TÜRK BORÇLAR KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE

UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN TASARISI

 BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

A. Geçmişe etkili olmama kuralı

Madde 1- Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlerin hukukî sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.

Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış işlemlerin hukuken bağlayıcı olup olmadıkları ve sonuçları, bu tarihten sonra da, yapıldıkları sırada yürürlükte bulunan kanunlara göre belirlenir. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşecek direnim, sona erme ve tasfiye gibi durumlara, aksi öngörülmedikçe Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.

Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerçekleşecek fiil ve işlemlere, bu Kanunda öngörülmüş ayrık durumlar saklı kalmak kaydıyla, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.

B. Geçmişe etkili olma

I. Kamu düzeni ve genel ahlâk

Madde 2- Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, bütün fiil ve işlemlere uygulanır.

II. İçeriği kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler

Madde 3- İçerikleri tarafların istek ve iradeleri gözetilmeksizin doğrudan doğruya kanunla belirlenmiş işlem ve ilişkiler, yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tâbidir.

III. Kazanılmış haklar

Madde 4-  Kazanılmış haklar korunurlar.

Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.

C. Süreler

I. Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri

Madde 5- 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre işlemiş bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürelerin hesabında göz önünde tutulur. Ancak söz konusu süreler, Türk Borçlar Kanununda belirlenen sürelerden uzun ise, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra, 818 sayılı Borçlar Kanununda öngörülen süreyi aşmamak koşuluyla bir yıldan az olamaz ve bu süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreyi de aşamaz.

Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.

II. Diğer süreler

Madde 6- Bu Kanunun 5 inci maddesi, uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Kanununda öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır.

İKİNCİ BÖLÜM

Özel Durumlar

A. Genel işlem koşulları

Madde 7- Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce yapılmış sözleşmelerde yer alan genel işlem koşulları, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde, Türk Borçlar Kanununun 20 ilâ 25 inci maddelerinde öngörülen esaslara uygun hâle getirilir; ancak bu bir yıllık süre içinde de, söz konusu genel işlem koşullarının geçerliliği ve tâbi olduğu hükümler, bu esaslara göre belirlenir.

B. Kısmî ödemeli satışlar

Madde 8- Türk Borçlar Kanununun kısmî ödemeli satışlara ilişkin 252 ilâ 272 nci maddelerinin alıcıyı koruyucu nitelikteki hükümleri, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce yapılan kısmî ödemeli satışlara da uygulanır. 

C. Kira sözleşmesi

Madde 9- Türk Borçlar Kanununun kira sözleşmesine ilişkin 298 ilâ 377 nci maddelerinin kiracıyı koruyucu nitelikteki hükümleri, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce yapılan kira sözleşmelerine de uygulanır.

Kiraya veren, Türk Borçlar Kanununun 346 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre sözleşmeye son verme hakkını, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak beş yıl geçmedikçe kullanamaz.

D. Hizmet sözleşmeleri

Madde 10- Türk Borçlar Kanununun hizmet sözleşmelerine ilişkin 392 ilâ 469 uncu maddelerinin işçiyi koruyucu nitelikteki hükümleri, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce yapılan hizmet sözleşmelerine de uygulanır.

E. Kefalet sözleşmesi

Madde 11- Türk Borçlar Kanununun kefalet sözleşmesine ilişkin 581 ilâ 603 üncü maddelerinin kefili koruyucu nitelikteki hükümleri, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce yapılan kefalet sözleşmelerine de uygulanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Diğer Hükümler

A. Görülmekte olan davalara ilişkin uygulama

Madde 12-  Türk Borçlar Kanununun geçici ödemelere ilişkin 75 inci maddesi, faize ilişkin 87 nci maddesi, direnim faizine ilişkin 119 uncu maddesi ile aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 137 nci maddesi,  görülmekte olan davalarda da uygulanır.

B. Yollamalar

Madde 13- Diğer mevzuatta, bu Kanunla veya Türk Borçlar Kanunuyla yürürlükten kaldırılmış ya da değiştirilmiş bulunan kanunların maddelerine yapılan yollamalar, o maddeleri karşılayan yeni hükümlere yapılmış sayılır. Bu hüküm, her türlü hukukî işlemde yapılan yollamalar için de uygulanır.

