DSA adaylarını
belirlediği seçimden sonra, bazılarının kestirdiği ve
fakat olasılıkla ürktükleri için söylemeye
dillerinin varmadığı gelişmeler oldu. Öyle
ki, Ankara Barosu
2008 seçimlerinin sonuçları kimilerinin
arzuladıklarından çok farklı olabilir. Genel kurul toplantısında öncekilerinde
olduğundan farklı konuşmalar ve tartışmalar
da yer alabilir. Ve, tüm bunlar 2009 yılında
yapılacak TBB seçimlerinin kimilerince
arzulanan ve hasretle beklenen sonuçlarını
da değiştirebilir.
Baroda
Birlik Grubu (BBG)
BBG (Baroda Birlik Grubu) başkan adayı
olarak sayın R. Erden Arısoy'u 20.06.2008
tarihinde belirlemişti. Her ne kadar
kendileri ön seçimde belirledik diyorlarsa
da, seçime katılan başka adaya olmadığı için
seçimle belirlendiğini söyleyebilmek, çok
önemli olmasa da, uygun değil. Sonuçta BBG'nin bir adayı var ve BBG seçim
çalışmalarını sürdürüyor.
Genç meslektaşlarımız sayın R. Erden
Arısoy'u tanımayabilir. Umarız, önümüzdeki
günlerde
http://www.barodabirlik.org adresindeki
web sitelerinde başkan adayları hakkında
ayrıntılı bilgiler yer alır ve en azından İnternet kullanan
sayın Arısoy hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olabilir. Biz
kısa bilgi vermekle yetineceğiz.
Sayın Arısoy, 2000 yılında yapılan Ankara
Barosu seçimlerinde Meslekte Demokratik
Birlik Grubu başkan adayıydı. Her ne kadar
grubun ismi farklı ise de, bu günkü BBG'nin
geçmişindeki ismi olarak kabul
edebilirsiniz. 2000 seçimlerinde listede
kayıtlı üye sayısı 6138, oy kullanan sayısı
3768 ve geçerli oy sayısı 3530'du. Sayın Arısoy, 829 oy almıştı ve bu , seçime
katılanların oylarının %22'sinin, listedeki
üyelerin ise %13,51'inin oyunu aldığı
anlamına geliyordu (ayrıntılı bilgi için
bkz.
Ankara
Barosu 1996 - 2004 Yılları Genel
Kurullarında Yapılan Başkan Seçimleri
Sonuçları).
Sayın Arısoy, Ankara Barosu çalışmalarında
ve seçimlerinde hep yer
almıştır. Yani, 2000 yılının
öncesi de var. Sayın Arısoy, Ankara Barosu
1994 seçimlerinde sayın Vedat Ahsen Coşar'ın
başkan adayı olduğu Demokratik Birlik Grubu
listesinde yer alıyordu. O tarihte,
seçimlere giren Meslekte Birlik Grubuyla
hareket edebilirdi ama etmedi ve DBG
listesinde yer aldı. Belli ki, o tarihte
DBG'nin görüşleri MBG görüşlerine göre kendisi için daha kabul
edilebilirdi (DBG görüşlerini
öğrenmek için üzerlerine
tıklayarak bildirilerini görüntüleyebilirsiniz;
1994/1 bildirisi,
1994/2 bildirisi,
1996 bildirisi,
1998 bildirisi ve
2000 bildirisi).
Çağdaş
Avukatlar Grubu (ÇAG)
2008 Yılında Baro Seçimlerine Doğru; ÇAG ve
DSA Toplantıları başlıklı yazıda, ÇAG içerisinde üç eğilim
olduğundan bahsetmiştik. DSA seçimine katılıp süreç içerisinde
yeni politikaların üretilmesi eğilimi, ÇAG
içerisinde kabul görmedi ve uygulanma
olanağı bulamadı. DSA ile ilkeli birlikteliğin sağlanması
ve ortak listeyle seçime girilmesi eğilimi
de, hem tatmin edici çoğunlukla kabul görmediğinden
hem de koşulları olmadığından uygulanamadı.
