Ankara Barosu seçimlerine hazırlık
toplantısının ilkini 10 Mayıs 2008 Cumartesi
günü Çağdaş Avukatlar Grubu yaptı. Dört gün
sonra, 14 Mayıs 2008 tarihinde Demokratik Sol Avukatların toplantısı
yapıldı. Baroda Birlik Grubu ise
bilebildiğimiz kadarıyla henüz toplantı
yapmadı. BBG'de şimdilik bir hareketlilik de
gözlenmiyor. ÇAG ve DSA toplantıları, 2008
seçimlerine hazırlık toplantısıydı. Yani,
genel kurula hazırlık toplantısı olarak
kabul edilebilmesi pek olası değildi ve
toplantılarda sadece seçimler hakkında
konuşuldu. Bu yazıda, toplantılar hakkında
kısa bilgi vereceğiz ve neden genel kurula
hazırlık toplantıları yapılmıyor da, sadece
seçimlere hazırlık toplantıları yapılıyor
diye şimdilik sormayacağız.
Çağdaş
Avukatlar Grubu (ÇAG)
Yaklaşık 80 kişinin katıldığı ilk
toplantının amacının, bir karar alınmasını sağlamaktan çok, önceki
dönem yürütme kurulunun girişimlerini
açıklamak ve toplantıya katılanların nabzını
tutmak olduğunu söyleyebilmek mümkün.
Girişimde bulunanların karar alınması
yolunda çaba harcamalarına rağmen toplantıda alınan tek
karar, tekrar toplanmak oldu.
İlk söz alanlar, DSA'nın bazı ileri gelenleriyle
görüşmelerini anlattılar. Biz ileri gelenler
dedik. Aslında görüşme yapılan kişiler
Ankara Barosu başkanı Sayın Vedat Ahsen
Coşar ile DSA'nın önceki başkanlarından bir
kaçının yanı sıra DSA'nın başkan seçiminde aday olacağını
açıklayan Sayın Ümit Bulut ve Sayın Akif
Kurtuluş.
Anlatılanlara göre, görüşmelerde ÇAG'ın DSA
ile oluşturabileceği "Birlik" konuşulmuş ve alınan
cevapların tamamının olumlu olduğu
söyleniyor. Anlaşıldığı kadarıyla, DSA ileri
gelenleri sadece birliğe sıcak baktıkları ve
karşı olmadıklarını söylemişler. Ama,
öneriye dört elle sarılan sanıyoruz DSA
tarafında yok. Bu birliğin nasıl
olacağı, ilkelerinin ne olduğu da konuşulmamış.
Konuşulmamasının nedeni ise, "sadece nabız
yoklama ve görüş alışverişinde bulunmak için
yapılan bu tür görüşmeler için grup kararı
olmadığından ilkelerin ve detayın
konuşulmasının uygun bulunmaması" olarak
açıklanıyor.
Her neyse, toplantının sonraki
konuşmalarıyla açıklananlardan ÇAG içerisinde üç eğilim
olduğunu ya da olabileceğini anlıyoruz.
Ankara Barosu seçimlerine, ÇAG listesiyle
ve bağımsız olarak girme eğilimi
Bu eğilim 1990 yılından bu yana var. 1990
seçimleri ve sonrasındaki tüm seçimlere, ÇAG bağımsız listesiyle girdi
ve çoğunlukla ikinci yüksek oyu alan liste
oldu. 2002 yılından sonra sürekli oy
kaybeden ve oy oranları düşen ÇAG, 2004 ve
2006 seçimlerinde liste olarak üçüncü sırada
yer aldı.
Bize göre muhafazakar olarak
adlandırılabilecek bu eğilim, esasen
her grupta olasılıkla vardır.
Birlik için elden
gelen yapılmasına rağmen DSA duyarsız
kalırsa, yapılması gerekenin bağımsız liste
çıkarmak olduğu diğer eğilimlerde olanlarca
da kabul ediliyor. Yani, diğer eğilimler
rağbet görmese de ÇAG'da bir kırılganlık
olmayacak ve ÇAG olasılıkla oy firesi
olmayacak bağımsız bir liste çıkaracak.
DSA ile ilkeli birlikteliğin sağlanması
ve ortak listeyle seçime girilmesi eğilimi
DSA ile ittifak eğilimi 1990 yılından, hatta
daha öncesinden, beri var. 1990 yılı
öncesinde, sonradan ilkesiz olduğu iddia
edilen ittifaklar da yapılmış ve ÇAG'dan üç
avukat yönetime girmişti.