C. Genel nitelikli hükümler

Madde 14- Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde, 03/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri, uygun düştüğü ölçüde uygulanır. 

Yürürlükten kaldırılan Kanun

Madde 15- 18/05/1955 tarihli ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçici Madde 1- Bu Kanunun 15 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılan 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılmış ve henüz karara bağlanmamış olan davaların, sulh hukuk mahkemelerinde; bunlardan temyiz aşamasında bulunanların ise, Yargıtay’ın ilgili dairesinde, ayrıca bir işlem yapılmasına ve karar verilmesine gerek olmaksızın görülmelerine devam olunur.

Yürürlük

Madde 16- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 17- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

GENEL GEREKÇE

Borçlar hukuku ve özellikle sözleşmeler hukuku alanında meydana gelen gelişmeler ile günümüzün sosyal ve ekonomik koşulları göz önünde tutularak, 24/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanununun yerini almak üzere, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı hazırlanmıştır.

Tasarı, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşen fiil ve işlemlerin hukukî sonuçlarının hangi kanuna tâbi olacağı sorununa açıklık kazandırılması amacıyla hazırlanmıştır.

Tasarı, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde, “Genel Hükümler”, İkinci Bölümde “Özel Durumlar” ve Üçüncü Bölümde ise “Diğer Hükümler” düzenlenmiştir.

Tasarının Birinci Bölümünde, “geçmişe etkili olmama kuralı”na yer verildikten sonra, bu kuralın “kamu düzeni ve genel ahlâk”, “içeriği kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler” ile “kazanılmış haklar”dan oluşan istisnalarına, “Geçmişe etkili olma” kenar başlığı altında yer verilmiştir. Yine bu bölümde, “Süreler” başlığı altında, “hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri” ile “diğer süreler” ele alınmıştır. Böylece, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilen sürelerin, Türk Borçlar Kanunu Tasarısındaki süreler ile uygulama alanı ve koşulları bakımından ilişkileri düzenlenmiştir. Ayrıca, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında ilk kez öngörülen diğer sürelerin de uygulama alanı ve koşulları, aynı bölümde belirlenmiştir.

Tasarının İkinci Bölümünde, “Özel Durumlar” başlığı altında, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında, “genel işlem koşulları”, “kısmî ödemeli satışlar”, “kira sözleşmesi”, “hizmet sözleşmeleri” ve “kefalet sözleşmesi”nin koruyucu nitelikteki hükümlerinin, özellikle ekonomik bakımdan zayıf olanların korunması amacıyla uygulanması ve yürürlüğüne ilişkin kurallara yer verilmiştir.

Tasarının Üçüncü Bölümünde ise, “Diğer Hükümler” başlığı altında, “görülmekte olan davalara ilişkin uygulamalar”, “yollamalar” ve “genel nitelikli hükümler” düzenlenmiştir. Böylece, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 75, 87, 119 ve 137 nci maddelerinin, görülmekte olan davalarda da uygulanacağı; bu Tasarı veya Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ile yürürlükten kaldırılması ya da değiştirilmesi öngörülen kanunların maddelerine yapılan yollamaların, o maddeleri karşılayan yeni hükümlere yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. Ayrıca, 3/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümlerinin, uygun düştüğü ölçüde, bu Tasarıda hüküm bulunmayan hâllerde de uygulanacağı açıklanmıştır. Aynı bölümün 14 üncü maddesinde, “yürürlükten kaldırılan kanun” belirtilmiş, geçici 1 inci maddesinde de, yürürlükten kaldırılması öngörülen 18/05/1955 tarihli ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen ve Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihte henüz karara bağlanmamış olan davalara ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. Tasarının 15 ve 16 ncı maddelerinde ise, “yürürlük” ve “yürütme” düzenlenmektedir.

Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, bu Tasarının yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşen fiil ve işlemlerin hukukî sonuçlarının hangi kanuna tâbi olacağı sorununa açıklık kazandırılması amacıyla, “Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Tasarısı”nın hazırlanması gerekmiştir.

