|
| |
Son güncelleme: 01.04.2006
GÖRÜŞLER/ÇALIŞMALAR
Türkçe Kaynaklar
|
 |
Hukukun Dili
ve Eski ile Yeni
- Vasfi
Şensözen, 1967
Kabul edildiği zamana ve daha eski devirlere nazaran bir dil
sadeliği hamlesini de gösteren Medenî Kanun, Borçlar ve Usul kanunları
metinlerinden başka, nazari yata ait telifat ve neşriyatın da ağdalı olduğu
iddia edilmektedir. Bu iddia; liselerimizin bugün için verebildiği dil ve
edebiyat kültürü ve çocuklarımızın okuyabildiği mütalâa eserleri açısından
doğrudur. Fakat, bugünkü orta tahsilde kazanılan dil bilgisinin hukuk gibi bir
yüksek tahsile hazırlık bakımından yeterli olup olmadığı münakaşaya mütehammil
bir meseledir. Bu meseleyi bizden evvel, geçen ders yılının açılışında İstanbul
Üniversitesi Rektörü umumî mahiyette ortaya koymuş, liselerin öğrencileri
üniversiteye yetecek kadar hazırlıyamamakta olduğunu açıkça beyan etmiştir. Bu
söz; umumî kültür itibariyle de bir hakikatin ifadesi olduğu kadar dil bilgisi
noktasından da mühim bir eksikliği dile getirmiş bir haldedir. |
|
 |
Türkçe'de
Özleşme ve Hukuk Dili
- Sami Selçuk, 1974
"Dilimiz, hızla
arılaşmaktadır. Aydınlar, kökleşen bu akıma kendilerini
vermişlerdir. Bu ülkücü tutkuyu, özenti gibi gösterme
çabasında olanların bile, yeni türetilen sözcükleri,
daha önceleri beğenmedikleri sözcükleri kullanarak
eleştirmeleri dikkat çekicidir. Sağduyu zafer kazanmış,
«anadil bilinci» doğmuştur, toplumumuzda. Çünkü dilde
özleşme akımı, bilimsel gerekçelere ve gerçeklere
dayanmaktadır. Bunları şöyle sergileyebiliriz:.." |
|
 |
Hukukta Dil
- Yekta Güngör Özden, 27.04.1974
"Bilinmektedir ki sosyal ilişkilerin tarihiyle yaşıt olan «Hak,
Hukuk» kendini sözcüklerle duyurmuştur. Tanımı, kapsamı belli sözcükler
yapılmış, etkileri sezilmistir, yaşanmıştır. Hakka biçim veren hukukun zamana ve
topluma göre gelişmesini sürdürmesi, anlayışını değiştirmesi hep sözcüklerle
olmuştur. Dinsel devlet çağında dinsel deyimlerden alman hukuk sözcükleri,
uygarlık geliştikçe ulusal dile dönüşmüştür. Medeni Yasadan önce İslâm
sözcükleriyle dolu hukukumuz, Cumhuriyetten sonra ana dilimizle özletmiş,
güçlenmiştir. Bilimin giysisi olmaktan kurtulan dil, bilimi ulusal yarara sunan
araçtır. Bilim ulusal değildir ama ulusal dille canlanmayan konular ulusallık
dışında kalırlar. Ulusal hukuktan söz etmek, bu hukukun ulusal dille dokunmuş
olmasına bağlıdır. Ulusal dili olmayanın ulusal hukuku da olamaz. Yabancı
biçimlerle ulusa düzen ve güven vermekte olanaksızdır. Ulusal yaşantıda
çelişkileri önlemek için ulusallığı bir bütün olarak benimsemeliyiz. Tıpkı
bağımsızlık gibi. Bir yanı bağımlı olunca bütün olarak bağımsızlık güçtür. Dili
ulusal değilse hukuk ta ulusal değildir. Türk hukukunu Türk dilinde
söylemek ülküsünü benimseyenler, Medeni Yasa ile hukuk dilimizi de ulusal kılmak
çabasına girişmişlerdir. Kendini öz diliyle ortaya koyamayan hukukun saygı
toplaması beklenemez." |
|