Demokratik Sol Avukatlar Gurubu adına Av.
Sami KAHRAMAN’ın başkan adaylığında Ankara
Barosu seçimlerine gireceklerini açıklayan
Demokratik Sol Avukatların 19.09.2008
tarihli duyurusunun yayınlanma sürecinde, ÇAG,
bu gurupla ortak listeyle seçime girilmesini
tartıştı ve 23.09.2008 tarihinde yapılan
toplantısında bu görüşü çoğunluk kabul etti. ÇAG kabulü ortak listeyle seçime girilmesi
yolunda. Yani ÇAG son derece esnek ve ortak
listeden yana bir tavır sergiliyor. ÇAG'ın
bu esnek tavrına rağmen ortak liste üzerinde
anlaşamazlarsa, sonuçlarının sorumluluğu hiç
kuşkusuz
Demokratik Sol Avukatlar Gurubu adına Av.
Sami KAHRAMAN’ın başkan adaylığında Ankara
Barosu seçimlerine gireceklerini
açıklayanlarda ya da en azından bir kaçında
olacaktır.
Demokratik
Sol Avukatlar (DSA)
DSA, 1 Temmuz 2008 tarihinde Ankara Barosu
2008 seçimlerinde göstereceği adaylarını
belirlemek için seçim sandığı kurdu (seçim
sonuçlarını
buraya tıklayıp MS Excel tablosu olarak
bilgisayarınıza indirebilir ve
görüntülediğinizde adayların her sandıkta
aldığı oyu öğrenebilirsiniz). Bu seçimde
oyların neyi anlattığını yorumlayabilmek
hayli zor. Çünkü alınan oyların bileşimi
konusunda DSA yandaşlarının ciddiye alması gereken iddialar
var. Bunlara sonraki paragraflarda
değineceğiz.
Seçimlerin gününün hemen ertesi günü,
yürütme kuruluna itirazlar oldu.
Bilebildiğimiz kadarıyla itiraz edenler,
liste oylaması yapıldığını ve en çok oy alan
listenin (ki bu sayın Vedat Ahsen Coşar
listesidir) seçimi kazanmış kabul edilmesi
gerektiğini iddia ediyordu. Diğer itirazları
ise, iki listeden TBB delegeliği için aday
olanların, en çok hangi listede oy aldılarsa
o listenin oyuyla sıralamaya alınması ve
diğer listeden aldıkları oyun yok sayılması
gerektiği iddia ediliyordu. Bilindiği gibi 6
kişiden 5'i Sayın Akif Kurtuluş ve Sayın
Ümit Bulut listelerinden adaydı. Her iki iddianın
da arzuladığı sonucun, Sayın Vedat Ahsen Coşar
listesi TBB delegasyonu adaylarının
tamamının seçilmiş kabul edilmesinden ibaret
olduğunu anlamak için özel yeteneklere sahip
olmak gerekmiyor. Seçim yürütme kurulu bu
iddiaları kabul etmedi ve sonuçta iki
listeden aday olan TBB delegelerinin
aldığı toplam oyun geçerli ve sıralamaya
esas olduğunu kabul etti. Yani sonuçta
seçimlerin galibi Vedat Ahsen Coşar ve
listesi olmasına rağmen diğer listelerden
TBB delegeliğine aday toplam 5 kişi listeyi
deldi ve aday olabildi.
Bu itirazların olduğu günlerde, liste bazında seçim
yapıldığını iddia edenlerin Milletvekili
seçimleriyle ilgili mevzuatı, iddialarının
kanıtı olarak getirdikleri, o günlerde
kulağımıza gelen bilgilerdi.
Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci
Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
5786 sayılı
Kanunun düzenlemesi nedeniyle D'Hondt
yöntemi üzerinde arkadaşlarımızla çalışmıştık. İtiraz
edenlerin bahsettiğimiz iddialarının verdiği
ilhamla o tarihte bizde
D'Hondt Yöntemi Nedir? DSA'nın 1 Temmuz
Seçimlerinde Kullanılsa Sonuçlar Ne
Olabilirdi? başlıklı yazıyı hazırladık
ve 20 Temmuz 2008 tarihinde yayınladık. İyi
ki konu üzerinde çalışmışız. DSA'nın bu ön seçim
uygulamasında çarşafa dolandığını,
yeni bir anlayış getiremediği sürece dolanacağını ve kimlik tartışmalarının DSA gündeminin ön
sıralarında yer alacağını fark ettik.