 

MADDE GEREKÇELERİ

Madde 1- Tasarının üç fıkradan oluşan “A. Geçmişe etkili olmama kuralı” kenar başlıklı 1 inci maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, zaman bakımından uygulanması düzenlenmektedir.

Maddenin kenar başlığında, “Geçmişe etkili olmama kuralı” şeklinde bir ibarenin kullanılmasının sebebi, maddede kanunların kural olarak geçmişe etkili olamayacağına ilişkin temel hukuk ilkesine yer verilmesidir. Buna göre, her hukukî fiil ve işleme, gerçekleştiği dönemde yürürlükte olan kanun hükümleri uygulanacaktır.

Maddenin birinci fıkrasında, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlerin hukukî sonuçları hakkında, Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra da, bunların gerçekleştiği tarih itibarıyla yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Böylece, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşen fiil ve işlemlere, bu fiil ve işlemlerin kaynağı, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde kurulmuş bir sözleşme olsa bile, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 1 Ocak 2006 tarihinde yürürlüğe gireceği varsayılırsa alıcı, satıcının ayıptan sorumluluğu kapsamında olmak üzere, kendisine tanınan seçimlik haklardan birini 31 Aralık 2005 tarihinde kullandığı takdirde, 818 sayılı Borçlar Kanununun 202 nci ve devamı maddelerinin; buna karşılık 1 Ocak 2006 veya daha sonraki bir tarihte kullandığı takdirde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 226 ncı ve devamı maddelerinin uygulanması gerekecektir. Çünkü, seçimlik hakkın kullanılması işlemi, ilk olasılıkta 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu sırada; ikinci olasılıkta ise, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşmiştir.

Aynı şekilde, 818 sayılı Borçlar Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında, “Tarife ve cari fiyat irsali”nin, “icap teşkil etmediği” öngörüldüğü hâlde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Fiyatını göstererek mal sergilenmesi veya tarife, fiyat listesi ya da benzerlerinin gönderilmesi, aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça öneri sayılır.” denilmektedir. Bu düzenleme farklılığı nedeniyle, meselâ, 31 Aralık 2005 tarihinde gönderilmiş bir fiyat listesi, 818 sayılı Borçlar Kanununa göre “icap” oluşturmayacak; buna karşılık 1 Ocak 2006 veya daha sonraki bir tarihte gönderilmiş bir fiyat listesi ise, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, “aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça” öneri sayılacaktır.

Kusursuz sorumluluk, sadece 818 sayılı Borçlar Kanununda ya da diğer özel bir kanunda düzenlenen durumlar için söz konusudur. 818 sayılı Borçlar Kanununda “tehlike sorumluluğu”na ilişkin  genel nitelikte bir kurala yer verilmemiştir. Oysa, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında, kusursuz sorumluluk, belirli ilkelere bağlı durumlar olarak düzenlenmiştir. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 70 inci maddesinde, kusursuz sorumluluk hâllerinden biri olarak “tehlike sorumluluğu”na ilişkin genel nitelikte bir düzenleme yapılmıştır. Bu durumda, tehlike sorumluluğu kapsamındaki bir haksız fiil, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş olup da, 818 sayılı Borçlar Kanununa veya diğer özel bir kanuna göre bu durum için açıkça bir kusursuz sorumluluk öngörülmemişse zarar gören, Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten sonra açacağı bir tazminat davasında, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 70 inci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiğini ileri sürerek tazminat isteyemeyecektir. Çünkü, Tasarının 1 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, böyle bir durumda uygulanacak kanun hükümlerinin belirlenmesinde, haksız fiilin işlendiği tarihin göz önünde tutulması gerekir. Bu nedenle, haksız fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte olan kanun Türk Borçlar Kanunu ise, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulama alanı bulacak, aksi takdirde haksız fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümleri, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğü sırasında da  uygulanacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşmiş işlemlerin hukuken bağlayıcı olup olmadıklarının ve sonuçlarının, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra da, gerçekleştikleri sırada yürürlükte olan kanun hükümleri uyarınca belirleneceği öngörülmektedir. Meselâ, evli bir kişi, 31 Aralık 2005 tarihinde kefil olmuşsa, bu kefaletin geçerli olması için eşinin rızası aranmayacaktır. Böylece, 1 Ocak 2006 ve daha sonrası itibarıyla eşin rızası, kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşullarından birini oluşturduğu hâlde, 31 Aralık 2005 tarihinde kefil olan evli bir kişinin eşinin rızasının bulunmaması, bu kefaletin geçersizliği sonucunu doğurmayacaktır. Yine fıkraya göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşecek direnim, sona erme ve tasfiye gibi durumlara, aksi öngörülmedikçe Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp  yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşecek fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Tasarısında belirtilmiş olan ayrık durumlar dışında, Türk Borçlar Kanununun uygulanacağı kabul edilmiştir. Nitekim, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinde, kazanılmış hakların korunacakları ifade edilmiştir. Böylece, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde kazanılmış haklar, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra da korunacak ve bunlara ilişkin düzenlemeler uygulama alanı bulacaktır.