Tabii o günkü şartlar da farklıydı. O
günlerde Demokratik Sol Avukatlar, grup
özelliği taşıyordu ve bir gruptu. Grubun
kanaat önderleri olduğu gibi sözü geçen
liderleri (belki de lideri demek daha doğru
olur) vardı. DSAG adaylarını seçici kurul
belirliyordu. Ve tabii bu şartlar altında
ittifak önerisi götürebileceğiniz
muhatabınız ya da muhataplarınız
bulunabiliyordu. Muhataplar olunca, ilkeleri
konuşabilmek ve hatta ittifak protokolü
hazırlayıp imzalayabilmek de olasıdır.
Bu günlerde ise, DSA hiç de 1980'li yıllarda
olduğu gibi değil. Son seçiminde 3000 kişinin oy
kullandığı sandıkta başkan adayını, binin
üzerinde oy kullanılan sandıkta ise, baro
kurullarına aday göstereceklerini
belirledi. Ve üstelik, "kurullarda sizin
göstereceğiniz isimlere yer veririz"
diyebilecek bir muhatabınız yok. Bu şartlar
altında ÇAG'daki bu eğilim, hayalci
kabul edilebilir.
DSA seçimine katılıp süreç içerisinde
yeni politikaların üretilmesi eğilimi
ÇAG listelerinin baro seçimlerinde sürekli
oy kaybettiğini, oy tabanının azaldığını
gözleyen ve önemseyenlerin taraftarı olduğu
bu eğilim, DSA seçimlerine katılıp
kendilerine en yakın gördükleri adaya oy
verilmesini öngörüyor. Tabii, ÇAG'da
herkes, kendilerine en yakın aday olarak
aynı kişiyi düşünmüyor ya da anlamıyor
olabilir.
Bu eğilimin taraftarları, yeni politikalar
üretebilmek için yeni atılımlar yapılması
gerektiğini, üç bin kişinin oy kullandığı
DSA seçimlerine katılmanın yeni bir açılım
sağlayabileceğini ve bu yeni açılımın birlik
için zemin oluşturabileceğini de
söylüyorlar. Belli ki, bu eğilimin
yandaşlarının kendilerine güvenmeleri için
nedenleri var. Ya da, gözleri inanılmaz kara.
Her iki halde de, sonuç değişmiyor. ÇAG'da
ilk olarak ortaya çıkan bu eğilimin
yenilikçi olduğu kesin. Yenilikçi demek
belki de hafif oldu. Süreç
değerlendirildiğinde, devrimci olduğunu
söylemek daha uygun olabilir. Çünkü, bu eğilimin ÇAG
tarafından kabul edildiğinin sadece
duyulması dahi, tüm dengeleri alt üst eder
ve yeni bir durum yaratır. Bu da, DSA
üzerinde 2008 seçimleri için kurgulanan tüm
oyunların, sadece kurucuların hayali olarak
kalmasının nedeni olacağı anlamına gelir ki,
bu sonucu kestirebilmek için çok özel
yeteneklere sahip olmak gerekmiyor.
Önümüzdeki günlerde, ÇAG ikinci toplantısını
yapar ve karar alabilirse, daha fazlasını
yazabilmemiz mümkün olabilecek.
Demokratik
Sol Avukatlar (DSA)
Demokratik Sol Avukatlar, artık grup
özelliği taşımadığından DSA kısaltmasıyla
anacağız ve önceden kullandığımız DSAG
kısaltmasını kullanmayacağız.
14 Mayıs 2008 toplantısı, yaklaşık 320
sandalyenin bulunduğu Vedat Dalokay
salonunda yapıldı. Ayaktakilerle ve gelip
gidenlerle birlikte toplantıya 360 kişinin
belki biraz fazlasıyla en çok 400 kişinin
katıldığı söylenebilir.
Öncesinde gündem ilan edilmemişti, 17.00'da
başlayan toplantıyı yönetecek divan üyeleri
seçildikten sonra da toplantının gündemi
açıklanmadı. Ya da üstü örtülü açıklandı,
biz fark edemedik. Gündem önerileri geldi ve
saat 18.00 civarında, biraz tartışmalı
olarak, gündeme karar verilebildi.
