|
| |
Son güncelleme: 12.02.2007
MAHKEME KARARLARI
İdare Mahkemeleri
|
 |
T.C. Danıştay 8.
Dairesinin 2006/76 E. 2006/4876 sayılı kararı
Türkiye Barolar Birliği'nin 2006 yılı Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesi'nde, bir avukat yanında çalışan avukatın aylık ücretini en az 1000
YTL olarak belirlemesi üzerine Adalet Bakanlığı ve bir avukat tarafından
açılan ve önce yürütmenin durdurulması kararı verdiği davada; "Bir avukat
ve yanında çalışan avukat arasında, iş akdinden doğan çalıştıran-yanında
çalışan ilişkisi, bir başka deyişle istihdam ilişkisi bulunmaktadır. Çalışan
ve çalıştıran avukat arasındaki vekalet, avukatlık asgari ücret
tarifesindeki hukuki yardım ve vekalet sözleşmesi kapsamında
bulunmamaktadır." gerekçesi ile tarifenin bu hükmünü iptal
kararı. |
|
 |
T.C. Danıştay 4. Dairesinin 2006/1878 E. sayılı dosyasından YÜRÜTMENİN
DURDURULMASI kararı
Danıştay Dördüncü Dairesinin 20.06.2006 günlü
ve E:2006/2026 sayılı kararıyla, 23.02.2006 gün ve 26089 sayılı Resmi
Gazete'de yayınlanan 356 sıra nolu Vergi Usul kanunu Genel Tebliğinin iptali
istenen "B-İcra Dairelerince Alacaklı Taraf Avukatına Ödenmesine Karar
verilen Vekalet Ücretlerinin Belgelendirilmesi" bölümü hakkında yürütmenin
durdurulmasına karar verilmiştir. |
|
 |
Ankara 7. İdare Mahkemesinin 15.02.2006 gün, 2005/2238 E dosyasında
YÜRÜTMENİN DURDURULMASI kararı
Açıklanan nedenlerle açıkça hukuka aykırı
bulunan ve uygulanması halinde telafisi güç ya da imkansız zararlara sebep
olacağı anlaşılan 10 yılını doldurmuş su sayaçlarının zorunlu olarak ön
ödemeli elektronik kartlı sayaçla değiştirilmesine ve buna bağlı olarak 200
YTL sayaç, 100 YTL montaj bedeli istenilmesine ilişkin tüm işlem, karar ve
uygulamaların 2577 sayılı Yasanın 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızın
dava sonuna kadar yürütülmesinin durdurulmasına 7 gün içinde Ankara Bölge
İdare Mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere 15.2.2006 gününde
oybirliğiyle karar verildi. |
|
 |
İzmir 3. İdare Mahkemesinin 30.11.2005 gün, 2005/1516 E dosyasında
YÜRÜTMENİN DURDURULMASI kararı
...
kayıtlı 5028 Avukatın bulunduğu bildirilen İzmir Barosunun üye
hacmi gözetilmeden belirlenen bir toplantı salonunda 1627 avukat tarafından
imzalanmış
hazirun
cetvelindeki her bir avukatın Genel Kurula katılıp oy kullanma
hakkı ve görevi olduğu halde salonun fiziki şartları nedeniyle
sadece 385 kişinin katılabildiği oylamada dışarıda kalan
çoğunluğun yok sayıldığı, salona giremeyen avukatların imzalı
tutanağına karşın ve önergeler üzerine oylama ve sayım
yapılamadan sadece salonda bulunan bir kısım üyenin divanı
seçilmiş kabul etmeleri şeklinde oluşan divan başkanlığının
oluşum biçimi yukarda alıntısı yapılan mevzuat hükümlerine
aykırı bulunduğu, dolayısıyla usulüne uygun olarak teşekkül
ettirilmeyen Divan Başkanlığınca alınan erteleme kararında da
hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. |
|
 |
İzmir 4. İdare Mahkemesinin 20.10.2004 gün, 2005/571 E dosyasında YÜRÜTMENİN
DURDURULMASI kararı
... şeklinde görüşme konusu belirtilmek suretiyle Baro Genel
Kurulunun olağanüstü toplanması istemiyle yaptıkları başvurunun, istem
konusunun Baro Genel Kurulunun görev alanına girmediği gerekçesiyle reddine
ilişkin Baro Başkanlığı işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı
anlaşılmaktadır.
Olayda, yasanın anılan amir hükmü karşısında, temelde Baro
Yönetim Kurulunun bir kararının genel kurulda görüşülmesini amaçlayan ve
yasada yazılı başvuru çoğunluğunu da taşımadığı ileri sürülmeyen talep
doğrultusunda Baro Genel Kurulunun olağanüstü toplantıya çağrılması
gerekirken aksi yöndeki dava konusu işlemde mevzuata uyarlık
bulunmamaktadır. |
|
 |
Ankara
10. İdare Mahkemesinin 20.10.2004 gün, 2004/294 E ve 2004/1889 K.