Maddenin düzenlenmesinde, 03/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1 inci maddesi  göz önünde tutulmuştur.

Madde 2- Tasarının tek fıkradan oluşan “B. Geçmişe etkili olma / I. Kamu düzeni ve genel  ahlâk”  kenar başlıklı  2 nci maddesinde,  Türk Borçlar Kanunu Tasarısında yer verilen kurallardan hangilerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmelerinden sonra, geçmişe etkili olarak uygulanacakları düzenlenmektedir.

Maddede, “kanunların geçmişe etkili olmaması kuralı”nın ayrık durumlarına yer verilmiştir. Bunlardan birini kamu düzeni, diğerini ise genel ahlâk oluşturmaktadır. Buna göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, hangi tarihte gerçekleşmiş olursa olsunlar, bütün fiil ve işlemlere uygulanacaktır. Maddede yapılan düzenlemeyle, kamu düzeninin ve genel ahlâkın gerektirdiği hâllerde, geçmişe etkili olmama ilkesinin uygulanamayacağı kabul edilmiş olmaktadır. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 80 inci maddesi uyarınca, hukuka veya ahlâka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemeyecek; ancak, açılan davada hâkim tarafından, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verilebilecektir. Bu hüküm, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde hukuka veya ahlâka aykırı bir sonucun elde edilmesi amacıyla verilmiş olan şeyler bakımından da uygulama alanı bulacaktır.

Maddenin düzenlenmesinde, Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 2 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Madde 3- Tasarının tek fıkradan oluşan “II. İçeriği kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler” kenar başlıklı 2 nci maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının  hükümlerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmelerinden sonra, içeriği kanunla belirlenen işlem ve ilişkilere uygulanması düzenlenmektedir.

Maddeye göre, içerikleri tarafların istek ve iradeleri gözetilmeksizin doğrudan doğruya kanunla belirlenmiş işlem ve ilişkiler, yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tâbi olacaktır.

Maddede yapılan düzenlemeyle, tarafların iradesine bağlı olmaksızın, içeriği kanun koyucu tarafından düzenlenen işlem ve ilişkiler, hangi tarihte kurulmuş olurlarsa olsunlar, yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, bütünüyle Türk Borçlar Kanunu Tasarısına tâbi tutulmuştur. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında, 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak, âdi ortaklıktan çıkma ve çıkarılma düzenlenmiştir. Adî ortaklık sözleşmesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde kurulmuş olsa bile, adî ortaklıktan çıkma ve çıkarılma durumlarına, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı hükümleri uygulanacaktır.

