inisiyatif.net bilgiweb uygulama avukatın tarihi kültür

hukuk müzesi

 

 

ANKARA BAROSU ULUSAL BAĞIMSIZ AVUKATLAR

BASIN AÇIKLAMASI

haberlogoAÇIK TOPLUMCULARLA VE AÇIK TOPLUM ADINA YAPILAN HUKUK KURULTAYI

  • Ankara Barosu’nca düzenlenen “Hukuk Kurultayı”na, Yeni Dünya Düzeni’nin “demokrasi projesi”, “açık toplum” düşüncesi ve bu düşüncenin temsilcileri damgasını vurmuştur. Bu husus Ankara Barosu Başkanı’nın kurultay programında yer alan yazısındaki değerlendirmeleri ve kurultaya çağrılı bazı isimlerin bugüne dek içinde yer aldıkları çalışmalardan da anlaşılmaktadır.

  • Saygın bazı bilim insanlarımızın ve katılımcıların da bu kurultayda var olmaları, bu gerçeği değiştiren bir etken değildir.

Yapılan Baro Ve Hukukçu Tanımı Sadece Baro Başkanını Bağlar; Toplumun, planın ve devrimin, birey, piyasa ve küreselleşmeyle değiştiğini varsayan anlayış baromuza ait olamaz.

Baro başkanının kurultay programında katılımcılara hitaben yazdığı yazıda, baroların “gerektiğinde devleti, toplumu ve aileyi terk etmek üzere düzenlenmiş kuruluşlar” olduğu ve “kamu adına ve kamu için” çalıştığını söyleyen hukukçuları “her türlü otorite ve iktidar karşısında profesyonel ricacı” olarak tanımlaması sadece kendisini bağlar. Baro başkanının, “planın yerini piyasanın, toplumun yerini bireyin, devrimin yerini hukukun aldığı bir süreci yaşıyoruz” değerlendirmesi ise neo-liberalizmin ilkelerini anlatmaktadır. Plan, devrim ve toplum ulusal devletlere aittir. Bu değerlendirme Türkçe’ye çevrildiğinde çıkan sonuç şudur: Ulusal devlet ve kurumlarını korumak statükoyu korumaktır, o halde ulusal devlet terk edilmelidir. Bütün meslektaşlarımızın kurultay programını incelemesini ve değerlendirmesini istiyoruz. Baromuz adına düzenlenen kurultayda Türkiye’nin içinde bulunduğu dönemin sorunlarına ve ihtiyaçlarına ilişkin hangi konu başlığı vardır?

Tanzimattan Başlatılan Değişimin Adı “Liberalizm”dir.

Kurultay “Tanzimat’tan Günümüze Değişimin Hukuku” adlı açık oturumla başlamaktadır. Yani, değişim Tanzimat’la başlatılmaktadır. Liberalizm, Mahmut Esat Bozkurt’un dediği gibi “doğduğu yerde ölürken, teneşir üstüne yatırılmış bir ceset gibi memleketimize sokulan sistemdir.” Tanzimat’ın vardığı yer ise Düyunu Umumiye ve Sevr’dir.
Değişimin bir başlangıcı olacaksa eğer, bu Cumhuriyet’tir. Tanzimat’a ve Tanzimatçılığa gerekli cevap, halkçı-devletçi Cumhuriyet Devrimi ile verilmiştir.Gelinen noktada, baro yönetimine liberal anlayışların egemen olmasıyla Cumhuriyet Hukukuna aykırı olarak ve yürürlükteki kanunlar, Avukatların kılık kıyafetlerini düzenleyen yönetmelikler gözardı edilerek Baro Genel Kurullarında türban takılmasının özgürlük olduğu kararları alınmıştır.

Müktesebata Uyum ve BOP Adına Parçalanmak İstenen Türkiye ve Lozan

Bir tarafta “Türkiye’nin hazmedilmesinden ve sınır uyuşmazlıklarını çözmesinden” bahseden ve Lozan’ı parçalayan AB Çerçeve Belgesi ve “müktesebata uyum” adı altında Türkiye’nin çözülmesi dayatılırken; Irak’ta dünyanın en acımasız terörü uygulanıp, Atlantik ve AB ülkelerinde Ermeni Soykırımı yalanı yasalaştırılıp, ikiz sözleşmelerle milletimizin dağılması planına yasal dayanaklar yaratılmışken kurultayın Terör ve Demokrasi’yi, İnsancıl Hukuku ve Savaş Suçları ve Soykırımı tartışmasının bize hiçbir yararı yoktur. Bu başlıklar sadece Türkiye’nin içinde bulunduğu yakıcı sorunları biraz daha gözden kaçırmaya yarayacaktır. Bunlar Türkiye’nin gündemi değildir.