Seçim günü, yani 1 Temmuz 2008 Salı günü, henüz
seçim sonuçları alınmadan önce, seçimlerde
elde edilen sonucun Demokratik Sol
Avukatların iradesini göstermediği
ve gösteremeyeceği dillenmeye başlamıştı. 2
Temmuz 2008 Çarşamba günü ise adliye
koridorlarında ve hatta baronun bulunduğu 5.
kat koridorunda yüksek sesle
konuşuluyordu. Daha da fazlası dillenmişti.
Bu durumu kabullenmenin karanlık geleceği
kabul etmek ve Demokratik Sol Avukatların
yok oluşunu seyretmek anlamına geleceği
iddia ediliyor ve Ankara Barosu seçimlerinde
farklı bir başkan adayı ile seçimlere
girmenin zorunlu hale geldiği kulaktan
kulağa dolaşıyordu. Bütün bunların
nedeni, seçim günü sandığa saat 13.30
sonrasında gelip oy kullanan bir gurubun
olduğu ve bu gurubun kanaat önderleriyle
seçim öncesinde sayın Vedat Ahsen Coşar
ve/veya yandaşlarının pazarlık yaptığı
iddiasıydı. Tabii, bu iddia bu güne kadar
kanıtlarıyla açıklanmadı ya da açıklanamadı. Ya da açıklandı da
biz bilgi sahibi değiliz. Bu iddiaları
duyduğumuzda, hemen Sayın Ümit Bulut, Sayın
Akif Kurtuluş ve seçim yürütme kurulu
başkanı sayın Erkin Kaya'dan 2006 ve 2008 DSA seçimine
katılan ve oy kullananların listesini
istedik ama alamadık. Bu listeler ellerinde
bulunduğunu söyleyen kimilerinin, listeleri inceleyerek 600
civarında DSA grubu dışından baro üyesinin
sayın Vedat Ahsen Coşar listesini
desteklemek için seçim sandığında oy
kullandığını tespit ettiği yolunda çeşitli
duyumlarımız da oldu. Bu güne kadar DSA 2006
ve 2008 seçimlerine katılıp oy kullananların
listesini elde edemediğimiz için biz
söylenenlerin ne kadar doğru ve ne kadar
yanlış olabileceği konusunda yorum
yapamıyoruz. Ama, bu listelerin kendinde
olduğunu ve vereceğini söyleyenlerin
bu güne
kadar listeleri bize vermemiş olması,
iddialarda doğruluk payı olabileceği yolunda
kuşkularımızın da nedeni oluyor. Tabii,
kuşkularımızı arttıran nedenlerden biri de, DSA 2006 seçimlerinde oy kullananların
listesinin 2008 yılına kadar ortaya çıkmamış
olmasıdır. Çünkü biz 2006 yılında da listeyi
istemiştik ve listenin Sayın Yaşar Çatak
tarafından alındığı ve kimseye verilmediği
söylenmişti. Bunlar, ister istemez açıklık
ve şeffaflık iddiasında olanların, kapalı
kapılar ardında aldıkları kararlarla oyun
kurmayı ve oyunlarının anlaşılmaması için,
ancak çeşitli uyduruk bahanelerle ağzındaki
şekeri saklamaya çalışan bir çocuk kadar
beceri gösterebildiklerini
düşündürtüyor.
Demokratik Sol Avukatlar Gurubu adına Av.
Sami KAHRAMAN’ın başkan adaylığında Ankara
Barosu seçimlerine gireceklerini açıklayan
Demokratik Sol Avukatların Bildirisi
1 Temmuzu takip eden günlerde, seçimlere
başka bir başkan adayıyla girilmesi görüşü, DSA
yapısının bir tepkesi (bazıları aynı
anlamdaki "refleks" kelimesini kullanıyor)
olarak görülebilirdi ve öyle de görülüyordu.