Maddenin düzenlenmesinde, sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 2 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Madde 4- Tasarının iki fıkradan oluşan “III. Kazanılmış haklar” kenar başlıklı 4 üncü maddesinde, kazanılmış hakların Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonraki durumları ile Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin, henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere uygulanması düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, kazanılmış hakların korunacakları ifade edilmektedir. Meselâ, adî ortaklıkta, kendisine yönetim görevi verilen ortak, önceki kanun zamanında önemli bir tasarruf işlemi yapmışsa, uygulama ve öğretide kabul edilen bazı görüşlere göre, bu hususta kendisine oybirliğiyle ve yetki belgesinde açıkça yetki verilmemiş olması, işlemin diğer ortaklar yönünden bağlayıcılığını etkilemez. Oysa, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 637 nci maddesinin son fıkrasının son cümlesinde,  temsil yetkisine sahip yönetici ortağın, böyle bir yetkiyi kullanabilmesi için, “yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması” koşullarının gerçekleşmesi aranmıştır. Yönetici ortağın, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanun hükümlerine göre yapmış olduğu işlemi diğer ortaklara karşı ileri sürme hakkı, bir kazanılmış haktır. Bu nedenle, diğer ortaklar, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiğini ileri sürmek ve yeni Kanunun 637 nci maddesinin son fıkrasının son cümlesine dayanmak suretiyle, yönetici ortağın bu kazanılmış hakkına itiraz edemeyeceklerdir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir. Meselâ, 818 sayılı Borçlar Kanununun 183 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, kural olarak, “satılan şeyin nef’i ve hasarı akdin in’ikadı anından itibaren müşteriye intikal eder.” Oysa, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 207 nci maddesinin birinci fıkrasına göre, “satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri … anına kadar satıcıya aittir.” Bu düzenleme farklılığı nedeniyle, satış sözleşmesi 31 Aralık 2005 tarihinde kurulmuş olduğu takdirde hasar, satılanın zilyetliği alıcıya devredilmemiş olsa bile, kural olarak bu tarih itibarıyla alıcıya geçecektir. Buna karşılık, hasarın 1 Ocak 2006 veya daha sonraki bir tarihte gerçekleştiği varsayılırsa, satılanın zilyetliğini henüz alıcıya devretmemiş olan satıcı, bu tarih itibarıyla kazanılmış hakkından söz ederek, hasarın alıcıya ait olduğunu ileri süremeyecektir. Çünkü, bu olasılıkta, satıcı bakımından hasarın geçmesi konusunda kazanılmamış bir hakkın (yani beklenen hakkın) varlığı söz konusudur. Beklenen haklara ise, fıkra uyarınca, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı hükümleri uygulanacaktır.

Madde 5- Tasarının iki fıkradan oluşan “C. Süreler / I. Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri” kenar başlıklı 5 inci maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış veya Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ile ilk defa öngörülmüş olup da, başlangıç tarihi itibarıyla dolmuş bulunan hak düşürücü sürelerin ve zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında göz önünde tutulacak esaslar düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, hak düşürücü sürelerin ve zamanaşımı sürelerinin kamu düzenine ilişkin oldukları göz önünde tutularak, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında öngörülen hak düşürücü sürelere ve zamanaşımı sürelerine ilişkin hükümlerin, her durumda uygulanacakları kabul edilmiştir. Bu uygulama yapılırken, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu sırada işlemiş olan süreler, hesaplamada dikkate alınacaktır.

Fıkraya göre, 818 sayılı Borçlar Kanununda öngörülen sürelerin daha uzun olması durumunda, yine Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreler uygulanacaktır.  Bununla birlikte, bir geçiş hükmü olmak üzere, bu sürenin dolması, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak en az bir yılın geçmesine bağlı tutulmuştur. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında öngörülen süreden daha uzun olamayacaktır. Meselâ, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde, Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da, taşınırlara ilişkin eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğunun tâbi olduğu zamanaşımı süresi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 126 ncı maddesinin (4) numaralı bendi uyarınca, beş yıl olarak uygulandığı hâlde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 478 inci maddesinde, bu süre iki yıl olarak belirlenmiştir. Bu durumda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, taşınırlara ilişkin eser sözleşmelerinde, yüklenicinin ayıptan sorumluluğuna uygulanacak zamanaşımı süresi daima iki yıl olacaktır. Ancak, iki yıllık sürenin başlangıcı itibarıyla, önceki Kanunun yürürlükte olduğu dönemde işlemiş bölümü:

a) İki yıl veya daha fazla ise işsahibi, bu geçiş hükmü sayesinde, bir yıllık ek süreden yararlanabilecektir.