Toplantıda, baro başkan adayının ve aday
gösterilecek kurul üyelerinin seçimlerinin
aynı gün ve seçim yürütme kurulunun 15
Temmuz 2008'den önce belirleyeceği bir
tarihte, yapılmasına karar verildi. Tabii,
seçim yürütme kurulu da belirlenmeliydi.
Geriye doğru önceki dönem 5 başkan
yardımcısı, başkan aday adaylarının
önereceği birer kişi ve 0-5 yıl
meslek
kıdeminde 2, 5-10 yıl meslek kıdeminde 2, 10 ve
üstü yıl meslek kıdeminde 2 avukattan oluşacak seçim
yürütme kurulu belirlendi. Bizim
hesabımıza göre seçim yürütme kurulu, 11
kişi ve
başkan aday adayı olacakların önereceği
birer kişiden oluşacak.
Hani, insanın aklına gelmiyor değil. Sadece,
seçim yürütme kuruluna bir kişi önerip yer
almasını sağlamak için,
başkan aday adaylığı başvuruları
olabilir mi acaba? Ne dersiniz?
ÇAG ile birlik, hiç konuşulmadı, hatta hiç
önerilmedi. Belli ki, ÇAG'ın birlik
girişimine DSA ileri gelenleri sıcak
bakmıyor ya da bunu toplantıda söylemenin
uygun olmadığını düşündüler. Belki de hiç
işlerine gelmiyor. Öyle ya, dengeleri
bozabilir. Yararlarına olabilecek çok yeni
dengeleri oluşturabilmeleri için zamanları
olmadığı da, kestirilebilir gerçek.
Baro başkanı, bu defa hazırlanmış bir
metinle konuşma yapmadı. Yeniden aday olup
olmayacağı merak ediliyordu, ama, sayın
başkan bu konuda bir açıklama yapmadı. Baro
üyelerine yazılı olarak başkan aday
adaylıklarını daha önce duyuranlar da,
önceden hazırlanmış metinleriyle, konuşma
yapmadılar. Olasılıkla önceden hazırlanmış
metinleri ceplerindeydi. Konuşmaların tamamı
gündem, seçimlerin nasıl yapılması
gerektiği ve yöntem üzerineydi. Konuşmacılar
ise, kimileri için olasılıkla önceden hiç akıllarına gelmeyen
kişilerdi.
Toplantıya katılan hemen herkes fark etti.
Toplantıyı yöneten divanın kafasındaki
yöntem farklı olmasına rağmen, salondakiler,
ısrarlarıyla gündemi belirledi ve
olasılıkla ertelenmek istenen kararları
aldı. DSA için sanıyoruz bu bir ilk. Bu güne
kadar bu tür ilkler DSA ileri gelenleri ya
da belirleyici olma ayrıcalıklarını kaybetmek
istemeyenler için hep ürkütücü olmuştur.
Bakalım bu defa ne kadar ve kimlerden
ürkecekler?
Kimlerin endişelerinin ne olabileceğini
kestirmek zor değil, ve fakat şimdilik gerekli
değil. Yandaşlarının divana yönelik sert
sayılabilecek sözlü tepkilerinin kimilerinde
yarattığı endişeyi, başkan adayının nasıl
giderebileceğini kestirebilmek ise, bu gün
için zor. Bekleyip göreceğiz.
Bu yazımızın amacı, toplantılar hakkında
sadece bilgi vermekti. Bu nedenle, ayrıntılı
yorumdan kaçındık ve yazımızı uzatmamaya
gayret gösterdik.
Bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyoruz.
Baro seçimlerine yaklaşık 150 gün var.
Arkadan TBB seçimleri geliyor ve bu günden
itibaren yaklaşık 370 gün var. Baroların bu
seneki seçimlerinde belirlenecek TBB
delegeleri, TBB genel kuruluna katılacak ve
seçimlerinde oy kullanacak. Tabii, baro
başkanları da TBB delegeleriyle aynı haklara
sahip doğal üyeler olarak seçimlere katılıp
oy kullanabilecekler ve en önemlisi aday
oldukları takdirde seçilebilecekler. Yani,
baro üyeleri, başkanlarını seçtiklerinde TBB
delegeleriyle aynı haklara sahip bir TBB
genel kurulu üyesi de seçmiş olacaklar.