sayılı kararı
Dava konusu olayda, ilgili soruşturma
dosyasının ve eki savunma ve olaya tanık olan kişilerin1 ifadelerinin
incelenmesinden, davacı avukatın duruşma sırasındaki tavırlarının meslek
kurallarına aykırı olduğu kanaatinin oluşmadığı, davacının olayın oluş ve
gelişimi sırasında sesini yükseltmekle birlikte duruşma yargıcına incitici
ve saygısız şekilde hitap etmediği, olayların bu şekilde gelişimine duruşma
yargıcının da katkısı olduğu hususunun sanık ifadeleriyle ortaya konulmasına
karşın soruşturmacı Antalya Barosu Disiplin Kurulu yapılan itirazı inceleyen
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun bu hususu dikkate almadığı,
dolayısıyla davacının Avukatlık Kurallarına aykırı bir hareketi olmadığı
anlaşıldığından, bu nedenlerle kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin
işlemde hukuka uygunluk bulunmamıştır. |
|
 |
Ankara 9. İdare Mahkemesinin 30.09.2004 gün, 2003/1246 E ve 2004/1317 K.
sayılı kararı
TBB Adli
Yardım Yönetmeliği hükümleri uyarınca avukat olarak görevlendirilen davacıya
atandığı görevle ilgili vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin
ikinci kısım 2. Bölümü 10. bendinden ödenemeyeceği yolundaki 9.7.2003 tarih
ve 29/51 sayılı Ankara Barosu Yönetim Kurulu kararının iptali. |
|
 |
Ankara 3. İdare Mahkemesinin 11.06.2004 gün, 2003/11192 E ve 2004/978 K.
sayılı kararı
Adaletin tam
tecellisi olarak önem ve öncelik kazanan Manevi tazminatın sadece kişinin
şeref ve haysiyeti gibi manevi değerlerin değil, yaşam, beden tümlüğü,
sağlık gibi kişilik haklarına dahil olan bedensel değerlerin ihlali halinde
de ilgilinin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi
bir tatmin araç olduğu dikkate alındığında demokratik hukuk devletinin
işlemesinde, yargılama ve hak arama özgürlüğünün sağlanmasında emeği geçen
avukat davacının vatandaşlar önünde üst aramasına maruz kalmasının meslek
onurunu zedelediği bir gerçek olup meydana gelen üzüntüsünün
karşılanabilmesi maksadıyla uygun ve haksız zenginleşmeye yol açmayacak
miktarda ve günün ekonomik koşulları karşısında talep edilen tazminat
miktarı da gözönünde tutulmak suretiyle talep doğrultusunda 2.500.000.000-
TL manevi tazminata hükmedilmiştir. |
|
 |
Zonguldak İdare Mahkemesinin 17.04.2002 gün, 2001/1206 E ve 2002/505 K.
sayılı kararı
Kdz. Ereğli Orman İşletme Müdürlüğü avukatı
olarak görev yapan davacının, Avukatlık Yasası’nda yapılan değişiklik
nedeniyle vekalet ücretlerinin herhangi bir limit olmaksızın tamamının
kendisine ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 13/9/2001
tarih ve 5724 sayılı işlemin; 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 164.
maddesinde yapılan değişiklik sonucu getirilen “Avukatlık ücreti
avukatındır. Aksine sözleşme yapılamaz.” hüküm ile değişiklikten önceki
mevcut mevzuat çerçevesinde belirli limitler dahilinde avukatlık ücretinden
kesinti yapılmasına cevaz veren hükümlerin kaldırıldığı, yeni yapılan
düzenleme hükmünün amir hüküm olduğu, avukatın emek ve mesaisi karşılığında
ve en önemlisi “avukat” olması sebebiyle, müvekkili ile ilgisi olmayan,
müvekkilin hesabından çıkmayan ve tamamen davayı kazanmış olması ile
ünvanından kaynaklanan, avukat ile takip edilmemesi halinde tahakkuk etmesi
de söz konusu olamayacak olan avukatlık ücretine limit konulmasının mümkün
olmadığı, avukatın kişisel emeği ve üzerine aldığı sorumluluk karşılığı
tamamen alması gereken ücrette kesinti yapılmasının insan hakları ve hiçbir
yasayla bağdaşmayacağı, mahkeme kararlarının uygulanma zorunluluğu
kapsamında bizzat unvanı ve adı geçen kararlarda yasa gereği kararda adı
geçen avukat adına hükmedilen ücretten kesinti yapılmasının ve limit
konulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali
istenilmektedir. |
Hukuk Mahkemeleri
|
 |
İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.09.2004 gün, 2004/150 E ve 2004/488 K.
sayılı kararı
İç Hukuk ile Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin 11. Maddesinin çelişiyor olsa dahi artık sözleşmenin 11.
Maddesinin iç hukukun üstünde olduğundan konusunun Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin 11. Maddesi çerçevesinde çözülmesi gerekmekte olup, barışçıl
bir derneğin, ancak demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde
olarak ulusal güvenliğin, kamu düzeninin korunması ve sağlanması ve suç
işlenmesinin önlenmesi yanında sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak
ve özgürlüklerinin korunması amaçları ile faaliyetleri sınırlanabilecektir.
Hakkında dava açılan İnsan Hakları Gündemi Derneği’nin yukarıda anılan
nedenlerle eksikliklerin süresi içine yerine getirilmediğinden dolayı
feshine karar verilmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. Maddesine
göre mümkün görülmemiş ve fesih kararının verilmesinin hakkaniyet ve adalet
ilkeleri ile bağdaşmayacağı göz önüne alınarak mahkememizce davanın reddi
yönünde karar vermek gerekmiştir. |
|