Feminizm Günün İhtiyacı mıdır ?

Bugün kadınların ihtiyacı feminist hukuk ve feminizm değil, Cumhuriyet hukuku ve 1923’deki devrimciliktir. Kadın sorunları, ekonomiden eğitime kadar ülkemizin içinde bulunduğu sorunlardan soyut ve bağımsız değildir. Son yıllarda artan biçimde, projelere bağlı ve kendisine “kadın hareketi” diyen bazı küçük ve sözde gruplar kadın sorununu “ Kürt kadının sorunu, Müslüman kadının sorunu” biçiminde bölmüşlerdir. Bu bölme ve projeye tahvil ederek “sektör”leştirme bir dönem yararlı olan feminist hareketlerin toplumca olumsuz biçimde kavranmasına ve büyük kadın kitlelerinin bu mücadeleden kopmasına neden olmuştur.
Feminizm, cinsiyet sömürüsüne dayanan kapitalizm ve emperyalizme karşı ulusal ve bağımsız bir kadın hareketi yaratılmasına katkıda bulunuyorsa bir anlamı vardır. Aksi halde bir grup seçkin kadının kendi iç konuşmaları olarak kalacaktır.

Kadına Yönelik Şiddet ve Namus Cinayetleri Dolar ve Avro’yla Önlenebilir mi?

Baro Yönetim Kurulu, “Namus Cinayetleri” hakkında, “Türkiye’nin en büyük ihraç malı ordusudur” diyen, “Türkiye’nin laiklikte fazla ileri gittiğini” Soros’un danışman kadrosunda yer alıp, dolarlarını kullanarak namus cinayetlerini önleme projeleri yapan kişiyi çağırmıştır. Atatürk’ün tasfiye ettiği ancak bir taraftan emperyalizm tarafından hep canlı tutulan feodalizme, ağalığa, aşiret ve tarikat düzenine dokunmadan namus cinayetlerini önleme iddiasında olmak, manda ve himaye altında kadın haklarının gerçekleşeceğini iddia etmektir. AB, ABD ve onun aktörlerinin paraları ile kadınlara sunulacak “tek hakkın” esaret olduğu Yugoslavya, Rusya, Afganistan ve Irak örneklerinde olduğu gibi döne döne kanıtlanmıştır. Bunun verdiği zararı tartışmayanlar, “feminizm” ile aslında kadın sorunlarının ne kadar uzağında olduklarını göstermektedir.

“Sivil Toplumun” Sözcüleri

Çağrılı isimlerin pek çoğu “sivil toplumun” vazgeçilmez sözcüleri, “kanaat önderleri”. Hep birlikte “sivilleşme” ve “demokratikleşme” adı altında, Türkiye’nin açık bir toplum olarak AB’ye uyumu için kamuoyu yaratmak faaliyetleri içindeler. Sermayenin kurduğu ve kontrol ettiği sözde STK’lar aracılığıyla “sivil toplumu” inşa ediyorlar, “düşünce özgürlüğü ve insan hakları” başlığı altında yabancı devlet parasıyla yapılan projelerde buluşuyorlar. Soros parasıyla resmi adı “Ders Kitaplarında İnsan Hakları” olan, ancak vatan için yapılan fedakarlıkların dahi insan haklarına aykırı olduğu söylenen projede buluşanlarla, “28 Şubat’ın irticai bir kalkışma olduğunu” söyleyen liberalizmin temsilcileri ile sivil örümcek ağının kasası olan National Endowment for Democracy dergisinin yayın kurulu üyeliğini yapanların bir arada olmaları bir tesadüf müdür?

Tüm Avukatlara karşı sorumlu olan Ankara Barosu yönetimini, ülkemizin ve ulusumuzun ihtiyacı doğrultusunda çalışmalar yapmaya davet ediyoruz.

ANKARA BAROSU ULUSAL BAĞIMSIZ AVUKATLAR

İletişim: ulusalbagimsizavukatlar@yahoo.com.tr