Daha sonra
"Demokratik Sol Avukatlar Gurubu adına Av.
Sami KAHRAMAN’ın başkan adaylığında Ankara
Barosu seçimlerine gireceklerini açıklayan
Demokratik Sol Avukatların 19.09.2008
tarihli bildirisi" ortaya çıktı. Bu
çıkış nedeniyle (ki medyada bu çıkış ile
ilgili haberler bu günlerde yer alıyor)
artık bir tepke olarak kabul edilemez ve DSA'nın bozuşan ya da kaybettiği kimliğinin
yeniden
tanımlanması girişimi olarak
yorumlanması daha uygundur.
Bu görüşümüzün nedeni, 19.09.2008 tarihli
bildirinin "Demokratik Sol
Avukatlar Gurubunun 1 Temmuz 2008 günü
yapılan ÖNSEÇİMİNDE Gurubun iradesine FESAT
KARIŞTIRILMIŞTIR; ÖNSEÇİM SONUCU MEŞRU
DEĞİLDİR!.. Önseçim sonucunu Demokratik
Sol Guruba mensup meslektaşlarımızın oyları
değil; liste, koltuk ve KOLTUKTA KALMA
pazarlıkları sonucu oluşan neoliberal-gerici
ittifak ve bu ittifakla önseçim sandığına
örgütlü olarak gelen SAĞ OYLAR
belirlemiştir." sözlerinin yer
aldığı ilk paragrafı ile "Atatürk’e
“aşkla bağlı” olduğunu söyleyenlerin;
Mustafa Kemal’in devrimci, antiemperyalist,
aydınlanmacı mücadelesiyle adeta alay
edercesine oluşturduğu neoliberal-gerici
ittifakı, bu cüretkar planı, ülkemiz ve
gurubumuz adına şiddetle reddediyoruz. Başta
Laiklik olmak üzere Cumhuriyetin temel
değerlerinin örselenmesine seyirci
kalamayız. Gurubumuzun içine sürüklendiği bu
bunalımı bir an önce ortadan kaldırmak
amacıyla DEMOKRATİK SOL AVUKATLAR GURUBU
adına Av. Sami KAHRAMAN’ın başkan
adaylığında seçimlere giriyoruz"
sözlerinin yer aldığı paragrafıdır (bildirinin tam metni için
buraya tıklayınız. Bu bildirinin orijinal
metnini
http://samikahraman.com adresinde,
sayın Sami Kahraman'ın seçim için açtığı web
sitesinde bulabilirsiniz).
DSA'nın 2006 yılı seçimleri sonrasında da,
DSA yandaşı olmayan bir kısım meslektaşların
gruplar halinde gelerek yine Sayın Vedat
Ahsen Coşar listesine oy kullandıkları iddia
edilmişti. Ancak, oy kullananların seçimin
sonucunu belirlediği iddiası o tarihte
yoktu. Bir kez daha olmaması temennisinde
bulunuldu, DSA baro büyükleri uyarılarda
bulundu ve olay soğudu ya da soğutuldu.
DSA'nın 2008 seçimleri ile ilgili iddia ise,
2006 yılındakinden çok farklı. Bir başka
grubun DSA seçimlerine müdahalesi ile
seçimin sonucunun belirlendiği iddia
ediliyor. Bundan da öte, bir başka grubun
seçimlere lehine müdahale ettiği ve
kazanmalarını sağladığı aday ve/veya
adayların bu grupla seçim
öncesinde pazarlık yaptığı iddiası da var.
Bu iddiaları ileri süren ve inanan kişilerin
"artık bıçak kemiğe dayandı, yeni ve farklı
bir başkan adayıyla seçime girmek
zorunludur" demeleri de çok doğaldır. Ve
tabii, DSA ismini kullanmaları da
kimliklerini koruma ve/veya yeniden tanımlama
isteklerinin sonucudur.
