667 Sayılı Kanunun 2. maddesindeki, “Devlet iç borçlanma senedi alımı amacıyla Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketine yatırılan tutarlar nedeniyle idarî yargı mercilerinde açılmış olan davalara ilişkin mahkeme kararlarının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra icra takibine konu edilmesi halinde vekâlet ücreti, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısmının ikinci bölümünün (1) numaralı bendinde yazan tutar olarak uygulanır. Takip borçlusu idarelerin icra takibindeki işlemlere karşı şikâyet hakları saklıdır... Mahkeme kararlarında veya icra takip sürecinde ilgili idareler lehine hükmolunan her türlü alacak bu Kanuna göre yapılacak ödemelerden mahsup yoluyla tahsil edilerek ilgili kurumların hesaplarına aktarılır.” hükmü meslek örgütlerimizi hiç rahatsız etmedi. Kamu avukatlarının vekâlet ücretleri iş sahibinin borcu nedeniyle mahsup edilmiş, serbest çalışan meslektaşlarımızın icra vekalet ücreti maktu vekalet ücretine indirgenmiş kimsenin umurunda değildi. Bu süreçte bir çok meslektaşımız mail, telefon yoluyla birbirlerini yeni durumdan haberdar ettiler, kimileri kanun yayımlanmadan ilamı icraya koyabilmek, nispi icra vekalet ücreti alabilmek için idare mahkemesinin bakiye karar harcını ceplerinden ödediler.

İmar Bankasını davalarını takip eden meslektaşlarımız yasamanın attığı golü hazmetmeden ikinci gol yargıdan geldi. Birçok meslektaşımız, 5667 Sayılı Kanunun vatandaşlara bir tercih hakkı tanıdığını, bu kanun uyarınca çıkarılan Bakanlar Kurulu kararındaki[9] ödeme usul ve esaslarını kabul etmeyenlerin davalara devam edeceğini ve genel esaslara göre hak talep edeceklerini savunurken, Danıştay 13. Dairesi "...Banka aracılığı ile DİBS satın alan hak sahiplerine anapara olarak işlem tutarı ödeneceği ve bu tutara Bakanlar Kurulu kararında belirlenen oranda faiz tahakkuk ettirileceğinden, uyuşmazlığın ortaya çıkan bu yeni hukukî durum çerçevesinde sonuçlandırılması ve yargılama giderlerine ilişkin hüküm kurulması gerektiğine hükmetti[10]. Ne yazık ki bu karar birçok vatandaşımızı yargı sürecinin tamamlanmasını beklemeden idareye başvurarak alacaklarını almaya itti. Alacakların haricen alınması nedeniyle davalar konusuz kaldı ve mahkemeler sadece yargılama gideri ve vekalet ücretini hüküm altına almaya başladı. 5667 Sayılı Kanun kabul tarihi olan 24 Mayıs 2007 ile yayım tarihi olan 29 Mayıs 2007 tarihleri arasında ilamları icra takibine konu etmek de meslektaşlarımızı kurtaramadı[11].

Hazine bonosu dosyaları açısından henüz hukuksal süreç tamamlanmadı. Yerel mahkemesince yüksek harçlar nedeniyle kararı yeni tebliğe çıkarılan dosyalar olduğu gibi iki defa Danıştay incelemesinden geçmesine rağmen kesinleşemeyen dosyalar da var. Ancak bu süreçte imarzede vatandaşlarımızın haklarını savunmak amacıyla görev üstlenen meslektaşlarımızın imarzede avukatlar olduğunu söylemek pek de abartılı olmaz galiba.

Bu güne kadar imarzade avukatların dertlerine çözüm arayan kuruluş  olmadığından, ikinci yazımızda, icra takibine konu edildikten sonra  dayanağı ilam Danıştay tarafından bozulan, takibe konu alacak TMSF tarafından haricen  ödenen icra takiplerinin vekalet ücreti ile, bozma sonrasında yargılama giderleri konusunda idare mahkemesince vekalet ücreti konusunda nasıl karar verileceğini tartışmaya çalışacağız.