b) İki yıldan az ise işsahibi, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, işleyecek süresi bir yıldan az olmamak koşuluyla, Türk Borçlar Kanununda öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanabilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre ise, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da, başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanabilecekler; ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında öngörülen süreden daha uzun olamayacaktır. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 72 nci maddesinde, rücu istemlerinin, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı öngörülmüştür. Bu zamanaşımı süresine, ilk defa Türk Borçlar Kanunu Tasarısında yer verilmiştir. Fıkra uyarınca, rücu istemlerinde bu zamanaşımı süresi uygulanacak, ancak bu süre, başlangıç tarihi itibarıyla, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihte dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, bir yıllık ek süreden yararlanabileceklerdir. Buna karşılık, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında ilk defa öngörülen süre bir yıldan az ise hak sahibi, bu süre içinde hakkını kullanabilecek, bu durumda onun bir yıllık ek süreden yararlanması söz konusu olmayacaktır. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 465 inci maddesine göre, evde hizmet sözleşmesinde işveren, işçinin teslim ettiği üründe bulduğu ayıpları teslimden başlayarak bir hafta içinde işçiye bildirecek; bu bildirimi  belirtilen süre içinde yapmazsa, ürünü mevcut hâliyle kabul etmiş sayılacaktır. Maddede öngörülen bir haftalık süre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra da bir hafta olarak uygulanacak ve bu durumda işverenin, bir yıllık ek süreden yararlanması söz konusu olmayacaktır.

Madde 6- Tasarının tek fıkradan oluşan “II. Diğer süreler” kenar başlıklı 6 ncı maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında öngörülen hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri dışındaki diğer sürelere, belirtilen Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak uygulama düzenlenmektedir.

Maddeye göre, Tasarının 5 inci maddesi, uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısında öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanacaktır. Meselâ, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 237 nci maddesine göre, önalım ve geri alım haklarının en çok yirmibeş yıllık, alım hakkının ise en çok on yıllık süre için kararlaştırılabileceği öngörülmüştür. 818 sayılı Borçlar Kanununda ise, böyle bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Türk Borçlar Kanunu Tasarısında, bu haklara ilişkin öngörülen süre sınırlaması, belirtilen Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra da, kural olarak, her durumda uygulanacaktır. Ancak, söz konusu süreler, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde dolmuşsa, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin birinci fıkrası kıyas yoluyla uygulanacak ve hak sahibi, bir yıllık ek süreden yararlanabilecektir. Aynı şekilde, söz konusu sürelerin 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde işlemiş olan bölümü, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihte henüz dolmamış ve geri kalan süre bir yıldan az ise, hak sahibi her durumda yine bir yıllık ek süreden yararlanabilecektir.

Madde 7- Tasarının tek fıkradan oluşan “A. Genel işlem koşulları” kenar başlıklı 7 nci maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılmış sözleşmelerde yer alan genel işlem koşullarına ilişkin uygulama düzenlenmektedir.

Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılmış sözleşmelerde yer alan genel işlem koşulları, belirtilen Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 20 ilâ 25 inci maddelerinde öngörülen esaslara uygun hâle getirilecektir. Böylece, genel işlem koşullarının uygulanması konusunda, taraflara, serbest iradeleriyle ve söz konusu esaslara uymak koşuluyla düzenleme yapma olanağı sağlamak üzere, bir yıllık süre verilmiştir. Ancak, kendisine genel işlem koşulları dayatılan tarafın korunması gerektiği için, bu tür koşulların geçerliliği ve tâbi olduğu hükümler hakkında, bir yıllık süre içinde de aynı esasların uygulanacağı kabul edilmiştir.

Madde 8- Tasarının tek fıkradan oluşan “B. Kısmî ödemeli satışlar”  kenar başlıklı  8 inci maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, kısmî ödemeli satışlara ilişkin 252 ilâ 272 nci maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan kısmî ödemeli satışlara uygulanması düzenlenmektedir.

Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 252 ilâ 272 inci maddelerinin alıcıyı koruyucu nitelikteki hükümleri, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılmış olan kısmî ödemeli satışlara da uygulanacaktır. Bu konuda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının, kısmî ödemeli satışlardan biri olan taksitle satış sözleşmesinde,  alıcının def’ilerine ilişkin 256 ncı maddesi ile yetkili mahkeme ve tahkime ilişkin 261 inci maddesi, alıcıyı koruyucu nitelikteki hükümlere örnek olarak gösterilebilir. Aynı şekilde, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinde, ödemelerin güvenceye bağlanmasına ilişkin 264 üncü maddesi ile satış bedelinin belirlenmesine ilişkin 267 nci maddesi de, bu nitelikteki hükümlerin örneklerini oluşturmaktadır.