Demokratik Sol
Avukatlar Grubu Seçim Yürütme Kurulu adına
Başkan Av. Erkin Kaya imzasıyla yayınlanan
25.09.2008 tarihli duyuru
19.09.2008 tarihli bildiri sonrasında,
Demokratik Sol Avukatlar Grubu Seçim Yürütme
Kurulu adına Başkan Av. Erkin Kaya imzasıyla DSA web sitesinde
25.09.2008 tarihli duyuru yayınlandı
(Metnine DSA
web sitesinden ulaşabilirsiniz).
Duyuru, yürütme kurulu başkanı sayın Erkin
Kaya imzasıyla yayınlanmış ve fakat yürütme
kurulunun bu duyurunun yayınlanması için
bir karar alıp almadığı, ya da yürütme
kurulunda kaç kişinin kabulüyle karar
alındığı belli değil.
Tarihi de dikkatimizi çekti.
Demokratik Sol Avukatlar Gurubu adına Av.
Sami KAHRAMAN’ın başkan adaylığında Ankara
Barosu seçimlerine gireceklerini açıklayan
Demokratik Sol Avukatların 19.09.2008
tarihli bildirisinin taslağı, 8
Eylül 2008 Pazartesi günü adliyede elden ele
dolaşıyor ve hatta elde edemeyenler
fotokopisini diğer meslektaşlardan
istiyordu. Yani 8 Eylül tarihinde, barodaki
gelişmelerle ilgilenen hemen herkesin ve
tabii sayın Erkin Kaya'nın da bu taslaktan
haberi vardı. Onbeş gün sonra, 23 Eylül 2008 Salı günü ÇAG toplantısı yapıldı. Olasılıkla aynı gün
ya da en geç ertesi gün baro seçimleriyle
ilgilenenlerin hemen tamamının, ÇAG'ın
Demokratik Sol Avukatlar Gurubu adına Av.
Sami KAHRAMAN’ın başkan adaylığında Ankara
Barosu seçimlerine gireceklerini açıklayan
Demokratik Sol Avukatlarla ortak liste
çıkararak seçimlere girme
eğiliminde olduğundan
haberi olmuştu. Ve hemen akabinde, yani 25
Eylül 2008 Perşembe günü sayın Erkin
Kaya'nın imzasını taşıyan duyuru kaleme
alınmış. Duyurunun metnine bakınca, aceleyle
kaleme alınmış olduğu izlenimine
kapılıyorsunuz. ÇAG ile sayın Sami Kahraman
yandaşlarının birlikte liste çıkarma
olasılığı DSA baro büyüklerinin bazılarını
çok ürkütmüş olabilir mi? Eğer çok
ürktülerse, gerek ÇAG ve gerekse sayın Sami
Kahraman yandaşlarının çok dikkatli olması
gerekir. ÇAG tarafında, sudan bahanelerle engel
çıkacakların olacağını pek sanmıyoruz. Ama
"sayın Sami Kahraman'ın yandaşları içerisinde
sudan bahanelerle engel çıkaracak olmaz"
diyebilmek zor. Ne de olsa DSA
bünyesindeler, bazılarının tavırları aniden
değişebilir ve bir ilkeyi savunuyormuş
görüntüsü içerisinde birlikte liste
çıkarılmasının önüne set çekebilirler. Kim
bilir, bazıları yeterince özverili
olmayabilir de. Karşı çıktıklarının
gayretlerini ve becerilerini de yabana
atmamak gerekir.
Sayın Kaya imzalı bu duyuruda yer alan "Demokratik sol
avukatlar, meşruluğu tartışılmayacak ön
seçimde belirlenen adayları ile Ankara
Barosu 60. Olağan Genel Kurulana
katılacaktır" paragrafı hemen
dikkatimizi çekti. Sanıyoruz, "genel kurula
katılacaktır" demekle "seçimlere katılacaktır"
denilmek istenmiş. Genel kurula katılımın
seçimlere katılımdan çok daha az sayıda
olduğu ve genel kurulu açmak için katılımcı imzalarını
yeterli sayıya ulaştırmak için harcanan
çabalar düşünülürse, diğerinin pek
anlamı olmuyor. Her neyse, anlatım bozukluğu
üzerinde durmayalım ve niyete bakalım.