Bu tartışmayı başlatmadan önce sormadan edemiyoruz:

1. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine aykırı sözleşme imzaladıkları gerekçesiyle disiplin cezasıyla cezalandırılan meslektaşlarımızın 5667 Sayılı Kanun ışığında cezaları ortadan kaldırılacak mı?

2. Avukatın vekâlet ücretini yani cüzdanını küçülten 5667 Sayılı Kanun, avukatın ifade özgürlüğünü yani vicdanını sınırlayan 5728 Sayılı Kanun çıkarken partiler üzerinden yapılması gereken güncel siyasi tartışmalara yoğunlaşan avukatın meslek örgütleri, Avukatlık Kanunu madde 76’nın gereğini yerine getirmeye ne zaman başlayacaklar?

Ankara, 5 Mayıs 2008


Dip Notlar     :

[1] Bundan sonra İmar Bankası denecektir.

[2] Resmi Gazete, 4 Temmuz 2003 tarih ve 25158 Sayı (Mükerrer)

[3] Resmi Gazete, 3 Ocak 2004 Tarih ve 25335 Sayı.

[5] 1136 sayılı Avukatlık Kanunu md. 164/4 “Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir.(Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 – 5043/5 md.) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır” biçimindedir.

[6] Danıştay İdari Dava Dairelerinin 2006/353 sayılı kararı (PDF biçiminde görüntülemek için buraya tıklayınız).

[7] Avukatın meslek örgütlerinden sadece Türkiye Barolar Birliği ve Ankara Barosunu zikretmemiz her iki örgütün internet sitesini düzenli takip etmemizden kaynaklanmaktadır.

[8] http://www.barobirlik.org.tr/calisma/basinda_tbb/detay.aspx?tarih=28.05.2007

[9] Resmi Gazete, 21 Temmuz 2007 tarih ve 26589 Sayı.

[10] Danıştay 13. Dairesinin 2007/5183 sayılı kararı (PDF biçiminde görüntülemek için buraya tıklayınız).

[11] Yazımızın devamında bu konunun hukuksal değerlendirmesi yapılacak, çözüm yolları aranacaktır. Katkıda bulunmak isteyen meslektaşlarımızın maillerini ve yazılarını bekliyoruz.


Yazarın Sitedeki Bütün Yazıları

madde işareti

Cinsel Özgürlük Üzerine - 20.09.2008

madde işareti

Gereği Düşünüldü; "Sanığın cezalandırılmasına, 60YTL'si varsa Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verildi" - 21.06.2008

madde işareti

Hukukumuzda Kısa Karar Nedir? Baro Yönetim Kurulları Kısa Karar Verebilir mi? - 13.06.2008

madde işareti

İmarzede Avukatlar - 05.05.2008

madde işareti

Avukatlıktan Ömür Boyu Yoksun Bırakılma Yolundaki Yeni Düzenleme Üzerine - 24.02.2008

madde işareti

Av. Kemal Vuraldoğan'ı Azil Kararı Üzerine Düşünceler (3) - 11.12.2007

madde işareti

Av. Kemal Vuraldoğan'ı Azil Kararı Üzerine Düşünceler (2) - 16.09.2007

madde işareti

Av. Kemal Vuraldoğan'ı Azil Kararı Üzerine Düşünceler (1) - 12.07.2007

madde işareti

Avukata Ait Olan Vekalet Ücreti Kimin Lehine Hükmedilmelidir? - 23.04.2006

madde işareti

Avukatın Disiplin Hukuku - 14.12.2005

madde işareti

Hiçbir şey Eskisi Gibi Değil! "Müdafiinin Kollukta Dosya İncelemesi ve Örnek Alması" HİÇ DEĞİL! - 14.06.2005

madde işareti

Avukatın Üzerinin Aranması Sorunu ve Avukat Vuraldoğan Davası - 30.03.2005