Madde 9- Tasarının iki fıkradan oluşan “C. Kira sözleşmesi” kenar başlıklı 9 uncu maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, kira sözleşmesine ilişkin 298 ilâ 377 nci maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan kira sözleşmelerine uygulanması düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının kira sözleşmesine ilişkin 298 ilâ 377 nci maddelerinin kiracıyı koruyucu nitelikteki hükümleri, yürürlüğe girmesinden önce yapılan kira sözleşmelerine de uygulanacaktır. Bu konuda, kira sözleşmesinin genel hükümleri arasında yer verilen, Tasarının takastan feragat yasağına ilişkin 325 inci, kiralananın geri verilmesine ilişkin 333 ve 334 üncü maddeleri; konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiracı aleyhine düzenleme yasağına ilişkin 345 inci ve dava sebeplerinin sınırlılığına ilişkin 353 üncü maddeleri ile ürün kirasında, olağanüstü durumlarda kira bedelinden indirime ilişkin 362 nci maddesi, kiracıyı koruyucu nitelikteki hükümlere örnek olarak gösterilebilir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, kiraya verenin, Türk Borçlar Kanununun 346 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre sözleşmeye son verme hakkını, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak beş yıl geçmedikçe kullanamayacağı öngörülmektedir. Fıkra ile, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önceki  dönemde,  meselâ  onbeş  yıllık  sürenin  dolmuş  olması  durumunda, kiraya verenin, belirtilen Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, kira ilişkisinin, kiraya veren tarafından hemen sona erdirilmesinin doğurabileceği sakıncaların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Bir geçiş hükmü niteliğindeki fıkra uyarınca, kiraya veren, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 346 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında kendisine tanınmış olan kira ilişkisini tek taraflı olarak sona erdirme hakkını, söz konusu fıkralara uygun davranması koşuluyla, ancak Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden beş yıl sonra kullanabilecektir. Bu düzenlemeyle, kiracının yeni düzenleme karşısında, belirli bir süre korunmasının uygun olacağı kabul edilmiştir.

Madde 10- Tasarının tek fıkradan oluşan “D. Hizmet sözleşmeleri” kenar başlıklı 10 uncu maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra, hizmet sözleşmelerine ilişkin 392 ilâ 469 uncu maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan hizmet sözleşmelerine uygulanması düzenlenmektedir.

Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının hizmet sözleşmelerine ilişkin 392 ilâ 469 uncu maddelerinin işçiyi koruyucu nitelikteki hükümleri, Tasarının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan hizmet sözleşmelerine de uygulanacaktır. Bu konuda, Tasarının genel hizmet sözleşmesinin hükümleri arasındaki ücretin korunmasına ilişkin      406 ncı maddesi, ücret alacağının haczi, rehni ve devredilmesine ilişkin 409 uncu maddesi ile ceza koşulu ve ibraya ilişkin 419 uncu maddesi, pazarlamacılık sözleşmesi hükümleri arasındaki pazarlamacının harcamalarına ilişkin 457 nci maddesi ile evde hizmet sözleşmesinin hükümleri arasındaki çalışma koşullarının bildirilmesine ilişkin 462 nci maddesi, işçiyi koruyucu nitelikteki hükümlere örnek olarak gösterilebilir.

Madde 11- Tasarının tek fıkradan oluşan “E. Kefalet sözleşmesi” kenar başlıklı 11 inci maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden sonra,  kefalet sözleşmesine ilişkin 581 ilâ 603 üncü maddelerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce yapılan kefalet sözleşmelerine uygulanması düzenlenmektedir.