Dikkat ettiniz mi? seçim yürütme kurulu
başkanı sayın Erkin Kaya, DSA adına
konuşuyor, hatta guruba emrediyor. DSA seçim
yürütme kurulunun ve/veya başkanının böyle
bir yetkisi var mı? bilemiyoruz. Üzerinde
tartışmak ya da yorum yapmak da istemiyoruz.
Çünkü sonuç olarak kararı gurup vermelidir
ve bizce kararını
bir şekilde gösterecektir.
Duyurunun devamında yer alan, "Ön seçimlere aday adayı olarak
katılan ancak gerekli desteği bulamayan
meslektaşlarımızın Demokratik Sol Avukatlar
Gurubu ismiyle baro seçimlerine girmeleri
kabul edilemez bir girişimdir" paragrafı
dikkatimizi çekti. Çünkü duyumlarımıza ve
bizzat görüşmelerimizde elde ettiğimiz
bilgilere göre sayın Akif Kurtuluş ve sayın
Ümit Bulut'un bu girişime öncülük etmeleri
söz konusu değil ve hiç olmamış. Eğer kasıt
sayın Sami Kahraman ise, bu da inandırıcı
değil. Diğer yandan,
son DSA seçimlerinde sayın Akif Kurtuluş ya
da Ümit Bulut'un listelerinde yer alan
isimlerin, sayın Sami Kahraman'ın listesinde
yer almayacaklarını ve Sayın Kaya'nın bu iddiasını
doğrularcasına, koltuk elde etme çabasında
kişiler oldukları görünümü vermeyi istemeyeceğini sanıyoruz.
Yukarıda yazılanlarla, sayın Erkin Kaya'yı
eleştirdiğimizi sananlar olabilir.
Yanılırlar. Sadece durumu tespit etmeye ve
yorumlamaya çalışıyoruz. Esasen böyle bir
duyuru ya da açıklamayı da bekliyorduk, çok
kişi de bekliyordu. Bu açıklama sayın Erkin
Kaya'nın mevcut konumu itibarıyla zorunluydu
da. Sayın Erkin Kaya, seçim yürütme kurulu
başkanı olmasının yanı sıra DSA listesinde
TBB delegesi adayıdır. En önemlisi, DSA baro
büyüklerinden biri olduğundan, görüşlerini
paylaştığı ve birlikte hareket ettiği diğer
arkadaşlarının görüş ve düşüncelerine uygun
tavır alması beklenendir.
28.09.2008
tarihinde DSA web sitesinde yayınlanan,
altında başkan adayı sayın Vedat Ahsen Coşar
ve baro kurulları ile TBB delegasyonuna
adayların isimlerini yer aldığı bildiri
28.09.2008 tarihinde, altında başkan adayı sayın Vedat Ahsen Coşar
ve baro kurulları ile TBB delegasyonuna
adayların isimlerini yer aldığı bir başka
bildiri DSA web sitesinde yayınlandı (tam metni için
buraya tıklayınız).
Bildirinin altında yer alan isimler listeyi
belirtmek için mi yazılmış yoksa her biri
bildiri metnini gördü ve yayınlanmadan
onayladı mı? Bilemiyoruz. Eğer bu bildirinin
metnini onaylamıyorlarsa elbette açıklama
yaparlar ve bizde anlarız.
Bildirinin,
Demokratik Sol Avukatlar Gurubu adına Av.
Sami KAHRAMAN’ın başkan adaylığında Ankara
Barosu seçimlerine gireceklerini açıklayan
Demokratik Sol Avukatları hedeflediği çok
açık. Bildirinin bir bölümünde DSA 2008
seçimlerinin meşru olduğu ve karşı
çıkılmaması gerektiği savunulmuş. Diğer
bölümünde ise, Demokratik Sol Avukatlar
Gurubu adına Av. Sami KAHRAMAN’ın başkan
adaylığında Ankara Barosu seçimlerine
gireceklerini açıklayan Demokratik Sol
Avukatların tavır alışlarının hemen her
değere aykırı olduğuna DSA yandaşlarını ikna
etme çabası var. Böyle bir çabanın
olması normaldir. İktidar için mücadele
ediyorsanız, elbette rakibinizin yanlış
yaptığına oy tabanını ikna etmeye çalışmanız
gerekir.
ANCAK, "Önseçim sonucunu Demokratik
Sol Guruba mensup meslektaşlarımızın oyları
değil; liste, koltuk ve KOLTUKTA KALMA
pazarlıkları sonucu oluşan neoliberal-gerici
ittifak ve bu ittifakla önseçim sandığına
örgütlü olarak gelen SAĞ OYLAR
belirlemiştir" iddiasını reddeden
açık ve anlaşılır bir cevap yok. Tam
tersine, DSA'dan olsun ya da olmasın,
kendini DSA'dan hissetsin ya da hissetmesin
her baro üyesinin DSA seçimlerine
katılabileceği ve oy kullanabileceği
savunuluyor. Ceza yargılamasında yerleşik
tanımlamayla, "tevil yollu ikrar". Biz böyle
anladık ve yorumluyoruz. Başka türlü anlama
ve yorumlama olanağı sizce var mı?
Bu gelişmelerin ve
olayların sorumlusu kim ya da kimler
olabilir?
Süreç içerisinde karşılıklı suçlamaları ve
suçlamaların kişileri hedeflediğini
olasılıkla göreceğiz. Ancak, gelinen
noktadan ne tek başına kişilerin, ne de DSA
içerisindeki kümelenmelerin (biz grup ya da
gurupçuk diyemiyoruz) sorumlu
olduğunu ya da olabileceğini söylemek
haksızlık olur.
DSA'nın 2000 yılı seçimlerinde de, sayın
Sadık Erdoğan'ın aldığı oylar içerisinde sağ
oylar olduğu iddia edilmişti. DSA'nın 2002
seçimlerinde böyle bir iddia olmadı. 2004
seçimlerinde de bu tür bir söylenti olmadı,
ya da biz duymadık. Ama DSA'nın 2006 yılında
başkan adayını belirlemek için yaptığı seçim
sonrası aynı söylenti çok dillendi.
Kurulların belirlendiği ikinci seçim sonrası
ise böyle bir söylenti yoktu. Zaten, başkan
adayının belirlendiği seçime 2887 kişi
katılmışken, kurulların belirlendiği seçime
1035 kişi katılmıştı.
DSA'nın 2000 seçimlerinden sonra da, sandığa
kimlerin gelebileceği ya da gelmesi
gerektiği ve ön seçimde oy kullanabilecekler
listesinin belirlenmesi gerektiği DSA yandaşlarınca konuşuluyor
ve sonraki seçimlerde sızmalara karşı
tedbir alınması isteniyordu. Ama, olmadı.
Tedbir alınamadı. Tam tersine, DSA'nın baro
büyükleri de, sandığa baroya kayıtlı
avukatların tamamı davet edilerek sağlanacak
yüksek katılımın, kendilerine baro
seçimlerinde zafer getireceğine inandılar.
Hatta, katılımın her seçim döneminde biraz
daha artmasından sarhoş oldular ve genel
havanın etkisi altında kalıp bu günkü
bunalımı önceden göremediler denebilir.
Onlar görüp uyarmayınca, DSA yandaşları da
göremedi. Ya da DSA yandaşları içerisinde
görenler oldu, ama sesleri zayıf çıktı ve
uyarıları dikkate alınmadı. Sadece bu kadar
da değil, 2002 yılından bu
yana üç yönetim döneminde de, baro yönetim
kurulundan istifalar oldu ve fakat
istifaların olası nedenleri ve DSA'ya etkisi
hiç irdelenmedi.
Sonuçta, DSA bünyesinin, bu
devinimin ve ortaya çıkan bunalımın nedeni olduğu söylenebilir.
Bu gün için, Ankara Barosu seçimlerinde üç
başkan adayı ve üç liste olacak gibi
görünüyor. Yine de belli olmaz. Dört başkan
adayı (belki fazlası) ve üç listeden fazlası
da olabilir.