Maddeye göre, Türk Borçlar Kanununun kefalet sözleşmesine ilişkin 581 ilâ 603 üncü maddelerinin kefili koruyucu nitelikteki hükümleri, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılan kefalet sözleşmelerine de uygulanacaktır. Bu konuda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 582 nci maddesinin son fıkrası, kefili koruyucu nitelikteki hükümlerin başlı başına yeterli bir örneğini oluşturmaktadır. Gerçekten, fıkraya göre “Kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, bu bölümde (Tasarının İkinci Kısmının Onbeşinci Bölümünde) kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez.”

Madde 12- Tasarının tek fıkradan oluşan “A. Görülmekte olan davalara ilişkin uygulama” kenar başlıklı 12 nci maddesinde, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının hangi hükümlerinin, yasalaşıp yürürlüğe girmelerinden sonra, görülmekte olan davalarda da uygulanacakları düzenlenmektedir.

Maddeye göre, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının geçici ödemelere ilişkin 75 inci maddesi, faize ilişkin 87 nci maddesi, gecikme faizine ilişkin 119 uncu maddesi ile aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 137 nci maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanacaktır. Böylece, haksız fiilden zarar görenlerin korunmasını amaçlayan Tasarının 75 inci maddesinin, para borçlusunu aşırı faiz yüküne karşı koruyan 87 ve 119 uncu maddelerinin ve taraflarca, sözleşme ile üstlenilen edimler arasında sağlanmış olan dengenin, içlerinden biri aleyhinde ve aşırı ölçüde bozulması durumunda, o tarafı korumayı amaçlayan 137 nci maddesinin, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının yasalaşıp yürürlüğe girmesinden önce açılmış olup da hâlen devam etmekte olan davalarda da uygulanacağı öngörülmüştür. 

Madde 13- Tasarının tek fıkradan oluşan “B. Yollamalar”  kenar başlıklı 13 üncü maddesinde, diğer mevzuatta, bu Tasarıyla veya Türk Borçlar Kanunu Tasarısıyla yürürlükten kaldırılması ya da değiştirilmesi öngörülen kanunların maddelerine yapılan yollamaların nasıl uygulanacağı düzenlenmektedir.

Maddeye göre, bu nitelikteki yollamalar, o maddeleri karşılayan yeni hükümlere yapılmış sayılacak ve son cümlesi uyarınca, madde hükmü, her türlü hukukî işlemde yapılan yollamalar için de uygulanacaktır.

Madde 14- Tasarının tek fıkradan oluşan “C. Genel nitelikli hükümler” kenar başlıklı 14 üncü maddesinde, Tasarıda hüküm bulunmayan hâllerde yapılacak uygulama düzenlenmektedir.

Maddeye göre, Tasarıda hüküm bulunmayan hâllerde, Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri, uygun düştüğü ölçüde uygulanacaktır.

Madde 15- Tasarının tek fıkradan oluşan “Yürürlükten kaldırılan Kanun” kenar başlıklı 15 inci maddesinde, 18/05/1955 tarihli ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun, düzenleme konularından uygun görülenleri aynen veya bazı değişikliklerle Türk Borçlar Kanunu Tasarısının kapsamına dahil edildiği için, yürürlükten kaldırıldığı belirtilmektedir.

Geçici Madde 1- Tasarının tek fıkradan oluşan Geçici 1 inci maddesinde, Tasarının 15 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılan Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılmış ve henüz karara bağlanmamış olan davalara ilişkin uygulama düzenlenmektedir.

Maddeye göre, bu nitelikteki davaların, ayrıca bir işlem yapılmasına ve karar verilmesine gerek olmaksızın, Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun yürürlükte olduğu dönemdeki gibi sulh hukuk mahkemelerinde; bu mahkemelerce karara bağlanmış olup da temyiz aşamasında bulunan davaların ise, Yargıtay’ın ilgili dairesinde görülmelerine devam olunacaktır. Madde ile, söz konusu Kanunun yürürlükten kaldırılmasından sonra da görülmekte olan davalarda, görevli mahkemenin görevinin devam edip etmeyeceği konusunda ortaya çıkabilecek duraksamanın giderilmesi amaçlanmıştır.

Madde 16- Yürürlük maddesidir.

Madde 17- Yürütme maddesidir.

http://www.kgm.adalet.gov.tr/gorus/borclaryururluk.htm